Paris’te Arap Dünya Enstitüsü başkanlığı için mücadele hız kazandı

 Paris’teki Arap Dünya Enstitüsü genel merkezi. (Getty)
Paris’teki Arap Dünya Enstitüsü genel merkezi. (Getty)
TT

Paris’te Arap Dünya Enstitüsü başkanlığı için mücadele hız kazandı

 Paris’teki Arap Dünya Enstitüsü genel merkezi. (Getty)
Paris’teki Arap Dünya Enstitüsü genel merkezi. (Getty)

Bugün Arap Dünya Enstitüsü (IMA), Paris’teki kültürel, sanatsal, entelektüel ve kentsel nişanlarından biri haline gelmiş durumda. Eşsiz konumdaki genel merkezi, 15 Nisan 2019 gecesi kaydedilen büyük yangının ardından başta şu an restorasyon ve yeniden yapılanma sürecinde olan Notre-Dame De Paris katedrali olmak üzere Sen Nehri'ne bakıyor. Genel merkez binası, Arap dünyasında meşhur mimar Jean Nouvel tarafından tasarlanan mimari bir şaheser niteliğinde. IMA’da mevcut etkinliklerinden biri de ipek ve altın uygarlığına keyifli bir yolculuk vaat eden Semerkant sergisi.
Batı'da türünün tek örneği olan bu kurum, Avrupa'da Arap ve İslam kültür ve medeniyetinin cephesi olmayı amaçlıyor. Zaman zaman ortaya çıkan anlaşmazlık ve çelişkilere, bütçesel zorluklara rağmen üzerine düşeni zaten yapıyor. Bazı Arap ülkeler IMA’yı siyasi ve mali açıdan desteklemekte başarısız oluyor. Eski Başkanı Jack Lang'ın yerini kimin alacağı ise merak konusu. Çözüm, IMA’ya bir başkan önermekle görevli Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un elinde. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Lübnan, Libya, Fas, Katar ve Filistin gibi Arap ülkelerinden Araplar ve Fransızlardan oluşan yönetim kurulu ise bu öneriyi reddedebilir. Eski Suudi Müdür Mucib ez-Zehrani’nin halefinin belirleneceği yarışta iki aday var: Şair, entelektüel ve eski UNESCO çalışanı olan Iraklı Şevki Abdulemir ve Fransa'da sanat felsefesi konusunda uzman üniversite profesörü Reşide et-Teriki. IMA’da bugüne dek Lübnan, Mısır, Fas, Cezayir ve Suudi Arabistanlı yöneticiler oldu. IMA’dan kaynaklar, enstitü başkanının daha geniş bir konumunun olduğunu, büyük ve küçük kararlar aldığını, müdürün rolünün ise sınırlı kaldığını söylüyor.
Eskiden sosyalist partiye mensup olan deneyimli siyasetçi Jack Lang (83), Cumhurbaşkanı François Mitterrand'a yakınlığı ile biliniyordu. Mitterrand’ın iktidarda olduğu iki dönem boyunca en önemlisi kültür ve eğitim olmak üzere birçok bakanlık pozisyonunda bulundu. Müzik ve şiir festivallerini ilk başlatan oydu. 10 yıl önce eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande tarafından IMA Başkanı olarak atanan Lang, üçüncü dönemde de görevde kalmak istiyor.
Nitekim bu pozisyon finansal, politik ve kültürel açıdan oldukça prestijli. Zira IMA, devlet ve hükümet başkanları ile Arap bakanların ziyaret ettiği bir merkez. Pozisyonun sahibi, Arap başkentlerine yaptığı ziyaretler sırasında Cumhurbaşkanı’nın daimi konuğu sayılıyor, Arap şehirlerinde düzenlenen tüm konferanslara ve festivallere davet ediliyor. Böylece IMA için faydalı bir ilişki ağı kurmuş oluyor.
Jack Lang'ın iki ana rakibi var: Bunlardan ilki, Cumhurbaşkanı Hollande'ın beş yıllık görev süresi boyunca savunma bakanlığını yürüten, Körfez bölgesi ve ötesinde Fransız silahlarının en iyi reklamcısı eski Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. Macron'un ilk döneminde Dışişleri Bakanlığı’nı beş yıllığına devralan Le Drian, Macron'un geçen yaz başlayan ikinci döneminde de görevde kalmayı arzulamış ancak Macron onun yerine Catherine Colonna’yı seçmişti. Macron’un Le Drian’a teselli ödülü olarak IMA başkanlığını vaat edip etmediği ise bilinmiyor. Ancak Le Drian’ın kültür ve sanat dünyasıyla hiçbir ilgisinin bulunmaması, Lang’ın elini güçlendiriyor. Yine de Le Drian (75), Körfez liderleriyle ve diğer Arap başkentleri ile kurduğu ilişkilere güveniyor. Bu kapsamda yalnızca Körfez ülkeleri başta olmak üzere mali açıdan kabiliyetli ülkelerden gelebilecek ek finansmana ihtiyaç duyulacak. 
IMA’dan üst düzey bir yetkili, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, ileri yaştaki bu şahsiyetlerin bu pozisyona ne derece uygun olduğunu, gençlerin sorumluluk almasına izin verme gerekliliği ile çeliştiğini sorguluyor. Ayrıca Lang veya Le Drian’ın görevde kalmasının Paris'in Arap dünyasına vermek istediği doğru mesaj olup olmayacağı üzerine duruyor.
Lang’ın ikinci rakibi ise Fransa'nın 2020 yazından bu yana Cezayir Büyükelçisi François Gouyette. Paris’teki Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Enstitüsü’nde öğrendiği Arapçayı akıcı bir şekilde konuşan Gouyette, daha önce ise BAE, Libya, Tunus ve Suudi Arabistan büyükelçiliklerinde bulunmuştu. Bir Cezayirli ile evli olan Gouyette, büyükelçiliğe yükselmeden önce ise ülkesinin Trablus, Riyad, Şam ve Ankara büyükelçiliklerinde diplomat olarak çalışmış, ayrıca ülkesinin İspanya'nın Barselona şehrindeki Akdeniz için Birlik büyükelçisi olarak görev yapmıştı. Tanınmış Fransız siyasetçi Jean-Pierre Chevenement’e yakınlığı ile bilinen Gouyette, enstitü başkanlığına adaylığını geçen aya kadar açıklamamıştı. Bu hususta Arap dünyası ve kültürü hakkındaki derin bilgisine güveniyor.
Lang'ın görev süresi gelecek pazartesi günü sona eriyor. Şarku’l Avsat geçtiğimiz pazartesi günü, IMA’nın mayıs ayında Filistin için düzenleyeceği sergiyi tanıtmak amacıyla gerçekleştirdiği toplantı vesilesiyle kendisine ulaşmak istediği hedefleri sormuş, Lang ise “Aklımda dönüp duran birçok proje var. Umarım bunları uygulama şansım olur” cevabını vermişti.
Lang, gezici sergiler aracılığıyla enstitüyü Fransız ve Avrupa sahnesindeki ana kültürel ve sanatsal haritaya dahil etme konusundaki başarılarına değinmekten çekinmiyor. Arap diplomatlar, Lang'ın son 10 yılda gerçekleştirdiği başarılara övgüde bulunuyor. Ancak yine de IMA’yı yönetme biçimi, daha önceki işlerinde yanında çalışan asistanları kullanmakta ve yurt dışı gezilerine katılmakta aşırıya kaçması gibi konularda içeriden ve dışarıdan eleştiriler alıyor.
Cumhurbaşkanı Macron'un bu günlerde bir sonraki IMA başkanının kimliğini açıklaması bekleniyor. Le Drian’ın daha çok tercih edilen şahı olduğu bilinse de Cumhurbaşkanı farklı bir isim önererek herkesi şaşırtabilir.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.