Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği Ödülü’nü kazandı

Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)
Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)
TT

Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği Ödülü’nü kazandı

Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)
Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, Amerikan Oyuncular Birliği’nde (SAG) ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. (Reuters)

Amerikalı-Malezyalı aktris Michelle Yeoh, geçtiğimiz pazar günü Amerikan Oyuncular Birliği Ödülü (American Screen Actors Guild) ödül töreninde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Bu, Asya kökenli bir aktrisin, drama yetenekleri birden çok kez kanıtlanmış bir aktris olan Cate Blanchett’ a karşı kazandığı ilk galibiyet.
Yeoh’ a ödülü getiren, 2022’de Oscar’da ‘En İyi Yabancı Film Ödülü’nü hak kazanan ‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’ (Everything Everywhere All at Once) adlı film oldu. Filmde Yeoh, daha sonra ninja ve doğu dövüş sanatları savaşçısına dönüşen bir çamaşırhane sahibini canlandırıyor. Çalışma, aktrisin daha önceki ‘Kaplan ve Ejderha’ (Crouching Tiger, Hidden Dragon) isimli filmine benziyor.
SAG’ da Jamie Lee Curtis ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü, Ke Huy Quan, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı. ‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’ filminin tüm oyuncuları bu filmdeki rollerinden dolayı ödül kazanmış oldu.

Brendon Fraser, ‘Balina’ (The Whale) filmindeki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. (AP)

Kadın ve Erkek
Brendon Fraser, ‘Balina’ (The Whale) filmindeki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü. Törende ödül kazananların, 12 Mart’ta sahiplerini bulacak olan Oscar Ödülü’nde şansları artmış oldu. Özellikle Michelle Yeoh ve Brendon Fraser’ın Oscar’da ödül kazanmaları bekleniyor. Zira SAG, oscar’ın bir göstergesi sayılıyor.  Ancak elbette bu kesin değil. Zira Cate Blanchett, SAG’da ‘Tar’aki rolüyle ödül kazanamazken Oscar’da ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülmüştü.
‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’ bu sezon birçok ödül aldı. Film, daha önce ‘En İyi Komedi Filmi’ dalında Altın Küre Ödülünü kazanmıştı. Ardından, birkaç gün önce, Amerikan Yapımcılar Birliği Ödülü’nü (Producers Guild of America Awards) kazandı. Bu fantastik filmi çeken Daniel Kwan ve Daniel Scheinert da Amerika Yönetmenler Birliği Ödülü’nü (Directors Guild of America Awards) elde ettiler. Filmin kaybettiği tek büyük ödül İngiliz BAFTA oldu. Ancak filmin BAFTA Ödülü’nü kaybetmesi, beğeni dalgasını gölgelemedi.

Oyuncu ve model Cara Delevingne de ödül törenine katıldı. (A.P)
Michelle Yeoh’ın konuşmasının ardından sahneye çıkan Brendon Fraser, ödülünü alırken ağladı. Bir süperstar olarak yükselişini ve sonrasındaki düşüşünü “Son zamanlarda bir dalgaya kapıldım ve dalgalar beni okyanusun dibine kadar çekti” diyerek özetledi.
Michelle Yeoh'un Oscar yarışındaki en ciddi rakibi Cate Blanchett olurken Fraser, ‘Inisherin'in Ölüm Perileri’ (The Banshees of Inisherin) filmindeki rolüyle Colin Farrell ve Elvis’teki rolüyle Austin Butler’ın da aralarında bulunduğu bazı isimlerle kişiyle karşı karşıya. Hikayesi, anlatımı ve yönetmenlik tarzıyla birbirinden farklı filmlerde rol alan bu iki isim de çok başarılı olarak değerlendirildi.
Amerikan Oyuncular Birliği’nde yaklaşık 160 bin kadın ve erkek oyuncu üyesi bulunuyor. Ancak hepsi Akademi Ödülleri’ni dağıtan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin üyesi değil. Söz konusu akademinin üyelerinin sayısı bin 300'ün biraz üzerinde. Fraser ve Yeoh’un her ikisinin de Oscar’daki yarışının arkasındaki ayrıntılar da burada yatıyor. Özellikle Oscar'da oylama, toplam sayısı yukarıda belirtilen aktörlerin sayısından fazla olan sinema endüstrisinin tüm sektörlerini ve çalışanlarını içerdiğinden oy kullanacak kişi sayısı etkili oluyor.
Ayrıca Amerikan Oyuncular Birliği’ne üye olan, beyaz olmayan ulusal seçmenlerin yüzdesine dair bir açık veri yok. Çoğunluk beyaz olmasına karşın Afro-Amerikan, Asyalı ve Latin kökenli temsilcilerin de büyük bir yüzdesi var. Bu nedenle, Michelle Yeoh'un ödülü kazanması yönündeki çaba, söz konusu kesimden bir temsilcinin kazanma arzusunu yansıtabilir.

