İran: Reformist lider Musevi’den yeni anayasa çağrısı

Mir Hüseyin Musevi, İran’ı içinde bulunduğu krizlerden kurtarmak için yeni anayasa çağrısında bulundu

Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
TT

İran: Reformist lider Musevi’den yeni anayasa çağrısı

Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)

İran’da 1979 Devrimi’nin 44. yıldönümünün kutlanmasına bir hafta kala, 10 yılı aşkın bir süredir ev hapsinde alıkonulan İranlı reformist lider Mir Hüseyin Musevi, İran’ı gittikçe artan krizlerden ‘kurtarmak’ için yeni bir anayasa hazırlanması, referandum yapılması, bağımsız ve adil şekilde seçimlerin düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Musevi, ofisinin sözcülüğünü yapan Kelimeh haber sitesi tarafından yayınlanan açıklamasında İran'da son aylarda ve yıllarda yaşanan ‘kanlı’ olayların, 2009 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde desteklediği ‘anayasayı tavizsiz uygulama’ sloganının ‘artık etkili olmadığını’ gösterdiğini söyleyerek, bir önceki sloganından ‘ileriye doğru bir adım’ atılması gerektiğini vurguladı.
Musevi, “rejimin diyalog ve ikna yolunu için en ufak bir adım atmak yerine baskıcı yöntemlerde inat ve ısrar etmesi sebebiyle İran halkının iktidardaki müesses nizamdan ve mevcut siyasi yapıdan duyduğu hayal kırıklığına” işaret etti.
Yetkililer, Şubat 2011'den bu yana Mir Hüseyin Musevi, eşi Zehra Rahneverd ve müttefiki Mehdi Kerrubi’yi mahkemeye çıkartmadan ev hapsinde tutuyor. Ev hapsi kararı, Musevi ve Kerrubi’nin o zamanlar radikal muhafazakarlardan rakipleri Mahmud Ahmedinejad'ın zaferiyle sonuçlanan 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını tanımayı reddetmesinin ve seçim sonuçlarında hile yapılmasını savunmasının akabinde çıkmıştı.
“Esas kriz sorumsuz güçtür”
Açıklamasında yönetimin performansı nedeniyle büyüyen krizlere değinen Musevi “Esas kriz, ülkenin sürdürülemez çelişkili yapısı ve temel sistemidir. Hayatı bize zindan eden ve mazlumların mutluluğuna giden yolu tıkayan işte bu hesap vermeyen sorumsuz güçtür” ifadelerini kullandı.
Musevi yaptığı açıklamada, İranlıların ana hatları ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük Hareketi’nden oluşan radikal bir değişime ihtiyaç duyduğundan ve buna hazır olduklarından bahsederken, ülkenin dört bir yanında 160 şehirden fazla şehri kasıp kavuran protestoların sloganına atıfta bulundu. Öfkeli protestolar, Mahsa Amini adlı  genç kızın başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındığı sırada belirsiz koşullar altında hayatını kaybetmesinin akabinde patlak vermişti.
Musevi, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganının ‘parlak bir geleceğin ve baskıdan, yoksulluktan, aşağılanmadan ve ayrımcılıktan arınmış bir geleceğin nüvesini’ oluşturduğunu söyledi. Musevi “Bu üç kelime, canlılık, düşünme, mücadele ve umutların tarihini taşırken, kadınlar en büyük umut kaynağıdır. Mutluluk, kamu yararı ve büyük toplumsal mücadele; bütün bunlar, kadın ve erkekler hep birlikte durmadan elde edilemez” dedi.
Musevi üç öneri sundu. Bunlar; yeni bir anayasa taslağı hazırlamak, ‘bağımsız ve adil’ bir oylamayla referandum yapmak ve nihai olarak yeni anayasayı kabul etmek üzere bir Kurucu Meclis oluşturmak.
İran halkının tüm kesimlerini ‘kamu güvenliğini korumak ve mevcut rejimlerin oluşturulmasını gerektiren her türlü şiddetten kaçınmak için’ temel bir anlaşma oluşturmaya çağıran Musevi “Bu, her uyruktan ve her siyasi ve ideolojik yönelimden insanlar tarafından onaylanmalıdır” dedi. Bu üç önerisinin ‘hukukun üstünlüğüne dayalı ve insan hakları standartları ve halkın iradesi ile örtüşen bir sistemin istikrarı için’ önemini ısrarla vurguladı.
Musevi, “Hukuk, hem insanlardan hem de insanlara mutluluk ve refah getirir. Kendini hukukun üzerinde görenlerin haksız imtiyazlarını ve statülerini korumaya hizmet etmez” dedi.
İslam Cumhuriyeti'nin yerine yeni bir yapı ve düzen getirilmesini öneren Musevi, “Başlı başına yeni bir sistemin getirilmesi, baskıcı gücü sarsacak ve tepki vermeye itecektir. Çünkü gücün kaynağı insandır, silah ve baskı değil” ifadelerini kullanarak ‘beğenseler de beğenmeseler de halkın desteğini almazsa yapının çökeceğini’ vurguladı.
Geçen ağustos ayında Musevi’nin rejim lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e atıfta bulunarak, halkı iktidarın babadan oğula geçmemesi gerektiği konusunda uyarması siyasi elitlerde geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.
