Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
TT

Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)

Ali et-Tahir Tepeleri için verilen mücadele, Hizbullah’ı yalnızca tepeyi savunma ve düşmesini önleme kapasitesi açısından değil, aynı zamanda son dönemde geliştirdiği askeri stratejilerin etkinliğini kanıtlama açısından da zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Zira geleneksel stratejiler, son iki yılda İsrail’in askeri ve teknolojik üstünlüğüne karşı koymakta başarısız oldu.

Peki İsrail, ateş gücü, hava gücü ve istihbarat faaliyetleriyle bölgedeki gücü kuşatarak direniş kapasitesini ortadan kaldırabilecek mi? Yoksa Hizbullah’ın yer altında hazırladığı tahkimatlar, tüneller, depolar ve savaş kapasitesi, İsrail güçlerini yıpratmayı sürdürmesi ve çatışmanın süresini uzatması için ona hareket alanı sağlayabilecek mi?

Manevra kabiliyeti

Emekli Tuğgeneral Beha Helal, Hizbullah’ın askeri durumuna ilişkin değerlendirmesinde, “Toprak, Hizbullah açısından hâlâ stratejik değer taşıyor. Ancak kontrol edilen bir bölgeden açık ve gözetim altındaki bir alana dönüşmesi halinde savunma açısından taşıdığı değer kendiliğinden azalıyor… Hizbullah’ın asıl gücü yalnızca tepenin zirvesini elinde tutmasında değil, özellikle derinlikte ve çevrede faaliyet gösterebilme kapasitesinde yatıyor. Buna karşılık İsrail, hava ve istihbarat üstünlüğünü kalıcı bir kara üstünlüğüne dönüştürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

CSDFVBG
Nebatiye şehrinin doğusunda yer alan Ali et-Tahir Tepeleri (Şarku’l Avsat)

Helal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu temel zorluk, manevra kabiliyetini korumak. İsrail bölgede kalıcı bir varlık oluşturmayı, yükselti çevresinde bir tampon bölge kurmayı ve Hizbullah’ın hareket etmesini engellemeyi başarırsa, güç dengesi kademeli olarak İsrail’in lehine değişmeye başlar” değerlendirmesinde bulundu.

Bu bağlamda yer altı tahkimatları, savunma tarafının yararlanabileceği en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu tahkimatlar, hava üstünlüğünün etkisini azaltmaya, belirli ölçüde süreklilik ve hayatta kalma kapasitesini korumaya ve savaşın yalnızca yüzeyin kontrol altına alınmasıyla sonuçlanmasını engellemeye olanak sağlıyor. Ancak Helal, bombardımanlara karşı koruma sağlayan tahkimatların, çevresindeki bölgenin kuşatılmış veya izole edilmiş bir alana dönüşmesi halinde tersine bir yük haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Yer altındaki tesisler izole ceplere mi dönüştü?

Helal’e göre Ali et-Tahir savaşında temel soru da burada ortaya çıkıyor: “Yer altındaki tesisler hâlâ bütünleşik bir manevra ve iletişim ağı oluşturuyor mu, yoksa birbirinden izole ceplere mi dönüştü?”

Helal, karar alma, alınan kararı iletme ve uygulama kapasitesinin yanı sıra baskı altında iletişim kanallarını korumanın Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu en önemli sınamalar arasında yer alacağını belirtti. Ancak Hizbullah’ın tarihsel olarak belirli ölçüde ademi merkeziyetçilik ve esneklik üzerine kurulu yapısının, bir mevzinin veya yerel bir komutanlığın hedef alınmasının bütün yapının çökertilmesi için mutlaka yeterli olmayabileceğini ifade etti.

Helal, Hizbullah’ın güçlü yönleri arasında coğrafyaya hâkimiyetini, örgütsel derinliğini, dağlık arazinin özelliklerinden yararlanma kapasitesini ve mevzilerini kaybetmesine rağmen faaliyetlerini sürdürebilme kabiliyetini sıraladı. Buna karşılık en önemli zayıflıkların ise İsrail’in istihbarat ve hava gücündeki üstünlüğü ile kuşatılma riski olduğunu belirtti.

İsrail’in Ali et-Tahir’i Hizbullah’ın daha geniş operasyonel alanından ayırmayı başarmasının, burada bulunan gücü daha zorlu bir savunma pozisyonuyla karşı karşıya bırakacağını söyleyen Helal, köylerin, yolların ve evlerin tahrip edilmesinin de stratejik açıdan ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Helal’e göre bunun nedeni, yerel güçlerin hareket ettiği sosyal ve coğrafi ortamın bir bölümünü hedef alması.

Tünel ağı

Bunun yanı sıra emekli Tuğgeneral George Nader, Ali et-Tahir Tepesi’nin Lübnan Nehri’nin kuzeyindeki geniş bir bölgeye ve güneyindeki geniş kesimlere hâkim olması nedeniyle büyük taktik öneme sahip olduğunu belirtti. Nader, tepenin daha önce İsrail işgali altında bulunması nedeniyle tarihsel bir sembol niteliği taşıdığına da dikkat çekti.

HYJUI
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir Tepeleri’nin zirvesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Nader, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, elde ettiği bilgilere göre tepenin Rıdvan Güçleri komutanlığı açısından önemli bir mevzi olduğunu ifade etti. Tepede mühimmat, lojistik, füze ve insansız hava araçları (İHA) ile savaşçılar ve operasyon merkezleriyle bağlantılı yer altı tesisleri ve tünel ağının bulunduğunu belirtti.

Bir pazarlık kozu

Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almasının, özellikle askeri kontrolü sahada kalıcı bir duruma dönüştürmeyi başarması halinde, müzakerelerin gelecek turlarında elini güçlendireceğini ve şartlarını dayatma kapasitesini artıracağını düşünüyor.

İsrail’in sahip olduğu yıkıcı ve teknolojik kapasitenin bu tesisleri ve tünelleri hedef almasını mümkün kıldığını belirten Nader, bölgede büyük miktarda mühimmat ve füze bulunmasının, kapsamlı bir imha operasyonunun ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

İsrail’in büyük saldırısı

Buna dayanarak Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almak amacıyla kapsamlı bir saldırı düzenlemesini bekliyor. Nader, bu hedefin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu açısından siyasi boyutlar da taşıyabileceğini düşünüyor. Netanyahu’nun, bölgedeki tepenin kontrolünü Hizbullah’ın güneydeki komuta merkezini vurmayı başardığını göstermek ve kuzeydeki yerleşimlerin güvenliğini güçlendirmek amacıyla kullanmayı hedeflediğini belirten Nader, bunun İsrail’deki seçimler öncesinde önem taşıdığına dikkat çekti.

Hizbullah’ın buna karşı atabileceği adımların ise sınırlı göründüğünü belirten Nader, Litani Nehri’nin güneyinde hareket etmenin zorluğuna işaret etti. Nader’e göre bu durum, Hizbullah’ın İsrail güçlerinin dikkatini dağıtmasını veya bölgede başka hareket cepheleri açarak İsrail ordusunu çabalarını farklı noktalara yöneltmeye zorlamasını güçleştiriyor.


“İslam İttifakı”, Mogadişu’da teröre karşı medya mücadelesini güçlendiriyor

“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)
“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)
TT

“İslam İttifakı”, Mogadişu’da teröre karşı medya mücadelesini güçlendiriyor

“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)
“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)

Suudi Arabistan’ın desteğiyle Terörle Mücadele İslam Askeri İttifakı, Somali’nin başkenti Mogadişu’da “Barış Medyacıları” adlı stratejik medya girişimini başlattı. Girişim, aşırılıkçı ve nefret söylemleri ile dijital ortamda yürütülen dezenformasyon ve terör propagandasına karşı koyabilecek ulusal medya kapasitesinin geliştirilmesini ve medyanın güvenliğin korunması ile toplumsal barışın güçlendirilmesinde etkin bir ortak haline getirilmesini amaçlıyor.

