İran: Reformist lider Musevi’den yeni anayasa çağrısı

Mir Hüseyin Musevi, İran’ı içinde bulunduğu krizlerden kurtarmak için yeni anayasa çağrısında bulundu

Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
TT

İran: Reformist lider Musevi’den yeni anayasa çağrısı

Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)

İran’da 1979 Devrimi’nin 44. yıldönümünün kutlanmasına bir hafta kala, 10 yılı aşkın bir süredir ev hapsinde alıkonulan İranlı reformist lider Mir Hüseyin Musevi, İran’ı gittikçe artan krizlerden ‘kurtarmak’ için yeni bir anayasa hazırlanması, referandum yapılması, bağımsız ve adil şekilde seçimlerin düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Musevi, ofisinin sözcülüğünü yapan Kelimeh haber sitesi tarafından yayınlanan açıklamasında İran'da son aylarda ve yıllarda yaşanan ‘kanlı’ olayların, 2009 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde desteklediği ‘anayasayı tavizsiz uygulama’ sloganının ‘artık etkili olmadığını’ gösterdiğini söyleyerek, bir önceki sloganından ‘ileriye doğru bir adım’ atılması gerektiğini vurguladı.
Musevi, “rejimin diyalog ve ikna yolunu için en ufak bir adım atmak yerine baskıcı yöntemlerde inat ve ısrar etmesi sebebiyle İran halkının iktidardaki müesses nizamdan ve mevcut siyasi yapıdan duyduğu hayal kırıklığına” işaret etti.
Yetkililer, Şubat 2011'den bu yana Mir Hüseyin Musevi, eşi Zehra Rahneverd ve müttefiki Mehdi Kerrubi’yi mahkemeye çıkartmadan ev hapsinde tutuyor. Ev hapsi kararı, Musevi ve Kerrubi’nin o zamanlar radikal muhafazakarlardan rakipleri Mahmud Ahmedinejad'ın zaferiyle sonuçlanan 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını tanımayı reddetmesinin ve seçim sonuçlarında hile yapılmasını savunmasının akabinde çıkmıştı.
“Esas kriz sorumsuz güçtür”
Açıklamasında yönetimin performansı nedeniyle büyüyen krizlere değinen Musevi “Esas kriz, ülkenin sürdürülemez çelişkili yapısı ve temel sistemidir. Hayatı bize zindan eden ve mazlumların mutluluğuna giden yolu tıkayan işte bu hesap vermeyen sorumsuz güçtür” ifadelerini kullandı.
Musevi yaptığı açıklamada, İranlıların ana hatları ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük Hareketi’nden oluşan radikal bir değişime ihtiyaç duyduğundan ve buna hazır olduklarından bahsederken, ülkenin dört bir yanında 160 şehirden fazla şehri kasıp kavuran protestoların sloganına atıfta bulundu. Öfkeli protestolar, Mahsa Amini adlı  genç kızın başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındığı sırada belirsiz koşullar altında hayatını kaybetmesinin akabinde patlak vermişti.
Musevi, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganının ‘parlak bir geleceğin ve baskıdan, yoksulluktan, aşağılanmadan ve ayrımcılıktan arınmış bir geleceğin nüvesini’ oluşturduğunu söyledi. Musevi “Bu üç kelime, canlılık, düşünme, mücadele ve umutların tarihini taşırken, kadınlar en büyük umut kaynağıdır. Mutluluk, kamu yararı ve büyük toplumsal mücadele; bütün bunlar, kadın ve erkekler hep birlikte durmadan elde edilemez” dedi.
Musevi üç öneri sundu. Bunlar; yeni bir anayasa taslağı hazırlamak, ‘bağımsız ve adil’ bir oylamayla referandum yapmak ve nihai olarak yeni anayasayı kabul etmek üzere bir Kurucu Meclis oluşturmak.
İran halkının tüm kesimlerini ‘kamu güvenliğini korumak ve mevcut rejimlerin oluşturulmasını gerektiren her türlü şiddetten kaçınmak için’ temel bir anlaşma oluşturmaya çağıran Musevi “Bu, her uyruktan ve her siyasi ve ideolojik yönelimden insanlar tarafından onaylanmalıdır” dedi. Bu üç önerisinin ‘hukukun üstünlüğüne dayalı ve insan hakları standartları ve halkın iradesi ile örtüşen bir sistemin istikrarı için’ önemini ısrarla vurguladı.
Musevi, “Hukuk, hem insanlardan hem de insanlara mutluluk ve refah getirir. Kendini hukukun üzerinde görenlerin haksız imtiyazlarını ve statülerini korumaya hizmet etmez” dedi.
İslam Cumhuriyeti'nin yerine yeni bir yapı ve düzen getirilmesini öneren Musevi, “Başlı başına yeni bir sistemin getirilmesi, baskıcı gücü sarsacak ve tepki vermeye itecektir. Çünkü gücün kaynağı insandır, silah ve baskı değil” ifadelerini kullanarak ‘beğenseler de beğenmeseler de halkın desteğini almazsa yapının çökeceğini’ vurguladı.
Geçen ağustos ayında Musevi’nin rejim lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e atıfta bulunarak, halkı iktidarın babadan oğula geçmemesi gerektiği konusunda uyarması siyasi elitlerde geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.
