Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



Haşdi Şabi, füze ve İHA kaçakçılığı ağının sorumlusunun sorgulanmasını engelledi

Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
TT

Haşdi Şabi, füze ve İHA kaçakçılığı ağının sorumlusunun sorgulanmasını engelledi

Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı

Iraklı yetkili kaynaklar, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) çatısı altındaki grupların ve siyasi güçlerin uyguladığı yoğun baskıların, komşu ülkelere karşı kullanılmak veya o ülkelere kaçırılmak üzere füzelerin İran'dan Irak'a taşınmasından sorumlu olduğundan şüphelenilen bir ağın yöneticisinin sorgulanmasını engellediğini açıkladı.

Kaynaklar, Irak İstihbarat Servisi'ne bağlı bir gücün pazartesi sabaha karşı adli bir karara dayanarak Zikar vilayetinde Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'yi tutukladığını açıkladı. Yakubi, Nuceba Hareketi’ne bağlı Haşdi Şabi 14. Tugayı'nın İstihbarat Müdürü görevini yürütüyor.

Yakubi’nin füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) İran'dan Irak'a taşıyan bir ağı yönettiğine inanılıyor. Bu silahların bir kısmı geçtiğimiz dönemde komşu ülkelere karşı kullanılmıştı. Ayrıca Yakubi’nin ağı, bu tür silahları Suriye ve Lübnan'a kaçırma faaliyetleri de yürütüyor.

Kaynaklar, Başbakan Ali ez-Zeydi ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'a yönelik yoğun baskıların yanı sıra tehditlerin ve eylem çağrılarının, tutuklunun Haşdi Şabi’ye teslim edilmesiyle sonuçlandığını ortaya koydu. Bu da onun sorgulanmasının engellendiği anlamına geliyor.


Rapor: Ebu ed-Zuhur saldırısı Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimi artırdı

Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
TT

Rapor: Ebu ed-Zuhur saldırısı Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimi artırdı

Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)

ABD ve İsrailli yetkililer, İsrail’in İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği son saldırının, Şam’ın üsse Türk askerlerinin konuşlandırılmasını kabul etmesine yanıt olarak gerçekleştirildiğini ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bildirdiğini söyledi. İsrail, bu konuşlandırmayı güvenliği açısından “tehdit” olarak görüyor. Ankara ise bu iddiaları reddetti.

Axios haber sitesine göre, alışılmadık nitelikteki saldırı, ABD’nin en yakın üç müttefiki olan İsrail, Suriye ve Türkiye arasındaki bölgesel gerilimi daha da artırdı. Trump yönetimi ise gerilimin daha fazla yükselmemesi için yoğun çaba harcıyor.

Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik politikasını bir dış politika başarısı olarak görüyor. ABD Başkanı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de yakın ilişkileri bulunuyor. İsrail ise ABD’nin yakın müttefiklerinden biri. Ancak Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiler son aylarda ciddi gerilimlere sahne oldu.

İsrail’in bu saldırgan hamlesi Beyaz Saray ve üst düzey ABD’li yetkililer arasında rahatsızlık yarattı.

İsrail başlangıçta saldırının sorumluluğunu üstlenmedi. Resmî bir açıklama yapılmadan uzun saatler geçmesinin ardından Netanyahu’nun ofisi, Şam ve Washington’un gün içinde İsrail’i saldırıyla suçlamasının ardından, İsrail’in sorumluluğuna dolaylı biçimde işaret etti.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, “İsrail ve Suriye güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye, Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk güçlerinin konuşlandırılmasını kabul ederek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldi” denildi.

Açıklamada, “İsrail, Suriye’yi böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda defalarca uyardı. Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi seçti” ifadeleri kullanıldı.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı İsrail’in düzenlediğini doğruladı. Barrack, Trump yönetiminin “son derece kaygılı” olduğunu belirterek, saldırıyı “gereksiz bir gerilim ve bölgenin istikrarına katkı sağlamayan” bir adım olarak nitelendirdi.

Suriye ve Türkiye hükümetleri de saldırıyı kınadı

Bir Türk yetkili, “Hava üssünde herhangi bir Türk varlığı bulunmadığını” belirterek, İsrail’i “komşu ülkeleri bombalamak ve bölgenin istikrarını bozmak için bahaneler uydurmakla” suçladı.

Şarku’l Avsat’ın konu hakkında bilgi sahibi bir kaynaktan aldığı bilgiye göre, Suriye hükümeti İsrail’in üsse ilişkin endişelerinden bir süredir haberdardı. Şam’ın, pistin yakın zamanda yeniden inşa edilmesinin gerekçelerini açıklayan ve herhangi bir saldırgan niyet taşımadığını belirten mesajları İsrail tarafına ilettiği kaydedildi.

ABD’li ve İsrailli kaynaklar, Tel Aviv’in saldırı konusunda Beyaz Saray’ı önceden bilgilendirdiğini açıkladı. Kaynaklara göre saldırının temel amacı, Türkiye’yi hava üssüne gelişmiş silah sistemlerinden oluşan bir sevkiyat göndermekten caydırmak ve üssün Türkiye’nin askeri varlığını güçlendireceği bir merkeze dönüşmesini engellemekti.

Saldırıdan yaklaşık üç saat önce Trump, Erdoğan ile telefonda görüştü. Ancak görüşmede bu konunun ele alınıp alınmadığı netlik kazanmadı.

Saldırı, Washington ile Tel Aviv arasındaki yakın ittifaka rağmen, Netanyahu ile Trump arasındaki ilişkilerde ciddi gerilim yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Buna karşılık ABD’li yetkililer, Suriye hükümetinin İsrail’e karşı düşmanca adımlar atmadığını, aksine son aylarda sınırdaki gerilimi azaltmak amacıyla yeni bir güvenlik anlaşmasına ulaşmaya çalıştığını belirtiyor.

ABD’li bir yetkili, Şam’ın haftalar boyunca ABD ve İsrail ile bu tür olayları yönetmek ve gerilimi önlemek amacıyla Ürdün’de ortak bir koordinasyon merkezi kurulmasını öngören bir anlaşmanın hayata geçirilmesi için girişimlerde bulunduğunu söyledi. Ancak İsrail’in merkezin faaliyete geçirilmesini reddettiği ve buna karşılık Suriye’nin güneyindeki askeri operasyonlarını artırdığı belirtildi.

Bir başka ABD’li yetkili, “Bir noktada Suriye hükümeti tutumunu değiştirmeye başladı ve İsrail’in saldırganlığı karşısında kendisini savunması gerektiğine inandı” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump yönetiminin Suriye hükümetinden itidal göstermesini istediğini ve bu meselenin İsrail seçimlerinden sonra ele alınmasının daha kolay olacağını düşündüğünü belirtti.


Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
TT

Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)

Yemen savaşında insansız hava araçları (İHA) artık yalnızca keşif ve rakibin hareketlerini izleme aracı olmaktan çıktı. Hükümet güçlerinin daha gelişmiş İHA türlerini çatışma operasyonlarına dahil etmeye başlaması, Husilerle yürütülen mücadelenin niteliğinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Son veriler, Yemen ordusunun küçük keşif İHA’larından topçu ateşinin yönlendirilmesi ve yakın mesafeli saldırılarda kullanılan sistemlere, daha ağır ve çok amaçlı platformlardan uzun menzilli saldırı İHA’larına kadar kademeli bir kapasite geliştirdiğini gösteriyor. Bu sistemlerin bazıları çatışma sahasında kullanılmaya başlanırken, uzun menzilli saldırı İHA’ları henüz operasyonel olarak kullanılmadı.

Bu yeni kapasitenin önemi, Yemen ordusunun savaş yılları boyunca Husilerin görece üstünlük sağladığı bir alana yaklaşmasından kaynaklanıyor. Husiler özellikle saldırı İHA’ları ve uzun menzilli füzelerin kullanımında avantajlı durumdaydı.

Şiba İntelligence platformuna göre Yemen Savunma Bakanlığı’nın “Aybân” ve “Nukm” adlarıyla tanıttığı iki İHA, SKYWASP tipi “Sky Wasp” sistemleri. Bu araçların 1.500 kilometreye kadar menzile ulaşabildiği ve 30 ila 50 kilogram ağırlığında savaş başlığı taşıyabildiği belirtiliyor.

Bu sistemlerin operasyonel kullanıma girmesi halinde, Yemen ordusunun cephaneliğine yalnızca yeni bir silah eklenmiş olmayacak; ordu ilk kez doğrudan cephe hatlarının ötesine geçerek, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerine İHA saldırıları düzenleme kapasitesi kazanabilecek.

Yemenli askeri ve stratejik araştırmacı Abdülaziz el-Hedaşi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İHA’ların Yemen ordusunun envanterine dahil edilmesinin şu aşamada taktik etkiler yarattığını ve Husilerle temas hatlarındaki dengeyi değiştirmeye başladığını belirtti. Hedaşi, kullanım yoğunluğu ve süresinin artması halinde İHA’ların stratejik bir silaha dönüşebileceğini ve bunun Husilerin güçlerini yeniden toparlayıp konuşlandırmasını engelleyebileceğini ifade etti.

Hedaşi’ye göre Yemen ordusunun İHA kapasitesinin önemli özelliklerinden biri, saldırı sonrasında geri dönebilen araçlara sahip olması. Bu durum, yalnızca intihar İHA’ları (Kamikaze) kullandığını söylediği Husilere karşı önemli bir avantaj sağlıyor. Böylece Yemen ordusu sahip olduğu İHA kapasitesini her saldırıda tüketmek zorunda kalmıyor. Ayrıca bu araçların keşif kabiliyeti sayesinde Husilerin son yıllarda sahip olduğu sürpriz unsurunu da büyük ölçüde ortadan kaldırmış olacak.

Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)
Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)

Hedaşi, bunun yanı sıra Yemen ordusunun İHA operasyonlarını sürdürmesinin Husileri saldırılardan kaçınmak amacıyla güçlerini geniş alanlara yaymaya zorlayacağını belirtiyor. Bu durum özellikle Marib ve Muha gibi açık cephelerde Husilerin saldırı kapasitesini zayıflatacaktır. Hedaşi, bu avantajın sürdürülebilir biçimde kullanılması halinde Husilerin saldırı kapasitesinin kısa sürede sekteye uğrayabileceği görüşünde.

Ancak bir silaha sahip olmak, savaşın güç dengesini değiştirmek için tek başına yeterli olmaz. İHA’ların etkinliği yalnızca menzil ve taşıdığı mühimmat miktarına değil; onları kullanan güçlerin keşif, hedef tespiti, iletişim ve koordinasyon kabiliyetlerinin yanı sıra operasyon sistemini elektronik karıştırma ve saldırılara karşı koruyabilme yetkinliğine de bağlıdır.

Belirsizlik dengesi tersine mi dönüyor?

Bu gelişme farklı bir soruyu gündeme getiriyor: Yeni İHA’lar Yemen hükümet güçlerini cephelerdeki taktik performanslarını geliştirme aşamasından daha derin ve etkili bir saldırı kapasitesine taşıyabilecek mi, yoksa daha büyük askeri cephanelik içinde savaşın temel kurallarını değiştirmeyen nitelikli ancak sınırlı bir katkı olarak mı kalacak?

Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)
Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)

Husi hareketi uzmanı araştırmacı Adnan el-Cebirni, Yemen ordusunun son günlerde İHA kullanmasının Husileri hem komuta kademesinde hem de sahada şaşırttığını ve zor durumda bıraktığını belirtiyor. Ona göre özellikle İHA’ların kullanımındaki etkinlik ve yeterlilik, farklı cephelerde aynı yöntemle eş zamanlı operasyonlar yürütülmesi, İHA kayıplarının doğrudan yarattığı zarardan çok daha önemli bir operasyonel gelişmeyi gösteriyor.

Cebirni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunun operasyonların birleşik ve koordineli biçimde yönetilmesi konusunda daha ileri bir örgütlenme ve iş birliği düzeyine işaret ettiğini söyledi. Bunun Husileri bu beklenmedik gelişmeye karşı bir çözüm geliştirmeye iteceğini belirten Cebirni, ancak Husiler gerekli önlemleri alana kadar Yemen ordusunun daha etkili ve sürpriz niteliği taşıyan yeni kapasitelere ulaşabileceğini de ifade etti.

Cebirni, Husilerin çatışmaya aşırı özgüvenle girdiklerini ve rakiplerini yanlış değerlendirdiklerini iddia ederek, bu kez belirsizlik avantajının Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun desteğindeki Yemen hükümetinin lehine döndüğünü söyledi. Ona göre önümüzdeki dönemde, Husilerin henüz kavrayamadığı güç dengesi değişiklikleri nedeniyle daha büyük sarsıntılar yaşanabilir. Cebirni’ye göre 2017’den bu yana ilk kez güç dengesi meşru hükümetin lehine değişebilir.

Bedeli kim ödeyecek?

Yemen’in yeni İHA kapasitesinin savaşa dahil olması, Husilerin uzun süredir sahip olduğu İHA ve füze üstünlüğünü kısmen kaybetmesine nasıl karşılık vereceği sorusunu da gündeme getiriyor.

Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)
Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)

Bunun yanı sıra bu gelişmenin Husileri hükümetin İHA’larına karşı yeni yöntemler geliştirmeye, saldırı İHA’larına ve füzelere daha fazla başvurmaya ya da gizlenme, kamuflaj ve birlikleri dağıtmaya dayalı yeni taktiklere yöneltip yöneltmeyeceği de önem taşıyor.

Yemenli siyaset araştırmacısı Salah Ali Salah, Yemen ordusunun güç dengesinde yarattığı sürprize ve Husileri zor durumda bırakma kapasitesine rağmen, henüz Husilerin sahip olduğu türden stratejik derinliği tehdit eden İHA’lara sahip olduğunu göstermediğini belirtti. Özellikle Husilerin kendi nüfuz alanlarından uzaktaki bölgelerde, örneğin Hadramut’taki petrol ihracat limanında olduğu gibi kritik tesisleri hedef alma kapasitesine dikkat çekti.

Salah, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Yemen ordusunun yeni silah kapasitesi nedeniyle Husi güçlerinin tahkimat ve saha taktikleri açısından önemli bir avantaj kaybettiğini ve savaşçılarının daha açık hedef haline geldiğini ifade etti. Bunun Husilerin maliyetlerini ve çatışmanın karmaşıklığını artırdığını belirten Salah, buna karşılık Yemen ordusunun da maliyetlerinin yükseleceğini, zira Husilerin hâlâ balistik füze kapasitesi açısından üstün olduğunu vurguladı.

İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)
İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)

Salah, Husilerin Yemen ordusuna ait İHA’ların fırlatma noktalarını tespit etmek için istihbarat faaliyetlerini artırabileceği, bu sistemleri kullanan personel ve ilgili birliklerin komutanlarını hedef alabileceği uyarısında bulundu. Husilerin ayrıca farklı ordu ve silahlı grupların deneyimlerinden yararlanarak tahkimat, kamuflaj, gizlenme ve manevra yöntemlerini geliştirebileceğini, unsurlarını geniş alanlara dağıtarak kayıpların maliyetini azaltmaya çalışabileceğini de ifade etti.

Yemen ordusunun farklı seviyelerde İHA kullanma kapasitesi genişlerken, çatışmanın yeni bir aşamaya girme ihtimali güçleniyor. Bu aşamada mesele yalnızca tarafların kaç silaha sahip olduğu olmayacak; asıl belirleyici unsur, her iki tarafın bu silahları savaşın şeklini, menzilini ve maliyetini değiştirebilecek bütünleşik bir savaş sistemine dönüştürme kapasitesi olacak.