Tel Aviv'de düzenlenen silahlı saldırıda 3 kişi yaralandıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/4203651/tel-avivde-d%C3%BCzenlenen-silahl%C4%B1-sald%C4%B1r%C4%B1da-3-ki%C5%9Fi-yaraland%C4%B1
Tel Aviv'de düzenlenen silahlı saldırıda 3 kişi yaralandı
İsrail polisi Tel Aviv'de silahlı saldırı mahallinde (Reuters)
Tel Aviv-Gazze/AA
TT
TT
Tel Aviv'de düzenlenen silahlı saldırıda 3 kişi yaralandı
İsrail polisi Tel Aviv'de silahlı saldırı mahallinde (Reuters)
Gün boyu hükümet karşıtı kitlesel protestolara sahne olan İsrail'in başkenti Tel Aviv'de düzenlenen silahlı saldırıda 3 kişinin yaralandığı bildirildi.
İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamada, Tel Aviv'in merkezindeki Dizengoff Caddesi'nde silahlı saldırı düzenlendiği belirtildi.
Açıklamada, caddedeki yayalara ateş açarak 3 kişiyi yaralayan saldırganın polis ekipleri tarafından etkisiz hale getirildiği kaydedildi.
Yaralılardan birinin durumunun ağır, diğer ikisinin ise orta ve hafif olduğu aktarıldı.
Öte yandan İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı'ndan yapılan açıklamada, sağlık görevlilerinin olay yerinde ilk müdahaleyi yaptığı 3 yaralının Ichilov Hastanesi'ne sevk edildiği belirtildi.
İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin tartışmalı yargı düzenlemesi ve aşırı sağcı politikalarına karşı başta Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde sabah saatlerinden itibaren kitlesel protestolar düzenleniyor.
Hamas: Tel Aviv'deki saldırıyı düzenleyen kişi Kassam Tugayları üyesi
Hamas, Tel Aviv'in merkezindeki silahlı saldırının "İsrail'in Filistinlilere karşı işlediği suçlara karşı bir tepki" olduğunu belirterek, saldırıyı düzenleyenin Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyesi olduğunu duyurdu.
Hareketten yapılan yazılı açıklamada, “Tel Aviv'in merkezindeki Dizengoff Caddesi'ne düzenlenen silahlı saldırı, en son dün sabah Cenin’de 3 Filistinli gencin öldürüldüğü siyonist (İsrail) işgal güçlerinin suçlarına karşı verilen bir tepkidir.” denildi.
Açıklamada, "Ramallah'ın batısında Nalin beldesinden olan Kaasam üyesi şehit el-Mutez Billah Salah el-Havaca (23) Dizengoff Caddesi'ndeki saldırıyı gerçekleştirdi." ifadelerine yer verildi.
Öte yandan, saldırı sırasında caddede bulunan görgü tanığı İsrailli bir kadın, AA muhabirine, "seri atışlarla 4 silah ateşi duyduğunu" söyledi.
Olayın şokunu henüz atlamadığı görülen İsrailli kadın, saldırı anını şöyle anlattı:
"Silah sesleri duydum. Askerlik tecrübemden ötürü bunun normal bir durum olmadığını anladım. Hemen ardından polis motosikletlerinin ve acil yardım ekiplerinin geçtiğini gördüm. Polisler uzakta durmamız için bizi uyardı. Ben de şuradaki dondurma dükkanına girdim."
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, olayın bir terör saldırısı olduğunu açıkladı.
İsrail Başbakanlık Basın Ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Netanyahu, "Tel Aviv'in göbeğinde bir terör saldırısı yaşandığını” belirterek, yaralılara acil şifalar diledi.
Olay yerinde öldürülen saldırganın kimliğine ilişkin İsrail polisinden henüz bir açıklama yapılmadı.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN) ise saldırganın, işgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kentine bağlı Ni’ilin beldesinden 23 yaşında bir kişi olduğunu aktardı.
KAN, ayrıca, Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın, saldırganın evinin yıkılması için ordu güçlerine "derhal harekete geçme" talimatı verdiğini bildirdi.
Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan’da 5 elektrik santraline İHA saldırıları düzenledihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5333731-h%C4%B1zl%C4%B1-destek-kuvvetleri-sudan%E2%80%99da-5-elektrik-santraline-i%CC%87ha-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1
Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan’da 5 elektrik santraline İHA saldırıları düzenledi
Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) savaşçıları (Arşiv- AP)
Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) bugün 5 elektrik santralini hedef alan koordineli İHA saldırıları düzenledi. Bir hükümet yetkilisinin verdiği bilgiye göre saldırılar, ülkenin doğusundaki geniş bölgelerde elektrik kesintilerine yol açtı.
Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Cezire eyaletinde bulunan iki elektrik santrali ile Gadarif ve Beyaz Nil eyaletlerindeki üç santralin hedef alınmasının ardından bölgede şafak öncesinden itibaren elektrik kesintileri yaşandı.
Sudan ordusunun hava savunma sistemleri, dün sabah ülkenin orta kesimindeki Cezire eyaletinin başkenti Vad Medeni kentine birkaç kilometre mesafede bulunan Ümm Aliyle yakıt depolarını hedef aldığı değerlendirilen İHA’ları düşürdü.
Kaynaklar, eyaletin doğusundaki Ümm Aliyle beldesi üzerinde dört İHA’nın uçtuğunu, birkaç dakika sonra ise uçaksavar ateşi seslerinin duyulduğunu bildirdi.
Bazı medya kuruluşları, Sudan ordusunun İHA’ları saldırılarını gerçekleştirmeden önce etkisiz hâle getirdiğini belirtti. Ancak resmî makamlardan henüz açıklama yapılmaması nedeniyle bu bilgiler bağımsız kaynaklarca doğrulanamadı.
Birleşmiş Milletler raporlarına göre son birkaç gün içinde Darfur, Kurdufan, Mavi Nil ve Hartum’daki çeşitli sivil yerleşim ve tesisleri hedef alan İHA saldırılarında 300’den fazla kişi hayatını kaybetti. Söz konusu saldırılar, Sudan ordusu ile HDK arasında karşılıklı saldırıların arttığı bir dönemde gerçekleşti.
İHA’lar, Sudan’daki savaşın başlıca silahlarından biri hâline geldi. Çatışmanın tarafları, doğrudan cephe hatlarından uzaktaki hedefleri vurmak amacıyla İHA’ları giderek daha fazla kullanıyor.
Binlerce Iraklı, Ekim gösterilerinin yedinci yıldönümünü anıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5333691-binlerce-irakl%C4%B1-ekim-g%C3%B6sterilerinin-yedinci-y%C4%B1ld%C3%B6n%C3%BCm%C3%BCn%C3%BC-an%C4%B1yor
Iraklılar, yolsuzluğun ortadan kaldırılmasını ve silahların yalnızca devletin elinde tutulmasını talep ederek, Ekim 2019 protestolarının yedinci yıldönümünü anmak üzere Tahrir Meydanı’nda bir araya geldi. (DPA)
Binlerce Iraklı, Ekim gösterilerinin yedinci yıldönümünü anıyor
Iraklılar, yolsuzluğun ortadan kaldırılmasını ve silahların yalnızca devletin elinde tutulmasını talep ederek, Ekim 2019 protestolarının yedinci yıldönümünü anmak üzere Tahrir Meydanı’nda bir araya geldi. (DPA)
Binlerce Iraklı, sıkı güvenlik önlemleri altında, Bağdat’ın yanı sıra ülkenin orta kesimindeki bazı kent ve vilayetlerde Ekim 2019 gösterilerinin yedinci yıldönümünü andı. Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) güçleri ise yıl dönümüne yönelik eleştirilerde bulunarak bu günü ‘kara gün’ olarak nitelendirdi.
Yüzlerce aktivist, sabahın ilk saatlerinden itibaren Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’na akın etti. Meydan, 2019 protestolarının ana merkezi konumundaydı. Söz konusu gösteriler, eski Başbakan Adil Abdulmehdi hükümetinin düşmesini sağlamıştı. Ancak bu başarı ağır bir bedelle elde edilmiş, protestolar sırasında yaklaşık 600 kişi hayatını kaybetmiş, 20 binden fazla gösterici yaralanmıştı.
Aktivistlerin dile getirdiği temel talep ve slogan, göstericilerin öldürülmesine karışan grupların hesap vermesi olmaya devam ediyor. Suçlamalar hâlâ bazı siyasi isimlere, silahlı gruplara ve Haşdi Şabi bünyesindeki bazı kanatlara yöneltiliyor. Haşdi Şabi’nin yıl dönümünü ‘kara gün’ olarak nitelendiren açıklaması da bu çerçevede değerlendirilebilir.
Kara gün
Haşdi Şabi dün yayımladığı açıklamada, “Bu kara günde ihanet ve hainlik eli uzanarak Haşdi Şabi komutanı Visam el-Ulyavi ve kardeşini katletti. Bu vahşi suç, tüm insani değerlerden sıyrılmış barbar çetelerin gerçek yüzünü ortaya çıkardı” ifadelerini kullandı.
Güneydeki Meysan vilayetinin merkezi Amara kentinde Asaib Ehli’l Hak bürosunun sorumlusu olan Ulyavi, öfkeli bir grubun kendisini kuşatmasının ardından öldürüldü. Söz konusu grubun, kentte faaliyet gösteren rakip bir siyasi-dinî gruba mensup olduğu düşünülüyor. Grubun sivil hareket içindeki oluşumlarla ise herhangi bir bağlantısının bulunmadığı belirtiliyor.
Eylül 2022’de yargı, Visam el-Ulyavi ve kardeşini öldürmek suçundan Seccad Esad Ali’yi mahkûm etti. Meysan Ceza Mahkemesi, sanık hakkında idam cezası verdi.
Protestoların üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen aktivistlerle silahlı gruplar ve siyasi partiler arasındaki gerginlik devam ediyor. Tarafların hiçbiri birbirlerine yönelik suçlamalarda bulunmak için fırsat kaçırmıyor. Aktivistler, silahlı grupları ve siyasi partileri yolsuzluk yapmakla ve İran’a bağımlı olmakla suçlarken, söz konusu çevreler de aktivistleri ABD’ye ve onunla bağlantılı güçlere bağlı olmakla itham ediyor.
Barışçıl niteliklerine rağmen dün düzenlenen gösterilerde İran’ı, silahlı grupları ve bunlarla bağlantılı siyasi partileri hedef alan sloganlar da atıldı.
Sıkı güvenlik önlemleri
Güvenlik güçleri, 2019’daki hükümet karşıtı gösterilerin yedinci yıldönümünü anmak için bir araya gelen Iraklı göstericileri takip ediyor. (AFP)
Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, başkentteki Tahrir Meydanı’nda düzenlenecek barışçıl gösterilerin güvenliğini sağlamak amacıyla güvenlik ve organizasyon tedbirlerinin uygulanmaya başlandığını duyurdu.
Komutanlık, açıklamasında, başkentin merkezindeki Tahrir Meydanı’nda 25 Ekim 2026 Pazar sabahı düzenlenecek barışçıl göstericilerin korunması, güvenliklerinin ve can emniyetlerinin sağlanması amacıyla gerekli güvenlik ve organizasyon tedbirlerinin alınmaya başlandığını bildirdi.
Açıklamada, Tahrir Meydanı’na çıkan yollarda kişilerin titizlikle aranmasının da tedbirler arasında yer aldığı belirtildi. Bu uygulamayla göstericiler için en üst düzeyde güvenliğin sağlanmasının, kamu ve özel mülkiyetin korunmasının, insan hakları ilkelerine riayet edilmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.
Güvenlik güçlerinin meydana çıkan yolları kapatmayacağı vurgulanan açıklamada, zorunlu hallerde yol kapatma kararlarının yalnızca komutanlık merkezinden verilecek emirler doğrultusunda uygulanacağı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, “Cumartesi gününü pazara bağlayan gece saat 00.00’dan itibaren Muhammed el-Kasım Otoyolu, Ordu Kanalı Otoyolu, Selahaddin/Şa’le Otoyolu ve Tahrir Meydanı’na çıkan yollarda her türlü üç tekerlekli motorlu aracın ve motosikletin geçişi kesinlikle yasaktır” denildi.
Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, göstericilere güvenlik güçleriyle iş birliği yapmaları ve kendi güvenlikleri ile can emniyetlerinin korunması amacıyla talimatlara uymaları çağrısında bulundu.
Öte yandan Tahrir Meydanı’na ulaşan aktivistler, güvenlik birimlerinin ‘keyfî ve sert’ olarak nitelendirdikleri uygulamalarda bulunduğunu öne sürdü. Aktivistlerin iddialarına göre güvenlik güçleri, basın mensupları ile televizyon kanallarının gösteriyi takip etmesini engelledi; ayrıca cep telefonlarıyla görüntü alınmasına izin vermedi ve bazı durumlarda kişisel cihazlara el koydu.
Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, Tahrir Meydanı’na çıkan yolların ve meydan girişlerinin kapatılmayacağını açıklamış olsa da başkentte sabahın ilk saatlerinden itibaren yoğun trafik sıkışıklığı yaşandı. Trafik yoğunluğu günün ilerleyen saatlerinde de devam etti.
Tişrin’in olası geri dönüşü
Irak’ın Necef kentinde göstericiler, Ekim 2019 gösterilerinin yedinci yıldönümünü anıyor. (AFP)
Gösterilerin barışçıl niteliğine rağmen, protestoların sürmesi halinde göstericilerle güvenlik güçleri arasında, geçmişteki gösterilerde yaşananlara benzer şekilde, çatışma çıkabileceğine ilişkin endişeler devam ediyor.
Başbakan Ali ez-Zeydi, gerginliğin tırmanmasını önlemek amacıyla cumartesi günü göstericilere yönelik olumlu bir mesaj yayımlayarak protestolar öncesinde adım attı. Zeydi, “Gösteri yapmak anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış bir haktır. Tüm göstericilerin taleplerini dinleyeceğim ve elimizden gelen her şeyi yapacağız. Görevimiz gösterilere karşı çıkmak değil, halka hizmet etmektir” dedi.
Zeydi hükümeti ayrıca, mali krize rağmen kamu kurumlarıyla sözleşmeli çalışanlara 120 bin kalıcı kadro tahsis etme kararı aldı. Bu adımla, iş imkânlarının yetersizliği nedeniyle halkta oluşan öfkenin yatıştırılması amaçlanıyor.
Gösterilerin 2019’daki gibi devam edip etmeyeceği ya da yalnızca yıl dönümünü anmak amacıyla bir günle sınırlı kalıp kalmayacağı henüz kesinlik kazanmış değil. Ancak bazı kaynaklar, protestoların devam edebileceğini değerlendiriyor. Bu ihtimali güçlendiren etkenler arasında, dinarın dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle mal ve gıda fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanan halk öfkesi ile hükümetin performansına ve bakanlık kadrolarının bu dönemde genişletilmesine yönelik genel memnuniyetsizlik bulunuyor. Üstelik ülke, ağır bir mali krizle karşı karşıya.
Akademisyen Kazım el-Mikdadi, Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, “Tişrin yeniden güçlü bir şekilde döndü. Fikirlerin ölmeyeceğini ve hiçbir zaman ölmeyeceğini söylemiştik; onlar sürekli yenileniyor” ifadelerini kullandı.
Mikdadi, “Adil Abdulmehdi hükümetini düşüren, Mustafa el-Kazımi’nin önünü açan ve bazı yasaları ve keyfî uygulamaları değiştiren Tişrin ayaklanması, gücünü halktan almayan her hükümeti değiştirebilir” diye ekledi.
Irak’ın Şeyb Sınır Kapısı’nı kapatması İran’la gerilimi artırıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5333671-irak%E2%80%99%C4%B1n-%C5%9Feyb-s%C4%B1n%C4%B1r-kap%C4%B1s%C4%B1%E2%80%99n%C4%B1-kapatmas%C4%B1-i%CC%87ran%E2%80%99la-gerilimi-art%C4%B1r%C4%B1yor
Irak’ın Şeyb Sınır Kapısı’nı kapatması İran’la gerilimi artırıyor
İran sınırındaki Irak’a ait Şeyb Sınır Kapısı’nın sosyal medya platformlarında paylaşılan fotoğrafı
Irak hükümetinin İran sınırındaki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapatma kararı, siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında yeni tartışmalara yol açtı. Ülkenin güneyindeki Meysan vilayetinde protestocular sınır kapısının yeniden açılması talebiyle gösteriler düzenlerken, protestoların büyüyebileceği ve petrol şirketlerinin faaliyetlerinin aksayabileceği yönünde uyarılar yapıldı. Bağdat ile Tahran arasında kapatma kararının gerekçelerine ilişkin anlaşmazlık derinleşirken, İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar da sınır kapıları ve havalimanlarına ilişkin hükümet kararlarında ABD’nin etkili olduğunu öne sürdü. Gelişmeler, Irak’ın iç siyasetinde ve bölgesel ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı oluşturdu.
