Hizbullah’ın en önde gelen finansörlerinden biri ABD'de 20 yıl hapisle yargılanıyor

Hizbullah’ın en önde gelen finansörlerinden biri ABD'de 20 yıl hapisle yargılanıyor
TT

Hizbullah’ın en önde gelen finansörlerinden biri ABD'de 20 yıl hapisle yargılanıyor

Hizbullah’ın en önde gelen finansörlerinden biri ABD'de 20 yıl hapisle yargılanıyor

ABD Federal Başsavcısı Brion Pace, aynı zamanda Belçika vatandaşlığına sahip ve İran destekli Hizbullah'ın önemli bir finansörü olan Lübnan vatandaşı bir kişinin Romanya'nın başkenti Bükreş'te tutuklandığını duyurdu.
New York Brooklyn Federal Başsavcısı Brion Pace, “daha önce 2018 yılında ABD tarafından ‘küresel terörist’ ilan edilen ve yıllarca Hizbullah için milyonlarca dolar toplayan 58 yaşındaki Muhammed İbrahim Bazzi'nin nerede olduğuna dair bilgi verene 10 milyon dolar para ödülü ayrıldığını” söyledi. Başsavcı Pace, Bazzi ve başka bir Lübnan vatandaşı olan 78 yaşındaki Talal Şahin'in Brooklyn Federal Mahkemesi'ne geçen ay iade edilen bir iddianamede yer alan suçlamalarla ilgili olarak ABD federal makamlarına teslim edilmelerinin planlandığını da sözlerine ekledi.
Pace, “İddia edildiği gibi Muhammed Bazzi, kolluk kuvvetleri tarafından tespit edilmeden önce ABD'den Lübnan'a yüzbinlerce doları gizlice transfer edebileceğine inanıyordu. Bugün tutuklanması Bazzi'nin yanıldığını kanıtlıyor. Mahkememiz, ABD hükümeti tarafından uygulanan yaptırımlara saygı gösterilmesini sağlamaya ve terörist finansörlere fon sağlamayı reddetmeye kararlıdır” dedi.
Açıklamaya göre Bazzi Cuma günü Bükreş'e geldikten sonra Rumen kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına aldı.
Bazzi ve Şahin'e yöneltilen suçlamalar arasında, küresel terör komplosu, kara para aklama ve yasa dışı işlemler yapmak üzere ABD’li bireyleri dolandırmak için komplo kurmak yer alıyor. İddianamede yer alan üç suçlamadan her biri 20 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. ABD, iddianamedeki suçlamalarla yüzleşmek için Bazzi'nin New York'un Doğu Bölgesi'ne iadesini talep etmeye niyetlenirken, ABD'ye vardıklarında bu iki ismi kimin temsil edeceği henüz belli değil.
ABD Adalet Bakanlığı Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) Uzmanı Daniel Kafavian, “Bu davadaki sanıklar, ölüm ve yıkımdan sorumlu yabancı bir terör örgütü olan Hizbullah'a sürekli mali yardım sağlamaya çalıştı. DEA'nın tüm çalışanları, bu örgütlerin ve onları mali olarak desteklemeyi seçenlerin operasyonlarını bozmak ve tasfiye etmek için kolluk kuvvetleri ve yabancı meslektaşlarımızla birlikte çalışmaya kararlıdır” dedi.
Mayıs 2018'de ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Hizbullah’a maddi ve teknolojik destek verdiği, mali hizmetlerin sağlanmasına yardım ettiği ve örgüte sponsorluk sağladığı için Bazzi’yi ‘küresel terörist’ olarak sınıflandırdı.
OFAC’ın sınıflandırmasına göre Bazzi, Hizbullah’ın önemli bir finansörüdür ve örgüte yıllar içinde Belçika, Lübnan, Irak ve Batı Afrika'daki ticari faaliyetlerinden kaynaklanan milyonlarca doları aktarmıştır. Söz konusu sınıflandırmanın bir sonucu olarak, tüm ABD'li kişilerin Bazzi ile veya onun adına iş yapması yasaklanmıştır. Sınıflandırmanın ardından Bazzi ve Şahin, ABD’deki kişileri Michigan eyaletinde bulunan belirli gayrimenkul varlıklarındaki paylarını elden çıkarmaya zorlamak ve tasfiye gelirlerinden ABD'den Lübnan'daki Bazzi ve Şahin'e gizlice yüzbinlerce dolar transfer etmek için komplo kurdu.
Yetkililer, Bazzi ve Şahin arasındaki telefon görüşmelerini kaydetmeyi başardılar. Bu görüşmelerde faaliyetlerini OFAC'tan ve kolluk kuvvetlerinden gizlemek için Bazzi'nin satış gelirlerinin kaynağı ve hedefi olduğunu gizlemek ve ABD’deki ortaklarının kendileriyle ilgisi olmayan işlemlerde yasal olarak hareket ettiğine dair yalan gerçekler yaratmak da dahil olmak üzere çeşitli yollar önerdiler.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Bazzi ve Şahin, Çinli bir üreticiden hayali bir restoran ekipmanı satın alma işleminin bir parçası olarak Çin'deki üçüncü bir taraf aracılığıyla ve hayali bir mülk satın alma işleminin bir parçası olarak Lübnan'daki bir üçüncü taraf aracılığıyla para transferini önerdiler. Ayrıca aile üyeleri arasındaki sahte kredilerin bir parçası olarak Kuveyt'teki Şahin ailesinin üyeleri aracılığıyla para transfer etmeye çalıştılar. Hayali bir franchise sözleşmesiyle Lübnan merkezli restoranın ABD’nin çeşitli bölgelerindeki şubelerini işletme hakları için ödeme alma girişiminde bulundular.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.