Aktör Austin Butler, "Elvis" filmindeki rolü ile ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında aday gösterildi. (Reuters)

İhlaller
Oscar’ın beyaz ağırlıklı yüzdesi, Blanchett'in Tar'daki orkestra şefi rolü için kazanmasını sağlamak için düşük (tüm seçmenlerin sayısı 9 bin 200 kişinin üstünde) bir oran. Şu an Blanchett ve Yeoh’tan sonra Oscar kazanma ihtimali bulunan iki isim daha var. Bunlar ‘Sarışın’ (Blonde) filmindeki rolüyle Ana de Armas ve ‘Fabelmanlar’ (The Fabelmans) filmindeki rolüyle Michelle Williams.
2017’de SAG Ödülü, ‘Çitler’ (Fences) filmiyle Denzel Washington’a giderken Akademi Ödülünü ‘Yaşamın Kıyısında’ (Manchester By the Sea) ile Casey Affleck aldı. 2018’ de Afro Amerikan Viola Davis Ma Rainey's Black Button’daki rolüyle SAG ödülünü alırken Frances McDormand, Nomadland’deki rolü ile Oscar’ın sahibi oldu. Davis ise aday dahi gösterilmedi.
SAG Ödülleri, film ve televizyondaki aktörler ve aktrisler için veriliyor. Bu yönüyle içinde barındırdığı kategorilerin sayısı kendisinden daha geniş olsa da Altın Küre ödüllerine benziyor.

Televizyon
Televizyon alanında ödül kazanlar arasında öne çıkanlardan biri 1883'teki rolüyle Sam Elliott oldu. Eliot, The Patient’teki rolüyle en büyük rakibi olan Steve Carell'i yendi.
Kadınlarda, aynı kategoride Jessica Chastain, George ve Tammy isimli dramadaki rolüyle ödülün sahibi oldu. Onun bu kategoride Emily Blunt ve Julia Garner gibi birçok önemli rakibi vardı.

Jessica Chastain, ‘George ve Tammy’ dizisindeki rolüyle ödül kazandı. (Reuters)
Komedi Dizisi kategorisinde The Bear’daki rolüyle Jeremy Allen White ödülün sahibi oldu. Çok sayıda kişi ödülün, Only Murders in the Building dizisindeki rolleri ile Steve Martin ya da Martin Short’a gitmesini bekliyordu.
Aynı kategorideki kadınlarda ise Jean Smart, Hacks’deki rolüyle ödülü aldı. ‘The White Lotus’taki rolüyle Jennifer Coolidge’nin dram kategorisinde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Coolidge’nin rakipleri ‘The Crown’ dizisindeki rolüyle Elizabeth Debicki, ‘Ozark’taki rolüyle Julia Garner ve ‘Euphoria’deki oyunculuğuyla Zendaya idi.
Drama kategorisinde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Ozark’aki rolüyle Jason Bateman’a gitti. Oysa beklentiler, ödülü ‘The Old Man’ ile Jeff Bridges’in alacağı yönündeydi.

Sinema
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü ‘‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda’daki performansıyla Jamie Lee Curtis, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü de aynı filmdeki performansıyla Ke Huy Quan kazandı. Curtis’in en önemli rakibi Black Panther: Wakanda Forever’daki rolüyle Angela Bassett’tı. Quan’ın başlıca rakibi ise ‘Inisherin'in Ölüm Perileri’ filmindeki performansıyla Brendan Gleeson’du. Verilen ödüller arasında En İyi Dublör Erkek Oyuncu-Kadın Oyuncu dalları da var. Ancak bu ödüller oyuncuya değil, ekibe veriliyor. Sinema filmleri arasında ‘Top Gun: Maverick’ bu dalda ödül kazandı.  ‘Avatar: suyun Yolu’ (Avatar: The Way of the Water) ise ödüllerden eli boş döndü. Televizyon için yapılmış film ve diziler arasından ise ‘Stranger Things’ ödülün sahibi oldu.



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety