Enflasyon ocakta yıllık bazda yüzde 57,68, aylık bazda yüzde 6,65 oldu

Türk Lirası (Reuters)
Türk Lirası (Reuters)
TT

Enflasyon ocakta yıllık bazda yüzde 57,68, aylık bazda yüzde 6,65 oldu

Türk Lirası (Reuters)
Türk Lirası (Reuters)

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ocakta aylık bazda yüzde 6,65, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 4,15 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 57,68, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 86,46 olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ocak ayında 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 72,45, yurt içi üretici fiyatları yüzde 125,53 arttı.
Aylık bazda TÜFE yüzde 6,65, Yİ-ÜFE yüzde 4,15 artış gösterdi.

Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 57,68, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 86,46 oldu.Yıllık enflasyon, son 11 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Yıllık enflasyon Şubat 2022'de yüzde 54,44 seviyesinde gerçekleşmişti.
Yurt içi üretici fiyatları ise son 13 ayın en düşük seviyesinde oluştu. Söz konusu değer Aralık 2021'de 79,89 olarak kaydedilmişti.

Beklentiler
AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, ocakta TÜFE'nin yüzde 3,66 artacağını öngörmüştü. Ekonomistler, bir önceki ay yüzde 64,27 olan yıllık enflasyonun yüzde 53,26'ya gerileyeceğini hesaplamıştı.

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), ocakta yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 101,51, imalatta yüzde 70,49, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 237,14, su temininde yüzde 116,64 artış gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Yİ-ÜFE, ocakta geçen aya göre yüzde 4,15, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 86,46 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 125,53 artış gösterdi. Ocakta yıllık bazda Yİ-ÜFE değişimi son 13 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Yİ-ÜFE Aralık 2021'de 79,89 seviyesindeydi.
Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 101,51, imalatta yüzde 70,49, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 237,14 ve su temininde yüzde 116,64 artış olarak gerçekleşti.
Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri incelendiğinde, ara malında yüzde 60,98, dayanıklı tüketim malında yüzde 69,42, dayanıksız tüketim malında yüzde 97,14, enerjide yüzde 188,23 ve sermaye malında yüzde 60,19 artış görüldü.
Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 6,08, imalatta yüzde 5,12 ve su temininde yüzde 2,15 artış olurken, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 3,13 azalış gerçekleşti.
Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında ise ara malında yüzde 3,46, dayanıklı tüketim malında yüzde 7,34, dayanıksız tüketim malında yüzde 8,19 ve sermaye malında yüzde 6,29 artış olurken, enerjide yüzde 0,64 azalış oldu.
Yıllık Yİ-ÜFE'ye göre 19 alt sektörde daha düşük, 10 alt sektör daha yüksek değişim görüldü.
Yıllık en düşük artış yüzde 28,97 ile ana metaller, yüzde 43,33 ile kağıt ve kağıt ürünleri, yüzde 47,77 ile kauçuk ve plastik ürünler alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 237,14, diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yüzde 147,26, diğer metalik olmayan mineral ürünler yüzde 145,09 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.
Aylık Yİ-ÜFE'ye göre 12 alt sektör daha düşük, 17 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi.
Aylık en yüksek azalış, yüzde 9 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 3,13 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık içecekler yüzde 20,42, kömür ve linyit yüzde 15,37, diğer ulaşım araçları yüzde 13,57 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

TÜFE'de ana harcama gruplarında en yüksek artış yüzde 77,22 ile sağlıkta görüldü
Tüketici Fiyat Endeksi'nde (TÜFE) yer alan ana harcama gruplarında ocakta yıllık bazda en yüksek artış yüzde 77,22 ile sağlık grubunda oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, TÜFE, ocakta bir önceki aya kıyasla yüzde 6,65, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 57,68 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 72,45 artış gösterdi.
Ana harcama grupları itibarıyla ocakta aylık bazda artışın en yüksek olduğu gruplar, sırasıyla yüzde 18,35 ile sağlık, yüzde 12,73 ile lokanta ve oteller, yüzde 11,19 ile alkollü içecekler ve tütün oldu.
Ocakta aylık bazda düşüş gösteren grup ise yüzde 1,53 ile giyim ve ayakkabı olarak belirlendi. En az artış gösteren ana gruplar yüzde 3,31 ile konut, yüzde 4,46 eğitim ve yüzde 5,58 ile ev eşyası olarak kaydedildi.

