Jack Dorsey'nin desteklediği Web3 uygulaması Damus'a dair tüm bilinenler

Bitcoin'le entegre edilen yeni merkeziyetsiz uygulama, Çin'de yasaklanmasıyla şimdiden gündem yarattı.

İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)
İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)
TT

Jack Dorsey'nin desteklediği Web3 uygulaması Damus'a dair tüm bilinenler

İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)
İnternete erişimin daha güvenli ve sansürsüz yolları arandıkça Damus gibi yeni uygulamalar hızla ortaya çıkabilir (Independent Türkçe / Midjourney)

Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey'nin de yatırımcıları aralarında yer aldığı merkeziyetsiz uygulama geliştiricisi Nostr'ın iddialı projesi piyasaya çıktı.
Kolay arayüzü ve Twitter'a benzerliğiyle dikkat çeken Damus adlı platform, Apple ve Google'ın uygulama mağazalarında yerini aldı.
Web3 altyapısı üzerine kurulu uygulama, Bitcoin'in ödeme sistemiyle entegre olmasıyla da dikkat çekiyor.
Nostr bu merkeziyetsiz platform konusunda o kadar iddialı ki onu "Twitter katili" diye tanıtıyor.

Damus nasıl bir uygulama?
Damus, Web3 tabanlı sosyal ağları teşvik edebilecek kolaylıkta bir uygulama olarak görülüyor.
Ara yüzü Twitter'la epey benzer olan uygulamayı mobilden değil de örneğin bilgisayardan kullanmak isteyenler için "iris.to" ve "snort.social" gibi siteler geliştirilmiş durumda.
Platformda tıpkı Twitter gibi iletiler yazıp, bunlara yorum yapmak veya bunları yeniden paylaşmak mümkün. Ancak merkeziyetsiz olmasının da yanında çok önemli bir farkı var: Damus'ta karakter sınırı yok.

Neden merkeziyetsiz deniyor?
Platformun en önemli yönü ise açık kaynaklı Nostr protokolü üzerine kurulmuş olması. Bazılarına göre bu merkeziyetsiz yazılım protokolü internetin geleceğini değiştirmeye oynuyor.
Merkeziyetsizlik kavramı kabaca, kontrol ve karar verme yetkisinin merkezi bir varlıktan (birey, kuruluş veya grup) alınıp bir ağa dağıtılması anlamına geliyor. 
Twitter, Facebook ve Instagram gibi popüler platformlar, tek merkezden (şirketin yöneticileri) ve tek sunucu üzerinde yönelitiliyor. Dolayısıyla tüm kullanıcıların verileri bu merkezin elinde tutuluyor.
Bu merkez, kullanıcının hoşlanmayacağı değişiklikleri yapabilirken, aynı zamanda kullanıcının hesabını tamamen silebiliyor, verileri reklam şirketlerine satabiliyor ve bunlar üzerinden kazandığı parayı tamamıyla kendisine saklıyor.
Merkeziyetsiz platformlarda ise adından da anlaşılacağı üzere tek bir merkez yok. Bunlar, aslında iç içe geçmiş bir dizi ağdan oluşuyor. Bu ağlara Türkçede aktarıcı anlamına gelen "relay" adı veriliyor.
Nostr'ın açılımı da "Aktarıcılar Tarafından Aktarılan Notlar ve Diğer Öğeler" (Notes and Other Stuff Transmitted by Relays).
Diğer bir deyişle, Damus kullanıcılarının paylaştığı her bir ileti, bu iç içe geçmiş ağlara veri aktarılmasıyla sonuçlanıyor.

Web3'ün farkı: Mastodon'un aksine tek bir sunucuya bağlı değilsiniz
Elon Musk'ın Ekim 2022'de Twitter'ı resmen satın alması ve kullanıcıların hoşlanmayabileceği bir dizi değişikliğe gitmesi yeni platform arayışını beraberinde getirmişti.
Twitter'ın dışına çıkmak isteyen kullanıcıların yöneldiği ilk platform Mastodon olmuştu.
Mastodon da tıpkı Damus gibi merkeziyetsiz bir platform. Bu da iç içe geçmiş bir dizi ağdan oluşuyor. Örneğin Twitter'da tek bir ağ, Mastodon'da ise 5 binden fazla ağ var. Bunlara "sunucu" adı veriliyor.
Ancak Mastodon Web3 değil, Web2 tabanlı. Web2, bugün kullanıcıların deneyimlediği internete deniyor. Bu, kişisel veriler karşılığında hizmet sağlayan şirketlerin hakim olduğu bir ortam. Ancak Mastodon, dağıtık sunucular aracılığıyla Web2'de de merkeziyetsizliğin mümkün olduğunu savunan bir uygulama.
Web3 ise blok zinciri üzerinde inşa edilen, merkeziyetsiz uygulamaların hüküm sürdüğü yeni bir internet hayali.
 
Bu noktada akla şu soru geliyor: Damus'un Mastodon'dan ne farkı var?
En dikkat çeken farklılık, Mastodon'daki her bir sunucunun bir moderatörünün olması. Diğer bir deyişle, Mastodon'daki yaklaşık 5 bin sunucunun her biri bir sosyal medya platformu gibi davranıyor. Bu sunucuları kuran kişilerin, sunucuya kayıtlı kullanıcıyı engelleme, hesabını silme ve hatta mesajlarını okuyabilme olanağı bile var.
Öte yandan kullanıcılar bir moderatör tarafından engellenirse bir başka sunucuya hesabını taşıyarak veya bir başka sunucuda hesap açarak yine Mastodon ekosisteminde var olabilir. Mastodon'un Twitter karşısındaki en sık dile getirilen avantajı da bu.
Ancak Mastodon'un mantığı gereği platforma kaydolmak isteyen kullanıcının önce tek bir sunucuyu seçmesi ve ardından burada hesap açması gerekiyor. Örneğin Twitter anlaşmasından sonra Türkiye'den de Mastodon'a önemli bir akış olmuş ve bunun üzerine Berkay Çağır adlı genç bir yazılımcı "mastodon.com.tr" diye bir sunucu kurmuştu. Halihazırda Türk kullanıcıların önemli bir kısmı bu sunucu üzerine kayıtlı ve Çağır'ın koyduğu kurallara tabii.
Başka sunuculardan kullanıcıları takip etmek ve onlarla iletişim kurmak da sunucular arası veri aktarımıyla mümkün oluyor.
Damus'ta ise kullanıcının tek bir sunucuya bağlı kalmasına gerek yok. Kullanıcılar aynı anda 10 kadar "relay" seçebiliyor ve veri aktarımı bunlar üzerinden sağlanıyor. Yani kullanıcı hesaplarının engellenmesi mümkün değil.
Geliştiricilere göre bu, Web3 altyapısının en önemli özelliği. Bu merkeziyetsiz sistem sayesinde uygulama DDoS gibi tehlikeli siber saldırılara karşı da önemli bir korumaya sahip.

Sansüre çok daha dirençli, uçtan uca şifreli
Bu durum, Damus'un sansüre daha dirençli ve daha merkeziyetsiz bir yapıya sahip olduğu anlamına geliyor.
Kullanıcıların mesajları uçtan uca şifreli olduğu için üçüncü kişilerin bu yazıları okuması mümkün değil. Yani mesajlaşmalar hem Twitter hem de Mastodon'dan daha gizli.
Bunun yanı sıra kullanıcıların uygulamaya kaydolması için mail adresi veya telefon numarası gibi kimlik bilgilerini paylaşmasına gerek yok.
Kayıt olmak isteyenlerin yalnızca "yeni anahtar oluştur" (create a new key) seçeneğine tıklaması yeterli. Böylece hesap otomatik olarak açılıyor. Profil ve kapak fotoğrafı ayarlarken de telefon ya da bilgisayardan dosya yüklemek gerekmiyor. İnternet ortamında var olan herhangi bir görselin paylaşım linkini yapıştırarak profili süslemek mümkün.

Açık ve gizli anahtarlar
Damus'a kaydolan kullanıcılara iki anahtar veriliyor: Açık (public) ve kapalı (close) anahtarlar. Bunlar aslında çok uzun ve rastgele sıralanmış rakam ve harflerden oluşuyor.
Açık anahtar, kullanıcıların birbirini bulmak için kullandığı, bir nevi kullanıcı adı oluyor. Çünkü Damus'a kaydolmak için kimlik, e-mail veya telefon numarası bilgisi paylaşmak yerine bu anahtarları oluşturmak yeterli.
Tıpkı Mastodon gibi, burada da farklı relay'leri kullanan kişilerin birbirini bulması zor olabiliyor. Farklı relay'leri seçen kullanıcıları bulmanın tek yolu arama penceresine bu açık anahtarı yazmak.
Gizli anahtar ise kullanıcının uygulamaya ve profiline erişmek için kullandığı şifre. Bu da yine sistem tarafından oluşturuluyor. Bu yüzden uygulamaya hem kaydolmak hem de giriş yapmak son derece kolay. Çünkü açılan pencereye gizli anahtarınızı kopyalayıp yapıştırmanız yetiyor.

Dananın kuyruğunun koptuğu yer: Bitcoin
Uygulamanın Bitcoin'le ilişkisi hem çok övülen hem de en kafa karıştırıcı özelliklerden biri. Sistem Bitcoin Yıldırım Ağı'nı (Lightning Network) kullanarak bireylerin birbirine bahşiş vermesini, beğendiği iletilere bağış yapmasını mümkün kılıyor.
Yıldırım Ağı, ödeme işlemlerini hızlandıran ve işlem ücretlerini azaltan bir Bitcoin ödeme aracı.
Bu noktada akla şu soru geliyor: Damus'u kullanmak için Bitcoin cüzdanı mı gerekiyor?
Damus'ta beğenilen içeriklere kripto parayla bağış yapmak, bahsi geçen sistem sayesinde çok kolay. Ancak bağış yapma zorunluluğu yok. Yani Damus'u kullanmak isteyenlerin herhangi bir kripto cüzdanı olması gerekmiyor.

Dolandırıcılık riskine dikkat
Benzer şekilde uygulamayı kullanmak isteyenlerin Damus'a ait herhangi bir token alması da gerekmiyor. Ancak kripto paraların çoğu internet kullanıcısı tarafından karmaşık görülmesi dolandırıcılık riskini de artırıyor.
Örneğin daha şimdiden Damus'la ilgili dolandırıcılık girişimleri oldu. Kimliği belirsiz bir grup, DAMUS adlı bir token oluşturarak bunları uygulama adına satmaya başladı.
Uygulamanın resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:
"Damus'un token'ı yok ve asla olmayacak. Bir $DAMUS tokenı satın aldıysanız, dolandırıldınız demektir."

Sistemde güvenlik zaafiyeti olabilir
Bunun yanı sıra bazı uzmanlara göre uygulamanın işleyişi, kripto para takası yapan kullanıcılar için güvenlik zaafiyeti yaratabilir.
Nostr'da hesabın güvenliği sadece gizli anahtara bağlı. Bu anahtar çözüldükten sonra tüm hesabı ve dolayısıyla yapılan bağışları kontrol etmeleri mümkün oluyor.
Öte yandan, Web3 tabanlı uygulama geliştiriciler bu tür olası zaafiyetleri telafi etmek için de yeni yöntemler geliştirmeye devam ediyor.

Destekçileri arasında Snowden da var
Uygulama şimdiden Twitter kullanıcıları arasında konuşulmaya ve hatta indirilmeye başladı. Bunda Jack Dorsey'nin yanı sıra Edward Snowden'ın da payı var.
Jack Dorsey, Nostr'ı "açık kaynaklı protokoller için bir dönüm noktası" diye nitelerken Snowden da uygulamadaki yerini aldı.
CIA'in internet üzerinden tüm vatandaşları gözetlemek üzere bir sistem geliştirdiğini ortaya çıkaran ve ifşalarının ardından Rusya'ya sığınan Snowden, Damus için şunları yazdı:
"Platform sahibinin kimin konuşacağına ve neyin duyulacağına karar verdiği eski sosyal medya 'platformlarının' aksine #nostr açık kaynaklı. Platformlar bir su deposu ise protokoller bir nehirdir. Hiç kimse onların sahibi olamaz ve herkes yüzmekte özgür."
Dorsey de Nostr'ın geliştirilme sürecini finanse etmek için 14 BTC (yaklaşık 6 milyon lira) bağış yapmıştı.

Uygulama Çin’de yasaklandı
Öte yandan Çin hükümeti dün (4 Şubat) aldığı ani bir kararla Damus'u uygulama mağazalarından kaldırttı.
Yabancı servislerin ülkede faaliyet göstermesine karşı çıkan ve pek çok şirketin yasaklı olduğu Çin'in Siber Uzay İdaresi uygulamanın ulusal konuşma yasalarını ihlal ettiğini söylüyor.



Apple "çamaşır katlayabilen" robot geliştiriyor

Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
TT

Apple "çamaşır katlayabilen" robot geliştiriyor

Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)

Apple'ın, çamaşır katlayabilen iddialı bir makine de dahil bir dizi yeni ev robotu üzerinde çalıştığı bildiriliyor.

The Information'ın haberine göre iPhone üreticisinin araştırdığı diğer robotik konseptler arasında, kullanıcıları odadan odaya takip eden tekerlekli bir robot ve iç mekanda uçabilen bir cihaz da var.

Bu deneysel ürünlerin halka sunulacağına dair herhangi bir işaret yok ancak söylentilere konu olan cihazlardan biri, Apple'ın kısa süre önce tanıttığı HomeView merkezinin yeni nesil bir versiyonu.

HomeView Ultra veya HomeView Max prototipi, 9 inçlik bir ekrana ve dönebilen bir robotik kola sahip.

Habere göre robot, mevcut tasarımındaki kamera ve sensörler sayesinde "çevresini tam olarak algılayıp kendi başına hareket edebiliyor; biri odaya girdiğinde ışıkları açabiliyor, hatta belki bir kediye masadan inmesini söylemeye bile çalışabiliyor".

xdvfbgh
Apple, HomeView cihazının daha büyük ve robotik bir versiyonu üzerinde çalışıyor (David Phelan/The Independent)

The Independent cevap hakkı için Apple'la temasa geçti ancak şirket genellikle piyasaya sürülmemiş ürünler hakkında yorum yapmıyor.

Eski Apple CEO'su Tim Cook, şirketin birkaç yeni kategoride ürün piyasaya sürmeyi planladığının sinyalini geçen yıl vermişti.

Cook, bütün çalışanların katıldığı toplantıda, "Henüz hakkında konuşamayacağım ürün yelpazesi gerçekten muhteşem arkadaşlar. Muhteşem" demişti.

Bazılarını yakında göreceksiniz. Bazıları ise daha sonra gelecek. Ama göreceğiniz çok şey var.

Apple geçmişte de iddialı projeleri rafa kaldırmıştı. Bunların en dikkat çekeni, Project Titan kapsamında geliştirdiği sürücüsüz elektrikli araçtı.

Bu araba üzerinde 10 yıl boyunca çalışan ABD'li teknoloji devinin, nihayetinde 2024'te projeyi iptal etmeden önce araştırma ve geliştirmeye 10 milyar doların üzerinde harcama yaptığı bildirilmişti.

Apple halihazırda birkaç çalışan robot tasarlayıp üretse de bunlar yalnızca şirket içi kullanıma sunuldu.

Bunlardan ilki Liam, kullanım ömrü dolmuş iPhone'ları parçalara ayırıp geleneksel geri dönüşüm yöntemlerinde genellikle gözden kaçan değerli malzemeleri kurtarmak üzere tasarlanmış 29 kollu bir robotik sistemdi.

Liam'ın tanıtılmasından iki yıl sonra, 2018'de Apple, onun halefi Daisy'yi tanıttı. Yeni robot, daha fazla iPhone modelini parçalara ayırabiliyor ve saatte 200 cihaza varan işleme kapasitesine sahip.

Independent Türkçe


OpenAI'dan veri merkezlerine yönelik nefreti azaltmak için isim değişikliği

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

OpenAI'dan veri merkezlerine yönelik nefreti azaltmak için isim değişikliği

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

OpenAI, veri merkezlerine duyulan nefreti azaltmaya yönelik kapsamlı bir planın parçası olarak bu merkezlere yeni bir ad vereceğini açıkladı.

Axios'un haberine göre şirket, yapay zekaya karşı giderek artan tepkilere yanıt vermek için bir politika ve halkla ilişkiler hamlesi başlatıyor. Bu adım, özellikle veri merkezlerine yönelik kamuoyu tepkilerinin arttığı ve ABD'yle diğer ülkelerdeki kanun koyucuların bu endişeleri giderek daha fazla dile getirdiği bir döneme denk geliyor.

OpenAI'ın bu yeni girişimi, ABD'de Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanmasının beklendiği ara seçimlerin ve bu seçimlerin hemen ardından yaşanacak 2028 başkanlık seçimi sürecinin başladığı bir döneme denk geliyor.

ChatGPT'nin geliştiricisi, özellikle Donald Trump'ın Beyaz Saray'ının yapay zeka düzenlemeleri konusunda sergilediği epey olumlu yaklaşım göz önüne alındığında, bu değişimlerden zarar görmemeyi sağlamayı umuyor. OpenAI ve Meta gibi büyük teknoloji şirketleri, Trump'ın ikinci kez seçilmesinden bu yana kendisiyle yakın ilişkiler içinde oldu. Ancak sektör, ABD'de güç dengelerinin değişmesinin, yeni denetimler ve baskılar getirebileceğinden endişe ediyor.

OpenAI'ın planları arasında belki de en dikkat çekicisi, "veri merkezleri" terimini "yapay zeka hesaplama kampüsleri" diye yeniden adlandırmak. Veri merkezleri kamuoyunda ciddi bir endişe kaynağı haline geldi. Hatta bazı adaylar ara seçim kampanyalarında bu tesislerin geleceğini tartışma konusu yaptı. Bu siyasi endişe, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat siyasetçiler arasında karşılık buluyor.

OpenAI, tesisleri yeniden adlandırarak bunların yerel topluluklara sağlayabileceği faydaları vurgulamayı amaçlıyor. OpenAI'ın küresel ilişkilerden sorumlu üst düzey yöneticisi Chris Lehane, Axios'a, "Yerel topluluklar şirketleri mesul tutmalı ve onlardan hesap sormalı. Böylece bu projelerden gerçekten büyük fayda sağladıklarından emin olmalılar" diye konuştu.

Haberde, şirketin bu isim değişikliğinin tartışma yaratacağını bilerek hareket ettiği belirtiliyor. Ancak OpenAI, bu hamlenin insanları şaşırtarak tartışmaların odağını değiştirmesini umuyor. Şirket böylece büyük veri merkezlerinin gürültüsü, çevreye verdiği rahatsızlık ve su tüketimi hakkındaki şikayetlerin geri planda kalmasını hedefliyor.

Habere göre OpenAI, şirketlerin yeni sistemler geliştirme hızını sınırlamaya yönelik zorunlu güvenlik önlemleri olan "hız sınırları" konusundaki tartışmaları da teşvik edecek. Axios’un haberine göre şirket ayrıca teknolojinin sağladığı ekonomik faydaların ve yapay zekaya ilişkin düzenlemelerin geliştirilmesinde uluslararası işbirliğinin öneminin altını çizecek.

Independent Türkçe


Uzmanlar açıkladı: Köpeğinizin depresyonda olduğunu nasıl anlarsınız?

Köpeklerde depresyonun belirtileri insanlardakine benziyor. Uzmanlar, dikkat edilmesi gereken birkaç belirti olduğunu söylüyor (Unsplash)
Köpeklerde depresyonun belirtileri insanlardakine benziyor. Uzmanlar, dikkat edilmesi gereken birkaç belirti olduğunu söylüyor (Unsplash)
TT

Uzmanlar açıkladı: Köpeğinizin depresyonda olduğunu nasıl anlarsınız?

Köpeklerde depresyonun belirtileri insanlardakine benziyor. Uzmanlar, dikkat edilmesi gereken birkaç belirti olduğunu söylüyor (Unsplash)
Köpeklerde depresyonun belirtileri insanlardakine benziyor. Uzmanlar, dikkat edilmesi gereken birkaç belirti olduğunu söylüyor (Unsplash)

Julia Musto Bilim ve İklim Muhabiri

Uzmanlara göre, köpeğinizin depresyonda olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız dikkat etmeniz gereken birkaç belirti var.

Köpeklerdeki depresyon vakalarının pek çoğu birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelse de bazıları daha uzun sürer ve özel tedaviye ihtiyaç duyar.

Uzmanlar, köpek sahiplerini endişelendirmesi gereken birkaç belirti olduğunu söylüyor. Amerikan Kennel Kulübü'ne göre insanlar gibi köpekler de en sevdikleri aktivitelere katılmaya isteksiz olabilir veya beden dillerinde değişiklik görülebilir.

Depresyondaki köpekler enerjisiz olabilir, yemek yemek istemeyebilir, içine kapanabilir ya da sahiplerine aşırı bağımlı hale gelebilir.

Hayvan davranış uzmanı ve lisanslı profesyonel köpek eğitmeni Dr. Leslie Sinn, kulübe yaptığı açıklamada, "En temel belirti, normal davranışlarında değişiklik olması" diyor. 

Müşterilerimin çoğundan, köpeklerinin daha önce gerçekten keyif alıyor gibi göründüğü aktiviteleri yapmayı artık pek istemediğini duyuyorum.

Depresyonun fiziksel belirtileri insanlarda da görülebiliyor ancak köpeklerde daha belirgin olabiliyor. Depresyondaki köpeklerin gözleri genellikle hüzünlü ve sarkık olur, kulakları da geriye doğru çekilir.

Ancak depresyondaki köpeklerde bu belirgin özelliklerin birçoğu görülmeyebilir.

Uzmanlara göre depresyondaki köpeklerine yardım etmek isteyen kişiler, köpeğin çevresinde bir değişiklik olup olmadığını, hayvanın sahipleriyle her zamanki kadar iletişim kurup kaliteli zaman geçirip geçirmediğini, köpeğin yeterince uyarılıp uyarılmadığını ve düzenli egzersiz yapıp yapmadığını sorgulaması gerekiyor. Tüm bu faktörlere dikkat etmek, hafif depresyon vakalarında fayda sağlayabilir ve sorun birkaç gün veya hafta içinde düzelebilir.

Öte yandan ciddi vakalar çok daha uzun sürebilir.

Bu nedenle uzmanlar, bu değişikliklere neyin sebep olabileceğini anlamak için genellikle bir profesyonelle çalışmayı öneriyor. Köpek davranış uzmanları, veteriner hekimler ve eğitmenler, bir köpeğin depresyonunun tıbbi bir sorunun belirtisi olup olmadığını da belirleyebilir.

Bazı durumlarda ve özellikle yaşlı köpeklerde, köpeğin depresif davranışı demans gibi bilişsel gerilemelerin göstergesi olabilir.

Köpeklerde depresyon ve izolasyon, ağrılı artrit ve kalp hastalıklarıyla da ilişkilendiriliyor.

Uzmanlar, köpekleri sakinleştirmek için ilaç da yazabilir ancak köpek antidepresanları yaygın kullanılmıyor. Kulüp, bu ilaçların genellikle yüksek sesler, yabancı yerler, seyahat, ayrılık kaygısı veya diğer hayvanlar ve insanlara karşı gösterilen tepkisel davranışlar nedeniyle reçete edildiğini belirtiyor.

Sonuç olarak etkili bir tedavi planı hem ilaç kullanımını hem de köpeklerin moralini yükseltmeyi sağlayacak yaklaşımları içerebilir.

Lisanslı hayvan davranış uzmanı ve Insight Animal Behavior Services'ın sahibi Dr. Kelly Ballantyne de kulübe şunları söyledi:

Ruhsal rahatsızlıktan muzdarip köpekler için ilaçların tek seçenek değil, tedavi planının sadece bir parçası olduğunu kabul etmenin önem taşıdığını düşünüyorum.

Independent Türkçe,independent.co.uk/life-style