İran, Kürt muhalif grupları İsfahan saldırısına karışmakla suçladı

İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi, Bağdat'ı IKBY’deki muhalif gruplarla mücadeleye çağırdı

Geçtiğimiz hafta İsfahan'da bir görgü tanığı kamerası tarafından belgelenen askeri bir tesiste medyana gelen patlamanın görüntüsü (Reuters)
Geçtiğimiz hafta İsfahan'da bir görgü tanığı kamerası tarafından belgelenen askeri bir tesiste medyana gelen patlamanın görüntüsü (Reuters)
TT

İran, Kürt muhalif grupları İsfahan saldırısına karışmakla suçladı

Geçtiğimiz hafta İsfahan'da bir görgü tanığı kamerası tarafından belgelenen askeri bir tesiste medyana gelen patlamanın görüntüsü (Reuters)
Geçtiğimiz hafta İsfahan'da bir görgü tanığı kamerası tarafından belgelenen askeri bir tesiste medyana gelen patlamanın görüntüsü (Reuters)

İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi, Irak’taki İranlı Kürt muhalif grupları İsfahan’daki bir askeri tesise insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıya karışmakla suçladı.
İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi ile bağlantılı bir haber sitesi Nour News’in haberine göre pazar günü İsfahan'daki Savunma Bakanlığı’na ait silah fabrikasına düzenlenen saldırıda kullanılan İHA’nın bazı parçalarının patlayıcı maddelerle birlikte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında bulunan devrim karşıtı Kürt grupların yardımıyla İran'a girdi.
İranlı yetkililer, Natanz Nükleer Tesisinin de yer aldığı İsfahan’da Savunma Bakanlığına ait bir silah fabrikasını hedef alan İHA’lı saldırının ‘başarısız’ olduğunu açıkladılar. Buna karşın İsrail gazetesi The Jerusalem Post, istihbarat kaynaklarının saldırının ‘büyük bir başarı’ olduğunu söylediğini aktardı.
İran Savunma Bakanlığı, savunma sisteminin bir İHA’yı imha ettiğini, diğer ikisinin infilak ettiğini açıkladı. Bakanlık, saldırının herhangi bir yaralanmaya yol açmadığını, ancak binalardan birinin ‘çatısında bir küçük hasara’ medyana geldiğini bildirdi.
Şarku’l Avsat’ın  Nour News'ten aktardığı habere göre Kürt gruplar ‘yabancı bir ülkenin istihbarat servisinin talimatıyla ülkenin kuzeybatısındaki ulaşılmaz yollardan birinden’ İran'a İHA parçaları ve patlayıcı maddeler getirdi.
Nour News haber ajansı, Twitter’da paylaştığı tweette, Tahran’ın Bağdat’a bu Kürt gruplarla mücadelenin edilmesi gerektiğini birkaç kez hatırlatıldığını kaydetti. Nour News, saldırının arkasında olmakla suçladığı yabancı istihbarat servisinin adını vermezken İHA parçalarının, İran'ın sınır şehirlerinden birinde onlarla birlikte sızan gruplardan birine teslim edildiğini öne sürdürdü. Haber ajansı, söz konusu parçaların ve malzemelerin, donanımlı bir atölyede eğitimli ellerce monte edildiğini belirtti.
İran’ın Kürt gruplara yönelik suçlamasının öncesinde Tahran, Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak’ın Twitter hesabından paylaştığı ve İsfahan'daki saldırıyı ülkesinin Rusya'ya İHA tedarik etmenin sonuçları konusunda İran’a yaptığı uyarılarla ilişkilendirdiği tweeti nedeniyle Ukrayna’nın Tahran Maslahatgüzarını söz konusu iddialara açıklık getirmesi amacıyla Dışişleri Bakanlığına çağırmıştı.
Moskova, Tahran'ın güneydoğusundaki yüksek güvenlikli Parçin Askeri Araştırma Tesisi'nin de benzer bir şekilde hedef alındığı geçtiğimiz yaz yaşanan olayların ardından İsfahan saldırısıyla ilgili olarak yetkililer tarafından yürütülen soruşturmaya yardım edebileceğini açıkladı. Batılı gazeteler, İHA üretilen bir fabrikanın hedef alındığını bildirdi.
Wall Street Journal (WSJ), birkaç isimsiz kaynağın saldırıda İsrail'in parmağı olduğunu söyledikleri açıklamalarını aktardı. Pazar günü kimliğinin açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan ABD'li bir yetkili, İsrail'in saldırıya karışmış gibi göründüğünü söyledi. Buna karşın New York Times (NYT), İsrail ile ABD arasındaki güvenlik iş birliği konusunda bilgili yetkililerin, İsfahan'daki askeri tesise yapılan saldırının İsrail'in gizli servisi Mossad’ın işi olduğunu söylediklerini aktardı.
IKBY toprakları, İran’ın daha önce Batı ülkelerinin ya da İsrail’in çıkarlarına hizmet etmekle suçladığı Kürt grupların kullandığı eğitim kamplarına ve karargahlara ev sahipliği yapıyor.
İran İstihbarat Bakanlığı, geçtiğimiz temmuz ayında Mossad’a bağlı bir ‘sabotaj şebekesi’ durdurduğunu ve İsfahan’daki ‘yüksek güvenlikli’ merkezini bombalamayı planlayan muhalif İran Kürdistan Komala Partisi üyelerinden oluşan bir grubu yakalamayı başardığını açıklamıştı. O dönem İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi, Nour News aracılığıyla, ‘şebekeye yönelik operasyonun, İran istihbarat servislerinin yurtiçinde ve yurtdışındaki gerçekleştirdikleri en karmaşık operasyonlardan biri olduğunu’ açıkladı. Açıklamada, şebekenin İran topraklarındaki ve dışındaki tüm üyelerinin kimliklerinin tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bu şebeke, örgütün (Mossad’ın) arabulucularından birinin desteğiyle IKBY üzerinden ülkeye sızdı. Bu karmaşık şebekenin üyeleri, hedef aldıkları yere güçlü patlayıcılar yerleştirdikleri sırada tutuklandılar. Terör eylemlerinin son aşamasını gerçekleştirmelerine sadece birkaç saat kalmıştı.”
İran Devrim Muhafızları’ndan (DMO), 11 Mayıs'ta yapılan açıklamada, DMO güçlerinin İran’ın Kürt bölgelerinde 5 kişiden oluşan bir ‘terör hücresinin üyelerini’ tutukladığı belirtildi. Açıklamada, “Operasyon, İran’ın güvenliğini hedef alan sabotaj eylemleri gerçekleştirmek üzere terör hücreleri gönderen terörist grupların son çırpınışlarının ardından gerçekleşti” denildi. DMO, 22 Mayıs'ta resmi bir açıklama yaparak, ‘İsrail istihbaratının talimatıyla faaliyet gösteren bir hücrenin üyelerini’ tutukladığını duyurdu. Ancak açıklamada, söz konusu hücrenin üyelerinin nerede faaliyet gösterdikleri ya da nerede tutuklandıkları belirtilmedi. Ancak açıklama, İsrail basını tarafından DMO’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü bünyesinde oluşturulan ve yabancılara yönelik kaçırma ve suikast eylemleri gerçekleştiren nispeten gizli bir yapı olan Birim 840’ın komutanı olarak tanıtılan Albay Sayad Hüdayi'nin öldürülmesinden birkaç saat sonra yapıldı.
İsrail, geçtiğimiz yıl Nisan ayında Mossad ve İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet (Şabak) üyelerinden oluşan bir birim tarafından İran topraklarının derinliklerinde gerçekleştirilen operasyonlardan söz etti. Bunun yanında Kudüs Gücü'ne bağlı Birim 840’da görevli bir subay olduğu ve Türkiye’de İsrailli bir diplomata, ABD’li bir generale ve bir Fransız gazeteciye suikast planı yaptığı söylenen Manour Rasuli adlı bir adamın itiraflarının kaydedildiği bir video yayınladı.
İran, geçtiğimiz Aralık ayının başlarında ‘İsrail istihbarat birimleriyle iş birliği yaptıkları, adam kaçırdıkları ve yalan itiraflarda bulunmaya zorladıkları’ iddiasıyla dört kişiyi idam ettiğini duyurdu.
İran, Kasım ayında IKBY’ye sınır ötesi füzeli saldırılar düzenledi. İran, Kürt genç kadın Mahsa Amini'nin ölümünün ardından ülkede başlayan protestoları körükledikleri iddiasıyla İranlı Kürt muhaliflere ait karargahları hedef alan İHA saldırıları gerçekleştirdi.
DMO, IKBY sınırlarına asker ve takviye gönderdi ve Kürt muhalif partilerin karargahlarına kara operasyonu düzenleme tehdidinde bulundu. İran'ın bu adımları, dikkatlerin ülkede rejimin düşmesi taleplerine kadar varan daha önce eşi benzeri görülmemiş protesto gösterilerin üzerinden başka bir yöne çevirme girişimlerinin bir parçası olarak yorumlandı.
İran, geçtiğimiz mart ayında İsrail’in karargah olarak kullandığını iddiasıyla Erbil Havalimanı yakınlarındaki bir villayı 12 balistik füzeyle hedef aldı. Ancak bu iddia IKBY yetkilileri tarafından kategorik olarak reddedildi. O dönem basında yer alan haberlerde saldırı, İran'ın IKBY’yi Avrupa ülkelerine doğalgaz ihraç etme özlemlerinden duyduğu rahatsızlıkla ilişkilendirildi.
İran'ın meşru bir devlet olarak tanımadığı İsrail, dünya güçleri ile İran arasında, Tahran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmak için yapılan müzakerelerin başarısız olması halinde Tahran'a karşı askeri harekât başlatma tehdidini sık sık dile getiriyor.



İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)

Michael Horowitz

İran yeni bir protesto dalgasıyla boğuşurken, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri kenardan izliyor. Kıvılcım, Tahran pazarındaki tüccarların yerel para biriminin çöküşüne karşı protestosuyla başladı ve ardından 26 ilde en az 220 noktaya yayıldı. Gösteriler 8 Ocak gecesi önemli ölçüde arttı.

Ancak bu anın önemi, yalnızca huzursuzluğun genişleyen kapsamından (İran geçmişte daha geniş ve daha dirençli ayaklanmalara tanık oldu) değil, aynı zamanda çevresindeki stratejik ortamdan da kaynaklanıyor. İran İslam Cumhuriyeti artık kökten farklı bir stratejik ortamın eşiğinde duruyor. “Direniş ekseni” olarak bilinen ileri savunma doktrini, büyük ölçüde etki denkleminden çıkarılmasına yol açan darbeler aldı. İran'ın hava savunması da İsrail ile 12 günlük savaş sırasında imha edildi. Bu endişelere ilave olarak, Trump geçen yıl İran nükleer tesislerini bombalayarak, İran ile doğrudan yüzleşmeye hazır olduğunu açıkça gösterdi. Ardından, Tahran'ın müttefiki Nicolás Maduro'yu Karakas'taki yatağından alıp devirerek, bu mesajı kesin bir hamleyle pekiştirdi.

Bu baskılar, İsrail'in stratejik düşüncesinde yaşanan derin bir değişim ile daha da yoğunlaşıyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde tırmandırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor. İsrail artık burada bir silah deposunu imha etmek veya şurada bir nükleer bilim insanını öldürmek gibi taktiksel kazanımlar elde etmekle yetinmiyor. Artık daha iddialı bir hedefi var; bizzat İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünü sağlayarak bölgesel düzeni yeniden şekillendirmek. İsrail, ekonomik çöküş, askeri aşağılanma ve bölgesel izolasyonun bitkin düşürdüğü İran rejiminin, tam olarak doğru zamanda ve doğru şekilde baskı uygulanırsa, çöküşün eşiğine getirilebileceğine inanıyor.

Kritik kitle meselesi

İran'daki mevcut protesto dalgası, önceki dalgalardan önemli bir unsurda farklılık gösteriyor; bu kez, rejimin temellerini sarsan açık bir kırılganlığın ortasında gerçekleşiyor. 2009, 2018 ve yine 2022-2023 yılları arasında protestocular, bölgesel saygınlığını koruyan ve etrafını bir güç havasıyla saran otoriteyle karşı karşıya gelmişlerdi. Ancak bugün, kamuoyu önünde aşağılanmış, askeri gücü gerilemiş ve bölgesel etkisi buharlaşmış bir hükümet ile karşı karşıyalar. Bu gerçeklik, her iki tarafın, protestocuların ve güvenlik aygıtının da hesaplarını yeniden şekillendiriyor.

İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde artırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor

Soru şu: Rejimi devirmek için gerekli kritik kitleye ulaşıldı mı? 8 Ocak gecesine kadar, görüntülerde aynı anda sadece birkaç yüz, belki de birkaç bin protestocunun olduğu görüldüğünden, cevap muhtemelen hayırdı. Ancak Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin protesto çağrısının ardından 8 Ocak'ta durum kökten değişti. O gece, Tahran ve Meşhed de dahil olmak üzere büyük şehirlerde on binlerce insan, 2012’deki protestolardan, hatta 2009’da Yeşil Hareket’in liderlik ettiği ve milyonları harekete geçiren protestolardan bu yana eşi benzeri görülmemiş protestolarla sokaklara döküldü. Şimdi hareket rejime ölümcül tehdit oluşturabilecek bir dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor.

Tehditlerle caydırma

Rıza Pehlevi'nin çağrısı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı on yıllardır birikmiş öfkeyi harekete geçirmek için önemli bir katalizör olmuş olabilir, ancak bir diğer önemli faktörü -Başkan Trump'ı- göz ardı etmek analitik bir hata sayılır. Trump'ın İran'a yönelik kamuoyuna açık tehditleri, rejimin protestolara kararlı bir yanıt vermesini geciktirdi ve protestoculara Washington'un kenardan izlemekle yetinmeyeceği umudunu verdi. Bu sadece sembolik bir tehdit değildi; Trump, sözlerini eylemlerle desteklemeye hazır olduğunu gösterdi.

zxcvfgh
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'da öğrencilere hitap ederken çekilmiş ve ofisi tarafından yayınlanmış fotoğrafı, 3 Kasım 2025, (AFP)

Geçen yıl haziran ayındaki Gece Yarısı Çekici Operasyonu sırasında, ABD Başkanı İran nükleer tesislerine yönelik saldırı ile İsrail'in savaşına katılmaya karar vermişti. Bu, Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan, Suriye'de Beşşar Esed'i hedef alan darbeyle devam eden ve Venezuela'da Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi kararın sadece bir halkasıydı.

Bu olaylar, Trump'ın savaş konusundaki isteksizliğinin, güç kullanma konusunda da isteksiz olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor. Yönetimi, son Beyaz Saray yayınlarından birinde geçen “Deneyin ve sonuçlarını görün” ifadesinin gösterdiği gibi, Başkan’ın sözünün eri olduğunu teyit eden sağlam bir duruş sergiliyor. Bu ister bir güç gösterisi olarak görülsün ister görülmesin, bunun sadece boş bir manevra olmadığına ve başlı başına önemli olduğuna dair birçok kanıt bulunuyor.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü bir fetih ve işgal aracı yerine, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor. Bu aracı, onu uzun vadeli taahhütlere takılıp kalmaktan koruyan, hızlı ve gösterişli bir şekilde kullanma eğiliminde.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü fetih ve işgal aracı olarak değil, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor

Ancak bu yaklaşım, rejim değişikliği veya sürekli baskı, sürekli bir taahhüt gerektirdiğinden, İran meselesinde seçeneklerini daraltıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre yine de hayati öneme sahip güvenlik yapılarını hedef alan sınırlı sayıda ABD hava saldırısı, İslam Cumhuriyeti'nin protestoları bastırma gücünü zayıflatmak için yeterli olabilir. Dahası Trump'ın müdahale etme olasılığı bile baskıcı aygıtı telaşlandırabilir, gecikmelere, tereddütlere ve maliyetli yeniden konuşlandırmalara yol açabilir.

Trump'ın kesin bir karar vermek zorunda kalabileceği bir anın eşiğindeyiz. 8 ve 9 Ocak geceleri arasında artan şiddet, İranlı yetkililerin interneti kesmesine neden oldu ve birçok haber, telefon hatlarının da kesildiğini söylüyor; bu, yaklaşan şiddetli baskının bilindik bir işareti. Ülke içindeki muhalif platformlar, güvenlik güçleri tarafından gerçek mermi kullanımında keskin bir artış olduğunu bildirdi. Bu arada, Trump bir röportajda, protestocuların öldürülmesi durumunda İran'a çok sert bir şekilde karşılık vereceği uyarısını yineledi. Dolayısıyla bu tehditlerin pratik olarak test edileceği bir ana yaklaşıyoruz, çünkü yalnızca imalara dayalı caydırıcılık uzun süre devam edemez.

