Depremde iki kez enkazda kalan anne erken doğan bebeğinin yolunu gözlüyor

AA
AA
TT

Depremde iki kez enkazda kalan anne erken doğan bebeğinin yolunu gözlüyor

AA
AA

Suriye'nin kuzeyindeki Afrin ilçesinin Cinderes beldesinde iki kez enkaz altından kurtarılan Halepli Dima Halil, deprem günü 7 aylık dünyaya gelen bebeğinin hastaneden çıkmasını bekliyor.
Merkez üssü Kahramanmaraş olan 6 Şubat'taki depremlerin en çok etkilediği yerlerden biri de Suriye'nin kuzeyindeki Afrin ilçesinin Cinderes beldesi.
Halepli Dima Halil, 7 aylık hamileyken "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depreme evinde uyuduğu sırada yakalandı.
Kaldığı evin duvarının üzerine yıkılması sonucu enkazda kalarak doğum sancıları hissetmeye başlayan Dima Halil, kocası tarafından enkazdan çıkarılarak Afrin'deki hastaneye yetiştirildi.
Depremin şiddetli etkisi ve enkazda kalmanın şokuyla doğum sancıları başlayan Dima Halil, 6 Şubat'ta Afrin'deki hastanede erken doğum yaptı.
Doğum sonrası hasarlı evlerine dönmek zorunda kalan Dima Halil ve bebeği, bir gün sonraki artçı sarsıntılar sonucu yıkılan evde ikinci kez enkaz altında kaldı ancak eşi ve çevredekiler tarafından yara almadan kurtarıldı.
Yetersiz beslenme ve erken doğum sebebiyle organları gelişmeyen bebek, tedavi için Afrin Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı.
Dima ve eşi, akrabalarının arabasında, hastane önünde bebeklerinin sağlığına kavuşmasını bekliyor.

"Enkaz altında doğum sancıları hissetmeye başladım"
Deprem gecesinde yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Dima Halil, enkaz altındayken yardım çığlıklarını kimsenin duymadığını söyledi.
Eşi Abdülmecid tarafından kurtarıldığını belirten Halil, "Duvar üzerime yıkıldı. Elektrik gitti. Çok karanlıktı. Yardım için çok bağırdım, çağırdım ama kimse duymadı ve gelmedi. Enkaz altında doğum sancıları hissetmeye başladım." dedi.

"İki defa enkaz altından kurtarıldım"
Enkazdan eşi tarafından kurtarıldıktan sonra doğum sancıları nedeniyle Afrin Hastanesi'ne kaldırıldığını söyleyen Halil, "Erken doğum yaptım ama gidecek yerimiz yoktu. Çadırımız yok. Kocamla hasar alan eve tekrar döndük." diye konuştu.
Artçı depremlerden dolayı evinin kalan duvarlarının kendisi ve bebeğinin üzerine yıkıldığını belirten Halil, "İki kez enkaz altından kurtarıldım ama bebeğimin elbiseleri enkaz altında kaldı. Komşulardan biraz elbise alıp giydirdim. (Bebeğin vücudunda) Sarılık ve morluklar var. Bedeni de zayıf. Kuvözde şu an." şeklinde konuştu.

Hastane kapısında araç içinde umutlu bekleyiş
Hastane önünde akrabalarına ait aracın içinde bebeğini beklediğini ifade eden Halil, "Oğlumun taburcu edilmesini bekliyoruz. Erken doğum ve yaşadığımız travmadan etkilendi. Sabır ve umutla kucağıma almayı bekliyorum." dedi.
Afrin Hastanesi'nde görevli hemşirelerden Gusun Mürşidi de Dima'nın depremden sonra hastanede doğum yaptığını ancak kalacak yerleri olmadığı için bir kısmı yıkılan evine geri döndüğünü söyledi.
Enkaz altında iki defa kaldığı için annenin psikolojisinin kötü olduğunu belirten Mürşidi, "İkinci kez hastaneye geldiğinde 'Bebeğim, oğlum' diye bağırıyordu. (Bebekte) Sarılık ve morluklar vardı. Yetersiz beslenme ve erken doğumdan dolayı bedeni zayıftı." diye konuştu.
Bebeğin tedavisinin sürdüğünü kaydeden Mürşidi, bebeği doktorların uygun gördüğü zamanda sağ salim annesine teslim etmek istediklerini dile getirdi.



Beyrut’ta Suudi vatandaşını kaçıranlar 400 bin dolar fidye istedi

Lübnan’ın başkenti Beyrut (AFP)
Lübnan’ın başkenti Beyrut (AFP)
TT

Beyrut’ta Suudi vatandaşını kaçıranlar 400 bin dolar fidye istedi

Lübnan’ın başkenti Beyrut (AFP)
Lübnan’ın başkenti Beyrut (AFP)

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, Cumartesi gece yarısından sonra bir Suudi vatandaşı, 400 bin dolar fidye isteyen kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı.

Suudi Arabistan’ın Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, Pazar günü şafak vakti kendisiyle iletişim kesilen vatandaşın ailesinden olayın öğrenildiği ve Lübnanlı yetkililerle en üst düzeyde temasa geçildiği bilgisi verildi.

Beyrut’taki bir Suudi diplomatik kaynak, Suudi Arabistan Havayolları için çalışan vatandaşın kaçırılmasını ‘çok tehlikeli’ olarak nitelendirirken, büyükelçiliğin konuyu yetkili Lübnan makamlarıyla yakından takip ettiğini kaydetti.

Kaçırılma olayının gerçekleştiği yer hakkında çelişkili haberler çıktı.

İlk bilgiler, kaçırma olayının Beyrut Uluslararası Havaalanı’na giden yolda gerçekleştiği yönündeydi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı güvenlik kaynakları, olayın başkentin merkezinde meydana geldiğini söyledi.

Suudi Arabistan merkezli Al Ekhbariya kanalına göre, ismi açıklanmayan Suudi vatandaşı Zaitunay Bay bölgesindeki bir restorandan çıkarken kaçırıldı.