Protestolar ve gerilimi artırma tehditleri
Irak’ın Meysan vilayetinde onlarca kişi, federal hükümetin İran sınırındaki Şeyb Sınır Kapısı’nı ikinci bir duyuruya kadar kapatma kararını protesto etmek amacıyla dün petrol şirketlerine giden ana yolu trafiğe kapattı.
Şarku’l Avsat’ın Shafaq News’ten aktardığına göre göstericiler, kritik öneme sahip Bazargan yolunu kapatarak, hükümetten kararını geri almasını isteyen sloganlar attı. Gösteri çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Siyasi gerilimin arttığı süreçte Meysan Vilayet Meclisi Başkanı Mustafa Dair el-Muhammedavi, federal hükümete sınır kapısını yeniden açması için önümüzdeki perşembe gününe kadar süre verdi. Muhammedavi, taleplerin karşılanmaması hâlinde sivil itaatsizlik ve yolların kapatılması dâhil çeşitli adımlar atılabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca kapatmanın sürmesi durumunda Meysan’ın Irak’tan ayrılabileceğini öne sürdü. Bu açıklama, kararın bölgede yarattığı tepkinin boyutunu da ortaya koydu.
Protestoların önemi, Şeyb Sınır Kapısı’nın Irak ile İran arasındaki ticarette oynadığı rolün yanı sıra, ekonomik faaliyetlerinin önemli bir bölümünü ticaret ve petrol sektörlerinden sağlayan Meysan vilayetinin konumundan kaynaklanıyor. Shafaq News’in aktardığına göre kapatma kararının ardından vilayette sebze ve meyve fiyatları keskin biçimde yükseldi. Bunun üzerine vatandaşlar sosyal medya üzerinden ticari geçişlerin yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
Bağdat kararı savunuyor, Tahran tepki gösteriyor
Irak hükümeti, 20 Ekim Salı günü Şeyb Sınır Kapısı’nın ikinci bir duyuruya kadar kapatılmasına karar vermişti. Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, kararın gerekçesini sınır kapısının işletilmesi için gerekli teknik, teknolojik ve geliştirme çalışmalarının tamamlanmamış olmasıyla açıkladı.
Irak Haber Ajansına konuşan el-Abudi, faaliyetlerin durdurulmasının teknik ve lojistik hazırlık seviyesini yükseltmeyi amaçladığını belirtti. Ayrıca İran ile ticaretin sorunsuz sürdüğü başka sınır kapılarının da bulunduğunu ifade etti.
Ancak karar Tahran’ın tepkisini çekti. İran İçişleri Bakanlığı, Bağdat’tan kapatma öncesinde herhangi bir bildirim almadıklarını belirtti.
İran’ın Bağdat Büyükelçiliği de Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin aşiretler ve bataklık bölgelerinden sorumlu danışmanı Abdülemir Tayban’ın açıklamalarına tepki gösterdi. Tayban, Şeyb ve Şelemçe sınır kapılarının Irak’ın güneyine zarar verdiğini öne sürmüş, bu geçiş noktalarını İran’dan uyuşturucu ve sahte para kaçakçılığıyla ilişkilendirmişti.
Büyükelçilik yayımladığı açıklamada, söz konusu ifadeleri “asılsız iddialar” olarak nitelendirerek Irak’taki ilgili makamlardan iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verdiğini savunduğu açıklamalar karşısında tutum almalarını istedi.
Mevcut bilgilere göre Irak hükümeti, büyükelçiliğin açıklamasına henüz yanıt vermedi ve kapatma kararını geri aldığına ilişkin bir duyuru da yapmadı. Bu gelişmeler, bölgesel çatışmanın etkileri ile deniz ulaşımı ve ekonomik ticaretin güvenliğine ilişkin baskıların arttığı bir dönemde, iki ülke arasındaki sınır ve ticaret meselelerinin daha hassas hâle geldiğini gösteriyor.
Silahlı gruplar ABD’yi müdahaleyle suçluyor
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği binası (Irak Haber Ajansı)
Meysan’daki protestolarla eş zamanlı olarak İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar da ABD’ye yönelik söylemlerini sertleştirdi. Gruplar, Irak hükümetinin İran’la bağlantılı havalimanları ve sınır kapılarını kapatma kararında Washington’un etkili olduğunu iddia etti.
Silahlı gruplar, 30 Eylül ile 23 Ekim tarihleri arasında ABD’ye ait savaş ve keşif uçaklarının Irak hava sahasında 171 hava sahası ihlali gerçekleştirdiğini belgelediklerini ileri sürdü.
Gruplar, söz konusu uçuşların devam etmesini Irak’ın egemenliğinin ihlali ve Bağdat ile Washington arasında imzalanan anlaşma ve taahhütlerin çiğnenmesi olarak değerlendirdi. Irak hükümetinden hava hareketliliklerine ilişkin tutumunu açıklamasını ve ABD ile yürürlükteki mutabakatların içeriğini kamuoyuyla paylaşmasını istediler.
Silahlı gruplar ayrıca iddia ettikleri hava sahası ihlalleriyle hükümetin sınır kapıları ve havalimanlarına ilişkin kararları arasında bağlantı kurdu. Bu adımların, Irak’ın karar alma bağımsızlığı ve egemenliğini ne ölçüde kullanabildiği konusunda soru işaretleri doğurduğunu savundular.
Açıklamada iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği bölgeler veya uçuşlara katılan uçakların özellikleri hakkında ayrıntı verilmedi. Mevcut bilgilerde, sınır kapısının kapatılması kararında ABD’nin müdahalesi olduğu yönündeki suçlamaları bağımsız biçimde doğrulayan ayrı bir kanıt da yer almadı.
Bu gelişmeler, Irak hükümetini karmaşık bir denklemle karşı karşıya bırakıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Bağdat bir yandan ticaret ve fiyat artışları nedeniyle yerel halkın tepkileriyle uğraşırken, diğer yandan sınır kararlarını ABD ve İran’la ilişkilerine bağlayan silahlı grupların siyasi baskısıyla karşı karşıya kalıyor.
Silahlı gruplarla ateşkes yeni bir sınavla karşı karşıya
Irak’ın güneyindeki Basra vilayetinde İran sınırında bulunan Şelemçe Sınır Kapısı (AFP)
Gerilim, bir yandan ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmanın genişleyebileceğine ilişkin kaygıların arttığı, diğer yandan Irak hükümetinin iç gerilimi kontrol altında tutmaya ve bunun güvenlikle istikrara yansımasını önlemeye çalıştığı bir dönemde artıyor.
Bağdat daha önce, Şii Koordinasyon Çerçevesi içindeki siyasi aktörlerin arabuluculuğuyla silahlarını teslim etmeyi reddeden silahlı gruplarla uzlaşmalara varıldığını duyurmuştu.
Aktarılan bilgilere göre bu uzlaşmalar iki aşamalı bir ateşkes düzenlemesini içeriyor. İlk aşamanın bu yılın sonuna kadar sürmesi ve grupların bu süre boyunca Irak’ta veya komşu ülkelerdeki ABD çıkarlarını hedef almaması öngörülüyor. Haziran 2027’de sona ermesi planlanan ikinci aşama ise silahların teslim edilmesine yönelik düzenlemeler ve siyasi sürece katılımla bağlantılı.
Ancak silahlı grupların son açıklaması ve Nuceba Hareketi’nin silahlarını teslim etme karşılığında siyasi sürece katılmayı kabul etmediğini duyurması, varılan uzlaşmaların sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğurdu. Irak hükümeti bu gelişmeler hakkında henüz resmî bir açıklama yapmadı. Dolayısıyla ateşkesin yürürlükte olup olmadığı veya sürecin tıkanma aşamasına girip girmediği belirsizliğini koruyor.
Bu çerçevede Şeyb Sınır Kapısı üzerindeki anlaşmazlık, hükümetin açıkladığı teknik hazırlık eksiklikleri veya yerel ekonomik sonuçlarla sınırlı değil. Sorun, bölgesel rekabetle ve silahlı grupların hükümetin kararları üzerindeki baskısıyla da iç içe geçmiş durumda.
Meysan halkının sınır kapısının yeniden açılması yönündeki talepleri, Bağdat’ın teknik gerekçelerinde ısrar etmesi, Tahran’ın itirazları ve silahlı grupların Washington’a yönelik suçlamaları arasında Irak hükümeti yeni bir sınavla karşı karşıya. Bağdat’ın önündeki temel mesele, birbirine bağlı dış ilişkileri yönetmek, protestoları kontrol altına almak ve sınır ile ticaret kaynaklı bir anlaşmazlığın daha geniş bir siyasi ve güvenlik krizine dönüşmesini önlemek.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة