Radikal akımlara karşı bir duvar: Arap geleneksel kıyafetleri

Modanın bölgenin doğasına uymayan koyu renkli kıyafetleri empoze etme girişimlerine karşı bir duvar

Doğu Akdeniz, Körfez ve Mağrip ülkelerinde, parlak kumaşlar üzerindeki nakışların tevazu, vakar ve inceliği boy gösteriyor / Fotoğraf: Twitter
Doğu Akdeniz, Körfez ve Mağrip ülkelerinde, parlak kumaşlar üzerindeki nakışların tevazu, vakar ve inceliği boy gösteriyor / Fotoğraf: Twitter
TT

Radikal akımlara karşı bir duvar: Arap geleneksel kıyafetleri

Doğu Akdeniz, Körfez ve Mağrip ülkelerinde, parlak kumaşlar üzerindeki nakışların tevazu, vakar ve inceliği boy gösteriyor / Fotoğraf: Twitter
Doğu Akdeniz, Körfez ve Mağrip ülkelerinde, parlak kumaşlar üzerindeki nakışların tevazu, vakar ve inceliği boy gösteriyor / Fotoğraf: Twitter

Hamide Ebu Humeyle 
Ünlü olmak istiyorsan kadınlardan bahsedin.
Hızlı şöhret istiyorsanız, sosyal medyada kadın kıyafetlerinde olması veya olmaması gerekenlere dair günlük tavsiyeler yayımladığınız bir blog açın.
Fakat adalet istiyorsanız, aslınıza geri dönün.
Örneğin sadeliğin ve ölçülerin bir arada var olduğu Arap geleneksel kıyafetlerine.
Çeşitliliği ve zevkliliği ile geleneksel kıyafetler, radikalizme karşı savaş verir. 
1990'lı ile 2010'lu yıllar arasında, kendilerini din adamı olarak tanımlayanlar kadınların nasıl giyinmesi gerektiğinden bahsettikleri vaazları ile ün sahibi oldu.
Hala daha vaaz verenlerden bazıları, Twitter, Facebook, hatta bazen TikTok uygulamasını bu amaçla kullanıyor.
Halbuki Arap geleneksel kıyafetleri genel olarak bakıldığında kadınlar için kabul edilebilir düzeydedir.
Neşeli renkleri, aynı zamanda tevazuu ile geleneksel Arap kadını kıyafetleri, doğudan batıya uzanan tarihin ve ulusal kimliğin önemli bir ifadesidir. 

Her yaşa uygun tasarımlar
Geleneksel kıyafetler, belli bir coğrafi dağılım içindeki bir grup insanın kültürünü ve kimliğini yansıtır.
Aynı zamanda çevre, doğa ve hava durumu ile doğru orantılı.
Saad el-Hadim'in "Mısır'daki Geleneksel Giyimin Tarihi" adlı kitabında "Her milletin bir kostümü ve her çağın bir elbisesi vardır. Milletler fikirlerini ve tarihlerinin sırlarını kıyafetleri ile ifade edebilirler" ifadeleri yer alıyor. 
Elbise, kaftan, abaya şeklindeki bu geleneksel kıyafetler genellikle ulusal münasebetlerde, düğünlerde ve çeşitli sosyal etkinliklerde daha sık kullanılıyor.
Kıyafetler aynı ülke dahilinde olsalar dahi bölgelere göre farklılık gösterse de Arap dünyası geleneksel kıyafetlerinin ortak özellikleri bulunuyor.
Doğu Akdeniz, Körfez ve Mağrip ülkelerinde, parlak kumaşlar üzerindeki nakışların tevazu, vakar ve inceliği boy gösteriyor.
Örneğin Mısır'ın Sina şehrindeki yaşayan bir kadının geleneksel kıyafetleri ile Filistin topraklarında yaşayanların geleneksel kıyafetleri birbirine çok yakındır. 

Mütevazı ve geleneksel kıyafetler
Kahire'deki Yüksek Folklor Enstitüsü Dekanı ve Folklor Arşiv Profesörü Mustafa Cad, "Kadınların geleneksel kıyafetleri; örf ve adetlere, ahlak kurallarına, temel görgü kurallarına ve çevresel faktörlere göre değişebiliyor. Geleneksel temellere ve unsurlara bakıldığında ve bunlar modern bir şekilde ele alındığında kadınların giyimi hususundaki tartışmalar son bulacaktır" ifadelerini kullanıyor. 
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras uzmanı olan Cad, günlük geleneksel kıyafet ile özel münasebetlerde giyilenler arasında ayrım yapılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
Aynı zamanda, "Bu, toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilen ve her çevrenin etiği ile bağlantılı bir miras. Görkem ve zarafet bu kıyafetlerde olmazsa olmaz iki unsurdur. Pek çok uluslararası moda evinin modern tasarımları için artık geleneksel Arap kıyafetlerinden yararlanması gerçeği de bunu kanıtlıyor. Geleneksel Arap kadın kıyafetleri ve aksesuarları, oldukça ilham verici" ifadelerine başvuruyor. 

Eskimeyen 
Geleneksel moda, fırsat verildiği taktirde en son trendlerle rekabet edebilir.
Örneğin geçen ay Katar, Dünya Kupası finalinde kupa takdiminin ardından dünya futbolcusu Messi'ye Arap bişti giydirmiş, dünya kamuoyu bu gelişmeyle yakından ilgilenmişti.
Kadınların giydiği Arap bişti ise Huneyda Sayrafi, Menahil el-Kasım ve Leyla el-Bassam gibi meşhur moda tasarımcılarının modern dokunuşları ile yeniden doğuyor.
Hasavi bişti, bu kıyafetin en popüler türlerinden biridir. Geçen haziran ayında Suudi Kültür Bakanlığı, bu kadim mirasın yanı sıra, ülkedeki dikiş mesleğine odaklanmak için kendi adını taşıyan bir festival düzenlemişti. 
Geleneksel Arap kadın giyiminde ciddi bir çeşitlilik ve zenginlik mevcut. Suudi Milli Eğitim Bakanlığının resmi internet sitesinde yer alan, ilk Suudi devleti dönemindeki geleneksel kıyafetleri konu alan sayfada, kumaşların kalitesi ve tasarım detaylarının onları giyen kadınların sosyal statüsünü yansıttığına değiniliyor. 
Yaklaşık dört yıl önce yayımladığı "Somut Olmayan Kültürel Miras Hazinesi" kitabında geleneksel Arap kıyafetlerine ayrıntılı bir şekilde değinen Mustafa Cad'ın İskenderiye Kütüphanesi ve Kültürel ve Doğal Miras Dokümantasyon Merkezi tarafından denetlenen "Mısır Folkloru Hazinesi" web sitesinde ise somut olmayan kültürel mirasın belgelenmesinde ve kodlanmasında katkısı bulunuyor. 

Renkli kumaşlar üzerine
Mustafa Cad, "Geleneksel moda, uluslararası moda evlerinin fikri mülkiyet haklarını dikkate alarak yeni tasarımları için ilham alabilecekleri yaratıcı bir olgudur. Örneğin Lübnanlı uluslararası tasarımcı Zuhair Murad, yaklaşık iki yıl önce, firavun kıyafetlerinden ilham aldığı bir defile ile dikkatleri çekmişti. Bu tasarımlar, dünyanın en önemli modellerinin yanı sıra meşhur yıldızlar tarafından da giyildi. Örneğin Mısır'daki Siva Vahası kadınlarının geometrik desenler ve renklerle dolu şalları, Firavun Amon'un tapınağını simgeleyen kanatlı güneşin de yer aldığı kültürel mirasın kısa bir ifadesidir" ifadelerine başvuruyor. 
Uzun, zarif, parlak, ince detaylarla dolu, vücudu zarif bir şekilde saran elbiseler, Arap dünyasındaki tüm geleneksel kadın kıyafetlerinde ortak sayılıyor.
Giyim, içerisinde bulunduğu ortam ile şekillenir. Kıyafetlerin dokusunda ve tasarımında, ortaya çıktığı bölgelerle mükemmel uyum sağlayan doğuştan gelen bir zekayı barındırır.
Böylece moda dünyasındaki gelişmelere ayak uydurabilir.
Aynı zamanda Arap toplumları için farklı ve uygun olmayan bir giyim kültürünü empoze etmeye çalışan, gücünü koyu renkten alan akımlar karşısında her zaman bir engel teşkil eder.
 
Independent Türkçe



İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
TT

İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)

İsrail, bugün yaptığı açıklamada, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Filistinli çalışanlarının listesini sunamaması üzerine Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Yurtdışı İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, "Gazze Şeridi'ndeki Sınır Tanımayan Doktorlar'ın faaliyetlerine son verme yönünde adımlar atıldığını" açıkladı.

Bakanlık, kararın "Sınır Tanımayan Doktorlar'ın, bölgede faaliyet gösteren tüm insani yardım kuruluşları için geçerli şart olan yerel personel listelerini sunamaması" üzerine alındığını belirterek, örgütün faaliyetlerini durduracağını ve 28 Şubat'a kadar Gazze'den ayrılacağını kaydetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), salı günü, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeridi'ne erişimini sürdürmesi için talep ettiği personel listelerini vermeyeceğini açıkladı ve ekibinin güvenliği konusunda garanti alamadığını ifade etti.

Gazze'deki hastaneleri destekleyen MSF, İsrail'in bu ay Filistin topraklarındaki faaliyetlerini durdurması emrini verdiği 37 uluslararası kuruluştan biri. Bu kuruluşlar, personel bilgilerini sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni düzenlemelere uymadıkları takdirde faaliyetlerini durduracaklar.

Yardım kuruluşları, personel hakkında kişisel bilgilerin paylaşılmasının güvenliklerini tehlikeye atabileceğini belirterek, Gazze'deki iki yıllık savaş sırasında öldürülen veya yaralanan yüzlerce yardım çalışanını örnek gösteriyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kayıt sürecini yöneten İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda, Hamas'ı Sınır Tanımayan Doktorlar'a baskı yapmakla suçladı. Bakanlık herhangi bir kanıt sunmadı, ancak Gazze Sağlık Bakanlığı'nın 29 Ocak'ta ortak sağlık kuruluşlarına bağlı sağlık çalışanlarının verilerini paylaşmayı reddettiğini, bunun nedeninin ise güvenlik endişeleri olduğunu belirtti. Bakanlık, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

İsrail daha önce, veri kaydının Filistinli silahlı gruplara yardım ulaşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirtmişti. Yardım kuruluşları, önemli miktarda yardımın başka yerlere yönlendirildiğini reddediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçen hafta, bu bilgiyi ifşa etmeyi kabul eden Filistinli ve uluslararası personelin kısmi bir listesini paylaşmaya hazır olduğunu, ancak listenin yalnızca idari amaçlarla kullanılması ve ekibini tehlikeye atılmaması şartıyla bunu yapacağını söyledi. MSF, insani tıbbi malzemelerin yönetimini kontrol altında tutmak istediğini belirtti. Örgüt yaptığı açıklamada, "Tekrarlanan çabalara rağmen, son birkaç gündür İsrail yetkilileriyle gerekli somut garantiler konusunda bir anlaşmaya varamadığımız ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. MSF, Gazze ve Batı Şeria'daki faaliyetlerine getirilen yasağın, Gazze'de devam eden insani kriz göz önüne alındığında, insani hizmetler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini belirtti.


Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.