Analistler: Çin garantörlüğü Suudi Arabistan-İran anlaşmasına ciddiyet kazandırıyor

Suudi Arabistan heyeti başkanı Dr. Musaid el-Abyan ve İranlı Amiral Ali Şemhani dün Pekin'de düzenlenen anlaşmanın imza töreninde (SPA)
Suudi Arabistan heyeti başkanı Dr. Musaid el-Abyan ve İranlı Amiral Ali Şemhani dün Pekin'de düzenlenen anlaşmanın imza töreninde (SPA)
TT

Analistler: Çin garantörlüğü Suudi Arabistan-İran anlaşmasına ciddiyet kazandırıyor

Suudi Arabistan heyeti başkanı Dr. Musaid el-Abyan ve İranlı Amiral Ali Şemhani dün Pekin'de düzenlenen anlaşmanın imza töreninde (SPA)
Suudi Arabistan heyeti başkanı Dr. Musaid el-Abyan ve İranlı Amiral Ali Şemhani dün Pekin'de düzenlenen anlaşmanın imza töreninde (SPA)

Analistler, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden başlatmak için Çin himayesinde gerçekleştirilen Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgede istikrar, iş birliği ve barışı amaçladığını, ancak bu sefer farklı bir İran taahhüdü gerektirdiğini vurguladılar. Şarku’l Avsat’a konuşan analistler, Çin garantörlüğünün Tahran'ın yükümlülüklerini yerine getirmedeki ciddiyetinin temel noktası olacağını söylerken İran'ın anlaşmayı ihlal etmesinin Pekin ile ilişkilerini doğrudan etkileyeceğine dikkati çektiler.
Uzmanlara göre Yemen dosyası bu anlaşmanın ilk gerçek sınavı olacak. Önümüzdeki iki ay içinde bir iyileşme görülürse açıklanan diğer daha karmaşık bölgesel dosyalara yönelik adımlar atılacak. Suudi Arabistanlı yazar Casir el-Casir, Suudi Arabistan-İran ilişkilerindeki gerilim durumunun ve temel sorunun öncelikle ikili meseleler değil, iki ülkenin karşılıklı müdahaleleri olduğuna inanıyor. Casir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:
“Müzakerelerin söz konusu dosyalarda İran'ın net tutumlarını ve belirli taahhütlerini tanımlamaya dayandığına inanıyorum. Önemli bir konu olan dün yaşanan fark, Çin'in garantör konumuna gelmesidir. İran, taahhütleri veya açık taahhütleri üzerine bahse giremez. Bu nedenle Suudi Arabistan, aralarındaki güçlü ilişki nedeniyle Çin'in konumunu, İran'ın bu konudaki taahhütlerini ciddi bir şekilde ele alma olasılığına ivme kazandıran bu garantörlüğü takdir etti.”
Casir el-Casir, bu anlaşmanın çok yakında özellikle Yemen dosyasında test edileceğine inandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki aylık süreçte çok önemli bir noktaya tanık olmalıyız. Yemen dosyasında neler olacak? Adımlar neler? Bu, başlangıç olarak bir odak noktası ve bağlılıkla ciddiyetin doğrulanmasıdır. Bu sağlanamazsa sanki ilişkiler hiç yaşanmamış gibi mesele kapanır. İlişkiler zorlamaya değil müzakereye dayalıdır. Bu nedenle açıklamada, devletlerin egemenliğine ve içişlerine karışmama hususu özellikle vurgulanmış.”
Casir ‘Anlaşma neden şimdi oldu da son üç yılda olmadı?’ sorusunu şu şekilde cevapladı:
“Suudi Arabistan’ın tutumu değişmedi. Değişen şey İran’ın taahhüdü ve Çin’in garantörlüğüdür. İran doğru yolda giderse ve rejim gerçek manada değişirse Suudi Arabistan bölgenin istikrarına ve İran'la ilişkilere istekli.”
Tahran'ın son anlaşmaya uymaması halinde en kötü senaryoda işlerin eski haline döneceğini belirten Casir, “Tüm seçenekleri sunduk. Tüm fırsatlar İran'a açıldı ve uluslararası taraflar devreye girdi. Ancak Tahran bu anlaşmaya uymazsa İran rejimi tamamen sona erecek. Çünkü Çin'le, bir ölçüde de Rusya'yla ilişkisi etkilenecek. Bu, uluslararası ilişkilerin ve yükümlülüklerin ihlali ve göz ardı edilip hafife alınmasıdır. Ve asla kabul edilemez bir manipülasyondur” ifadelerini kullandı.
“Bu, tüm taraflarla iş birliğini, barışı ve istikrarı desteklemek ve teşvik etmek için Suudi Arabistan'ın mükemmel bir adımı ve ciddi olup olmadığını kanıtlaması için İran'a verilen bir fırsat" diye ekleyen Casir, “Gösterge Yemen meselesidir. Yemen meselesinde bir gelişme olursa diğer adımlar konusunda iyimser olabiliriz. Diğer dosyalarda çeşitli komplikasyonlar var. Ancak bu göstergeye ulaşılırsa başka adımlar da atılabilir ve bu yıllar sürebilir” dedi.
Suudi Arabistanlı siyasi analist Dr. Halid Baterfi, duyurulan anlaşmada kilit noktanın İran'ın Suudi Arabistan işlerine doğrudan veya dolaylı, yani milisler ve İran'ın bölgedeki ekseni aracılığıyla müdahalesiyle ilgili olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin şart koşulan ilk konu olduğunu ifade eden Baterfi, “Ancak İran'ın bölgedeki güvenliği istikrarsızlaştırma politikalarının, özellikle Körfez ve Arap güvenliğinin Suudi Arabistan’ın güvenliğiyle, özellikle de Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı ve Babü'l Mendeb gibi deniz yollarının güvenliğiyle yakından bağlantılı olması nedeniyle masaya yatırıldığını göz ardı etmiyorum” dedi.
Dr. Halid Baterfi, Çin'in anlaşmanın garantörü olarak varlığının iki tarafla olan güçlü ilişkilerinin yanı sıra bölgedeki stratejik çıkarlarıyla da bağlantılı olduğuna işaret ederek, “Çin'in iki tarafla da güçlü bir ilişkisi var. Bu nedenle anlaşmanın garantörü oldu ve bölgede doğrudan çıkarı bulunuyor. Çünkü enerji ithalatının büyük bir kısmını Körfez'den yapmakta ve bölgedeki deniz yolları kendisini doğrudan ilgilendiriyor. Bölgenin istikrara kavuşturulmasında ve taraflar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde büyük stratejik çıkarı bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Riyad'ın 2001 yılında İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde Tahran ile bir güvenlik anlaşması imzalamış olması, o dönemde iki tarafın yeni bir sayfa açma arzusunun kanıtı olarak görülüyordu. Ancak Devrim Muhafızları’nın gündemi kısa sürede galip geldi ve İran bölgedeki yayılmacı politikalarına geri döndü.



