Menfi ve Mişri, Libya petrol gelirlerinin adil dağılımını görüştü

Dibeybe, hükümetinin ‘uluslararası yasalar ve insan haklarına uygun olarak adaleti sağlamak için çalıştığını’ vurguladı.

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (ortada)  dün UBH’nin Petrol ve Gaz Bakanı Muhammed Avn'ın (sağda) katılımıyla, OPEC Genel Sekreteri Heysem Faysal el-Gays ile görüştü. (Başkanlık Ofisi)
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (ortada)  dün UBH’nin Petrol ve Gaz Bakanı Muhammed Avn'ın (sağda) katılımıyla, OPEC Genel Sekreteri Heysem Faysal el-Gays ile görüştü. (Başkanlık Ofisi)
TT

Menfi ve Mişri, Libya petrol gelirlerinin adil dağılımını görüştü

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (ortada)  dün UBH’nin Petrol ve Gaz Bakanı Muhammed Avn'ın (sağda) katılımıyla, OPEC Genel Sekreteri Heysem Faysal el-Gays ile görüştü. (Başkanlık Ofisi)
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (ortada)  dün UBH’nin Petrol ve Gaz Bakanı Muhammed Avn'ın (sağda) katılımıyla, OPEC Genel Sekreteri Heysem Faysal el-Gays ile görüştü. (Başkanlık Ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı Abdullah el-Lafi, Ulusal Birlik Hükümetinin Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile Libya Merkez Bankası Başkanı, Denetim Bürosu Başkanı ve maliye, planlama ve hükümet işleri bakanlarının katılımıyla başkent Trablus’ta toplantı düzenledi. Toplantıya, ‘petrol gelirlerinin adil dağılımına’ atıfta bulunan ‘Libya kaynaklarının adil yönetimi’ dosyası damgasını vurdu.
Menfi’nin ofisi tarafından yapılan açıklamada, Dibeybe ile yapılan toplantıda ‘kaynakların adil yönetimi konusunda ulusal ve uluslararası fikir birliği olarak tanımladığı durumun yanı sıra finansal düzenlemeler, cari yıl için harcama öncelikleri ve bu yıl için kalkınma faslı konularında Libya liderliğini vurgulamanın ele alındığı ifade edildi.
Diğer yandan Dibeybe, toplantıda kamu harcamalarının takibinin yapılması, Maliye Bakanlığı'nın kamuyu aydınlatma ve şeffaflık oranlarının artırılmasına yönelik aldığı önlemlerin gözden geçirilmesi, aylık verilerin Merkez Bankası ile eşleştirilmesi ve onaylanmış standartlara göre bölgelere ve belediyelere adil dağılımın sağlanması konularına odaklanıldığını duyurdu. Sözleşme koşullarını karşılayan belirli projelere göre olması için cari yıl için geliştirme faslının tartışılmasına ve bunlarda şeffaflığın sağlanmasına işaret etti. Dibeybe ayrıca devlet harcamalarını takip etmek ve gelirlerin şeffaflık standartlarına uygun olarak adil dağılımını sağlamak için periyodik toplantılar yapılması gerektiği konusunda mutabakata varıldığı bilgisini paylaştı.
Dibeybe dün 31 Arap adli kurumunun dekanları ve müdürleri ile gerçekleştirdiği görüşmede, başkent Trablus'un her alanda seminer, toplantı ve toplantılara katılmak üzere bakan, diplomat ve uzmanları ağırlayacağı değerlendirmesinde bulundu. Bu, Libya'nın yıllarca süren tecridin, savaşların ve bölünmenin ardından toparlanmasının açık bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Dibeybe açıklamasında Libya'da yargı kurumları inşa etmek, hükümetinin tüm Libyalılara hizmet etme ve güvenlik ve adalet sektörü ile tüm bağlı kuruluşlarda reform yapmak için çalışma konusundaki istekliliğini vurguladı. “Ulusal uzlaşmanın ‘bizim için gerçek bir meydan okuma olduğunu düşünüyoruz. Uluslararası standartlara, yasalara ve insan haklarına uygun olarak adaleti sağlamak için çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Mışri-Mihrac görüşmesi
Diğer yandan Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Fransa'nın Libya Büyükelçisi Mustafa Mihrac ile başta anayasal yol olmak üzere Libya siyasi meselelerindeki son gelişmeleri ve BM'nin Libya elçisinin Birleşmiş Milletler nezdindeki brifinginin yanı sıra yeni önerisini görüştüğünü söyledi.
BM Misyonu Başkanı Abdoulaye Bathily de Yunanistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ile Libya'daki durumu görüştü. Birleşmiş Milletler tarafından izlenen çözüm yoluyla, Libyalıların meşru kurumlara yönelik beklentilerine yanıt verilmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını belirten Bathily, Libya'nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ile Libyalıların sahip olduğu ve Birleşmiş Milletler'in izlediği bir süreçle bu yıl Libya'da seçimlerin yapılmasını destekleme konusunda duyulan ortak memnuniyetini vuruladı.
Bu bağlamda Almanya Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Sözcüsü Dennis Komitat, Abdullah Bathiliy'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Libya konulu toplantısında yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşıladı. Berlin süreci yoluyla daha fazla uluslararası desteği kolaylaştırarak, ülkesinin bu yıl seçim yapma çabalarına verdiği desteği teyit etti. Fransa Dışişleri Bakanlığı'nda Arapça iletişimden sorumlu Büyükelçi Patrice Paoli de Libya'da siyasi meşruiyetin yeniden tesis edilmesi gerektiğini, bunun da seçim sürecini yeniden başlatmayı gerektirdiğini vurguladı. Ayrıca Fransa'nın Bathiliy'nin özellikle seçimleri organize edecek üst düzey bir ekibin oluşturulması çabalarına ve önerilerine destek vrdiğini söyledi.
Devlet Yüksek Konseyi (DYK), UBH’deki Çalışma Bakanı ve Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı gibi bazı Libyalı yetkililerin Batı Şeria'daki Filistin Yönetimi'ne yaptığı ziyareti kınadı. Yapılan açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria'ya girmek için işgal makamlarının izni ve onayının gerektiğine dikkat çekildi. Ayrıca bu ziyaretlerin Libya halkının ‘nabzını tutmak’ anlamına geldiğini belirterek Siyonist varlıkla mücadelenin diğer aşamalarına bir başlangıç ​​olmasından duyduğu korkuyu dile getirdi. Açıklamada tüm siyasi kurumlar ve toplumsal bileşenler bu yüz kızartıcı eylemlere karşı kararlı tavır almaya çağırıldı.
Diğer yandan Temsilciler Meclisi üyeleri, Dibeybe hükümetine bağlı Radaa Teşkilatı'nı başkent Trablus'un Tarhuna bölgesinden milletvekili Hasan Caballah'ı tutuklamakla suçlarken, Şehhat şehrinin Eski Güvenlik Müdürü Muhammed el-Hassi, Trablus'ta silahlı bir grup tarafından kaçırılıp bilinmeyen bir yere götürüldüğünün açıklanmasının ardından saatler sonra serbest bırakıldı.



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.