Rusya, Suriye-Türkiye normalleşme sürecini hızlandıracak

Moskova, yaptırımları görmezden gelme niyetinde olduğunu ve Şam ile ekonomik iş birliğini geliştirmeyi planladığını vurguladı.

AB ülkelerinden gelen insani yardımlar pazar günü Şam Uluslararası Havaalanı’na ulaştı (Reuters)
AB ülkelerinden gelen insani yardımlar pazar günü Şam Uluslararası Havaalanı’na ulaştı (Reuters)
TT

Rusya, Suriye-Türkiye normalleşme sürecini hızlandıracak

AB ülkelerinden gelen insani yardımlar pazar günü Şam Uluslararası Havaalanı’na ulaştı (Reuters)
AB ülkelerinden gelen insani yardımlar pazar günü Şam Uluslararası Havaalanı’na ulaştı (Reuters)

Moskova, Türkiye ve Suriye’de yıkıcı etkileri olan depremin ardından bölgesel ve küresel dayanışmanın sağladığı ivme karşısında Şam ve Ankara arasındaki normalleşme sürecini ilerletmek için yeni adımlarını atmaya başladı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, pazar günü, Rusya, Suriye, Türkiye ve İran dışişleri bakanları arasında bir toplantı düzenlenmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bu açıklamada, Moskova’nın devam eden çabalara Tahran'ı da dahil etme niyetinin yeni bir göstergesi olarak görüldü.
Rusya'nın devlet haber ajansı TASS'a konuşan Bogdanov, Rusya, Türkiye, Suriye ve İran dışişleri bakanları arasında bir toplantı yapılması için hazırlıkların yapıldığını söyledi. Toplantının şu an dört ülkenin de gündeminde olduğunu belirten Bogdanov, toplantının ne zaman yapılacağına dair ayrıntı vermedi.
Şam ile Ankara arasındaki başlıca anlaşmazlık konularından birine atıfta bulunan Bogdanov, Moskova'nın Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye'deki varlığının geçici olduğunu sorgulamadığını’ vurguladı. Türkiye’nin, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığını en üst yetkilisiyle dile getirdiğinin altını çizen Rus yetkili, bu tutumun, Rusya ile Türkiye arasında yapılan anlaşmalarda ve Astana Üçlüsü’nün ortak açıklamalarında teyit edildiğini söyledi.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şam ve Ankara arasındaki anlaşmazlıkların üstesinden gelinebilir. İki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmek ve geleneksel Suriye-Türkiye arasındaki iyi komşuluk ilişkilerini eski haline getirmek için taraflara kabul edilebilir çözümler bulmalarında yardımcı olmaya devam edeceğiz.”
Bogdanov, Suriye ve Türkiye'nin yakın bir gelecekte aralarındaki diplomatik ilişkileri yeniden kurup kuramayacaklarına ilişkin bir soruya “Bu, Suriye-Türkiye ilişkilerini normalleştirmeye yönelik nihai müzakere sürecinin hedeflerinden biridir. Şam ve Ankara arasındaki diplomatik ilişkilerin restorasyonu olmalı. Her iki ülkedeki diplomatik misyonların çalışmalarının yeniden başlaması bu yöndeki ortak çabaların sonuçlarından biridir” yanıtını verdi.
Ülkesinin Türkiye’deki seçim sürecini Şam ile Ankara arasındaki normalleşme süreciyle ilişkilendirmediğini belirten Rus yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki ülkenin yakınlaşmaya başlamaları ve aralarındaki iyi komşuluk ilişkilerini ve iş birliğini yeniden kurmaları hem Suriye hem de Türkiye için uzun vadeli bir çıkardır. Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin desteklenmesi konusu geçtiğimiz yaz Tahran'da düzenlenen Astana Zirvesi’nde gündeme getirildi. (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan, aralık ayında Rusya'nın da yardımıyla Suriye’nin ve Türkiye’nin temsilcileri arasında bir zirve toplantısıyla sonuçlanabilecek çok düzeyli istişarelerin başlatılmasını önerdi. Biz de bu girişimi güçlü bir şekilde destekledik.”
Bogdanov, Rusya, Suriye ve Türkiye'nin geçtiğimiz aralık ayı sonlarında savunma bakanları toplantısında ortak eylem için uzmanların yer aldığı bir mekanizma oluşturulduğunu belirtti.