Yıllık değişimler
TÜFE'de yıllık bazda en yüksek artış yüzde 77,22 ile sağlık, yüzde 75,13 ile lokanta ve oteller, yüzde 71 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda görüldü.
Ocak 2022'ye göre artışın düşük olduğu ana gruplar sırasıyla yüzde 24,24 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 37,87 ile haberleşme, yüzde 41,70 ile eğitim, yüzde 47,69 ile ulaştırma olarak belirlendi.
Ocakta, endekste kapsanan 143 maddeden 12'sinin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken 2 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı, 129 maddenin ortalama fiyatında ise artış kaydedildi.

Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri
Özel kapsamlı tüketici fiyatları endeksi göstergelerine bakıldığında, ocakta aylık bazda en az yükseliş yüzde 6,13 ile "işlenmemiş gıda, alkollü içecekler ve tütün ürünleri hariç TÜFE" göstergesinde görüldü.
Yıllık bazda ise en yüksek artış, yüzde 59,97 ile "Mevsimlik ürünler hariç TÜFE" göstergesinde oldu.



FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.


Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)
TT

Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)

ABD’deki siyasi baskılar ve değişken kararlar dolayısıyla dolarda moral kaybı yaşanırken, euro son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Artık Avrupa para biriminin yükselişi, döviz piyasasında yalnızca teknik bir hareket olarak görülmüyor; küresel yatırım güvenindeki değişimi ve ekonomilerin ABD politikalarına bağımlılığı azaltma yönündeki artan isteğini yansıtıyor. Yatırımcılar euronun 1,20 dolar seviyesini aşmasını kutlarken, euronun rezerv para olarak dolar karşısında rekabet edecek kapasiteye sahip olup olmadığı yönünde önemli sorular gündeme geliyor.

Psikolojik eşiği aşmak

Euro, dolar karşısında yeni bir seviyeye ulaşarak ortak para biriminin değer kazanımını yeniden ön plana çıkardı. Ancak euronun 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine yükselmesinin ve 1,20 dolar eşiğini hafifçe aşmasının nedenleri merak konusu.

frgty
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) binası (Reuters)

Yatırımcılar büyük rakamlara odaklanmayı tercih ediyor. 1,20 dolar seviyesi, euro için geçen yılki en son başarının göstergesi olarak öne çıkıyor; geçen yıl yaklaşık yüzde 13 değer kazanan euro, ABD doları karşısında 2017’den bu yana en iyi performansını sergiledi. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un, geçen yılki düşüşün eşik noktası olarak nitelendirdiği bu seviyeye dikkat çekmesi, euroya olan ilgiyi daha da artırdı.

Zorluklarla dolu bir yol

Euro’nun 1,20 dolar seviyesine ulaşması kolay olmadı; eylül ayında bu seviyeye yaklaşmış, ancak doların toparlanmasıyla geri çekilmişti. Yine de geçen yıl yalnızca yaklaşık 1 dolara kadar gerileyen euro, Almanya öncülüğündeki Avrupa mali teşvikleriyle desteklenerek güç kazandı.

Tarihsel açıdan bakıldığında, 1,20 dolar seviyesi, euronun 1999’da piyasaya çıkmasından bu yana ortalama döviz kurunun biraz üzerinde yer alıyor. Ancak bu seviye, 2008’de ulaşılan 1,60 dolarlık zirvenin oldukça altında bulunuyor.

Neden bu kadar güçlü?

Eurodaki yükselişin başlıca nedenleri belli: Başkan Donald Trump’ın müttefiklerle ticaret ve Grönland konusundaki çatışmaları ile Fed’e yönelik tekrarlayan eleştirileri, doların değer kaybetmesine yol açtı. Euronun son kazançları, doların genel olarak düşmesine neden olan ABD-Japonya ortak müdahalesi spekülasyonlarıyla da desteklendi; Trump’ın doları ‘mükemmel’ olarak nitelendirmesine rağmen bu eğilim devam etti. Ayrıca euro bölgesinin güvenliğini artırma çabaları ve ekonomiyi dolara bağımlılıktan uzaklaştırma isteği de yükselişi güçlendirdi.

frgty6u7
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, 18 Aralık 2025 tarihinde Frankfurt'ta düzenlenen ECB Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklama yapmak üzere kürsüye çıkarken. (Reuters)

Peki şirketler bundan etkileniyor mu? Cevap: Kesinlikle. Güçlü euro, ihracatı daha pahalı hale getirerek önümüzdeki dönem kârlarını olumsuz etkileyebilir. STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ı gelirlerini yurtdışından elde ediyor ve bunların yarısını ABD pazarından sağlıyor. Barclays’in tahminlerine göre, geçen yıl eurodaki artış, Avrupa’daki şirketlerde hisse başına kâr tahminlerinin düşürülmesini açıklıyor.

Merkez bankalarının endişeleri ve rezerv para birimi sorunu

ECB yetkilileri, euronun seviyesinden ziyade hareketlerin hızı ve büyüklüğüne odaklanıyor; özellikle geçen hafta euro yaklaşık yüzde 2 yükselerek, Trump’ın ‘özgürlük günü’ vergilerini uyguladığı dönemden bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Eurodaki bu güçlü artış, piyasalarda artan iyimserliği yansıtsa da, euronun kısa vadede doları ikame etmesi beklenmiyor. Dolar, dünya rezerv para birimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, euronun payı yaklaşık yüzde 20 civarında bulunuyor. ABD’nin küresel ticaret ve gelişmiş sermaye piyasalarındaki hâkimiyeti, bu dengelerin yakın gelecekte değişmesini olası kılmıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, ABD’deki değişken ekonomik politikanın euroya daha geniş bir küresel rol sağlayabileceğini, ancak bunun Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir duraklamış mali yapısını tamamlamasıyla mümkün olacağını belirtti.


Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
TT

Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)

Altın fiyatları bugün, önceki seansta ilk kez 5 bin 100 dolar seviyesini aşmasının ardından yükselişini sürdürdü. Jeopolitik belirsizliklerin devam etmesiyle güvenli liman talebi güçlü kalırken, gümüş fiyatları da tarihi zirvelerine yakın seyretti.

Spot altının ons fiyatı, saat 03.29 itibarıyla yüzde 1 artışla 5 bin 65,07 dolara yükseldi. Altın, bir önceki gün 5 bin 110,50 dolar ile rekor seviyeyi görmüştü.

ABD’de şubat vadeli altın kontratları ise yüzde 0,4 düşüşle ons başına 5 bin 59,90 dolardan işlem gördü.

KCM Trade’in baş piyasa analisti Tim Waterer, “Trump’ın bu yıl izlediği istikrarsız siyasi yaklaşım, değerli metalleri güvenli liman olarak destekliyor. Kanada ve Güney Kore’ye yönelik daha yüksek gümrük tarifeleri tehdidi, altını güvenli liman olarak ayakta tutmaya yetiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jeopolitik görünüm, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün Güney Kore’den ithal edilen otomobil, kereste ve ilaçlara uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’e yükseltme niyetini açıklamasıyla daha da karmaşık bir hâl aldı. Trump, Seul’ü Washington ile bir ticaret anlaşması imzalamamakla eleştirdi.

Söz konusu açıklama, Trump’ın, iki ülke arasındaki ilişkilerin bu ayın başında Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Çin’e yaptığı ziyaretin ardından gerilmesi üzerine Kanada’ya da gümrük tarifesi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Diğer yandan Çinli Zijin Gold şirketinin, rekor seviyelere ulaşan altın fiyatları ortamında Kanadalı Allied Gold şirketini yaklaşık 5,5 milyar Kanada doları (4,02 milyar ABD doları) nakit karşılığında satın alacağı bildirildi. Altındaki benzeri görülmemiş yükseliş, madencilik şirketlerinin kâr marjlarını ve nakit akışlarını güçlendirirken, birleşme ve satın alma faaliyetlerini de hızlandırdı.

Waterer, “ABD ve Japon yetkililerin yeni (Japonya para birimi) sakinleştirmeye yönelik müdahaleleri doları olumsuz etkiledi ve bu durum altın fiyatları için güçlü bir destek oluşturdu” ifadesini kullandı.

Öte yandan, ABD hükümetinin kapanma riski ve Trump’ın dalgalı politikaları nedeniyle dolar üzerindeki baskı artarken, bu durum dolar bazında altını yurt dışındaki tüketiciler için daha ucuz hale getirdi.

Piyasa beklentileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu hafta başlayacak toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağı yönünde. Bu süreçte Trump yönetiminin Fed Başkanı Jerome Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturma, Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmasına yönelik süren girişimler ve Powell’ın yerine geçecek ismin mayıs ayında açıklanmasının beklenmesi dikkat çekiyor.

Spot gümüşün ons fiyatı yüzde 5,2 artışla 109,22 dolara yükselirken, pazartesi günü 117,69 dolar ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Gümüş fiyatları yıl başından bu yana yüzde 53 artış kaydetti.

Spot platin fiyatı ise önceki seansta 2 bin 918,80 dolar ile rekor kırmasının ardından yüzde 2,5 düşüşle ons başına 2 bin 658,19 dolara geriledi. Paladyumun ons fiyatı da yüzde 1,3 azalışla bin 956,31 dolar seviyesine indi.