Askeri üniforma giyen 4 kişi onu iki arabayla takip etti ve Suudi vatandaşını Hizbullah’ın kalesi olan güney banliyösüne götürdü.

Güvenlik kaynaklarına göre, kaçıranlar Suudi vatandaşının ailesiyle temasa geçerek 400 bin dolar fidye istedi.

Al Ekhbariya kanalına göre, mesaj Beyrut’un güney banliyölerinden gönderildi ve çalıntı olan telefon ile birkaç farklı konumdan aramalar yapıldı.

İçişleri Bakanı’ndan uyarı

Lübnan İçişleri Bakanı Bessam Mevlevi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Beyrut’ta bir Suudi vatandaşının kaçırılması olayını dünden beri İç Güvenlik Güçleri Enformasyon Birimi ile takip ediyoruz ve Büyükelçi Velid Buhari ile en ince ayrıntısına kadar temas halindeyiz. Kaçırılan kişiyi kurtarmak için demir yumrukla çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bakan, “Yaşananlar Lübnan’ın kardeşleriyle olan ilişkilerini etkiliyor, faillerin cezası ağır olacak” diye ekledi.

Mevlevi, Al Arabiya kanalına yaptığı açıklamada ise, Beyrut’ta kaçırılan Suudi vatandaşının telefonunun birden fazla bölgede izlendiğini, bu olay sonucunda ‘caydırıcı’ bir ceza verileceğini bildirdi.

Lübnan Caferi Fıkhı Müftüsü Şeyh Ahmed Kabalan ise, “Suudi kardeşler başta olmak üzere Arap kardeşleri etkileyenler tüm adam kaçırma olaylarını kınıyorum” dedi.

Lübnan devletini, güvenlik ve yargı kurumlarını ‘demir yumrukla hareket etme ve bu tehlikeli oyuna bir son vermeye’ çağıran Şeyh Kabalan şu ifadeleri kullandı;

“Bu yaşananlar, tehlikeli bir kaosun hüküm sürdüğü bir ülkede, bireysel çıkarları doğrultusunda ülke istikrarını baltalamak isteyen çeteler ve mafyaların oyunudur. Çözüm, devletin siyasi rolünü korumak ve anayasal gücünü, hizmet tesislerini ve idari ve güvenlik sektörlerini güvence altına almaktır. Gerekli olan, tüm Lübnan’ı kasıp kavuran tüm çeteleri ve mafyaları vuran proaktif bir güvenliktir.”

Bu olay, 10 Kasım 2017’de Beyrut’un kuzeyindeki Akabiye bölgesinde Suudi vatandaşı Ali El Basravi’nin (1985 doğumlu) kaçırılma konusunu yeniden gündeme getirdi.

Basravi, kimliği belirsiz kişiler tarafından Adma yakınlarındaki evinden zorla dışarı çıkarılarak kaçırıldı. Bu kişiler bir süre sonra eşini arayarak fidye istedi.

Dönemin Lübnan İçişleri Bakanı Nihad El-Machnouk, siyasi krizin atmosferi bozmak için kullanılmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Machnouk, “Suudi vatandaşları ve tüm Arap ve yabancı uyrukluların emniyeti ve güvenliği Lübnan makamları ve kurumları için bir önceliktir. Güvenlik ve istikrarı bozmak, geçilmemesi gereken kırmızı bir çizgidir” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan, 17 Ekim 2021’de, tanık olunan güvenlik olayları nedeniyle vatandaşların ilgili makamlardan izin almadan Lübnan’a seyahat etmesini yasakladı.

Ayrıca Lübnan’da bulunan vatandaşlara tedbir almaları, kalabalık yerlerden uzak durmaları ve herhangi bir acil durumda gerekli makamlarla iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.

Riyad, 29 Ekim’de ise, Lübnan’ın Riyad Büyükelçisi’nden ülkeyi 48 saat içinde terketmesini istedi ve Lübnan’ın Suudi Arabistan’a yaptığı tüm ithalatı durdurma kararı aldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, 7 Nisan 2022’de, Lübnan’daki ılımlı ulusal ve siyasi güçlerin çağrılarına, Lübnan hükümetinin Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle işbirliğini geliştirmek için gerekli önlemleri alma ve Körfez ülkelerini etkileyen tüm siyasi, askeri ve güvenlik faaliyetlerini durdurma taahhüdüne yanıt olarak, Lübnan’ın Riyad Büyükelçisi’nin geri döndüğünü duyurdu.


Somali Cumhurbaşkanı terörü ortadan kaldırma sözü verdi

Federal Parlamento açılışında Somali Cumhurbaşkanı (SONNA)
Federal Parlamento açılışında Somali Cumhurbaşkanı (SONNA)
TT

Somali Cumhurbaşkanı terörü ortadan kaldırma sözü verdi

Federal Parlamento açılışında Somali Cumhurbaşkanı (SONNA)
Federal Parlamento açılışında Somali Cumhurbaşkanı (SONNA)

Somali ordusunun teröre karşı yürüttüğü savaşa övgüde bulunan Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, “terör örgütü Eş Şebab kalıntılarını ortadan kaldırma” sözü verdi.

Halk Meclisi ve Senato'nun üçüncü oturumunun açılışında söz alan Mahmud, “Alimler, askeri veya dini açıdan, harici milislerle her alanda savaşmanın ve bu teröristleri ortadan kaldırmak için gerekli desteği aramanın zorunlu olduğuna dair bir fetva yayınladılar” açıklamalarında bulundu.

Parlamentonun bir önceki oturumunda 11 yasanın onaylanmasıyla elde edilen başarılara övgüde bulunan Mahmud, Halk Meclisi ve Senato'nun anayasanın gözden geçirilmesiyle ilgili komiteler oluşturmasını talep etti. Aynı zamanda Somali vatandaşlarının ihtiyaçlarını yansıtan entegre bir anayasaya sahip olmanın önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı ve yardımcısının seçilmesinin federal sistemden uzaklaşmak anlamına gelmediği değerlendirmesinde bulunan Somali Başbakanı Hamza Abdi Barre ise siyasileri bu konudaki endişeleri ve şüpheleri gidermeye çağırdı. Ayrıca amacın gücü halka geri vermek olduğuna dikkat çekti.

Dün akşam Benadir il yönetiminin Ulusal Danışma Meclisi üyeleri onuruna düzenlediği akşam yemeğinde söz alan Barre, meclisin başkent Mogadişu'da yaptığı son toplantılarda, uluslararası yetkilerin, güvenlik yapısının, adli ve mali sistemin belirlenmesi gibi hayati kararlar aldığına dikkati çekti.

Çatışmalar, yerinden edilme ve yıkım gibi engellerin ardından Mogadişu'nun kalkınma ve yeniden yapılanma yolunda olduğunu söyleyen Barre, özerk Puntland eyaletinin ise federal hükümet ile bazı bölge eyaletleri arasında imzalanan anlaşmayı, anayasanın askıya alınması ve siyasi darbe anlamına geldiği düşüncesiyle reddettiğine dikkat çekti.

Puntland Enformasyon Bakanı Mahmud Aidiid, anayasaya aykırı buldukları bu anlaşmayı kabul etmeyeceklerini söylemişti.

Puntland Eyalet Başkanı Said Abdullahi Dani, yönetimi ile federal hükümet arasındaki anlaşmazlık nedeniyle Mogadişu'da diğer devlet başkanlarının katıldığı Danışma Meclisi toplantısına katılmadı.

Şarku’l Avsat’ın SONNA’dan aktardığı haberine göre, Somali ordusu 26. Tümeni birliklerinin Galgudud Valiliği'ndeki bölgelerden birinde düzenlediği planlı askeri operasyonda El Kaide bağlantılı eş-Şebab hareketinin önde gelen liderleri tutuklandı.

Operasyonun hareketin Ebu Mahmud olarak bilinen istihbarat yetkilisi Muhtar Muhammed Mahmud ve finans yetkilisi Asir Muhammed Mahmud’un tutuklanması ile sonuçlandığı bildirildi. Operasyonu gerçekleştiren birimde görevli Osman Abdullah’ın bildirdiğine göre, bu operasyonda komutanların koruyucularından 8 kişi etkisiz hale getirildi.

SONNA’nın haberine göre, ordu yetkilileri ülkeyi harici milislerden kurtarmaya katkı sağlamak için vatandaşları, harici milis unsurlarıyla ilgili bilgi sağlama konusunda işbirliğinde bulunmaya çağırdı.

Aşağı Şabel bölgesindeki Bulo Marer kasabasında Afrika Birliği Somali Misyonu’na (AMISOM) bağlı Uganda taburuna ait kampa yapılan saldırıyı kınayan Doğu Afrika Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), “Terör ile mücadelelerinde ve Somali'de barış ve istikrarın tesis edilmesi yönündeki çabalarında Somali hükümeti ve halkıyla dayanışma içinde bir arada durmalıyız” açıklamalarında bulundu.

Uganda ordusu, Cuma günü kaydedilen saldırıyı araştırmak üzere uzmanlardan oluşan bir ekip göndereceğini duyurmuştu.


Cezayir Genelkurmay Başkanı Şangariha’dan orduya operasyon övgüsü

Ziyareti sırasında muhafızlar (Savunma Bakanlığı)
Ziyareti sırasında muhafızlar (Savunma Bakanlığı)
TT

Cezayir Genelkurmay Başkanı Şangariha’dan orduya operasyon övgüsü

Ziyareti sırasında muhafızlar (Savunma Bakanlığı)
Ziyareti sırasında muhafızlar (Savunma Bakanlığı)

Ülkenin batısındaki Vahran’da bir askeri tesisi ziyaret eden Cezayir Genelkurmay Başkanı Korgeneral Said Şangariha, elde ettikleri etkileyici sonuçlar dolayısıyla silahlı kuvvetlerin kadro ve çalışanlarının performansına övgüde bulundu. 2023 yılına yönelik muharebe hazırlık programları, radikal örgütleri ve sınırlardaki kaçakçılık ağlarını takip operasyonları ve düzensiz göç grupları hakkında açıklamalarda bulundu.

Korgeneral Said Şangariha (Savunma Bakanlığı)
Korgeneral Said Şangariha (Savunma Bakanlığı)

Savunma Bakanlığı web sitesinde dün yayınlandığına göre, İkinci Askeri Bölge kadrolarına hitap eden Şangariha, silahlı kuvvetlerin tüm bileşenleri düzeyinde kadro ve çalışanların performansını takdir ettiğini söyledi. Muharebe ve operasyonel yeteneklerin gelişimine katkıda bulunma konusundaki yüksek çabalarının değerli olduğunu vurgulayan Şangariha, bilhassa muharebe hazırlık programlarının gereğince uygulanması, bu yöndeki amaçların kavranması ve içeriklere hakim olunması hususunda elde edilen etkileyici sonuçlar dolayısıyla bu takdirin hak edildiğine dikkat çekti.

 (Savunma Bakanlığı)

Yılın her mevsiminde yürütülen taktiksel tatbikatların ve harekâtların kalite düzeyine övgüde bulunan Şangariha, “Terör, organize suçlar, yasa dışı göç ve başta uyuşturucu olmak üzere her türlü kaçakçılıkla mücadele alanında kahramanlarımız önemli sonuçlar elde ediyor. Bu sonuçlar hiç kuşkusuz Cezayir topraklarının bu olumsuzluklardan arınmasını sağlayacaktır. Böylece ülkemiz kendisini her düzeyde ve her alanda istenen kalkınmayı tam olarak gerçekleştirebilecektir. Ulusal Halk Ordusu'nun son yıllarda gösterdiği ciddiyet ve etkinlik, şehitlerin emanetini muhafaza etmeye, vatanın güvenlik ve istikrarını, bağımsızlığını, toprak ve halk birliğini korumaya yetecek düzeydedir” ifadelerini kullandı.

