Jack Dorsey'nin desteklediği Web3 uygulaması Damus'a dair tüm bilinenler

Bitcoin'le entegre edilen yeni merkeziyetsiz uygulama, Çin'de yasaklanmasıyla şimdiden gündem yarattı.

İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)
İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)
TT

Jack Dorsey'nin desteklediği Web3 uygulaması Damus'a dair tüm bilinenler

İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)
İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)

Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey'nin de yatırımcıları aralarında yer aldığı merkeziyetsiz uygulama geliştiricisi Nostr'ın iddialı projesi piyasaya çıktı.
Kolay arayüzü ve Twitter'a benzerliğiyle dikkat çeken Damus adlı platform, Apple ve Google'ın uygulama mağazalarında yerini aldı.
Web3 altyapısı üzerine kurulu uygulama, Bitcoin'in ödeme sistemiyle entegre olmasıyla da dikkat çekiyor.
Nostr bu merkeziyetsiz platform konusunda o kadar iddialı ki onu "Twitter katili" diye tanıtıyor.

Damus nasıl bir uygulama?
Damus, Web3 tabanlı sosyal ağları teşvik edebilecek kolaylıkta bir uygulama olarak görülüyor.
Ara yüzü Twitter'la epey benzer olan uygulamayı mobilden değil de örneğin bilgisayardan kullanmak isteyenler için "iris.to" ve "snort.social" gibi siteler geliştirilmiş durumda.
Platformda tıpkı Twitter gibi iletiler yazıp, bunlara yorum yapmak veya bunları yeniden paylaşmak mümkün. Ancak merkeziyetsiz olmasının da yanında çok önemli bir farkı var: Damus'ta karakter sınırı yok.

Neden merkeziyetsiz deniyor?
Platformun en önemli yönü ise açık kaynaklı Nostr protokolü üzerine kurulmuş olması. Bazılarına göre bu merkeziyetsiz yazılım protokolü internetin geleceğini değiştirmeye oynuyor.
Merkeziyetsizlik kavramı kabaca, kontrol ve karar verme yetkisinin merkezi bir varlıktan (birey, kuruluş veya grup) alınıp bir ağa dağıtılması anlamına geliyor. 
Twitter, Facebook ve Instagram gibi popüler platformlar, tek merkezden (şirketin yöneticileri) ve tek sunucu üzerinde yönelitiliyor. Dolayısıyla tüm kullanıcıların verileri bu merkezin elinde tutuluyor.
Bu merkez, kullanıcının hoşlanmayacağı değişiklikleri yapabilirken, aynı zamanda kullanıcının hesabını tamamen silebiliyor, verileri reklam şirketlerine satabiliyor ve bunlar üzerinden kazandığı parayı tamamıyla kendisine saklıyor.
Merkeziyetsiz platformlarda ise adından da anlaşılacağı üzere tek bir merkez yok. Bunlar, aslında iç içe geçmiş bir dizi ağdan oluşuyor. Bu ağlara Türkçede aktarıcı anlamına gelen "relay" adı veriliyor.
Nostr'ın açılımı da "Aktarıcılar Tarafından Aktarılan Notlar ve Diğer Öğeler" (Notes and Other Stuff Transmitted by Relays).
Diğer bir deyişle, Damus kullanıcılarının paylaştığı her bir ileti, bu iç içe geçmiş ağlara veri aktarılmasıyla sonuçlanıyor.

Web3'ün farkı: Mastodon'un aksine tek bir sunucuya bağlı değilsiniz
Elon Musk'ın Ekim 2022'de Twitter'ı resmen satın alması ve kullanıcıların hoşlanmayabileceği bir dizi değişikliğe gitmesi yeni platform arayışını beraberinde getirmişti.
Twitter'ın dışına çıkmak isteyen kullanıcıların yöneldiği ilk platform Mastodon olmuştu.
Mastodon da tıpkı Damus gibi merkeziyetsiz bir platform. Bu da iç içe geçmiş bir dizi ağdan oluşuyor. Örneğin Twitter'da tek bir ağ, Mastodon'da ise 5 binden fazla ağ var. Bunlara "sunucu" adı veriliyor.
Ancak Mastodon Web3 değil, Web2 tabanlı. Web2, bugün kullanıcıların deneyimlediği internete deniyor. Bu, kişisel veriler karşılığında hizmet sağlayan şirketlerin hakim olduğu bir ortam. Ancak Mastodon, dağıtık sunucular aracılığıyla Web2'de de merkeziyetsizliğin mümkün olduğunu savunan bir uygulama.
Web3 ise blok zinciri üzerinde inşa edilen, merkeziyetsiz uygulamaların hüküm sürdüğü yeni bir internet hayali.
 
Bu noktada akla şu soru geliyor: Damus'un Mastodon'dan ne farkı var?
En dikkat çeken farklılık, Mastodon'daki her bir sunucunun bir moderatörünün olması. Diğer bir deyişle, Mastodon'daki yaklaşık 5 bin sunucunun her biri bir sosyal medya platformu gibi davranıyor. Bu sunucuları kuran kişilerin, sunucuya kayıtlı kullanıcıyı engelleme, hesabını silme ve hatta mesajlarını okuyabilme olanağı bile var.
Öte yandan kullanıcılar bir moderatör tarafından engellenirse bir başka sunucuya hesabını taşıyarak veya bir başka sunucuda hesap açarak yine Mastodon ekosisteminde var olabilir. Mastodon'un Twitter karşısındaki en sık dile getirilen avantajı da bu.
Ancak Mastodon'un mantığı gereği platforma kaydolmak isteyen kullanıcının önce tek bir sunucuyu seçmesi ve ardından burada hesap açması gerekiyor. Örneğin Twitter anlaşmasından sonra Türkiye'den de Mastodon'a önemli bir akış olmuş ve bunun üzerine Berkay Çağır adlı genç bir yazılımcı "mastodon.com.tr" diye bir sunucu kurmuştu. Halihazırda Türk kullanıcıların önemli bir kısmı bu sunucu üzerine kayıtlı ve Çağır'ın koyduğu kurallara tabii.
Başka sunuculardan kullanıcıları takip etmek ve onlarla iletişim kurmak da sunucular arası veri aktarımıyla mümkün oluyor.
Damus'ta ise kullanıcının tek bir sunucuya bağlı kalmasına gerek yok. Kullanıcılar aynı anda 10 kadar "relay" seçebiliyor ve veri aktarımı bunlar üzerinden sağlanıyor. Yani kullanıcı hesaplarının engellenmesi mümkün değil.
Geliştiricilere göre bu, Web3 altyapısının en önemli özelliği. Bu merkeziyetsiz sistem sayesinde uygulama DDoS gibi tehlikeli siber saldırılara karşı da önemli bir korumaya sahip.

Sansüre çok daha dirençli, uçtan uca şifreli
Bu durum, Damus'un sansüre daha dirençli ve daha merkeziyetsiz bir yapıya sahip olduğu anlamına geliyor.
Kullanıcıların mesajları uçtan uca şifreli olduğu için üçüncü kişilerin bu yazıları okuması mümkün değil. Yani mesajlaşmalar hem Twitter hem de Mastodon'dan daha gizli.
Bunun yanı sıra kullanıcıların uygulamaya kaydolması için mail adresi veya telefon numarası gibi kimlik bilgilerini paylaşmasına gerek yok.
Kayıt olmak isteyenlerin yalnızca "yeni anahtar oluştur" (create a new key) seçeneğine tıklaması yeterli. Böylece hesap otomatik olarak açılıyor. Profil ve kapak fotoğrafı ayarlarken de telefon ya da bilgisayardan dosya yüklemek gerekmiyor. İnternet ortamında var olan herhangi bir görselin paylaşım linkini yapıştırarak profili süslemek mümkün.

Açık ve gizli anahtarlar
Damus'a kaydolan kullanıcılara iki anahtar veriliyor: Açık (public) ve kapalı (close) anahtarlar. Bunlar aslında çok uzun ve rastgele sıralanmış rakam ve harflerden oluşuyor.
Açık anahtar, kullanıcıların birbirini bulmak için kullandığı, bir nevi kullanıcı adı oluyor. Çünkü Damus'a kaydolmak için kimlik, e-mail veya telefon numarası bilgisi paylaşmak yerine bu anahtarları oluşturmak yeterli.
Tıpkı Mastodon gibi, burada da farklı relay'leri kullanan kişilerin birbirini bulması zor olabiliyor. Farklı relay'leri seçen kullanıcıları bulmanın tek yolu arama penceresine bu açık anahtarı yazmak.
Gizli anahtar ise kullanıcının uygulamaya ve profiline erişmek için kullandığı şifre. Bu da yine sistem tarafından oluşturuluyor. Bu yüzden uygulamaya hem kaydolmak hem de giriş yapmak son derece kolay. Çünkü açılan pencereye gizli anahtarınızı kopyalayıp yapıştırmanız yetiyor.

Dananın kuyruğunun koptuğu yer: Bitcoin
Uygulamanın Bitcoin'le ilişkisi hem çok övülen hem de en kafa karıştırıcı özelliklerden biri. Sistem Bitcoin Yıldırım Ağı'nı (Lightning Network) kullanarak bireylerin birbirine bahşiş vermesini, beğendiği iletilere bağış yapmasını mümkün kılıyor.
Yıldırım Ağı, ödeme işlemlerini hızlandıran ve işlem ücretlerini azaltan bir Bitcoin ödeme aracı.
Bu noktada akla şu soru geliyor: Damus'u kullanmak için Bitcoin cüzdanı mı gerekiyor?
Damus'ta beğenilen içeriklere kripto parayla bağış yapmak, bahsi geçen sistem sayesinde çok kolay. Ancak bağış yapma zorunluluğu yok. Yani Damus'u kullanmak isteyenlerin herhangi bir kripto cüzdanı olması gerekmiyor.

Dolandırıcılık riskine dikkat
Benzer şekilde uygulamayı kullanmak isteyenlerin Damus'a ait herhangi bir token alması da gerekmiyor. Ancak kripto paraların çoğu internet kullanıcısı tarafından karmaşık görülmesi dolandırıcılık riskini de artırıyor.
Örneğin daha şimdiden Damus'la ilgili dolandırıcılık girişimleri oldu. Kimliği belirsiz bir grup, DAMUS adlı bir token oluşturarak bunları uygulama adına satmaya başladı.
Uygulamanın resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:
"Damus'un token'ı yok ve asla olmayacak. Bir $DAMUS tokenı satın aldıysanız, dolandırıldınız demektir."

Sistemde güvenlik zaafiyeti olabilir
Bunun yanı sıra bazı uzmanlara göre uygulamanın işleyişi, kripto para takası yapan kullanıcılar için güvenlik zaafiyeti yaratabilir.
Nostr'da hesabın güvenliği sadece gizli anahtara bağlı. Bu anahtar çözüldükten sonra tüm hesabı ve dolayısıyla yapılan bağışları kontrol etmeleri mümkün oluyor.
Öte yandan, Web3 tabanlı uygulama geliştiriciler bu tür olası zaafiyetleri telafi etmek için de yeni yöntemler geliştirmeye devam ediyor.

Destekçileri arasında Snowden da var
Uygulama şimdiden Twitter kullanıcıları arasında konuşulmaya ve hatta indirilmeye başladı. Bunda Jack Dorsey'nin yanı sıra Edward Snowden'ın da payı var.
Jack Dorsey, Nostr'ı "açık kaynaklı protokoller için bir dönüm noktası" diye nitelerken Snowden da uygulamadaki yerini aldı.
CIA'in internet üzerinden tüm vatandaşları gözetlemek üzere bir sistem geliştirdiğini ortaya çıkaran ve ifşalarının ardından Rusya'ya sığınan Snowden, Damus için şunları yazdı:
"Platform sahibinin kimin konuşacağına ve neyin duyulacağına karar verdiği eski sosyal medya 'platformlarının' aksine #nostr açık kaynaklı. Platformlar bir su deposu ise protokoller bir nehirdir. Hiç kimse onların sahibi olamaz ve herkes yüzmekte özgür."
Dorsey de Nostr'ın geliştirilme sürecini finanse etmek için 14 BTC (yaklaşık 6 milyon lira) bağış yapmıştı.

Uygulama Çin’de yasaklandı
Öte yandan Çin hükümeti dün (4 Şubat) aldığı ani bir kararla Damus'u uygulama mağazalarından kaldırttı.
Yabancı servislerin ülkede faaliyet göstermesine karşı çıkan ve pek çok şirketin yasaklı olduğu Çin'in Siber Uzay İdaresi uygulamanın ulusal konuşma yasalarını ihlal ettiğini söylüyor.



SpaceX, dünyanın en büyük roketini ilk yörünge uçuşuna hazırlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

SpaceX, dünyanın en büyük roketini ilk yörünge uçuşuna hazırlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

SpaceX, mega roketi Starship'in ilk yörünge uçuş denemesine hazırlanıyor.

Gelecek pazartesi gerçekleşmesi planlanan bu kritik görev, NASA'nın Artemis programı kapsamında insanları Ay yüzeyine gönderme takvimini koruyup koruyamayacağını belirleyebilir.

ABD uzay ajansı, Elon Musk'ın bir gün Mars'ta kalıcı bir koloni kurmak için kullanılacağını iddia ettiği 124 metrelik roketin geliştirilmesindeki sorunlar nedeniyle, Artemis'in zaman çizelgesinde zaten erteleme yapmak zorunda kalmıştı.

SpaceX, devasa birinci kademe güçlendiricisini Teksas'ın güneyinde yer alan Starbase tesisindeki fırlatma rampasına pazartesi günü taşıdı.

Super Heavy diye bilinen 33 motorlu roket, daha sonra Starship'in 6 motorlu ikinci kademesiyle birleştirilecek. Tamamen birleştirildiğinde Starship, bugüne kadar uçurulan en büyük ve en güçlü roket olacak.

Yaklaşan Starship uçuşu, programın bugüne kadarki en iddialı görevi olacak. Bu görevde, ikinci aşama roketin 10 saatlik bir uçuşla yörüngeye gönderilmesi ve Dünya'nın etrafında 6 tur attıktan sonra Büyük Okyanus'un Şili açıklarındaki kısmına inmesi hedefleniyor.

Bu uçuş denemesi aynı zamanda SpaceX'in yeni nesil Starlink V3 uydularını alçak Dünya yörüngesine yerleştiren ilk görev olacak.

Bunlar, yörüngede 11 binden fazla Starlink uydusuyla halihazırda dünyanın en büyük yapay uydu ağı olan uzay internet ağının bir sonraki parçasını oluşturacak.

Musk, pazartesi günü X'te paylaştığı gönderide, "Yörüngeye 7 gün içinde yapılacak ilk Starship fırlatması, operasyonel kullanım amaçlı Starlink V3 uydularını taşıyacak" diye yazdı.

Temmuzdaki en son Starship fırlatmasında roket, test amaçlı 20 adet Starlink V3 uydusunu yörüngeye yerleştirme hedefini tamamladıktan sonra Hint Okyanusu'na başarıyla iniş yapmıştı.

Bu görevde Starship'in üst kademesi ilk kez bir yörünge altı uçuştan patlamadan geri dönmüş ve SpaceX, uçuş denemesi hakkında değerli veriler elde etmeyi başarmıştı.

frgthyju
SpaceX mühendisleri, temmuzda gerçekleştirilen uçuş denemesinin ardından 27 Ağustos 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Christmas Adası açıklarında bulunan Starship'i inceliyor (SpaceX)

SpaceX, roketin her iki kademesini de tamamen ve hızlıca yeniden kullanılacak şekilde tasarladığından, bunların başarıyla suya inmesini sağlamak, son uçuşun en önemli sınavlarından biri olacak.

SpaceX'in "roketçiliğin kutsal kasesi" diye tanımladığı bu hedefe ulaşmak, gelecek yıl yapılması planlanan Artemis III görevi öncesinde Starship'in geliştirilmesini hızlandırmaya katkı sağlayacak.

14 gün sürecek görevde, NASA'nın Orion uzay aracındaki 4 astronot, alçak Dünya yörüngesindeyken Starship'le kenetlenecek.

Yörünge deneyi, 2028'de Artemis IV kapsamında gerçekleştirilecek ilk insanlı Ay inişinden önce kenetlenme mekanizmalarını ve uzay aracı arayüzlerini test etmeyi amaçlıyor.

Independent Türkçe


Yapay zeka kendini geliştirmeye başlarsa ne olacak?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Yapay zeka kendini geliştirmeye başlarsa ne olacak?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

OpenAI, bir gün kendi faaliyetlerini daha güvenli hale getirmek için yapay zekadan yararlanabileceğini ancak bunun için bir dizi acil değişiklik gerektiğini belirtiyor.

Şirket, "otomatik bir yapay zeka araştırmacısı" geliştirmek ve bu sistemi "hizalama sorunu" (yapay zekanın insanlığın etik değerleriyle uyumlu davranmasını sağlama güçlüğü) üzerinde çalışmak için kullanmak istediğini kamuoyuna açıkladı. OpenAI, "yapay zeka sistemleri daha yetenekli ve otonom hale geldikçe, özellikle de araştırma ve geliştirme süreçlerinin daha büyük bir kısmını yapay zeka üstlenmeye başladıkça, bu çalışmanın giderek daha önemli hale geldiğini" belirtti.

Şirketin bu yorumları, özellikle "yinelemeli kendi kendini geliştirme" (RSI) olasılığına dair endişeler bağlamında, yapay zekanın mevcut durumuna ilişkin daha kapsamlı bir açıklamanın parçası olarak geldi. Bu kavram, yapay zekanın kendisini eğitebildiği ve insan gözetimi yerine kendi çalışmaları sayesinde gelişebildiği aşamayı ifade ediyor.

OpenAI ve diğer yapay zeka şirketleri bunun geliştirme hızında muazzam bir artışa yol açabileceğini öne sürüyor. Şirket yayımladığı yeni yazıda, bu teknolojinin "insanların yaşamlarını doğrudan iyileştireceğini" ve "dünya genelindeki insanların faydalanabilmesi için gelişmiş zeka teknolojilerinin maliyetini düşürebileceğini" belirtiyor.

Ancak şirket, otomatikleştirilmiş araştırmaların tehlikeli yapay zekaya karşı mücadelede de yardımcı olabileceğini ifade etti. OpenAI, "Otomatikleştirilmiş araştırmalar, hizalamayı önemli ölçüde iyileştirmemize ve giderek daha yetenekli hale gelen yapay zekaya karşı savunma mekanizmaları oluşturmamıza yardımcı olabilir zira otomatik bir yapay zeka araştırmacısı, aynı zamanda otomatik bir yapay zeka güvenliği araştırmacısı da olabilir" diye yazdı.

Bununla birlikte şirket, böyle bir gelişmenin tehlikeli olabileceğini ve güvenli biçimde gerçekleştirilebileceği zamana kadar hayata geçirilmemesi gerektiğini belirtti.

Şirket şu uyarıda bulunuyor:

Gerekli özen ve dikkat gösterilmeden gerçekleştirilmesi halinde RSI, insanların yapay zeka geliştirme süreci üzerindeki fiili kontrolünü kaybetmesine ve artık anlayamadıkları araştırma süreçlerini denetleyemez hale gelmesine yol açabilir. Bundan sonra yapay zeka daha tehlikeli, insan değerleriyle daha az uyumlu ve genel anlamda insanlar için bir tehdit unsuru haline gelebilir.

Şirket bu durumun yaşanmasını önlemek ve yapay zekanın kendi üzerinde çalışmasına olanak tanıyacak güvenliği sağlamak amacıyla bir dizi koruyucu önlem alınması çağrısında bulundu. Özellikle iki hususun altını çizdi: Yapay zeka güvenliği ve koruyucu önlemler konusunda yeni ulusal ve uluslararası standartların oluşturulması ve risklerin daha iyi görülmesini sağlayacak yeni ölçütler ve olay bildirim protokolleri geliştirilmesi.

ABD yönetiminden "yapay zeka endüstrisi teknik açıdan en ileri noktada bulunduğu ve finans, ticaret, savunma, teknolojiyle bilgi sistemleri gibi kritik alanlarda küresel ağlarda hâlâ ayrıcalıklı bir konumda bulunduğu" gerekçesiyle bu çalışmalara öncülük etmesi istendi.

Son haftalarda aralarında CEO Sam Altman'ın da bulunduğu OpenAI çalışanları, Anthropic gibi diğer önde gelen araştırma şirketlerinin, yapay zekanın geliştirilmesini yavaşlatma ve güvenli kalmasını sağlayacak yeni düzenlemeler getirme çağrılarına destek verdi. Ancak ABD yönetimi bu çağrıları açıkça reddetti. Başkan Donald Trump, sözkonusu adımların ABD'yi geride bırakacağını ve Çin'in bu teknolojinin geliştirilmesinde liderliği ele geçirmesine olanak tanıyacağını öne sürdü.

Independent Türkçe


ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
TT

ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)
17 Eylül 2026'da Kaliforniya'nın San Francisco kentindeki Dreamforce 2026 teknoloji zirvesinde, Moscone Center'daki OpenAI standını ziyaret edenler (Reuters)

OpenAI, ChatGPT'ye kullanıcıların diğer internet sitelerindeki etkinliklerini izleme olanağı tanıyan bir "analitik çerezi" ekledi.

Siber güvenlik araştırmacısı Buchodi, bu izleme mekanizmasını binlerce internet sitesinde aylar boyunca inceledi ve bir satıcının sitesinde aranan, görüntülenen veya satın alınan her şeyin kullanıcının ChatGPT hesabıyla ilişkilendirilebildiğini ortaya çıkardı.

Çerezler, bir internet sitesini ziyaret ettiğinizde tarayıcınıza küçük veri parçaları yerleştirerek çalışıyor. Site daha sonra oturum açma bilgileri veya alışveriş tercihleri ​​gibi unsurları hatırlamak için bu çerezleri okuyabilir.

Reklamverenler, daha alakalı reklamlar sunabilmek amacıyla kişilerin çevrimiçi ortamdaki faaliyetlerini izlemek için sıklıkla çerezlerden yararlanıyor.

ChatGPT'de ortaya çıkarılan bu sisteme benzer reklam izleme yöntemleri Google ve Meta gibi diğer teknoloji şirketleri tarafından da sıklıkla kullanılıyor. Ancak Buchodi bunun bir yapay zeka uygulamasında ilk kez görüldüğünü belirtti.

Buchodi, blog yazısında reklam izleme yazılımını analiz ederken, "Bu mekanizma standart bir reklam teknolojisi uygulaması. Ancak daha önce örneği görülmemiş olan, bu sistemin bir yapay zeka sohbet ürününde çalıştırılması" ifadelerini kullandı.

İnsanlar bu ürünlere, sosyal ağlarda paylaşmayacakları türden şeyler anlatıyor ve bu ürünler giderek artan bir şekilde onlar adına hareket ediyor.

OpenAI, ChatGPT'de reklam testlerine ilk olarak bu yıl ABD'deki kullanıcılarla başlamış, daha sonra pilot reklam uygulamasını Birleşik Krallık, Meksika, Brezilya, Japonya ve Güney Kore'ye genişletmişti.

Çerezin işlevine rağmen OpenAI, "__obi" diye bilinen bu izleyiciyi çerez politikasının "Pazarlama" bölümünde değil, "Analitik" bölümünde sınıflandırıyor.

Politikada, "Bu çerezler kullanıcı sayısı ve kullanıcıların Hizmetlerimizle nasıl etkileşime girdiği gibi konularda, Hizmetlerimizin nasıl performans gösterdiğini ve nasıl kullanıldığını anlamamıza yardımcı olur" ifadesi yer alıyor.

Buchodi şirketle iletişime geçtiğinde, OpenAI Destek ekibi, bulguların incelenmesi için ilgili şirket birimleriyle paylaşılacağını söyledi.

İzleme mekanizması Android için Chrome tarayıcısında gözlemlendi ve yalnızca ChatGPT'nin ücretsiz sürümlerinde mevcut gibi görünüyor.

The Independent, sözkonusu çerez hakkında daha fazla bilgi ve yorum almak için OpenAI'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe