Anı ve tarih kitapları ‘en çok satanlar’ listelerinde romanları geride bıraktı

Kahire Kitap Fuarı’nın 54’üncü oturumu düzenlendi

Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
TT

Anı ve tarih kitapları ‘en çok satanlar’ listelerinde romanları geride bıraktı

Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf

Kahire Uluslararası Kitap Fuarı’nın 54. oturumu tamamlandı. Fuarın yıllar önce Nasr şehrinden Beşinci Yerleşim’e taşınmasından bu yana kaydedilen en yüksek katılım oranına ulaşıldı. 25 Ocak-6 Şubat tarihleri ​​arasındaki toplam ziyaretçi sayısı 3,5 milyonu aştı.
Mısır Kültür Bakanı Dr. Nevin el-Kilani, fuarın katılımcıları ile etkinlikleri haber yapan medyaya teşekkür etti. Bakan bu fuarı, devletin kültürel çalışmanın değerine olan inancını somutlaştırdığını belirtti. Ayrıca toplumun geniş kesimlerini, özellikle de toplumun en geniş kesimini oluşturan gençleri hedef alan onlarca etkinlik aracılığıyla farkındalığı artırma ve tüm zorluklarla yüzleşme gücünü somutlaştıran istisnai bir fuar olduğunu da söyledi.
Çeşitli yayınevlerinin ‘en çok satan’ listeleri, fuarın önceki oturumlarında rakipsiz kalan romanın yerini tehdit eden bir şekilde, tarih, felsefe, anı ve kişisel gelişim gibi alanlarda kurgu dışı kitap satışının yükseldiğini gözler önüne serdi. Örneğin Albert Aryeh’nin ‘Mısırlı Bir Yahudinin Anıları’ kitabı eş-Şuruk Yayınevi en çok satanlar listesinde ilk sırada yer aldı. Söz konusu kitabın girişinde “Bazıları anılarımı yazmama neyin neden olduğunu, neden daha önce yazmadığımı ve neden hayatımın son günlerinde yazmayı seçtiğimi sorabilir. Gerçek şu ki ailemi ve ülkemi ben seçmedim ama yaşam tarzımı ben seçtim. Kral Fuad döneminde doğdum ve Kral Faruk’un döneminden Cumhurbaşkanı Sisi kadar tüm dönemine şahit oldum. Mısır’da uzun bir süre yaşadım, avantajlarını ve dezavantajlarını gördüm. Geçmiş hakkında konuşan birçok insanın cehaletten yanlış şeyler söylediğini görmek beni üzüyor” ifadeleri yer alıyor.
Merhum düşünür Dr. Louis Awad’ın ‘Mısır Düşünce Tarihi’ adlı kitabının yeni baskısı, el-Mahruse Yayınevi satışlarını zirveye çıkardı. Kitap, Mısır düşünce tarihini ele alan üç ciltten oluşuyor ve Fransız Devrimi’nden 1919 Devrimi’ne kadarki dönemi ele alıyor. Aynı alandaki birçok kitap da kayda değer bir dikkat çekti. Bunlar arasında, Mısır Lübnan Yayınevi tarafından Mustafa Ubeyd çevirisi ile yayınlanan ‘Ceset Okuyucu-Bir İngiliz Anatomistin Mısır Kraliyetindeki Anıları” kitabı, Tume Yayınevi tarafından yayınlanan Sehar Salah’ın yazdığı ‘Durumların Psikolojisi’ kitabı, El-Ayn Yayınevi’nin yayınladığı Zübeyde Muhammed Atta’nın yazdığı ‘Mısır Yahudileri-Siyasi Tarih’ kitabı, Devvin Yayınevi’nin yayınladığı Patrick King’in ‘Bir Psikiyatrist Gibi Düşün’ kitabı ve el-Faruk Yayınevi’nin yayınladığı Edward Fisher’ın ‘Aklın Felsefesi’ kitabı yer alıyor. Elbette bu, romanın sahnede hala var olduğu anlamına geliyor zira, İzzettin Şukri Fişer’in ‘Üniversitede Bir Suç’, İbrahim Abdulmecid’in ‘Eski Gazete Taşıyıcısı’, Havle Hamdi’nin ‘Beyaz Yasemin’ ve Muhammed Berake’nin “Öteki Dünyadaki Buzdan Kalp” gibi romanlar, yeni yayınlanan ve popülarite kazanan yaratıcı eserler arasında yer alıyor.
Fuarda aynı zamanda YouTube’daki içerik oluşturucuların yazdığı bir kitap için düzenlenen imza törenlerinde, 20 yaşın altındaki gençlerin kitabı imzalamak için uzun kuyruklarda beklemesi ile tartışmalı sahneler de yaşandı. Yani eşi benzeri görülmemiş bir satış patlaması yakalayan kitaplar, köklü kültürel projelere sahip ünlü yazarların değil, sosyal medyada yakaladıkları şöhreti fırsat bilen Youtuber’ların kitaplarıydı. Bu kişiler, hafif ve hızlı olan, gençlerin hayal gücüne hitap eden kitaplar yazdılar. Bunlar arasında korku edebiyatına ait ‘Cabir Amcanın Kayığı’ romanının yazarı Yahya Azzam ve sinema eleştirilerinin yer aldığı ‘1950’lerde Film’ kitabının yazarı Hamad Taher ve insani gelişme dünyasına yakın makaleler, vizyonlar ve fikirler içeren ‘En Başarısızlar’ kitabının yazarı Ali Gazlan’ın kitapları vardı.
Her zaman olduğu gibi, izleyiciler ve kültür aktivistleri arasında bu olağanüstü sahnelere karşı farklı tutumlar vardı. Bazıları bunu düşünceyi ve edebiyatı seven genç kız ve erkeklere atfedilen olumlu bir olgu olarak görürken, bazıları da bunu zayıf ve yüzeysel okuma tercihlerine yönelim olarak değerlendirdi.
Fuarda halkın büyük ilgisini çeken önemli temalar arasında ‘Bir Yazar Bir Proje’ kültürel programı da yer aldı. Bu bağlamdaki önemli etkinliklerden biri, Arap dünyasında popüler edebiyatın öncülerinden biri olan merhum Dr. Ahmed Mursi’nin somut olmayan kültürel miras alanındaki çabalarının ele alındığı ‘Kültürel Gelişim-Halk Geleneklerin Devamı’ başlıklı sempozyum oldu. Sempozyum işaret diline de çevrildi. Arap dünyasındaki kültürel gelişim ufukları, Arap iş birliğinin boyutlarını ve ufkunu güçlendirmedeki katkılar ve somut olmayan miras konularındaki ilgi ve tutkuda en üst düzeye çıkarmakla ilgili bir dizi konu tartışıldı. Sempozyumda ayrıca belgeleme ve bunun sürdürülebilir kalkınma ile ilişkisi, mit, terminoloji, miras yönetimi ve mülkiyeti dahil olmak üzere somut olmayan kültürel mirasla ilgili bir dizi bilimsel konu da ele alındı.
Sempozyuma Mısır Kitap Genel Kurul Başkanı Dr. Ahmed Bahiddin ve Arap dünyasında somut olmayan kültürel miras alanıyla ilgilenen bir dizi yerel ve bölgesel yetkili de katıldı. Katılan arasında İbrahim es-Seyid (Katar), Abdulaziz el-Muslim (BAE), Kahtan Fercullah (Irak) ve Vivian Fuad (Mısır) yer alıyordu. Sempozyumun moderatörlüğünü Mısır Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras İşleri Danışmanı Dr. Nahla İmam yaptı. Mursi’nin torunu Dr. Muhammed Ahmed Mursi de katıldı.
Genel Mısır Kitap Organizasyonu başta olmak üzere Mısır’daki yayın kuruluşları fuarın ödüllerinden büyük bir kısmını aldı. En İyi Roman ödülünü, el-Arabi Yayınevi tarafından yayınlanan ‘Perde Düştükten Sonra’ adlı romanıyla Muhammed Amr Hasan kazandı. Mahmud Ayad, ‘Yabancının Yapraklarından’ adlı kısa öykü dizisi ile Kısa Öykü Ödülü ödülünü kazandı. Klasik Şiir Ödülü’nü ise ‘Yokluk aynı zamanda özlem yeridir’ adlı kitabı ile şair Alaa Muhammed aldı. Halk dili şiirinde ‘Tebrikler, Beklemeyi Bıraktım’ adlı derlemesi ile Medhat Munir ödülü kazandı ve son üç eseri Genel Mısır Kitap Organizasyonu tarafından yayınlanmıştı.
Çocuk edebiyatında, Mısır Kalkınması Yayınevi’nin yayınladığı ‘Deniz ve Dağ’ kitabıyla Velid Muhammed Taher ödülü aldı. Edebiyat eleştirisi dalında Şarka Hültür Kurumu tarafından yayınlanan ‘Çağdaş Şiirde Metafor Teorisi’ kitabıyla Muhammed Zeydan ödülü aldı. En iyi Mısırlı yayıncı ödülü ise el-Fuad Yayınevine verildi. En iyi Arap yayıncı ödülüne gelince, el-Mahruse Yayın, Basın ve Bilgi Hizmetleri Merkezi ve Memduh Advan Yayınevi tarafından ortaklaşa alındı.
Mısırlı, Arap ve 53 ülkeyi temsil eden yabancılardan 1047 temsilci fuara kaldı. Fuar’da 500'ü aşan fikir ve sanat faaliyetleri de yer aldı. Ürdün’ün onur konuğu olduğu etkinlikte, şair Salah Jahin ve çocuk edebiyatının öncüsü Necib el-Kilani Yılın Kişisi ödülünü aldı.



Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
TT

Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'tan beri yürüttüğü İran savaşı, Suriye yönetimini de tehdit ediyor.

Irak'taki Şii milislerin ve Tahran destekli Hizbullah'ın saldırılarının hedefindeki Suriye, İran savaşında tarafsız kalmaya çalışıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşik Krallık'a (BK) gerçekleştirdiği bu haftaki ziyaretinde Başbakanı Keir Starmer'la bir araya geldi.

Londra yönetiminden yapılan açıklamada, iki ülkenin de Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasite faaliyet göstermesi için uygulanabilir bir planın gerekliliği üzerinde durduğu belirtildi.

Şara, BK merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un düzenlediği etkinlikte ülkesini savaşın dışında tutmak istediğini yineleyerek, "Yeterince savaş yaşadık. Başka bir savaş deneyimine hazır değiliz" dedi.

14 yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Suriye'yi yeni bir çatışmanın içine sokmak istemediğini vurgulayan lider, şöyle devam etti:

Suriye herhangi bir tarafın hedefi haline gelmedikçe, herhangi bir çatışmaya dahil olmayacak. Suriye'nin bir savaş alanı haline gelmesini istemiyoruz. Ancak ne yazık ki bugün işler akıllı kişiler tarafından yönetilmiyor. Durum istikrarsız ve öngörülemez.

Ancak Financial Times'ın analizinde, İran savaşının başından bu yana Suriye topraklarına düzenlenen saldırıların ülkenin tarafsızlık politikasını zora soktuğuna dikkat çekiliyor.

Beyrut'taki düşüne kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi'nden Suriye uzmanı Kheder Khaddour, savaşın uzamasıyla Şam yönetiminin çatışmalara çekilebileceğine işaret ediyor:

Suriye ne kadar süre tarafsız kalabilir? Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çatışma ne kadar yayılırsa Suriye'ye sıçrama riski de o kadar artar.

Reuters'ın geçen ay yayımladığı haberde, ABD'nin Lübnan'daki Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik operasyonlara katılması için Şara yönetimine baskı yaptığı öne sürülmüştü.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise iddiaları yalanlayarak "ABD'nin, Suriye'yi Lübnan'a asker göndermeye teşvik ettiği yönündeki haberler yanlış ve gerçeğe aykırıdır" demişti.

Khaddour da "Suriye silahlı kuvvetlerinin böyle bir şey yapma imkanı yok. Kendi topraklarını zar zor koruyacak kadar güce sahipler" diyor.  

Diğer yandan Şam yönetimi, İran savaşının yarattığı krizi kullanarak yatırım çekmeyi de amaçlıyor.

Avrupa temaslarında Almanya'yı da ziyaret eden Şara, Berlin'deki iş insanlarının yer aldığı toplantıda, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun yarattığı enerji krizinde Suriye'nin "güvenli bir alternatif rota" oluşturduğunu söyledi:

Suriye güvenli bir liman işlevi görebilir. Stratejik konumu sayesinde tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlayabileceği gibi, Akdeniz kıyıları üzerinden enerji tedarikini de güvence altına alabilir.

Irak da yıllar sonra Suriye üzerinden karayoluyla petrol ihracatına bu hafta başladı. Politico'nun aktardığına göre Iraklı yetkililer, kamyonlarla sevkıyatın başarılı olması halinde Kerkük-Baniyas boru hattının tamir edilerek yeniden kullanılabileceğini söylüyor.

Analizde, İran savaşının yarattığı krizde Şara'nın "farklı bir yol çizmeye çalıştığı" yazılıyor. Medya kuruluşuna konuşan kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Savaş, Ortadoğu'yu farklı şekilde düşünmeye zorluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico, SANA


"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
TT

"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)

Cezayir-Fransa ilişkileri, dün Fransa'daki Ulusal Terörle Mücadele Birimi Başsavcı Yardımcısı Olivier Christen'in kışkırtıcı bir basın açıklaması yapmasıyla, zaten gergin olan bir kriz ve gerilim dönemine girdi. Bu açıklama, Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in, iki ülke arasında, haklarında idari sınır dışı kararı çıkarılmış düzensiz Cezayirli göçmenlerin kabulü konusunda güvenlik iş birliği ve koordinasyonunun yeniden başlatıldığını duyurmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

 Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)

France Info radyosuna verdiği röportajda Olivier Christen, "devlet terörizmi" olarak nitelendirdiği konularla ilgili devam eden soruşturmalara değinerek özellikle Cezayir, Rusya ve İran'ı örnek gösterdi. Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı'nda şu anda bu üç ülkeyi hedef alan sekiz açık "devlet terörizmi" davası bulunduğunu belirtti.

Fransız yargı yetkilisi, Fransa'da yoğun bir şekilde gündeme gelen konulara yanıt verirken, savcılık Bank of America'nın Paris'teki genel merkezine yönelik saldırı planına karışmakla suçlanan dört kişiye dava açtı.

Kristen, “İran devlet terörizmiyle ilgili olarak, şu anda soruşturma altında olan üç vakamız var” dedi ve “başta Rusya ve Cezayir olmak üzere beş vaka daha var” diye ekledi. Devam eden soruşturmaların “aynı mantık çerçevesinde” olduğunu belirten Kristen, “bu yabancı devletler Fransız nüfusuna karşı doğrudan operasyonlar yürütmek yerine, Fransız topraklarında yaşayan muhaliflerini hedef alıyorlar. Fransız nüfusunun açıkça hedef alındığı tek durum İran'dır; İran, özellikle Yahudi topluluğu olmak üzere, düşman olarak gördüğü Fransız toplumunun bir kesimini hedef alıyor” şeklinde açıklama yaptı.

 Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın Cezayirli gözlemcilerden aktardığına göre Cezayir'e yöneltilen suçlamalar ciddi ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayarak, tarihi ve siyasi anlaşmazlıkların ateşine benzin dökebilir. Cezayirli gözlemciler, Cezayir'e atıfta bulunarak "devlet terörizmi" teriminin kullanılmasının, ilişkileri geri dönüşü olmayan bir noktaya itebilecek yasal ve medya açısından bir emsal oluşturduğuna inanıyorlar.

Geri dönüşü olmayan bir noktaya

Fransa terörle mücadele savcısı, Fransa'da bulunan ve ülke yetkilileri tarafından hedef alındığı iddia edilen Cezayirli "muhaliflerin" isimlerini açıklamadı; ancak bir yıldır süregelen tartışmaya bakılırsa, bunun Fransız-Cezayir ilişkilerinde "kriz içinde kriz" oluşturan muhalif YouTuber Amir Boukhors ile ilgili olması muhtemel.     

Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)

Nisan 2025'te Fransız savcılar, Paris'te görevli bir Cezayir konsolosluk çalışanını, Nisan 2024'te "Amir DZ" olarak bilinen Boukhors'un kaçırılması ve alıkonulmasıyla bağlantılı olarak "terörizm"le suçladı. Soruşturma süresince gözaltında tutulmasına karar verildi. Geçen hafta, Paris'teki bir soruşturma hakimi, gözaltı süresini bir yıl daha uzattı; bu durum Cezayir'i öfkelendirdi ve iki ülke arasındaki son yakınlaşmayı, özellikle Sahel'deki terörizmle ilgili güvenlik iş birliğine getirilen yasağın kaldırılması konusunda, resmen baltalamakla tehdit etti. Cezayir ayrıca, Fransa'dan sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan vatandaşlarının ülkeye girişini reddetme kararını geri almakla da tehdit etti.

Fransa'nın bu yeni gerilime karşılık olarak, Fransa'daki terörle mücadeleden sorumlu adli makamların başkanının açıklamalarından 24 saat sonra Cezayir tarafından tam bir resmi sessizlik olması dikkat çekicidir.

Herhangi bir acil tepkinin olmaması göz önüne alındığında, gözlemciler Cezayir makamlarının sessizliğinin, özellikle çözülmemiş sorunların birikmesi ve ardı ardına gelen krizleri kontrol altına alma konusunda ortak arzuya dair gerçek bir işaretin olmaması nedeniyle, fırtına öncesi sessizlik olabileceğine inanmaktadır.

Paris ile eski sömürgesi Cezayir arasındaki gelişen anlaşmazlıkları yakından takip eden Cezayirli gazeteci Ali Boukhalef'e göre "Devlet terörizmiyle ilgili bu açıklamalar, özellikle ciddi sonuçları göz önüne alındığında, iki ülke arasındaki gerilimi daha da artıracaktır." Fransız Le Point dergisinin Cezayir muhabiri Adlane Meddi ise Fransız yetkililerin "Emir DZ'nin tarafını seçtiklerini ve şimdi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorunda olduklarını" ifade etti.

Cezayir haber sitesi Interlignes ise şu ifadeleri kullandı: "Cezayir ve Paris arasındaki ilişkileri iyileştirme girişimlerinin her biri bir engelle karşılaşıyor. İlginçtir ki, bu engel her zaman aynı kaynaktan geliyor." Ayrıca, Olivier Christen'in devlet terörizmiyle ilgili soruşturmalar, özellikle de Cezayir'i ilgilendiren açıklamalar, "durumu sakinleştirmeye katkıda bulunmayacaktır."

Resmi gerilimi azaltma ile medyanın gerilimi tırmandırması arasındaki fark

Hükümet yanlısı haber sitesi "Algeria 54", Cezayir'in adının İsrail ve Amerikan müttefiki tarafından yürütülen bir savaşla işaretlenen jeopolitik bir bağlama sürüklenmesinin, "Fransız derin devletinin Cezayir'e karşı beslediği açık düşmanlığın bir parçası" olduğunu belirtti. Bu yeni hedef alma olayı, bizi Fransız derin devleti ve sömürge dönemine duyulan nostaljinin kalıntıları tarafından Cezayir halkına ve kurumlarına karşı yürütülen Kara On Yıl'da tanık olunan düşmanlık kampanyalarına geri götürüyor."

Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)

Aynı kaynak şöyle devam etti: “Olivier Christen’in bu bariz ihlali, Cezayir ve halkına yönelik neo-kolonyal modelinin kurbanı olan, ölmekte olan bir Fransız rejiminin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Bu durum Belçika, İsviçre, Portekiz, İspanya ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinin, Ortadoğu'daki devam eden savaşın sonuçları bağlamında Cezayir gazına yönelik artan Avrupa talebine atıfta bulunarak, Cezayir ile ilişkilerini güçlendirme ve sağlamlaştırma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşmektedir.”

İronik bir şekilde bu yeni gerilim dönemi, İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in geçen şubat ayındaki Cezayir ziyaretinin olumlu sonuçlar vermeye başladığını teyit ettiği gün yaşandı. Nunez, Fransız BFM TV kanalına verdiği röportajda, Elysee Sarayı'nın Fas'ın Sahra üzerindeki egemenliğini tanımasının ardından patlak veren ve 18 aydan fazla süren ciddi diplomatik krizin ardından Cezayir ile ilişkilerin "kademeli olarak yeniden başlama aşamasına girdiğini" belirtti.

Fransız yetkili, ikili iş birliğinin omurgasını oluşturan üç stratejik eksen olan güvenlik, adalet ve düzensiz göçle mücadele alanlarında etkin koordinasyonun yeniden başlatılmasını ele aldı. Bu yönde bir açıklama yapan Nunez, "Polis ve adli iş birliğiyle Cezayir ile göç konusunda koordinasyon yeniden ilerlemeye başlıyor" dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Bu açıklığın aksine, Nunez, Cezayir'de "terörizmi yüceltmek" suçlamasıyla hapsedilen Fransız gazeteci Christophe Gleize'nin davası gibi son derece hassas siyasi dosyaların ayrıntılarına girmekten kaçındı ve bunları "Dışişleri Bakanlığı'nın münhasır yetki alanına giren egemen dosyalar" olarak değerlendirdi.


Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
TT

Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, "Suriye'de akredite edilmiş büyükelçiliklere ve diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı veya yaklaşma girişimini kesin ve kararlı bir şekilde reddettiğini" teyit ederek, bu misyonların "uluslararası hukuk ve diplomatik anlaşmalar kapsamında korunduğunu ve devletler ile halklar arasındaki ilişkilerin sembolü olduğunu" vurguladı.

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre bakanlık ayrıca "ülkelere hakaret eden veya sembollerini zedeleyen her türlü slogan veya eylemi kategorik olarak reddettiğini ve kınadığını" ifade ederek, bu davranışın karşılıklı saygı ve uluslararası iş birliği ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Vatandaşların görüşlerini ifade etme haklarına saygı çerçevesinde, Bakanlık, kamu güvenliğinin korunmasına tam bağlılıkla, yürürlükteki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde bu hakkın kullanılmasının önemini teyit eder ve istikrarı bozabilecek veya elçilikleri ve akredite diplomatik merkezleri etkileyebilecek veya bunlara yaklaşabilecek her türlü uygulamadan uzak durulmasını şart koşar.”

Bu açıklama, İslamcı bir fraksiyonun destekçilerinin, eski rejime karşı ayaklanma sırasında silahlı bir gruba komuta eden Suriyeli bir liderin tutuklanmasını protesto etmek için Şam'daki BAE büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemesinden bir gün sonra yapıldı. Protesto sırasında büyükelçilik binasına taş atıldı.