Askeri tatbikatlar (Cezayir ordusu)
Askeri tatbikatlar (Cezayir ordusu)

Savunma Bakanlığı web sitesinde yayınlandığına göre, 2. Askeri Bölge Kurmay Komutanlığının yeni karargahının açılışını yapan Şangariha, yönetici ve kullanıcıların kendilerine emanet edilen hassas görevleri optimum ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmelerini sağlayacak tüm imkan ve kabiliyetlere sahip tesisleri yakından inceledi.

Korgeneral Said Şangariha (Savunma Bakanlığı)
Korgeneral Said Şangariha (Savunma Bakanlığı)

Savunma Bakanlığı, Mayıs ayında, ordunun Mali ve Nijer ile paylaştığı güney sınırları başta olmak üzere birçok bölgedeki eylemlerine ilişkin bir rapor yayınladı. Radikal örgütlere bağlı onlarca unsurun ve onlara destek sağladığı düşünülen birçok kişinin, uyuşturucu satıcıları ve yasadışı göçmenlerin tutuklandığı, askeri silahlara, mühimmata ve patlayıcı maddelere el konduğunu, terörist sığınaklarının yok edildiğini de ekledi. Bu dönemde, başkentin batısında aşırılık yanlılarıyla çıkan silahlı çatışmada yüzbaşı rütbesinde bir subayın hayatını kaybettiği ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Vahran’daki dağda 19. yüzyılda Fransız sömürgeciliğine karşı halk mücadelesinde lider ve modern Cezayir devletinin kurucusu Emir Abdülkadir el-Cezairi’nin bir heykelinin dikilmesi için mali bir ödeneğin ayrılmasına karar verdi. Bu hususta Şangariha ise “Bu, soylu insanımızı karakterize eden, kökleri büyük ulusumuzun geleneklerine dayanan sadakat değerlerini yansıtan akıllıca bir karardır. Böylece, yapılan bu büyük fedakarlıklara sonsuza dek tanık edilecektir” açıklamalarında bulundu.

Bu yıl 26 Mayıs’ta Emir Abdülkadir el-Cezairi’nin ölümünün 140. yılı anıldı. Şangariha, Cezairi’yi kişiliği ve büyük başarıları, tüm Cezayir halkı ve tüm dünya için hala bir takdir, şükran ve gurur kaynağı olan ‘yegane kahraman’ olarak tanımladı. Sömürgeci güçlere ve adaletsizliğe karşı Cezayir direnişinin bir sembolü olduğunu, hayatını hakkı savunmaya, Cezayir ulusuna hizmet etmeye adadığını da ekledi.  


İran, Suriye hava savunmasını güçlendirmeye çalışıyor

Savunma Bakanlığı uluslararası ilişkiler yetkilisi Hamza Kalenderi (web siteleri)
Savunma Bakanlığı uluslararası ilişkiler yetkilisi Hamza Kalenderi (web siteleri)
TT

İran, Suriye hava savunmasını güçlendirmeye çalışıyor

Savunma Bakanlığı uluslararası ilişkiler yetkilisi Hamza Kalenderi (web siteleri)
Savunma Bakanlığı uluslararası ilişkiler yetkilisi Hamza Kalenderi (web siteleri)

İran Savunma Bakanlığı uluslararası ilişkiler yetkilisi Hamza Kalenderi, Tahran yönetiminin tehditlere karşı koyabilmesi için Suriye hava savunmasını orta ve uzun menzilli sistemlerle güçlendirmeye çalıştığını söyledi.

Fars haber ajansına açıklamalarda bulunan Kalenderi, “Suriye hükümeti füze savunma ve hava savunma kabiliyetlerine sahip, ancak Suriye çok çeşitli tehditlere tanık oluyor.Suriyeli kardeşlerimizle birlikte Suriye hava savunmasını çeşitli şekillerde güçlendirmeye çalıştığımızı açık ve aleni bir şekilde ilan ettik" dedi.

İşbirliği ve desteğin bazı ekipmanların güncellenmesi, taktiksel değişikliklerin yanı sıra ekipman ve silahlarda değişiklikler şeklinde olabileceğini açıkladı. Suriye'ye yönelik hava tehditlerinin doğası ışığında, orta ve uzun menziller de dahil olmak üzere çeşitli sistemler kullanarak hava savunma yeteneklerini güçlendirme çabalarının devam ettiğini vurgulayan yetkili, sistemlerin türünün zamanla açıklanacağını belirtti.


Umman, Mısır ve İran arasında arabuluculuk teklifinde bulundu

Umman Sultanı, İran Dini Lideri ile görüştü (Hamaney'in internet sitesi)
Umman Sultanı, İran Dini Lideri ile görüştü (Hamaney'in internet sitesi)
TT

Umman, Mısır ve İran arasında arabuluculuk teklifinde bulundu

Umman Sultanı, İran Dini Lideri ile görüştü (Hamaney'in internet sitesi)
Umman Sultanı, İran Dini Lideri ile görüştü (Hamaney'in internet sitesi)

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, dün Tahran'da İran Dini Lideri Ali Hamaney ile yaptığı görüşmede, İran ile Mısır arasındaki ilişkilerin yeniden kurulması için Umman'ın arabuluculuk yapabileceğini ifade etti.

İran resmi medyasında yer alan habere göre Hamaney, Umman Sultanı'nın girişimini memnuniyetle karşılayarak, “Umman Sultanı'nın Mısır'ın İslam Cumhuriyeti ile ilişkileri yeniden başlatma arzusuna ilişkin açıklamasını memnuniyetle karşılıyoruz ve bu konuda bir sorunumuz yok" dedi.

Umman'ın Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerin yeniden başlamasından duyduğu memnuniyete atıfta bulunan Hamaney, "Bu, Reisi hükümetinin komşu ülkeler ve bölge ile ilişkileri genişletme ve geliştirme konusundaki iyi politikasının bir sonucu olarak ortaya çıktı" dedi.

Maskat ile Tahran arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesi çağrısında bulunan Hamaney ayrıca iki ülke yetkililerinin ilişkileri geliştirmek için anlaşmalar imzaladıklarına dikkati çekti. Hamaney, “Bu müzakerelerde önemli olan somut sonuçlara ulaşılması ve bu sonuçların ciddi şekilde takip edilmesidir” dedi.

Umman Sultanı'nın İran ziyareti öncesinde Kahire'yi ziyaret ederek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüştüğü bildirildi. Bu ziyaretin Kahire ve Tahran arasındaki bakış açıları arasında köprü kurmayı ve iki ülke arasındaki ilişkilerin seviyesini yükseltmeyi amaçladığı ifade edildi.

Kahire'de, Şarku'l Avsat'a konuşan Mısırlı kaynaklar, ‘İran'ın iki taraf arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme arzusuna dair verdiği sinyalleri’ olumlu karşıladıklarını dile getirdiler.

Mısır kaynakları, "Kahire, Mısır'ın bölgesel politikalarını yöneten ana siyasi belirleyicilerle tutarlı bir şekilde, İran ile ikili ilişkiler geliştirmeyi umuyor" dedi. Kaynaklar, İran'ın Mısır ile gelişen ilişkilere yönelik tekrarlanan işaretlerin ‘yankı bulduğunu’ belirtti.

Mısır eski Dışişleri Bakanı Nebil Fehmi, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, "Mısır'ın ilişkileri geliştirme arzusu var ve bu ilkeli bir tutum. Bu alanda tekrarlanan İran işaretlerinden anlaşılan, ilişkilerin geliştirilmesine her iki taraf da ilgi gösteriyor" ifadelerini kullandı.


Arap Birliği, küresel gıda pazarında istikrarı güçlendirme çağrısında bulundu

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve BM Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Abdullah Samad Dashti (Arap Birliği)
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve BM Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Abdullah Samad Dashti (Arap Birliği)
TT

Arap Birliği, küresel gıda pazarında istikrarı güçlendirme çağrısında bulundu

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve BM Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Abdullah Samad Dashti (Arap Birliği)
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve BM Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Abdullah Samad Dashti (Arap Birliği)

Arap Birliği, küresel gıda pazarında istikrarın güçlendirilmesi ve küresel düzeyde gıda açığının azaltılması çağrısında bulunarak, bu konudaki tüm çabalara desteğini teyit etti.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, bugün Birleşmiş Milletler (BM) Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Abdullah Samad Dashti ile görüştü.

Ebu Gayt, Arap ülkeleri de dahil olmak üzere en çok tüketen ülkelere temel tahılların sağlanmasındaki büyük önemi nedeniyle tahıl girişimine verdiği desteği dile getirerek, girişimin sürekliliğini sağlamak için tüm taraflardan daha fazla destek geleceği yönündeki umudunu dile getirdi.

Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü, girişimin eylem mekanizmaları ve çatışmanın taraflarıyla işbirliği içinde sahada uygulanmasına ilişkin bilgi verdi.

Abdullah Samad Dashti ise, “Girişim, Temmuz 2022’deki duyurusundan bu yana küresel pazarda 50 milyon tondan fazla emtia ve tahıl sağlamayı başardı. Gıda arzının, yeni tip koronavirüs krizi, savaş ve kuraklık nedeniyle rahatsızlıklara sahne olduğu bir dönemde, bunun üçte birinden Arap ülkeleri yararlandı” dedi.


Lübnan: Kilise heyetinin Hizbullah ziyareti tartışma yarattı

Hizbullah yanlısı aktivistler tarafından Twitter'da paylaşılan, Mlita turistik merkezinde bir kilise delegasyonunu gösteren bir fotoğraf
Hizbullah yanlısı aktivistler tarafından Twitter'da paylaşılan, Mlita turistik merkezinde bir kilise delegasyonunu gösteren bir fotoğraf
TT

Lübnan: Kilise heyetinin Hizbullah ziyareti tartışma yarattı

Hizbullah yanlısı aktivistler tarafından Twitter'da paylaşılan, Mlita turistik merkezinde bir kilise delegasyonunu gösteren bir fotoğraf
Hizbullah yanlısı aktivistler tarafından Twitter'da paylaşılan, Mlita turistik merkezinde bir kilise delegasyonunu gösteren bir fotoğraf

Hizbullah yönetimi örgütün geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği askeri tatbikatlarla ilgili Lübnan’daki geniş ihtilaf ve bölünme ışığında, muhaliflerini silahlı güçlerine karşı komplo kurmakla suçladı. Öte yanda itirazlar, Lübnan'ın güneyinin 2000 yılında İsrail işgalinden kurtuluşunun yıldönümü vesilesiyle geçtiğimiz Cumartesi güneyde partiye ait bir turistik yeri ziyaret eden bir kilise heyetini de kapsayacak şekilde genişledi. Sosyal medya fenomenlerinin yaptıkları paylaşımlardaki fotoğraflar, Hristiyan din adamlarının, Lübnan’ın güneyinin işgali sırasında İsrail kuvvetlerine yönelik operasyonları anlatan bir savaş müzesinin bulunduğu turistik bir bölge olan Mlita’yı ziyaret ettiğini ortaya koydu.  

(Maruni Hristiyan) Lübnan Ketaib Partisi Milletvekili Nedim Gemayel, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Hristiyan din adamlarının ziyaretini eleştirerek “Kilise bize gerçeğe şahitlik etmeyi ve gerçekten başka bir şey söylememeyi öğretti. Kilise bize zimmi olarak yaşamamayı ve özellikle güvenliğimiz, özgürlüğümüz, vatanımızın egemenliği, varlığımız ve onurumuz konusunda taviz vermemeyi öğretti. Bazı piskoposların İran Milis Müzesi'ni ziyareti, Kilise'nin kavramlarının antitezi ve Kilise'nin tarihsel mücadelesiyle hiçbir ilgisi olmayanların iftiralarının kanıtıdır” ifadelerinin kullandı.

