Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği Ödülü’nü kazandı

Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)
Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)
TT

Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği Ödülü’nü kazandı

Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)
Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)

Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, geçtiğimiz pazar günü Amerikan Oyuncular Birliği Ödülü (American Screen Actors Guild) ödül töreninde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Bu, Asya kökenli bir aktrisin, drama yetenekleri birden çok kez kanıtlanmış bir aktris olan Cate Blanchett’ a karşı kazandığı ilk galibiyet.
Yeoh’ a ödülü getiren, 2022’de Oscar’da ‘En İyi Yabancı Film Ödülü’nü hak kazanan ‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’ (Everything Everywhere All at Once) adlı film oldu. Filmde Yeoh, daha sonra ninja ve doğu dövüş sanatları savaşçısına dönüşen bir çamaşırhane sahibini canlandırıyor. Çalışma, aktrisin daha önceki ‘Kaplan ve Ejderha’ (Crouching Tiger, Hidden Dragon) isimli filmine benziyor.
SAG’ da Jamie Lee Curtis ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü, Ke Huy Quan, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı. ‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’ filminin tüm oyuncuları bu filmdeki rollerinden dolayı ödül kazanmış oldu.

Brendon Fraser, ‘Balina’ (The Whale) filmindeki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. (AP)

Kadın ve Erkek
Brendon Fraser, ‘Balina’ (The Whale) filmindeki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü. Törende ödül kazananların, 12 Mart’ta sahiplerini bulacak olan Oscar Ödülü’nde şansları artmış oldu. Özellikle Michelle Yeoh ve Brendon Fraser’ın Oscar’da ödül kazanmaları bekleniyor. Zira SAG, oscar’ın bir göstergesi sayılıyor.  Ancak elbette bu kesin değil. Zira Cate Blanchett, SAG’da ‘Tar’aki rolüyle ödül kazanamazken Oscar’da ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülmüştü.
‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’ bu sezon birçok ödül aldı. Film, daha önce ‘En İyi Komedi Filmi’ dalında Altın Küre Ödülünü kazanmıştı. Ardından, birkaç gün önce, Amerikan Yapımcılar Birliği Ödülü’nü (Producers Guild of America Awards) kazandı. Bu fantastik filmi çeken Daniel Kwan ve Daniel Scheinert da Amerika Yönetmenler Birliği Ödülü’nü (Directors Guild of America Awards) elde ettiler. Filmin kaybettiği tek büyük ödül İngiliz BAFTA oldu. Ancak filmin BAFTA Ödülü’nü kaybetmesi, beğeni dalgasını gölgelemedi.

Oyuncu ve model Cara Delevingne de ödül törenine katıldı. (A.P)
Michelle Yeoh’ın konuşmasının ardından sahneye çıkan Brendon Fraser, ödülünü alırken ağladı. Bir süperstar olarak yükselişini ve sonrasındaki düşüşünü “Son zamanlarda bir dalgaya kapıldım ve dalgalar beni okyanusun dibine kadar çekti” diyerek özetledi.
Michelle Yeoh'un Oscar yarışındaki en ciddi rakibi Cate Blanchett olurken Fraser, ‘Inisherin'in Ölüm Perileri’ (The Banshees of Inisherin) filmindeki rolüyle Colin Farrell ve Elvis’teki rolüyle Austin Butler’ın da aralarında bulunduğu bazı isimlerle kişiyle karşı karşıya. Hikayesi, anlatımı ve yönetmenlik tarzıyla birbirinden farklı filmlerde rol alan bu iki isim de çok başarılı olarak değerlendirildi.
Amerikan Oyuncular Birliği’nde yaklaşık 160 bin kadın ve erkek oyuncu üyesi bulunuyor. Ancak hepsi Akademi Ödülleri’ni dağıtan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin üyesi değil. Söz konusu akademinin üyelerinin sayısı bin 300'ün biraz üzerinde. Fraser ve Yeoh’un her ikisinin de Oscar’daki yarışının arkasındaki ayrıntılar da burada yatıyor. Özellikle Oscar'da oylama, toplam sayısı yukarıda belirtilen aktörlerin sayısından fazla olan sinema endüstrisinin tüm sektörlerini ve çalışanlarını içerdiğinden oy kullanacak kişi sayısı etkili oluyor.
Ayrıca Amerikan Oyuncular Birliği’ne üye olan, beyaz olmayan ulusal seçmenlerin yüzdesine dair bir açık veri yok. Çoğunluk beyaz olmasına karşın Afro-Amerikan, Asyalı ve Latin kökenli temsilcilerin de büyük bir yüzdesi var. Bu nedenle, Michelle Yeoh'un ödülü kazanması yönündeki çaba, söz konusu kesimden bir temsilcinin kazanma arzusunu yansıtabilir.

