İsrail güçleri işgal altındaki Nablus'ta 11 Filistinliyi öldürdü, 102 kişiyi yaraladı

Fotoğraf: Issam Rimawi/AA
Fotoğraf: Issam Rimawi/AA
TT

İsrail güçleri işgal altındaki Nablus'ta 11 Filistinliyi öldürdü, 102 kişiyi yaraladı

Fotoğraf: Issam Rimawi/AA
Fotoğraf: Issam Rimawi/AA

İsrail ordusunun, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde düzenlediği baskında 11 Filistinli öldürüldü, 6'sı ağır 102 kişi yaralandı.
İsrail güçleri, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus kentine birkaç noktadan baskın düzenledi.
Nablus'un tarihi Eski Şehir bölgesindeki bir evin etrafını çeviren İsrail askerleri, baskını protesto eden Filistinlilere gerçek mermiyle müdahale etti.
Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail askerlerinin saldırısında biri çocuk 11 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, 102 kişinin yaralandığını açıkladı.
Yaralılardan 6'sının durumunun ağır olduğu ve bölgedeki hastanelere sevk edildikleri kaydedildi.
Bakanlık, yılbaşından bugüne İsrail askerlerinin veya Yahudi yerleşimcilerin ateş açması sonucu aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı 62 Filistinlinin öldürüldüğünü aktardı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Nablus'taki Filistinlilerin İsrail ordusunun zırhlı araçlarına taş ve boya attığı görüldü.

2 gazeteci yaralandı
Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberinde ise, İsrail güçlerinin gerçek mermiyle müdahalesinde 2 gazetecinin yaralandığı belirtildi.
Bölgede İsrail güçlerinin baskını sırasında olaylar çıktı.
İsrail Ordu Sözcülüğü'nden yapılan açıklamaya göre, ordu birlikleri sabah saatlerinde Nablus'un Eski Şehir bölgesinde saldırı hazırlığında olduğu iddia edilen aranan üç şüphelinin kaldığı evi kuşattı.
Ordu birliklerinin silahlı çatışma sonucunda üç şüpheliyi etkisiz hale getirdiği vurgulandı.
Öte yandan ordu birliklerinin bölgede silahlı kişilere ve molotof kokteyli atmaya çalışan kişilere ateş açtığı öne sürüldü.
Şüphelilerin İslami Cihad'ın silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri ve Nablus'taki silahlı direniş örgütü Aslanların İni grubuna mensup olduğu iddia edildi.
İslami Cihad'ın silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri, Nablus Komutanı Muhammed Cuneydi lakaplı Muhammed Abdulfettah Abdulgani'nin İsrail askerlerince öldürüldüğünü duyurdu.
Aslanların İni grubuna mensup olduğu belirtilen ve öldürülen Hüssam Bessam İslim'e (24) ait olduğu ifade edilen ses kayıtları sosyal medyada paylaşıldı. İslim'in, "Sıkıntıdayız ancak teslim olmayacağız. Silahlarımızı vermeyiz. Şehit olarak öleceğim. Bizden sonra silahlarınızı bırakmayın." sözlerini sarf ettiği kaydedildi.
İsrail basınında, güvenlik birimlerinin herhangi bir misilleme saldırısına karşı teyakkuza geçtiği aktarıldı.

Cenazeler toprağa verildi
İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'da öldürdüğü 10 Filistinli son yolculuğuna uğurlandı.
Filistinlilerin naaşları Nablus'taki Refidiye Hastanesi'nden Şehitler Meydanı'na konvoyla getirilerek, buradan ailelerinin bulunduğu yerlere götürüldü.
Nablus'un farklı bölgelerinde ailelerinin refakatiyle defnedilen cenazelere eşlik eden onlarca Filistinli, İsrail'in ihlallerine karşı sloganlar atarak Filistin bayrakları taşıdı.
Bu arada Batı Şeria'daki ulusal ve İslami hareketler, öldürülen Filistinliler için yas tutmak amacıyla perşembe günü kapsamlı bir grev ilan ettiklerini duyurdu.

Yahudi yerleşimciler olayı "şeker dağıtarak kutladı"
Öte yandan, bir grup Yahudi yerleşimci, ellerinde İsrail bayraklarıyla, İsrail ordusuna ait kontrol noktasının bulunduğu ve Batı Şeria’nın en yoğun kavşaklarından biri olan Nablus yakınlarındaki Zatara (Kfar Tapuah) kavşağına çıktı.
Yahudi yerleşimcilerin, "Nablus’ta Arapları öldürdüler”, “Her şey çok güzel" sözleri ile şarkılar söyleyerek dans ettiği görüntüler, AA kamerasına yansıdı.
Yerleşimci grup, Filistinlileri tahrik etmek için yoldan geçen bazı sürücülere şeker dağıttı.
Filistin Başbakanı'ndan AB'ye çağrı: İsrail'in saldırganlığını teşvik eden politikaya son verin
Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Muhammed İştiyye, Ramallah kentindeki makamında, Filistin'le ilişkilerden sorumlu Margrete Auken başkanlığındaki Avrupa Parlamentosu'ndan bir heyeti kabul etti. AB Filistin Temsilcisi Sven Kühn von Burgsdorff da toplantıda hazır bulundu.
İştiyye, heyete, "işgalcilerin Filistinlilere karşı artan ihlalleri ve bunların sonuncusu olan Nablus'taki katliama" ilişkin bilgi verdi.
Filistin Başbakanı İştiyye, Avrupa Birliği'nden (AB), "İsrail'in saldırılarını sürdürmesine teşvik eden çifte standart politikasına son vermesini ve İsrail'in Filistin'deki uluslararası hukuka yönelik ihlallerini durdurmak için cezai önlemler almasını" istedi.
Avrupa Birliği'ni Filistin devletini tanımaya çağıran İştiyye, İsrail'i Avrupa Parlamentosu heyetinin Filistin ziyaretini, bir İspanyol milletvekilini gözaltına alıp, sınır dışı ederek ve heyetteki başka bir üyeye seyahat vizesi vermeyerek engellemeye çalışmakla suçladı.
İştiyye, bu davranışın "kabul edilemez olduğu ve İsrail'in hukukun üzerinde olmasına izin verilmemesi gerektiğini" vurguladı.
Avrupa heyetinin üyeleri de "AB ve ülkelerinin,1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurmayı amaçlayan iki devletli çözüm ilkesine" inandığını vurguladı.
Filistin "uluslararası koruma" için BMGK'ye acil toplantı çağrısı yaptı
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, yaptığı yazılı açıklamayla İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus şehrine düzenlediği, 11 Filistinlinin hayatını kaybettiği ve 100'den fazla kişinin yaralandığı baskının ardından BMGK'den acil toplantı talep etti.
Maliki, açıklamada "İsrail'in sonuncusu Nablus'ta olmak üzere Filistinlilere karşı işlediği katliamlar nedeniyle kınanması ve Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması için talepte bulunduk." ifadelerini kullandı.
Arap Birliğine ve İİT'ye acil toplantı çağrısı yaptıklarını aktaran Maliki, bu kuruluşlara üye ülkelerden İsrail'i kınama ve Filistin'in uluslararası koruma talebine destek istediklerini kaydetti.

Filistin'den baskına tepki
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan açıklamasında, "işgal güçlerinin, Nablus'a yönelik devam eden saldırısını" kınadı.
Ebu Rudeyne, ABD yönetiminden Filistin halkına yönelik işlenen suçları ve devam eden saldırıları durdurması için acilen harekete geçmesi ve aktif şekilde İsrail hükümetine baskı yapması çağrısında bulundu.
Filistinli yetkili, bölgedeki tehlikeli gerginliğin sorumluluğunun İsrail hükümetine ait olduğunu aktararak şu ifadeleri kullandı:
"Bugün Nablus'ta işgal güçleri tarafından işlenen suç, İsrail'in Filistin halkı, toprakları ve kutsal değerlerine yönelik işlediği suçlar ile tek taraflı İsrail uygulamalarını durdurmak için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerektiğine ilişkin talebimizin önemini yeniden vurgulamakta."

Dışişleri Bakanlığından kınama
Filistin Dışişleri Bakanlığı da İsrail ordusunun bölgedeki saldırılarını kınadı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail işgal güçlerinin suçlarının kınandığı" ve "bu kanlı saldırıların ve organize devlet terörünün bölgede gerilimi tırmandıracağı" vurgulandı.
Açıklamada, "İsrail işgal güçlerinin işlediği suçların, Birleşmiş Milletler ve yetkili uluslararası mahkemeler dahil olmak üzere her düzeyde takip edileceği" aktarıldı.

Hamas'tan tepki
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde yaptığı yazılı açıklamada "Gazze Şeridi'ndeki direnişçiler, düşmanın işgal altındaki Batı Şeria'da halkımıza karşı işlediği suçları takip ediyor ve sabırları tükenmek üzere." ifadelerini kullandı.

İslami Cihad Hareketi
İslami Cihad Hareketi Sözcüsü Davud Şihab da AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail, Nablus'a yönelik saldırısıyla savaşı tetikliyor. Bu durum, düşmanın siyasi hamlelere ve anlaşmalara ne kadar kayıtsız olduğunu gösteriyor." dedi.
Şihab, "Bu saldırıların devam etmesiyle ortaya çıkacak savaş, sükuneti sona erdirir." uyarısında bulunarak, Filistin direnişinin "karşılık verme hakkını kullanacağı"nı kaydetti.
İsrail askerlerinin Nablus'a düzenlediği baskında 10 Filistinli hayatını kaybederken, 102 kişi yaralandı. İsrail güçlerinin bölgedeki baskını ve Filistinlilere müdahalesiyle başlayan olaylar devam ediyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.