Dubai’de düzenlenen Dünya Polis Zirvesi’nin gündeminde siber dolandırıcılık var

Zirvede siber dolandırıcılığın uluslararası suçları artırdığı vurgulandı.

Dubai’deki zirvede katılımcılar siber suçlarla eski araçlarla mücadele edilemeyeceğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Dubai’deki zirvede katılımcılar siber suçlarla eski araçlarla mücadele edilemeyeceğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Dubai’de düzenlenen Dünya Polis Zirvesi’nin gündeminde siber dolandırıcılık var

Dubai’deki zirvede katılımcılar siber suçlarla eski araçlarla mücadele edilemeyeceğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Dubai’deki zirvede katılımcılar siber suçlarla eski araçlarla mücadele edilemeyeceğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Dubai’de düzenlenen ve küresel çapta emniyet liderlerinin bir araya geldiği Dünya Polis Zirvesi’nde suçla mücadele ve suçun toplumlar üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması alanında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu. Katılımcılar toplumların güvenliğini artırmak için kolluk kuvvetlerinin akıllı teknolojiler ve yapay zekanın kullanmasının yanı sıra geleceğin liderlerinin iddialı çalışma gündemleri ve planlara sahip olmasının önemine dikkat çekti.
Polis ve güvenlik liderlerinin çağrıları dün Dubai’de başlayan ve dünyanın dört bir yanından bir dizi polis teşkilatı ve liderinin yanı sıra ilgili uluslararası kuruluşların katılımıyla düzenlenen Dünya Polis Zirvesi’nin ilk gününde dile getirildi.
Dubai Veliaht Prensi Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Raşit Al Maktum, hukukun üstünlüğünü uygulamada ve her türlü suçla mücadelede sınır ötesi örgütlerle uluslararası iş birliğinin önemini vurguladı. Veliaht Prens’in belirttiği iş birliği bilgi, uzmanlık, başarılı deneyimler ve elektronik tecrübeler de dahil olmak üzere suçla mücadelede her türlü etkili sistemin karşılıklı aktarımını ve dünya çapındaki polis teşkilatları arasında ortaklık düzeylerini geliştirmek için gereken sistemlerin paylaşımını kapsıyor.
Dubai Polisi Başkomutanı Korgeneral Abdullah el-Marri, zirvenin ‘Yeni Nesil Polislik Çalışmasına İlham Verme’ sloganı altında düzenlenen ikinci oturumu hakkında şunları söyledi:
“50 uluslararası kuruluş, dünya çapında 51 polis teşkilatı lideri ve 100 konuşmacı katıldı. Düzenlenen altı konferansta, uluslararası düzeyde kolluk kuvvetlerinin karşılaştığı zorluklar tartışıldı. Bu konferanslar, Suç Azaltma Konferansı, Dubai Uluslararası Kriminal Kanıt Merkezi Konferansı, Dubai Uluslararası Uyuşturucu Sorunları Konferansı, Uluslararası Polis Köpeği Konferansı, İnsansız Hava Aracı Konferansı ve İnovasyon ve Direnç Konferansı’ydı. BAE liderliği, toplumun emniyette hissetmesinin temel bir öncelik aynı zamanda da ekonomik, sosyal ve politik büyümenin bir ekseni olduğuna inanarak, tüm strateji ve planlarında güvenliği sağlamayı hedeflemiştir.”
Abdullah el-Marri ayrıca bu yaklaşımının, devletin kardeş ve dost ülkelere ve uluslararası kuruluşlara olan taahhütlerinde, 2020’den 2022’ye kadar 101 ülke için kara para aklama, uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlanan 597 uluslararası çapta aranan kişiyi ve önde gelen organize suç çete üyelerini tutuklayarak gösterdiğini belirtti. Bunun yanı sıra sahtecilik, hırsızlık ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla aranan 85 kişinin de tutuklandığı bilgisini veren Marri, 195 ülke ve 60 uluslararası kuruluşun da 9 bin 12 güvenlik ve adli bilgi alışverişinden faydalandığını vurguladı.
Tomorrow CEO’su Mike Walsh, gelecekte yapay zeka teknolojisinin değerini, buna yatırım yapılmasını, güvenliği ve emniyeti artırmada ve akıllı şehirler kurmada kullanılmasının önemini vurguladı. Ayrıca devlet kurumları ve özel sektör çalışanlarının modern teknolojiyi kullanmaları için motive etme gerekliliğinin yanı sıra değişim kültürünü benimseyerek, bireylerin kendilerinin geliştirmesi, yapay zeka teknikleriyle çalışma yetilerini geliştirmeleri yoluyla geleceğe hazırlanmanın önemine dikkat çekti.
Walsh, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi ışığında, önümüzdeki on yılda toplumsal dönüşümlerin hızlı bir şekilde gerçekleşeceğini ve bu değişikliklerin son 100 yılda meydana gelen değişikliğe eşdeğer olacağını belirterek şunları söyledi:
“Bu nedenle, bireyler ve hükümetlerin, bir değişim kültürüne sahip olmaları, hızlı dönüşümler konusunda daha esnek olmaları ve teknik, eğitim ve eğitimsel hazırlık yoluyla bunlara ayak uydurmak üzere çalışmaları gerekir.”
Koronavirüs pandemisinin yarattığı zorluklara rağmen, teknolojideki gelişme hızının artırdığına ayrıca insanların yaşam akışının örf ve adetlerinin, davranışlarının ve günlük hayatta yapay zekaya olan güvenlerinin büyük ölçüde etkilendiğine dikkat çekti. Pandeminin insanlığın hayatında meydana gelen beklenmedik gelişmelerden biri olarak görüldüğünü belirten Walsh, 100 yıl önceki İspanyol gribi virüsüne ve 1918'deki kolera salgınına benzer şekilde yaşam tarzındaki hızlı değişime, zamanın yaşam kavramlarını değiştirmeye ve telefon, motor ve diğer yeni teknolojilerin geliştirilmesine katkıda bulunduğunu belirtti.
Walsh, toplumların güvenliğini artırmak için kolluk kuvvetlerinin akıllı teknolojileri ve yapay zekayı kullanmasının önemini ve liderlerin gelecekte bu teknolojileri iş gündemlerinin ve iddialı planlarının bir parçası olarak görmelerinin önemi de vurguladı.
Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) Genel Sekreteri Jürgen Stock, güvenlik açıklarını kapatmak için uluslararası iş birliğinin önemini vurguladı. Stock şu açıklamayı yaptı:
“Suç haritası sürekli değiştiği için mevcut ve gelecekteki organize suçlara karşı eski araçlarla mücadele edilemez. Günümüzde boşlukların doldurulması suçla mücadeleye katkı sağlıyor. Ajansımız da giderek karmaşıklaşan bu gerçeklik üzerine çalışıyor. Bunun için uluslararası çözümler ve bu ortaklıkların tüm sektörlerde güçlendirilmesi gerekiyor.”
Tüm bölgelerde çok taraflı polis iş birliğinin gücüne dikkat çeken Stock, Uluslararası suçların istikrarlı büyümesinin şu an artan küreselleşme ve dijitalleşme ile körüklenen siber dolandırıcılık tarafından yönetildiğini, bu duruma karşı geçmişin araçlarıyla mücadele edilemeyeceğini bu nedenle de bu savaşta polisle finans sektörü arasında bir köprüye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Dolayısıyla teşkilattaki Mali Suçlar Merkezi’nin bu tür suçlarla mücadeleye yardımcı olması gerektiğini vurguladı. Stock ayrıca geleceğe yönelik iyimserliğini ve bugünün görevinin, ihtiyaç duyulan dünyayı inşa etmek için tüm alanlarda ve sektörlerde çalışmayı gerektirdiğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin Körfez İş Birliği Konseyi Ülkeleri Bölge Temsilcisi Yargıç Dr. Hatem Ali, uyuşturucu ve suçla mücadelede gösterilen muazzam çabalara rağmen, suç örgütleri eylemlerini bırakmadığını söyledi. Bu suçların tabi oldukları resmi prosedürler ve protokoller karşısında teknolojik araçlara erişim ve kabiliyete sahip olmaya devam ettiklerini vurguladı.
Ali, pek çok toplumdaki esneklik faktörüne dikkat çekerek, zorluklarla yüzleşmek ve suçlarla mücadele etmek için performanslarını ve yeteneklerini artırdığını vurguladı. Ali, Toplumun aslında suçla mücadele ve suçu azaltmada kilit bir ortak olduğunu belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Ülkelerin suç örgütleri ile mücadele etmesine yardımcı olan gelişmiş, sofistike yöntemler ve uygulamalar ortaya koymaya çalışıyoruz. Ayrıca organize suçla mücadelede başarılı olabilmeleri için polis güçlerini seferber etmeye ve onları desteklemeye çabalıyoruz.”



Muhammed bin Selman ve Graham, iki ülke arasındaki dostane ilişkileri gözden geçirdi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'da ABD Senatörü Lindsey Graham ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'da ABD Senatörü Lindsey Graham ile yaptığı görüşmede (SPA)
TT

Muhammed bin Selman ve Graham, iki ülke arasındaki dostane ilişkileri gözden geçirdi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'da ABD Senatörü Lindsey Graham ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'da ABD Senatörü Lindsey Graham ile yaptığı görüşmede (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, Başbakan sıfatıyla ABD Senatörü Lindsey Graham ile iki ülke arasındaki dostane ilişkileri gözden geçirdi.

Prens Muhammed bin Selman ile Graham ve beraberindeki heyet arasında dün Riyad'daki el-Yemame Sarayı'ndaki ofisinde bir görüşme gerçekleşti. Görüşmede bölgesel ve uluslararası ilişkilerdeki gelişmeler ve ortak ilgi alanlarına giren konular ele alındı.

Toplantıya Suudi Arabistan tarafından Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bin Abdulaziz, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah ve Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban katıldı.


Kral Selman: İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme konusundaki kararlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz

TT

Kral Selman: İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme konusundaki kararlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz

Kral Selman: İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme konusundaki kararlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz dün yaptığı açıklamada, ülkesinin İki Kutsal Cami’ye ve burayı ziyaret eden ziyaretçilere hizmet konusundaki kararlı duruşunu sürdüreceğini vurguladı. Kral Selman bu açıklamayı, Ramazan Ayı’nın başlaması dolayısıyla Suudiler, ülkedeki yabancı sakinler ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara seslenerek yaptı.

Açıklamayı okuyan Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, “Cennet kapılarının açıldığı ve bin aydan daha hayırlı bir gecenin içinde bulunduğu mübarek Ramazan Ayı’nın gelişi vesilesiyle tüm Müslümanları tebrik ediyoruz. Allah’ın bizlere oruç tutma ve iyi amellerde bulunma konusunda yardım etmesini diliyoruz” ifadelerini aktardı.

Kral Selman, Allah’a şükrederek, ülkesinin İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme ayrıcalığını vurguladı ve bu hizmet anlayışının selefleri tarafından da sürdürüldüğünü belirtti.

Ramazan Ayı’nın, nefisleri terbiye etme, hayırlı işler yapma ve toplumda merhamet ve dayanışmayı güçlendirme açısından önemli bir zaman olduğunu kaydeden Kral Selman, Allah’a hem görünen hem de gizli nimetleri için şükranlarını sundu.

Kral Selman, dualarında bu mübarek ayda yapılan ibadetlerin kabulünü, ülkesinde güvenlik ve refahın devamını, Filistin’de ve tüm İslam dünyasında barış ve istikrarın sürmesini diledi.

Daha sonra Kral Selman, resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ramazan Ayı’nızı tebrik ediyor, Allah’tan bu ayda Müslümanlara bereket vermesini, ibadetlerimizi kabul etmesini ve ülkemizde güvenlik ve refahın devamını sağlamasını diliyoruz” ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yemen, Filistin, Bahreyn, Kuveyt ve diğer bazı ülkeler, dün akşam hilalin görülmesinin kesinleşmesinin ardından 18 Şubat Çarşamba gününü (bugün) Ramazan Ayı’nın ilk günü olarak ilan etti.

Suudi Arabistan Yüksek Mahkemesi yaptığı açıklamada, Hilal Gözlem Dairesi’nin salı akşamı bir oturum düzenlediğini ve bu oturumda mahkemelerden Ramazan hilalinin görülmesiyle ilgili aldığı tüm raporları incelediğini belirtti. İnceleme ve değerlendirme sonrasında, hilali gören bir dizi güvenilir şahidin ifadesine dayanarak, bu yılki Ramazan Ayı’nın ilk gününün, 18 Şubat 2026 Çarşamba günü olduğuna karar verildiğini açıkladı.

Bu vesileyle, her yıl olduğu gibi, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman, diğer İslam ülkelerinin kralları, cumhurbaşkanları ve emirlerine Ramazan tebriği gönderdi. Tebrik mesajlarında, Allah’tan tüm Müslümanların ibadetlerini kabul etmesini, Ramazan’ı ilerleme ve refahla yeniden yaşatmasını dilediler.

Kral ve Veliaht Prens ayrıca İslam ülkelerinin liderlerinden gelen tebrik mesajlarını aldı ve yanıt olarak teşekkür telgrafları göndererek iyi dilekleri ve duaları takdir ettiklerini belirtti; Allah’tan bu mübarek ayın ümmete bereket, huzur ve istikrar getirmesini dilediler.

Öte yandan Mekke ve Medine’de yetkili kurumlar, Ramazan Ayı’nı karşılamak üzere kapsamlı hazırlıklarını tamamladı. Bu hazırlıklar, güvenlik, işletme ve hizmet alanlarını kapsayan entegre bir sistemle gerçekleştirildi ve ziyaretçilerin güvenliği ile akışın en yüksek düzeyde sağlanması hedeflendi.


Amerika ve İran arasındaki ilerleme, tehditleri ortadan kaldırmıyor

İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)
İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)
TT

Amerika ve İran arasındaki ilerleme, tehditleri ortadan kaldırmıyor

İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)
İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)

Umman'ın arabuluculuğuyla dün Cenevre'de gerçekleşen ABD ve İran arasındaki yeni görüşme turunda temkinli ilerleme kaydedildi, ancak iki taraf arasındaki tehditler sona ermedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin "ciddi müzakereler" içerdiğini belirterek, potansiyel metin taslağı için "bir dizi yol gösterici ilke üzerinde genel anlaşmaya varıldığını" duyurdu. Ancak Arakçi, bunun "bir anlaşmaya varıldığı anlamına gelmediğini" vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına gör, bir ABD yetkilisi, "ilerleme kaydedildiğini, ancak birçok ayrıntının hala görüşülmesi gerektiğini" söyledi. Yetkili, İran tarafının kalan bazı eksiklikleri gidermek için önümüzdeki iki hafta içinde ayrıntılı önerilerle geri döneceğini bildirdiğini ifade etti.

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerin hedeflerine doğru "iyi ilerleme" kaydettiğini ve her iki tarafın da anlaşmaya giden bir yolu açacak ilkeleri belirlemek için "ciddi çabalar" sarf ettiğini söyledi.

Görüşmeler başlarken, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney, bölgeye uçak gemisi göndermenin "İran'ı korkutmadığını" belirterek, "uçak gemisinden daha tehlikeli olanın onu batırabilecek bir silah olduğunu" savundu. Bu sırada Devrim Muhafızları, askeri tatbikatlar sırasında Hürmüz Boğazı'nın bazı bölümlerinin geçici olarak kapatılacağını duyurdu.