İran, Zelenskiy’in danışmanının İsfahan saldırısıyla ilgili yorumuna öfkelendi

İsfahan’daki askeri üretim tesisinin patlama anı (Reuters)
İsfahan’daki askeri üretim tesisinin patlama anı (Reuters)
TT

İran, Zelenskiy’in danışmanının İsfahan saldırısıyla ilgili yorumuna öfkelendi

İsfahan’daki askeri üretim tesisinin patlama anı (Reuters)
İsfahan’daki askeri üretim tesisinin patlama anı (Reuters)

İran’ın İsfahan şehrinde bir askeri sanayi tesisine silahlı insansız hava araçları (SİHA) ile düzenlenen saldırının ardından Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Mihaylo Podolyak’ın İran’da yaşananların ülkesindeki savaşla doğrudan ilgili olduğunu söylemesi Tahran’ın tepkisini çekti.
İran, Ukrayna’nın Tahran Maslahatgüzarı’nı çağırarak Kiev’i protesto etti.
Podolyok Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Savaş mantığı acımasız ve öldürücüdür. Yazarları ve suç ortaklarına kesinlikle bedel ödetir. İran’da patlamalarla dolu gece, SİHA’lar, füze üretimi ve petrol rafinerileri. Ukrayna sizi uyardı” ifadelerini kullanmıştı.
İran, dün yaptığı açıklamada, İsfahan merkezindeki Savunma Bakanlığı’na ait bir tesisi hedef alan SİHA saldırısını önlediğini ve herhangi bir yaralanma veya ciddi hasar olmadığını öne sürdü.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ülkede güvensizlik ortamı yaratmayı amaçlayan ‘korkakça’ bir saldırı olarak nitelendirdiği olaydan hiçbir tarafı sorumlu tutmadı.
Devrim Muhafızları’na bağlı Öğrenci Haber Ağı’na (SNN) göre, radikal milletvekili Hüseyin Mirzayi, İsrail’in bunun arkasında olduğuna dair ‘güçlü spekülasyonlar’ olduğunu söyledi.
AFP’nin haberine göre, İran Dışişleri Bakanlığı tarafından Twitter üzerinden yapılan açıklamada ise, Podolyok’un tutumu ‘garip ve taraflı’ olarak nitelendirildi ve Ukrayna hükümetinden bu açıklamayla ilgili resmi ve acil bir açıklama talep edildi.
İran resmi haber ajansı IRNA, Bakanlığın Ukrayna’nın Tahran Maslahatgüzarı’na Ukrayna hükümetinden acil bir açıklama talep eden bir protesto notası verdiğini bildirdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani de açıklama yaparak, “Ukrayna Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı’nın düşmanca ve provokatif tutumu şüphelidir. İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası hukuka aykırı eylemlerde yer alan taraflara misilleme yapmak için meşru ve yasal haklarını saklı tutar” dedi.
Ukrayna ve Batılı müttefikleri, İran’ı Rusya’ya cephe hatlarından uzaktaki Ukrayna şehirlerinde sivil hedeflere saldırmak için kullandığı yüzlerce SİHA’yı sağlamakla suçluyor.
İran, Rusya’ya SİHA gönderdiğini kabul etti, ancak bunların Moskova’nın geçen yıl Ukrayna işgalini başlatmasından önce teslim edildiğini iddia etti.
Rusya ise, askerlerinin Ukrayna’da İran yapımı SİHA kullandığını reddediyor, ancak düşürülen bazı SİHA’ların İran yapımı olduğu görüldü.
İran’ın nükleer müzakere heyetinin danışmanı Muhammed Marandi, Twitter hesabında şunları yazdı;
“Zelenskiy, İran füzeleri ve diğer silahların yıkıcı gücünü test etmek mi istiyor? Böyle bir aptallıktan kesinlikle pişman olacaktır. Görünüşe göre Zelenskiy’in danışmanlarından biri Ukrayna’nın İsrail’in İsfahan’a düzenlediği saldırıya katkıda bulunduğunu ima etti.”
ABD medyası İsrail’i işaret etti
ABD’li bir yetkili dün Reuters’e verdiği demeçte, gece saatlerinde düzenlenen SİHA saldırısından İsrail’in sorumlu göründüğünü söyledi.
Wall Street Journal gazetesi, ABD’li yetkililerden alıntı yaparak, İsrail’in İsfahan’daki askeri tesise saldırı düzenlediğini bildirdi.
Buna karşılık The New York Times, İsrail ile ABD arasındaki güvenlik diyaloğuna aşina olan yetkililere dayandırdığı haberinde, İsfahan’daki askeri tesise yapılan saldırının Mossad işi olduğunu aktardı.
The New York Times’ın olayla ilgili analizinde, “İsfahan, İsrail’e ulaşan birçok orta menzilli Şahab füzesinin montajı da dahil olmak üzere, İran’da füze üretimi, araştırma ve geliştirme için önemli bir merkezdir” ifadelerini kullanıldı.
