Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın Cumhurbaşkanı adaylığı gündemde

Dürzi İlerici Sosyalist Parti Cumhurbaşkanlığına Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn’ı önerdi

Patrik Rai, 31 Ocak’ta Demokratik Buluşma Bloğu Başkanı Milletvekili Teymur Canbolad, milletvekilleri Vail Ebu Faur ve Raci es-Saad ile bir araya geldi (NNA)
Patrik Rai, 31 Ocak’ta Demokratik Buluşma Bloğu Başkanı Milletvekili Teymur Canbolad, milletvekilleri Vail Ebu Faur ve Raci es-Saad ile bir araya geldi (NNA)
TT

Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın Cumhurbaşkanı adaylığı gündemde

Patrik Rai, 31 Ocak’ta Demokratik Buluşma Bloğu Başkanı Milletvekili Teymur Canbolad, milletvekilleri Vail Ebu Faur ve Raci es-Saad ile bir araya geldi (NNA)
Patrik Rai, 31 Ocak’ta Demokratik Buluşma Bloğu Başkanı Milletvekili Teymur Canbolad, milletvekilleri Vail Ebu Faur ve Raci es-Saad ile bir araya geldi (NNA)

Lübnan’da (Dürzi) İlerici Sosyalist Parti (İSP), Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın cumhurbaşkanlığına aday gösterilen isimlerin başında geldiğini açıkladı. Aynı şekilde şu ana kadar hiçbir adayın 65 milletvekilinin desteğini almadığı belirtilirken bu gelişme, parti ve parlamento bloğu tarafından yapılan istişareler ve toplantıların bir sonucu olarak yaşandı. Öyle ki son olarak 31 Ocak’ta Maruni Patriği Beşara er-Rai, İSP Genel Başkanı Velid Canbolad ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri bir araya geldi.
İSP temsilcilerinin, meclis başkanı Berri, (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi ve diğer muhalif bloklar gibi sürekli temas halinde olduğu tarafların yanı sıra (Şii) Hizbullah ve (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi müttefikleri ve muhalifleri içeren siyasi taraflarla gerçekleştirdiği görüşmelerden sonra Meclis’teki Demokratik Buluşma Bloğu Başkanı Timur (Teymur) Canbolad, 31 Ocak sabahı milletvekilleri Vail Ebu Faur ve Raci es-Saad’ın da yer aldığı bir heyetin başında Bkerki’deki Maruni Patrikhanesi’ni ziyaret etti. Yetkililer, görüşme sırasında cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve siyasi gelişmeleri ele aldı.
Görüşme sonrasında Saad, “Bugün patrikhaneye yaptığımız ziyaret, Bkerki’nin vatana düşkünlüğünün bir teyidi olarak gelişti. Bkerki, toplumun ve anayasanın ana destekçisini temsil ediyor. Anayasaya ve mezhebe bağlı kalmak, kurumları hayata döndürmek, reformları bir an önce başlatarak ekonomik ve mali kurtarma sürecini başlatmak dışında bir çözüm yoktur” dedi.
Rai ile bir cumhurbaşkanı seçme gerekliliğini ele alan Saad, “Çünkü düzenin anayasal yaşama ve ortaklığa dönüşü, özellikle kurumların parçalanması ve talihsiz ve tehlikeli yargı mücadelesi ortasında yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesiyle başlar. Tüm finans kurumlarının greve gitmesi, tüm sektörlerin çökmesi ve güvenlik kurumlarının grev başlatması korkusu gölgesinde koşulların mezhepsel bir boyut kazanmamasını temenni ediyoruz” diyerek, bir arada yaşamanın önemini ve ülkeyi güvenliğe götürecek anayasaya uygun idari yönetimin uygulanması gerektiğini vurguladı.
Raci es-Saad, “Bu noktadan hareketle, bütün söylediklerimize dayanarak, anayasaya ve mezhebe bağlı kalmaktan, cumhurbaşkanı seçmekten, kurumları yeniden canlandırmaktan, bir boşluğun oluşmasını önlemekten ve derhal reformları başlatarak mali ve ekonomik kurtarma sürecini başlatmaktan başka çare olmadığı konusunda Patrik ile hemfikiriz” açıklamasında bulundu.
Saad, “Cumhurbaşkanlığı için belirli bir isim üzerinde anlaşma yok. Ancak bir isimler hiyerarşisi var ve mevcut tüm isimler arasında ordu komutanı General Joseph Avn ilk sırada. Bu, Demokratik Buluşma’nın tavrının bu olduğu anlamına gelmez. Daha çok tüm bloklar arasındaki tüm toplantıların sonucudur” dedi.
Velid Canbolad’ın cumhurbaşkanlığı için önerdiği isimler konusu da Patrik Rai ile ele alınırken, bu çerçevede Saad, “Bugün belirli bir isim üzerinde anlaşma yok. Ancak sunulan isimlerde bir tür hiyerarşi var. Demokratik Buluşma’nın tavrından değil, tüm partiler ve bloklar arasında ve hatta yabancı ülkeler düzeyinde gerçekleşen tüm toplantılardan bahsediyoruz ki ordu komutanının adı da çokça tartışılıyor” ifadelerini kullandı.
Genelkurmay Başkanı hususunda anlaşmaya varılması halinde anayasa değişikliğinin gerekliliği ve bu değişikliğin yapılması için yeterli sayıda milletvekili bulunmasının mümkün olup olmadığı hakkında ise Milletvekili, “Tartışılan isimler var ve sonunda ordu komutanının ismi konusunda büyük bir anlaşma olursa o zaman anayasa değişikliğini konuşuruz. Ama şu ana kadar hem anayasayı değiştirmek için hem de son yaşanan her olay için bir isim üzerinde anlaşmaya varmadık” dedi.
İSP Milletvekili Hadi Ebu el-Hasan ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ordu komutanının adının ilk sırada gelmesinin, ona bazı dost ülkelerin dış desteğinden ve bazı partilerin iç desteğinden kaynaklandığını söyledi. Genelkurmay Başkanı Avn’ı destekleyen parlamento bloklarının neler olduğu sorusuna ise Ebu el-Hasan, “Lübnan Kuvvetleri Partisi, üzerinde anlaşmaya varılması durumunda desteğini gizlemedi. Bir dizi muhalefet gücünün yanı sıra, Milletvekili Mişel Muavvad’ı desteklemekten vazgeçmeye karar verdiğimizde, bunun doğrudan bir başkan seçmeye gideceği konusunda hepimiz hemfikiriz” şeklinde yanıt verdi.
Ebu el-Hasan, hareketliliğe ve Demokratik Buluşma’nın gerçekleştiği toplantılara da değinirken, bunların alarm zilinin çaldığı ve oturumları boykot etme tehditlerinin ortaya koyulduğu son seçim oturumundan itibaren başladığına dikkati çekti. Milletvekili Hadi Ebu el-Hasan, aynı gün içerisinde Hizbullah ve ardından Milletvekili Cibran Basil ile bir araya gelirken, 31 Ocak’ta da Patrik ile görüştü. Yakın zamanda ise Meclis Başkanı Berri ile bir araya gelecek. Ebu el-Hasan ayrıca, görüşmeler sırasında General Joseph Avn, eski bakan Cihad Azour ve eski Milletvekili Salah Hanin başta olmak üzere üç ismin gündeme geldiğini dile getirdi. Ebu el-Hasan ayrıca, Hizbullah’ın adayı olan (Maruni Hristiyan) Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye’ye bağlılığının devam etmesinin, Basil tarafından reddedilmesi gibi kendisi hakkındaki düşüncelerden kaynaklandığını söylerken, ordu komutanı hakkındaki fikir birliğinin de bazı garantiler almasını gerektirdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri krizinin çözülmeye yakın olup olmadığı hususunda ise Ebu el-Hasan, “Sanmıyorum. Bir atılım gerçekleştiriyoruz ama henüz yakın değiliz. Çünkü hesaplamalar hâlâ karmaşık. Basil ile Franciyye arasında bir uyumsuzluk krizi var. Bazı insanların telafi seçeneğinden geri çekilmesi sonucunda ekibimiz krize girdi” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Kuvvetleri kaynakları ise isimler hakkında yorum yapmayı kabul etmezken, şu ana kadar Mişel Muavvad’ın adaylığına bağlılıklarını dile getirdi. Bu çerçevede Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Herhangi bir isim, reform ve egemenlik arasında birleşme sağlayabilir” dedi.
Kaynaklar ayrıca, bugün yaşanan cumhurbaşkanlığı hareketliliğine övgüde bulunurken, “İsimlerin doğduğu bu başkanlık hareketi gereklidir. Birbirini izleyen seçim döngülerinde meclisin odalarında gerçekleşmesi gerekmesine rağmen bu hareketliliğin bizi bir yere götürmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bu hareketliliğin ek bir baskı oluşturduğuna vurgu yapan kaynaklar, “Sorun, tavrına ve adaylığına hala tutunan ve uzlaşmalı bir alana geçmek istemeyen diğer tarafta yatıyor” dedi.
Aynı şekilde Milletvekilili Faysal Kerami’nin Bkerki’ye yaptığı ziyarette de cumhurbaşkanlığı seçimleri konusu ele alındı. Kerami, Rai ile görüşmesi sonrasında “Tüm taraflar arasındaki kopukları birleştirmek ve uzlaşı adına endişelerini dinlemek için girişimlerde bulunuyoruz. Çünkü fikir birliği olmadan bir cumhurbaşkanı olmayacak” şeklinde konuştu.
Faysal Kerami, “Buradan ifade ediyoruz ki cumhurbaşkanlığı, ülkeyi kasıp kavuran tüm krizlerin çözümünün başlangıcıdır. Çünkü cumhurbaşkanı olmadan anayasal kurumların çalışmaları organize olmayacaktır. Bu nedenle Taif Anlaşması tüm krizlerin çözümü için ana giriş noktasıdır” açıklamasında bulundu.
Genelkurmay Başkanı’nın adaylığı üzerinde uzlaşı sağlanırsa anayasa değişikliğini destekleyip desteklemediği sorusuna yanıt olarak Kerami, “Ben doğal olarak anayasaya dokunulmasına karşıyım. Ama bu mesele, meseleleri halletmek için bir çıkış yolu ise, bunda bir mahzur yoktur. Çünkü öyle bir noktaya geldik ki, insanlar yoruldu, can verdi, ülkenin durumu daha da kötüye gitti. Ayrıca taraflarla ve dış dünyayla ilişkiler koptu. Bu, adayın kim olduğunu açıklayacağım anlamına gelmiyor. Ben uzlaşmadan yanayım. Cumhuriyet için birleştiren ve bölmeyen bir cumhurbaşkanının seçilmesinden yanayım” ifadelerini kullandı.



