Rusya anlaşmanın sağlandığını açıkladı: Suriye-Türkiye görüşmelerinde masada İran’da olacak

Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
TT

Rusya anlaşmanın sağlandığını açıkladı: Suriye-Türkiye görüşmelerinde masada İran’da olacak

Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA

Önümüzdeki Mayıs ayından önce Suriye, Rus ve Türk liderler düzeyinde bir zirveye hazırlık olarak dışişleri bakanları düzeyinde üçlü bir toplantı gerçekleştirileceği yönünde tahminler artarken, Moskova, Ankara ile Şam arasındaki yakınlaşma yolunu hareketlendirme çabasını yineledi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov dün yaptığı açıklamada Moskova'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara ve Şam arasındaki krizi çözme yaklaşımını desteklediğini vurguladı. Dün görüştüğü Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile yaptığı basın toplantısında konuşan Lavrov, ‘İran'ın bu sürece katılması konusunda bir anlaşmaya varıldığını’ söyledi. Lavrov ‘Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesine yönelik gelecekte yapılacak temasların Rusya ve İran'ın arabuluculuğuyla gerçekleştirilmesinin mantıklı’ olduğunu ifade etti. ‘Belirli sonuçlara ulaşmak için ivedilikle ilerleme kaydedilmesi gerektiğini’ vurgulayan Lavrov, “Askeri ve diplomatik düzeyde önümüzdeki tarihler ve formüller konusunda çalışmalar devam ediyor” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan diplomatik bir kaynak, daha önce müzakerelere İran’ın dahil olmasına karşı çıkan Ankara’nın Moskova ile İran’ın normalleşme sürecine katılması konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Öte yandan aynı kaynağa göre daha önce İran'ın, Rus ve Türk tarafların Tahran'ın rolünü görmezden gelmesine ilişkin çekinceleri vardı ve Rus tarafına ‘Suriye-Türkiye normalleşme yoluna dahil edilmesinin gerekliliği’ konusundaki görüşünü bildirmişti.
Lavrov’un açıklamalarından bir gün önce Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir açıklamaya göre, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Pazartesi günü Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Eymen Susan ile yaptığı görüşmede, Moskova’nın ‘Suriye egemenliğine saygı ilkeleri temelinde Şam ile Ankara arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yardım etmeye’ hazır olduğunu duyurdu.
Söz konusu açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şam'ın bölgesel çevre ile diyaloğunun kademeli olarak geliştirilmesi Suriye'de uzun vadeli kapsamlı bir çözümün önemli bir bileşeni olarak görülürken, Rus tarafı, Suriye'nin birliğine, toprak bütünlüğüne ve egemenliğine koşulsuz saygı ilkeleri çerçevesinde Suriye-Türkiye ilişkilerinin normalleştirilmesi de dahil olmak üzere gerekli yardımı sağlamaya devam etmeye hazır olduğunu yineledi.”
Açıklamanın devamında ‘görüşmede Suriye ve çevresindeki duruma ilişkin görüş alışverişinde bulunmanın yanı sıra, Suriye'de kapsamlı bir çözümü teşvik etmeye, Astana formülünün öncü rolü ile önemine ve Suriye Anayasa Komitesi'nin yapıcı çalışmalarının yoğunlaştırılmasına vurgu yapıldığı’ ifade edildi. Aynı şekilde ‘çeşitli düzeylerde ikili temasların programı da dahil olmak üzere geleneksel Rusya-Suriye dostane ilişkilerini daha da güçlendirmeye yönelik bağımsız konuların’ tartışıldığı belirtildi.

11 yıl sonra ilk resmi temas
Geçen Aralık ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e Türkiye, Rusya ve Suriye arasında istihbarat servisleri başkanları ile savunma ve dışişleri bakanlarının bir araya gelmesinin ardından ülke liderleri arasında bir görüşme yapılmasını teklif ettiğini açıklamıştı. Rusya Savunma Bakanlığı'na göre Suriye krizini çözmenin yollarını görüşmek üzere Rusya, Suriye ve Türkiye'nin savunma bakanları ve üç ülkenin istihbarat başkanları geçen yılın sonlarında Moskova'da bir araya gelmişlerdi. Bu görüşmeler, Ankara ile Şam arasında 11 yıl aradan sonra yapılan ilk resmi teması temsil ediyordu.
Görüşmelerin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ankara'nın geçtiğimiz Ocak ayının ikinci yarısında Türkiye ve Suriye dışişleri bakanları arasında üçüncü bir ülkede olabilecek şekilde bir toplantı düzenlenmesini önerdiğini söylemişti.
Aralarında Kremlin'e yakınlığı ile bilinen Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) Program Koordinatörü Ivan Bocharov'un da bulunduğu Rus uzmanlar yakın bir zamanda, Moskova, Ankara ve Şam arasındaki gelecek müzakerelerin ve beklenen diyalog gündemine ilişkin düşüncelerin belirlenmesinin önemini vurguladılar. Bu diyaloğu ilerletirken Kürtlerin çıkarlarının dikkate alınması gerektiğine de işaret ettiler. Bocharov Rusya merkezli İzvestiya gazetesinde kaleme aldığı bir yazıda, Türkiye'nin Suriye hükümetiyle ilişkileri normalleştirme olasılığıyla güç yöntemlerini birleştirerek Suriyeli Kürtlerin sorununu çözmeye çalıştığını belirtti. Moskova-Ankara-Şam hattındaki müzakerelerin önemli olduğunu ancak Suriye Kürtleriyle de etkileşim içinde olunması gerektiğini sözlerine ekledi. Bu bakımdan Bocharov’a göre misilleme adımları atmaması için Türk tarafının kışkırtılmaması gerektiğine Suriyeli Kürtleri ikna etmek önemli. Bu, iddia edilen askeri operasyonu durdurmaya yardımcı olabilir. Böylece de başka bir insani krizin çıkması önlenip Moskova, Ankara ve Şam arasındaki müzakereler için olumlu bir zemin oluşturulabilir.
Bocharov yazısının devamında “Rus uzmanlar topluluğu, Suriye hükümetinin ekonomik bağları yeniden gözden geçirme, ademi merkeziyetçi bir yönetime geçme ve yerel (Kürt) seçkinlerin ulusal düzeyde güç hiyerarşisine entegrasyonu yönünde çalışması gerektiğine defalarca dikkat çekti. Bu sayede Kürt sorunu çözülebilir. Kürtlerin çıkarları dikkate alınmazsa, Ankara ile müzakereleri zorlaştırabilecek şekilde faaliyetlerini artırmaları olası” ifadelerini kullandı.

Rusya, OPCW raporuna tepki gösterdi
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün (OPCW) 2018 yılında Şam kırsalındaki Duma ilçesine düzenlenen kimyasal saldırıya ilişkin yakın zamanda yayınladığı raporu şiddetle eleştirerek, OPCW’nin kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin raporunun amacının Batı'nın Suriye'ye yönelik saldırganlığını haklı çıkarmak olduğunu vurguladı.
Bakanlık tarafından Pazartesi günü yayınlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Soruşturma ekibinin önünde duran ve en nihayetinde yerine getiremediği görevin asıl amacının, ABD, İngiltere ve Fransa'nın Duma olayı bahanesine sığınarak Suriye'ye yönelik saldırganlığını haklı çıkarmak ve uluslararası hukukun normlarını ve temel ilkelerini ihlal ederek Suriye'deki sivil ve askeri bölgelere geniş çaplı bir füze saldırısı başlatmak olduğu aşikârdır (...) Moskova, Batı'nın bu uluslararası örgütü manipüle etmesini kınıyor.”
Bakanlık ‘örgütün raporunun, Suriyeli ve Rus uzmanların; OPCW, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu'na sunduğu ve Duma kimyasal saldırı olayını Batı'nın uydurduğunu kanıtlayan bulgularını çürütme girişimi’ olduğunu belirtti. Bakanlık bu raporun ‘politize edildiğini ve parayla satın alındığını’ iddia ederek, raporun, ‘Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin Duma ilçesi çevresindeki hareketlerinin Rus tarafı tarafından denetlendiği izlenimi yaratmak amacıyla araştırmacıların ve sponsorlarının başarısız girişimleri’ olduğunu kaydetti.
Bakanlık “Rusya’nın kimyasal provokasyon ile ilgili anlatısını destekleyecek bilgileri soruşturma ekibine vermediği yönündeki suçlamalar tarafımızca reddedilmektedir. Çünkü Rusya, tıpkı diğer bazı devletler gibi, bu kurumu gayri meşru görmektedir ve defalarca ifade edildiği gibi, temel hususlar dışında kendisiyle işbirliği yapma niyetinde değildir” ifadelerini kullandı.



SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.