Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu kimdir?

AA
AA
TT

Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu kimdir?

AA
AA

Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanan Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Kasım 2002'de yapılan 22. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde CHP İstanbul Milletvekili olarak Meclise girerken, 22 Mayıs 2010'daki 33. CHP Olağan Kurultayı'nda Genel Başkan seçildi.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre Kemal Kılıçdaroğlu, 1948'de Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde doğdu.
İlk ve ortaöğrenimini Erciş, Tunceli, Genç ve Elazığ'da tamamlayan Kılıçdaroğlu, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden (Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi) 1971'de mezun oldu.
Aynı yıl kazandığı Hesap Uzman Yardımcılığı Sınavının ardından Maliye Bakanlığında göreve başlayan Kılıçdaroğlu 1 yıl Fransa'da kaldı, hesap uzmanlığını 1983'e kadar sürdürdü ve aynı yıl Gelirler Genel Müdürlüğüne atandı. Burada önce Daire Başkanı, ardından Genel Müdür Yardımcılığı yaptı.
Kemal Kılıçdaroğlu 1991'de Bağ-Kur'a atandı. Burada genel müdürlük görevinde bulunan Kılıçdaroğlu, 1992'de Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü görevini üstlendi. Kısa süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında müsteşar yardımcısı olarak çalışan Kemal Kılıçdaroğlu, 1999'un ocak ayında kendi isteğiyle Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünden emekli oldu.
8.Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarında Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonuna başkanlık eden Kılıçdaroğlu, Hacettepe Üniversitesinde de bir süre ders verdi, Türkiye İş Bankasında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.
Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Kasım 2002'deki 22. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili olarak Meclise girdi.
CHP Merkez Yönetim Kurulunda görev alan Kemal Kılıçdaroğlu, 22 Temmuz 2007 Milletvekili Genel Seçimlerinde de İstanbul'dan 23. Dönem Milletvekili seçildi ve genel başkanlığa adaylığını açıklayıncaya kadar CHP Grup Başkanvekilliği görevinde bulundu.
Deniz Baykal'ın, FETÖ'nün kaset kumpası sonucu genel başkanlıktan istifasının ardından 22 Mayıs 2010'daki 33. CHP Olağan Kurultayı'nda genel başkanlığa seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, 13 yıldır bu görevi sürdürüyor.
Selvi Kılıçdaroğlu ile 1974'ten bu yana evli olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun 3 çocuğu ve 3 torunu bulunuyor.

10 kurultay gördü
CHP'de Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde 5 olağan ve 5 olağanüstü kurultay gerçekleştirildi.
CHP'de, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde 22 Mayıs 2010'daki olağanüstü kurultay dışında, 18-19 Aralık 2010, 26-27 Şubat 2012, 5-6 Eylül 2014 ve 9-10 Mart 2018'te olağanüstü, 17-18 Temmuz 2012, 16-17 Ocak 2016, 3-4 Şubat 2018 ve 25-26 Temmuz'da olağan kurultaylar yapıldı.
Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce ile yarıştığı 5-6 Eylül 2014'teki 18. Olağanüstü, 3-4 Şubat 2018'deki 36.Olağan Kurultay ile tek aday olarak girdiği 37. Olağan Kurultay'dan genel başkan olarak çıktı.
CHP'nin Temmuz 2022'de yapılması gereken 38. Olağan Kurultayı ise Parti Meclisinin aldığı kararla 1 yıl ertelendi.

İki referandum
CHP Genel Başkanlığına 2010'da seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin başındaki ilk seçimine de aynı yıl girdi. CHP, 12 Eylül 2010 tarihindeki Anayasa referandumunda "Hayır" kampanyası yürüttü. Seçimlerde yüzde 57,88 "Evet" oyuna karşı yüzde 42,12 "Hayır" oyu çıktı.
Bu seçimlerin en ilginç yanı ise Anayasa referandumunda "Hayır" kampanyası yürüten Kemal Kılıçdaroğlu'nun oyunu kullanamaması oldu.
Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu 2009'daki yerel seçimler nedeniyle kaydını İstanbul'a aldırdığı, buradan sildirdikten sonra da tekrar Ankara'ya kaydettirmediği için oyunu kullanamadığı ortaya çıktı.
Türkiye'yi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine götürecek ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yine "Hayır" kampanyası yürüttüğü 16 Nisan 2017'deki anayasa değişikliği referandumundan yüzde 51,41 oranında "Evet" çıkarken "Hayır" oyları yüzde 48,59'da kaldı.

Yerel ve genel seçimler
Kemal Kılıçdaroğlu siyasi kariyerindeki ilk seçimine 2009'da CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak katıldı. Kılıçdaroğlu'nun rakibi AK Parti adayı Kadir Topbaş'tı. 29 Mart 2009'daki seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kılıçdaroğlu yüzde 36,98 oy alarak rakibi Topbaş karşısında seçimi kaybetti.
Kılıçdaroğlu, 12 Haziran 2011'deki genel seçimlerinde ise yüzde 25,98 oy aldı. Bu seçimlerde AK Parti yüzde 49,83 oy alarak iktidar oldu.
30 Mart 2014'teki yerel seçimlerde Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP yüzde 26,34, Erdoğan liderliğindeki AK Parti yüzde 42,87 oy aldı.
Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığını yaptığı CHP, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden yüzde 24,95, Recep Tayyip Erdoğan'ın genel başkanlığını yaptığı AK Parti ise yüzde 40,87 oy oranıyla çıktı.
Bu seçimlerin ardından hükümet kurulamadı ve 1 Kasım 2015'te genel seçimlerin yenilenmesine karar verildi. AK Parti'nin oylarını yüzde 49,50'ye yükselttiği seçimlerde CHP'nin oy oranı da yüzde 25,32 oldu.
CHP, Millet İttifakı'yla girdiği 31 Mart 2019'daki yerel seçimler sonucunda 11 büyükşehirde belediye başkanlığını kazandı.
Seçimde CHP oyların yüzde 30,12'sini, AK Parti ise yüzde 44,33'ünü aldı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri
Türkiye tarihinde ilk kez 10 Ağustos 2014'te cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi.
12'nci cumhurbaşkanının belirleneceği seçimde MHP ile Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığındaki CHP, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu ortak aday gösterdi.
Seçimin sonunda İhsanoğlu yüzde 38,44, Tayyip Erdoğan ise yüzde 52 oranında oy aldı ve Erdoğan ilk turda Cumhurbaşkanı seçildi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hem cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimlerinin yapılacağı 31 Mart 2018'de, partisinin cumhurbaşkanı adayının Muharrem İnce olduğunu açıkladı.
24 Haziran 2018'deki Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunda Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,6'sını alarak seçimi ilk turda kazandı. Aynı tarihteki 27. Dönem Milletvekilli Seçimi'nden CHP yüzde 22,6 oyla çıktı.

Artvin ve Çubuk'taki saldırılar
Kılıçdaroğlu'nun, 25 Ağustos 2016'da Şavşat'tan Artvin'e giden konvoyuna Ardanuç mevkisinde PKK terör örgütü tarafından roketli saldırı düzenlendi. Saldırıda Jandarma Er Fatih Çaybaşı şehit oldu, iki asker yaralandı.
Olayın ardından Kılıçdaroğlu bir süre Karayolları binasında bekletilirken, daha sonra zırhlı araçla Şavşat Kaymakamlığı'na götürüldü. Kılıçdaroğlu, burada telefonla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dönemin Başbakanı Binali Yıldırım ve HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile görüştü.
Saldırıyı PKK terör örgütü üstlenirken, hedefin Kemal Kılıçdaroğlu olmadığı savunuldu. İçişleri Bakanlığı, 22 Mayıs 2018'de yapılan operasyonda konvoya saldıran "Velat" kod adlı terörist Behçet Avras'ın öldürüldüğünü açıkladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 21 Nisan 2019'da Ankara'nın Çubuk ilçesinde PKK tarafından şehit edilen sözleşmeli er Yener Kırıkçı'nın cenazesinde ise yumruklu saldırıya uğradı. Yüzüne darbe alan Kılıçdaroğlu, daha sonra zırhlı araçla evden çıkarılarak CHP Genel Merkezine götürüldü.
Kılıçdaroğlu'na yumruk atan sanık Osman Sarıgün, hakaret yaralama ve suç işlemeye tahrik suçlarından 3 yıl 23 ay 30 gün hapis cezası aldı.

15 Temmuz darbe girişimi
15 Temmuz 2016'daki FETÖ'nün darbe girişiminin ilk saatlerinde İstanbul'a gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Atatürk Havalimanı'ndan Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu'nun evine geçmişti. Geceyi Kerimoğlu'nun evinde geçiren Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafları basına servis edildi.
Fotoğrafta Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat ile bir haber kanalını izlediği, o sırada ekranda köprüdeki darbecilerin teslim olma görüntüsünün yer aldığı görüldü. Kılıçdaroğlu'nun Atatürk Havalimanı'ndan çıkışı, "darbecilerin izni" ile denilerek eleştiri konusu yapıldı.
Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişimi sonrasında 25 Temmuz 2016 Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Liderler Zirvesi'ne, 7 Ağustos 2016'da ise Yenikapı Meydanı'nda düzenlen Şehitler ve Demokrasi Mitingi'ne katıldı.

"Adalet yürüyüşü"
Kılıçdaroğlu, 15 Haziran 2017'de çeşitli isimlerin ve grupların katılımıyla Ankara'dan İstanbul'a kadar "adalet" talebiyle yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüş, 15 Haziran 2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başladı, 9 Temmuz 2017'de İstanbul Maltepe'de sonlandı. 420 kilometrelik yolu 25 günde yürüyen Kılıçdaroğlu, yürüyüşün sonunda Maltepe'de bir miting düzenledi.

Millet İttifakı ve altılı masa süreci
24 Haziran 2018'deki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimleri öncesinde, Kılıçdaroğlu genel başkanlığındaki CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile işbirliği yaptı ve Millet İttifakı kuruldu.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için CHP Muharrem İnce'yi, Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu'nu, İYİ Parti Meral Akşener'i aday gösterdi. Aynı partiler, milletvekili seçimi için de işbirliği yaptı.
Millet İttifakı'nda yer alan CHP ve İYİ Parti, 31 Mart 2019'daki yerel seçime ise bazı büyükşehirlerde ittifak yaparak girdi.
Yerel seçimlerin ardından Millet İttifakı, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi'nin katılımıyla 6 partiyi kapsayacak şekilde genişledi. Daha sonra kamuoyunda "altılı masa" olarak anılacak oluşumun ilk toplantısı 12 Şubat 2022'de yapıldı.
2 Mart 2023'teki 12'nci toplantıda Kılıçdaroğlu, 5 partinin cumhurbaşkanı adayı olarak önerildi.
Bu teklife itiraz eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'le üç gün boyunca sürdürülen müzakereler sonunda Kılıçdaroğlu, 6 Mart 2023 Pazartesi günü Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu tarafından kamuoyuna ilan edildi.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.