Rusya, Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat teşkilatlarının başkanları geçtiğimiz aralık ayında Moskova'da görüşmeler gerçekleştirmişti.
Daha sonra, partilerin, siyasetçilerin Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması planlanan mayıs ayından önce gerçekleşmesini bekledikleri Rusya-Suriye-Türkiye zirvesi öncesinde üç ülkenin dışişleri bakanlarının toplanması kararlaştırıldı.
Ancak tüm bu gelişmeler arasında o dönem İran’ın ‘rolünün göz ardı edilmesi ve toplantılara davet edilmemesi’ nedeniyle mevcut çabalardan duyduğu memnuniyetsizliğin sinyallerini vermesi dikkati çekti. Bunun üzerine Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ülkesinin İran'ı bu sürece dahil etmeyi kabul ettiğini belirterek, Astana Üçlüsü’nün bundan sonraki görüşmelerle ilgili yakın iş birliği içinde çalıştığını açıkladı.
Bogdanov’un son açıklamaları, Moskova’nın Rusya-Türkiye-Suriye-İran görüşmesi için çabalarını artırdığına işaret ediyordu. Bu çabalar, depremin ardından bölgesel ve uluslararası tarafların Suriye ve Türkiye ile dayanışmalarının yoğunlaştığı ve Ürdün'ün son dönemde Suriye'ye yardım gönderilmesine müdahil olduğu bir döneme denk geldi. Bununla birlikte Ürdün hükümeti, Suriye-Ürdün sınırında güvenlik kaosunun artmasına yönelik korkularını da dile getirdi. Ürdün'den Körfez bölgesine uyuşturucu kaçakçılığı artarken silah kaçakçılığı da bölgedeki tehditlerden biri olarak ortaya çıktı. Ürdün ordusundan pazartesi günü yapılan bir açıklamada, Suriye topraklarından havalanan bir insansız hava aracı (İHA) ile silah ve el bombası kaçakçılığı girişiminin engellediği bildirildi.
Açıklamada, “Sınır Muhafız güçleri, İHA tespit sistemi aracılığıyla, Suriye topraklarından Ürdün topraklarına yasa dışı bir şekilde sınırdan geçmeye çalışan bir İHA tespit etti ve İHA Ürdün toprakları içinde düşürüldü” denildi.
Ürdünlü askeri bir kaynak, yaptığı açıklamada, “Ürdün Silahlı Kuvvetleri, sınırlarındaki her türlü tehdide ve vatanın güvenliğini baltalamaya ve istikrarsızlaştırmaya ve vatandaşlarını terörize etmeye yönelik her türlü girişime karşı güç ve kararlılıkla mücadele etmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov, ülkesinin bir sonraki aşamada Suriye ile ekonomik ve ticari iş birliğini geliştirme niyetinde olduğunu belirterek, Batı’nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların ardından Rusya iş sektörünün ‘yaptırım saplantısı ortadan kalktığı için Suriye ile iş birliğine olan ilgisinin artırdığını’ söyledi.
Şarku’l Avsat’ın TASS Haber Ajansı’ndan aktardığı habere Bogdanov, Rus iş insanlarının Suriyeli iş insanlarıyla çalışmaya olan ilgililerinin artarak devam ettiğini belirtti. Bazı Rus iş insanları daha önce Batı’nın kısıtlamalarına ve özellikle de ABD’nin Suriye hükümetiyle iş birliği yapan herkesin cezalandırılmasını öngören kötü şöhretli Caesar (Sezar) Yasası'na uymaya devam etse de Artık Rusya'nın tamamı (cezalandırıldığına göre) bu korkuların hiçbir anlamı yok” ifadelerini kullandı. Suriye için ‘erken toparlanma’ ifadesinin kullanılmasını eleştiren Bogdanov, bu ifadenin Batı'nın Suriye’nin yeniden inşasının finanse edilmesini reddettiği için kullanıldığını vurguladı.
Rus yetkili, şunları söyledi:
“Bu bizim kullandığımız bir ifade değil. Bu ifade esasen Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri tarafından, Suriye'de bir insani felaketi önlemek için aldıkları önlemleri, ne kadar mütevazı olursa olsun haklı göstermelerine olanak tanıyan yamalı bir çözüm olarak kullanılıyor. Bunun yanında Batılı bağışçılar, Suriye’nin savaş sonrası yeniden inşası için finansman sağlamayı kategorik olarak reddediyor ve şirketlerinin buna katılmasını engelliyor.”



