Adıyaman'da 12 yaşındaki çocuk enkazdan "futbol sohbeti" eşliğinde çıkarıldıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/4146291/ad%C4%B1yamanda-12-ya%C5%9F%C4%B1ndaki-%C3%A7ocuk-enkazdan-futbol-sohbeti-e%C5%9Fli%C4%9Finde-%C3%A7%C4%B1kar%C4%B1ld%C4%B1
Adıyaman'da 12 yaşındaki çocuk enkazdan "futbol sohbeti" eşliğinde çıkarıldı
Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Adıyaman'da, enkazdan kurtarılmaya çalışılan çocuğun babası ve ekiplerle futbol sohbeti kameraya yansıdı.
Adıyaman'da 12 yaşındaki çocuk enkazdan "futbol sohbeti" eşliğinde çıkarıldı
AA
Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve toplamda 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından arama kurtarma ekipleri, Adıyaman Sümenevler Mahallesi'ndeki 5 katlı apartmanın enkazında arama kurtarma çalışması yaptı.
Çalışmalar sırasında ses duyan ekipler, depremin 62. saatinde 12 yaşındaki Cihan Emir Parlak'a ulaştı.
Bulunduğu yerden kurtarılan çocuk, hastaneye kaldırıldı.
Diyaloglar tebessüm ettirdi
Bu arada kurtarma ekipleri, çocuğu enkaz altından çıkarmaya çalışırken bilincini açık tutmak amacıyla sohbet etti.
"Hangi takımlısın?" sorusuna "Galatasaray" cevabı alan ekipler futbol üzerine sohbete başladı. Ekipler, bir yandan çalışmalarını yaparken "Ya bırak Galatasaray'ı, gel Beşiktaşlı ol" diyerek şakalaştı.
Çalışmaları takip eden babanın "Ben de çok uğraştım ama Beşiktaşlı olmadı" demesinin ardından çevredeki bazı kişiler de "Karışmayın adama, lider takım bu." esprisini yaptı.
Çocuğun enkazdan Beşiktaşlı olmayacağını söylemesi üzerine babası da "Sen çık, ben Galatasaraylı olurum oğlum" diye yanıt verdi.
Diyaloglar sırasında gülüşmeler yaşandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan'da: Kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler emellerine asla ulaşamayacakhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5339019-cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-erdo%C4%9Fan-azerbaycanda-karde%C5%9Fli%C4%9Fimizi-zay%C4%B1flatmak-isteyenler
Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanları, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini vurgulamak amacıyla pazar günü Azerbaycan'daki Zafer Günü kutlamalarında el ele (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan'da: Kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler emellerine asla ulaşamayacak
Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanları, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini vurgulamak amacıyla pazar günü Azerbaycan'daki Zafer Günü kutlamalarında el ele (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye ile Azerbaycan, Bakü'nün okullarda kıyafet kurallarını değiştirmesi ve bazı eğitim kurumlarında başörtüsünü yasaklamasıyla başlayan anlaşmazlığı geride bırakmaya çalışıyor. Ankara'nın tepkisinin ardından diplomatik temasların yeniden yoğunlaşması, ilişkilerdeki gerilimi düşürdü.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Kasım Zafer Günü kutlamalarına katılmak üzere pazar günü Azerbaycan'a gerçekleştirdiği ziyarette, iki ülke arasındaki ilişkilerin zayıflatılamayacağı mesajını verdi. Erdoğan, Bir millet, iki devlet olarak tanımlanan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin sarsılmaz niteliğine vurgu yaptı.
Sonsuza kadar birlik
Erdoğan, Dağlık Karabağ'daki Fuzuli kentinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkilerini zayıflatmaya yönelik girişimlerin geçmişte sonuç vermediğini, gelecekte de başarılı olamayacağını söyledi.
Erdoğan, Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile daha da güçlenen iki ülke arasındaki birlikteliğin sonsuza kadar süreceğini belirten Erdoğan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin ortak dil, tarih ve kültürün çok ötesinde bir anlam taşıdığını ifade etti.
Erdoğan, “15 Haziran 2021'de Azerbaycan'ın Şuşa kentinde imzaladığımız beyannameyle pekiştirdiğimiz bu kardeşliği zayıflatmaya çalışanlar, geçmişte amaçlarına ulaşamadıkları gibi gelecekte de ulaşamayacaklar” dedi.
Türk Devletleri Teşkilatı'nın bugün ulaştığı ileri seviyenin, iki ülkenin ortak iradesinin ve çabalarının en somut göstergesi olduğunu da sözlerine ekledi.
Erdoğan, Azerbaycan'ın Karabağ'da elde ettiği zafer ve tarihi Şuşa kentinin 2020 yılında kurtarılmasına da değindi. Azerbaycan'ın 44 gün süren Vatan Muharebesi sırasında topraklarını işgalden kurtarmasının Güney Kafkasya'da yeni bir dönemin kapısını açtığını söyledi.
“Bugün görevimiz, savaş meydanlarında kazanılan zaferi kalıcı barış ve istikrarla taçlandırmaktır” diyen Erdoğan, Türkiye'nin bölgede kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik Azerbaycan'ın samimi çabalarını desteklemeyi sürdüreceğini vurguladı.
Aliyev'den Türkiye'nin tutumuna övgü
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de Zafer Günü'nde Erdoğan'ın yanlarında bulunmasından duyduğu derin memnuniyeti dile getirdi.
Aliyev, 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı sırasında Erdoğan'ın ve Türk halkının Azerbaycan'a verdiği desteği hatırlattı. Savaşın ilk saatlerinde Erdoğan'ın yaptığı açıklamanın ve kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin, Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini belirten Aliyev, “Erdoğan'ın açıklaması bize daha fazla güç ve büyük moral verdi” dedi.
Aliyev, Erdoğan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Dağlık Karabağ Savaşı sırasında sergilediği tutum dolayısıyla Erdoğan'a ve Türk halkına teşekkür etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Erdoğan'ın Azerbaycan'ın yalnız olmadığı ve Türkiye'nin her zaman yanında bulunduğu yönündeki sözlerini hatırlatan Aliyev, Azerbaycan halkının bu gerçeğin bilincinde olduğunu söyledi.
İkinci Karabağ Savaşı'nın Türkiye ile Azerbaycan arasındaki birliği bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Aliyev, Şuşa Beyannamesi'nin iki ülke arasındaki ilişkileri resmen müttefiklik seviyesine yükselttiğini ifade etti.
Erdoğan'ın Azerbaycan ziyareti ve Zafer Günü kutlamalarına katılımı, okul kıyafetlerine ilişkin kararın yol açtığı gerilimi yatıştırmayı ve bunun iki ülke arasındaki yakın siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel ilişkilere zarar vermesini önlemeyi amaçladı. Her iki ülkenin diplomasisinde sıkça kullanılan «İki devlette bir millet» söylemi, bu yakınlığın temel ifadelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Başörtüsü krizi
İki ülke arasındaki anlaşmazlık, Erdoğan'ın başdanışmanı Oktay Saral'ın Azerbaycan'da uygulamaya konulan yeni okul kıyafeti kurallarını eleştirmesiyle derinleşti. Bakü yönetimi, bu açıklamayı ülkenin içişlerine müdahale olarak değerlendirdi.
Aliyev, Azerbaycan'daki başörtüsü krizi nedeniyle iki ülke arasında yaşanan gerilim üzerine Erdoğan'ın davetini yinelemesine rağmen 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılmadı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan, 21 Ekim'de 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını istenmeyen kişi ilan ederek ülkeye girişini yasakladı. Bu isimler arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, bazı milletvekilleri, gazeteciler ve sosyal medya aktivistleri de bulunuyordu.
Aynı gün Erdoğan, Aliyev'i telefonla arayarak 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etti. Ancak Aliyev zirveye katılmadı ve Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Bu gelişme, Erdoğan'ın telefon görüşmesinde yaptığı davete ve başdanışmanı Oktay Saral'ı görevden almasına rağmen yaşandı.
Aliyev ve eşi, Dağlık Karabağ'daki Fuzuli Havalimanı'nda Erdoğan ve eşini karşılarken (AFP)
Aliyev'in zirveye katılmaması, Bakü medyasında daha önceden planlanmış bir spor etkinliğine katılacak olmasıyla açıklandı. Aliyev, daha önce 2 Ekim'de yaptığı sert açıklamada ülkesinin içişlerine herhangi bir müdahaleyi kabul etmeyeceklerini vurgulamıştı. Karabağ zaferinin Azerbaycan ordusunun kendi imkânlarıyla kazanıldığını belirten Aliyev, Türkiye'ye üstü kapalı bir göndermede bulunarak, ülkesine silah sağlayanlar olmuşsa bile bunları kendi paralarıyla satın aldıklarını söylemişti.
Buna rağmen Erdoğan, Zafer Günü kutlamalarına katılmak üzere Azerbaycan'ı ziyaret edeceğini duyurdu.
Anlaşmazlıklar geride bırakılıyor
Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva, Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'ı Fuzuli Uluslararası Havalimanı'nda karşıladı.
Azerbaycan ordusunun Şuşa'da elde ettiği zafer, Ermenistan'la uzun süren savaşın sona ermesinin önünü açmıştı. Azerbaycan, 2023 yılında Ankara'nın desteğiyle gerçekleştirdiği ani bir operasyon sonucunda Dağlık Karabağ'ın tamamında kontrolü sağlamış, bu gelişmenin ardından ABD arabuluculuğunda Ermenistan'la barış görüşmeleri başlamıştı.
Yaşanan gerilime rağmen Türkiye ile Azerbaycan, askeri işbirliği ve enerji alanlarında yakın ilişkilerini sürdürüyor. Türkiye, Azerbaycan'ın petrol ve doğal gaz ihracatını Avrupa'ya ulaştırmasında başlıca güzergâhlardan biri olma özelliğini koruyor.
Konstantinopolis ve İstanbul... Tek şehir, iki imparatorluk ve bin yıllık tarih Londra'daki sergide buluşuyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5338434-konstantinopolis-ve-i%CC%87stanbul-tek-%C5%9Fehir-iki-imparatorluk-ve-bin-y%C4%B1ll%C4%B1k-tarih
Konstantinopolis ve İstanbul... Tek şehir, iki imparatorluk ve bin yıllık tarih Londra'daki sergide buluşuyor
Sergiden bir görünüm (Şarku’l Avsat)
Bir şehrin bin yıllık dönüşüm hikâyesi nasıl anlatılabilir? Tarihin önemli dönüm noktaları sınırlı bir sergi alanına nasıl sığdırılabilir? Londra'daki Victoria ve Albert Müzesi, 7 Kasım Cumartesi günü ziyaretçilere açılacak “Konstantinopolis'ten İstanbul'a: Tek Şehir, İki İmparatorluk” başlıklı sergiyle bu sorulara yanıt arıyor.
Tarih, sanat, din, siyaset ve toplumsal yaşamı tek bir mekânda buluşturmak kolay değil. Sergi, bu zorluğun üstesinden gelmeye çalışırken daha önce hiç sergilenmemiş nadir tarihî eserlerin yanı sıra yurt dışındaki kurumlardan ödünç alınan parçalarla anlatımını zenginleştiriyor.
Başlangıç
Sergi alanına girildiğinde ziyaretçileri, bugünkü İstanbul'un canlı ve etkileyici görüntüleri karşılıyor. Kendine özgü mimarisi, Boğaz'ın dalgaları ve sokakların sesleriyle hazırlanan görsel sunum, ziyaretçileri doğrudan şehrin atmosferine taşıyor ve farklı yönlerini keşfetmeye hazırlıyor.
Tarihsel ayrıntılara odaklanan sergi, kentin kuruluşundan ve yüzyıllar boyunca değişen adlarından başlıyor. İmparator I. Konstantin, 330 yılında şehre “Yeni Roma” adını vermişti. Ancak bu isim kısa sürede yerini “Konstantinopolis”e bıraktı. “İstanbul” adı ise resmî olarak Türkiye Cumhuriyeti döneminde, 1930 yılında kabul edilmeden önce yüzyıllar boyunca halk arasında diğer adlarla birlikte kullanılıyordu.
Şehrin eski surlarını ve tarihî dokusunu betimleyen çizimlerin ardından, kentin sosyal ve siyasi merkezi olan Hipodrom'a geçiliyor. Hipodrom'dan günümüze kalan eserler arasında bronz bir kaz heykeli de bulunuyor. Bu eser, Venedik'teki San Marco Bazilikası'nın cephesiyle ilişkilendirilen ünlü bronz atlar ve bugün İstanbul'daki meydanlardan birinde bulunan Yılanlı Sütun ile birlikte eski at yarışları alanından günümüze ulaşan az sayıdaki kalıntı arasında yer alıyor.
Gökyüzünden yeryüzüne
İstanbul'un tarihini, dinin kültür, sanat ve mimari üzerindeki etkisine değinmeden anlatmak mümkün değil. Sergide bazı ikonalar ve küçük bir Hz. Meryem heykelini çevreleyen kaya kristalinden yapılmış etkileyici bir eser de dahil olmak üzere çok sayıda parça ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
Dini tasvirlerin figüratif anlatımdan sembolik anlatıma uzanan dönüşümü de sergide ele alınıyor. Bu değişim, Osmanlı'nın İstanbul'u fethetmesinin ardından kiliseden camiye dönüştürülen Ayasofya'nın tasvirlerinde de görülüyor.
Sergide aktarılan bilgilere göre Osmanlılar, Ayasofya'nın mimari özelliklerine ve tarihî geçmişine büyük değer verdi. Sultan Abdülmecid, 1847 yılında yapının restorasyonu için İtalyan mimarlar Gaspare ve Giuseppe Fossati kardeşleri görevlendirdi. Fossati kardeşlerin hazırladığı çizimler sayesinde Batılı ziyaretçiler Ayasofya'nın iç mekânını ilk kez görme imkânı buldu. Restorasyon çalışmaları sırasında, aralarında Hz. Meryem tasvirlerinin de bulunduğu, üzeri kapatılmış çok sayıda Bizans mozaiği ortaya çıkarıldı.
Ayasofya, sergide yalnızca simgesel bir yapı olarak değil, özellikle kentteki camiler başta olmak üzere farklı mimari eserlerin gelişimini etkileyen önemli bir örnek olarak da ele alınıyor.
Ayasofya Camii'nin iç mekânını tasvir eden 1852 tarihli tablo (Şarku’l Avsat)
“Tek Şehir, Birden Fazla Din” başlıklı bölümde ise İstanbul'un farklı inançları bir arada barındıran tarihine ışık tutuluyor. Çok sayıda el yazması, Kur'an-ı Kerim ve farklı dinî eserlerin yer aldığı bölümde, müzenin koleksiyonunda bulunan 1650-1700 yılları arasına tarihlenen bir Kur'an-ı Kerim de sergileniyor.
Mescid-i Haram'ı tasvir eden çini pano (Şarku’l Avsat)
Bu eserin yanında Kâbe'yi ve Mescid-i Haram'ı tasvir eden çini bir pano ile çok sayıda parçadan oluşan bir Kur'an-ı Kerim'i muhafaza etmek üzere tasarlanmış, ahşap, fildişi ve sedef işlemeli büyük bir sandık bulunuyor. Sandığın, Sultan I. Mahmud'un Ayasofya Camii'ndeki kütüphanesi için özel olarak yaptırıldığı belirtiliyor.
İhtişam ve zenginlik
İstanbul tarihinin bir diğer önemli boyutunu ise sanat eserlerinde, kıyafetlerde ve mimaride kendini gösteren ihtişam ve zenginlik oluşturuyor. Bu dönemde altın, fildişi, mermer ve bronz gibi değerli malzemeler kullanan imparatorluk atölyeleri önemli eserler üretti. İpek ise nadirliği ve yüksek değeriyle kentin öne çıkan ürünlerinden biri haline geldi.
Haremeyn'e hediye edilmek üzere hazırlanan iki dokuma eser; kırmızı olan Mekke'deki Mescid-i Haram, yeşil olan ise Medine'deki Mescid-i Nebevi için yapıldı.
Sergi, saraylar, kıyafetler ve dokuma eserler üzerinden ziyaretçilere bu ihtişamlı dönemin izlerini sunuyor. Bizans yönetiminden Osmanlı dönemine uzanan anlatıda, Topkapı Sarayı Müzesi'nin ve farklı saray koleksiyonlarının hazinelerinden seçilen eserler, dönemin zanaatkârlığını, gösterişini ve zenginliğini gözler önüne seriyor.
İmparatorluk atmosferini anlatmak için resmî törenler ve geçit alaylarına da yer veriliyor. Bu törenler, devletin gücünü ve egemenliğini sergilemenin önemli araçlarıydı. Sergide, ayrıntılı biçimde resmedilmiş Osmanlı imparatorluk alayını gösteren uzun bir resimli rulo da bulunuyor.
Resmî geçitlerden daha küçük ölçekli törenlere uzanan anlatıda, “Beşik Alayı” geleneği de ele alınıyor. Bu gelenek kapsamında, hükümdar ailesinde dünyaya gelen bir bebeğe hediye edilmek üzere mücevherlerle süslenmiş bir beşik saraydan çıkarılarak şehir sokaklarında törenle taşınıyordu. Sergide, İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonundan ceviz ağacından yapılmış ve sedef kakmalarla süslenmiş bir beşik örneği yer alıyor.