Musevi’nin son açıklaması İranlı ünlü avukat Şirin Ebadi’nin Reuters Haber Ajansı’na röportaj vermesinden bir gün sonra geldi. Ebadi söz konusu röportajında Amini’nin hayatını kaybetmesinin ‘İran İslam Cumhuriyeti’ndeki rejimin çöküşüne yol açacak, geri dönüşü olmayan devrimci bir süreci’ tetiklediğini söylemişti.
İranlı yetkililer protestolara son 40 yıldır olduğu gibi baskıyla karşılık verdi. Yetkililer ayrıca protestolara katılanlar arasından onlarca kişiye idam cezası verdi ve en az dört kişiyi darağacına gönderdi. İnsan hakları aktivistleri bunu, insanları korkutmak ve onları sokaklardan uzak tutmak için planlanmış bir önlem olarak nitelendiriyor.
Son protestolar İran'ı krize sürükledi. Amini'nin ölümü, İranlılar arasında ekonomik sefaletten tutun, etnik azınlıklara yönelik ayrımcılığa ve yetkililerin katı sosyal ve siyasi kısıtlamalar dayatmasına kadar çeşitli sorunlar nedeniyle yıllarca bastırılmış bir halk öfkesini serbest bıraktı.
Aylarca hayatın her kesiminden bir çok İranlı, müesses nizamın devrilmesi çağrısında bulundu ve rejimin içinde son sözü söyleyen “Rehber” Ali Hamaney aleyhinde sloganlar attı.
Yetkililerin protestolara yönelik baskıları, 2015 yılında imzalanan İran nükleer anlaşmasını yeniden canlandırma müzakerelerinin askıya alındığı bir dönemde diplomatik gerginliğe neden oldu. ABD ve Batılı ülkeler, baskılarda ve insan hakları ihlallerinde payı olmaları nedeniyle İran makamlarına ve başka kuruluşlara yaptırımlar uyguladı.
Öte yandan Hollanda merkezli Gamaan kuruluşu tarafından yapılan bir anket, halkın yüzde 81'inin ülkedeki İslam Cumhuriyeti rejimine son verilmesini istediğini ortaya koydu.
Gamaan Başkanı ve Tilburg Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ammar Maleki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada anket sonuçlarının, İranlıların çoğunluğunun mevcut protestolar bağlamında İran muhalefet partilerinden ortak bir komite kurulmasını talep ettiğini gösterdiğini kaydetti. Rejimin devrilmesine destek verenlerin oranı yüzde 20 arttı.
Kuruluş, anketin 21 Aralık ila 31 Aralık tarihleri arasında yapıldığını söyledi. Ankete İran içinden 158 bin kişi ve yurt dışından 42 bin İranlı katıldı. Kuruluş, katılımcıların yalnızca yüzde 15'inin İslam Cumhuriyeti'nin devam etmesini tercih ettiğini bildirdi.
İran'daki katılımcıların yüzde 70’i, Batılı ülkeleri protestolara destek vermeye ve yetkililere baskı yapmaya çağırdı. Yüzde 19’u ise ‘Batı ülkelerinin protestolar gibi iç meselelere karışmasına’ karşı çıktı. Katılımcıların yüzde 70’i Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) terör örgütü ilan edilmesini, İran büyükelçilerinin sınır dışı edilmesini ve göstericilerin bastırılmasına karışan güçlere yaptırım uygulanmasını destekledi.
Yurt dışında yaşayanların yüzde 96'sı, Batı'nın protestolara verdiği desteği ve Tahran üzerindeki baskının artırılmasını destekliyor.
İran’daki katılımcıların yüzde 81'i protestoları desteklerken, yüzde 15'i karşı çıkıyor. Protestoları destekleyenlerin yüzde 67'si protestoların ‘faydalı olacağını’ söylerken, yüzde 14'ü başarısız olacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 22'si rejim karşıtı yürüyüşlere katıldığını, yüzde 56'sı ileride katılacağını, yüzde 35'i başörtüsü çıkarma ve rejimi kınayan sloganlar da dahil olmak üzere sivil itaatsizliğe destek verdiğini ve yüzde 35’i sivil itaatsizliğe katılmaya açık olduğunu ifade etti. Kuruluş tarafından yayınlanan anket sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 44'ü grevlere katıldığını, yüzde 38'i ise katılacağını açıkladı.
Yurt dışındaki İranlıların ise yüzde 99'u protestoları desteklediğini, yüzde 90'ı bunun sonuç vereceğini umduğunu ve yüzde 9'u protestoların başarısız olmasını beklediğini belirtti.
Katılımcılar, mevcut iktidar düzenine alternatif olarak seçecekleri rejimin yapısı hakkında düşüncelerini dile getirdiler. Yurt içinde yüzde 28 ve yurt dışından yüzde 32 oranında katılımcı başkanlık sistemi istediğini söylerken, yurt içinde yüzde 12, yurt dışında ise yüzde 29 oranında katılımcı parlamenter sistemi tercih etti. Yurt dışında yaşayanların yüzde 25'inin desteklediği anayasal monarşiye ise İran içinden yüzde 22'lik bir destek geldi.



Husilerin bombardımanı Lahic ve Taiz’de göçü artırıyor: İnsani krizin büyüyeceği uyarısı

Husilerin bombardımanı Lahic ve Taiz’de göçü artırıyor: İnsani krizin büyüyeceği uyarısı
TT

Husilerin bombardımanı Lahic ve Taiz’de göçü artırıyor: İnsani krizin büyüyeceği uyarısı

Husilerin bombardımanı Lahic ve Taiz’de göçü artırıyor: İnsani krizin büyüyeceği uyarısı

Yemen’de Husilerin tırmandırdığı gerilim, Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim bölgelerini hedef alan saldırıların yoğunlaşmasıyla insani krizi daha da derinleştirdi. Yüzlerce aile evlerini terk etmek zorunda kalırken, uluslararası kuruluşlar ülkedeki insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duyuyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin başarısızlığa uğramasının ardından yerleşim bölgelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını belirtti. Kaynaklar, saldırılarda füze, insansız hava aracı (İHA) ve havan toplarının kullanıldığını, bu yöntemle hem siviller hem de hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlara ve temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son gerilim dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğine dikkat çekerken, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun akut yetersiz beslenmeden muzdarip olduğunu bildirdi.

Yemen’deki gerilimle eş zamanlı olarak, Yemen’de meşruiyeti destekleyen koalisyon, çarşamba günü şafak saatlerinde Husilerin Taif yönüne fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini duyurdu. Koalisyon, salı günü de Doğu Bölgesi ve Riyad’ı hedef alan beş balistik füzenin yanı sıra Güney Bölgesi yönünde fırlatılan dört İHA’nın engellendiğini açıklamıştı.


Husiler, yerleşim bölgelerini bombalayarak cephelerde baskıyı artırıyor

Taiz’de Husilerin bombardımanı sonucu sivil evlerde meydana gelen hasar (AP)
Taiz’de Husilerin bombardımanı sonucu sivil evlerde meydana gelen hasar (AP)
TT

Husiler, yerleşim bölgelerini bombalayarak cephelerde baskıyı artırıyor

Taiz’de Husilerin bombardımanı sonucu sivil evlerde meydana gelen hasar (AP)
Taiz’de Husilerin bombardımanı sonucu sivil evlerde meydana gelen hasar (AP)

Yemen’de Husilerin tırmandırdığı gerilimin insani sonuçları ağırlaşırken, hükûmet kaynaklarına göre grup, Lahic vilayetinin kırsal kesimlerinde ve Taiz kenti çevresinde yerleşim bölgelerini hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Çatışma bölgelerinden kaçan ailelerin sayısı artarken, hâlihazırda dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşayan ülkede yardım kuruluşlarının karşı karşıya olduğu ihtiyaçlar da giderek büyüyor.

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından Husilerin Lahic vilayetine bağlı el-Mudâribe ilçesindeki köyleri neredeyse her gün füze ve insansız hava araçlarıyla hedef almaya başladığını belirtti. Saldırıların yüzlerce ailenin evlerini terk etmesine ve Batı Sahili ile Lahic’in çevre bölgelerinden gelen göç dalgalarına katılmasına yol açtığı kaydedildi.

trhuı
Husilerin bombardımanında yaralanan bir kız çocuğu, Taiz’deki bir hastanede tedavi görüyor (Reuters)

Kaynaklar, bu saldırılarla aşiret mensupları üzerinde baskı kurulmasının ve onların hükûmet güçlerine verdikleri desteği kesmeye zorlanmasının amaçlandığını değerlendirdi.

Taiz kenti çevresinde ise Husilerin, hükûmet güçlerine bağlı birliklerin ve gönüllü sivillerin direnişini kırmak amacıyla Cebel Sabır’daki köyleri insansız hava araçları ve havan toplarıyla hedef aldığı bildirildi. Kaynaklar, yerel halktan gönüllülerin son günlerde, cephe hattını yarmaya yönelik tekrarlanan Husi saldırılarını püskürttüğünü aktardı.

cdfvghyj
Husilerin tırmandırdığı gerilimden kaçanlar, en temel yaşam koşullarından yoksun alanlarda yaşam mücadelesi veriyor (Yerel medya)

Kaynaklara göre bu gelişmeler, Taiz’in 20 gündür devam eden bir kuşatma altında bulunduğu sırada yaşanıyor. Çatışmalar sivillerin temel hizmetlere ve ihtiyaçlara erişimini zorlaştırırken yerel yönetimler ile insani yardım kuruluşlarının üzerindeki yükü de artırıyor.

İnsani durumla ilgili uyarılar

Husi saldırılarının insani sonuçları ağırlaşırken Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, mevcut tırmanışın uzun süredir devam eden insani krizi daha da derinleştirdiği uyarısında bulundu. Federasyon, Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu, bunların yaklaşık 5,2 milyonunun son tırmanış dalgasından önce ülke içinde yerinden edilmiş kişilerden oluştuğunu bildirdi.

Federasyonun yakın tarihli raporunda, çatışmalar ve güvenlik sorunlarının sağlık hizmetlerine, eğitime, pazarlara ve temel ihtiyaç malzemelerine erişimi engellediği belirtildi. Yerinden edilen ailelerin barınma alanlarına sınırlı sayıda eşyayla ulaştığı, bu ailelerin barınak, ev eşyası, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğu kaydedildi.

dcfvghyj
Husilerin tırmanan saldırılarıyla birlikte, hükümetin kontrolündeki bölgelere yönelik göç dalgası sürüyor (Yerel medya)

Raporda, yerinden edilenleri kabul eden toplulukların da hizmetler ve kaynaklar üzerindeki baskıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Tekrarlanan göçlerin geçim kaynaklarını zayıflattığı ve korunma risklerini artırdığı, daha fazla ailenin yaşadığı bölgeleri terk etmek zorunda kalma ihtimalini yükselttiği ifade edildi.

Federasyon, insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının ve sahadaki ihtiyaçların değişimine uyum sağlayabilecek esnek bir müdahalenin sürdürülmesinin önemini vurguladı. Özellikle güvenlik koşullarının insanların ve yardım malzemelerinin hareketini kısıtladığı bölgelerde bu ihtiyacın daha da belirginleştiği kaydedildi.

Rapora göre yerinden edilen aileler; barınma, gıda, temiz su, sanitasyon, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde birbiriyle bağlantılı çok sayıda engelle karşılaşıyor. Güvenlik sorunları ve yolların kapanması pazar faaliyetlerini, tedarik hatlarını ve yardım ulaştırma çalışmalarını aksatıyor. Gelir kaynaklarının kaybedilmesi, mevcut varlıkların tükenmesi ve fiyatların yükselmesi de ailelerin temel ihtiyaçlarını satın alma kapasitesini azaltıyor.

