Depremde iki kez enkazda kalan anne erken doğan bebeğinin yolunu gözlüyor

AA
AA
TT

Depremde iki kez enkazda kalan anne erken doğan bebeğinin yolunu gözlüyor

AA
AA

Suriye'nin kuzeyindeki Afrin ilçesinin Cinderes beldesinde iki kez enkaz altından kurtarılan Halepli Dima Halil, deprem günü 7 aylık dünyaya gelen bebeğinin hastaneden çıkmasını bekliyor.
Merkez üssü Kahramanmaraş olan 6 Şubat'taki depremlerin en çok etkilediği yerlerden biri de Suriye'nin kuzeyindeki Afrin ilçesinin Cinderes beldesi.
Halepli Dima Halil, 7 aylık hamileyken "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depreme evinde uyuduğu sırada yakalandı.
Kaldığı evin duvarının üzerine yıkılması sonucu enkazda kalarak doğum sancıları hissetmeye başlayan Dima Halil, kocası tarafından enkazdan çıkarılarak Afrin'deki hastaneye yetiştirildi.
Depremin şiddetli etkisi ve enkazda kalmanın şokuyla doğum sancıları başlayan Dima Halil, 6 Şubat'ta Afrin'deki hastanede erken doğum yaptı.
Doğum sonrası hasarlı evlerine dönmek zorunda kalan Dima Halil ve bebeği, bir gün sonraki artçı sarsıntılar sonucu yıkılan evde ikinci kez enkaz altında kaldı ancak eşi ve çevredekiler tarafından yara almadan kurtarıldı.
Yetersiz beslenme ve erken doğum sebebiyle organları gelişmeyen bebek, tedavi için Afrin Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı.
Dima ve eşi, akrabalarının arabasında, hastane önünde bebeklerinin sağlığına kavuşmasını bekliyor.

"Enkaz altında doğum sancıları hissetmeye başladım"
Deprem gecesinde yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Dima Halil, enkaz altındayken yardım çığlıklarını kimsenin duymadığını söyledi.
Eşi Abdülmecid tarafından kurtarıldığını belirten Halil, "Duvar üzerime yıkıldı. Elektrik gitti. Çok karanlıktı. Yardım için çok bağırdım, çağırdım ama kimse duymadı ve gelmedi. Enkaz altında doğum sancıları hissetmeye başladım." dedi.

"İki defa enkaz altından kurtarıldım"
Enkazdan eşi tarafından kurtarıldıktan sonra doğum sancıları nedeniyle Afrin Hastanesi'ne kaldırıldığını söyleyen Halil, "Erken doğum yaptım ama gidecek yerimiz yoktu. Çadırımız yok. Kocamla hasar alan eve tekrar döndük." diye konuştu.
Artçı depremlerden dolayı evinin kalan duvarlarının kendisi ve bebeğinin üzerine yıkıldığını belirten Halil, "İki kez enkaz altından kurtarıldım ama bebeğimin elbiseleri enkaz altında kaldı. Komşulardan biraz elbise alıp giydirdim. (Bebeğin vücudunda) Sarılık ve morluklar var. Bedeni de zayıf. Kuvözde şu an." şeklinde konuştu.

Hastane kapısında araç içinde umutlu bekleyiş
Hastane önünde akrabalarına ait aracın içinde bebeğini beklediğini ifade eden Halil, "Oğlumun taburcu edilmesini bekliyoruz. Erken doğum ve yaşadığımız travmadan etkilendi. Sabır ve umutla kucağıma almayı bekliyorum." dedi.
Afrin Hastanesi'nde görevli hemşirelerden Gusun Mürşidi de Dima'nın depremden sonra hastanede doğum yaptığını ancak kalacak yerleri olmadığı için bir kısmı yıkılan evine geri döndüğünü söyledi.
Enkaz altında iki defa kaldığı için annenin psikolojisinin kötü olduğunu belirten Mürşidi, "İkinci kez hastaneye geldiğinde 'Bebeğim, oğlum' diye bağırıyordu. (Bebekte) Sarılık ve morluklar vardı. Yetersiz beslenme ve erken doğumdan dolayı bedeni zayıftı." diye konuştu.
Bebeğin tedavisinin sürdüğünü kaydeden Mürşidi, bebeği doktorların uygun gördüğü zamanda sağ salim annesine teslim etmek istediklerini dile getirdi.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.