Aynı bağlamda İran İşgaliyle Yüzleşme Ulusal Konsey Başkanı, Eski Milletvekili Fares Souaid, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Ne Maruni piskoposların ne de Maruni adayların Hizbullah'ı ziyareti ve inceleme komitelerine boyun eğmeleri ne olursa olsun kabul edilebilir değildir” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan Hizbullah'ın Yürütme Kurulu Başkanı Haşim Safiyuddin, Hizbullah’ın eleştiriyi umursamadığını söyleyerek “Bazıları ne geçmişte ne de bugün direnişin yanında olmadığını bildirmek istiyor. Bunu zaten biliyoruz. Fikirlerini değiştireceklerini umduk ama ısrar ettiler. Dolayısıyla ısrar etmeleri veya etmemeleri gerçekte hiçbir şeyi değiştirmeyecek, çünkü gerçekleri değiştiren bugünün kendisidir” dedi.

Şarku2l Avsat’a konuşan Vefa Lilmukaveme (Direnişe Sadakat) Parlamenter Bloğunun Başkanı Milletvekili Muhammed Raad, rakiplerini komplo kurmakla suçlamaya başvurarak, “Bütün çalışmaları direnişe karşı komplo kurmak, öne sürdükleri slogan ise direnişin silahını bıraktırmak. Yaptıkları toplantılar da direnişe karşı provokasyon bağlamında geliyor. Direniş, onların bir serap istediklerini bildiği, kuruntulu oldukları ve gerçekleri bilmediği için soğukkanlılıkla yaklaşıyor. Direniş onlardan büyük, onlardan ve arkasındaki herkesten daha güçlüdür ve direniş seçeneğini yok edemezler. Zaferin sırrı bizde. Dünyadaki hiç kimse, tüm propaganda, dezenformasyon, pazarlama ve eğitim müfredatlarına ve bölgemizde bize karşı komplo kuranlara, bazılarının halkımız arasındaki direniş iradesini zayıflatmak için hala takip ettiği politikalara rağmen devam etme kararlılığımızı caydıramayacaktır” şeklinde konuştu.


Irak güvenlik güçleri, DEAŞ karşıtı ‘Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasını başlattı

Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
TT

Irak güvenlik güçleri, DEAŞ karşıtı ‘Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasını başlattı

Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)

Irak’ta güvenlik güçleri, üç il arasında kalan sınır bölgelerinde yuvalanan terör hücrelerinin peşine düşmek amacıyla ‘Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasını başlattı. Öte yandan Yüksek rütbeli askerlerden oluşan bir heyet, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) illeriyle sınırların güvenliğini sağlamak için başkent Bağdat'ın kuzeydoğusundaki Diyala iline geldi.

Üst düzey bir güvenlik kaynağı, heyetin ziyaretinin amacının IKBY ile sınırların güvenliğini sağlama sürecini denetlemek olduğunu açıklarken Savunma Bakanlığı'nda yüksek rütbeli subayların yer aldığını söylediği heyetin, Germiyan, Telal Gara ve Belkini bölgelerinde gerçekleşen ‘Doğruluk Kılıçları’ adlı geniş çaplı askeri operasyonun sonuçları hakkında önemli toplantılar düzenlediğini aktardı.

Doğruluk Kılıçları Operasyonu sırasında Irak ordusu subayları ve Peşmerge güçleri (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
Doğruluk Kılıçları Operasyonu sırasında Irak ordusu subayları ve Peşmerge güçleri (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)

Operasyon, Diyala, Selahaddin ve Süleymaniye sınır üçgeni içinde doğrudan Germiyan, Telal Gara ve Belkini üçgeninin güvenliğini sağlamanın yanı sıra Diyala'nın Süleymaniye ile olan sınırlarının güvenliğini sağlamayı amaçladığını söyleyen kaynak, “Heyet, terör hücresi tehdidini sona erdirmek için yeniden konuşlandırma ve tepelerin derinliklerine yönelik saldırı ivmesini sürdürme konusunda bir dizi önemli karar almaya çalışacağına işaret edildi” ifadelerini kullandı.

Irak güvenlik güçleri iletişim organı Güvenlik Medya Hücresi (SMC), merkez ile bölge arasındaki ortak güvenlik çıkarlarına sahip alanlarda Sağın Kılıçları Operasyonunun beşinci aşamasının başlatıldığını duyurdu.

Irak güvenlik güçleri iletişim organı Güvenlik Medya Hücresi (SMC), Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasının merkez ile bölge arasındaki ortak güvenlik alanlarında başlatıldığını duyurdu.

Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin talimatıyla Süleymaniye'yi ziyaret etti. Araci’nin bölgeye yaptığı sık ziyaretler, ofisine yakın kaynaklara göre Iraklı güvenlik güçleri ile Kürt Peşmerge güçleri arasında terör hücrelerinin halen aktif olduğu Diyala, Kerkük ve Selahaddin illeri arasındaki bölgelerde koordinasyonu sürdürmenin yanı sıra İran hükümetinin İranlı Kürt muhaliflerinin aktif olduğu, IKBY’nin İran ile doğu sınırlarının kontrol altına alınması için iki taraf arasında devam eden koordinasyonu güçlendirmeyi amaçlıyor.

İran, Irak hükümetine IKBY’de topraklarında muhaliflerin mezvilerini yeniden bombalayabileceği tehdidinde bulunurken Irak hükümeti, IKBY ile anlaşarak, sınırlarda kontrolü sıkılaştırmak üzere ortak askeri birlik kurulacağını duyurdu.

DEAŞ

Öte yandan Haşdi Şabi Kurumu, Haşdi Şabi güçlerinin DEAŞ’a karşı başlatılan Doğruluk Kılıçları Operasyonu’na katılacağını duyurdu. Haşdi Şabi Kurumu tarafından yapılan açıklamada, “Haşdi Şabi’ye bağlı Kerkük ve Doğu Dicle Harekât Komutanlığı bünyesindeki 52'nci Tugay, Kuzey Mihver Komutanlığı bünyesindeki 63'üncü Tugay ve havadan müdahalede bulunan 3'üncü Hızlı Müdahale Tugayı ile harekâta yoğun katılım sağlandı” denildi. Açıklamada, Irak Hava Kuvvetleri’nin hava desteği verildiği de belirtildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Operasyon, DEAŞ terör örgütü hücrelerinin peşine düşmeyi ve örgüt üyelerinin Kerkük ile Selahaddin arasındaki hareketlerini sınırlamayı amaçlıyor. Ortak güçler, belirlenen hedeflere ulaşmak için operasyonu uygulamaya devam ediyor. Haşdi Şabi’ye bağlı Kerkük 52'nci Tugayı ve Doğu Dicle Harekât Komutanlığı’na bağlı bir birlik, Doğruluk Kılıçları Operasyonu çerçevesinde Tuzhurmatu ilçesindeki 9 noktayı tespit etti. DEAŞ hücrelerine gıda ürünleri ve lojistik destek sağlayan kanallar da imha edildi.”

Irak güçlerinin başta batı olmak üzere birçok bölgedeki ve ildeki DEAŞ terör örgütü hücrelerini takip ederken Irak Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi, bütçe kanunu kapsamında Savunma Bakanlığı'na ayrılan ödeneğin herhangi bir uçak satın alım anlaşması yapmaya yeterli olmadığının altını çizdi.

Meclis Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi ve Milletvekili Vaad Kaddo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Savunma Bakanlığı'nın bütçe kanunu kapsamındaki mali ödenekleri, herhangi bir uçak anlaşması yapmaya yeterli değil. Bakanlığın, modern uçak satın alımı ve silahların ve askeri teçhizatın geliştirilmesine yönelik anlaşmalar yapmak için büyük mali ödeneklere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Kaddo, açıklamasında şunları söyledi:

“Güvenlik ve askeri teşkilatlara yönelik mali ödenekler ihtiyaca cevap veremiyor. Meclis Maliye Komisyonu ile birlikte bütçe kanunu çerçevesinde harcama kalemlerinde transfer sürecini yürüterek askeri ve güvenlik alanlarının geliştirilmesine yönelik bu ödenekleri artırmaya çalışıyoruz.”


Filistin Başbakanı ekonomik iş birliği için Kahire’de

Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, 15. İş Kadınları Forumu’nun açılış töreninde konuşurken (WAFA)
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, 15. İş Kadınları Forumu’nun açılış töreninde konuşurken (WAFA)
TT

Filistin Başbakanı ekonomik iş birliği için Kahire’de

Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, 15. İş Kadınları Forumu’nun açılış töreninde konuşurken (WAFA)
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, 15. İş Kadınları Forumu’nun açılış töreninde konuşurken (WAFA)

Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye liderliğindeki bir Filistin hükümeti heyeti, bazı konuların yanı sıra iki ülke arasındaki ticaret dengesini artırmayı amaçlayan bir ziyaret için bugün (Pazartesi) Mısır’ın başkenti Kahire’ye gidiyor.

Ziyaret sırasında İştiyye’nin Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ile bir araya gelmesi, diğer bakanların da ortak iş birliği anlaşmalarının imzalanması amacıyla Mısırlı mevkidaşlarıyla görüşmesi bekleniyor.

Söz konusu ziyaret, Filistin hükümetinin, İsrail’in tüm meselelerin üzerindeki kontrolü nedeniyle henüz gün ışığı görememiş bir plan olarak İsrail’den ekonomik açıdan ayrılma planını ilerletme girişiminde geliyor.

Filistin Yönetimi, İsrail’den ekonomik olarak uzaklaşmak için Ulusal ve Merkez Konseyler tarafından çıkarılan Filistin kararlarına istinaden, Paris Anlaşması ekonomi içeriğini değiştirme ihtiyacına dayalı olarak İsrail pazarının yerinin bir Arap pazarıyla değiştirilmesine yönelik bir plan başlattı.

Paris Anlaşması, 1995 yılında imzalanan Gazze-Eriha Anlaşmasının eklerinden biri ve İsrail’in, Filistin Yönetimi adına vergi ve gümrük ücretlerini tahsil etmesini ve sonra Yönetim’e vermesini ayrıca gümrük zarfı ve geçişine izin verilen yurt dışından ithal edilen mallar için bir ‘kota’ belirlemesini içeriyor.

Şubat ayında, İştiyye, İsrail’in yerini Arap piyasası ile değiştirmeye dayanan planın bir parçası olarak Libya ile Filistin ticaret anlaşmaları imzaladı. Bundan önce de aynı amaçla Irak ve Ürdün de dahil olmak üzere birçok ülkeyi ziyaret etmiş ve İsrail yakıtı yerine oradan gelen petrole güvenme olasılığını görüşmüştü.

Iştiyye geçen yılın sonlarına doğru düzenlenen Şarm eş-Şeyh’teki İklim Zirvesi’nde Mısırlı mevkidaşı Mustafa Medbuli ile yaptığı görüşmede, Filistin ile Mısır arasındaki ticaret dengesinin artırılması, küresel pazara ulaşmak için ortaklıklar içinde çalışılmasının yanı sıra endüstrileri modernize etme, eğitim ve yeni endüstriyel fikirler geliştirme konusunda Mısır deneyimlerinden yararlanma çağrısında bulundu.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a ikili ilişkiler, siyasi durum, Filistin uzlaşması ve Refah sınır kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi’ndeki ortak çıkarlara ilişkin konuların yanı sıra ticaret alışverişi ve ortak iş birliğinin tartışmaların merkezinde yer alacağını söyledi.

Iştiyye, Başbakanı Mustafa Medbuli’nin daveti üzerine Mısır’a geldi. Filistinli yetkili, bir aydan uzun bir süre önce Mısırlı meslektaşından, Filistin Büyükelçisi Ihab Süleyman aracılığıyla Mısır’ı ziyaret etmesi için resmi bir davet almıştı.

Iştiyye o zaman yaptığı açıklamada “Sonuçları her iki taraf için de şüphesiz bir şekilde olumlu olacak ayrıca ikili ilişkilerin güçlenmesi ve derinleşmesinin somut bir örneği olan bu daveti almaktan ve kabul etmekten onur duyuyorum” ifadelerini kullanmıştı.


Cezayir-Fransa ilişkilerinde yeni bir gerilim dönemi yaşanması bekleniyor

Cezayir Cumhurbaşkanı, Fransa İçişleri Bakanı ve Fransa Başbakanı 10 Ekim 2022'de Cezayir'de bir araya geldiler. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
Cezayir Cumhurbaşkanı, Fransa İçişleri Bakanı ve Fransa Başbakanı 10 Ekim 2022'de Cezayir'de bir araya geldiler. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cezayir-Fransa ilişkilerinde yeni bir gerilim dönemi yaşanması bekleniyor

Cezayir Cumhurbaşkanı, Fransa İçişleri Bakanı ve Fransa Başbakanı 10 Ekim 2022'de Cezayir'de bir araya geldiler. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
Cezayir Cumhurbaşkanı, Fransa İçişleri Bakanı ve Fransa Başbakanı 10 Ekim 2022'de Cezayir'de bir araya geldiler. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abculmecid Tebbun’un haziran ayında Fransa'ya yapacağı ziyarete ilişkin hazırlıklar sürüyor. Cezayir medyasında yer alan haberlere göre Cezayir makamları, sağcı Fransız siyasetçilerin 27 Aralık 1968'de iki ülke arasında imzalanan anlaşmanın askıya alınması çağrılarını endişeyle karşıladı. Söz konusu anlaşma, Akdeniz'in iki kıyısı arasındaki insan hareketliliğin koşullarını, Cezayirlilerin Fransa'da ikamet etme usullerini, Fransız topraklarındaki iş ve ticaret olanaklarını belirliyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre söz konusu anlaşma ikamet, eğitim, iş ve ticaret açısından diğer ülke vatandaşlarına kıyasla Cezayirlilere verilen ayrıcalıklar sayesinde son 50 yılda Fransa'ya yönelik göçe getirilen tüm kısıtlamalara karşı yapılmıştı.

Sağcı Cumhuriyetçi Parti, aylar önce hükümete ikili bir teklif sunmuştu. Bunlardan ilki göçe yeni kısıtlamaların getirilmesiyle, ikincisi ise Fransa'ya göç ve burada ikamet ile ilgili meselelerde ulusal mevzuata, Avrupa yasalarına ve uluslararası ikili anlaşmalara göre öncelik veren bir anayasal denetimle ilgiliydi. Cezayir vatandaşlarının Fransız topraklarındaki yoğunluğu ve göç açısından en çok talepte bulunan vatandaşlar olmaları temelinde Cezayir ile 1968’da yapılan anlaşmaya odaklanıldı.

Cumhuriyetçi Parti üyeleri ve lideri Eric Ciotti'nin bakış açısıyla, Avrupa yasalarıyla ve Cezayir'in bazı ülkelerle imzaladığı anlaşmalarla ters düşmesi nedeniyle göç dalgalarını sınırlayan bu yeni tedbirlerin uygulanması mümkün değil. Ciotti ve parti liderleri, şubat ayı sonlarında, düzensiz Cezayirli göçmenlerin sınır dışı edilmesinde gereken kararlılığı göstermediği, Fransa'daki Cezayir konsolosluklarına karşı hoşgörülü olduğu gerekçesiyle Fransa lideri Emmanuel Macron'un hükümetini eleştirmişti. Nitekim bu mesele, iki ülke arasında ciddi bir krize sebebiyet veriyor. Neticede Paris, Cezayir'e verilen vize payını yarı yarıya azaltmış durumda. 2021'de alınan bu karar, Fas ve Tunus'u da kapsıyordu.

FRANSA

1968 yasasının yürürlükten kaldırılması yönündeki çabalara ciddi destek veren Fransa'nın eski Cezayir Büyükelçisi Xavier Driencourt, bu ayın 25'inde Le Figaro gazetesine verdiği röportajda, Cezayirliler için fazla ayrıcalıklı olduğunu, hükümetin Fransa'ya göçü sınırlamaya yönelik önlemlerini engellediğini savunarak belgenin kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı’nı Cezayir'i kızdırsa dahi bu adımı atmaya teşvik eden Driencourt, göçün ikili ilişkilerin önemli bir bileşeni olduğunu, ilişkileri yeni bir mantığa göre yeniden inşa eden güçlü bir dengenin kurulması gerektiğini ifade etti. Cezayirlilerin Fransa'daki göçmenlerin yüzde 12'sini oluşturduğunun altını çizen Driencourt, diğer ülkelerden gelen göçmenlerin, Cezayir’e kıyasla kendilerine koruma ve diğer ayrıcalıklar sağlayan böyle bir yasadan yararlanmadığına dikkat çekti. Driencourt, Cezayir'deki Fransız diplomatik misyonlarını 2008 ile 2012 ve 2017 ile 2020 yılları arasında yönetmişti.

Cezayir medyası ise Driencourt’u şiddetle eleştirerek onun Marine Le Pen’in ve babası Jean-Marie Le Pen’in özelliklerine sahip bir sağcı olduğunu vurguladı. Radikal sağdan Ulusal Cephe'nin kurucusu Jean-Marie Le Pen, Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda (1954-1962) Fransız kuvvetlerinde paraşütçü olarak görev almıştı.