İran: Reformist lider Musevi’den yeni anayasa çağrısı

Mir Hüseyin Musevi, İran’ı içinde bulunduğu krizlerden kurtarmak için yeni anayasa çağrısında bulundu

Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
TT

İran: Reformist lider Musevi’den yeni anayasa çağrısı

Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)
Venedik’te ‘İranlı kadınların yanında durun’ yazılı bir pankart tutan genç bir adam (Reuters)

İran’da 1979 Devrimi’nin 44. yıldönümünün kutlanmasına bir hafta kala, 10 yılı aşkın bir süredir ev hapsinde alıkonulan İranlı reformist lider Mir Hüseyin Musevi, İran’ı gittikçe artan krizlerden ‘kurtarmak’ için yeni bir anayasa hazırlanması, referandum yapılması, bağımsız ve adil şekilde seçimlerin düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Musevi, ofisinin sözcülüğünü yapan Kelimeh haber sitesi tarafından yayınlanan açıklamasında İran'da son aylarda ve yıllarda yaşanan ‘kanlı’ olayların, 2009 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde desteklediği ‘anayasayı tavizsiz uygulama’ sloganının ‘artık etkili olmadığını’ gösterdiğini söyleyerek, bir önceki sloganından ‘ileriye doğru bir adım’ atılması gerektiğini vurguladı.
Musevi, “rejimin diyalog ve ikna yolunu için en ufak bir adım atmak yerine baskıcı yöntemlerde inat ve ısrar etmesi sebebiyle İran halkının iktidardaki müesses nizamdan ve mevcut siyasi yapıdan duyduğu hayal kırıklığına” işaret etti.
Yetkililer, Şubat 2011'den bu yana Mir Hüseyin Musevi, eşi Zehra Rahneverd ve müttefiki Mehdi Kerrubi’yi mahkemeye çıkartmadan ev hapsinde tutuyor. Ev hapsi kararı, Musevi ve Kerrubi’nin o zamanlar radikal muhafazakarlardan rakipleri Mahmud Ahmedinejad'ın zaferiyle sonuçlanan 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını tanımayı reddetmesinin ve seçim sonuçlarında hile yapılmasını savunmasının akabinde çıkmıştı.
“Esas kriz sorumsuz güçtür”
Açıklamasında yönetimin performansı nedeniyle büyüyen krizlere değinen Musevi “Esas kriz, ülkenin sürdürülemez çelişkili yapısı ve temel sistemidir. Hayatı bize zindan eden ve mazlumların mutluluğuna giden yolu tıkayan işte bu hesap vermeyen sorumsuz güçtür” ifadelerini kullandı.
Musevi yaptığı açıklamada, İranlıların ana hatları ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük Hareketi’nden oluşan radikal bir değişime ihtiyaç duyduğundan ve buna hazır olduklarından bahsederken, ülkenin dört bir yanında 160 şehirden fazla şehri kasıp kavuran protestoların sloganına atıfta bulundu. Öfkeli protestolar, Mahsa Amini adlı  genç kızın başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındığı sırada belirsiz koşullar altında hayatını kaybetmesinin akabinde patlak vermişti.
Musevi, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganının ‘parlak bir geleceğin ve baskıdan, yoksulluktan, aşağılanmadan ve ayrımcılıktan arınmış bir geleceğin nüvesini’ oluşturduğunu söyledi. Musevi “Bu üç kelime, canlılık, düşünme, mücadele ve umutların tarihini taşırken, kadınlar en büyük umut kaynağıdır. Mutluluk, kamu yararı ve büyük toplumsal mücadele; bütün bunlar, kadın ve erkekler hep birlikte durmadan elde edilemez” dedi.
Musevi üç öneri sundu. Bunlar; yeni bir anayasa taslağı hazırlamak, ‘bağımsız ve adil’ bir oylamayla referandum yapmak ve nihai olarak yeni anayasayı kabul etmek üzere bir Kurucu Meclis oluşturmak.
İran halkının tüm kesimlerini ‘kamu güvenliğini korumak ve mevcut rejimlerin oluşturulmasını gerektiren her türlü şiddetten kaçınmak için’ temel bir anlaşma oluşturmaya çağıran Musevi “Bu, her uyruktan ve her siyasi ve ideolojik yönelimden insanlar tarafından onaylanmalıdır” dedi. Bu üç önerisinin ‘hukukun üstünlüğüne dayalı ve insan hakları standartları ve halkın iradesi ile örtüşen bir sistemin istikrarı için’ önemini ısrarla vurguladı.
Musevi, “Hukuk, hem insanlardan hem de insanlara mutluluk ve refah getirir. Kendini hukukun üzerinde görenlerin haksız imtiyazlarını ve statülerini korumaya hizmet etmez” dedi.
İslam Cumhuriyeti'nin yerine yeni bir yapı ve düzen getirilmesini öneren Musevi, “Başlı başına yeni bir sistemin getirilmesi, baskıcı gücü sarsacak ve tepki vermeye itecektir. Çünkü gücün kaynağı insandır, silah ve baskı değil” ifadelerini kullanarak ‘beğenseler de beğenmeseler de halkın desteğini almazsa yapının çökeceğini’ vurguladı.
Geçen ağustos ayında Musevi’nin rejim lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e atıfta bulunarak, halkı iktidarın babadan oğula geçmemesi gerektiği konusunda uyarması siyasi elitlerde geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.
Musevi’nin son açıklaması İranlı ünlü avukat Şirin Ebadi’nin Reuters Haber Ajansı’na röportaj vermesinden bir gün sonra geldi. Ebadi söz konusu röportajında Amini’nin hayatını kaybetmesinin ‘İran İslam Cumhuriyeti’ndeki rejimin çöküşüne yol açacak, geri dönüşü olmayan devrimci bir süreci’ tetiklediğini söylemişti.
İranlı yetkililer protestolara son 40 yıldır olduğu gibi baskıyla karşılık verdi. Yetkililer ayrıca protestolara katılanlar arasından onlarca kişiye idam cezası verdi ve en az dört kişiyi darağacına gönderdi. İnsan hakları aktivistleri bunu, insanları korkutmak ve onları sokaklardan uzak tutmak için planlanmış bir önlem olarak nitelendiriyor.
Son protestolar İran'ı krize sürükledi. Amini'nin ölümü, İranlılar arasında ekonomik sefaletten tutun, etnik azınlıklara yönelik ayrımcılığa ve yetkililerin katı sosyal ve siyasi kısıtlamalar dayatmasına kadar çeşitli sorunlar nedeniyle yıllarca bastırılmış bir halk öfkesini serbest bıraktı.
Aylarca hayatın her kesiminden bir çok İranlı, müesses nizamın devrilmesi çağrısında bulundu ve rejimin içinde son sözü söyleyen “Rehber” Ali Hamaney aleyhinde sloganlar attı.
Yetkililerin protestolara yönelik baskıları, 2015 yılında imzalanan İran nükleer anlaşmasını yeniden canlandırma müzakerelerinin askıya alındığı bir dönemde diplomatik gerginliğe neden oldu. ABD ve Batılı ülkeler, baskılarda ve insan hakları ihlallerinde payı olmaları nedeniyle İran makamlarına ve başka kuruluşlara yaptırımlar uyguladı.
Öte yandan Hollanda merkezli Gamaan kuruluşu tarafından yapılan bir anket, halkın yüzde 81'inin ülkedeki İslam Cumhuriyeti rejimine son verilmesini istediğini ortaya koydu.
Gamaan Başkanı ve Tilburg Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ammar Maleki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada anket sonuçlarının, İranlıların çoğunluğunun mevcut protestolar bağlamında İran muhalefet partilerinden ortak bir komite kurulmasını talep ettiğini gösterdiğini kaydetti. Rejimin devrilmesine destek verenlerin oranı yüzde 20 arttı.
Kuruluş, anketin 21 Aralık ila 31 Aralık tarihleri arasında yapıldığını söyledi. Ankete İran içinden 158 bin kişi ve yurt dışından 42 bin İranlı katıldı. Kuruluş, katılımcıların yalnızca yüzde 15'inin İslam Cumhuriyeti'nin devam etmesini tercih ettiğini bildirdi.
İran'daki katılımcıların yüzde 70’i, Batılı ülkeleri protestolara destek vermeye ve yetkililere baskı yapmaya çağırdı. Yüzde 19’u ise ‘Batı ülkelerinin protestolar gibi iç meselelere karışmasına’ karşı çıktı. Katılımcıların yüzde 70’i Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) terör örgütü ilan edilmesini, İran büyükelçilerinin sınır dışı edilmesini ve göstericilerin bastırılmasına karışan güçlere yaptırım uygulanmasını destekledi.
Yurt dışında yaşayanların yüzde 96'sı, Batı'nın protestolara verdiği desteği ve Tahran üzerindeki baskının artırılmasını destekliyor.
İran’daki katılımcıların yüzde 81'i protestoları desteklerken, yüzde 15'i karşı çıkıyor. Protestoları destekleyenlerin yüzde 67'si protestoların ‘faydalı olacağını’ söylerken, yüzde 14'ü başarısız olacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 22'si rejim karşıtı yürüyüşlere katıldığını, yüzde 56'sı ileride katılacağını, yüzde 35'i başörtüsü çıkarma ve rejimi kınayan sloganlar da dahil olmak üzere sivil itaatsizliğe destek verdiğini ve yüzde 35’i sivil itaatsizliğe katılmaya açık olduğunu ifade etti. Kuruluş tarafından yayınlanan anket sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 44'ü grevlere katıldığını, yüzde 38'i ise katılacağını açıkladı.
Yurt dışındaki İranlıların ise yüzde 99'u protestoları desteklediğini, yüzde 90'ı bunun sonuç vereceğini umduğunu ve yüzde 9'u protestoların başarısız olmasını beklediğini belirtti.
Katılımcılar, mevcut iktidar düzenine alternatif olarak seçecekleri rejimin yapısı hakkında düşüncelerini dile getirdiler. Yurt içinde yüzde 28 ve yurt dışından yüzde 32 oranında katılımcı başkanlık sistemi istediğini söylerken, yurt içinde yüzde 12, yurt dışında ise yüzde 29 oranında katılımcı parlamenter sistemi tercih etti. Yurt dışında yaşayanların yüzde 25'inin desteklediği anayasal monarşiye ise İran içinden yüzde 22'lik bir destek geldi.



Taiz’de kritik cephe: Husiler güney hattını tehdit ediyor

Taiz kentinin batısında Yemen hükümet güçlerine bağlı askerler (AFP)
Taiz kentinin batısında Yemen hükümet güçlerine bağlı askerler (AFP)
TT

Taiz’de kritik cephe: Husiler güney hattını tehdit ediyor

Taiz kentinin batısında Yemen hükümet güçlerine bağlı askerler (AFP)
Taiz kentinin batısında Yemen hükümet güçlerine bağlı askerler (AFP)

İran destekli Husiler, Taiz kentinin güneybatı kırsalındaki ağırlığını artırarak kenti güney kırsalına bağlayan ana yolların kontrolünü ele geçirmeye ve Lahic vilayeti ile Aden'e uzanan bağlantı hatlarını kesmeye çalışıyor. Hükümet güçleri ise Halk Direnişi güçlerinin desteğiyle bu ilerlemeyi durdurmak amacıyla şiddetli çatışmalara girerken, eş zamanlı olarak Husilerin takviye birliklerini ve askeri kapasitesini hedef alan hava saldırıları düzenleniyor.

Bu cephe, Husilerin Taiz'in güneyindeki yeni bölgelere doğru güçlerini sevk etmeyi sürdürmesi nedeniyle özel önem taşıyor. Pazar günü Husilerin, Taiz'in güneyindeki Şemayetin ilçesinin merkezi Et-Turbe kentini kuzeydeki Taiz kentine bağlayan yolu keserek Sâfiye ve Berkani bölgelerinin kontrolünü ele geçirdiği bildirildi. Bu gelişme, Taiz'in Lahic ve Aden'in de bulunduğu hükümet güçlerinin kontrolündeki bölgelerle bağlantısının kesilmesi anlamına geliyor.

Bununla birlikte cephede şiddetli çatışmalar sürüyor. Husilerin bu hatta baskısını sürdürmekte kararlı olduğuna ilişkin işaretler bulunurken, sahadaki kaynaklar saldırıların devam etmesinin tehlikesine dikkat çekerek bölgede konuşlu hükümet güçlerine acilen takviye gönderilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

df
Taiz kentinin batısındaki Cebel Han bölgesinde Yemen hükümet güçlerine ait askeri araç (AFP)

Güneybatı kırsalındaki çatışmalar sürerken hükümet güçleri ve Halk Direnişi, Taiz'in çeşitli cephelerinde de sahada kazanımlar elde etmişti. Güçler, vilayetin güneyindeki Şemayetin ilçesinde Husilerle yaşanan şiddetli çatışmaların ardından Makârime ve Zukira bölgelerinin kontrolünü ele geçirmişti. Ancak Husiler daha sonra bu bölgelerin kontrolünü yeniden sağladı.