Girişimin açılış törenine İttifak Genel Sekreteri Korgeneral pilot Muhammed el-Muğidi ile Somali hükümeti, güvenlik ve ordu yetkilileri katıldı. Törende Somali Savunma Bakanı ve Ordu Komutanı Ahmed Faki’nin yanı sıra Adalet Bakanı, Güvenlik Bakanı, Vakıflar ve Din İşleri Bakanı, Limanlar ve Deniz Ulaştırmasından Sorumlu Devlet Bakanı, Ulusal Güvenlik Ofisi Başkanı, Polis Kuvvetleri Komutanı, Cezaevi İdaresi Başkanı, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve İstihbarat ve Ulusal Güvenlik Başkan Yardımcısı da hazır bulundu.

Üst düzey siyasi, güvenlik ve medya temsilcilerinin katılımı, girişimin stratejik önemini ve terörle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin gerekliliğini ortaya koyuyor. Aşırılıkçı örgütlerin yöntemleri hızla değişirken, bu gruplar artık yalnızca sahadaki terör eylemlerine değil; dijital ortamı etkileme, dezenformasyon, propaganda, toplumsal kutuplaştırma, nefret söylemi ve militan devşirme amacıyla kullanmaya da ağırlık veriyor.

 İttifak Genel Sekreteri Korgeneral pilot Muhammed el-Muğidi ile Somali’den hükümet, güvenlik ve askeri yetkililerin girişimin açılış töreninde, (İttifak)
İttifak Genel Sekreteri Korgeneral pilot Muhammed el-Muğidi ile Somali’den hükümet, güvenlik ve askeri yetkililerin girişimin açılış töreninde, (İttifak)

Medya alanında kapasite geliştirme

“Barış Medyacıları” girişimi, İttifakın üye ülkelerin ulusal kapasitesini geliştirme ve medya ortamlarını aşırılıkçı düşüncelere karşı güçlendirme çabalarının devamını oluşturuyor. Program kapsamında gazetecilerin ve medya kuruluşlarının aşırılıkçı propagandayı tespit etme, dezenformasyonla mücadele etme ve etkili, profesyonel içerikler üretme kapasitelerinin artırılması hedefleniyor.

Girişim çerçevesinde “Dijital medyada aşırılıkçı söylem ve nefret söyleminin analizi: Akıllı mücadele araçları ve teknikleri” başlıklı özel bir eğitim programı da düzenlenecek. Programa gazeteciler, medya çalışanları, akademisyenler ve terörle mücadeleyle bağlantılı medya alanlarında uzmanlaşmış 40 kişi katılacak.

Somali Savunma Bakanı Ahmed Faki, törende yaptığı konuşmada terörle mücadelenin yalnızca askeri ve güvenlik çalışmalarına indirgenemeyeceğini belirterek, toplumları güçlendiren, dezenformasyon, kutuplaştırma ve aşırılıkçı propagandayla mücadele eden ve ılımlılık ile bir arada yaşama değerlerini destekleyen sorumlu bir medya söylemine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Somali Savunma Bakanı Ahmed Faki, terörle mücadelenin sorumlu ve bilinçli bir medya söylemi oluşturulmasını gerektirdiğini vurguladı (İttifak)
Somali Savunma Bakanı Ahmed Faki, terörle mücadelenin sorumlu ve bilinçli bir medya söylemi oluşturulmasını gerektirdiğini vurguladı (İttifak)

Faki, Somali’nin medyayı ulusal güvenliğin korunması ve toplumsal barışın inşasında ulusal bir ortak olarak gördüğünü belirterek, Suudi Arabistan’ın liderliğindeki İttifakın, ulusal kapasitenin geliştirilmesi ve nitelikli medya kadrolarının yetiştirilmesine yönelik çalışmalarını takdir etti.

Bakan, Somali’nin terörle mücadelede kolektif çabalara aktif biçimde destek vermeyi sürdüreceğini; terörün ideolojik, medya ve finansal kaynaklarının kurutulmasına yönelik çalışmaların toplumların korunmasına ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Medya, terörle mücadelede ileri savunma hattı

İttifak Genel Sekreteri Korgeneral Muhammed el-Muğidi ise girişimin Somali’de başlatılmasının, ortak terörle mücadele çalışmalarının üye ülkelere taşınması ve iş birliğinin ulusal kapasiteyi geliştiren nitelikli programlara dönüştürülmesi anlayışının bir devamı olduğunu söyledi.

Muğidi, terör örgütlerinin artık yalnızca sahada mücadele etmediğine dikkat çekerek, bilgi akışının hızından ve dijital platformların geniş erişiminden yararlanarak dezenformasyon yaydıklarını, propaganda ürettiklerini, kamuoyunu etkilemeye ve insanları örgütlemeye çalıştıklarını belirtti. Bu nedenle bilinçli ve profesyonel medya çalışanlarının terörle mücadele sisteminin “ileri savunma hattı” olduğunu vurguladı.

Girişimin, medya çalışanını yalnızca bilgi aktaran bir konumdan çıkararak analiz, doğrulama, tespit ve müdahale araçlarına sahip profesyonel bir aktöre dönüştürmeyi hedeflediğini belirten Muğidi; dijital içeriklerin analiz edilmesi, dezenformasyon kaynaklarının belirlenmesi, sahte hesapların ve koordineli etki operasyonlarının tespit edilmesi, aşırılıkçı propaganda yöntemlerinin anlaşılması ve daha profesyonel, etkili ve güvenilir karşı söylemlerin geliştirilmesinin amaçlandığını kaydetti.

Muğidi, “Terörle mücadele, güvenlik ve saha mücadelesi olduğu kadar bir bilinç mücadelesidir” diyerek medya çalışanlarının kapasitesine yatırım yapmanın, toplumların aşırılıkçı fikirlere, ideolojik ve medya alanındaki nüfuz girişimlerine karşı direncine doğrudan yatırım anlamına geldiğini ifade etti.

Korgeneral el-Muğidi, medya çalışanlarının kapasitesini geliştirmenin, toplumların dayanıklılığına ve aşırılıkçı fikirlere karşı koyma gücüne doğrudan yatırım anlamına geldiğini belirtti (İttifak)
Korgeneral el-Muğidi, medya çalışanlarının kapasitesini geliştirmenin, toplumların dayanıklılığına ve aşırılıkçı fikirlere karşı koyma gücüne doğrudan yatırım anlamına geldiğini belirtti (İttifak)

İttifak Genel Sekreteri ayrıca Somali hükümetinin iş birliği ve desteğini takdir ederek, üye ülkeler ve ortaklarla birlikte ulusal kapasitenin güçlendirilmesi, deneyim paylaşımı ve terörle mücadelenin ideolojik, medya, askeri ve finansal boyutlarında koordinasyonun artırılması için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.

Eğitimde dijital doğrulama ve dezenformasyon analizi

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre program kapsamında katılımcılara bilgi düzensizliği, dijital doğrulama ve açık kaynak istihbaratı, fotoğraf ve video analizi, içeriklerin yayılımının incelenmesi, sahte hesap ve botların tespiti, metin ve söylem analizi ile koordineli etki operasyonlarının ortaya çıkarılması ve ağ analizleri gibi çeşitli modern araç ve teknikler öğretilecek.

Eğitimde ayrıca aşırılıkçı ve nefret söylemlerinin psikolojik ve toplumsal etkileri, dijital ortamda zararlı söylemlerle mücadelede kanıta dayalı yöntemler, karşı söylem ve alternatif anlatıların geliştirilmesi, medya ve dijital okuryazarlığın artırılması ve toplumların dijital tehditlere karşı dayanıklılığının güçlendirilmesi gibi konular da ele alınacak.

“Barış Medyacıları” girişimi, Terörle Mücadele İslam Askeri İttifakı’nın terörün yalnızca sonuçlarıyla değil, onu besleyen ideolojik ve medya araçlarıyla da mücadele etmeye yönelik sürdürülebilir bir yapı oluşturma hedefini yansıtıyor. Girişim, dezenformasyon, kutuplaştırma ve militan devşirme kapasitesinin sınırlandırılmasında, medya ve toplumsal farkındalığı mücadelenin merkezine yerleştiriyor.


Uganda ve Burundi’den yetkililer, İsrail’de Gazze’ye asker gönderilmesi konusunu görüştü

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)
TT

Uganda ve Burundi’den yetkililer, İsrail’de Gazze’ye asker gönderilmesi konusunu görüştü

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)

Uganda ve Burundi’den askeri yetkililer, kırılgan ateşkesin desteklenmesi amacıyla ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğündeki “Barış Konseyi” tarafından tasarlanan uluslararası güvenlik gücü kapsamında Gazze’ye asker konuşlandırılması konusunu görüşmek üzere geçen hafta İsrail’i ziyaret etti.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre “Barış Konseyi”nden bir yetkili yaptığı açıklamada, Ugandalı yetkililerin Burundili askeri heyete katıldığını ve Uganda parlamentosunun bu ay asker gönderilmesine onay vermesinin ardından ülkenin katkısına ilişkin ayrıntıların kesinleştirilmekte olduğunu belirtti.

Henüz nihai anlaşma yok

Burundi ile herhangi bir konuda henüz nihai anlaşmaya varılmadığı, ancak sürecin başlatılmasının hedeflendiği belirtildi.

Görüşmeler hakkında konuşma yetkisi bulunmadığı için adının açıklanmasını istemeyen yetkili, “Birbirimizle önemli ölçüde bilgi alışverişinde bulunduk ve Burundili temsilciler misyonumuza ilgi gösterdi” ifadelerini kullandı.

Bir Burundili askeri yetkili de ülkenin heyetini üç üst düzey askeri subayın temsil ettiğini ve Burundi’nin güce katılma konusunda kararlı göründüğünü söyledi. Bu yetkili de basına konuşma yetkisi olmadığı gerekçesiyle adının açıklanmasını istemedi.

Uganda ve Burundi’nin güce ne tür bir katkı sunacağı veya bunun karşılığında ne elde edeceği henüz netlik kazanmadı. Her iki ülkenin orduları da yapılan yorum taleplerine cevap vermedi.

Gazze Gücü

Burundi’nin de katılması halinde Uganda ve Burundi, uluslararası Gazze gücüne katılan son Afrika ülkeleri olacak. Fas, Kosova, Kazakistan ve Arnavutluk daha önce güce katkı sunma taahhüdünde bulunmuştu.

Uganda yaklaşık bin 200 personel, Fas ise 500’e kadar personel göndermeyi taahhüt etti. Kosova, Kazakistan ve Arnavutluk ise toplamda yaklaşık 80 personel katkısında bulunacaklarını bildirdi.

Endonezya daha önce 8 bin asker göndermeye hazırlandığını açıklamıştı. Bu, açık ara en büyük katkı taahhüdü oldu. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Endonezya bu planı askıya aldı.

Yaklaşık 20 bin askerden oluşması planlanan güce ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers’ın komuta etmesi öngörülüyor. Ancak şu ana kadar verilen asker gönderme taahhütleri, hedeflenen toplam mevcudun oldukça altında kalıyor.