Aynı zamanda The New York Times, İsfahan şehrindeki tesisin nükleer silahlarla veya İsfahan eyaletindeki dört nükleer tesisle ilgili olmayacağını öne sürdü.
İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan gazetecilere verdiği demeçte, “Bu tür eylemler, uzmanlarımızın nükleer çalışmalarımızda ilerleme kaydetme kararlılığını etkilemeyecektir” dedi.
Temmuz ayında İran, ülkeden sürgün edilen Kürt muhalefet partisi Komala üyelerinin İsrail adına İsfahan’daki hassas bir savunma sanayi merkezini havaya uçurmayı planladığını ve söz konusu kişilerin yakalandığını bildirdi.
İsrail ordusu sözcüsü, konu hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
İsrail, diplomasinin İran’ın nükleer veya füze programlarını engellemede başarısız olması halinde askeri harekata girişme tehdidinde bulundu, ancak şu ana kadar belirli gerçekler hakkında yorum yapmaktan kaçınma politikası izledi.
Reuters’ın haberine göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, İran’daki hava saldırılarına hiçbir ABD askeri gücünün katılmadığını söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermeyi reddetti.
Son iki yılda, İran’ın askeri ve nükleer tesisleri benzer saldırılara maruz kaldı.
Bunlardan en belirgin olanı, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Tahran’ın güneydoğusundaki hassas Parchin askeri üssünde İran SİHA’larına üretimine yönelik bir atölyeye SİHA’lar tarafından düzenlenen saldırıydı.
Bir yıl önce Kerec’te merkezi teçhizatın geliştirilmesine yönelik kurulan bir tesis saldırıya uğradı.
Her iki saldırı da yakın mesafeden havalanan SİHA’lar tarafından gerçekleştirildi. Bu, saldırganların elindeki ileri teknolojinin hafif drone’larda patlayıcı taşımalarına olanak tanıdığını gösteriyor.
İran, geçtiğimiz yıl Nisan ayında santrifüj üretim ekipmanını Natanz nükleer kompleksinin yanı sıra İsfahan’daki iki yeni tesise taşıdı.
Bu hareket, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda (UAEA) iki tesiste üretilecek santrifüjlerin miktarı hakkında soru işaretleri uyandırdı.
UAEA, tesislerde güvenlik kameraları kurmuş olsa da, Tahran’ın Şubat 2021’de ek protokolü terk etmesinden sonra Şubat ayından bu yana kayıtlarını alamadı.
Kremlin İsfahan saldırısını analiz ediyor
Rusya, İsfahan’daki saldırı hattına girdi ve gerilimi tetikleyebilecek ‘provoke edici’ olarak tanımladığı eylemler konusunda uyarıda bulundu.
Russia Today’in haberine göre, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, “Bu tür yıkıcı eylemlerin Ortadoğu’da barış ve istikrar için öngörülemeyen sonuçları olabilir. Pek sakin olmayan bu bölgede kontrol edilemez bir tırmanışa yol açabilecek tüm provokatif eylemleri şiddetle kınıyoruz” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov ise gazetecilere verdiği demeçte, “Egemen bir devlete karşı bu tür eylemler ancak kınanabilir. Kremlin olanları analiz ediyor” diye konuştu.
Ancak Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko, İran’ın İsfahan’da düzenlenen SİHA saldırılarının soruşturulmasına yardım etmesi için henüz Rusya’ya başvurmadığını söyledi.
TASS’ın haberine göre, bir gazetecinin bu konudaki sorusuna Rudenko, “Resmi kanallardan bu tür bir davet almadık” yanıtını verdi.
Avrupa gerilimin tırmanabileceği konusunda uyardı
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, bloğun bölgedeki tüm aktörleri İsfahan’daki saldırının ardından gerilimi tırmandıracak eylemlerden kaçınmaya çağırdığını bildirdi.
Stano, Brüksel’de dün düzenlediği basın toplantısında, “İran’dan gelen haberleri takip ediyoruz ve saldırının arkasında kimin olduğunu ve tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz” dedi.
Petrol fiyatları, İsfahan saldırısının ardından, Ortadoğu’da yaşanan gerilimlerin desteğiyle dün Asya işlemlerinde yükseldi.
Reuters’ın haberine göre, bir petrol yetkilisi, İran’daki herhangi bir tırmanışın ham petrol akışını bozabileceğini vurguladı.



Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.