Güneydoğu cephesinde ise hükümet güçleri, Samî ilçesinden direnişçilerin desteğiyle Samî Kalesi'ni ele geçirdi. Güçler, Samî Kalesi Dağı'nın kontrolünü sağlamlaştırmasının ardından stratejik El-Caşa Dağı'na doğru ilerledi.

Kaynaklar, bu operasyonların Husiler saflarında ağır can ve mal kaybına yol açtığını, onlarca Husinin öldüğünü veya yaralandığını ve grubun bazı mensuplarının çatışma bölgelerindeki mevzilerinden kaçtığını belirtti. Aynı kaynaklara göre Cebel Habşi ve El-Kedha cephelerinde de çatışmalar devam etti.

Taiz kentinin batısındaki Cebel Han ve Hazaran cephesinde de şiddetli çatışmalar yaşandı. Taiz Askeri Ekseni tarafından yapılan açıklamaya göre çatışmalar, saldırıya geçen güçlerin yenilgiye uğratılması ve hükümet güçlerinin Cebel Han'daki mevzilerine yönelik Husilerin saldırısını yöneten komutanın öldürülmesiyle sonuçlandı.

Bir günde 257 operasyon

Kara çatışmalarına eş zamanlı olarak hükümet güçleri, Husilerin mevzileri ve hareketlerine karşı çeşitli cephelerde operasyonlarını yoğunlaştırdı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, güçlerin Husilere ait mevzi, hareket ve askeri kapasiteyi hedef alan 257 hassas operasyon düzenlediğini açıkladı. Operasyonlarda savaş uçakları, insansız hava araçları, topçu birlikleri, füzeler ve roketatarların kullanıldığını belirtti.

dfvghyj
Husilerin Taiz'e ilerleyişi binlerce ailenin bölgeden kaçmasına yol açtı (Facebook)

Nezili, operasyonların Sana, Hacce vilayetindeki Midi, Saada'daki Bakım, Cevf, Marib, Beyda ve Lahic cephelerinin yanı sıra Taiz cephelerini de kapsadığını söyledi. Operasyonların ağırlık merkezinin Taiz cepheleri olduğunu belirten Nezili, komuta ve kontrol merkezlerinin, toplanma ve yığınak alanlarının, muharebe ihtiyatlarının yanı sıra silah ve mühimmat depoları ile askeri ikmal hatları ve araçlarının hedef alındığını kaydetti.

Nezili'ye göre ilk saha değerlendirmeleri, operasyonlarda en az 700 Husinin etkisiz hale getirildiğini ve 170 savaş aracı ile askeri aracın imha edildiğini gösteriyor. Nezili, bunun Husilerin savaş kapasitesini doğrudan etkilediğini ve grubun sivillere, evlerine ve köylerine yönelik saldırılarını sürdürme kabiliyetini sınırladığını ifade etti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri daha önce de Tur el-Baha cephesi ile Taiz ekseninde Husilerin askeri takviye birliklerine yönelik 97 hassas operasyon düzenlediğini açıklamıştı.

Nezili, operasyonların savaş uçakları, insansız hava araçları, topçu birlikleri, füzeler ve keskin nişancılar kullanılarak gerçekleştirildiğini ve operasyonlarda 260 Husinin etkisiz hale getirildiğini, 44 askeri araç ile nakliye ve ikmal aracının imha edildiğini veya kullanılamaz hale getirildiğini söyledi.

Hava kuvvetleri de Sana ve Saada'daki Husilere ait hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini açıklarken, Silahlı Kuvvetler daha önce Sana'daki Husilere ait askeri hedeflere saldırı düzenlendiğini bildirmişti.

Bu rakamlar, Yemen Silahlı Kuvvetleri tarafından art arda yayımlanan açıklamalara göre Husilerin bir hafta içinde verdiği toplam kaybın yaklaşık 6 bin ölü ve yaralıya ulaştığını gösteriyor.

Seferberlik ve alarm hali

Taiz'deki sahadaki gelişmeler, hükümet ve Silahlı Kuvvetlerin askeri seferberlik ve hazırlık seviyesini daha üst bir aşamaya taşımasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin talimatları doğrultusunda genel seferberlik ve toplumsal alarm sürecini başlattı.

Karar, Savunma Bakanı Korgeneral Tahir el-Akili'nin Aden'de başkanlık ettiği genişletilmiş toplantıda duyuruldu. Genelkurmay Başkanı ve Ortak Operasyonlar Komutanı Korgeneral Sağir bin Aziz ise Marib'den video konferans yoluyla toplantıya katıldı. Savunma Bakanı yardımcıları, Genelkurmay Başkan Yardımcısı ile askeri kurum ve dairelerin başkanları da toplantıda hazır bulundu.

dfvgth
Taiz’in güney kırsalında Husi saldırılarından kaçanlara ait olduğu belirtilen sosyal medyada paylaşılan görüntü (Facebook)

Akili, bakanlığın genel seferberlik ve alarm kararının uygulanması için gerekli pratik adımları attığını belirtti. İnsan gücü ve yedek kapasitesinin seferber edilmesi, kabul merkezlerinin düzenlenmesi ve ilgili kurumların kendilerine verilen görevleri uygulamaya başlaması için talimat verildiğini söyledi.

Yemen Savunma Bakanı, Silahlı Kuvvetlerin ülkeyi ve egemenliğini savunma, Husileri püskürtme ve devlet kurumlarının kontrolünü yeniden sağlama görevini yerine getireceğini vurguladı. Akili ayrıca askeri disiplinin sağlanması, mevcut kapasitenin seferber edilmesi ve çabaların bütünleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Genelkurmay Başkanı Aziz ise genel seferberlik ilanının, en yüksek hazırlık seviyelerine düzenli biçimde geçilmesini, çabaların ve kaynakların birleştirilmesini, Silahlı Kuvvetlerin etkinliğinin artırılmasını ve görevlerini yerine getirme kapasitesinin güçlendirilmesini gerektiren ulusal bir karar olduğunu söyledi.

Bin Aziz, insan gücü, araç ve ihtiyaçların tamamının tespit edilmesi, personel çağrısı ve takviye çalışmalarının organize edilmesi, disiplin ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi, eğitim ve kapasite geliştirme çalışmalarının güçlendirilmesi ve bütünleşik bir askeri ve toplumsal kapasitenin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Genelkurmay Başkanı, Taiz'deki askeri ve saha komutanlarıyla da telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Bu isimler arasında Yüksek Askeri Komite üyesi ve Taiz Cephesi Komutanı Tümgeneral Yusuf eş-Şiraci, Taiz Askeri Ekseni Komutanı Tümgeneral Halid Fadıl, eksen kurmay başkanı Tümgeneral Abdülaziz el-Mecidi ve Taiz Direnişi Komutanı Reşid Şemsan yer aldı.

Bin Aziz, vilayetin çeşitli cephelerindeki operasyonların seyri ve sahadaki durum hakkında komutanlardan brifing aldı. Taiz halkının tutumunu ve Silahlı Kuvvetlere verdikleri desteği öven bin Aziz, bölge halkının çatışmalara katılmak için gösterdiği girişimlere de dikkat çekti.

Bin Aziz, Silahlı Kuvvetlerin çeşitli cephe ve sektörlerde Taiz'de savaşan güçlerin yanında olduğunu belirterek, savaşçıların sahip olduğu etkinlik ve muharebe kapasitesini övdü. Ayrıca savaş uçakları ve insansız hava araçlarının performansına övgüde bulundu.


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi Husilere karşı kapsamlı askeri harekâtın başladığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi Husilere karşı kapsamlı askeri harekâtın başladığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, pazar günü ülkenin geri kalan topraklarının geri alınması ve devlet otoritesi ile kurumlarının ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesi amacıyla askeri operasyonların başladığını duyurdu. Açıklama, hazırlık ve seferberlik aşamasından açık askeri operasyon aşamasına resmen geçildiği anlamına geliyor.

Alimi, Yemen halkına hitaben yaptığı konuşmada, operasyonların başlatılması kararının gerekli hazırlık ve tedbirlerin tamamlanmasının ardından ve Ulusal Savunma Konseyi'nin kararları doğrultusunda alındığını belirtti. Silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri ve tüm askeri birliklere onaylanan planlar doğrultusunda görevlerini yerine getirmeleri talimatı verdiğini söyleyen Alimi, hedefin “ülkeyi terörist milislerin pençesinden kurtarmak” olduğunu ifade etti.

Başkanlık Konseyi Başkanı, kararın alınmasını gerilimi düşürme yönündeki fırsatların tükenmesiyle gerekçelendirdi. Devletin barış için yeterli zaman ve fırsat tanıdığını belirten Alimi, Husilerin ise buna daha fazla askeri yığınak, tırmanış, saldırı ve tehditlerle karşılık verdiğini söyledi. Alimi, Husilerin sivilleri, ulusal tesisleri, komşu ülkeleri ve uluslararası ulaşım güzergâhlarını tehdit ettiğini kaydetti.

Alimi, ilan edilen savaşın Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara veya herhangi bir mezhep ya da kabileye karşı olmadığını vurgulayarak bunun “vatandaşları için devletin ve kurumlarını yeniden tesis etme mücadelesi” olduğunu belirtti. Mücadelenin amacının Yemenlilerin iradesine ve siyasi geleceklerine silah zoruyla el konulmasına son vermek olduğunu söyledi.

fvfef
Yemen Silahlı Kuvvetlerine ait bir savaş uçağı

Alimi, Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara doğrudan mesaj göndererek askeri mevzilerden, toplanma alanlarından ve ikmal güzergâhlarından uzak durmaları çağrısında bulundu. Çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine engel olmalarını isteyen Alimi, silah bırakarak Husiler safında savaşmayı bırakacak kişilerin güvenli şekilde dönmelerine ve ilan edilen aftan yararlanmalarına yönelik devlet taahhüdünü yineledi.

Yemen hükümet güçleri ve direniş güçlerine de mesaj veren Alimi, görevin sadece toprakları geri almak değil, devleti bu topraklara yeniden getirmek olduğunu söyledi. Sivillerin ve mülklerin korunması ve hukuka uyulması çağrısında bulunan Alimi, intikam veya misillemeye ve masumlara yönelik saldırılara izin verilmeyeceğini vurguladı.

Hükümete talimatlar

Sivil alanda ise Alimi, hükümete askeri operasyonlarla eş zamanlı yürütülecek bir çalışma programı hazırlaması talimatı verdi. Buna göre devlet kurumları, hükümet güçlerinin kontrolüne geçen bölgelerde sorumluluklarını aşamalı olarak üstlenecek.

Alimi'nin açıkladığı öncelikler arasında devlet çalışanlarının maaşlarının yeniden ödenmesi ve geçmiş dönemden kalan alacakların geriye dönük olarak karşılanması, acil toparlanma ve yeniden imar programının başlatılması, zarar gören yollar, elektrik ve su altyapısı ile tesislerin onarılması, yerinden edilenlerin geri dönüşü için koşulların hazırlanması ve ekonomik faaliyetlerin yeniden canlandırılması yer aldı.

Alimi, operasyonların başarısının geri alınan şehirlerin sayısıyla değil, güvenliğine yeniden kavuşan vatandaşların, evlerine dönen ailelerin ve cinayet, baskı ve halkın iradesine el koyma uygulamalarına yeniden dönülmesini önleyen adımların sayısıyla ölçüleceğini söyledi.

Başkanlık Konseyi ve hükümetin, Suudi Arabistan'ın himayesinde yürütülen Güney-Güney diyaloğunun ortaya koyacağı sonuçlara bağlılığını da yineleyen Alimi, bunun Güney meselesine adil ve kapsamlı bir çözüm sağlayacağını belirtti.

Alimi ayrıca kardeş ülkeler, dostlar ve uluslararası topluma Yemen'e, silahlı kuvvetlerine ve ulusal kurumlarına destek verme çağrısında bulundu. İnsani ve ekonomik çabaların yanı sıra toparlanma ve yeniden imar programlarının desteklenmesini istedi.

vfdbgnhjmk
Yemen hükümet güçleri Taiz’de şiddetli çatışmalara giriyor

Alimi, konuşmasının sonunda devletin askeri, güvenlik ve sivil kurumlarının tam teyakkuz durumuna geçtiğini ve görevin tamamlanmasına kadar bu durumun sürdürüleceğini açıkladı. Yeni aşamanın devletin toprakları ve kurumları üzerindeki kontrolünü yeniden tesis etmeyi ve silahların hukukun otoritesi altında olması gereken doğal konumuna dönmesini hedeflediğini vurguladı.


Koalisyon: Bölgesel ve uluslararası güvenliği korumak için Yemen ordusuna desteğimizi sürdürüyoruz

Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Bölgesel ve uluslararası güvenliği korumak için Yemen ordusuna desteğimizi sürdürüyoruz

Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon güçleri komutanlığı, Yemen Silahlı Kuvvetlerine tam operasyonel destek sağlamayı sürdüreceğini ve darbenin sona erdirilmesi, devletin ve ulusal kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen’in geleceğinin inşa edilmesi amacıyla meşru hükümet ile Yemen halkının yanında olmaya devam edeceğini açıkladı. Komutanlık ayrıca Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini ve ulusal kaynaklarını korumak için gerekli tüm önlemleri alma konusunda asli hakkının bulunduğunu vurguladı.

Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, pazar günü yaptığı açıklamada, Husilerin Yemen halkına yönelik devam eden terör saldırıları ve tekrarlanan uygulamalarının ülke genelinde ağır ihlallere yol açtığını belirtti.

Maliki, Husi milislerinin Yemen halkına yönelik iç kuşatma uyguladığını, vatandaşları kent ve köylerinden zorla göç ettirdiğini, halkı aç bıraktığını, kaynaklarını yağmalayarak sözde savaş çabalarına aktardığını ve kabilelerin şeyhleri ile mensuplarına hakaret ettiğini söyledi. Maliki ayrıca Husilerin Yemen toplumunun tüm kesimleri arasındaki sosyal dokuyu parçaladığını, kadınları korkuttuğunu ve suç teşkil eden projeleri doğrultusunda çocukları silah altına aldığını belirtti.

Maliki, söz konusu uygulamaların Yemenlilere uzun yıllardır büyük acılar ve felaketler yaşatan açık ihlaller olduğunu ifade etti.

Husi milislerinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına da değinen Maliki, örgütün kutsal şehir Mekke-i Mükerreme ile Hz. Muhammed’in şehri Medine’yi hedef almaya çalıştığını belirtti. Maliki, Riyad, Abha, Hamis Muşayt, Cizan, Necran, Taif ve Yanbu kentlerindeki siviller ile sivil yerleşimlere yönelik kasıtlı ve sistematik saldırıların yanı sıra Suudi Arabistan’a ait gemilerin Kızıldeniz’in güneyi ve Babülmendep Boğazı’nda hedef alınmaya çalışıldığını kaydetti.

Bu saldırıların, Husi milislerinin düşmanca eylemlerini caydırmak ve Suudi Arabistan’ın güvenliği ile egemenliğini korumak amacıyla gerekli önlemlerin sürdürülmesini zorunlu kıldığını belirten Maliki, bunun aynı zamanda bölgesel ve uluslararası güvenliğin korunması açısından da gerekli olduğunu vurguladı.

Tümgeneral Maliki, Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunma, güvenliğini koruma ve Husi milislerini caydırmak ve ağır ihlallerine son vermek için gerekli tüm operasyonel önlemleri alma konusunda asli hakkının bulunduğunu yineledi.

Maliki, bu tutumun Suudi Arabistan’ın İki Kutsal Mescid’e, vatandaşlarına, ulusal kaynaklarına ve ülkesinde yaşayanlara karşı taşıdığı ulusal sorumluluk doğrultusunda şekillendiğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın Yemen ve Yemen halkının yanında olmaya, devletin ve kurumlarının yeniden tesis edilmesine ve Husi milislerinin ortadan kaldırılmasına kadar desteğini sürdüreceğini belirten Maliki, Husilerin Kızıldeniz’in güneyi ile Babülmendep Boğazı’nda deniz ulaşımının serbestisini tehdit etmesine de son verilmesi gerektiğini söyledi.

Maliki, söz konusu tehdidin bölgesel ve uluslararası güvenliği zayıflattığını, deniz taşımacılığı ve uluslararası ticaretin serbestisini tehdit ettiğini ve küresel ekonominin can damarını oluşturan ticaret yollarını hedef aldığını belirtti. Bu tehdidin aynı zamanda bölgesel ve uluslararası güvenliğin yanı sıra tüm ülkelerin ulusal çıkarlarını da riske attığını vurguladı.