Muhammed Raad... Hizbullah’ın karar alma mekanizmasının siyasi yüzü

Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
TT

Muhammed Raad... Hizbullah’ın karar alma mekanizmasının siyasi yüzü

Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Lübnan parlamentosunda Hizbullah bloğunun lideri olan milletvekili Muhammed Raad’ın adı, Hizbullah içinde fiilen genel sekreter yardımcılığı görevini üstleneceği yönünde Lübnan’daki siyasi çevrelerde yoğun biçimde dillendirilmeye başlandı. Söz konusu gelişme, Eylül 2024’te eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın suikast sonucu öldürülmesinin ve ardından Naim Kasım’ın genel sekreterlik görevini devralmasının ardından Hizbullah yönetiminde yapılan yeniden yapılanma süreci kapsamında değerlendiriliyor. Ancak bu görevlendirmeyi resmileştiren herhangi bir örgütsel açıklama yapılmadı.

sdbdf
Milletvekili Muhammed Raad liderliğindeki Hizbullah bloğu, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Resmi bir duyuru olmamasına karşın, siyasi çevreler Raad’ı liderlik hiyerarşisinde üst düzey bir konumda kabul ediyor. Bu değerlendirme, Raad’ın Hizbullah’ın kuruluş sürecinden itibaren üstlendiği roller, uzun yıllara yayılan milletvekilliği görevi ve 1990’ların başından bu yana Lübnan’daki ulusal diyalog masaları ile siyasi uzlaşı süreçlerindeki etkin katılımına dayandırılıyor.

7 Ekim 2023 sonrası yaşanan çatışmalar sırasında ise Raad’ın oğlu Abbas’ın, Hizbullah’ın Rıdvan Gücü mensubu olarak Güney Lübnan’daki bir noktaya düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Eğitimden kamu hizmetine

Muhammed Raad, 22 Ağustos 1955’te Beyrut’ta doğdu. Aslen Güney Lübnan’daki Nebatiye’ye bağlı Cibaa beldesinden gelen Raad, ilk ve orta öğrenimini Beyrut’taki devlet okullarında tamamladı. 1971 yılında Beyrut’un Bir Hasan bölgesindeki Öğretmenler Enstitüsü’ne kaydolan Raad, 1974’te öğretmenlik diplomasını aldı. Ardından Lübnan Üniversitesi’nde felsefe lisans eğitimi gördü. Bunun yanı sıra İslami ilimler alanında da dersler aldı.

xscd
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ve Hizbullah’ın parlamento bloğu lideri Muhammed Raad (Arşiv – Lübnan Meclis Başkanlığı)

Sadr Hareketi’nden Hizbullah’ın ilk kuşak liderliğine

Gençlik yıllarında Raad, Lübnanlı Şii lider Musa Sadr’ın hareketini yakından takip etti ve ilk aşamalarında bazı faaliyetlerine katıldı. Ayrıca İran’daki Devrim’i destekleyen komitelerin kuruluşunda yer aldı.

1980’lerin başında Hizbullah’ın ortaya çıkmasıyla birlikte Raad ilk kuşak liderler arasında yer aldı. İlk askeri eğitim programına eski Genel Sekreter Abbas Musavi ile birlikte katıldı ve Hizbullah içinde çeşitli örgütsel görevlerde ilerledi; bunlar arasında yürütme konseyi üyeliği ve siyasi konsey üyeliği bulunuyor. Ayrıca, Hizbullah içindeki stratejik karar organı olarak bilinen Şura Meclisi’nin üyelerinden biri olduğu belirtiliyor. Raad, daha önce Hizbullah’ın yayın organı el-Ahd gazetesinin başyazarlığını da üstlenmişti.

Parlamentoda otuz yıl

Muhammed Raad, 1992 yılında Nebatiye’den Hizbullah’a bağlı Direnişe Vefa Bloğu listesiyle Lübnan parlamentosuna girdi. O tarihten bu yana kesintisiz olarak milletvekilliğini sürdürerek, Hizbullah’ın parlamentodaki en uzun süre görev yapan üyesi konumuna ulaştı.

scdvfrg
Milletvekili Muhammed Raad başkanlığındaki Hizbullah heyeti, Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştü. (Arşiv – el-Merkeziyye)

2000 yılından itibaren ise parlamento grubunun başkanlığını üstlenen Raad, Hizbullah adına anayasal kurumlar içindeki siyasi temsilin ön saflarında yer aldı. Yasama seçimlerinde grubu yönetti, hükümet kurma müzakerelerine katıldı ve parlamentoda Hizbullah adına en önde gelen konuşmacılardan biri olarak öne çıktı.

Siyasi görevler

Raad, Hizbullah içindeki dar askeri çevrenin bir üyesi olarak bilinmese de, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah ile yakın ilişkili siyasi danışma çevresinin önemli bir üyesi olarak kabul ediliyor. Siyasi kaynaklara göre temel görevi, Hizbullah’ın stratejik kararlarını parlamentoda, diyalog masalarında veya diğer güçlerle dolaylı müzakerelerde uygulanabilir politik bir biçime dönüştürmek olarak öne çıkıyor.

2005’te eski Başbakan Refik Hariri’nin suikastı sonrası yaşanan keskin siyasi bölünme döneminde Raad, 14 Mart Bloğu ile parlamenter mücadeleyi yöneterek, Hizbullah’ın silahlarını ve Suriye ve İran ile ilişkilerini savundu. 2016’daki başkanlık uzlaşısı sonrasında ise, özellikle Özgür Yurtsever Hareket ile ilişkiler bağlamında, devlet içinde siyasi anlaşmaların yönetiminde aktif rol aldı ve o dönemde cumhurbaşkanının seçilmesini takiben kurulan siyasi ortaklık çerçevesinde etkinlik gösterdi.

Diyalog masaları ve Doha Anlaşması

2006 Temmuz Savaşı’nın ardından Raad, Hizbullah’ı başlıca temsil eden isim olarak, Meclis Başkanı Nebih Berri’nin davetiyle toplanan ulusal diyalog oturumlarına katıldı. Bu toplantılarda, Hizbullah’ın savunma stratejisi ve silah politikaları konusundaki vizyonunu sundu.

sdcds
Milletvekili Muhammed Raad liderliğindeki Hizbullah bloğu, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

2008 yılında ise Raad, siyasi ve güvenlik krizini sona erdiren Doha Anlaşması’nda Hizbullah’ı temsil eden heyetin başkanıydı. Bu dönemde önemli bir müzakereci rol üstlenen Raad, Hizbullah’ın temel duruşlarından taviz vermeden kapsamlı bir uzlaşı sürecine katkıda bulundu ve devlet kurumlarının yeniden düzenlenmesine katkı sağladı.

Başkanlıklarla kurumsal ilişkiler

Milletvekilliği konumu gereği Raad, Hizbullah’ı temsilen Cumhurbaşkanlığı ve hükümetle müzakerelerde bulunuyor. Eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn döneminde, siyasi görüş ayrılıkları sürmesine rağmen, Raad Hizbullah’ın Cumhurbaşkanlığı ile iletişim dosyasını elinde tutan isim olarak öne çıktı. Eski Başbakan Necib Mikati döneminde ise ilişkiler, reform konuları, devletin rolü ve dış ilişkiler konusunda farklı yaklaşımlar çerçevesinde Hizbullah’ın görüşlerini aktarma işlevini üstlendi.

Temmuz 2019’da ABD, Raad’a, Hizbullah içindeki liderlik pozisyonlarını hedef alan yaptırımlar paketinde yer verdi.


Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
TT

Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)

Şai Muhsin ez-Zindani liderliğindeki yeni Yemen hükümeti, mali ve idari reform taahhütlerini hayata geçirerek yolsuzlukla mücadelede hem yerel hem de uluslararası güveni yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Uluslararası bir raporun ülkeyi yolsuzlukla mücadelede dünyanın en kötü beş ülkesi arasında göstermesi dikkat çekerken, uzmanlar sorunun ilan edilen siyasi iradenin ötesine geçerek mali ve siyasi sistemin yapısal niteliğine dayandığını belirtiyor.

Yemen, kamu sektöründe yolsuzlukla mücadele performansında küresel ölçekte en zayıf ülkeler arasında yer aldı. Ülke, Transparency International tarafından yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 177’nci sıraya geriledi. Söz konusu sıralama, savaş nedeniyle bölünmüş durumdaki ülkede hesap verebilirlik mekanizmalarının çöküşünü, rüşvet ve yasa dışı vergi uygulamalarının yaygınlığını ortaya koyuyor.

Yemen hükümeti, özellikle uluslararası desteğin mali ve kurumsal reform şartlarına bağlanmış olması nedeniyle, yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme kaydetmesi yönünde iç ve dış baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Ancak siyaset ve güvenlik alanındaki bölünmüş yapı, kapsamlı reform girişimlerini karmaşık güç dengeleri nedeniyle zorlaştırıyor.

Yeni Başbakan Zindani ay başında yaptığı açıklamada, yolsuzlukla mücadeleye öncelik vereceklerini, kurumsal performansı güçlendireceklerini ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi için adımları hızlandıracaklarını duyurmuştu.

scvcdf
Yeni hükümetin kurulmasının ardından Yemenliler, çektikleri acılara ve kötüleşen yaşam koşullarına son verecek ciddi reformlar bekliyor. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Ekonomik İşler Ofisi Danışmanı Faris en-Neccar, yolsuzlukla mücadelenin artık kısmi tedbirler ya da medya kampanyalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, asıl çözümün mali yönetim sisteminin yeniden inşası ve maliye politikası ile para politikasını birbirine bağlayan net bir kurumsal yapı oluşturulmasından geçtiğini söyledi. Neccar, kamu kaynaklarının yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesinin temel öncelik olması gerektiğini vurguladı.

Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası ortaklarla entegre bir çerçevede çalıştığını ifade etti. Önceliklerin kamu mali yönetiminin reformu, harcamaların kontrol altına alınması ve bazı tahsilat mekanizmalarının geliştirilmesi olduğunu kaydeden Neccar, bu adımların mali ve parasal yönetişime geçişi destekleyen çok sayıda projeye yansıdığını dile getirdi.

Öte yandan Yemen’de yargı ve idari denetim kurumlarının halen zayıf ve tam anlamıyla bağımsız olmadığı belirtiliyor. Bu durumun, egemenlik kapasitesinin sınırlı olduğu bir ortamda yolsuzlukla mücadele önlemlerinin uygulanmasını ve yasaların ülke genelinde etkin biçimde hayata geçirilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Yolsuzluğun yeniden tanımlanması

Yemen’in yolsuzluk endeksindeki gerilemesinin, on yılı aşkın süredir devam eden savaşın geçici bir sonucu olmanın ötesinde, yolsuzluğun bir idari sapma olmaktan çıkarak savaş ekonomisinin yapısal bir unsuruna dönüşmesinin yansıması olduğu değerlendiriliyor. Bu çerçevede, mevcut tablo sürdüğü sürece para ve maliye politikalarına yönelik sınırlı müdahalelerin etkisinin kısıtlı kalacağı, asıl sorunun iktidar, kaynak ve silah arasındaki ilişkinin niteliğinde düğümlendiği ifade ediliyor.

fdvfdv
Taiz’de yıllar önce yolsuzluk nedeniyle yaşam koşullarının sürekli kötüleşmesine karşı yapılan bir protestodan (AFP)

Savaşın politik ekonomisi alanında uzman Yemenli akademisyen Yusuf Şemsan, ülkenin endeksteki gerilemesine ilişkin yapısal bir okuma sunarak, savaş öncesi dönemde de yolsuzluğun sistemden bir sapma değil, sistemin işleyiş mekanizmasının parçası olduğunu savundu.

Şemsan’ın Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeye göre, yolsuzluk yapısal dengesizliklerin sürdürülmesinde bir araç işlevi gördü; yasaların etkisizleştirilmesi ve kurumların siyasi ve ekonomik elitleri koruyan yapılara dönüştürülmesi bu sürecin temel unsurları oldu. Bu anlamda yolsuzlukla mücadelenin sistem içinde gerçekçi bir seçenek olmadığı, çünkü bunun mevcut düzenin temellerine dokunmak anlamına geleceği belirtildi.

Şemsan’a göre daha tehlikeli dönüşüm ise savaşın başlamasının ardından yaşandı. Yolsuzluk, yasa ve kurum korumasından çıkarak silah ve güç korumasına dayalı bir yapıya evrildi; savaş ekonomisinin parçası ve başlıca rant ile finansman kaynağı haline geldi. Bu yapı, ordu, güvenlik, petrol ve gaz, kamu maliyesi, merkez bankası, elektrik ve insani yardım gibi kritik egemenlik alanlarında yoğunlaştı.

sdf
Yemen’deki insani yardımlar da yolsuzluktan nasibini aldı. Bu durum insani yardımı rant arayışının ve karaborsanın bir kaynağı haline getirdi. (Reuters)

Savaş yıllarında ülkede hayali askeri ve güvenlik birimlerinin oluşturulduğu, bu alanlarda maaşlarda mükerrer ödemeler yapıldığı, tedarik sözleşmelerinde yolsuzluk, yakıt ve silah kaçakçılığı vakalarının arttığı kaydedildi. Enerji sektöründe şeffaf olmayan sözleşmeler imzalandığı, bütçe dışı gelirlerin oluştuğu ve kaynakların silahlı nüfuz ağlarına aktarıldığı ifade ediliyor.

İrade sınavı

Bu karmaşık tablo içinde Yemen riyalinin değeri sert biçimde geriledi; kötü kur yönetimi, kamu gelirlerinin yağmalanması ve yasa dışı para transfer ağları nedeniyle alım gücü çöktü ve yaşam koşulları ağırlaştı. Elektrik sektöründeki sözleşmelerde yolsuzluğun yaygınlaştığı, insani yardımların ise rant kaynağına ve kara borsaya dönüştüğü ifade ediliyor.

Yemenli ekonomi araştırmacısı Abdulhamid el-Mesacedi ise ülkenin Transparency International endeksindeki alt sıralarının sürpriz olmadığını belirterek, bunun devlet kurumlarının çöküşünün ‘sayısal bir teyidi’ niteliği taşıdığını söyledi.

sdfrg
Marib’teki bir mülteci kampının yakınında çocuklarıyla birlikte duran Yemenli bir adam. Bu kampta, mülteciler insani yardımların kötü yönetilmesinden mustarip. (Reuters)

Mesacedi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu endeksin rüşvet düzeyini ölçtüğünü, aynı zamanda yönetişim zafiyetini, kamu kaynaklarının siyasallaştırılmasını ve denetim ile hesap verebilirlik mekanizmalarının aşınmasını yansıttığını belirtti.

Son yıllardaki başlıca yolsuzluk göstergelerini sıralayan Mesacedi, mali ve parasal kurumlarda yaşanan ikili yapının karar alma süreçlerinde çelişki yarattığını ve para politikasının bağımsızlığını zayıflattığını ifade etti. Üretken olmayan harcamaların genişlediğini, özellikle egemen sektörlerde gelir yönetiminde disiplinin kaybolduğunu kaydeden Mesacedi, imtiyaz ve tekel ekonomisinin nüfuz ağlarıyla iç içe geçerek rekabet ortamını bozduğunu ve gerçek özel sektörü dışladığını dile getirdi.

Mesacedi, bu uygulamaların yalnızca etik bir sapma olarak kalmadığını; para biriminin değer kaybı, ithalat maliyetlerinin artışı, yerli ve yabancı yatırımların gerilemesi ile ülke risk priminin ve finansman maliyetlerinin yükselmesinde doğrudan ekonomik bir etken haline geldiğini vurguladı.

ddv
Yemen’deki yolsuzluk, idari bir olgudan savaş ekonomisinin yapısal bir bileşenine dönüştü. (Reuters)

Faris en-Neccar, Yemen’in yeniden imarı için yürütülen iş birliği programlarının yalnızca mali destekle sınırlı kalmadığını belirterek, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Yeniden İnşası Programı kapsamında yönetim standartları, harcama mekanizmaları ve hizmetlerin iyileştirilmesine ilişkin şartların da yer aldığını ifade etti. Neccar, önümüzdeki dönemde tek hazine hesabının etkinleştirilmesi, genel bütçenin onaylanması ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması gibi somut adımlara daha fazla ağırlık verilmesinin beklendiğini söyledi.

Yusuf Şemsan ise şiddet, gelir ve karar alma yetkisini tekelinde toplamayan bir devletin yolsuzlukla etkin biçimde mücadele edemeyeceğini vurguladı. Savaş ekonomisi koşullarında yolsuzluğun rasyonel, kârlı ve güçle korunan bir yapıya dönüştüğünü belirten Şemsan, bu yapısal mantık kırılmadıkça reform söylemlerinin yetersiz kalacağını savundu. Şemsan’a göre gerçek başlangıç noktası, yolsuzluğu savaş ekonomisinin ayrılmaz parçası haline getiren döngünün kırılması.

Abdulhamid el-Mesacedi ise iyileşme ihtimalini dışlamadığını ancak bunun belirli koşullara bağlı olduğunu ifade etti. Bu koşullar arasında mali kurumların birleştirilmesi, merkez bankasının bağımsızlığının güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi, gelir, gümrük ve vergi sistemlerinin dijitalleştirilmesi, egemen kaynaklarda tam şeffaflık sağlanması ve dış desteğin ölçülebilir reform şartlarına bağlanması yer alıyor.


Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
TT

Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)

Irak'ta "Saraya Evliya el-Dam" olarak bilinen bir grup, bu sabah Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki "Victoria" askeri üssünü hedef alan bir insansız hava aracı (İHA) sürüsüyle saldırı düzenlediğini duyurdu.

Silahlı grup yaptığı açıklamada, "Dini görevimizi yerine getirmek, lider Ali Hamaney'e misilleme yapmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ni desteklemek amacıyla mücahitlerimiz bugün, Bağdat Havaalanı'ndaki Victoria askeri üssünü hedef alan bir İHA filosuyla saldırı düzenledi" denildi.

Evliya el-Dam Tugayları dün gece, Kürdistan bölgesindeki Erbil şehrinde bulunan Amerikan tesislerini bombaladıklarını duyurdu.