Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



Nil'in suları pazarlık konusu değil: Mısır'dan Etiyopya'nın teklifine ret

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Nil'in suları pazarlık konusu değil: Mısır'dan Etiyopya'nın teklifine ret

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Etiyopya'nın Nil suları konusunda Mısır ile uzlaşmayı, Kahire'nin kendisine denize erişim imkânı sağlaması şartına bağladığı bir dönemde, Mısırlı resmî bir kaynak “Şarku'l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Kahire bu tür söylemleri muhatap almıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak, ülkesinin tutumunun değişmediğini vurgulayarak Mısır'ın, Mısır ve Sudan dışişleri ile su kaynakları bakanlarının katıldığı son dörtlü toplantıda dile getirdiği, “Kızıldeniz'e kıyısı olmayan herhangi bir ülkenin, kıyıdaş ülkelerin egemenliği, birliği, toprak bütünlüğü ve limanları aleyhine denize erişim sağlamasına” karşı çıkan tutumunu yineledi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Kahire'de Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanları bir araya geldi. Toplantıya Mısır'dan Bedr Abdülati ve Hani Süveylim, Sudan'dan ise Muhyiddin Salim ve İsmet Kureyşi katıldı. Görüşmede siyasi, ekonomik, su kaynakları, kültürel, sosyal ve insani alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Taraflar, “Mısır ve Sudan'ın su güvenliğinin ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu” vurguladı. Nil Nehri'nin aşağı havzasında bulunan iki ülke, su güvenliğinin korunması konusunda ortak hareket etme kararı aldı. Etiyopya'daki Hedasi (Rönesans) Barajı'nın “ciddi sonuçlar doğurduğunu ve Nil'in aşağı havzasındaki ülkeler için sürekli bir tehdit oluşturduğunu” belirten taraflar, Addis Ababa yönetimine tek taraflı politikalarını değiştirme ve iş birliğini yeniden tesis etme çağrısında bulundu.

Kızıldeniz konusunda ise Mısır ve Sudan, dörtlü toplantıda “seyrüsefer serbestisi ilkesine saygı gösterilmesinin gerekliliğini” vurguladı. Kızıldeniz'in yönetiminin, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yalnızca kıyıdaş ülkelerin sorumluluğunda olduğunun altını çizdi.

İki ülke ayrıca, Kızıldeniz'e kıyısı olmayan herhangi bir devletin, kıyıdaş ülkelerin egemenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve limanlarına zarar verecek şekilde denize erişim sağlamasına kesinlikle karşı olduklarını belirtti. Bölgesel gelişmelerin Kızıldeniz'i askerîleştirmek veya bölge ülkelerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü zedeleyen tek taraflı adımlar atmak için kullanılmasını da reddetti.

Buna karşılık Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu İtefa, Mısır'dan ülkesinin Nil'in kolları üzerinde inşa etmeyi planladığı yeni barajlara katkıda bulunmasını istedi. Bakan ayrıca, Addis Ababa'nın denize erişim çabalarına Kahire'nin destek vermesi çağrısında bulunarak, bunun Nil suları konusunda uzlaşmanın önünü açabileceğini savundu.

Bakan, dün yayımlanan görüntülü açıklamasında, “Mısır, kalkınma projelerimizin hayata geçirilmesine olumlu katkıda bulunmalı ve inşa ettiğimiz yeni barajlara destek vermeli” dedi. Hedasi Barajı'nın tamamlanmasının ardından ülkesinin önceliğinin artık baraj inşası olmadığını belirten İtefa, barışçıl yollarla denize erişim sağlamanın temel hedef hâline geldiğini ifade etti.

İtefa, “Mısır, Etiyopya'ya karşı yürüttüğü medya kampanyalarına son vermeli” diyerek bu kampanyaların ülkesinin hedeflerine ulaşmasını engelleyemeyeceğini savundu. Etiyopyalı bakan, “Mısır, Etiyopya'nın denize erişim sağlamasına katkıda bulunmalı. Böylece Nil suları konusunda bir uzlaşma zemini oluşabilir” ifadelerini kullandı.

Mısır Milletvekili Mustafa Bekri ise Etiyopyalı bakanın açıklamalarını “şantaj ve Mısır'ın ulusal güvenliğine, ayrıca Babülmendeb Boğazı'nın güvenliğine yönelik bir tehdit” olarak nitelendirdi.

Bekri, “Şarku'l Avsat”a yaptığı açıklamada, denize kıyısı olmayan 15 Afrika ülkesi bulunduğunu hatırlatarak, “Somali'nin meşru yönetimi buna karşı çıkıyorsa, söz konusu girişim Somali yönetiminin egemenliğine yönelik bir saldırı anlamına gelir. Bu yönetim, Etiyopya ile ayrılıkçı Somaliland bölgesi arasında imzalanan şüpheli anlaşmayı reddediyor” dedi.

Etiyopya'nın Hedasi Barajı ve Nil suları konusunda Kahire'ye denize erişim karşılığında uzlaşma teklif etmesini değerlendiren Bekri, “Mısır şantajı kabul etmeyecektir. Mısır'ın tutumu açık ve bu tür bir öneriyi reddediyor. Nil sularının pazarlık konusu yapılması, tarihî haklara ve Mısır'ın su haklarını güvence altına alan uluslararası anlaşmalara aykırıdır” diye konuştu.

Bekri, Etiyopyalı bakanın açıklamalarının Mısır'ın bölgesel denklemde ne kadar önemli bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, Kahire'nin iradesi olmadan hiçbir adımın atılamayacağını söyledi. Mısır'ın söz konusu girişimi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak gördüğünü, ancak bu konudaki itirazının öncelikle Somali'nin egemenliğiyle ilgili olduğunu vurguladı.

Kahire, Hartum ve Addis Ababa arasında Etiyopya'nın Hedasi Barajı konusunda yaklaşık on yıl boyunca müzakereler yürütüldü. Üç yıl süreyle duran görüşmeler 2023'te yeniden başladı. Ancak Etiyopya'nın bir anlaşma imzalamayı reddetmesi ve barajın Mısır ile Sudan'a zarar vermediğini savunması üzerine müzakereler 2024'te yeniden kesintiye uğradı.

 Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanlarının Kahire'de gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda, Etiyopya'nın “Somaliland” üzerinden Kızıldeniz'e erişim girişimine karşı çıkıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanlarının Kahire'de gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda, Etiyopya'nın “Somaliland” üzerinden Kızıldeniz'e erişim girişimine karşı çıkıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, Kızıldeniz'e erişim sağlamak amacıyla Somaliland ile bir liman anlaşması imzaladı. Somali yönetimi, ayrılıkçı ve meşru olmayan bir yönetimle yapıldığı gerekçesiyle anlaşmayı geçersiz ilan ederek reddetti. Mısır ve Sudan da bu konuda Somali'nin tutumuna destek verdi.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid ise Etiyopya Su ve Enerji Bakanı'nın açıklamalarını “kışkırtıcı” olarak nitelendirdi.

Abdülvahid, söz konusu açıklamaların kabul edilemez bir güç gösterisi içerdiğini belirterek, “Sanki Hedasi Barajı meselesinde zafer kazanmışız, istediğimizi yaptık ve şimdi Kızıldeniz'e erişim meselesine geçiyoruz der gibi bir yaklaşım sergileniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, “Somaliland üzerinden Kızıldeniz'e erişim sağlanması, Somali tarafından egemenliğine ve topraklarına yönelik bir saldırı olarak görüldüğü için reddediliyor” dedi.

Etiyopya'nın kullandığı söylemin ülke içindeki kamuoyuna ve Afrika kıtasına yönelik olduğunu belirten Abdülvahid, bu söylemle Mısır'ın kalkınmayı engelleyen taraf olarak gösterilmeye çalışıldığını ifade etti.

Abdülvahid'e göre Addis Ababa, Nil Nehri ile Kızıldeniz meselelerini birbirine bağlayarak, Hedasi Barajı'nın artık değiştirilemeyecek bir gerçeklik olduğu mesajını veriyor ve Mısır'ı, Etiyopya'nın öne sürdüğü şartlar karşılığında bu durumu kabullenmeye zorluyor.


Mısır'ın güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik operasyonda iki ordu subayı hayatını kaybetti

Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
TT

Mısır'ın güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik operasyonda iki ordu subayı hayatını kaybetti

Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)

Mısır Askeri Sözcüsü yaptığı açıklamada, ülkenin güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyon sırasında iki ordu subayının hayatını kaybettiğini bildirdi.

Sözcü, operasyonun Mısır'ın bütün toprakları üzerindeki egemenliğini tesis etmeyi amaçladığını belirtti.

Askeri Sözcü, Facebook hesabından dün yaptığı açıklamada, "Güney Bölgesi Sınır Muhafızları Kurmay Başkanı ile bir taburun harekât sorumlusu, yasa dışı altın arama faaliyetlerine müdahale sırasında şehit oldu" ifadelerini kullandı.


Suudi Arabistan ve Mısır'dan bölgedeki gerilimin sonuçlarını önlemek için diplomasiye zaman tanınması çağrısı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır'dan bölgedeki gerilimin sonuçlarını önlemek için diplomasiye zaman tanınması çağrısı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan ve Mısır, askeri çatışmaların yeniden başlamasını önlemek ve bölgedeki gerilimi düşürmek amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlere daha fazla zaman tanınması çağrısında bulundu. Bu çağrı, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde dile getirildi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, görüşmenin "iki kardeş ülke arasında bölgede hızla gelişen olaylara ilişkin sürdürülen koordinasyonun devamı niteliğinde" olduğu belirtildi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Nadir Zeki, iki bakanın görüşmede, bölgedeki sükûnetin yeniden sağlanması ve gerilimin artmasının önlenmesi amacıyla bölgesel ve uluslararası ortaklarla, aralarında ABD ve kardeş Katar'ın da bulunduğu ülkelerle yürütülen ortak çabaları ele aldığını bildirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre iki bakan, "sağduyunun ve diyalog dilinin ön plana çıkarılması, diplomasiye ve siyasi girişimlere daha fazla zaman tanınması, ilgili tüm tarafların müzakereye teşvik edilmesi ve bölgede hâlihazırda olumsuz etkileri hissedilen askeri çatışmaların yeniden başlamasının doğurabileceği sonuçları ve riskleri önlemek için gerekli esnekliğin gösterilmesi" gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, mevcut dönemde koordinasyon ve istişarelerin sürdürülmesi, ilgili tüm taraflarla temasların ve diplomatik girişimlerin yoğunlaştırılması konusunda mutabık kaldı. Amaçlarının, müzakere sürecinin öncelik kazanması ve güvenlik durumunun kötüleşmesini ya da bölgedeki gerilimin daha da artmasını önleyecek adımlar atılması konusunda uzlaşı sağlamak olduğu belirtildi.

Geçtiğimiz salı günü Suudi Arabistan, Katar ve Mısır, bölgede güvenlik ve istikrarı güçlendirecek kapsamlı çözümlere ulaşmayı amaçlayan diplomatik girişimlere desteklerini açıklamış, ortak koordinasyon ve istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurgulamıştı.

Ortak tutum, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın Katarlı mevkidaşı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinde ortaya konulmuştu.

Görüşmelerde bölgesel gelişmelerin yanı sıra gerilimi düşürmeye, tansiyonu kontrol altına almaya ve çatışmaların bölge geneline yayılmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar ele alınmıştı.

Aynı gün Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de ABD ve İran'a mevcut aşamada "esneklik" gösterme çağrısında bulunmuş, "çok geç olmadan" uzlaşma ve diyalog sağlanmasının önemini vurgulamıştı. Sisi, aksi durumda bölgeyi "felaket niteliğinde" sonuçların beklediği uyarısında bulunmuştu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Kahire'de Slovenya Cumhurbaşkanı Nataşa Pirc Musar ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Sisi, Suudi Arabistan'ın güvenliğinin hedef alınmaması gerektiği uyarısında bulunarak, ülkesinin "Suudi Arabistan'ın ve tüm Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarını tehdit edebilecek her türlü girişimi kesin bir dille reddettiğini" yinelemişti.