Suriye'de "Özerk Yönetim": "10 Mart Anlaşması" şartlarının uygulanmasına birkaç gün içinde başlanması bekleniyor

Suriye'nin kuzeydoğusundaki "özerk yönetim" bölgelerini gösteren bir trafik levhası (Şarku'l Avsat)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki "özerk yönetim" bölgelerini gösteren bir trafik levhası (Şarku'l Avsat)
TT

Suriye'de "Özerk Yönetim": "10 Mart Anlaşması" şartlarının uygulanmasına birkaç gün içinde başlanması bekleniyor

Suriye'nin kuzeydoğusundaki "özerk yönetim" bölgelerini gösteren bir trafik levhası (Şarku'l Avsat)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki "özerk yönetim" bölgelerini gösteren bir trafik levhası (Şarku'l Avsat)

Suriye hükümetiyle müzakereler yürüten Kuzey ve Doğu Suriye "Özerk Yönetimi" heyetinin sözcüsü Yasir el-Suleyman, 10 Mart anlaşmasının uygulanmasına birkaç gün içinde başlanmasının beklendiğini söyledi.

Suriye TV'nin dün yayınladığı açıklamalarda sözcü, Amerikan tarafının da hükümetle yapılacak anlaşmanın uygulanmasını denetlemek üzere hazır bulunacağını ifade etti.

El-Suleyman sözlerine şöyle devam etti: "Suriye ancak çeşitli oluşumlara sahip tek bir orduyu kaldırabilir."

"Başkan Ahmed eş-Şara'nın vatanseverliğine ve entegrasyon sürecinin tamamlanmasını sağlama konusundaki kararlılığına güveniyoruz, böylece Suriye halkının fedakarlıklarına yakışır bir şekilde Suriye'yi inşa etmeye odaklanabiliriz."

SDG ve Özerk Yönetim kontrolündeki bölgelere giden bir yol (Şarku'l Avsat)SDG ve Özerk Yönetim kontrolündeki bölgelere giden bir yol (Şarku'l Avsat)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi müzakere heyetinin sözcüsü, petrolle ilgili bir soruya cevaben, petrol ürünlerinin devlet kurumları aracılığıyla tüm Suriyelilere sunulacağını, ancak bu ürünlerden elde edilen gelirin bir kısmının çıkarıldıkları bölgelere tahsis edileceğini belirtti.

Sözcü ayrıca, "Türkiye ile birçok anlaşmazlık var ve bunları Suriye devlet yapısı aracılığıyla çözmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.


İslam İşbirliği Teşkilatı, Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma hakkını yineledi

Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)
TT

İslam İşbirliği Teşkilatı, Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma hakkını yineledi

Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanıma girişimine karşı Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünün pazarlık kabul etmeyen, değişmez bir ilke olduğunu vurguladı.

İİT, Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde büyükelçiler düzeyinde toplanan Yürütme Komitesi toplantısının ardından yayımlanan bildiride, Afrika Boynuzu bölgesinde istikrarı zedeleyecek ve yeni çatışma ile gerilimlere zemin hazırlayacak herhangi bir fiilî durum dayatılmasına kesin bir dille karşı çıktığını belirtti.

İİT, İsrail’in Somaliland’ı tanıdığına ilişkin duyurusunu kınayarak, bunu Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik açık bir ihlal olarak nitelendirdi.

Bildiride ayrıca, çabaların yoğunlaştırılması, safların birleştirilmesi ve Somali Federal Cumhuriyeti’nin yanında yer alınması çağrısında bulunuldu.


Güney Geçiş Konseyi, Hadramut ve el-Mehra'daki mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmeye başlandığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
TT

Güney Geçiş Konseyi, Hadramut ve el-Mehra'daki mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmeye başlandığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)

Yeni yılın ilk saatlerinde Güney Geçiş Konseyi’ne (GGK) bağlı güçler, Doğu Yemen’deki Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde yeni düzenlemelere varıldığını gösteren bir adım olarak, bazı askeri mevzileri hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri’ne devretmeye başladı.

Hadramut vilayetindeki yerel yönetim kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Vatan Kalkanı Güçleri’nin GGK’ye bağlı birliklerden birçok noktayı devraldığını doğruladı. Kaynaklar, bu sürecin iki taraf arasında gerçekleştirilen toplantıların ardından hayata geçirildiğini belirtti.

Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin denetimindeki Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanları ile GGK liderleri arasında toplantılar yapıldığını ve bu görüşmelerde önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alındığını aktardı.

Kaynaklar, söz konusu düzenlemelerin içeriğine dair ayrıntı vermedi. Ancak aynı zamanda, Şebve vilayetinde Belhaf Limanı’na giriş yapan ve Yemen hükümetinin talebi üzerine daha sonra bir gemiyle ülkeden ayrılan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait zırhlı araçlar ve askeri unsurların geniş çaplı bir çekilme süreci yaşadığını belirtti.

Bir Yemenli yetkili, bu düzenlemeleri, ortak düşman olan Husilere karşı meşruiyet cephesinin birliğini ve dayanıklılığını güçlendirme yolunda ‘olumlu’ adımlar olarak nitelendirdi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, meşru yönetimin bileşenleri arasında ortaklığın önemine ve gelecekte yaşanabilecek ihtilaflarda diyalog diline başvurulmasının gerekliliğine vurgu yaptı.

Öte yandan Yemenli askeri kaynaklar, GGK’ye bağlı bazı birliklerin mevzilerinden çekilmeyi reddettiğini bildirdi. Bu durum üzerine GGK’nin, söz konusu güçlerin yönetimini üstlenmek ve müzakere sürecini yürütmek üzere Ebu Tahir el-Beyşi’yi Seyun kentine gönderdiği belirtildi.

Aynı kaynaklara göre GGK güçleri stratejik öneme sahip el-Haşa kampından çekilmeyi halen reddediyor. Bu sabah erken saatlerde Vatan Kalkanı Güçleri ile GGK liderleri arasında yapılan görüşmelerin ise şu ana kadar somut bir sonuç vermediği ifade edildi.

Bu gelişmelerle bağlantılı olarak kaynaklar, GGK’ye bağlı Güvenlik Destek Kuvvetleri Komutanı Salih bin eş-Şeyh Ebu Bekir, bilinen adıyla Ebu Ali el-Hadrami’nin, dün ülkeden ayrılan BAE güçleriyle birlikte el-Mukelle kentinden ayrıldığını doğruladı.

Kaynaklar, el-Hadrami’nin kentten ayrılmadan önce birliklerine kendilerini terhis ederek evlerine dönmeleri talimatı verdiğini ve askerlerine “Görev sona erdi” dediğini aktardı.

xscdf
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede (SABA)

Bu gelişmeler, GGK'ye bağlı Güney Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Muhammed en-Nakib’in yaptığı açıklamadan saatler sonra yaşandı. En-Nakib, yayımladığı bildiride, sınır hattındaki Semud bölgesinde bulunan bazı mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı 1. Tugay’a devredildiğini, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki Rumat bölgesi ile diğer bazı noktalarda da ‘varılan anlaşmalar doğrultusunda’ yeni devirlerin yapılacağını duyurdu.

Yayımlanan görüntülerde, Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanları ile GGK’den bazı liderlerin bir arada yer aldığı görülürken, bu buluşmanın iki taraf arasında önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alındığı bir çerçevede gerçekleştiği değerlendirildi.

En-Nakib’e göre bu adım, ‘kardeş ülkelerin oluşturduğu koalisyonun çabalarının başarıya ulaşmasına katkı sağlama’ amacıyla atıldı. En-Nakib, “Bugün Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı 1. Tugay Semud bölgesinde yeniden konuşlandırıldı. Varılan mutabakat uyarınca, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki Rumat bölgesi ve diğer alanlarda da Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı başka birliklerin yeniden konuşlandırılması sürecek” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Suudi Arabistan, BAE’ye atfedilen ve GGK’ye bağlı güçleri güney sınırlarına yakın askeri hareketliliğe sevk eden ‘son derece tehlikeli adımlardan’ duyduğu üzüntüyü daha önce açıklamıştı. Riyad yönetimi, söz konusu adımların Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliği ile Yemen ve bölgenin güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştı.

yuı
Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)

Suudi Arabistan, güvenliğinin ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurgulayarak, Yemen’in birliğine ve egemenliğine bağlılığını yineledi; Başkanlık Konseyi’ne tam destek verdiğini teyit etti. Riyad yönetimi, ‘güney meselesinin’ adil bir dava olduğu yönündeki tutumunu da yenileyerek, bu konunun kapsamlı bir siyasi diyalog çerçevesi dışında ele alınmasını reddettiğini açıkladı.

Riyad, güney meselesini iç çatışmalarda araçsallaştırılamayacak adil bir siyasi mesele olarak ele aldığını belirterek, çözümün güç yoluyla dayatma değil, diyalog ve uzlaşıyla sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu gelişmeler kapsamında Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ise BAE ile imzalanan ortak savunma anlaşmasının iptal edildiğini, 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan edildiğini ve BAE güçlerinin 24 saat içinde ülkeden çekilmesini talep ettiğini açıkladı. El-Alimi ayrıca, askeri kampların Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmesini istedi. Söz konusu kararlar, resmî kurumların desteğini aldı.