İsrail güçleri işgal altındaki Nablus'ta 11 Filistinliyi öldürdü, 102 kişiyi yaraladı

Fotoğraf: Issam Rimawi/AA
Fotoğraf: Issam Rimawi/AA
TT

İsrail güçleri işgal altındaki Nablus'ta 11 Filistinliyi öldürdü, 102 kişiyi yaraladı

Fotoğraf: Issam Rimawi/AA
Fotoğraf: Issam Rimawi/AA

İsrail ordusunun, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde düzenlediği baskında 11 Filistinli öldürüldü, 6'sı ağır 102 kişi yaralandı.
İsrail güçleri, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus kentine birkaç noktadan baskın düzenledi.
Nablus'un tarihi Eski Şehir bölgesindeki bir evin etrafını çeviren İsrail askerleri, baskını protesto eden Filistinlilere gerçek mermiyle müdahale etti.
Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail askerlerinin saldırısında biri çocuk 11 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, 102 kişinin yaralandığını açıkladı.
Yaralılardan 6'sının durumunun ağır olduğu ve bölgedeki hastanelere sevk edildikleri kaydedildi.
Bakanlık, yılbaşından bugüne İsrail askerlerinin veya Yahudi yerleşimcilerin ateş açması sonucu aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı 62 Filistinlinin öldürüldüğünü aktardı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Nablus'taki Filistinlilerin İsrail ordusunun zırhlı araçlarına taş ve boya attığı görüldü.

2 gazeteci yaralandı
Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberinde ise, İsrail güçlerinin gerçek mermiyle müdahalesinde 2 gazetecinin yaralandığı belirtildi.
Bölgede İsrail güçlerinin baskını sırasında olaylar çıktı.
İsrail Ordu Sözcülüğü'nden yapılan açıklamaya göre, ordu birlikleri sabah saatlerinde Nablus'un Eski Şehir bölgesinde saldırı hazırlığında olduğu iddia edilen aranan üç şüphelinin kaldığı evi kuşattı.
Ordu birliklerinin silahlı çatışma sonucunda üç şüpheliyi etkisiz hale getirdiği vurgulandı.
Öte yandan ordu birliklerinin bölgede silahlı kişilere ve molotof kokteyli atmaya çalışan kişilere ateş açtığı öne sürüldü.
Şüphelilerin İslami Cihad'ın silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri ve Nablus'taki silahlı direniş örgütü Aslanların İni grubuna mensup olduğu iddia edildi.
İslami Cihad'ın silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri, Nablus Komutanı Muhammed Cuneydi lakaplı Muhammed Abdulfettah Abdulgani'nin İsrail askerlerince öldürüldüğünü duyurdu.
Aslanların İni grubuna mensup olduğu belirtilen ve öldürülen Hüssam Bessam İslim'e (24) ait olduğu ifade edilen ses kayıtları sosyal medyada paylaşıldı. İslim'in, "Sıkıntıdayız ancak teslim olmayacağız. Silahlarımızı vermeyiz. Şehit olarak öleceğim. Bizden sonra silahlarınızı bırakmayın." sözlerini sarf ettiği kaydedildi.
İsrail basınında, güvenlik birimlerinin herhangi bir misilleme saldırısına karşı teyakkuza geçtiği aktarıldı.

Cenazeler toprağa verildi
İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'da öldürdüğü 10 Filistinli son yolculuğuna uğurlandı.
Filistinlilerin naaşları Nablus'taki Refidiye Hastanesi'nden Şehitler Meydanı'na konvoyla getirilerek, buradan ailelerinin bulunduğu yerlere götürüldü.
Nablus'un farklı bölgelerinde ailelerinin refakatiyle defnedilen cenazelere eşlik eden onlarca Filistinli, İsrail'in ihlallerine karşı sloganlar atarak Filistin bayrakları taşıdı.
Bu arada Batı Şeria'daki ulusal ve İslami hareketler, öldürülen Filistinliler için yas tutmak amacıyla perşembe günü kapsamlı bir grev ilan ettiklerini duyurdu.

Yahudi yerleşimciler olayı "şeker dağıtarak kutladı"
Öte yandan, bir grup Yahudi yerleşimci, ellerinde İsrail bayraklarıyla, İsrail ordusuna ait kontrol noktasının bulunduğu ve Batı Şeria’nın en yoğun kavşaklarından biri olan Nablus yakınlarındaki Zatara (Kfar Tapuah) kavşağına çıktı.
Yahudi yerleşimcilerin, "Nablus’ta Arapları öldürdüler”, “Her şey çok güzel" sözleri ile şarkılar söyleyerek dans ettiği görüntüler, AA kamerasına yansıdı.
Yerleşimci grup, Filistinlileri tahrik etmek için yoldan geçen bazı sürücülere şeker dağıttı.
Filistin Başbakanı'ndan AB'ye çağrı: İsrail'in saldırganlığını teşvik eden politikaya son verin
Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Muhammed İştiyye, Ramallah kentindeki makamında, Filistin'le ilişkilerden sorumlu Margrete Auken başkanlığındaki Avrupa Parlamentosu'ndan bir heyeti kabul etti. AB Filistin Temsilcisi Sven Kühn von Burgsdorff da toplantıda hazır bulundu.
İştiyye, heyete, "işgalcilerin Filistinlilere karşı artan ihlalleri ve bunların sonuncusu olan Nablus'taki katliama" ilişkin bilgi verdi.
Filistin Başbakanı İştiyye, Avrupa Birliği'nden (AB), "İsrail'in saldırılarını sürdürmesine teşvik eden çifte standart politikasına son vermesini ve İsrail'in Filistin'deki uluslararası hukuka yönelik ihlallerini durdurmak için cezai önlemler almasını" istedi.
Avrupa Birliği'ni Filistin devletini tanımaya çağıran İştiyye, İsrail'i Avrupa Parlamentosu heyetinin Filistin ziyaretini, bir İspanyol milletvekilini gözaltına alıp, sınır dışı ederek ve heyetteki başka bir üyeye seyahat vizesi vermeyerek engellemeye çalışmakla suçladı.
İştiyye, bu davranışın "kabul edilemez olduğu ve İsrail'in hukukun üzerinde olmasına izin verilmemesi gerektiğini" vurguladı.
Avrupa heyetinin üyeleri de "AB ve ülkelerinin,1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurmayı amaçlayan iki devletli çözüm ilkesine" inandığını vurguladı.
Filistin "uluslararası koruma" için BMGK'ye acil toplantı çağrısı yaptı
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, yaptığı yazılı açıklamayla İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus şehrine düzenlediği, 11 Filistinlinin hayatını kaybettiği ve 100'den fazla kişinin yaralandığı baskının ardından BMGK'den acil toplantı talep etti.
Maliki, açıklamada "İsrail'in sonuncusu Nablus'ta olmak üzere Filistinlilere karşı işlediği katliamlar nedeniyle kınanması ve Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması için talepte bulunduk." ifadelerini kullandı.
Arap Birliğine ve İİT'ye acil toplantı çağrısı yaptıklarını aktaran Maliki, bu kuruluşlara üye ülkelerden İsrail'i kınama ve Filistin'in uluslararası koruma talebine destek istediklerini kaydetti.

Filistin'den baskına tepki
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan açıklamasında, "işgal güçlerinin, Nablus'a yönelik devam eden saldırısını" kınadı.
Ebu Rudeyne, ABD yönetiminden Filistin halkına yönelik işlenen suçları ve devam eden saldırıları durdurması için acilen harekete geçmesi ve aktif şekilde İsrail hükümetine baskı yapması çağrısında bulundu.
Filistinli yetkili, bölgedeki tehlikeli gerginliğin sorumluluğunun İsrail hükümetine ait olduğunu aktararak şu ifadeleri kullandı:
"Bugün Nablus'ta işgal güçleri tarafından işlenen suç, İsrail'in Filistin halkı, toprakları ve kutsal değerlerine yönelik işlediği suçlar ile tek taraflı İsrail uygulamalarını durdurmak için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerektiğine ilişkin talebimizin önemini yeniden vurgulamakta."

Dışişleri Bakanlığından kınama
Filistin Dışişleri Bakanlığı da İsrail ordusunun bölgedeki saldırılarını kınadı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail işgal güçlerinin suçlarının kınandığı" ve "bu kanlı saldırıların ve organize devlet terörünün bölgede gerilimi tırmandıracağı" vurgulandı.
Açıklamada, "İsrail işgal güçlerinin işlediği suçların, Birleşmiş Milletler ve yetkili uluslararası mahkemeler dahil olmak üzere her düzeyde takip edileceği" aktarıldı.

Hamas'tan tepki
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde yaptığı yazılı açıklamada "Gazze Şeridi'ndeki direnişçiler, düşmanın işgal altındaki Batı Şeria'da halkımıza karşı işlediği suçları takip ediyor ve sabırları tükenmek üzere." ifadelerini kullandı.

İslami Cihad Hareketi
İslami Cihad Hareketi Sözcüsü Davud Şihab da AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail, Nablus'a yönelik saldırısıyla savaşı tetikliyor. Bu durum, düşmanın siyasi hamlelere ve anlaşmalara ne kadar kayıtsız olduğunu gösteriyor." dedi.
Şihab, "Bu saldırıların devam etmesiyle ortaya çıkacak savaş, sükuneti sona erdirir." uyarısında bulunarak, Filistin direnişinin "karşılık verme hakkını kullanacağı"nı kaydetti.
İsrail askerlerinin Nablus'a düzenlediği baskında 10 Filistinli hayatını kaybederken, 102 kişi yaralandı. İsrail güçlerinin bölgedeki baskını ve Filistinlilere müdahalesiyle başlayan olaylar devam ediyor.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.