Hüseyin eş-Şeyh: İsrail ile güvenlik koordinasyonu yeniden başlamadı

Filistinli yetkili, ABD Temsilcisi’ne ‘uluslararası koruma’ çağrısı yaptı.

ABD yönetiminin İsrail-Filistin Özel Temsilcisi Hadi Amr, Huvara kasabası sakinleriyle görüştü. (WAFA)
ABD yönetiminin İsrail-Filistin Özel Temsilcisi Hadi Amr, Huvara kasabası sakinleriyle görüştü. (WAFA)
TT

Hüseyin eş-Şeyh: İsrail ile güvenlik koordinasyonu yeniden başlamadı

ABD yönetiminin İsrail-Filistin Özel Temsilcisi Hadi Amr, Huvara kasabası sakinleriyle görüştü. (WAFA)
ABD yönetiminin İsrail-Filistin Özel Temsilcisi Hadi Amr, Huvara kasabası sakinleriyle görüştü. (WAFA)

Hüseyin eş-Şeyh, ABD yönetiminin İsrail- Filistin Özel Temsilcisi Hadi Amr’a, İsrail ordusu ve yerleşimciler tarafından maruz kaldıkları saldırılar çerçevesinde ‘Filistin halkını koruma’ çağrısı yaptı.
Amr, Batı Şeria’daki gerginliği azaltmak, güven ortamı oluşturmak ve olası bir siyasi sürece ulaşmak amacıyla uluslararası ve bölgesel çabalarla ilgili devam eden toplantılar kapsamında bir ABD heyetine başkanlık etti.
Filistin tarafından yapılan açıklamada, Yürütme Komitesi Sekreteri’nin Amr ile ‘öldürme eylemleri ve Nablus, Huvara ve Batı Şeria’daki diğer şehirlerde olmak üzere işgalciler ve yerleşimciler tarafından evlerin yakılması’ da dahil Filistin halkına yönelik vahşi saldırılar açısından bugün yaşananlar başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası konuyu görüştüğü belirtildi.
Şeyh, ABD ve uluslararası toplumu Filistin halkını bu vahşetten korumaya çağırdı. Görüşme, İsrail, ABD, Mısır ve Ürdün heyetlerinin yanı sıra Şeyh liderliğindeki Filistin heyetinin katıldığı ve gerginliğin azaltılması ve siyasi ufku ilerletme de dahil beş anlayışın şart koşulduğu Akabe toplantısından iki gün sonra gerçekleşti. Ancak yerleşimcilerin Nablus yakınlarındaki Huvara kasabasına yönelik saldırısı, bu anlayışların başarısı ve İsrail hükümetinin bunları uygulama arzusu hakkında korkulara neden oldu.
Filistinliler, İsrail hükümetindeki bazı tarafları ‘yerleşimci terörizmini’ beslemekle suçluyor. Bu suçlamalar, İsrailli yetkililer tarafından da destekleniyor. Üst düzey İsrail güvenlik kaynakları 28 Şubat’ta, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’i Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’i ve iki yetkilinin mensup olduğu partilerin milletvekillerini Huvara’daki isyancıları desteklemek ve Batı Şeria’da daha fazla eylem için baskı yapmakla suçladı. Bir güvenlik kaynağı, “Huvara olayları, iyi şekilde organize edilmişti” dedi. Kaynak ayrıca şunları söyledi:
“Yahudi gençler, önceden hazırlanmış molotof kokteylleriyle kasabaya girdiler. Mucizevi bir şekilde bu olaylar, Baruch Goldstein’un el-Halil’deki İbrahimi Camii’nde gerçekleştirdiği katliama benzer şekilde sona ermedi.”
Kaynak ayrıca Huvara olaylarına karışanlara siyasi tabakanın desteğine dikkat çekti. Gözaltına alınan yedi kişiden altısının tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını kınadı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre eski Savunma Bakanı Benny Gantz, bu hükümetin bir kısmını ‘terörizme yakıt sağlamakla’ suçlarken, “Başbakan Binyamin Netanyahu, ülkeyi zor ve tehlikeli bir güvenlik durumuna sürüklüyor” dedi.
Gantz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gerginliğin ve huzursuzluğun bizi ahlaki veya stratejik olarak temsil etmediğine inanıyorum. Biz milislerle değil, orduyla çalışan Yahudi ve demokratik bir devletiz. Netanyahu, İsrail ordusunun haklarını korumak için yasal sistemin altını oyarak güvenliği baltalıyor.”
Hüseyin eş-Şeyh ise Netanyahu hükümetinin anlaşma istemediğini dile getirdi. Amr ile görüşmesi öncesinde bir televizyon kanalına konuşan Şeyh, Akabe anlayışlarına rağmen İsrail’e tam olarak güvenmediğini vurguladı.
Filistin liderliğinin, İsrail’e asla güvenmediğini ve yükümlülüklerini yerine getireceğinden emin olmadığını belirten Şeyh, ancak yönetimin İsrail’i Filistin halkına yönelik saldırganlığını durdurmaya zorlamak amacıyla hareket ettiğini kaydetti.
Yetkili makamın Akabe toplantısına katılmasının adil ve kapsamlı bir barışa uzanan daha kapsamlı bir siyasi sürece ulaşmayı amaçladığına dikkat çeken şeyh, İsrail’i ise anlayış istememekle suçladı.
Şeyh, Akabe’ye gitmeden önce İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Netanyahu’nun toplantıdaki temsilcisi Tzachi Hanegbi ile bir araya geldi. İki yetkili, İsrail’in ‘İsraillilerle herhangi bir ateşkese giriş kapısı olması için’ imzalanan anlaşmaları tanımasına yönelik ön anlaşmalar konusunda uzlaşı sağladı. Hüseyin eş-Şeyh’e göre İsrail, Filistin Yönetimi ile iletişim kanallarını ‘buna zorlanarak’ açtı ve varılan anlayışlardan 48 saat sonra Nablus’u işgal ederek büyük katliamı gerçekleştirdi. Şeyh konuya ilişkin şunları söyledi:
“Ancak katliama rağmen korları avucumuza almaya, yaralarımızı sarmaya ve Akabe zirvesine çıkmaya karar verdik. Kararı tüm cesaretimizle aldık. Akabe Anlaşması’nın mürekkebi henüz kurumadan yeni Hulagu güçleri korkunç bir şekilde Huvara’yı kırıp geçti.”
Akabe’ye gitme kararının tek taraflı olmadığını, başta Fetih olmak üzere örgütün tüm gruplarını yaşananların ayrıntılarından haberdar olduğunu dile getiren Şeyh, Akabe’de herhangi bir taviz verilmediğini, işgalci İsrail ile güvenlik koordinasyonunun durdurulması kararının devam ettiğini vurguladı.
Hüseyin eş-Şeyh ayrıca Hamas ile sessiz ve sakin bir diyaloga dikkat çekerken, Filistin Kurtuluş Örgütü gruplarından Halk Cephesi de konu hakkında bilgilendirilmediğini ve Akabe görüşmesini kabul etmediğini söyleyerek yanıt verdi.
Hamas Hareketi de Akabe toplantısıyla ilgili istişarelerin bir parçası olduğu iddiasının tamamen yanlış olduğunu ve hiçbir dayanağı olmadığını açıkladı. Hamas ayrıca Akabe güvenlik toplantısını bir kez daha kınadı.



Onlarca yapımcının peşine düştüğü romantik komedi projesi, yıldızını buldu

Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)
Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)
TT

Onlarca yapımcının peşine düştüğü romantik komedi projesi, yıldızını buldu

Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)
Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)

Büyük yapım şirketlerinin de ilgisini çeken senaryoya sahip olan Chernin Entertainment'ın, merakla beklenen One Month Mark'ın başrol oyuncusunu bulmasıyla birlikte Apple Original Films'la da anlaşma sağlandı.

Başrolü kabul eden Jennifer Lawrence filmin yapımcılığını da üstlenecek. 

This Zoom Life adlı internet dizisiyle adını duyuran Sophie Fleur de Bruijn'in imzasını taşıyan senaryoya, 40'ı aşkın yapımcı talip olmuştu. 

Henüz filmi kimin çekeceğinin belirlenmediğini aktaran Deadline, yıldız oyuncu ve yönetmenlerin de senaryonun peşine düştüğünü bildiriyor. 

Kültür ve sanat haberleri sitesi, hikayenin detaylarının büyük bir gizlilikle korunduğunu vurguluyor. 

Senaryo, bir aydan uzun süre ilişki yaşamamış bir kadınla, yalnız kaldığı süre bir ayı geçmemiş bir erkeğin hikayesini anlatıyor. 

Deadline, metni okuyan bazı prodüktörlerin "Son yıllardaki en iyi romantik komedi senaryolarından biri" dediğini belirtiyor. 

Lawrence beyazperdede son olarak Geber Aşkım'da (Die, My Love) Robert Pattinson'la birlikte görüldü. 

35 yaşındaki Amerikalı aktris, Martin Scorsese'nin What Happens at Night adlı filminin çekimlerini yeni bitirdi. 

Peter Cameron'ın aynı adı taşıyan 2020 tarihli doğaüstü korku romanından uyarlanan filmde Leonardo DiCaprio da rol alıyor.

Roman, Amerikalı bir çiftin bebek evlat edinmek için karlarla kaplı, esrarengiz bir Avrupa şehrine yolculuğunu anlatıyor. Kadın, kanserle mücadele ettiği için yolculuk sırasında giderek güçten düşüyor. Eşi ise bu durumun yetimhanenin bebeği vermesine engel olabileceğinden endişe ediyor.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter


AfD, Almanya lideri Merz’e baskıyı artıyor: İktidara yürüyeceğiz

70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)
70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)
TT

AfD, Almanya lideri Merz’e baskıyı artıyor: İktidara yürüyeceğiz

70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)
70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)

Almanya'da radikal sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) yükselişi, Başbakan Friedrich Merz'in hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor.

Merz, perşembe günü Parlamento'da yaptığı konuşmada vergi sistemi, emeklilik, sağlık ve bakım sigortası gibi yıllardır ertelenen alanlarda yaz tatiline kadar önemli anlaşmalara varmaları gerektiğini söyledi.

"Zaman daralıyor" diyen Şansölye, mevcut yasama döneminde ülkenin temellerini yeniden güçlendirmek istediklerini ifade etti.

Politico'nun analizinde, Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde eylülde yapılacak seçimler öncesinde hükümetin kapsamlı reformları hayata geçirememesi halinde AfD'nin daha da güçlenebileceğine dikkat çekiliyor.

Ancak bu hedeflerin siyasi maliyeti yüksek. Özellikle emeklilik reformunda emeklilik yaşının yükseltilmesi veya bazı hakların sınırlandırılması gibi tartışmalı adımlar gündemde.

Merz liderliğindeki Hıristiyan Demokrat Birlik'le (CDU) koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasındaki görüş ayrılıkları da süreci zorlaştırıyor. SPD devlet güvenceli emeklilik sistemini savunurken, muhafazakarlar özel emeklilik fonlarının genişletilmesini destekliyor.

Diğer yandan kamuoyu araştırmalarına göre Almanların yüzde 87'si hükümetten memnun değil. Ekonomik kaygılar da 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelerde.

AfD de bu memnuniyetsizliği kullanarak ivme kazanmak istiyor. Partinin eş genel başkanı Alice Weidel, perşembe günkü Parlamento oturumunda hükümeti sert sözlerle eleştirdi. Merz yönetiminin Alman vatandaşlarından daha uzun çalışıp daha fazla sosyal güvenlik primi ödemesini istediğini, buna karşılık göçmenlere yönelik harcamaların sürdüğünü savundu.