Musevi’nin son açıklaması İranlı ünlü avukat Şirin Ebadi’nin Reuters Haber Ajansı’na röportaj vermesinden bir gün sonra geldi. Ebadi söz konusu röportajında Amini’nin hayatını kaybetmesinin ‘İran İslam Cumhuriyeti’ndeki rejimin çöküşüne yol açacak, geri dönüşü olmayan devrimci bir süreci’ tetiklediğini söylemişti.
İranlı yetkililer protestolara son 40 yıldır olduğu gibi baskıyla karşılık verdi. Yetkililer ayrıca protestolara katılanlar arasından onlarca kişiye idam cezası verdi ve en az dört kişiyi darağacına gönderdi. İnsan hakları aktivistleri bunu, insanları korkutmak ve onları sokaklardan uzak tutmak için planlanmış bir önlem olarak nitelendiriyor.
Son protestolar İran'ı krize sürükledi. Amini'nin ölümü, İranlılar arasında ekonomik sefaletten tutun, etnik azınlıklara yönelik ayrımcılığa ve yetkililerin katı sosyal ve siyasi kısıtlamalar dayatmasına kadar çeşitli sorunlar nedeniyle yıllarca bastırılmış bir halk öfkesini serbest bıraktı.
Aylarca hayatın her kesiminden bir çok İranlı, müesses nizamın devrilmesi çağrısında bulundu ve rejimin içinde son sözü söyleyen “Rehber” Ali Hamaney aleyhinde sloganlar attı.
Yetkililerin protestolara yönelik baskıları, 2015 yılında imzalanan İran nükleer anlaşmasını yeniden canlandırma müzakerelerinin askıya alındığı bir dönemde diplomatik gerginliğe neden oldu. ABD ve Batılı ülkeler, baskılarda ve insan hakları ihlallerinde payı olmaları nedeniyle İran makamlarına ve başka kuruluşlara yaptırımlar uyguladı.
Öte yandan Hollanda merkezli Gamaan kuruluşu tarafından yapılan bir anket, halkın yüzde 81'inin ülkedeki İslam Cumhuriyeti rejimine son verilmesini istediğini ortaya koydu.
Gamaan Başkanı ve Tilburg Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ammar Maleki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada anket sonuçlarının, İranlıların çoğunluğunun mevcut protestolar bağlamında İran muhalefet partilerinden ortak bir komite kurulmasını talep ettiğini gösterdiğini kaydetti. Rejimin devrilmesine destek verenlerin oranı yüzde 20 arttı.
Kuruluş, anketin 21 Aralık ila 31 Aralık tarihleri arasında yapıldığını söyledi. Ankete İran içinden 158 bin kişi ve yurt dışından 42 bin İranlı katıldı. Kuruluş, katılımcıların yalnızca yüzde 15'inin İslam Cumhuriyeti'nin devam etmesini tercih ettiğini bildirdi.
İran'daki katılımcıların yüzde 70’i, Batılı ülkeleri protestolara destek vermeye ve yetkililere baskı yapmaya çağırdı. Yüzde 19’u ise ‘Batı ülkelerinin protestolar gibi iç meselelere karışmasına’ karşı çıktı. Katılımcıların yüzde 70’i Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) terör örgütü ilan edilmesini, İran büyükelçilerinin sınır dışı edilmesini ve göstericilerin bastırılmasına karışan güçlere yaptırım uygulanmasını destekledi.
Yurt dışında yaşayanların yüzde 96'sı, Batı'nın protestolara verdiği desteği ve Tahran üzerindeki baskının artırılmasını destekliyor.
İran’daki katılımcıların yüzde 81'i protestoları desteklerken, yüzde 15'i karşı çıkıyor. Protestoları destekleyenlerin yüzde 67'si protestoların ‘faydalı olacağını’ söylerken, yüzde 14'ü başarısız olacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 22'si rejim karşıtı yürüyüşlere katıldığını, yüzde 56'sı ileride katılacağını, yüzde 35'i başörtüsü çıkarma ve rejimi kınayan sloganlar da dahil olmak üzere sivil itaatsizliğe destek verdiğini ve yüzde 35’i sivil itaatsizliğe katılmaya açık olduğunu ifade etti. Kuruluş tarafından yayınlanan anket sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 44'ü grevlere katıldığını, yüzde 38'i ise katılacağını açıkladı.
Yurt dışındaki İranlıların ise yüzde 99'u protestoları desteklediğini, yüzde 90'ı bunun sonuç vereceğini umduğunu ve yüzde 9'u protestoların başarısız olmasını beklediğini belirtti.
Katılımcılar, mevcut iktidar düzenine alternatif olarak seçecekleri rejimin yapısı hakkında düşüncelerini dile getirdiler. Yurt içinde yüzde 28 ve yurt dışından yüzde 32 oranında katılımcı başkanlık sistemi istediğini söylerken, yurt içinde yüzde 12, yurt dışında ise yüzde 29 oranında katılımcı parlamenter sistemi tercih etti. Yurt dışında yaşayanların yüzde 25'inin desteklediği anayasal monarşiye ise İran içinden yüzde 22'lik bir destek geldi.