Serginin devamındaki vitrinlerde padişahlar ve haremdeki kadınlar için hazırlanan gösterişli kıyafetler sergileniyor. Altın ipliklerle dokunmuş ipek bir kaftanın yanı sıra kadife ve gümüş ipliklerle süslenmiş bir at örtüsü de dikkat çekiyor. Söz konusu örtü, 1600 yılı dolaylarında düzenlenen bir geçit töreninde kullanılan gösterişli bir at kıyafetinin parçasıydı ve Atina'daki Benaki Müzesi'nden ödünç alındı.
Bu bölümde ayrıca kutsal topraklara gönderilmek üzere hazırlanan dokuma eserler de bulunuyor. Bunlardan biri Mekke'deki Mescid-i Haram için kırmızı, diğeri ise Medine'deki Mescid-i Nebevi için yeşil renkte hazırlanmış.
Diplomasi ve kıyafetler
Diplomatik ilişkilerde saray kıyafetleri de önemli bir rol oynuyordu. Sergide yan yana yerleştirilen iki tablo, İngiliz büyükelçisinin İstanbul'da padişaha takdim edilmesi sırasında yaşananları tasvir ediyor.
İlk tabloda, Batılı kıyafetleri içindeki büyükelçi ve beraberindekiler, sadrazamla görüşürken görülüyor. Salonun bir köşesinde ise kendilerine hediye edilecek kaftanlardan oluşan bir yığın dikkat çekiyor. İkinci tabloda ise İngiliz heyetinin Osmanlı kıyafetleri giyerek padişahın huzuruna çıktığı sahne yer alıyor.
Serginin öne çıkan eserleri arasında, Venedikli ressam Gentile Bellini tarafından 1479 yılında yapılan Fatih Sultan Mehmed portresi de bulunuyor. Londra'daki National Gallery'den ödünç alınan portre, koleksiyonun en dikkat çekici parçalarından biri.
Ayrıca 1574 yılında hayatını kaybeden Sultan II. Selim'in türbesinden getirilen, fildişi ve mücevherlerle süslenmiş bir kemer de Osmanlı giyim tarihinin önemli örnekleri arasında sergileniyor.
Şehir yaşamı
Serginin en ilgi çekici bölümlerinden biri, İstanbul'daki gündelik hayatın ayrıntılarına odaklanıyor. Kentin farklı bir yüzünü yansıtan bu bölümde, toplumsal çeşitlilik ve dinî hoşgörü ön plana çıkıyor.
Kahvehaneler, hamamlar, müzik ve Batı kültürünün toplumsal beğeni üzerindeki etkisi ele alınıyor. Özellikle Paris modasının modern İstanbul'daki giyim ve tasarım anlayışına etkisi dikkat çekiyor. Diğer yandan Bizans ve Osmanlı sanatının 19. yüzyılda Avrupa üzerindeki etkisi de müzenin koleksiyonundan seçilen dokuma, mozaik ve benzeri eserler aracılığıyla anlatılıyor.
Türk ressam Osman Hamdi Bey'in tablosu (Şarku’l Avsat)
Bu bölümde Türk ressam Osman Hamdi Bey'in “Gezintide Kadınlar” adlı tablosu öne çıkıyor. Eserde, Sultanahmet Camii yakınlarında gezintiye çıkan, farklı renklerde kıyafetler giyen ve küçük şemsiyeler taşıyan bir grup kadın tasvir ediliyor.
Kadınların kıyafetlerinde kullanılan gösterişli kumaşlar, dönemin zenginliğine işaret ediyor. Osman Hamdi Bey'in diğer eserlerinde olduğu gibi tablodaki karakterler de izleyiciyle göz teması kuruyor. Bazı kadınlar doğrudan izleyiciye bakarken bir kadın giysisinin bir parçasıyla yüzünü gizliyor. Tablonun bir köşesinde ise çeşitli ürünlerini sergileyen tüccarlar görülüyor.
Batı modasının Türk motifleriyle harmanlandığı kadın kıyafetleri (Şarku’l Avsat)
Tablodaki renkli kıyafetlerden hareketle ziyaretçiler, yakındaki vitrinlerde sergilenen kadın giysilerini inceleme fırsatı buluyor. Bunlar arasında, Osman Hamdi Bey'in akrabalarından biri için yapıldığı bilinen sarı renkli ipek bir kaftan da yer alıyor.
Sergide kadınların ev içinde ve dışında kullandıkları iki farklı kıyafet örneği sunulurken Paris modasının Osmanlı dönemi tasarımları üzerindeki etkisine de dikkat çekiliyor.
Hamamlar ve kahvehaneler
Sergi, İstanbul'un sosyal yaşamında önemli bir yere sahip olan kahvehaneler ve hamamları ele alan bölümle sona eriyor.
Bu bölümde İstanbul'daki tarihî bir hamamdan getirilen renkli seramik örnekleri ile kentteki hamamlardan birini tasvir eden tablo sergileniyor. Kahvehane kültürünü yansıtan eserler arasında ise yaklaşık 1750 yılına tarihlenen, günümüze ulaşan en eski uzun saplı tanbur örneklerinden biri bulunuyor. Fildişi, kaplumbağa kabuğu ve sedefle süslenmiş enstrümanın yanı sıra ahşap ve sedef kakmalı bir tavla tahtası da ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.
Sanat ve kültürü merkeze alan sergi, tarih ve siyaset hikâyelerini ilgi çekici bir anlatımla bir araya getiriyor. Avrupa'nın en büyük şehirlerinden birinin ve iki imparatorluğun başkentinin tarihini özetleyen sergi, yüzyıllar boyunca Doğu ile Batı arasında bir buluşma noktası olan İstanbul'un iki farklı medeniyetin izlerini nasıl taşıdığını gözler önüne seriyor.
Sergide gündelik yaşam ve eğlence kültürüne ait eserlerden bir görünüm (Şarku’l Avsat)
Hristiyan bir imparatorluğun ardından İslam dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline gelen İstanbul, bu sergide tek bir şehrin farklı dönemlerde kazandığı kimlikler üzerinden anlatılıyor.
Suudi Arabistan ve Türkiye güvenlik işbirliğini güçlendirecekhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5338104-suudi-arabistan-ve-t%C3%BCrkiye-g%C3%BCvenlik-i%C5%9Fbirli%C4%9Fini-g%C3%BC%C3%A7lendirecek
Suudi Arabistan ve Türkiye güvenlik işbirliğini güçlendirecek
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, perşembe günü Başkent Ankara'da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile bir araya geldi.
İki bakanın gerçekleştirdiği resmi görüşmede Prens Abdülaziz bin Suud, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman'ın talimatlarıyla, iki ülke arasındaki mevcut güvenlik işbirliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Prens Abdülaziz, bu işbirliğinin iki ülke arasındaki seçkin ilişkiler çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
İçişleri Bakanı Çiftçi ile Prens Abdülaziz bin Suud Ankara'da bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı, iki ülke arasındaki köklü tarihi ve kardeşlik bağlarının farklı alanlarda işbirliği ve koordinasyon açısından örnek oluşturduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerin derinliğini, çıkarların ve stratejik yaklaşımların yakınlığını yansıttığını belirten Prens Abdülaziz, anlaşmanın mevcut jeopolitik koşullar çerçevesinde iki ülke liderlerinin krizlerle mücadelede sergilediği sağduyuyu ortaya koyan önemli bir adım olduğunu kaydetti.
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Saud için Ankara'da düzenlenen resmi karşılama töreninden bir kare (SPA)
Görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda güvenlik işbirliği ve koordinasyonun geliştirilmesi, terör örgütleri ve aşırılık yanlısı gruplarla mücadelede çabaların artırılması ve sınır aşan suçlarla mücadele konuları ele alındı. Bu kapsamda uyuşturucu kaçakçılığı ve uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesi de gündeme geldi.
Bölge ve dünyada yaşanan güvenlik sorunları karşısında iki ülkenin ortak çabalarını yoğunlaştırmasının önemine dikkat çekildi.
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Ankara'da Türk mevkidaşıyla resmi görüşmelerde bulundu (SPA)
İki taraf, ortak ilgi alanlarına giren güvenlik konularında işbirliğinin sürdürülmesi, ortaklık mekanizmalarının geliştirilmesi ve güvenlik meselelerinde koordinasyonun artırılması konusunda mutabık kaldı. Bu adımların iki ülke liderlerinin beklentilerini karşılamasının hedeflendiği belirtildi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة