Askeri balonların çalkantılı hikayesi

İstihbarat balonlarının ulaşabildiği yüksek irtifa nedeniyle radara yakalanması epey zor. Çin'in casusluk amaçlı kullandığı iddia edilen bu balon da üç otobüs büyüklüğündeydi (AP)
İstihbarat balonlarının ulaşabildiği yüksek irtifa nedeniyle radara yakalanması epey zor. Çin'in casusluk amaçlı kullandığı iddia edilen bu balon da üç otobüs büyüklüğündeydi (AP)
TT

Askeri balonların çalkantılı hikayesi

İstihbarat balonlarının ulaşabildiği yüksek irtifa nedeniyle radara yakalanması epey zor. Çin'in casusluk amaçlı kullandığı iddia edilen bu balon da üç otobüs büyüklüğündeydi (AP)
İstihbarat balonlarının ulaşabildiği yüksek irtifa nedeniyle radara yakalanması epey zor. Çin'in casusluk amaçlı kullandığı iddia edilen bu balon da üç otobüs büyüklüğündeydi (AP)

ABD ve Çin arasında son günlere damga vuran casus balon krizi devam ediyor.
ABD'li yetkililer ülkenin hava sahasında düşürülen gözetleme balonunun casusluk amacıyla kullanıldığında ısrarcı.
Çin tarafı ise bunun bir meteoroloji balonu olduğunu ve rüzgar nedeniyle sürüklenerek yanlışlıkla ABD hava sahasına girdiğini söylüyor.
Balon ilk olarak 1 Şubat'ta Montana üzerinde görüldü. Üç gün sonra ise ABD, balonu bir F-22 Raptor füzesiyle düşürdü.
Balonun vurulmasının üzerinden günler geçti. Ancak iki ülke arasındaki restleşmeler sürüyor.
Öte yandan bazılarına göre ABD'nin balonlara dair hassasiyeti anlaşılır nitelikte. Çünkü hem ülkenin hem de dünyanın askeri balonlarla uzun bir geçmişi var.

18. yüzyıldaki ABD balon birliği
Balonların savaşla ve casuslukla ilişkisi, uçaklardan çok önce başladı. Örneğin, 1794 gibi erken bir tarihte Fransız ordusu, Fleurus Muharebesi sırasında Avusturyalılara karşı savaşta balonları kullanmıştı.
Amerikan İç Savaşı sırasında da Başkan Abraham Lincoln, düşmanı gözetlemek için ABD Ordusu Balon Birliği'ni kurdu.
Smithsonian Ulusal Havacılık ve Uzay Müzesi'nden fahri küratör Tom D. Crouch, savaştayken gözetleme yetisinin son derece önemli olduğunu belirtiyor.
Crouch, "Askeri açıdan, düşman hatlarının gerisini olabildiğince fazla görmek için yükseğe çıkabilmek her zaman iyidir" ifadelerini kullanıyor.

"Şaşkın bir balonda" sürüklenen general
Öte yandan Çin'in balonunun rüzgarda sürüklenmesi de yeni bir olgu değil. Rüzgar balonların tüm tarihi boyunca önemli bir faktör oldu.
Önceden balonlar mürettebatlıyken rüzgarın rolü de çok daha kritikti.
Örneğin 11 Nisan 1862'de Amerikan İç Savaşı sırasında Birlik Generali Fitz John Porter'ı taşıyan bir balon, Güney'e Konfederasyon tarafına sürüklenmişti.
Nişancılar generale birkaç atış yapmış ama rüzgarın yeniden değişmesiyle balon Birlik tarafına dönmüştü.
İç savaş, Lincoln'ün liderlik ettiği Birlik güçleriyle köleliğin yasaklanmasına karşı çıkarak bağımsız olmak isteyen 11 güney eyaleti (Konfederasyon) arasında yaşanmıştı.
Konfederasyon güçlerinin de bu savaşta balon kullandığı biliniyor ama Birlik tarafının balonları çok daha güçlüydü.
Yine de General Porter'ın başına gelenler, Birlik ordusunda büyük tartışma yaratmıştı. General George B. McClellan, bu olayın ardından karısına yazdığı mektupta şu ifadelere yer veriyordu:
"Beni şaşkın bir balonda yakalamayacaklar. Başka generallerin de bunlara binmesine izin vermeyeceğim!"

Thaddeus Lowe'un olağanüstü balonları
İç Savaş sırasında konuşlandırılan askeri balonlar yaklaşık 300 metre yüksekliğe ulaşabiliyordu. ABD'de bu balonlar 1850'lerde balon inşa etmesiyle tanınan bir bilim insanı ve mucit olan Thaddeus Lowe sayesinde ortaya çıktı.


Lowe'un balonlarından biri, 1865'te kalkışa hazırlanıyor (Wikimedia Commons)

Lincoln önderliğindeki Birlik güçleri Lowe'un tasarladığı balonları kullanıyordu. Konfederasyon askerleri bunları düşürmeye çalışsa da başarısız oluyordu. Hatta Lowe'un 7 askeri balonundan hiçbiri savaş sırasında imha edilemedi.
Lowe ayrıca balonların birliklere bağımlılığını azaltmak için portatif bir hidrojen gazı jeneratörü icat etmişti.

Zeplinlerin kısa ve çarpıcı hikayesi
I. Dünya Savaşı'ndan önce geliştirilen ancak bu dönemde tanıtılan zeplinlerse rüzgarda hareket eden diğer balonların aksine motorluydu.
1800 metre irtifaya çıkan zeplinler, hidrojenle dolduruluyor ve pervanelerle yönlendiriliyordu.
Bunlar iki ton bomba taşıyabilecek kapasiteye sahipti.
Özellikle Alman Savaş Bakanlığı zeplin üretimini destekliyordu. I. Dünya Savaşı sırasında Paris ve Londra zeplinlerle bombalanmıştı.
Zeplinler sadece savaşta değil, yük ve yolcu taşımacılığında da büyük rol oynadı. II. Dünya Savaşı öncesine dek toplamda 52 bin kişiyi Atlas Okyanusu'nun iki kıyısı arasında taşıdılar.
Ancak yeni yolcu uçaklarının geliştirilmesi ve Hindenburg felaketinin etkisiyle 1950'lere gelmeden üretimden kaldırıldılar.


Faciada ani dönüşün etkisiyle kopan iskelet, zeplinin havada kalmasına yarayan hidrojen tanklarından birini delmişti (Wikimedia Commons)

Hindenburg felaketi, 6 Mayıs 1937'de, New Jersey'de yaşanmıştı. Gelmiş geçmiş en büyük zeplin olan LZ 129 Hindenburg, ani dönüş yapınca hidrojen tanklarından biri delinmiş ve araç bir anda alev almıştı.
36 saniyede zeplinin içindeki yolculardan (36 yolcu ve 61 mürettebat) 36'sı ölmüştü. Öte yandan bu facia bugünkü uçakların önünü açtı ve modern havacılık tarihinin başlangıcı oldu.

Paraşütü benimseyenler de onlardı
Balonların macerası ise zeplinler kadar kısa değil. Bugün halen meteorolojide ve uzay bilimlerinde sıklıkla kullanılan balonlar, I. Dünya Savaşı'nda da düzenli olarak kullanılmaya devam etmişti.
Hidrojenle doldurulan balonlar, savaşta topçu ateşini yönlendirmeye, birliklerin hareketlerini tespit etmeye ve düşman askerlerinin depolarıyla siperlerinin yerinini belirlemeye yaradı.
Ancak taraflar, birbirlerinin balonlarını o kadar sık vuruyordu ki bir saldırının yaklaştığını gören Amerikalı balon gözlemciler, paraşütü ilk benimseyenler arasında yer aldı.
Washington'daki Ulusal Havacılık ve Uzay Müzesi'nden küratör Thomas Paone, "Bir günde iki veya üç kez atlayan gözlemcilerin hikayelerini okuduk" dedi:
"Yine saldırıya uğrayacaklardı ve onlar da atladı."

Baraj balonlarının yükselişi
II. Dünya Savaşı, bir kabloyla yere bağlanan, zeplinlerden biraz daha küçük baraj balonlarının yükselişine de tanık oldu.


II. Dünya Savaşı sırasında Londra üzerinde süzülen baraj balonlarının bu görüntüsünde ortada Buckingham Sarayı ve Victoria Anıtı görülüyor (Wikimedia Commons)

Bunlar doğaları gereği hava savunması için kullanıldı. Bu yüzden sıklıkla uçaksavar balon diye de anılıyorlar.
Bu insansız balonlar genellikle düşman uçaklarının yaylım ateşine karşı koymak için kullanılıyordu.

Japonya'nın bombalı balonları
II. Dünya Savaşı'nda da Japonya, ABD üzerine tam 9 bin bombalı balon gönderdi.
Mayıs 1945'te Oregon'da bir piknik sırasında Fu-Go olarak bilinen bir Japon balon bombasıyla karşılaşan 6 kişi hayatını kaybetti.
Kurbanların 5'i çocuktu. 

Soğuk Savaş'ta balonların rolü
1950'lerin ortalarında ise ABD hükümeti çok daha iddialı bir balon gözetleme projesi başlattı.
O tarihte "mylar" gibi yeni ve hafif malzemeler ortaya çıkmıştı. Bu da balonların uzayın sınırına yaklaşmasına, stratosferin üst katmanlarına kadar çıkmasına olanak tanıdı. 
Kablosuz kameralar ve teknolojideki diğer atılımlar sayesinde gözetleme balonları da mürettebatsız hale geldi. Bu da düşman bölgesine sürüklenseler bile yalnızca maddi hasara neden olacakları anlamına geliyordu.
Ayrıca ABD'nin özellikle gözetlemek istediği bir düşmanı vardı: Sovyetler Birliği.

 
1950'lerde ABD'nin Sovyetler Birliği üzerinde yüzen yüzlerce casus balonu vardı (Hava ve Uzay Savunma Görsel Bilgi Merkezi)

Soğuk Savaş sırasında ABD, özel kameralarla donattığı balonları yüksek irtifalara saldı ve onları Sovyetler Birliği üzerinde sürüklenmeye bıraktı.
ABD'li bilim insanı Stephen Schwartz, bu balonların amacının ABD'nin en büyük korkularından biri olan nükleer silahları gözetlemek olduğunu söylüyor:
"Sovyetler Birliği'nin sürpriz bir saldırı başlatacağından çok korktuk ve gerçekten neler yapabileceklerini bilmiyorduk. Herhangi bir bilginin bile yardımı dokunurdu."

Genetrix fiyaskosu: Sovyetler Birliği, vurduğu balonlardan sergi açtı
Genetrix Projesi, bu çabaların doruk noktasıydı. 1956'nın ocak ayından itibaren ABD hükümeti, Almanya ve Türkiye'deki hava üslerinden onlarca yüksek irtifa balonu salmaya başladı.
Schwartz, "Bu aslında bir felaketti" diyor:
"Ve bir kez daha rüzgarı suçladık. Balonların nereye gittiğine dair hiçbir fikrimiz yoktu."
Buna göre ABD istihbaratı Sovyetler Birliği fark etmeden durumu idare edebileceklerini umuyordu ama böyle olmadı.
Bir ay içinde Sovyet hava savunması, balonları indirmeye başladı. Hatta vurulan balon kamera sistemlerinden halka açık büyük sergiler yapılıyordu.
ABD Hava Kuvvetleri ise Sovyetlerin vuramayacağı kadar fazla balon salarak sorunu çözebileceğini düşündü. Ancak bu da sürdürülemez bir yöntemdi ve projenin ifşa olmasına neden oldu.
Gizli diye başlayan program birkaç hafta içinde New York Times'ın en ön sayfalarındaydı.
Sonunda, dönemin ABD başkanı Dwight D. Eisenhower balon programının bu "baş ağrısına" değmeyeceğine karar verdi ve Genetrix Projesi sona erdirildi.

Balonlardan vazgeçemiyorlar
İnişli çıkışlı hikayelerine rağmen gözetleme balonlarına yönelik ilgi halen büyük. Geçen yılın temmuz ayında Politico, Pentagon'un Çin ve Rusya'yı izlemek için gözetleme balonlarını yeniden kullanmayı düşündüğünü yazmıştı.
Haberde ABD'li yetkililerin bu seçeceği araştırmak için 27 milyon dolar harcamayı planladığı belirtilmişti.
Ancak balonlar söz konusu olduğunda rüzgarın rolü halen masada.
2015'te ABD'nin Aberdeen Proving Grounds'ta test ettiği, Pentagon'a ait bir gözetleme balonu, rüzgarda sürüklenerek Pensilvanya'ya ulaşmış ve sık bir ormana inmişti.
Bu program yönetime 2 milyar dolara mal olunca geniş çapta eleştirilmişti.


2021 ve 2022'de Pentagon, balon projelerine yaklaşık 3,8 milyon dolar harcadı (AP)

Smithsonian Ulusal Havacılık ve Uzay Müzesi'nden Tom D. Crouch'a göre artık uyduların, uçakların, droneların ve telefon kameralarının Dünya üzerindeki hemen hemen her noktanın görüntülerini verebildiği bir çağda balonlar demode.
Crouch bu yüzden Çin'in olası bir gözetleme faaliyeti için balon kullanmasını da eleştiriyor:
"Tanrı aşkına, bir balonla ne elde edeceklerini sandılar?"
 Yararlanılan kaynaklar: Spokane Public Radio, The New York Times, Scientific American, Axios, Grid News, Politico
 



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.