İsrail’in El Halil’deki operasyonu, hükümet ile ordu arasında görüş ayrılığına yol açtı

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in El Halil’deki operasyonu, hükümet ile ordu arasında görüş ayrılığına yol açtı

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)

İsrail’in El Halil’de başlattığı baskın ve arama operasyonu, hükümet ile ordu komutanlığı arasında büyük bir görüş ayrılığına yol açtı. Cuma günü, iki İsrail askerinin ölümüne neden olan saldırının ardından başlatılan operasyon, bugün yapılacak seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti ile İsrail ordusu yönetimi arasında tartışma konusu oldu.

İsrail ordusuna bağlı 98. Tümen, kentte yoğun operasyonlarını sürdürürken belirli bölgelerde Filistinlileri evlerinden ayrılmaya zorluyor, gözaltılar gerçekleştiriyor, silah arıyor ve binaları yıkıyor. Ancak İsrail ordusu, şu ana kadar elde edilen operasyonel sonuçların yetersiz olduğu gerekçesiyle operasyonun mevcut şekliyle sürdürülmesinin gerekliliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, pazar günü sokaklara konuşlanan İsrail askerleri ve askerî araçlar. (DPA)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, pazar günü sokaklara konuşlanan İsrail askerleri ve askerî araçlar. (DPA)

Yedioth Ahronoth gazetesinin dün, “konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara” dayandırdığı haberine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz’ın katıldığı bir toplantıda Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, El Halil’deki operasyonu sona erdirmenin zamanının geldiğini ifade etti. Ancak Netanyahu ve Katz bu görüşe karşı çıkarak operasyonun devam etmesini istedi. Sonuçta Genelkurmay Başkanı’nın önerisi kabul edilmedi ve operasyonun sürdürülmesine karar verildi.

Netanyahu ve Katz, operasyonun başlatılması talimatını geçen cuma günü vermişti. İkili, operasyonun kapsamlı olacağını belirtmiş; işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki mülteci kamplarında uygulanan modeli El Halil’e taşımaktan, yani Filistinlileri yerlerinden ederek yerleşim alanlarını yıkmaktan söz etmişti. Özellikle saldırganların geldiği mahallelerin yıkılması ve ordunun bölgede kalıcı biçimde konuşlanması gündeme getirilmişti. Ayrıca altyapının imha edilmesi, aranan kişilerin yakalanması ve silahların toplanması vaat edilmişti. Ancak İsrail ordusu bu yaklaşımı benimsemedi ve Netanyahu ile Katz’ın kamuoyuna yansıttığı kapsamlı planın aksine, birkaç günle sınırlı bir operasyon duyurdu.

