Netanyahu’ya istifa etmesi yönünde çağrılar arttı

İstifa çağrısı, İsrail’i içinde bulunduğu krizden kurtarmak amacıyla yapılıyor.

Hükümetin yargı reformuna yönelik tartışmalı projeye, Tel Aviv yakınların yerleştirilen tabelalarla tepki gösterildi. (AFP)
Hükümetin yargı reformuna yönelik tartışmalı projeye, Tel Aviv yakınların yerleştirilen tabelalarla tepki gösterildi. (AFP)
TT

Netanyahu’ya istifa etmesi yönünde çağrılar arttı

Hükümetin yargı reformuna yönelik tartışmalı projeye, Tel Aviv yakınların yerleştirilen tabelalarla tepki gösterildi. (AFP)
Hükümetin yargı reformuna yönelik tartışmalı projeye, Tel Aviv yakınların yerleştirilen tabelalarla tepki gösterildi. (AFP)

İsrail’de sağcı hükümetin yargıyı zayıflatma, tüm hükümet sistemini değiştirme planı ve uzlaşma önerilerinin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle toplumda oluşan tepki arttı. Bununla birlikte kitlesel protesto kampanyasının liderleri, Likud Partisi liderliğinde yeni bir hükümetin kurulmasına izin vermek için Başbakan Binyamin Netanyahu’ya istifa çağrısı yaptı.
Bu çağrı, Netanyahu ile başsavcılık arasında suçlu bulunması halinde hapse girmesine yol açacak hükümlere göre ‘dolandırıcılık, rüşvet ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla mahkemeye çıkması’ için bir anlaşmaya varılmasına yönelik bir projeyi içeriyor. Bu protesto grubu, hapis cezası olmadan da Netanyahu’nun siyasetten çekilmesini öne sürüyor ancak Netanyahu bunu reddediyor.
Geçen salı günü ilk kez bu fikri ortaya atan iç güvenlik servisi Şin Bet’in eski Başkanı Yuval Diskin, Netanyahu’ya kişisel bir mesaj göndererek, onu ‘hükümetin yargıyı zayıflatma çabaları nedeniyle yaygın bir bölünmeye neden olan ve İsrail toplumunu etkileyen krizi sona erdirmek için çalışmaya’ çağırdı. Ayrıca İsrail’in başına gelebilecek ‘yıkım senaryoları’ konusunda uyarı yapan Diskin, ‘çöküşü’ önlemek için gecikmeden bir dizi karar alma çağrısı yaptı.
Diskin, bu planın ilk adımının ‘darbe hükümeti planını onaylamak için yasama sürecini durdurmak’, ardından ‘mutabakata dayalı bir anayasa taslağı üzerinde çalışan bir ulusal birlik hükümeti kurmak için (Bezalel Smotrich liderliğindeki) Dini Siyonizm Partisi ve (Itamar Ben Gvir liderliğindeki) Otzma Yehudit Partisi ile siyasi ittifakın dağıtılması’, son olarak da ‘Netanyahu’nun siyasi hayattan tamamen emekli olması karşılığında suç dosyalarının kapatılmasını sağlamanın bir yolunu bulmak’ olması gerektiğini söyledi.
Eki Şin Bet Başkanı, ifadelerinin ‘kişisel’ olduğunu ve hükümetin yargıyı zayıflatma planına karşı yaygın protesto hareketini temsil etmediğini vurguladı. Protesto gösterilerine katılan Yuval Diskin, Tel Aviv’de düzenlenen bir gösteride konuşma yapmıştı. Diskin ayrıca hükümet planına ilişkin mevzuatın tamamlanması halinde gelecek dönemde gelişebilecek senaryolara karşı uyarıda bulundu.
Yuval Diskin, “Bu senaryolar, bize daha önce bilmediğimiz düzeyde büyük stratejik riskler getirebilir. Bu tehlikeler, İsrail toplumunu ve devletini onarılamaz bir şekilde parçalayabilir” diyerek ‘İsrail ordusunun temellerini yok etme, ekonomiye ciddi zarar verme ve hükümet sistemlerinin işlemesine izin vermeyecek benzeri görülmemiş bir güven krizi yaratma’ konusunda uyarıda bulundu.
Aynı şekilde darbe karşıtlarının ‘yedek kuvvetlerin toplu olarak askere gitmemeleri, kamusal hayatın yaygın biçimde kesintiye uğraması, açlık grevleri, vergi ödemelerinin askıya alınması’ gibi şu anda alınanlardan daha ciddi önlemler almaktan başka çareleri olmadığını hissedeceklerinden duyduğu endişeyi de dile getirdi.
Siyasi, ekonomik ve askeri camianın önde gelen dört ismi, hükümet, derin devlet içerisindeki muhalifleri ve muhalefet partileri arasında bir uzlaşma için başka bir çözüm projesi önermişti. Muhalefet liderlerinin yanı sıra Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı Yariv Levin de öneriyi memnuniyetle karşıladı. Ancak bir yanda Netanyahu’nun müttefikleri, diğer yanda protesto hareketinin radikal kanadı bunu açıkça reddetti.
Yariv Levin açıklamasında “Mevzuat üzerinde planlandığı şekilde çalışmaya devam edeceğiz ve tıpkı son aylarda yaptığımız gibi geniş çaplı anlaşmalara varmayı sürdüreceğiz” dedi. Knesset’in çalışma programı gözden geçirildiğinde hükümetin yargıyı zayıflatmak ve Milli Kütüphane gibi bir dizi kültürel kuruma darbe indirmek için yasayı onaylama sürecini bir kez daha hızlandırmaya karar verdiği görüldü. Bu karar, medyada İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile ‘yerleşimler ve onlarla ilgili sürekli müzakerelere’ dikkat çeken haberlerin tam tersine işaret ediyor.
Haaretz gazetesinin 8 Mart’ta yayınladığı habere göre Likud partisi liderleri, şu an yerleşimler konusunda ulaşılabilecek geniş bir fikir birliği olmadığını söylüyorlar. Likud liderleri, “Uzlaşı yok ve yakın gelecekte de olmayacak. Levin, yalnızca 90. dakikada, ikinci ve üçüncü okumalarla onaylanacak her şeyin hazır olduğu bir anlaşmadan bahsetmek istiyor. Bu arada oyalama yaşanıyor ve buna cumhurbaşkanı da katkıda bulunuyor” açıklamasında bulundu. Parlamento gündemine göre gelecek hafta Knesset’te, yargıyı zayıflatma planının yargı denetimini ve ‘atlatma maddesini’ ele alan ikinci bölümü müzakere edilecek ve ön okuma yapılacak. Buna paralel olarak planın ilk bölümü üzerinde Knesset’in Kanun ve Anayasa Komisyonu’nda müzakereler yapılacak. Müzakerelerde, Yargıç Atama Komitesi’nin yapısının değiştirilmesi ve Yüksek Mahkeme’nin ikinci ve üçüncü okumalarda oylama hazırlığı yaparken temel yasaların iptal etmesini veya değiştirmesini engelleme konusu da ele alınacak.
Diğer yandan çevrimiçi ticarette dolandırıcılığı önlemek ve ödenen tutarları geri almak için yazılım geliştiren ve hisseleri ‘New York Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören İsrail merkezli ‘Riskified’ şirketinin kurucu ortağı ve genel müdürü olan Eido Gal yaptığı açıklamada, şirketin yargıyı zayıflatma planı zemininde İsrail’den yarım milyar dolarlık servetini çekip yabancı bankalara aktaracağını duyurdu.
İsrail basını, 8 Mart’ta Gal’in çalışanlarına bu konuda e-posta gönderdiğini bildirirken, e-postada ‘şirketin, çalışanların Portekiz’e taşınması şartıyla Lizbon’daki araştırma ve geliştirme merkezinde yeni işler yaratacağını’ içerdiğine dikkat çekti.
Gal, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“İsrail’in hızla değişmekte olduğunu göz önünde bulundurarak, pozisyonum ve şirketin attığı adımlar hakkında sizi şeffaf bir şekilde bilgilendirmek istiyorum. Çıkarılan yasalar, İsrail ekonomisinde önemli ve uzun vadeli bir olumsuz dönüşe yol açacak şekilde bağımsız yargımızın tasfiyesine yol açacaktır.”
Eido Gal, şirketin İsrail’den sermaye transferine yönelik ise “Ekonomik durum kötüleştikçe hükümetin transferlere ve büyük meblağlarda para çekme işlemlerine kısıtlamalar getirmesinden korkuyoruz” açıklamasında bulundu. Şirketin çalışan sayısı, 2022 yılı sonunda 288’i İsrail'de olmak üzere 781 kişiydi. Lizbon’da çalışanı yoktu ancak daha sonra araştırma ve geliştirme için genel merkezini kurdu. Bu çerçevede şirket şu açıklamada bulundu:
“Önerilen değişiklikler, İsrail’deki işgücü piyasasını etkileyebilir veya siyasi istikrarsızlığa ya da toplumsal huzursuzluğa yol açabilir. Bu gelişmelerden biri gerçekleşirse, yönetim ve Yönetim Kurulu bir ihtiyaç olduğuna karar verirse işimiz, sonuçlarımız ve daha fazla fon sağlama yeteneğimiz üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir.”



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.