DEAŞ yeni bir yüzle geri mi döndü?

2014'te Rakka'da görüntülenen bir DEAŞ unsuru. (Reuters)
2014'te Rakka'da görüntülenen bir DEAŞ unsuru. (Reuters)
TT

DEAŞ yeni bir yüzle geri mi döndü?

2014'te Rakka'da görüntülenen bir DEAŞ unsuru. (Reuters)
2014'te Rakka'da görüntülenen bir DEAŞ unsuru. (Reuters)

Son dönemde, terör örgütü DEAŞ'ın birbirini takip eden saldırıları, birden fazla kıtaya dağılmış faaliyet cephelerinde artan düzeyde çeşitlilik gösterdi. Örgüt taraftarları, son olarak Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde gerçekleştirdikleri bir saldırıda 44 kişinin ölümüne yol açtı. Ayrıca Suriye ve Irak'ta düzenlenen saldırılar da 60'dan fazla kişinin yaşamını yitirmesine sebep oldu. Diğer yandan, Afganistan'daki Belh bölgesi valisinin öldürülmesinde DEAŞ’ın parmağı olduğu konusundaki şüpheler arttı.
DEAŞ, 2017 yılında Irak'ta yenilgiye uğratılmasından bu yana, belirli bir bölgenin kontrolünü ele geçiremedi. Ancak uzmanlar, örgütün ‘yalnız kurt’ adı verilen yöntemiyle dünya genelinde çeşitli yerlerde saldırılar gerçekleştirdiğini belirtiyor. Bu durum, DEAŞ'ın rakibi El Kaide'ye de dikkat çekici bir şekilde üstünlük sağladı. Son olarak, Afrika'da, DEAŞ yanlısı Demokratik Güçler Birliği'ne bağlı saldırganlar, geniş kapsamlı saldırılar düzenleyerek onlarca kişinin ölümüne yol açtılar.
Saldırının arkasındakilerin DEAŞ ile bağlantılı olduğu düşünülüyor. Zira bazen pala ve balta kullanarak köylere defalarca ölümcül saldırılar düzenledikleri ifade ediliyor. Yerel yetkili de “Saldırı yöntemi, silah kullanılmamış olması nedeniyle Demokratik Güçler Birliği'nin DEAŞ'e bağlı olduğunu gösteriyor” açıklamasında bulndu.
Afganistan'da, Afgan Polisi tarafından yapılan açıklamada, Taliban yönetimindeki Belh Bölgesi Valisi’nin ofisini hedef alan bir patlamada Vali dahil üç kişinin öldüğü bildirildi. Son dönemde Afganistan'da gerçekleştirilen kanlı saldırıların birçoğunu DEAŞ üstlenmişti. Bazı saldırılar sivilleri hedef alırken bazıları da Taliban'a bağlı güvenlik güçlerine karşı gerçekleştirilmişti.
DEAŞ aynı ay içinde, Pakistan'ın Kabil'deki büyükelçiliğine saldırdı. Ocak ayında Dışişleri Bakanlığı yakınlarında bir intihar saldırısı düzenleyen DEAŞ- Horasan Eyaleti örgütünün üstlendiği saldırı 10 kişinin ölümüne ve 35 kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Ayrıca geçtiğimiz pazartesi günü DEAŞ, Pakistan'da polise ait bir araca yönelik düzenlenen intihar saldırısının sorumluluğunu üstlendi ve saldırı dokuz polisin ölümüne ve 16 kişinin yaralanmasına yol açtı.
Mısır'daki bir terörle mücadele uzmanı olan Albay Hatem Sabir, Şarku'l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“DEAŞ son aylarda saflarını birleştirmek için bir ara verdi, ancak şimdi daha fazla operasyon gerçekleştiriyor. Şu an DEAŞ, daha fazla kıtada daha fazla saldırı düzenliyor. DEAŞ terör operasyonlarına son verdi, Irak'taki yenilgisinden dolayı oldu. DEAŞ’ın terör eylemlerine ara vermesi, 2017'de Irak'ta yenilgiye uğraması nedeniyle oldu ve daha sonra yeniden terör saldırıları düzenlemeye başladı."
Her ne kadar ‘DEAŞ’ın gerçekten yeni bir döneme girdiğini’ belirtse de Sabir, örgütün ‘2017'den önceki gücünde olmadığını’ ve ‘geniş bir toprak alanı ele geçirme ve sözde devletlerini kurma’ şansının tekrarlanmayacağını söylüyor. Ancak örgütün ‘dış şubeleri veya 'yalnız kurtlar' aracılığıyla ‘dünya çapında çeşitli bölgelerde’ siyasi hedeflerine ulaşmak için nitelikli saldırılarına devam edeceğine işaret ediyor.
2014 yılında Suriye ve Irak'ta geniş alanlar ele geçiren DEAŞ, 2017'de Irak'ta ilk yenilgisini ve ardından 2019'da Suriye'de yenilgiyi yaşadı ve kontrol altındaki tüm bölgeleri kaybetti. Ancak gözlemciler, ‘bazı gizlenen üyelerinin hala ülkelerinde ve diğer ülkelerde sınırlı saldırılar sınırlı saldırılar düzenlediğini’ söylüyor.
Irak'taki ortak operasyonlardan birinde, geçtiğimiz şubat ayında, Irak'ın kuzeydoğusundaki Hamrin Dağları'ndaki bir DEAŞ sığınağına hava saldırısı düzenlendi ve üç militan öldürüldü. Mısır'daki İslamcı ve terörist hareketler uzmanı Ahmed Sultan, Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:
"DEAŞ saldırılarının geniş kapsamı, 2019'dan bu yana açıkça gerilese de eskisinden daha güçlü ve daha yaygın bir örgüt olduğuna dair işaretler veriyor. Bu düşüş, kuruluşun zaman zaman medya platformları aracılığıyla açıkladığı istatistiklere dayanmaktadır. DEAŞ, şubeleri aracılığıyla uzun süren yıpratma savaşı stratejisini izliyor. Nitekim şubeler, örgütün Suriye ve Irak'taki faaliyetleri ile aktif olmaya devam ediyor. Bu da örgütün faaliyetlerine ivme kazandırıyor. Örgüt Batı Afrika'da etkin durumda ve Orta Afrika şubesi daha geniş ölçekte faaliyet göstermeye başladı.”
Batı Afrika'daki Burkina Faso, geçtiğimiz pazartesi günü 12 sivilin öldürülmesine sahne oldu. Ülke, 2015'ten bu yana El-Kaide ve DEAŞ'a bağlı gruplar tarafından sürdürülen şiddetli bir isyanla mücadele ediyor. Bu isyan, komşu Mali'de 2012'de başladı ve büyük Sahra Altı Afrika ülkelerine yayıldı.
Almanya'da ise polis, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, Kuzey Almanya'da bir bölgesel trende gerçekleşen bıçaklı saldırıda en az iki kişinin öldürüldüğü ve yolculardan yaralananlar olduğunu açıkladı. Gözlemciler, Alman yetkililerinin son yıllarda herhangi bir (terörizm) tehdidine karşı tetikte olduğunu, özellikle 2016 yılının aralık ayında 12 kişinin ölümüne yol açan ve DEAŞ tarafından üstlenilen Berlin'deki kamyon saldırısından beri bu hazırlıkları yaptıklarını düşünüyor. Almanya, geçtiğimiz 21 Aralık'ta, DEAŞ safında eski bir savaşçı olduğu şüphesiyle tutuklanan bir ismin Almanya'ya dönüşü sırasında yakalandığını açıklamıştı.
Albay Sabir şu aççıklamada bulundu:
"DEAŞ’ın son zamanlarda El Kaide operasyonlarına kıyasla artan operasyonel seviyesinin kanıtladığı gibi DEAŞ, gözleri El Kaide örgütünden kendine çevirdi. DEAŞ ve El Kaide her zaman küresel sahnede rekabet eden aşırılık yanlısı örgütler olarak görülüyor. Bir örgütün küresel düzeyde terörizmde ilerlemesi, diğer taraf için kesin bir kayıp olarak kabul edilir. Bu durum DEAŞ’ın daha önce El Kaide'ye karşı yükselişi ile tekrarlanmıştı. Örgüt zayıflarken birçok üyesi kaçmıştı.”
ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon geçtiğimiz yıllarda, örgütün 2019'daki askeri çöküşünün ardından İdlib Valiliğine kaçan birçok DEAŞ liderini hedef aldı.  Bunların arasında DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi (Ekim 2019'da öldürüldü) ve halefi Ebu İbrahim el-Kureşi (Şubat 2021'de öldürüldü) de bulunuyor. Her ikisi de ABD özel birliklerinin Suriye'nin Türkiye sınırında başlattığı saldırıda öldü. Ayrıca, eski DEAŞ lideri Ebu'l-Hasan el-Kureşi geçtiğimiz Kasım ayında ülkenin güneyindeki Dera ilinde öldürüldü. Son DEAŞ lideri Ebu Hüseyin el-Hüseyni el-Kureşi hakkında ise fazla bir bilgi bulunmuyor. Araştırmacı Sultan, DEAŞ'ın birçok bölgede El Kaide'ye üstünlük sağladığına ilişkin değerlendirmesini desteklerken, El Kaide'nin Sahel ve Afrika Boynuzu'ndaki gücünün devam ettiğini vurguladı. Bu iki örgüt arasında küresel cihat hareketinin liderliği konusunda bir çekişme var ve bu sürekli bir mücadele, her biri diğer örgütün ışığını çalmaya ve savaşçıları kendine çekmeye çalışıyor.
Sultan açıklamasında “DEAŞ, operasyonlar açısından daha aktif ve varlığını sürdürebildi. Eski El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri'nin yokluğunu ve yeni bir lider açıklanmamasını kullanarak, son zamanlarda zayıflayan El Kaide üyelerini kendisine çekti” dedi.
El Kaide bir süredir yeni operasyonlar hakkında açıklama yapmıyor. Ancak El Kaide'nin Batı Afrika'daki Lideri Abu Ubeyde Yusuf el-Anabi, geçtiğimiz çarşamba günü France 24 kanalıyla yaptığı röportajda, 2021'de Mali'de kaçırılan Fransız gazeteci Olivier Dubois'in El Kaide tarafından tutulduğunu söyledi.



Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."