Rusya Savunma Bakanlığı: Ukrayna, Transdinyester'i karıştırmayı planlıyor

Uluslararası kamuoyu, Rusya - Ukrayna savaşının Transdinyester'e de sıçramasından endişeleniyor (Reuters)
Uluslararası kamuoyu, Rusya - Ukrayna savaşının Transdinyester'e de sıçramasından endişeleniyor (Reuters)
TT

Rusya Savunma Bakanlığı: Ukrayna, Transdinyester'i karıştırmayı planlıyor

Uluslararası kamuoyu, Rusya - Ukrayna savaşının Transdinyester'e de sıçramasından endişeleniyor (Reuters)
Uluslararası kamuoyu, Rusya - Ukrayna savaşının Transdinyester'e de sıçramasından endişeleniyor (Reuters)

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın yakın zamanda Transdinyester'de silahlı provokasyon düzenleyeceğini öne sürdü.
Rus haber ajansı TASS'ın aktardığına göre bakanlıktan bugün yapılan açıklamada, Ukrayna birliklerinin ve neo-Nazi Azov Taburu'nun, Transdinyester'deki Moskova yanlısı hükümete karşı harekete geçeceği iddia edildi.
Bakanlık, Ukraynalı sabotajcıların Rus ordusu üniformaları giyerek, Kremlin'e bağlı güçlerin ülkeyi istila ediyormuş gibi göstereceğini ileri sürüldü. Kiev'in bu hamleyle provokasyon yaratarak Transdinyester'e birliklerini sokmayı planladığı savunuldu.
Açıklamada, Ukrayna ve Transdinyester sınırındaki gelişmelerin yakından takip edildiği, tehdit oluşması halinde askerlerin harekete geçmeye hazır olduğu bildirdi.
Moldova hükümetiyse Rusya'nın iddialarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Başbakan Dorin Recean'ın ofisinden yapılan açıklamada, Rus dezenformasyonuna karşı resmi kaynaklardan paylaşılan bilgilerin takip edilmesi istendi.
Kiev yönetimiyse iddialara ilişkin henüz açıklama yapmadı.

Transdinyester sorunu
Rusya - Ukrayna savaşı, son dönemde Transdinyester'deki tansiyonu da artırdı.
Moldova'nın 1991'de Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Dinyester Nehri'nin sol yakasında bulunan Transdinyester, Rusya'nın desteğiyle tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.
Bunu kabul etmeyen Moldova yönetimiyle Rusya destekli ayrılıkçılar arasında başlayan savaş, Temmuz 1992'de Rusya ve Moldova arasında imzalanan ateşkesle sona erdi.
Savaş dursa da sorun tam olarak çözülemedi. Moldova, bu bölgeyi kendi toprakları olarak görse de Transdinyester, ayrı bir devlet olarak tanınma mücadelesini her zaman sürdürdü.
Birleşmiş Milletler üyesi hiçbir ülkenin tanımadığı Transdinyester, sadece Rusya'nın desteğiyle Gürcistan'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Abhazya ile Güney Osetya cumhuriyetçileri tarafından tanındı.

Net sayılar bilinmese de Transdinyester'de Rusya'nın yaklaşık 1500 askeri olduğu düşünülüyor.
Öte yandan 16 Şubat'ta Moldova'da kurulan yeni hükümetle başbakanlık görevini üstlenen Recean, geçen haftaki açıklamasında Transdinyester'in askerden arındırılması gerektiğini söylemişti. 
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise buna tepki göstererek, “Moldova'yla ilişkilerimiz zaten son derece gergin. Rusya karşıtı bir histeriye girdiler” demişti.

Darbe iddiaları
Son dönemde Rusya ve Moldova arasındaki gerginlik, darbe iddiaları nedeniyle de artımştı.
Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, geçen haftaki açıklamasında Kremlin'in Karadağ, Belarus ve Sırbistan'daki grupları ülkeye sokup hükümet karşıtı protestolarla, Batı yanlısı Kişinev yönetimini devirmeye çalıştığını öne sürmüştü. 
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de 9 Şubat'ta Avrupa Parlamentosu'ndaki konuşmasında Ukrayna istihbaratının, Rusya'nın Moldova'daki mevcut hükümeti devirip, yerine Kremlin yanlısı biri yönetim kurmaya yönelik planlarını tespit ettiğini savunmuştu.
Independent Türkçe, TASS, CNN, Guardian, AA



Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.


Washington, Sudan'da insani ateşkesin "derhal kabul edilmesi" çağrısında bulundu

New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)
New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)
TT

Washington, Sudan'da insani ateşkesin "derhal kabul edilmesi" çağrısında bulundu

New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)
New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos, ABD'nin dün Sudan'daki tüm taraflara, Birleşmiş Milletler mekanizması tarafından desteklenen insani ateşkesi "derhal ve ön koşulsuz olarak" kabul etmeleri çağrısında bulunduğunu vurguladı.

Sudan'daki gelişmeleri görüşmek üzere düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunun aralarındaki çeşitli toplantılara katılan Paul, şunları söyledi: “Sudanlı tarafları, sivillere hayat kurtarıcı yardımların ulaşabilmesi için ateşkesi kabul etmeye çağırıyoruz.”

Şöyle devam etti: “Ortaklarımızla adil ve kalıcı bir barış için çalışırken, soykırımdan sorumlu olanların hesap vermesini sağlamaya ve sivil yönetime güvenilir bir geçişi desteklemeye kararlıyız.”

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Abdulaziz el-Vasil, Güvenlik Konseyi oturumuna katılarak Krallığın Sudan'ın birliğini ve egemenliğini destekleme pozisyonunu teyit etti ve Sudan'daki krizi sona erdirecek kapsamlı bir siyasi çözümün önemini vurguladı.