Operasyonun başlamasından birkaç gün sonra İsrail ordusu yaklaşık 2 bin 600 Filistinliyi evlerinden çıkardı ve bazı kişileri gözaltına aldı. Ancak 500 evde yapılan aramalarda yalnızca bir tüfek ve bir tabanca bulundu. Ordu, ayrıca 500 noktada arama yaptığını, 50 kişiyi gözaltına aldığını ve geçen hafta sonu yaşanan çatışmaya katılan saldırganlardan birinin evinin yakınında yer altında bir çukur bulduğunu açıkladı.

İsrail ordusuna göre çukurun bir çıkış açıklığı bulunmuyor. İlgili birimler tarafından yürütülen inceleme sürüyor. Yaklaşık 15 metre derinliğinde ve 75 santimetre genişliğinde olduğu belirtilen çukurun El Halil kent sınırları içerisinde bulunduğu, yakınında herhangi bir İsrail yerleşiminin olmadığı vurgulandı.

Çukurun içinde bulunan elektronik bir cihaz, incelemelerin sürdürülmesi amacıyla güvenlik güçlerine teslim edildi.

İsrail ordusunun, El Halil’de saldırganlardan birinin evinin yakınında bulduğunu açıkladığı yer altındaki çukur. (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun, El Halil’de saldırganlardan birinin evinin yakınında bulduğunu açıkladığı yer altındaki çukur. (İsrail ordusu)

İsrail kamu yayıncısı Kan’a konuşan bir askerî kaynak, El Halil’deki operasyonun caydırıcılık ve istihbarat toplama hedeflerine ulaştığını söyledi. Operasyona katılan bazı askerler ise kentte fiilen hareketsiz kaldıklarını ve yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını belirterek operasyonun sona erdirilmesini istemeyen birilerinin bulunduğunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın Kan’dan aktardığına göre İsrail ordusu operasyonu bitirmeyi planlıyor; ancak Netanyahu ve Katz buna karşı çıkarak operasyonun devam etmesini talep ediyor.

Operasyona katılan askerlerden biri, “Şu anda yalnızca zaman kaybediyoruz. Bir tabanca daha ya da Hamas bayrağı bulmak için operasyonu sürdürmenin bir anlamı yok. Her zaman başka bir silah veya bayrak bulunabilir, ancak mesele bu değil” dedi. Askerin bu sözleri, operasyonun sürdürülmesinde seçim hesaplarının etkili olduğu yönündeki değerlendirmelere işaret etti.

El Halil Valisi Halid Dudin, 500’den fazla evin aranmasının ve kentin farklı bölgeleri arasındaki ulaşımın kesintiye uğramasının ardından evlerini terk eden Filistinlilerin sayısının yaklaşık 2 bin 600’e yükseldiğini açıkladı.

Ancak Dudin, Netanyahu ve Katz’ın istediği modelin aksine, kent sakinlerinin yakın zamanda evlerine dönebileceğini düşünüyor. Batı Şeria’daki mülteci kamplarında yaşananlara benzer bir durumun El Halil’de tekrarlanmasını beklemiyor. Söz konusu kamplarda yaklaşık 40 bin Filistinli yerinden edilmiş durumda.

Çok sayıda gösterge, İsrail ordusunun bu aşamada El Halil’de mülteci kamplarında uygulanan modeli hayata geçirmeyeceğini gösteriyor.

İsrail ordusu, özellikle Filistinli sivillerin uzun süre evlerinden uzak tutulmasının hukuki açıdan sorun oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, operasyonun somut ve kayda değer askerî sonuçlar üretmediği koşullarda daha da önemli bir mesele olarak görülüyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, cumartesi günü kapalı bir İsrail kontrol noktasının altından poşet geçiren iki Filistinli. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, cumartesi günü kapalı bir İsrail kontrol noktasının altından poşet geçiren iki Filistinli. (AFP)

Ancak İsrail’deki siyasi yönetim bu değerlendirmeye karşı çıkıyor. Netanyahu ve Katz, saldırganların otomatik silahlar ve çok miktarda mühimmatla hareket etmiş olmasının, ordunun bölgede silah arama çalışmalarını sürdürmesini ve silahların bulunduğu noktaları tespit etmesini gerektirdiğini savunuyor. Operasyonun devam etmesinin caydırıcı bir etki yaratacağını ileri sürüyorlar.