Weidel, konuşmasında göçmenleri "Üçüncü Dünya'nın bakıma muhtaçları" diye niteledi.

6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta düzenlenecek eyalet seçimleri yakından takip edilecek. Son anketlere göre AfD oyların yaklaşık yüzde 41'ini alıyor. Buna karşılık CDU yüzde 26, Sol Parti yüzde 12, SPD ise yüzde 7 civarında. Eyalet şu anda CDU'nun yönetiminde.

Radikal sağcıların eyaletteki adayı Ulrich Siegmund, şimdiden yoğun bir seçim kampanyası yürütüyor. Reuters'da 4 Haziran'da yayımlanan röportajında, bu eyalette kazanacakları zaferle iktidara yürümek istediklerini söylemişti.

Independent Türkçe, Politico, Tagesschau, Reuters


Doğu Kudüs'te evleri yıkılan Filistinliler: "Geleceğimizi yok ettiler"

İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)
İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)
TT

Doğu Kudüs'te evleri yıkılan Filistinliler: "Geleceğimizi yok ettiler"

İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)
İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)

Dünya kamuoyunun dikkati İran ve Lübnan'daki çatışmalara yönelmişken, İsrail işgali altındaki bölgelerde Filistinlilerin mülkleri yok ediliyor.

BBC'nin aktardığına göre, Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa yakınındaki Silvan mahallesinin Bustan bölgesinde 2023'ten bu yana yaklaşık 59 konut İsrail hükümetinin kararıyla yıkıldı.

58 yaşındaki Feyiz Avad yaşanan yıkımı şöyle anlatıyor:

Gelecek yok. Geleceği ve her şeyi mahvettiler. Hayatımızı bu evi inşa etmekle geçirdik. Beni ve çocuklarımı yine sıfır noktasına geri döndürdüler.

İsrail hükümeti, 1967'deki 6 Gün Savaşı'nda Ürdün, Mısır ve Suriye'yi yenerek Gazze Şeridi, Doğu Kudüs, Batı Şeria, Sina Yarımadası ve Golan Tepeleri'ni işgal etmişti. Tel Aviv yönetimi, uluslararası kamuoyunun kınamalarına rağmen özellikle Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerlerini genişletmeyi sürdürüyor.

Tel Aviv yönetimine bağlı Kudüs Belediyesi, yaklaşık 20 yıldır Bustan'ı Yahudi yerleşimci örgütleri tarafından işletilecek bir bölgeye dönüştürmeye çalışıyor. "Kralın Bahçesi" adlı tema parkı projesi kapsamında son dönemde mahallede Filistinlilerin oturduğu binalarla ilgili verilen yıkım kararlarının arttığı aktarılıyor.

Belediye'den BBC'ye gönderilen açıklamada, çalışmaların "tüm şehir sakinlerinin yararına" olduğu ileri sürüldü.

Ancak Tel Aviv yönetimi, Doğu Kudüs'teki inşaat ruhsatlarını kısıtlayarak Filistinlilerin bunlara erişimini neredeyse imkansız hale getiriyor.

İsrailli insan hakları örgütü Bimkom'a göre, 2025'te Doğu Kudüs'te onaylanan yeni konutların yalnızca yüzde 7'si, şehir nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan Filistinlilere ait. Bustan sakinleri de alternatif imar önerileriyle uzlaşma çabalarının yerel yönetim tarafından reddedildiğini söylüyor.

Belediyenin tahliye emri gönderdiği bazı Filistinliler, doğacak masraf veya para cezalarını ödememek için evlerini kendileri yıkmak zorunda kalıyor.

Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinli aktivist Fahri Ebu Diab, gelecek aylarda yıkımın daha da artacağını belirtiyor:  

İsrail jeopolitik durumdan faydalanarak bu meseleyi bitirmek istiyor. Durum çok zor ve acı verici; uluslararası toplum bizi tamamen yalnız bıraktı. Belediye, buradaki varlığımıza karşı buldozerlerle savaş açtı.

Independent Türkçe, BBC, Guardian