Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



Faris en-Nur'dan Şarku'l Avsat'a: Savaşa hayır diyenlerle aynı saflardayım

Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
TT

Faris en-Nur'dan Şarku'l Avsat'a: Savaşa hayır diyenlerle aynı saflardayım

Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Daklu'nun (Hamideti) hükümetinden istifa eden üst düzey isim Faris en-Nur, Sudan'ın ülkede devam eden savaşı sona erdirme yolunda hâlâ gerçek bir fırsata sahip olduğunu söyledi. En-Nur, bu değerlendirmesini, insani ateşkes sağlanması, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve Sudan krizinin temel nedenlerini ele alacak kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması amacıyla yürütülen uluslararası girişimlerin giderek güçlenmesine dayandırdı.

En-Nur, "Kuruluş" (Ta'sis) İttifakı Başkanlık Konseyi üyeliğinde bulundu. Ayrıca merkezi Nyala kentinde bulunan paralel hükümet tarafından Hartum Valisi olarak atanmıştı. Uzun yıllar Hamideti'nin danışmanlığını yapan En-Nur, 2023 yılında Cidde'de gerçekleştirilen müzakerelerde Hızlı Destek Kuvvetleri heyetinin önde gelen üyeleri arasında yer aldı.

En-Nur, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada uluslararası girişimlere olumlu baktığını ve çatışmaların durdurulmasını, Sudan halkının çektiği acıların sona erdirilmesini hedefleyen tüm çabaları desteklediğini belirtti.

En-Nur "Bugün savaşın durdurulmasını isteyen güçlerle aynı saftayım. Bunun tüm Sudanlı tarafların etrafında birleşmesi gereken en öncelikli ulusal mesele olduğuna inanıyorum." dedi.

En-Nur, Körfez ülkelerinin kriz yönetimindeki deneyiminden yararlanılması ve "köklü Körfez bilgelğinin" örnek alınması çağrısında bulundu. Özellikle Suudi Arabistan'ın son dönemde sergilediği tutumun Körfez ülkelerinin birlik ve dayanışmasını yansıttığını ifade etti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesini örnek gösteren En-Nur, görüşmede İran'ın saldırılarının kınanması ve Suudi Arabistan'ın BAE'nin güvenliği ve istikrarını savunmak için tüm imkânlarını seferber etmeye hazır olduğunu vurgulamasının, Körfez ülkeleri arasındaki güçlü bağları ve ortak kader anlayışını ortaya koyduğunu söyledi.

En-Nur, Sudan'ın bugün benzer bir dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirterek şunları söyledi:

"Sudan olarak böylesi tutumlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuz ortada. Bu kardeşlik ruhunun sürmesini ve köklü Körfez bilgelğinin Sudan'da barışın sağlanmasına destek olmasını, farklı taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmasını ve halkımızın acılarını sona erdirecek barışçıl çözümleri desteklemesini temenni ediyoruz. Böylece kalkınma, istikrar ve devletin yeniden inşasının önü açılabilir."

En-Nur, Körfez ülkeleriyle birlikte Sudan krizinin çözümüne katkı sağlayacak yeni bir yaklaşım geliştirmeyi arzuladığını da açıkladı. Barış sürecini kapsamlı bir kalkınma ve yeniden imar programının izlemesi gerektiğini belirten En-Nur, bunu Sudan'ın savaşta yıkılan altyapısını, kurumlarını ve kamu hizmetlerini yeniden ayağa kaldıracak "Körfez destekli bir Marshall Planı"na benzetti.

Bugün benim duruşum: Savaşa hayır

En-Nur, mevcut tutumunun tamamen barıştan yana olduğunu ve savaşın sürmesini reddettiğini vurgulayarak, bunun insani ve ekonomik kriz nedeniyle büyük acılar yaşayan Sudan halkının çoğunluğunun beklentisini yansıttığını ifade etti.

"Bugün benim duruşum çok açık: Savaşa hayır. Bu, güvenlik ve istikrar isteyen bütün Sudanlıların tercihidir." diyen En-Nur, şöyle devam etti:

"Ayrıca hiç kimseyi dışlamayan kapsamlı bir siyasi çözümden yanayım ki gelecekte savaşın nedenleri yeniden ortaya çıkmasın. Biz yalnızca belirtileri tedavi edip hastalığı olduğu gibi bırakmak istemiyoruz. Sudan krizinin gerçek kök nedenlerini ve onunla bağlantılı tüm meseleleri kapsayan bütüncül çözümler istiyoruz."

Sivil yönetimi destekliyoruz

En-Nur, savaşı durdurmak ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için samimi şekilde çalışan tüm Sudanlı siyasi ve sivil aktörleri desteklediğini söyledi. Ayrıca mevcut kutuplaşmaları aşabilecek geniş tabanlı bir sivil cephe oluşturulmasını amaçlayan bütün ulusal girişimlerin yanında olduğunu belirtti.

"İster Sumud hareketi, ister Demokratik Blok ya da diğer siyasi ve sivil oluşumlar olsun, tüm sivil güçlerin savaşı durdurmayı ve barışı savunmayı amaçlayan geniş bir cephe oluşturması önemlidir. Sudan'ın bugün ülke çıkarlarını dar siyasi hesapların önünde tutan samimi güçlere ihtiyacı var. Aynı şekilde ülkenin geleceğini planlayacak ve Sudan halkı için daha iyi bir gelecek hazırlayacak sivil bir yönetime de ihtiyaç duyuyor." dedi.

Faris en-Nur daha önce de Şarku'l Avsat aracılığıyla, Hızlı Destek Kuvvetleri ve ona destek veren siyasi ittifak bünyesindeki tüm görevlerinden istifa ettiğini açıklamıştı. Kararını, siyasi tıkanıklığın derinleşmesi, savaşın sürmesi ve bunun milyonlarca Sudanlı üzerinde yarattığı ağır insani sonuçlarla gerekçelendirmişti.

En-Nur, bu adımı Sudan'daki tüm siyasi, sivil ve toplumsal kesimleri kapsayacak geniş kapsamlı bir ulusal diyaloğun önünü açmak amacıyla attığını belirtti. Böylece ülkenin içinde bulunduğu krizi derinleştiren askeri ve siyasi kutuplaşmanın aşılabileceğini ifade etti.

Son olarak, bu girişimin amacının Sudan'da kapsamlı bir ulusal uzlaşının sağlanmasına katkıda bulunmak, mevcut krizi sona erdirmek ve ulusal uzlaşıya, kalıcı barışa, devlet kurumlarının yeniden inşasına ve Sudan halkının güvenlik, istikrar ile kalkınma beklentilerinin karşılanmasına dayalı yeni bir dönemin önünü açmak olduğunu söyledi.


Hamas, uzlaşı görüntüsü vermek ve dış tavsiyelere uymak için yeni liderini seçmek istiyor

İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)
İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)
TT

Hamas, uzlaşı görüntüsü vermek ve dış tavsiyelere uymak için yeni liderini seçmek istiyor

İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)
İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)

Gazze'de ateşkes anlaşmasına ilişkin müzakereler ve İsrail'in ateşkesi ihlal ettiği yönündeki iddialar sürerken, Hamas'ın siyasi büro başkanlığı için yeni bir isim seçme konusundaki ısrarı dikkat çekiyor. Özellikle geçen mayıs ayında yapılan ilk seçim turunda, hareketin liderlik konseyi üyesi Halil el-Hayye ile Hamas'ın yurt dışı sorumlusu Halid Meşal arasında kazananın belirlenememesi bu süreci daha da önemli hale getirdi.

Hamas kaynakları, Şarku'l Avsat gazetesine yaptıkları açıklamada, seçim sürecinin hızlandırılmasının arkasında "hareket içinde uzlaşı görüntüsü vermek" ve "Hamas'a yakın dış çevrelerden gelen tavsiyelere yanıt vermek" gibi çeşitli nedenlerin bulunduğunu belirtti.

Yürürlükteki iç tüzüğe göre seçilecek yeni başkanın görev süresi gelecek yılın başına kadar devam edecek. Gerekli görülmesi halinde bu süre uzatılabilecek ve bu sayede hareket içinde kapsamlı seçimler tamamlanıncaya kadar Hamas'ın bir lideri bulunacak.

vfrbgfrb
Hamas liderleri (sağdan sola): Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye (üçü de suikast sonucu öldürüldü), Halid Meşal ve Halil el-Hayye. (Arşiv - Hamas'a bağlı medya)

Yurt dışındaki Hamas yönetiminden üst düzey bir kaynak, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, siyasi büro başkanının seçilmesinin "hareket içinde istikrarın sağlanması açısından gerekli" olduğunu söyledi.

Kaynak, "Aslında hareketin liderlik konseyinin bir sonraki seçimlere kadar yönetimi sürdürmesi planlanıyordu. Ancak çeşitli gelişmeler başkanlık seçiminin öne çekilmesini gerekli kıldı." dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Bu gelişmeler arasında iç ve dış karar alma süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi, hareketi yakından takip eden dış çevrelere ve tabana Hamas'ın kritik bu dönemde hareketi yönetebilecek bir liderliğe sahip olduğunu göstermek de yer alıyor" ifadelerini kullandı.

Yetkili ayrıca, "Harekete yakın birçok dış çevre, Hamas'ı yöneten belirgin bir lider görmek istiyor ve bunun genel siyasi düzeyde önemli olduğu yönünde tavsiyelerde bulundu" dedi. Ancak bu çevrelerin kimler olduğu konusunda bilgi vermedi.

Kritik kararlar bekleniyor

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın yönetimi, Şura Konseyi Başkanı Muhammed Derviş'in başkanlığındaki liderlik konseyi tarafından yürütülüyor. Konseyde Gazze, Batı Şeria ve yurt dışı teşkilatlarının liderleri ile hareketin genel sekreteri de yer alıyor.

Gazze dışında yaşayan başka bir Hamaslı kaynakta şu ifadeleri kullandı: "Muhammed Derviş, boş bulunan siyasi büro başkanlığı makamının doldurulması için seçim sürecinin yeniden başlatılmasını destekledi. Kendisi ise yeniden Şura Konseyi Başkanlığı görevine dönecek. Derviş'i seçimlerin yapılmasını desteklemeye yönelten nedenler arasında kişisel gerekçelerin yanı sıra hareketin iç ve dış işleyişine ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor” dedi.

sdvfvb
Hamas Liderlik Konseyi üyeleri (sağdan sola): Muhammed Derviş, Nizar Avadallah ve Halil el-Hayye, Şubat 2025'te İran'ın merhum dini lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirdikleri görüşmede. (Hamaney'in internet sitesi / AFP)

Şarku'l Avsat'ın, ateşkes müzakerelerinin Hamas'ın silahlarının geleceği gibi hassas konulara geldiği bir dönemde Derviş'in kritik kararların sorumluluğunu üstlenmek istememiş olabileceği yönündeki sorusuna ise kaynak şu yanıtı verdi:

"Böylesine kritik kararlar tek bir kişi tarafından alınmaz. Siyasi büro başkanı olsa bile nihai kararlar siyasi büro ve farklı yürütme organlarının ortak mutabakatıyla verilir."

Üst düzey Hamas yetkilisi de "Önemli ve belirleyici kararların sorumluluğunu herkes birlikte taşır; bunlar siyasi büro başkanının tek başına aldığı kararlar değildir." dedi.

Bununla birlikte, "Bu tür kritik süreçlerde hareket liderinin tutumunun önemli olduğunu" vurgulayan yetkili, "Tüm kararlar istişare ve oylama yoluyla, çoğunluğun kabul veya reddi doğrultusunda alınır. Filistin topraklarında ve yurt dışında mevcut güvenlik koşullarına rağmen şura mekanizması işlemeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Yeni siyasi büro başkanının seçimi, Hamas liderlerinin hem Filistin topraklarında hem de yurt dışında ciddi güvenlik baskısıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleştiriliyor. Gazze'de Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın komutanlarına yönelik suikastların sürmesi, Batı Şeria'da ise hareket mensuplarına yönelik gözaltı ve takip operasyonları devam ediyor.

Askeri kanat seçimlerin yapılmasını destekledi

Gazze'deki Hamas'tan üç ayrı kaynak, siyasi büro başkanının seçilmesinin mevcut dönemde önemli bir adım olduğunu ve bu sürecin Gazze'deki siyasi liderlik ile Kassam Tugayları tarafından, Kassam komutanları İzzeddin el-Haddad ve Muhammed Avde'nin öldürülmesinden önce de desteklendiğini söyledi.

Kaynaklardan biri, "El-Haddad, mevcut şartlarda hareketin başında güçlü bir lider bulunmasının gerekli olduğuna inanıyordu. Kassam komutanları da bu görüşü destekledi. Kendisi son seçim turuna da katılmıştı" dedi.

Gazze'de Kassam komutanlarını hedef alan suikastlar nedeniyle seçim süreci kısa süreliğine durduruldu, ardından yeniden başlatıldı.

Kaynaklardan biri, "Suikastlar ve Gazze'deki güvenlik koşulları nedeniyle süreç ertelendi. Bunun amacı Kassam'ın iç yapılanmasını yeniden düzenlemek ve seçimler yeniden başladığında askeri kanat ile Gazze'deki siyasi liderliğin güvenli biçimde sürece katılımını sağlamaktı" ifadelerini kullandı.

Üç kaynak da, hareketin genel başkanının seçilmesinin Gazze, Batı Şeria ve yurt dışındaki bölgesel liderlere kendi bölgelerine ilişkin kararları daha bağımsız biçimde alma imkânı sağlayacağını belirtti.

Kaynaklara göre bu durum, örgüt içindeki yapılanmanın yeniden düzenlenmesine katkıda bulunacak. Çünkü seçimi kazanan isim (Halil el-Hayye veya Halid Meşal) nedeniyle Gazze ya da yurt dışı teşkilatının başına yeni bir yönetici getirilecek.


Mısır ABD’nin verdiği “güvencelere” rağmen “Filistinlilerin sürgün edilmesinden” endişe etmeye devam ediyor

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır ABD’nin verdiği “güvencelere” rağmen “Filistinlilerin sürgün edilmesinden” endişe etmeye devam ediyor

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)

ABD tarafından ortaya koyulan ve Filistinlilerin topraklarını terk etmeye zorlanamayacağının yanı sıra Gazze Şeridi'nin yeniden imarına başlanacağını açıkça öngören bir maddeyi kapsayan barış planının geçtiğimiz ekim ayında imzalanmış olmasına karşın Mısır'ın İsrail'in Filistinlileri Gazze’den sürme girişimlerine yönelik endişeleri devam ediyor.

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan’ın salı akşamı yaptığı açıklamalar bu kaygıları yansıttı. Raşvan, Filistinlilerin yerinden edilmesi dosyasının ‘Büyük İsrail’ fikri hem toplumsal hem de düşünsel düzeyde İsrail bilincinde varlığını koruduğu sürece gündemde kalmaya devam edeceğini söyledi.

Raşvan'ın bu açıklamalarından bir aydan kısa bir süre önce İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ‘gönüllü göç planının uygun zaman ve biçimde hayata geçirileceğinden’ söz ettiği açıklamalarda bulunmuştu. Bu gelişmeler, Gazze’de ateşkes için varılan anlaşmasının uygulanmasındaki tıkanıklık, İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki kontrol alanlarını genişletme eğilimi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığı bir döneme denk geliyor.

Raşvan bir televizyon programında şunları söyledi:

"Sürgün planı ortadan kalkmayacak; destekleyenlerinin sayısı azalabilir ya da artabilir ama varlığını sürdürecek. Bu fikir Siyonist düşüncenin özünde gizli ve mevcut; bu nedenle her an yeniden canlanabilir. Asıl önemli olan ise Mısır'ın yaptıkları ve ABD ile hiçbir Filistinlinin Gazze'den zorla çıkarılmaması, gönüllü olarak ayrılanların ise geri dönme hakkına sahip olması konusunda varılan mutabakattır."

Trump'ın Gazze’de barış planı ‘hiç kimsenin Gazze'den ayrılmaya zorlanmayacağını, ayrılmak isteyenlerin bunu yapma ve geri dönme özgürlüğüne sahip olacağını’ öngörüyor.

Planda ayrıca şu ifadeler yer alıyor:

“İnsanları kalmaya teşvik edeceğiz ve onlara daha iyi bir Gazze inşa etme fırsatı sunacağız. İsrail, Gazze'yi işgal etmeyecek ya da ilhak etmeyecek.”

Raşvan, sözlerine şöyle devam etti:

“Sürgün fikrinin taraftarları aşırı hükümet içinde büyük çoğunluğu oluşturuyor; ancak Tevrat'a dayalı bu aşırı hükümetin yaklaşan seçimlerin ardından varlığını sürdürmesi olası görünmüyor. Dolayısıyla İsrail'in sahada uyguladığı politika üzerindeki doğrudan etkisi azalabilir. Ama bu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun gitmesiyle birlikte konunun kapandığı anlamına gelmiyor; kesinlikle öyle değil.”

vfbgtr
Filistinlilerin sürgün edilmesini protesto etmek için Refah Sınır Kapısı önünde gösteri düzenleyen Mısırlılar (Arşiv – Şarku’l Avsat Haber Ajansı)

Raşvan ayrıca Mısır'a Filistinlilerin kendi topraklarına ya da başka yerlere sürgün edilmesini kabul etmesi yönünde yeterince teklif yapıldığını ve baskı uygulandığını, ancak Mısır'ın Filistinlilerin kendi topraklarından herhangi bir yere geçişine izin vermeyi hiçbir zaman kabul etmediğini vurguladı.

Meselenin karmaşıklığı

Siyasi düşünür ve eski Milletvekili Abdulmunim Said, Mısır'ın kaygılarının sürmesinin sebebini İsrail hükümetinin aşırı niteliğine ve Filistin meselesinin henüz kesin bir çözüme kavuşturulamamış olmasına ve pek çok karmaşık boyuta sahip olmasıyla ilişkilendirdi.

Şarku’l Avsat'a konuşan Said, "İsrailliler kendilerini bu planları hayata geçirmeye baskı uygulayan aşırı ve ırkçı nitelikteki mevcut elitlere teslim etti" ifadelerini kullandı.

Said sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut durum, aşırı hükümetin vahşi davranışlarıyla başa çıkabilmek için birleşik bir Arap stratejisini ve İsrail planlarına karşı duracak Arap ülkeleri arasındaki askeri iş birliği aracılığıyla güç dengesini gerektiriyor."

İsrail’deki mevcut hükümetinin Filistinlileri sürgün etme ya da öldürme planlarını beslediğini ve vatandaşlarının zihnine onların varlıklarına yönelik bir tehdit oluşturduğu söyleyen Said, bölgenin farklı kesimlerinde süregelen çatışmaların ise sürgün tehlikesini canlı tuttuğunu vurguladı.

drgtbgr
Refah Sınır Kapısı’nda bir kamyon (Genel Enformasyon Kurumu)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Ali el-Hefni, Mısır'ın tutumunun Filistinlilerin sürgün edilmesine karşı çıkmak ve uluslararası hukuk ve sözleşmelerle çelişen, ABD’nin Gazze'de barış planıyla da bağdaşmayan İsrail planlarının hayata geçirilmesine izin vermemek konusunda açık olduğunu ifade etti. Hefni, Kahire'nin ‘Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmaya zemin hazırlamayı amaçlayan tüm girişimleri yakından takip ettiğini’ de sözlerine ekledi.

"Kırmızı çizgi"

Mısır, ‘Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden sürgün edilmesini izin vermeyeceğini bunun kendisi için bir kırmızı çizgi olduğunu’ defalarca kez vurguladı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de pek çok vesileyle Mısır'ın Gazze'deki Filistinlilerin Sina Yarımadası’na ya da herhangi bir yere sürgün edilmesine karşı olduğunu vurguladı ve bunun gerekçesi olarak ‘Filistin davasının tasfiyesinin önlenmesi ve Mısır'ın ulusal güvenliğinin korunmasını’ gösterdi.

Sahada ise geçtiğimiz yıl mart ayında İsrailli emekli Albay Yaakov Blitshtein’ın ‘Gazzelilerin Gönüllü Göçünün Yönetimi’ başkanlığına atanmasıyla İsrail'in planı hayata geçirme yolunda adımlar attığına dair işaretler belirdi. İsrail Savunma Bakanlığı, kurumun Gazze sakinlerinin üçüncü ülkelere gönüllü çıkışına yönelik hazırlık ve kolaylaştırma tedbirleri alacağını, hareket güvenliğini sağlayacağını, geçiş koridoru oluşturacağını ve Gazze'deki belirlenen kapılarda yaya denetimi yapacağını açıkladı.

Mısır'ın sürgün tehlikesinin sürdüğüne yönelik tutarlı vurgusunun ‘yalnızca aşırı planların hayata geçirilmesine ilişkin kaygılarla değil, aynı zamanda sahada fiili durum yaratma girişimlerine karşı kalıcı ve süregelen bir uyanıklıkla ilgili olduğunu’ ifade eden Hefni, Mısır'ın bu planları akamete uğratmak ve onların sahada uygulanmasının önünde sağlam bir set oluşturmak amacıyla ortak çıkarlar temelinde ilişki kurduğu çeşitli dünya ülkeleriyle bağlantılarını etkin biçimde kullandığını vurguladı.