Federasyon, tecrit edilmiş bölgelerde yaşayan toplulukların daha ağır kısıtlamalarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu bölgelerde ticari mal tedarikinin sürdürülmesi ve temel hizmetlerin devam ettirilmesi zorlaşırken gıda güvensizliği, zaten yeterli besine erişemeyen ailelerin kırılganlığını daha da artırıyor.

Krizin boyutunu ortaya koyan raporda, ülke genelinde beş yaşın altındaki yaklaşık 2,2 milyon çocuğun akut yetersiz beslenmeden etkilendiği bildirildi. Kuşatmanın ve yardımların kesintiye uğramasının devam etmesinin, özellikle küçük çocuklar ile hamile ve emziren kadınların durumunu daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulunuldu.

Raporda ayrıca tekrarlanan yerinden edilmelerin ailelerin krizlerle başa çıkma kapasitesini tükettiği belirtildi. Üç ayrı yerinden edilme bölgesinde gerçekleştirilen hızlı değerlendirme, incelemeye katılan ailelerin yaklaşık yüzde 45’inin daha önce de yerinden edildiğini ortaya koydu.

Federasyon, bu oranın yalnızca söz konusu üç bölgedeki değerlendirmeye katılan ailelerin durumunu yansıttığını ve Yemen’deki tüm yerinden edilmiş kişilere genellenmemesi gerektiğini özellikle vurguladı.

Ek riskler

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, insani duruma ilişkin endişeler kapsamında, mülk kaybı ve geçim kaynaklarındaki istikrarsızlığın ailelerin krizlerle mücadele kapasitesini zayıflattığına dikkat çekti. Bu koşulların, çocuk işçiliği gibi zararlı başa çıkma yöntemlerine başvurma riskini artırdığı belirtildi.

vfghy
Husiler, hükümet güçleri üzerinde baskı kurmak amacıyla yerleşim yerlerini hedef alıyor (Yerel medya)

Federasyon, yaşanan sıkıntıların gıda ve barınma eksikliğiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Kadınların geçimini sağladığı ailelerin, ailelerinden ayrı düşen çocukların, yaşlıların, engellilerin ve düzenli tedaviye ihtiyaç duyan hastaların da ek güçlüklerle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

Uygun barınma imkânlarının ve sanitasyon tesislerinin yetersiz olduğu bölgelerde kadınlar ve kız çocukları daha fazla korunma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Hareket kabiliyeti veya kaynakları sınırlı olan kişiler ise tecrit edilmiş bölgelerden ayrılmakta ya da temel hizmetlere ulaşmakta güçlük çekebiliyor.

Bu uyarılar, insani ihtiyaçlarla bunları karşılama kapasitesi arasındaki açığın giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor. Çatışmaların sürmesi, insanların tekrar tekrar yerinden edilmesi, yolların kapanması ve tedarik hatlarının aksaması ailelerin kırılganlığını artırırken, yerinden edilenleri kabul eden toplulukların üzerindeki yükü de ağırlaştırıyor.


Suriye’de resmi eğitim müfredatındaki kitaplarda yapılan değişiklikler tepki çekti

Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
TT

Suriye’de resmi eğitim müfredatındaki kitaplarda yapılan değişiklikler tepki çekti

Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)

Suriye’de resmi eğitim müfredatındaki ders kitaplarında yapılan değişiklikler, kadın görsellerinin kaldırılması, kıyafetlerin değiştirilmesi ve sanat eserlerinin kitaplardan çıkarılmasını da kapsaması nedeniyle geniş çaplı eleştirilere yol açtı. Değişiklikler, yeni yönetim döneminde kişisel özgürlükler ve kadın haklarının geleceğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre tartışmalar kamuoyunda geniş yankı buldu.

Hükümet dışındaki bazı yerel medya kuruluşları, sosyal bilgiler, din eğitimi ve tarih ders kitaplarının eski ve yeni baskılarını karşılaştıran incelemeler yayımladı. 2025-2026 eğitim yılına ait 130 ders kitabının önceki baskılarla karşılaştırılması sonucunda; eşitlik ve vatandaşlık konularını ele alan içeriklerin çıkarıldığı, kadın görsellerinin kaldırıldığı veya başörtüsü eklenerek değiştirildiği tespit edildi.

Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)

AFP, sosyal medyada paylaşılan haberlerde yer alan değişiklikleri resmi internet sitelerinde yayımlanan dijital kitap nüshaları üzerinden doğruladı. Bunlar arasında, yedinci sınıf tarih kitabındaki dünyaca ünlü Mona Lisa tablosunun görselinin kaldırılması ve üçüncü sınıf sosyal bilgiler kitabından heykel fotoğraflarının çıkarılması da bulunuyor.

Dördüncü sınıf din eğitimi kitabında ise bol pantolon üzerine uzun gömlek giyen iki erkek ile peçeli iki kadının çizimleri, sıradan kıyafetler giyen karakterlerin çizimleriyle değiştirildi.

Suriyeliler, sosyal medya hesaplarında ve hükümet dışındaki bazı medya kuruluşlarında, bilgisayar başındaki iki kız çocuğunun fotoğrafına başörtüsü eklendiğini, bir firavun heykelinin üst gövdesinin kapatıldığını ve sosyal bilgiler kitabından dans görsellerinin çıkarıldığını gösteren fotoğraflar paylaştı. Ayrıca Suriye topraklarında tarih boyunca varlık göstermiş medeniyetlere ait heykel görsellerinin de kitaplardan kaldırıldığı belirtildi.

Eleştiriler üzerine Eğitim Bakanlığı pazartesi günü yayımladığı açıklamada, müfredatta yapılan değişikliklerin “devrik rejimin sembollerinin ve ideolojik içeriklerinin kaldırılmasını, bunlarla bağlantılı görsel ve içeriklerin düzeltilmesini” kapsadığını bildirdi. Bakanlık, özellikle sosyal bilgiler ve din eğitimi müfredatlarında yapılan düzenlemelerin bu derslerin birleştirilmesinin ardından gerçekleştirildiğini ifade etti.

Bakanlık ayrıca, “özgün değerlerle dışa açıklık arasında denge kuran, haklarının ve sorumluluklarının bilincinde, kimliğiyle gurur duyan, gelişmelere ayak uydurabilen ve yeni Suriye’nin inşasına katılabilen bir nesil yetiştirmek” amacıyla müfredatın, öğretim yöntemlerinin ve değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesine devam edildiğini vurguladı.

Müfredatta dönüşüm

Bakanlık, 2025 yılından itibaren ders kitaplarında çeşitli değişiklikler yapmıştı. Başlıca düzenlemeler sosyal bilgiler, din eğitimi, tarih ve coğrafya derslerini kapsarken, onlarca yıl boyunca ülkeyi tek başına yöneten ve devletin bütün kurumları üzerinde hâkimiyet kuran Baas Partisi’yle bağlantılı semboller de müfredattan çıkarılmıştı.

Şam sokaklarında okul üniformalarıyla yürüyen kız öğrenciler. (AFP)
Şam sokaklarında okul üniformalarıyla yürüyen kız öğrenciler. (AFP)

Son tartışmalar, Suriye’de kamuoyunda tepki ve görüş ayrılıklarına yol açan bir dizi adımın sonrasında geldi. Bunların sonuncusu, eylül ayının sonunda açıklanan üniversiteye giriş koşullarındaki değişiklikler oldu. AFP’nin haberine göre yeni düzenlemeler, askeri ve güvenlik kurumlarının yanı sıra bazı sivil kurumların da aralarında bulunduğu alanlardaki belirli programlara kabulü erkeklerle sınırlandırdı.

Eylül ayında Şam’ın köklü eğitim kurumlarından Hürriyet Enstitüsü (Mahed el-Hurriye) de ortaokul ve lise kademelerinde kız ve erkek öğrencilerin eğitimini ayırma kararı aldı. Okul yönetimi, taciz ve zorbalık gibi sorunları gerekçe gösterirken, kararın arkasında resmi bir talimat bulunduğu iddiasını reddetti.

AFP’nin haberine göre karar kamuoyunda görüş ayrılığına neden oldu. Uygulamayı destekleyenler bunu eğitime yönelik bir önlem olarak değerlendirirken, karşı çıkanlar ise ülkede muhafazakâr ve katı anlayışların giderek güçlendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.