IKBY mahkumları… Bir tasfiye operasyonu mu yoksa siyasi sindirme mi?

Bölgedeki özgürlüklerin düzeyine ilişkin iddialar ve ABD’nin eleştirileri üzerine BM soruşturması talep edildi

Kürdistan bölgesinde yer alan ve federal hükümete bağlı Suse Hapishanesi (internet siteleri)
Kürdistan bölgesinde yer alan ve federal hükümete bağlı Suse Hapishanesi (internet siteleri)
TT

IKBY mahkumları… Bir tasfiye operasyonu mu yoksa siyasi sindirme mi?

Kürdistan bölgesinde yer alan ve federal hükümete bağlı Suse Hapishanesi (internet siteleri)
Kürdistan bölgesinde yer alan ve federal hükümete bağlı Suse Hapishanesi (internet siteleri)

Basim Fransis
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) hapis cezalarını çeken aktivist ve gazetecilerin temsilcileri, mahkumların ‘sistematik zehirlenme’ yoluyla hayatlarının tehlikeye girdiği iddiaları üzerine sağlık kontrolünden geçirilmesi için Birleşmiş Milletler (BM) müdahalesi talep etti. Bir Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) üyesi ise partileri, bölgenin anayasal varlığını baltalamaya yönelik mevcut siyasi eğilimler çerçevesinde mahkumların dosyasını kullanmaya çalışmakla itham etti.
Kürt yetkililer, Bölge Koalisyon Hükümetini yöneten Mesud Barzani liderliğindeki KDP’nin nüfuz bölgelerinden olan Duhok vilayetinin Behdinan bölgesindeki protestoların ardından Ağustos 2020’de bir hareket başlatarak 80’i aşkın eylemci, gazeteci ve protestocuyu tutukladı. Ardından onlarcası serbest bırakılırken diğerleri de 1 ila 6 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı. Daha sonra Bölge Yönetimi tarafından ceza indirimine karar verildi. Şu an ise yedi kişi ceza sürelerinin tamamlanmasını bekliyor.

Tasfiye ve parti müdahalesine ilişkin şüpheler
Behdinan Mahkumları temsilcisi İhan Said yaptığı açıklamada, “Erbil’de yargı ve yetişkin ıslahevlerinin işlerine yönelik parti müdahaleleri mevcut. Hapishane yönetimi yetkililerinin, tutuklulara muamele biçiminden oldukça şüpheliyiz. O kadar ki son günlerde özellikle tutuklu Şirvan Şirvani’ye yönelik karanlık bir plan ve biyolojik bir terörün varlığından şüphe ediyoruz. İlgili yerel ve uluslararası tarafları ikaz ettik, tutukluların nahoş herhangi bir duruma maruz bırakılmış olmaları halinde hükümet ile Kdp tarafından yönetilen hapishanenin idare ve güvenlik yetkililerini sorumlu tutuyoruz” ifadelerine yer verdi.
Said’in meselenin çözümüne dair sunduğu önerilerden biri şu:
“BM Misyonu ve İnsan Hakları Komisyonu ile işbirliği içerisinde bağımsız bir yüksek sağlık komitesi oluşturularak, laboratuvar testleri ile serbest bırakılanlar da dahil olmak üzere tutukluların sağlık durumlarını değerlendirmek.”
Said, avukatlara bir an önce müvekkilleriyle görüşme izni verilmesini ve hükmün hafifletilmesi kararının kapsamadığı ve gizli bir mahkeme ile haklarında 7 yıl hapis cezası verilen kişilerin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Mahkumların ceza sürelerinin, yargı kararında öngörülen yasal süreyi aştığını belirten Said durumun, Bölge Yönetimi tarafından 32 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesindeki koşullu serbestliğe ilişkin kanun dikkate alınarak çıkarılan yüzde 60 ceza indirimi kararına da uygun olmadığını dile getirdi.

İddiaların soruşturulmasına ilişkin kısıtlamalar
Amerikan Barış Yapıcı Ekipler Kuruluşu’nun (CPT) bir üyesi olan Muhammed Salah, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada “Yaklaşık 81 gazeteci ve eylemci, 2020’de tutuklanmıştı. Daha sonra bazıları yargılanmadan peş peşe serbest bırakıldı. Siyasilerin ve halkın baskıları ile insani yardım kuruluşları ve uluslararası hükümetlerin eleştirileri neticesinde Bölge Yönetimi kararıyla mahkumiyet süreleri bitmeden önce haklarında yargı kararı verilen başkaları da serbest bırakıldı. Halihazırda 7 tutuklu hapishanede. Bir kısmının önümüzdeki ay serbest bırakılması öngörülüyor, içlerinden birinin de önümüzdeki Ekim ayı sonunda mahkumiyeti bitecek. Bunların aileleri, cezaevinde kötü koşullarda bulunmalarından şikayetçi; mahkumların sistematik olarak zehirlendiklerinden yana şüphe duyduklarını dile getirdiler. Tutuklulardan birinin kardeşi bize, haftada iki öğün olmak üzere onlara sunulan yemekte garip bir tat fark ettiklerini aktardı. Biz sağlık durumları hakkında bilgi almak ve iddiaların doğruluğunu tespit etmek için defalarca ziyaret etmek istedik, ancak onay alamadık. Aynı şey diğer insani kuruluşlar ve hatta avukatları için de geçerli” dedi.

ABD’nin güçlü eleştirisi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, bu ayın başında Washington’da düzenlenen özel bir törenle farklı ülkelerden 10 kişi arasında Behdinan Mahkumları Savunma Ekibi Başkanı Beşdar Hasan’a da Dünya İnsan Hakları Savunucuları ödülü verdi.  
ABD’nin Bağdat Büyükelçisi, Behdinan Mahkumları Savunma Ekibi’nin kimliği belirsiz kişiler tarafından korkutma, baskı, taciz ve ölüm tehditleri aldığını dile getirdi.
Hasan ise, bölgede yargının bağımsızlığını kaybettiğini söyleyerek, geçen hafta Erbil’deki yetişkin ıslahevindeki üç mahkumla görüşmeye çalıştıktan sonra ‘herhangi bir sebep sunulmadan görüşmelerinin engellendiğini’ açıkladı.
ABD’nin Bölge Konsolosu Irvin Hicks, bölgede özgürlüklere ve gazetecilik faaliyetine yönelik baskılar konusunda yeni bir uyarıda bulundu. Konsolos, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’ye yakın Rudaw kanalına verdiği röportajda, “Bölgedeki özgürlüklerin durumuna ilişkin gözlemler üzerine ülkemin hükümeti ve dünya ülkelerinden birçok temsilci olarak biz, özellikle gazetecilerin tutuklanması olmak üzere insan hakları dosyasında bir gerileme görüyoruz” dedi.

Belirsiz yasalar
İnsan Hakları İzleme Örgütü, dünyada insan haklarının durumuna dair geçen ay yayınladığı yıllık raporunda bölge yetkililerini, ‘eleştirenleri hedef almak amacıyla muğlak ifadelere sahip yasaları kullanmakla’ suçladı.
Örgüt konuyu şu ifadelerle değerlendirdi:
“Geçtiğimiz Ağustos ayında, hükümeti eleştirenler tarafından çağrısı yapılan bir gösteri başlamadan önce onlarca gazeteci ve eylemci tutuklandı. Erbil Ceza Mahkemesi 2021 yılında, ciddi adil yargılama ihlalleri ve siyasi müdahalelerle gölgelenen yargılamalar neticesinde 3 gazeteci ve 2 eylemci için altı yıl hapis cezasına hükmetti. Bu, Kürdistan Bölgesinde yıllardır benimsenen bir eğilim. Nitekim adam kaçırma ve tutuklama eylemleri defalarca tekrarlandı.”

Yasalara müracaat
Bölge Hükümetinde Uluslararası Tavsiyeler Direktörü Dindar Zibari suçlamalara şu sözlerle yanıt verdi: “Tutuklama emirleri bölgede ve bir bütün olarak Irak’ta yürürlükte olan yasalara uygun olarak çıkarıldı. Soruşturmalarda ve yargılama aşamalarında bunun, gazetecilik mesleği ve sivil faaliyetle bir ilgisi olmadığı ispatlandı. Sanıklar, şeffaf adli prosedürlere göre soruşturmaya tâbi tutuldu ve mahkumların bir kısmı 2021 yılında itirafta bulunduktan sonra, 2003 tarihli 21 sayılı kanunun ilk maddesi uyarınca hüküm giydi. Geçen yılın Şubat ayında IKBY kararıyla haklarındaki cezalarda yüzde 60 indirim yapıldı.”
Zibari, birkaç gün önce, parlamento ve yargıyla işbirliği içinde, kanunları gözden geçirmek ve uluslararası yükümlülüklerin yerine getirileceğine dair güvence vermek suretiyle insan hakları koşullarını iyileştirmeye yönelik bir plan uygulanması yöneliminin haberini verdi. Ayrıca, yerel ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının 2021 ve 2022 yılında farklı davalara ilişkin olmak üzere cezaevine 85 ziyaret gerçekleştirdiğini açıkladı.

‘Dosyayı şişirme’ güdüleri
KDP’nin önde gelen mensuplarından İmad Baclan, özgürlükler dosyası hakkında yöneltilen eleştirilere ilişkin yaptığı açıklamada, “Bölge hapishaneleri yerel ve uluslararası kuruluşlara her zaman açık olmuştur. Mahkumların tasfiyesine çalışıldığı iddiası, işledikleri suçlardan ötürü kanunların gereklerine göre yargılandıkları sürece, asılsız bir iddiadır. Koronavirüs pandemisi sırasında uygulanan katı karantina önlemlerini ihlal ettiler ve halk karşısında usulen sivil muhakemeye göre haklarında hüküm verildi. Bölge hapishanelerinde ailesi veya avukatıyla görüşmesi engellenen hiçbir mahkum yoktur” ifadelerini kullandı.
Baclan, ismini vermediği bir partiyi, ‘baskı ve para güdülü niyetler’ çerçevesinde, sadece yedi kişinin yargılanmasına ilişkin olarak bu dosyayı şişirmeye çalışmakla suçladı. Baclan’ın ifadesine göre Irak’ın geri kalan bölgelerinde 70 bin kayıp kişi var ve akıbetleri hala bilinmiyor. Hapishaneler, bazıları henüz yargılanmamış masumlarla dolu. Yüzlerce gazeteci, eylemci ve protestocu açıkça öldürüldü ve tasfiye edildi. Baclan “Keşke en azından usulen bir yargılama görseydik. Buradan da açıkça görülüyor ki bu abartma, Kürdistan varlığını her yolla baltalama gündemlerinin bir parçasıdır” dedi.
Baclan, Washington’un bölgeye yönelik eleştirilerine ise, “ABD yönetiminin açıklanan tutumu, malum. O her zaman insan hakları ve ifade özgürlüğü ilkelerinden yana. Ama bölgede bu açıdan gelinen seviyelere bakalım; Irak’ın geri kalan vilayetleri ve bazı bölge ülkeleriyle kıyaslanamaz bile. İktidara gece gündüz saldıran medya kuruluşlar var, ifade özgürlüğü alanında hiçbir şekilde hesap sorulmayan açık bir alanımız mevcut” ifadeleriyle yanıt verdi.

Çelişkili açıklamalar
Kürdistan Gazeteciler Sendikasının ortaya koyduğu bir istatistik, geçtiğimiz yıl gazetecilere yönelik ihlallerin sayısında 2001 yılına kıyasla hafif bir düşüş olduğunu gösteriyor. Buna göre tutuklama, adam kaçırma, mesleğin icrasına engel olma, hakaret, tehdit, medya kuruluşlarının kapatılması, yaralama ve basın ekipmanlarının kırılması gibi 73 farklı ihlal vakası gerçekleşti.
Bununla birlikte bağımsız Metro Basın Özgürlükleri Merkezi’nin verileri, ihlallerde bir artışı ortaya koydu. Merkez, 301 gazeteci ve medya kuruluşu hakkında 431 ihlal tespit etti; bunlar arasında 46 saldırı ve tehdit, 2 füze saldırısı, gazetecilerin evine yönelik 3 baskın, 6 elektronik saldırı, 16 zorla taahhüt alma, gazetecilere yönelik 64 yargısız tutuklama vakası bulunuyor, ayrıca gazetecilik faaliyetinin yürütülmesine dair de 195 engelleme eylemi kaydedildi.

Siyasi çekişmenin kurbanı olan hukuk
Bölge Parlamento Başkanı Reyvaz Faik yakın zamanda, gösteri yapma ve bilgiye erişim hakkına ilişkin uygun yasaların çıkarılmasına rağmen genelde uygulama sıkıntısıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
Bir panelde konuşan Faik, “Basının durumuna ile ifade ve gösteri özgürlüğüne ilişkin tüm haberler, içerdikleri gerçekler inkâr edildiği sürece bir çözüme kavuşmayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Daha sonra yaptığı açıklamada ise ‘sorunun yasalarda değil, yargı ve yürütme erkinde olduğunun’ altını çizdi.
Süleymaniye Valisi Heval Ebubekir ise, “Özgürlükleri savunabilecek en uygun taraf yargı erkidir, ama maalesef diğer kurumlar gibi bu kurum da siyasi çekişmelerin etkisi altında kalmıştır. Parlamento, yargı erkinin yasaları ve özgürlükleri himaye etmede etkin konumunu geri getiremezse başka hiçbir bir kurum bunu yapamaz” dedi.



Washington, Abbas’ın Genel Kurul’a katılmasını ikinci kez engelledi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
TT

Washington, Abbas’ın Genel Kurul’a katılmasını ikinci kez engelledi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)

ABD yönetimi, üst üste ikinci yıl Filistin Yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkililerine gelecek hafta New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmaları için vize vermeyi reddetti. Bu karar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Genel Kurul’a bizzat katılmasını engelliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, “ABD, verdikleri taahhütlere rağmen gerekli reformları gerçekleştirmemeleri ve barış perspektiflerini zayıflatan faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle, FKÖ üyeleri ve Filistin Yönetimi yetkililerine vize verilmesini engelleyen yaptırımları uzatacaktır” ifadelerini kullandı.

Filistin Yönetimi ise kararı reddederek, uygulamayı “haksız” olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Genel Kurul’a video yoluyla hitap edecek.


Paris’te Lübnan’a destek için diplomatik ve askeri hareketlilik

Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
TT

Paris’te Lübnan’a destek için diplomatik ve askeri hareketlilik

Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)

Paris’te Lübnan’a destek amacıyla diplomatik ve askeri hareketlilik yaşandı. 17 ülke ve kuruluşun liderleri, genelkurmay başkanları ve üst düzey askeri yetkililerinin katılımıyla Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerine destek amacıyla uluslararası hazırlık toplantısı düzenlendi. Toplantı öncesinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir araya geldi. Ardından Avn, Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah’ın katıldığı üçlü zirvede Lübnan ve bölgedeki gelişmeler ele alındı.

Macron, devletin egemenliğinin güçlendirilmesi amacıyla Lübnan ordusuna destek verdiğini vurgularken, Avn da askeri ve güvenlik kurumlarına yardım edilmesinin ve Fransa’nın Lübnan’la iş birliğini sürdürmesinin önemine dikkat çekti.

Öte yandan, Roma’da İsrail’le yapılacak sekizinci tur müzakerelere hazırlık sürerken Lübnan, “pilot bölge” olarak belirlenen alanın Ali et-Tahir tepelerini ve çevredeki yerleşimleri kapsayacak şekilde genişletilmesini değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu kapsamda, ABD’nin desteğiyle uluslararası bir gözlem noktası kurulması ve aynı anda Lübnan ordusunun bölgede konuşlandırılması planlanıyor.

Bu düzenlemenin, ordunun bölgedeki kontrolünün ve bölgenin “Hizbullah” silahlarından arındırılmış olduğunun doğrulanmasına yönelik bir mekanizmanın parçası olması öngörülüyor. Lübnan ise ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve İsrail’in ihlallerine son verilmesi konusunda ısrarcı.


Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
TT

Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, sübvansiyonlu motorinin litre fiyatının 115 Suriye lirası (0,94 dolar)  olarak belirleneceğini açıkladı. Beşir, bakanlığın vatandaşların üzerindeki ekonomik yükü hafifletirken akaryakıt arzının sürekliliğini güvence altına alacak alternatifler üzerinde çalıştığını söyledi.

Beşir, Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ile birlikte bugün (Perşembe) düzenlediği basın toplantısında, petrol sektöründeki son gelişmeler ve mevcut dönemde alınan tedbirler hakkında bilgi verdi. Beşir, vatandaşların geçim yükünü hafifletmek amacıyla farklı fiyat ve özelliklere sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulacağını belirtti. Bakan ayrıca Suriye Petrol Şirketinin yönetim ve denetiminde, ham petrol işleme kapasitesi günlük 35 bin varile ulaşan bir dizi yerel elektrikli rafinerinin yeniden faaliyete geçirileceğini söyledi.

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, geçen pazar günü petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı. Suriyeliler, bölgesel ve küresel gelişmelerden etkilenen karar kapsamında fiyatların yüzde 25 ila 40 arasında artırılmasına şaşırmıştı.

Karar, özellikle ekonomik, idari, güvenlik ve yaşam koşullarına ilişkin karmaşık sorunlarla karşı karşıya bulunan Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı halk tepkisine yol açtı. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın zaten ağır olan günlük yaşam maliyetlerine yansıması endişesi tepkileri daha da artırdı.

dfvbgh
Suriye'nin kuzeyindeki El Bab kentinde protestocular, artan yakıt fiyatlarını protesto etti. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın SANA'dan aktardığı habere göre  basın toplantısında konuşan Beşir, çarşamba günü Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldiğini ve vatandaşların üzerindeki yükü hafifletecek bir dizi uygulanabilir alternatifin ele alındığını söyledi. Beşir, kullanım alanına göre farklı özellik ve fiyatlara sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulması yönündeki önerinin kabul edildiğini belirterek, böylece piyasadaki tek bir yüksek özellikli ve yüksek maliyetli ürüne olan bağımlılığın sona erdirileceğini ifade etti.

Enerji Bakanı, “Enerji fiyatlarındaki artışın vatandaşların yaşamına, tarım, üretim ve hizmet sektörlerine doğrudan yansıdığının farkındayız. Sorumluluğumuz yalnızca petrol ürünlerini temin etmekle sınırlı değil, aynı zamanda yükleri hafifletecek ve arzın sürekliliğini koruyacak çözümler aramayı da kapsıyor” dedi.

Beşir, bakanlığın başta ısınma, tarım ve destekten yararlanması gereken kesimler olmak üzere belirlenen alanlarda kullanılmak üzere sübvansiyonlu motorini litre başına 115 Suriye lirasından satışa sunacağını açıkladı. Bakan ayrıca ulaştırma ile üretim ve hizmet sektörlerindeki kullanımlar için uygun özelliklere sahip motorinin litre başına 150 liradan piyasaya sunulacağını bildirdi.

Beşir, bakanlığın günlük 35 bin varile kadar ham petrol işleme kapasitesine sahip bir grup elektrikli rafineriyi yeniden faaliyete geçirme kararı aldığını belirtti.

xcdfgh
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Çarşamba akşamı Enerji Bakanı ile sektörün durumu ve yakıt dosyası hakkında görüştü (SANA)

Bakan, ham petrol ürünlerinin maliyetinin hazır petrol ürünlerine kıyasla daha düşük olduğunu ifade ederek elektrik üretiminde kullanılmak üzere aylık yaklaşık 140 milyon dolar tutarında gaz satın alındığını kaydetti.

Suriye'nin çeşitli ülkelerden günlük 5 milyon 300 bin metreküp gaz ithal ettiğini belirten Beşir, elektrik üretimi için gaz alımının aylık 140 milyon dolara mal olduğunu ve hazineye ilave yük getirilemeyeceğini söyledi.

Beşir, elektrik borçlarının birikmesi ve petrol ürünlerinden kaynaklanan zararların yatırım projeleri ile yatırım harcamalarını etkilediğini belirterek elektrik faturalarının ödenmemesi ve şebekeye yönelik usulsüz müdahalelerin Suriye Elektrik Şirketinin zararlarını artırdığını ifade etti.

Bakan, “Devlet, sosyalist ekonomi sisteminden serbest piyasa sistemine geçiş politikası benimsedi. Bunun beraberinde getirdiği zorlukların farkındayız” dedi.

Beşir, “Banyas Rafinerisinin yeniden faaliyete geçmesi ve yerli üretimin artırılması, petrol ürünleri fiyatlarına olumlu yansıyacak” ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

Rafinerilerden çıkan ürünler belirli istasyonlarda satılacak

Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ise Enerji Bakanlığı ile uygulama mekanizmalarını görüştükten sonra söz konusu tedbirlerin hayata geçirilmesine yönelik uygulama planını hazırlamaya başladıklarını söyledi.

Kablaavi, geçen dönemde teknik ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların incelendiğini, sürecin sorunsuz şekilde yürütülmesi ve hedeflenen sonuca ulaşılması için karşılaşılabilecek engellerin aşılması üzerinde çalışıldığını belirtti.

bghju
Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, Perşembe günü Suriye Petrol Şirketi CEO'su Yusuf Kablavi ile basın toplantısı düzenledi (Bakanlık hesabı)

Teknik ve idari hazırlıkların tamamlanma durumuna bağlı olarak uygulama adımlarının önümüzdeki günlerde başlamasını umduğunu ifade eden Kablaavi, uygulamanın ayrıntılarının aşamalı olarak açıklanacağını kaydetti.

Kablaavi, rafinerilerde işlenen petrol ürünlerinin illerde belirlenen akaryakıt istasyonları tarafından satılacağını doğruladı.

Yeni fiyat listesi 13 Eylül'de yayımlandı

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, 13 Eylül'de petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı.

Enerji Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada, Suriye'de petrol ürünleri fiyatlarının yükselmesinin, Banyas Rafinerisinin bakıma alınmasıyla eş zamanlı olarak bu ürünlerin küresel piyasalardan temin maliyetinde yaşanan olağanüstü artıştan kaynaklandığını bildirdi. Bakanlık, fiyat değişikliğinin geçici olduğunu ve arzın sürekliliğini sağlamakla birlikte ürünlerin iç piyasada bulunabilirliğini güvence altına almayı amaçladığını belirtti.

Bakanlık, Suriye piyasasının benzin, motorin ve fuel oilin küresel tedarik maliyetlerindeki artıştan etkilendiğini açıkladı. Banyas Rafinerisinin yaklaşık iki ay sürecek kapsamlı bakıma alınmasının ise hazır petrol ürünlerinin ithalatına olan ihtiyacı geçici olarak artırdığı kaydedildi.