2023 hac kuraları çekildi: Sonuçlar nereden nasıl öğrenilecek?

AA
AA
TT

2023 hac kuraları çekildi: Sonuçlar nereden nasıl öğrenilecek?

AA
AA

Kaydı yenilenen ve ön kayıt yaptıran 2 milyon 391 bin 671 kişinin katıldığı hac kuraları çekildi. Hacı adayları, sonuçları saat 22.00'den itibaren e-Devlet üzerinden öğrenebilecek.
Önceki yıllarda kesin kayıt hakkı kazanan ancak Kovid-19 tedbirleri nedeniyle kutsal topraklara gidemeyen 34 bin 443 hacı adayı ise kuraya tabi olmadan hac yapabilecek.
Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu'nda bilgisayar ortamında ve noter huzurunda yapılan kura çekimine, deprem nedeniyle hacı adayları davet edilemedi.
Burada konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sarmak ve zorlukların üstesinden gelmek için 30 bin din görevlisinin sahada olduğunu belirtti.
Erbaş, yaklaşan hac mevsiminin hazırlıklarını büyük titizlikle sürdürdüklerini ve Türkiye'den hacca gitmek isteyenlerin sayısının her geçen yıl daha da arttığını söyledi.
Bu yıl 221 bin 916 kişinin kayıt yaptırdığını ve önceki kayıtlarla toplam 2 milyon 426 bin 114 kişinin kuraya katılacağını bildiren Erbaş, şöyle devam etti:
"Bu sene ülkemize tahsis edilen kontenjan ise 83 bin 430'dur. Bu yıl kuraya katılan en küçük hacı adayımız 40 günlük; annesi ve babasıyla yazılmış. Yaşı itibarıyla en büyük hacı adayımız 1904 doğumlu yani 119 yaşında. Genel Müdürümüz biraz önce ailesini, çocuklarını aradı. Gayet sağlıklı bir şekilde bu hacımız, bir annemiz. İnşallah kurada çıkar da sağlıklı bir şekilde haccını yapmak nasip olur. Kuraya girecek hacı adaylarımızın yaş ortalaması 57. Ön kayıt yaptıran hacı adaylarımızın oranı yüzde 53,53. Erkek hacı adaylarımızın oranı ise yüzde 46,47 olarak tespit edildi. Kadın hacı adaylarımızın daha fazla olduğu görülmektedir."

"Kura sistemi adaleti sağlayan en iyi uygulama"
Erbaş, hacı adaylarını belirlemede uygulanan kura sisteminin, bu zamana kadar tespit edilen ve adaleti en iyi sağlayan uygulama olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Bu sisteme göre, önceki yıllardan bekleyenlerin mağduriyetlerini belli oranda giderebilmek maksadıyla, kura çekiminde, kayıt yapılan yıllara göre kat sayı uygulaması yapılmaktadır. Kuralar, hacı adaylarının 2007'den itibaren girdiği kura sayısının, kendisiyle çarpımı sonucu elde edilecek rakama göre çekilmektedir. Yani bu yıl müracaat eden kişi, sadece 1 kere kuraya girerken, 10 yıl önce müracaat etmiş bir kardeşimiz 100 kere kuraya girmektedir. Dolayısıyla daha önce müracaat etmiş olanların kurada çıkma ihtimali, yeni müracaat edenlere göre daha fazla olmaktadır."
Hacı adaylarının, kura çekiminin ardından sonuçları saat 22.00'den itibaren e-Devlet üzerinden öğrenebileceğini ve ön kayıt sistemine tanımlı cep telefonlarına kısa mesaj gönderileceğini aktaran Erbaş, imkan bulamadığı veya kurada çıkmadığı için hac yapamayan kişilerin, dinen herhangi bir mesuliyeti bulunmadığını kaydetti.
Konuşmaların ardından Erbaş ve Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu üyelerinin de katılımıyla kura çekildi. Ankara'dan başlayan kura çekimi, illerin plaka sırasına göre devam etti.

Kesin kayıtlar 13-24 Mart'ta yapılacak
Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Remzi Bircan da Kovid-19 salgını nedeniyle 2020-2021'de sadece Suudi Arabistan vatandaşlarının hac yapabildiğini ve kuralarda adı çıkan hacı adaylarının haklarının 2022'ye ertelendiğini hatırlattı.
Kovid-19 tedbirleri nedeniyle geçen yıl Türkiye'den 37 bin 770 kişinin hacca gidebildiğini ve ülkenin hac kotasının, 8 Ocak'ta 83 bin 430 olarak açıklandığını hatırlatan Bircan, şöyle devam etti:
"2023'te, 2022'de 65 yaşından büyük olması ve aşı sebebiyle gidemeyen 34 bin 443 hacı adayımız kurasız bir şekilde hac ibadetini bu sene yapacaklardır. Ülkemize tanınan hac kotasının geriye kalan kısmı için ise ön kayıt yaptıran vatandaşlarımızın arasından, hac konaklama tercihleri ve ön kayıt yaptırdıkları yıllar ve kayıt sayısı oranları da esas alınarak kat sayılı bir şekilde kura çekilecektir."
Bircan, 15 Şubat 2023'te yapılması planlanan hac kurasının 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle bugüne ertelendiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Kurada adı çıkanlar, 13-24 Mart 2023'te kesin kayıtlarını yaptırabilecekler. Boş olan kontenjanlara ise 30 Mart-7 Nisan 2023'te kayıt yapma imkanı tanınacak. Kesin kayıtlar, e-Devlet üzerinden yapılabileceği gibi Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonunu seçenler il müftülüklerine, acenteyi seçenler ise Başkanlığımızla sözleşme imzalayan acentelerle gerçekleştirebilecekler. Kesin kayıt yaptıran vatandaşlarımızın, il müftülüklerimizin düzenlemiş olduğu hac hazırlık kurslarına katılmalarını istirham ediyoruz."



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.