Veliaht Prens El-Huber'de BAE Devlet Başkanı ile görüştü

Prens Muhammed bin Salman Şeyh Muhammed bin Zayed ile El-Huber’deki Aziziye Sarayı'nda bir araya geldi
Prens Muhammed bin Salman Şeyh Muhammed bin Zayed ile El-Huber’deki Aziziye Sarayı'nda bir araya geldi
TT

Veliaht Prens El-Huber'de BAE Devlet Başkanı ile görüştü

Prens Muhammed bin Salman Şeyh Muhammed bin Zayed ile El-Huber’deki Aziziye Sarayı'nda bir araya geldi
Prens Muhammed bin Salman Şeyh Muhammed bin Zayed ile El-Huber’deki Aziziye Sarayı'nda bir araya geldi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz dün (Cuma) BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed ile bir araya geldi.

Veliaht Prens'in özel ofis müdürü Bader el-Asaker, X hesabında El-Huber’deki el-Aziziye Sarayı'nda yapılan görüşmenin fotoğrafını paylaştı.

Prens Muhammed bin Salman, dün erken saatlerde Doğu Bölgesi ziyareti kapsamında kendisini Dammam'daki Körfez Sarayı'nda karşılamaya gelen prensleri, akademisyenleri, bakanları ve bir grup vatandaşı kabul etti.


Bahreyn Zirvesi: İki devletli çözümün sağlanmasına yönelik uluslararası bir zirve

Arap Birliği ülkeleri liderlerinin Manama Zirvesi'ndeki hatıra fotoğrafı (BNA)
Arap Birliği ülkeleri liderlerinin Manama Zirvesi'ndeki hatıra fotoğrafı (BNA)
TT

Bahreyn Zirvesi: İki devletli çözümün sağlanmasına yönelik uluslararası bir zirve

Arap Birliği ülkeleri liderlerinin Manama Zirvesi'ndeki hatıra fotoğrafı (BNA)
Arap Birliği ülkeleri liderlerinin Manama Zirvesi'ndeki hatıra fotoğrafı (BNA)

Arap Birliği Konseyi'nin dün (perşembe) Manama'da düzenlenen zirve düzeyindeki 33. olağan oturumuna katılan Arap liderler, Filistin meselesinin çözümü için Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde uluslararası bir konferans düzenlenmesi yönünde ortak bir çağrı yaparak iki devletli çözüm yolunda ilerleme kaydetmeye çalıştılar.

Bahreyn Zirvesi’nin sonuç bildirisinde, Arap liderlerin ‘siyasi süreç ve müzakereler için bir zaman sınırı belirlenmesi’ ve bu konuda net tedbirler alınması gerektiğini vurguladıkları aktarıldı. Liderler ayrıca, çözümün ‘Arap topraklarındaki İsrail işgalinin sona ermesi ve adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın yolu olarak İsrail ile birlikte güvenlik ve barış içinde yaşamak üzere uluslararası meşruiyet kararlarına uygun bağımsız, egemen ve yaşayabilir bir Filistin devleti kurulmasıyla’ mümkün olduğunu ifade ettiler.

Zirve, ülkesi Arap Birliği Konseyi'nin bir önceki oturumuna başkanlık eden Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan'ın bir Filistin devletinin kurulmasına ve uluslararası alanda tanınmasına verdiği desteği yinelediği ve uluslararası toplumu Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme çabalarını desteklemeye çağırdığı konuşmasıyla başladı. Suudi Arabistan’ın zirve delegasyonuna başkanlık eden Veliaht Prens konuşmasına İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud'un zirve katılımcılarına selamlarını ve ‘başarı ve muvaffakiyet’ dileklerini ileterek başladı.

Katılımcılara hitap eden Muhammed bin Selman, “32. oturuma başkanlık ettiği süre boyunca Suudi Arabistan, Arap meselelerine ve ortak Arap eyleminin geliştirilmesine büyük önem verdi. İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırganlığını görüşmek üzere olağanüstü ortak Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesine ev sahipliği yaptığı için başta Filistin meselesi olmak üzere bölgesel ve uluslararası konularda ortak tutum belirleme konusunda istekli oldu” ifadelerini kullandı. Muhammed bin Selman ayrıca, “Filistin'deki kardeşlerimize yönelik acımasız saldırganlığa karşı ortak eylemin sürdürülmesi gerektiğini” vurguladı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise “uluslararası meşruiyeti hiçe sayarak yedi aydan fazla bir süredir ABD'nin desteğiyle devam eden İsrail savaş suçları ve soykırımı sonucunda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 120 binden fazla Filistinlinin şehit olduğunu ve yaralandığını” söyledi.

Zirvede ayrıca liderler tarafından sonuç bildirisinde ifade edilen ve Arap su güvenliği konusunu ele alan çeşitli hususlara da değinildi. Katılımcılar bunun özellikle Mısır ve Sudan için Arap ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu yineledi. Katılımcılar, Mısır ve Sudan’ın Nil suları üzerindeki haklarını etkileyecek herhangi bir eylem ya da tedbiri reddetti. Katılımcılar ayrıca, Dicle ve Fırat nehirleri konusunda Suriye ve Irak ile dayanışma içinde olduklarını ve güvenliklerini ve su çıkarlarını korumak için gerekli gördükleri her türlü tedbiri alma konusunda hepsiyle dayanışma içinde olduklarını bir kez daha yinelediler.

Bahreyn Zirvesi'nin nihai bildiri taslağında ayrıca, devletlerin egemenliği dışında faaliyet gösteren ve Arap devletlerinin yüce çıkarlarıyla çelişen yabancı gündemleri takip eden veya uygulayan silahlı gruplara veya milislere verilen her türlü destek tamamen reddedilirken, egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini savunan tüm Arap devletleriyle dayanışma içinde olunduğu vurgulandı.


Arap Birliği Genel Sekreteri: Filistin devletinin kurulması ‘an meselesi’

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile ortak bir konferansta (Reuters)
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile ortak bir konferansta (Reuters)
TT

Arap Birliği Genel Sekreteri: Filistin devletinin kurulması ‘an meselesi’

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile ortak bir konferansta (Reuters)
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile ortak bir konferansta (Reuters)

Bahreyn’in başkenti Manama'da dün (Perşembe) düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'nin sonunda yayımlanan sonuç bildirisinde, iki devletli çözüm hayata geçirilene kadar Filistin topraklarında uluslararası Birleşmiş Milletler (BM) koruma ve barış gücü konuşlandırılması çağrısında bulunuldu.

Bildiride ayrıca BM Güvenlik Konseyi'nden, 4 Haziran 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulması için BM Anlaşması’nın 7. Bölümü kapsamında bir karar çıkarması talep edildi.

Bildiride, Filistin meselesinin iki devletli çözüm temelinde çözüme kavuşturulması amacıyla BM himayesinde uluslararası bir konferans düzenlenmesi için ortak bir çağrıda bulunuldu.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile düzenlediği ortak konferansta, Filistin meselesinin çözümü için çağrıda bulunulan uluslararası konferansın bir dizi oturumu olacağını, zira “durumu tek bir toplantıda ya da iki veya üç günde çözmenin mümkün olmadığını” söyledi.

Zeyani, “Bu tamamen Arapların barış istediğine dair bir çağrıdır” ifadesini kullandı.

Ebu Gayt ise Filistin devletinin kurulmasını ‘an meselesi’ (yakında) olarak nitelendirdi. İsrail'in ‘kendisini, destekçilerinin saldırganlığını ortaya çıkaran bir çıkmaza soktuğunu’ belirten Ebu Gayt, bunun ‘muazzam bir gelişme’ olduğunu ifade etti.

Bir gazetecinin Gazze Şeridi'ne Arap ya da uluslararası bir güç gönderilmesi önerilerine ilişkin sorusuna Ebu Gayt, “Neler olup bittiğini çok dikkatli bir şekilde takip ediyoruz. Ancak hiçbir taraf bizimle masada ne olduğu ve bu konuda yapılan varsayımlar hakkında konuşmuyor” cevabını verdi.

Ebu Gayt, “Bu önerileri kim yaparsa yapsın, Hamas'ın yok edileceğini ve Gazze Şeridi'ndeki otoriteyi yönetme kabiliyetinin elinden alınacağını düşünüyor. Bunun Gazze Şeridi’ni güvence altına almak için kendi askeri ve güvenlik kabiliyetlerine sahip yeni bir otorite yaratacağını ve bir geçiş aşaması olarak Arap veya uluslararası barış güçlerinin bölgeye gireceğini varsayıyor. Tüm bu konuşmalar (varsayımlar) ve askeri operasyonlar halen devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Gazze Şeridi'nin istikrara kavuşturulmasını ‘çok gerekli’ olarak nitelendiren Ebu Gayt, “savaş ve yıkımdan sonra, Gazze Şeridi'nde kaotik bir durumun hüküm sürmesi halinde, sadece İsrail saldırganlığına karşı değil, yağma ve talana karşı da bölge halkını güvence altına alacak bir otoritenin olması gerektiğini” belirtti.

‘Saldırganlığı’ durdurmak

Manama Zirvesi’nin nihai bildirisinde, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ‘saldırganlığının’ derhal durdurulması ve İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerinden çekilmesi gerektiği vurgulandı.

Bildiride “Gazze'ye yeterli insani yardımın girebilmesi ve başta Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) olmak üzere BM kuruluşlarının faaliyet gösterebilmesi için tüm geçiş kapıları açılmalıdır” denildi.

Sonuç bildirisinde Arap liderler ‘Filistin halkını Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki topraklarından zorla çıkarmaya yönelik her türlü girişimi’ kategorik olarak reddetti.

Bildiride, ‘acil ve kalıcı bir ateşkes, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların sona erdirilmesi, sivillerin korunması ve esirlerin serbest bırakılması’ için acil tedbirler alınması çağrısında bulunuldu.

Bahreyn Zirvesi’nin nihai bildirisinde, ‘İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ateşkes çabalarını engellemesi, askeri tırmanışını sürdürmesi ve Refah'taki saldırganlığını genişletmesi’ şiddetle kınanarak, yardımların ulaştırılmasını sağlamak amacıyla İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafından çekilmesi çağrısında bulunuldu.

Zirvenin sonunda Arap liderler tarafından yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'ne giden insani yardım konvoylarına İsrailli aşırılık yanlıları tarafından düzenlenen saldırılara ilişkin uluslararası bir soruşturma başlatılması talep edildi. Açıklamada ayrıca, ‘bağımsız ve tarafsız soruşturmalar yürütülmesi ve İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısının başlamasından bu yana Filistinlilere karşı işlenen suçların sorumlularının hesap vermesi’ çağrısında bulunuldu.

Bildiride “İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'ndeki insani yardım ve BM kuruluşlarını hedef alması ve çalışmalarını engellemesi” en sert ifadelerle kınandı.

Sonuç bildirisi, Arap dışişleri bakanlarını ‘derhal harekete geçmeye ve dünya dışişleri bakanlarıyla iletişim kurarak Filistin Devletini hızla tanımaya teşvik etmeye’ yönlendirdi.

Arap dışişleri bakanlarının eylemi, Filistin Devleti'nin BM'de bağımsız ve tam egemen bir devlet olarak tam üyeliğini elde etme çabalarını destekleyecek ve bu tanımayı elde etmek için BM Güvenlik Konseyi'nin tüm üyeleriyle birlikte Arap çabalarını yoğunlaştıracak. Bu çalışmalar Arap Birliği Genel Sekreterliği ile koordinasyon içinde yürütülecek.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Filistin devletinin kurulmasını ve uluslararası alanda tanınmasını destekliyoruz

TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Filistin devletinin kurulmasını ve uluslararası alanda tanınmasını destekliyoruz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Filistin devletinin kurulmasını ve uluslararası alanda tanınmasını destekliyoruz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, ülkesinin, Filistin devletinin kurulmasını ve uluslararası alanda tanınmasını desteklediğini yineleyerek, uluslararası toplumu Gazze Şeridi'ndeki ateşkes çabalarını desteklemeye çağırdı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Bahreyn'de düzenlenen Arap Birliği Konseyi'nin 33. olağan oturumunda yaptığı konuşmada, ülkesinin Arap meselelerine büyük önem verdiğini belirtti. Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz bölgesinin güvenliğinin korunmasının önemini vurguladığını ve deniz seyrüseferinin güvenliğini etkileyen her türlü faaliyetin durdurulması çağrısında bulunduğunu ifade etti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan'ın İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısını kınayan bir toplantıya ev sahipliği yaptığına işaret ederek, Riyad'ın Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ele alınmasına yönelik çabaları desteklediğini vurguladı. Muhammed bin Selman ayrıca, uluslararası toplumu Gazze Şeridi'nde ateşkes çabalarını desteklemeye çağırdı.

Muhammed bin Selman konuşmasının sonunda Suudi Arabistan’ın anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi çağrısında bulunduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in talimatıyla, bugün (perşembe) Bahreyn’de düzenlenen Arap Birliği Konseyi'nin 33. olağan oturumunun zirve düzeyindeki toplantısına katılacak Suudi heyetine başkanlık etmek üzere Bahreyn’e geldi.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bahreyn'deki Arap Birliği Zirvesi'nde Suudi heyetine liderlik ediyor

Bahreyn'in başkenti Manama’ya gelen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Âl Halife tarafından karşılandı. (SPA)
Bahreyn'in başkenti Manama’ya gelen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Âl Halife tarafından karşılandı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bahreyn'deki Arap Birliği Zirvesi'nde Suudi heyetine liderlik ediyor

Bahreyn'in başkenti Manama’ya gelen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Âl Halife tarafından karşılandı. (SPA)
Bahreyn'in başkenti Manama’ya gelen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Âl Halife tarafından karşılandı. (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in talimatıyla, bugün (perşembe) Bahreyn’de düzenlenecek olan Arap Birliği Konseyi'nin 33. olağan oturumunun zirve düzeyindeki toplantısına katılacak Suudi heyetine başkanlık etmek üzere ülkeden ayrıldı.

Dggdg

Bahreyn'in başkenti Manama’ya gelen Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Selman bin Hamed Âl Halife'nin yanı sıra İsa bin Selman Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Emek Fonu Başkanı Şeyh İsa bin Selman bin Hamed Âl Halife, Şeyh Muhammed bin Selman bin Hamed Âl Halife, Dışişleri Bakanı Dr. Abdullatif bin Raşid ez-Zeyani, Maliye ve Ulusal Ekonomi Bakanı Şeyh Selman bin Halife Âl Halife, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ve diğer üst düzey yetkililer tarafından karşılandı.

Ddff


Kuveyt, Suudi Arabistan'da ‘terör’ eylemleri planlayan bir gruba katılmakla suçlanan vatandaşını tutukladı

Kuveyt Savcılığı (Kuveyt Savcılığı)
Kuveyt Savcılığı (Kuveyt Savcılığı)
TT

Kuveyt, Suudi Arabistan'da ‘terör’ eylemleri planlayan bir gruba katılmakla suçlanan vatandaşını tutukladı

Kuveyt Savcılığı (Kuveyt Savcılığı)
Kuveyt Savcılığı (Kuveyt Savcılığı)

Kuveyt Savcılığı bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'da ‘terör’ eylemleri planlayan yasaklı bir gruba katılmakla suçlanan bir vatandaşın tutuklandığını duyurdu.

Savcılık yaptığı açıklamada vatandaşın ‘yasaklı bir gruba katılmak ve bu grubu savunmak, internette bu grupla ilgili bilgiler yayınlamak ve bir sosyal paylaşım sitesinde bu grubun fikirlerini destekleyen bilgi ve kayıtlar yayınlayarak ülkenin ulusal çıkarlarına zarar veren faaliyetlerde bulunmak’ suçlamalarıyla tutuklanmasına karar verdiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Kuveyt resmi haber ajansı KUNA'dan aktardığı habere göre açıklamanın devamında, sanığın ‘Suudi Arabistan'da askeri gücü ve Şii toplumunu hedef alan terör eylemleri planlayan grubun takipçileriyle buluştuğu’ da belirtildi.

Savcılık, zanlıyı sorguladığını ve kendisine yöneltilen suçlamalarla yüzleştirdiğini belirterek, soruşturma prosedürlerinin tamamlandığını kaydetti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bahreyn'deki Arap Birliği Zirvesi'nde Suudi heyetine liderlik ediyor

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bahreyn'deki Arap Birliği Zirvesi'nde Suudi heyetine liderlik ediyor

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in talimatıyla, bugün (perşembe) Bahreyn’de düzenlenecek olan Arap Birliği Konseyi'nin 33. olağan oturumunun zirve düzeyindeki toplantısına katılacak Suudi heyetine başkanlık etmek üzere ülkeden ayrıldı.


Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, hacıların yolculuğunu kolaylaştırmak için 16 dilde 15 farkındalık kılavuzu sunuyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, hacıların yolculuğunu kolaylaştırmak için 16 dilde 15 farkındalık kılavuzu sunuyor
TT

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, hacıların yolculuğunu kolaylaştırmak için 16 dilde 15 farkındalık kılavuzu sunuyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, hacıların yolculuğunu kolaylaştırmak için 16 dilde 15 farkındalık kılavuzu sunuyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, içinde bulunduğumuz 1445 Hicri yılı Hac sezonu için bakanlığın iletişim ve bilinçlendirme çalışmalarının bir parçası olarak, dünyanın tüm ülkelerinden gelen hacı adaylarının Hac ibadetini kolay ve basit bir şekilde yerine getirmelerini hedefleyen bir farkındalık girişiminde, Hac ibadetinin tüm aşamalarını içeren ve hacı adaylarını ilgilendiren konularda 15 ayrıntılı kılavuz hazırladı.

Bakanlık sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, farkındalık kılavuzlarının aşağıdaki link üzerinden bakanlığın internet sitesini ziyaret ederek edinilebileceğini belirtti:  https://guide.haj.gov.sa/

Bakanlık, kılavuzların hacıların sorularını, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Urduca dahil olmak üzere hacılar arasında en yaygın olarak kullanılan 16 uluslararası dil aracılığıyla yanıtladığını belirtti. Söz konusu diller şunlar: Arapça, İngilizce, Fransızca, Urduca, Bengalce, Endonezce, Hausaca, Amharca, Farsça, İspanyolca, Türkçe, Rusça, Sinhalce, Özbekçe, Rusça, Malayca.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre bu farkındalık kılavuzları, basitleştirilmiş dilde tüm şeriat, sağlık, prosedür ve organizasyonel bilgi ve direktifleri, ayrıntılı resim ve çizimleri, bir dizi eğitici video klibi ve bunları sesli olarak dinleme imkanını içeriyor.


Dini liderler ve önde gelen isimlerin katılımıyla ‘Diyalogla Değişebiliriz’ forumu başladı

Birinci Dünya Dinler ve Kültürlerarası Diyalog Forumu, çok sayıda dini lider ve önde gelen siyasi şahsiyetin katılımıyla başladı. (Şarku’l Avsat)
Birinci Dünya Dinler ve Kültürlerarası Diyalog Forumu, çok sayıda dini lider ve önde gelen siyasi şahsiyetin katılımıyla başladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Dini liderler ve önde gelen isimlerin katılımıyla ‘Diyalogla Değişebiliriz’ forumu başladı

Birinci Dünya Dinler ve Kültürlerarası Diyalog Forumu, çok sayıda dini lider ve önde gelen siyasi şahsiyetin katılımıyla başladı. (Şarku’l Avsat)
Birinci Dünya Dinler ve Kültürlerarası Diyalog Forumu, çok sayıda dini lider ve önde gelen siyasi şahsiyetin katılımıyla başladı. (Şarku’l Avsat)

Kral Abdullah bin Abdulaziz Dinler ve Kültürlerarası Diyalog Merkezi (KAICIID) tarafından düzenlenen ‘Diyalogla Değişebiliriz’ başlıklı ilk küresel forum, çok sayıda dini lider ve önde gelen siyasi şahsiyetin katılımıyla Portekiz'in başkenti Lizbon'da başladı.

Forum öncesinde katılımcılara KAICIID'in faaliyetlerini tanıtmak amacıyla düzenlenen tanıtım gecesinde, KAICIID'in çeşitli alanlarda yürüttüğü proje ve programlar gözden geçirilirken, bir grup sosyal ve dini uzman ve araştırmacının katılacağı forum kapsamında düzenlenecek seminerlerde konuşmacılar tarafından ele alınacak konulara da değinildi.

KAICIID Genel Sekreteri Zuheyr el-Harisi, dinler ve kültürler arası diyalog çağrısındaki aktif rolüyle tanınan ve el-Harisi'nin yıllardır dünyanın başına bela olan bir dizi savaş, çatışma ve sosyal çatışmaya çözüm bulmayı amaçladığını söylediği bu konferansın ana konuşmacılarından biri olacak olan Kâbe İmamı Şeyh Salih bin Abdullah el-Humeyd'i kabul etti.

İmam ile Lizbon'daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği merkezinde, bir dizi üst düzey büyükelçilik çalışanının da hazır bulunduğu görüşmede katılımcılar, KAICIID’in, İki Kutsal Caminin Merhum Hizmetkârı Kral Abdullah bin Abdulaziz ile Papa 16. Benedikt'in 2007'deki tarihi buluşmalarının ardından dinler ve kültürler arası diyalog için yeni bir inisiyatif oluşturmanın yollarını görüşmek üzere başlattıkları ortak bir girişimin meyvesi olduğunu hatırlattı.

Amaç, özellikle 11 Eylül terör saldırıları ve ardından gelen bölünme ve nefret söylemleri sonrasında hâkim olan atmosferde, yüzyıllar süren yabancılaşma ve yanlış anlaşılmaların ardından dinler arası iletişimi kolaylaştırmaktı.

Forumun ilk günü el-Harisi, (forumun Lizbon'a taşınmadan önce 2011 yılında kurulduğu) Avusturya'nın eski Cumhurbaşkanı, İstanbul Başpiskoposu I. Bartholomeos, eski İtalya Başbakanı Matteo Renzi, Kâbe İmamı el-Humeyd, Azerbaycan'daki Müslümanların manevi lideri, Lizbon Belediye Başkanı Carlos Moedas ve Polonya Hahambaşı Michael Schudrich’in vereceği bir dizi konferansa sahne olacak.

Forumun ilk gününde açılış konuşmaları eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Mısır Baş Müftüsü Dr. Şevki İbrahim Allam, KAICIID Başkan Yardımcısı Graça Machel ve Portekiz Parlamentosu eski Başkanı Augusto Santos da Silva tarafından yapılacak.

Öğleden sonraki oturumlar ise dönüşümlerin ortasında diyalog yoluyla insan onuru bağlamında barışın inşası ve çevresel yönetim konularına ayrılmış.

Oturumlarda ayrıca sürdürülebilir kalkınma ve bunun sosyal uyumu teşvik etmedeki rolü ile tüm bu konuların KAICIID’in temasıyla (Dönüşen Bağlamda Diyalog) etkileşimi ele alınacak. Oturumlar, Odak Alanları Başkanı Dr. Vera Ferreira Leal ve Kapasite Geliştirme Başkanı Dr. Naik Valenter tarafından yönetilecek.

Paralel diyalog oturumlarında katılımcılar, silahlı çatışmanın yol açtığı çeşitli zorlukları, farklı dini ve kültürel gruplar arasında güven tesis etmenin önemini ve dini liderlerin barış ve sosyal adalet ilkelerine toplumsal bağlılığı teşvik etmede oynayabilecekleri önemli rolü derinlemesine tartışacaklar.

Forum, uluslararası faaliyetleri kapsamında ilk kez, çeşitliliği kucaklayan şehirler ve bu şehirlerin özellikle sosyal uyumun sağlanmasında karşılaştıkları çeşitli güçlükler üzerine bir diyalog oturumu düzenliyor. Diyalog, dini grupların kentsel kapsayıcılığın teşvik edilmesinde oynayabilecekleri role odaklanacak.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Manama'da bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı

 Suudi Dışişleri Bakanı Kuveytli mevkidaşı ile Manama'da görüştü (SPA)
Suudi Dışişleri Bakanı Kuveytli mevkidaşı ile Manama'da görüştü (SPA)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Manama'da bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı

 Suudi Dışişleri Bakanı Kuveytli mevkidaşı ile Manama'da görüştü (SPA)
Suudi Dışişleri Bakanı Kuveytli mevkidaşı ile Manama'da görüştü (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan dün (Salı), Arap Birliği Konseyi'nin zirve düzeyindeki 33. olağan oturumuna hazırlık amacıyla düzenlenen dışişleri bakanları toplantısı çerçevesinde bazı Arap ülkelerinden mevkidaşlarıyla bir araya geldi.

Suudi Bakan, Kuveytli mevkidaşı Abdullah Al-Yahya ile yaptığı görüşmede, iki ülke arasındaki yakın ilişkileri güçlendirmenin yollarını gözden geçirmenin yanı sıra, ortak çıkarları ilgilendiren bölgesel ve uluslararası konulardaki gelişmeleri müzakere etti.

defrvb
Prens Faysal bin Ferhan, Dr. Eymen Safadi ile Manama'da (SPA)

Bin Ferhan, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile Gazze Şeridi ve çevresindeki gelişmeleri, bunun güvenlik ve insani yansımaları ile bu konuda sarf edilen çabaları ele aldı. Ferhan, Safadi ile ayrıca iki ülke arasındaki yakın ilişkileri güçlendirmenin yollarını gözden geçirdi.

Prens Ferhan ayrıca, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Huseyin ile Riyad ve Bağdat arasındaki kardeşlik ilişkilerini ve bunları geliştirme yollarını gözden geçirerek, bölgesel ve uluslararası gelişmelerle ilgili iki tarafın sarf ettiği çabaları değerlendirdi.

Prens Faysal bin Ferhan, Suriye Dışişleri Bakanı Dr. Faysal Mikdad ile ikili ilişkilerin çeşitli yönlerini ve bunları geliştirmenin yollarını ele aldı; ayrıca ortak ilgi alanlarındaki gelişme ve konuları görüştü.

fdgtrbyn
Suudi Dışişleri Bakanı, Iraklı mevkidaşını Manama'da kabul etti (SPA)

Prens Faysal bin Ferhan, Sudan Dışişleri Bakanı adayı Büyükelçi Hüseyin Awad ile Sudan'daki mevcut durumdaki son gelişmeleri, yansımalarını ve bu konuda sarf edilen çabaları ele aldı.

Prens Faysal bin Ferhan daha önce, nihai rapor ve tavsiyelerin değerlendirildiği Kararların ve Taahhütlerin Uygulanması Takip Komitesi'nin bakanlar düzeyindeki ikinci toplantısına başkanlık etti.

dfvrgb
Prens Faysal bin Ferhan ve  Faysal El Mikdad Manama'da (SPA)

Bahreyn Dışişleri Bakanı Dr. Abdul Latif Al-Zayani'nin Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'dan (32. Zirve Başkanı) devraldığı başkanlığı altında, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt'in de katılımıyla, 33. Arap Zirvesi hazırlık dışişleri bakanları toplantısı dün (Salı) Bahreyn'in başkenti Manama'da başladı.

Dışişleri Bakanları hazırlık toplantısına katılmak üzere pazartesi günü Bahreyn'in başkenti Manama'ya gelen Prens Faysal bin Ferhan, Bahreyn Uluslararası Havalimanı'nda Bahreyn Dışişleri Bakanı Dr. Abdul Latif Al-Zayani tarafından karşılandı.