Libya’nın ülke dışında dondurulan varlıkları siyasi anlaşmazlıklara kurban oluyor

Menfi, kontrol makamlarına ‘devlet mallarını suiistimallerden koruma’ çağrısı yaptı.

Menfi ve yardımcısı Lafi, Denetim Bürosu, Yatırım Otoritesi ve Afrika Yatırım Şirketi başkanları ile bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)
Menfi ve yardımcısı Lafi, Denetim Bürosu, Yatırım Otoritesi ve Afrika Yatırım Şirketi başkanları ile bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)
TT

Libya’nın ülke dışında dondurulan varlıkları siyasi anlaşmazlıklara kurban oluyor

Menfi ve yardımcısı Lafi, Denetim Bürosu, Yatırım Otoritesi ve Afrika Yatırım Şirketi başkanları ile bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)
Menfi ve yardımcısı Lafi, Denetim Bürosu, Yatırım Otoritesi ve Afrika Yatırım Şirketi başkanları ile bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)

Son zamanlarda Orta Afrika tarafından el konulan Libya’nın varlıkları sorunu, yürütme makamını Libya Yatırım Otoritesi tarafından yönetilen yurt dışındaki tüm donmuş varlıkların akıbetine ve ‘kayıptan nasıl korunacağına’ ilişkin tartışma yarattı.
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı Abdullah el-Lafi geçen çarşamba günü Libya Denetim Bürosu Başkanı Halid Şakşak, Libya Yatırım Otoritesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Mahmud ve Libya Afrika Yatırımları Şirketi (LAICO) Yönetim Kurulu Başkanı Abdulhakim eş-Şuvehdi ile bir araya geldi. Gündemde yurt dışındaki Libya fonlarının akıbeti vardı.
Orta Afrika Cumhuriyeti, geçen ayın sonunda, bu ayın ortalarında müzayedeye çıkarılmak üzere gayrimenkul varlıklarına el koydu. Ancak LAICO bu prosedürü reddederken söz konusu varlıkların Libya devletine ait olduğunu bildirdi. Şirket, Libya’nın Orta Afrika’da bir otele, iki binaya ve bir arsaya sahip olduğunun altını çizerek  2007 yılında iki ülke arasında imzalanan bir yatırım teşvik anlaşmasına göre ülkenin bu varlıkları Bangui’ye verilen krediler karşılığında aldığını vurguladı.
Libyalı yetkililer, bazı ülkelerde Libya Yatırım Otoritesi’nin çalışmalarının önündeki engeller konusunda Menfi’ye detaylı bir brifing verdi. Menfi de Libya Yatırım Otoritesi’nin fonlarını, mülklerini ve yatırımlarını koruma gerekliliğine dikkat çekti. Ayrıca kontrol makamlarına görevlerini yerine getirme, devlet kaynaklarını takip etme ve onları suiistimallere karşı koruma çağrısı yaptı.
Denetim Bürosu, görüşme sırasında ‘Libya’nın bazı ülkelerde risk altında olan yatırımlarına ve mülklerine ilişkin önemli konuların’ ve ‘bunlara el koyulmasına karşı alınabilecek önlemlerin’ görüşüldüğünü bildirdi. İlgili kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada başsavcılığın yurt dışında dondurulan Libya varlıklarına el koyulması sürecine karışanların bulunması için soruşturma başlattığını belirtti. Kaynaklar ayrıca Menfi’nin ‘iç koşullarla meşgul olması çerçevesinde, ülkenin mallarının kaybından duyduğu memnuniyetsizliği ve korkuları dile getirdiğini’ aktardı.
Libya’nın yurt dışındaki dondurulmuş fonları ve varlıkları, ülkedeki çalkantılı durumun ve siyasi bölünmenin kurbanı oluyor. Uluslararası şirketler 2011’den sonra, Libya’da maruz kaldıkları kayıpları telafi etmek amacıyla söz konusu varlıkların bir kısmına el koyma girişimlerinde bulundu. Libya’da 2017 yılından bu yana bölünmüş durumda olan otorite, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) bu fonlar üzerindeki yasağı kaldırması çağrısı yapmadı.
Libyalı siyasi analist Hüssam el-Kamati, Orta Afrika’daki Libya varlıklarına el konulması meselesine ilişkin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Mali sıkıntı içinde olan birçok Afrika ülkesi, Libya devletinin zayıflığını ve varlıklarını takip edememesini, bunları çalmaya çalışmak için bir fırsat olarak gördü. Sonuç olarak bu mülkler, söz konusu varlıklara el konulması için çarpık girişimlerde bulundu.”
Kamati, Libya Başsavcılığı’nın ‘bu varlıkların kötüye kullanılmasını durdurmak için’ söz konusu ihlalleri takip etmeye başladığını belirttiği açıklamasını şöyle sürürdü:
“Ancak bu hamleler henüz meyvesini vermedi. Halen el koyma ve mülkiyet devrinin manipüle edilmesi yoluyla gerçekleşen hırsızlıkların tekrarına tanık oluyoruz.”
BMGK’nın kararıyla Mart 2011’de dondurulan yabancı şirketlerdeki yatırımlar, bakiyeler, mevduatlar, hisse senetleri ve tahvillerden oluşan yurt dışındaki Libya fonlarının yaklaşık 200 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac’a göre nakit meblağ son yıllarda 67 milyar dolara düştü.
Libya Yatırım Otoritesi Medya İşleri Danışmanı Louay el-Kariou, Libya’nın başta Orta Afrika olmak üzere Kıta ülkelerindeki varlıklarının, esas olarak eski rejim dönemindeki siyasi eğilimler ve vizyonlar üzerine inşa edilen yatırımlar olduğunu söyledi. Kariou konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Çoğu, Libya’nın bu ülkelere verdiği kredilerin bir kısmının tasfiyesi karşılığında satın alındı. Bu varlıklar yatırım temelleri ve fizibilite çalışmaları üzerine kâr elde etme amacıyla inşa edilmemiştir ve bu nedenle eski bir mirastır. Libya devletinin Afrika’daki nüfuzunda 2011’den sonra görülen değişiklik, Libya yatırımlarını benimseyen çoğu Afrika ülkesindeki birçok zorluğun ana nedeniydi. 2011 yılından sonra bu ülkelerin hükümetleri ekonomik kazanımlar elde etmek, çoğu durumda liderler ve nüfuz sahibi şahsiyetler için kişisel kazançlar sağlamak ve Afrika meselelerinde Libya devletinin yokluğundan faydalanmak amacıyla Libya varlıklarına sahip olan şirketleri suiistimal etmeye ve bunlara şantaj yapmaya başladı.”
Diğer yandan ülkedeki en büyük gözetim organı olan Denetim Bürosu’nun başkanı, bazı yatırımlarla ilgili olarak dış taraflarla çatışmalara maruz kalmaktan kaçınmak için egemen kurumlar tarafından önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Yetkili ayrıca, özellikle yüksek dava masrafları ve Libya Yatırım Otoritesi üzerindeki devam eden kısıtlamalar ortasında işe yaramaz yatırımların yeniden değerlendirilmesi çağrısı yaptı.
Libya Yatırım Otoritesi, yönettiği varlıkları savunmak için ülke dışındaki bir şirkete dava açıyor. Otorite, Tanzanya’nın başkentinde Libya devletine ait ‘Bahari Beach’ şirketine 2016 yılından bu yana bazı taraflarca el konulduktan sonra, 6 Temmuz 2020’de geri almayı başarmıştı. Aynı şekilde Orta Afrika Cumhuriyeti’nin başkenti Bangui’deki bir mahkeme de bu ayın 15’inde Libya devletine ait mülklerin açık artırmayla satılmasına karar verdi. Bu mülklerin, 45 milyon euro değerinde bir lüks otel, 80 milyon euro değerinde dairelerin bulunduğu iki bina ve 6 milyon euro değerinde bir arsa olduğu biliniyor. Mahkeme, halka açık bir müzayede düzenlenmesi için Orta Afrika Başsavcısı ve Adalet Bakanı’na başvurdu.
Ancak Ekonomi ve Yatırım Komitesi’ne göre Libya Temsilciler Meclisi, bu kararı ‘yasanın ve ahlakın bir ihlali ve Libya halkının varlıklarını yağmalama girişimi’ olarak nitelendirerek reddetti. İki ülke arasında imzalanan anlaşmalara göre meclis, Orta Afrika hükümetine ‘müzayede yapmaması, bu süreci derhal durdurmak için önlemler alması ve Libya yatırımlarını korumak için çalışması’ çağrısında bulundu.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.