İsrail’in hesapları

Bu denklemdeki diğer aktör olan İsrail, durumu yakından izliyor. İran'ın zayıf noktasından yararlanma yaklaşımı, dikkatlice hazırlanmış bir araç karışımına dayanıyor. Aleni olarak diplomatik baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İranlı protestoculara destek açıklaması ve ofisinden yapılan, İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olunduğunu teyit eden açıklamalar aracılığıyla uygulanıyor. Bu açıklamalar çeşitli amaçlara hizmet ediyor; içeriye protestocuların yalnız olmadıkları mesajını iletiyor, rejimi tedirgin ediyor ve ileride daha etkili adımların taşlarını döşüyor.

xzscdfrg
Sosyal medyada yayınlanan bir videodan alıntılanan bu karede, Tahran'da tırmanan hükümet karşıtı gösteriler arasında protestocular toplanıyor, 9 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail'in müdahalesinin İslam Cumhuriyeti için işleri kolaylaştırdığını, protestoları baş düşmanı tarafından düzenlenen yabancı bir komplo olarak gösterme gerekçesi sunduğunu savunanlar olabilir. Ancak İsrail liderleri bu itirazı önemsiz görüyor, çünkü Tahran, İsrail'in tutumu ne olursa olsun aynı suçlamayı yöneltecektir. Bu aşamada, her iç karışıklık için Mossad'ı suçlamak artık yeni bir keşif değil, otomatik bir tepki haline geldi. Halkın öfkesinin yapay olduğunu iddia eden herkes ya saf ya da kendi dünya görüşüyle ​​örtüşen bir anlatıyı kasıtlı olarak desteklemektedir.

Soru şu: İsrail başka ne yapabilir? 12 günlük savaş sırasında İsrail, İran hava savunmasını devre dışı bırakmak ve İsrail'e balistik füze yağmuru başlatma kapasitesini sınırlamak için Mossad ajanlarını kullanarak İran içinde faaliyet gösterme gücünü gösterdi. Haziran savaşıyla birlikte, İran'ın hava savunma sistemleri büyük ölçüde imha edildi ve bu da İsrail'e gerektiğinde İran hava sahasında neredeyse her gün özgürce hareket etme kabiliyeti tanıyor. Bu gerçeklik, İsrail'e bir savaşı ateşleyebilecek doğrudan açık müdahale ile gelecekteki herhangi bir çatışmada rejimi zayıflatabilecek veya protestoları bastırma gücünü engelleyebilecek hesaplı, nokta saldırılar düzenleme arasında bir manevra alanı sağlıyor.

İsrail'in yeniden kazandığı hareket özgürlüğü, İran rejiminin kaderini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor. İç durum büyük ölçüde, şu anda sokaklarda hayatlarını riske atan İranlıların kendileri tarafından belirlenecek. Tam ölçekli bir savaş, protestoları tırmandırmak yerine durdurabileceği için İsrail açısından zararlı olabilir. Herhangi bir devrimci atılımda önemli rol oynayabilecek birçok İranlı -özellikle kaybedecek çok şeyi olan muhafazakar orta sınıf- İsrail savaş uçakları tepelerinde uçmaya başlarsa ve ülke yeniden bombardımana maruz kalırsa harekete geçmekte tereddüt edebilir.

İsrail İran'a bir saldırı düzenleyebilir, ancak genellikle operasyonu kısa tutmayı tercih edecektir; zira amacı, kamuoyunu bayrak etrafında birleştirebilecek ve muhalefeti bastırabilecek daha geniş çaplı bir çatışmayı ateşlemek yerine güç dengesini revize etmek olacaktır. En başarılı olduğu nokta ise Başkan Trump'ın tehditlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Nitekim geçmiş deneyimler, Trump yönetiminin en azından söylemsel olarak eylemsizlik yerine eylemi tercih ettiğini gösteriyor. Eğer İsrail, kısa süreli operasyonu rejime karşı daha uzun süreli bir baskıya dönüştürme tehdidi ile birlikte Trump yönetimini daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı düzenlemeye ikna etmeyi başarırsa, bu seferki amaç sadece nükleer tehdidi etkisiz hale getirmek değil, rejimi devirmek de olabilir.


Somali, BAE ile yaptığı tüm anlaşmaları iptal etti

Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
TT

Somali, BAE ile yaptığı tüm anlaşmaları iptal etti

Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)

Somali hükümeti, Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan anlaşmaların tamamını sonlandırdı. Bakanlar Kurulu’nun aldığı bu karar, federal ve bölgesel tüm yönetimleri ve bağlı devlet kurumlarını kapsıyor.

Somali Ulusal Haber Ajansı, söz konusu kararın Berbera, Bosaso ve Kismayo limanlarındaki tüm anlaşma ve iş birliklerini kapsadığını aktardı.

Bakanlar Kurulu, Somali Federal Hükümeti ile BAE Hükümeti arasında imzalanan ikili güvenlik ve savunma iş birliği anlaşmaları da dâhil olmak üzere tüm anlaşmaları iptal etti. Açıklamada, bu kararın “ülkenin egemenliğini, ulusal birliğini ve siyasi bağımsızlığını zayıflatan kötü niyetli adımlara ilişkin güçlü raporlar ve kanıtlar” doğrultusunda alındığı belirtildi.

Ajansın açıklamasında ayrıca, “Söz konusu tüm bu kötü niyetli adımlar; Somali’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Şartı, Afrika Birliği Şartı, İslam İşbirliği Teşkilatı Şartı ve Arap Birliği Şartı’nda yer alan egemenlik, iç işlerine karışmama ve anayasal düzene saygı ilkeleriyle açıkça çelişmektedir” ifadelerine yer verildi.


Arakçi ile Witkoff arasında temas… Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Arakçi ile Witkoff arasında temas… Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

ABD’li kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un hafta başında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den bir telefon aldığını bildirdi. Aynı dönemde ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “kırmızı çizgileri aştığını” söyleyerek, askerî seçenekler de dâhil olmak üzere “çok güçlü seçeneklerin” masada olduğunu açıkladı.

Trump, bugün (Pazartesi) sabahı yaptığı açıklamada, ordunun durumu son derece ciddiyetle izlediğini belirterek, çok sert seçeneklerin değerlendirildiğini ve uygun kararın alınacağını ifade etti. Beyaz Saray’dan bir yetkili de Trump’ın İran’a yönelik askerî bir saldırı seçeneğini ciddi biçimde değerlendirdiğini doğruladı.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre kaynaklar, Arakçi ile Witkoff arasındaki temas, Tahran’ın tansiyonu düşürme ya da Trump’ın İran rejimini daha da zayıflatacak bir adım atmasından önce zaman kazanma girişimi olarak değerlendiriliyor. Kaynaklar, tarafların önümüzdeki günlerde olası bir görüşmeyi de ele aldığını söyledi.

Trump’ın salı sabahı, askerî liderler, yönetimin üst düzey isimleri ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmede; askerî saldırılar, siber silahların kullanımı, yaptırımların sertleştirilmesi ve protestocuların ihtiyaçlarını desteklemeye yönelik seçenekler masaya yatırılacak. Toplantıya Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ulusal Güvenlik Danışmanı, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Kane de katılacak.

ABD yönetimi, protestolara destek vermekle bölgesel bir savaştan kaçınmak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Uzmanlar, tırmanmanın geniş çaplı bir bölgesel kaosa yol açabileceği endişesiyle askerî olmayan seçenekleri tercih ediyor. Değerlendirmelere göre Trump, kararını saatler içinde verebilir; bu da kritik bir karar için geri sayımın başladığı anlamına geliyor.

ABD’li yetkililer, Witkoff ile Arakçi arasındaki mesajlaşmanın geçen yıl yapılan nükleer görüşmeler sırasında başladığını ve ABD’nin haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri vurmasının ardından da sürdüğünü belirtti. Tarafların, ekim ayına kadar olası müzakereler konusunda temas hâlinde kaldığı ifade edildi.