Aktör Austin Butler, "Elvis" filmindeki rolü ile ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında aday gösterildi. (Reuters)

İhlaller
Oscar’ın beyaz ağırlıklı yüzdesi, Blanchett'in Tar'daki orkestra şefi rolü için kazanmasını sağlamak için düşük (tüm seçmenlerin sayısı 9 bin 200 kişinin üstünde) bir oran. Şu an Blanchett ve Yeoh’tan sonra Oscar kazanma ihtimali bulunan iki isim daha var. Bunlar ‘Sarışın’ (Blonde) filmindeki rolüyle Ana de Armas ve ‘Fabelmanlar’ (The Fabelmans) filmindeki rolüyle Michelle Williams.
2017’de SAG Ödülü, ‘Çitler’ (Fences) filmiyle Denzel Washington’a giderken Akademi Ödülünü ‘Yaşamın Kıyısında’ (Manchester By the Sea) ile Casey Affleck aldı. 2018’ de Afro Amerikan Viola Davis Ma Rainey's Black Button’daki rolüyle SAG ödülünü alırken Frances McDormand, Nomadland’deki rolü ile Oscar’ın sahibi oldu. Davis ise aday dahi gösterilmedi.
SAG Ödülleri, film ve televizyondaki aktörler ve aktrisler için veriliyor. Bu yönüyle içinde barındırdığı kategorilerin sayısı kendisinden daha geniş olsa da Altın Küre ödüllerine benziyor.

Televizyon
Televizyon alanında ödül kazanlar arasında öne çıkanlardan biri 1883'teki rolüyle Sam Elliott oldu. Eliot, The Patient’teki rolüyle en büyük rakibi olan Steve Carell'i yendi.
Kadınlarda, aynı kategoride Jessica Chastain, George ve Tammy isimli dramadaki rolüyle ödülün sahibi oldu. Onun bu kategoride Emily Blunt ve Julia Garner gibi birçok önemli rakibi vardı.

Jessica Chastain, ‘George ve Tammy’ dizisindeki rolüyle ödül kazandı. (Reuters)
Komedi Dizisi kategorisinde The Bear’daki rolüyle Jeremy Allen White ödülün sahibi oldu. Çok sayıda kişi ödülün, Only Murders in the Building dizisindeki rolleri ile Steve Martin ya da Martin Short’a gitmesini bekliyordu.
Aynı kategorideki kadınlarda ise Jean Smart, Hacks’deki rolüyle ödülü aldı. ‘The White Lotus’taki rolüyle Jennifer Coolidge’nin dram kategorisinde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Coolidge’nin rakipleri ‘The Crown’ dizisindeki rolüyle Elizabeth Debicki, ‘Ozark’taki rolüyle Julia Garner ve ‘Euphoria’deki oyunculuğuyla Zendaya idi.
Drama kategorisinde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Ozark’aki rolüyle Jason Bateman’a gitti. Oysa beklentiler, ödülü ‘The Old Man’ ile Jeff Bridges’in alacağı yönündeydi.

Sinema
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü ‘‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’daki performansıyla Jamie Lee Curtis, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü de aynı filmdeki performansıyla Ke Huy Quan kazandı. Curtis’in en önemli rakibi Black Panther: Wakanda Forever’daki rolüyle Angela Bassett’tı. Quan’ın başlıca rakibi ise ‘Inisherin'in Ölüm Perileri’ filmindeki performansıyla Brendan Gleeson’du. Verilen ödüller arasında En İyi Dublör Erkek Oyuncu-Kadın Oyuncu dalları da var. Ancak bu ödüller oyuncuya değil, ekibe veriliyor. Sinema filmleri arasında ‘Top Gun: Maverick’ bu dalda ödül kazandı.  ‘Avatar: suyun Yolu’ (Avatar: The Way of the Water) ise ödüllerden eli boş döndü. Televizyon için yapılmış film ve diziler arasından ise ‘Stranger Things’ ödülün sahibi oldu.



Netflix izleyicileri fişi çekilen dizi için yeni sezon çağrısı yapıyor

The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri fişi çekilen dizi için yeni sezon çağrısı yapıyor

The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)

Netflix kütüphanesinin son dönemdeki en dikkat çekici yapımlarından biri olan The Residence, mizahla gizemi bir araya getirerek sosyal medyada dikkat çeken dizilerden biri oldu.

Tek sezonda biten sürükleyici bir dizi arayanların radarına giren yapım, "mutlaka izlenmeli" listelerinde sıkça anılmaya başladı.

Dijital platformlardaki binlerce içerik arasında seçim yapmakta zorlanan izleyiciler, çareyi topluluk önerilerinde buluyor. Son olarak Reddit'te "tek sezonda biten, aksiyon dolu ve bir oturuşta izlenecek dizi" tavsiyesi isteyen kullanıcılara gelen yanıtlar arasında tek bir isim öne çıktı: The Residence. 

2025'te izleyiciyle buluşan Amerikan yapımı gizem-komedi dizisi, kısa sürede sadık bir hayran kitlesi edinmeyi başardı.

Beyaz Saray'da bir cinayet

Dizi, eksantrik dedektif Cordelia Cupp'ın (Uzo Aduba), Beyaz Saray'da Avustralya Başbakanı onuruna verilen resmi bir akşam yemeği sırasında işlenen karmaşık bir cinayeti çözme çabasını konu alıyor. 

Soruşturma derinleştikçe, konut çalışanları ve seçkin konuklar arasındaki gizli gerilimler ve çatışmalar gün yüzüne çıkıyor. Herkesin şüpheli konumuna düştüğü bu süreç, izleyiciye hem zekice kurgulanmış bir polisiye hem de keskin bir mizah sunuyor.

The Residence, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'ta yüzde 84, IMDb'de ise 7,7 gibi iddialı puanlara ulaştı. 

İzleyiciler, özellikle Uzo Aduba'nın performansını ve dizinin hafif ama merak uyandırıcı tarzını öve öve bitiremiyor.

Bir izleyici, The Residence'la ilgili "Tam anlamıyla bir altın madeni! Bitmesin diye dua ettim" yorumunu yaparken bir diğeri ekliyor:

Müthiş derecede zekice ve son ana kadar tahmin yürütmenizi sağlıyor.

Bir diğer izleyici ise "Karakterler o kadar derin ki, hikayenin içine çekilmemek imkansız" yorumunu yapıyor.

İptal kararına rağmen ikinci sezon beklentisi

Netflix'in The Residence'ı tek sezonda iptal etmesi hayranlarını üzse de sosyal medyada yeni sezon talepleri yükselmeye çoktan başladı. 

Bazı eleştirmenler, dedektif Cupp karakteri etrafında aynı etkiyi ikinci kez yaratmanın zor olabileceğini söylüyor. Buna rağmen izleyiciler, dizinin kurduğu bu eğlenceli ve merak duygusu yüksek dünyadan ayrılmaya henüz hazır görünmüyor.

Independent Türkçe, Express, The Mirror


Daniel Radcliffe favori Harry Potter filmini açıkladı

2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
TT

Daniel Radcliffe favori Harry Potter filmini açıkladı

2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)

Daniel Radcliffe, Harry Potter serisindeki favori filmlerini, en az sevdiği halkayı ve yıllar içinde kendi oyunculuğuna bakışının nasıl değiştiğini anlattı.

Bugün 36 yaşında bir baba olan Radcliffe, geçmişe baktığında artık kendi performanslarına karşı daha bağışlayıcı bir tutum sergiliyor.

Sinema tarihinin en popüler genç yetişkin serilerinden biri olan Harry Potter'ın başrol oyuncusu, favorisini açıkladı. Geçmişte kendi oyunculuğunu izlemekten "utandığını" sık sık dile getiren Radcliffe, 36 yaşına bastığı 2026'dan geriye baktığında, artık ilk filmleri izlerken daha keyifli vakit geçirdiğini itiraf etti.

"Kendi oyunculuğumdan mahcup oluyorum"

Happy Sad Confused podcast yayınında Josh Horowitz'in konuğu olan Radcliffe, yaş aldıkça kendisini izleme konusundaki fikrinin değiştiğini belirtti:

18 yaşındayken ilk filmleri izlediğimde yerin dibine girerdim. Şimdi ise o ilk hallerimi çok tatlı buluyorum; asıl 18-19 yaşlarındaki performansımı izlerken mahcup oluyorum. Sanırım bu döngü ben yaşlandıkça böyle devam edecek.

Zirvede Ölüm Yadigarları, dipte Melez Prens

Programda uygulanan turnuva usulü bir eşleşme sisteminde Radcliffe, serinin 8 filmi arasından seçim yaptı. Yıldız oyuncunun mutlak favorisi, serinin büyük finali olan Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2 (Harry Potter and the Deathly Hallows – Part 2) oldu.

En az sevdiği film sorulduğunda ise şaşırtıcı bir dürüstlükle Melez Prens'i (Harry Potter and the Half-Blood Prince) işaret eden Radcliffe, bu durumun filmin kalitesiyle değil, tamamen kendi performansıyla ilgili olduğunu vurguladı: 

Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Harry Potter and the Order of the Phoenix) açık ara daha iyiydi. Melez Prens muhtemelen benim için listenin en sonunda yer alıyor. Ama bu tamamen benim kendi oyunculuğumla, performansımla alakalı; filmle değil.

Hayranların favorisi kabul edilen Azkaban Tutsağı (Harry Potter and the Prisoner of Azkaban) ve Ateş Kadehi (Harry Potter and the Goblet of Fire) arasında bir seçim yapması istendiğinde Radcliffe, Potter hayranlarından "merhamet" dileyerek tercihini 4. filmden yana kullandı:

Herkesin Azkaban dememi beklediğini biliyorum, genel kanı bu yönde ama ben 4. filmde (Ateş Kadehi) yapma fırsatı bulduğum şeyleri çok sevdim.

Oğluyla birlikte kendi filmlerini izleme fikrine pek sıcak bakmayan Radcliffe, martta yaptığı açıklamada, oğlunun bu hikayeyi HBO'nun yeni dizi uyarlaması üzerinden deneyimleyecek olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirmişti. 

"Babasını o rolde izlemesi bence pek havalı olmazdı, hikayenin büyüsünü bozabilirdi" diyerek yeni nesil Harry Potter projesine olan desteğini yinelemişti.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Happy Sad Confused, People


Suikast sonrası ertelenen dizi geri dönüyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
TT

Suikast sonrası ertelenen dizi geri dönüyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)

Apple TV'nin geçen yıl gerçek bir suikastın gölgesinde kalarak son anda rafa kaldırdığı dizisi The Savant için bekleyiş sona eriyor. Başrol oyuncusu Jessica Chastain, aylardır akıbeti merak edilen projenin nihayet izleyiciyle buluşacağını duyurdu.

Oscar ödüllü oyuncu Chastain, yayın tarihi yılan hikayesine dönen yeni mini dizisi The Savant hakkında ilk kez somut bir açıklama yaptı. 

Cumartesi gecesi ABD'nin Santa Monica kentinde düzenlenen 2026 Breakthrough Ödül Töreni'nde konuşan Chastain, bir dönem yayımlanıp yayımlanmayacağı bile belirsiz olan dizinin artık gün saydığını belirtti. 

Kırmızı halıda esprili bir dille projenin ne kadar uzun süredir beklediğine değinen yıldız, "O zamanlar saçlarım küt bile değildi!" diyerek dizinin çekimlerinin üzerinden geçen zamana vurgu yaptı.

Suikast ve "talihsiz zamanlama"

The Savant, normal şartlarda 26 Eylül 2025'te prömiyer yapacaktı. Ancak planlanan tarihten yalnızca günler önce, ABD'li aşırı sağcı podcast sunucusu Charlie Kirk'ün suikasta kurban gitmesi üzerine Apple TV projeyi süresiz olarak erteleme kararı almıştı. 

Dizinin konusuyla yaşanan gerçek şiddet olayları arasındaki benzerlikler, platformu daha temkinli davranmaya yöneltmişti.

Aralarında ağırlaştırılmış cinayetin de bulunduğu çok sayıda suçlamayla Utah'ta yargılanan zanlı Tyler Robinson'ın davası sürerken, Apple'ın diziyi yeniden takvime alması sektörde dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor.

Bir katliam gerçekleşmeden önlenebilir mi?

Gerçek bir hikayeden uyarlanan dizi, Cosmopolitan dergisinde yayımlanan "Bir kitle saldırısını gerçekleşmeden durdurmak mümkün mü?" başlıklı makaleye dayanıyor. 

Chastain, internetteki aşırılık yanlısı ve nefret odaklı topluluklara sızarak, radikalleşmiş ve şiddete meyilli gençleri eyleme geçmeden önce yatıştırmaya çalışan The Savant lakaplı gizli bir araştırmacıyı canlandırıyor.

"Bu dizi hiç olmadığı kadar güncel"

Erteleme kararı alındığında buna katılmadığını açıkça belirten Chastain, projenin önemini şu sözlerle savunmuştu:

Son 5 yılda ABD'de ne yazık ki çok fazla şiddet olayına tanıklık ettik. Zor konulardan hiçbir zaman kaçmadım. Bu dizinin bu kadar güncel olmamasını dilerdim ama ne yazık ki öyle. The Savant, şiddeti durdurmak için her gün çalışan gizli kahramanları ve onların cesaretini onurlandırıyor.

Apple TV+ henüz resmi bir yayın tarihi açıklamasa da Chastain'in açıklaması, projenin gelecek aylarda platforma geleceğini güçlü biçimde işaret ediyor.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, ScreenRant, Cosmopolitan