Savunma Bakanlığı kaynakları ise İsrail ordusunun Batı Şeria’nın en büyük kenti olan El Halil’de yoğun askerî faaliyet yürütmesinin, Filistinliler üzerinde psikolojik ve algısal bir etki oluşturduğunu belirtiyor. Kaynaklar, bunun özellikle El Halil gibi bir Filistin kentinde gerçekleştiriliyor olmasına dikkat çekiyor. Bu durumun, daha önce Cenin, Nur Şems ve Tulkerim mülteci kamplarında yürütülen operasyonlardan farklı olduğu ifade ediliyor.


Suriyeli eski subaylar savaş suçları suçlamasıyla gözaltına alındı; aralarında Beşşar Esed’in kuzeni de var

Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
TT

Suriyeli eski subaylar savaş suçları suçlamasıyla gözaltına alındı; aralarında Beşşar Esed’in kuzeni de var

Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Humus kentinde İç Güvenlik Komutanlığı tarafından düzenlenen operasyonlarda, Suriyeli eski subay ve yetkililerden 15 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü Nuriddin el-Baba dün düzenlediği basın toplantısında gözaltına alınanlar arasında, 105. Şube’de görev yapmış albay ve Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed’in de bulunduğunu açıkladı.

El-Baba’nın açıkladığı gözaltı listesinde, eski 24. Tümen Komutanı ve Hava Savunma Dairesi Başkanı Tümgeneral Muhammed Dib Afuf, Hava İstihbarat Dairesi Soruşturma Bölümü Başkanı Muhammed Türki Menun ve aynı dairenin Soruşturma Şubesi Başkanı Salim Nurs ed-Dağıstani de yer aldı.

Listede ayrıca Siyasi Güvenlik Şubesi’nde görev yapan Tuğgeneral Riyad Hamdu Şehade, “Terör Mahkemesi” Başkanı Gazi Bedr Abdüssalih, Tişrin Askerî Hastanesi’nde görevli Tuğgeneral Saadullah Cercis Mesud, Tuğgeneral Merhaf Muhsin Ali es-Selame, Cumhuriyet Muhafızları’nda görev yapan Tuğgeneral Ahmed Faysal el-Mustafa ve askerî doktor Şuayb Fuad el-Merkadi de bulunuyor.

Eski rejimin devrik lideri Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed, onlarca subayla birlikte gözaltına alındı. (Sosyal medya)
Eski rejimin devrik lideri Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed, onlarca subayla birlikte gözaltına alındı. (Sosyal medya)

Gözaltına alınanlar arasında helikopter pilotu Racih Hıdır Venus, helikopter pilotu İbrahim Yasin Selame ve savaş pilotu Münzir Ali Muhammed el-Ali de yer aldı. Listede ayrıca, “Tedamun Katliamı” olaylarına karışmakla suçlanan Kamil Muhammed Şerif ile Ala Salih Esed’in isimleri de bulunuyor.

El-Baba, listede isimleri yer alan eski subay ve yetkililerin Humus İç Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülen operasyonlar kapsamında gözaltına alındığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Şam Ağı (Şebeke Şam) internet sitesinden aktardığına göre, açıklamada gözaltına alınanların tamamının kimlikleri veya her birine somut suçlamalar hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi. Soruşturmaların, şüphelilerin sorumluluklarının ve haklarındaki suçlamaların kapsamını ortaya koyması bekleniyor.

Esed rejimine karşı Hama cephelerinde yürütülen operasyonları sırasında hayatını kaybeden savaşçı Muhammed Subeyha’nın babasına, oğlunun fedakârlıkları dolayısıyla onur plaketi takdim edildi. (İç kurtuluş Güvenlik Güçleri)
Esed rejimine karşı Hama cephelerinde yürütülen operasyonları sırasında hayatını kaybeden savaşçı Muhammed Subeyha’nın babasına, oğlunun fedakârlıkları dolayısıyla onur plaketi takdim edildi. (İç kurtuluş Güvenlik Güçleri)

Öte yandan İç Güvenlik Güçleri, Suriye devrimi sırasında savaş suçları işlemek ve sivillere yönelik ihlallerde bulunmakla suçlanan Abdülber Yusuf es-Saad’ı da gözaltına aldı.

İç Güvenlik Güçleri dün yaptığı açıklamada, soruşturma kayıtlarının söz konusu kişinin eski rejim saflarında çeşitli çatışmalara ve askerî operasyonlara katıldığını ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca, görüntü kayıtlarında şüphelinin “Redu’l Udvan” (Saldırganlığın Püskürtülmesi) Muharebesi sırasında hayatını kaybeden bir kişinin naaşına kötü muamelede bulunduğunun belgelendiği belirtildi.

Şüphelinin işlediği öne sürülen suçların ayrıntılarının aydınlatılması ve ilgili delillerin toplanması amacıyla soruşturmanın sürdüğü, işlemlerin tamamlanmasının ardından dosyanın yargı makamlarına sevk edileceği kaydedildi.

Suriye el-İhbariyye televizyonunun 20 Eylül tarihli haberine göre, İç Güvenlik Güçleri daha önce de eski rejimin istihbarat teşkilatında görev yapan Yarbay Süleyman Ahmed Hasan’ı, hareketlerinin izlenmesi ve takip edilmesine dayanan bir güvenlik operasyonuyla gözaltına almıştı.

Suriyeli bir kadın, geçen nisan ayında Şam’ın güneyindeki Tedamun Katliamı’nda hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarını taşıyor. (AP)
Suriyeli bir kadın, geçen nisan ayında Şam’ın güneyindeki Tedamun Katliamı’nda hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarını taşıyor. (AP)

O dönemde yürütülen ilk soruşturmalar, Hasan’ın Askerî İstihbarat Şubesi’nde görev yaptığını, ardından 248. Şube’de önce Soruşturma Bölümü’nün, daha sonra Hukuk İşleri Bölümü’nün başkanlığını üstlendiğini ortaya koymuştu. Hasan’ın görevlerinin, Suriye devrimi yıllarında gösteriler, muhalifler ve ordudan ayrılan subaylarla ilgili soruşturmaları kapsadığı belirtilmişti.

Aynı gün, 22. Tümen’in 2012-2020 yılları arasında Operasyonlar Şubesi Başkanlığı görevini yürüten Tuğgeneral pilot Zekeriya Muhammed Sünun da gözaltına alınmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı, 15 Haziran’da yayımladığı istatistiklerde, eski rejimle bağlantılı askerî rütbelere sahip 3 bin 548 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Söz konusu kişiler arasında farklı rütbelerden subayların bulunduğu; bunlardan 42’sinin tümgeneral, 172’sinin tuğgeneral ve 218’inin albay olduğu bildirildi.


Şam, Ürdün’ün hava saldırılarında 8 kişinin öldüğünü duyurdu; Nasib Sınır Kapısı’nı kapattı

Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)
Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)
TT

Şam, Ürdün’ün hava saldırılarında 8 kişinin öldüğünü duyurdu; Nasib Sınır Kapısı’nı kapattı

Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)
Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)

Suriye makamları, dün ülkenin güneyine düzenlenen Ürdün hava saldırılarında 8 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ürdün ordusu ise saldırıların, geçen hafta bir kiliseyi hedef alan ve can kayıplarına yol açan saldırıya karşılık olarak “terör örgütlerini” hedef aldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre Dera’daki bir sağlık yetkilisi, Ürdün’ün vilayetteki çeşitli noktalara düzenlediği hava saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 8 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Suriye hükümeti, olayla ilgili yaptığı açıklamada, ilgili makamların Ürdün Hava Kuvvetleri tarafından kısa süre önce Suriye’nin güneyine düzenlenen hava saldırılarının ardından sahadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini bildirdi. Açıklamada, saldırılarda aralarında siviller ve çocukların da bulunduğu kişilerin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtilerek, askerî operasyon öncesinde Suriye tarafıyla herhangi bir koordinasyon sağlanmadığı vurgulandı.

Suriye hükümeti, saldırılardan etkilenen ailelerle dayanışma içinde olduğunu belirtirken, olayın bütün yönlerinin aydınlatılması amacıyla ilgili makamlar tarafından kapsamlı bir soruşturma başlatıldığını duyurdu. Açıklamada ayrıca, konunun ele alınması amacıyla Ürdün yönetimiyle temasların sürdüğü kaydedildi.

Suriye hükümeti, iki ülkenin egemenliğinin, güvenliğinin ve istikrarının korunması için sınır bölgelerine yönelik her türlü adımda ortak saha ve güvenlik koordinasyonunun önemine dikkat çekti.

Öte yandan Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi, mevcut koşullar ve Dera vilayetinde sahadaki gelişmeler nedeniyle Ürdün ile Nasib Sınır Kapısı’nın bugün kapatılacağını açıkladı.

Karar kapsamında, yolcuların geçişleri ile ticari hareketlilik her iki yönde de tamamen durdurulacak. Yetkililer, kararın sınır kapısındaki yolcuların ve çalışanların güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi.