Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



Mısır'ın “stratejik beyni” Oktagon hakkında ne biliyoruz?

Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)
Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)
TT

Mısır'ın “stratejik beyni” Oktagon hakkında ne biliyoruz?

Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)
Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)

Ahmed Abdulhakim

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, uluslararası ve bölgesel katılımın eşliğinde Kahire'nin doğusundaki Yeni İdari Başkent'te dünyanın en büyük askeri karargâhları arasında yer alan ‘Oktagon’ (Sekizgen) adıyla bilinen yeni Stratejik Komuta Merkezi'ni açtı. Cumhurbaşkanlığına bağlı Mısır Genel Enformasyon Kurumu tarafından yapılan açıklamaya göre tesisin açılış ‘devletin muharebe ve idari hazırlık düzeyini yükseltmeyi’ amaçlıyor.

Kahire, yıllar önce Savunma Bakanlığı için yeni bir ‘stratejik’ karargâh inşasına yönelik adımlar atmaya başladı. Mısır Devlet Enformasyon Servisi, bu karargâhın ‘en yoğun kriz dönemlerinde dahi karar alma ve ülke yönetimi süreçlerinin tam bir etkinlikle kesintisiz sürdürülmesini güvence altına alacağını, Mısır'ın bütünleşik ve aşılmaz ya da sekteye uğratılamaz bir savunma sistemine sahip bölgesel bir güç konumunu pekiştireceğini’ belirterek merkezi ‘Mısır Silahlı Kuvvetleri'nin tarihinde ve sisteminde emsalsiz bir niteliksel sıçrama’ olarak nitelendiriyor.

‘Oktagon’ adıyla bilinen merkez, devletin stratejik komuta merkezi olup Savunma Bakanlığı ile Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı'nın yeni genel merkezi olarak Kahire'nin doğusundaki yeni idari başkent içinde yer alıyor.

Kuruluş amacı

Genel Enformasyon Kurumu’nun aktardığına göre Mısır Devleti Stratejik Komuta Merkezi, Kahire'nin 2017 yılında başlattığı ve devletin en önemli egemenlik kurumlarını bünyesinde barındıracak yeni bir başkent kurma yönündeki kapsamlı plan çerçevesinde hayata geçirildi. Tesis, Mısır devletinin geleceğe yönelik vizyonunu gerçekleştirmek, stratejik kapasitesini en güncel küresel sistemlerle uyumlu biçimde geliştirmek ve en üst düzey teknik ve güvenlik donanımına sahip birleşik bir merkezden devletin tüm hayati sektör ve kurumları üzerinde bütünleşik yönetim ile denetim sağlamayı hedefliyor.

sdfrbthyj
Oktagon, gelişmiş komuta, kontrol ve iletişim sistemi, harekât odaları, idari ve lojistik tesisler ile veri merkezleri ve ileri teknoloji altyapısını bünyesinde barındırıyor (Genel Enformasyon Kurumu)

Genel Enformasyon Kurumu, Stratejik Komuta Merkezi'nin (Oktagon) inşa planlamasının Mısır Silahlı Kuvvetleri mensupları tarafından büyük ulusal şirketlerle iş birliği halinde Mısırlılar tarafından hayata geçirildiğini açıkladı. Merkez, etkinlik ve güvenlik açısından dünyanın en iyi komuta ve kontrol merkezleriyle boy ölçüşürken büyüklüğüyle Antik Mısır medeniyetinin özgünlüğünden ilham aldı. Sekizgen geometrik tasarım olan Oktagon şekli, stratejik gücün ve devletin tüm egemenlik birimleri ile sistemleri arasındaki sıkı bağın simgesi olarak benimsendi. Bu tasarımın kurumsal ortak çalışma etkinliğini desteklemesi ve olağanüstü durumların başarıyla yönetilmesinde denetim hızını artırması hedeflendi.

Genel Enformasyon Kurumu, Mısır devletinin bu merkezi inşa etmesine yol açan başlıca gerekçeleri de sıraladı. Bunların başında ‘egemenlik karargâhları ve harekât odalarının dağınıklığını ortadan kaldırarak tek ve güvenli bir çatı altında toplayacak, bilgi akışının ve yönergelerin hızla iletilmesini güvence altına alacak idari ve stratejik merkezileşme’ geliyor. Bir diğer gerekçe ise ‘gelişmiş dijital savunma sistemleri gerektiren dördüncü ve beşinci nesil savaş ile siber tehditlerle başa çıkmayı kapsayan modern tehditlerle yüzleşme’ olarak sıralandı. Genel Enformasyon Kurumu ayrıca merkezin ‘olağanüstü hallere ve afetlere tek bir koordinasyon diliyle ve azami hızda müdahale etmek için Mısır'ın tüm vilayetlerini ve bakanlıklarını birbirine bağlayan merkezi bir sinir sistemi oluşturmak yoluyla krizlerin merkezden yönetilmesini’ de amaçladığını vurguladı.

Mısır, Yeni İdari Başkent'in kalbinde güvenlik ve askeri komuta için birleşik bir merkez kurulmasını Mısır ulusal güvenliğine katma değer sağlayacak bir adım olarak değerlendiriyor. Bu dev kompleksin devletin muharebe ve idari hazırlık düzeyini yükseltmekteki önemi son derece büyüktür. En yoğun kriz dönemlerinde dahi karar alma ve ülke yönetimi süreçlerinin tam etkinlikle kesintisiz sürdürülmesini güvence altına alıyor ve böylece Mısır'ın aşılmaz ve sekteye uğratılamaz bütünleşik bir savunma sistemine sahip bölgesel güç konumunu pekiştiriyor.

Genel Enformasyon Kurumu’na göre karargâhın ulusal güvenlik alanındaki hedef ve sorumlulukları ‘kapsamlı merkezi denetim: devletin tüm sektörlerindeki performans ve ulusal güvenlik göstergelerinin kesintisiz olarak takibi; acil durum yönetimi: ordu, polis ve hizmet bakanlıkları arasındaki ortak ulusal acil eylem planlarının sevk ve idare edilmesi; bunlara ek olarak uzun vadeli güvenlik ve savunma vizyonlarının oluşturulmasını ve ileri dijital simülasyon modelleri aracılığıyla test edilmesini kapsayan stratejik planlama’ gibi belirli görevleri kapsıyor.

Alan ve tesisler

Oktagon kompleksi yaklaşık 22 bin dönümlük bir alana yayılıyor. Yapının bulunduğu alan 4,6 milyon metrekareyi aşıyor. 13 entegre stratejik ve lojistik bölgeye ayrılıyor. Bu özellikleriyle dünyada askeri ve idari kompleksler arasında en büyüklerden biri konumuna geliyor. Merkez, en güncel iletişim ve askeri teknoloji sistemleriyle donatılmış bütünleşik bir komuta, kontrol, harekât ve kriz yönetim merkezi olarak tasarlanıyor.

Mısır Genel Enformasyon Kurumu’na göre Oktagon, Antik Mısır mimarisinden ilham alan sekizgen biçimli sekiz ayrı yapıyı kapsayan bir mimari tasarım anlayışıyla öne çıkıyor. Dairesel biçimde konumlanan bu yapılar Silahlı Kuvvetler'in ana idari birimlerini ve kuvvetlerini barındırırken ortalarında birbirine ve dış binalara iç koridorlarla bağlı iki merkezi komuta binası yer alıyor. Bu düzenleme, tamamen güvenli tek bir çatı altında bilgi ve güvenlik yönergelerinin hızlı biçimde aktarılmasını güvence altına alarak komuta, kontrol ve karar alma etkinliğini artırıyor.

dscfr
Kahire’nin doğusundaki idari başkent Hudeyde’de bulunan Oktagon genel merkezinin havadan çekilmiş bir fotoğrafı (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)

Alan bakımından dünyanın en büyük askeri komuta karargâhı konumundaki Oktagon, gelişmiş komuta, kontrol ve iletişim sistemi, harekât odaları, idari ve lojistik tesisler ile veri merkezleri ve ileri teknoloji altyapısıyla donatılmıştır. Tüm bunlar yüksek etkinlikte askeri harekât yönetimi sağlarken üst düzey güvenlik ve koruma standartlarını da karşılıyor. Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı pek çok birimin karargâhını modern ve gelişmiş tek bir komplekste bir araya getiriyor.

Öne çıkan merkezlerin başında, ulusal verilerin depolanması, işlenmesi ve en yüksek siber güvenlik standartlarıyla korunmasına tahsis edilmiş son derece gelişmiş devasa dijital altyapıya sahip bulut veri merkezleri geliyor. Bunların yanı sıra alternatif ve bağımsız enerji merkezleri, gelişmiş su ve soğutma sistemleri ile olağanüstü koşullarda aylarca kesintisiz çalışmayı güvence altına alan bütünleşik yaşam alanlarını kapsayan hizmet ve lojistik tesisler de komplekste yer alıyor.

Genel Enformasyon Kurumu, karargâhın belirli görevler aracılığıyla ‘istikrarın temel direklerini güçlendirmeyi’ hedeflediğini açıkladı. Bu görevler arasında devletin tüm sektörlerindeki performans ve ulusal güvenlik göstergelerinin kesintisiz olarak takip edilmesini kapsayan kapsamlı merkezi denetim öne çıkıyor.

Sorumluluklar ayrıca ordu, polis ve hizmet bakanlıkları arasındaki ortak ulusal acil eylem planlarının sevk ve idaresini, uzun vadeli güvenlik ve savunma vizyonlarının oluşturulmasını ve ileri dijital simülasyon modelleri aracılığıyla test edilmesini de kapsıyor.

Bu devasa kompleks, Orta Doğu'nun en büyüğü olma özelliğiyle geleneksel askeri karargâh kavramının çok ötesine geçiyor. Minyatür bir idari ve savunma başkenti ile bütünleşik bir kriz yönetim ve akıllı kontrol merkezi niteliği taşıyor. Karargâh, tamamen beşinci ve altıncı nesil akıllı teknolojilere dayanan üstün zeka komuta ve kontrol sistemi üzerine kurulu olup ‘güvenli ve anlık ağ bağlantısı’ sağlıyor. En yeni nesil şifreli kablosuz ağlar ve süper hızlı fiber optik ağ altyapısı, karargâhı tüm devlet kurumları, saha orduları ve vilayetlerle tam anlık bağlantı içinde tutuyor. Bunun yanı sıra gelen büyük veri yığınlarını analiz etmek, devasa kontrol ekranlarında görüntülemek ve süper hızlı veri işlemeye dayalı anlık karar desteği sağlamak amacıyla gelişmiş hesaplamalı yapay zeka (AI) teknolojisinden yararlanılıyor.

Kahire, kompleksin siber güvenlik alanında ‘aşılmaz’ bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak ‘gizli bilgilerin dolaşımını güvence altına almak ve dijital saldırılara karşı altyapıyı korumak amacıyla dünyanın en güncel yazılım güvenlik duvarları ve siber koruma sistemlerine’ dayandığını belirtiyor.

Oktagon, Virginia eyaletinin Arlington şehrinde bulunan ve dünyanın en tanınmış askeri binalarından biri sayılan ABD Savunma Bakanlığı'nın ana karargâhı ‘Pentagon’dan farklı. Yaklaşık 600 bin metrekarelik alanı kapsayan Pentagon'un yaklaşık 340 bin metrekaresi idari ofislere ayrılmış durumda ve bünyesinde yaklaşık 23 bin askeri ve sivil personel görev yapıyor.

Her iki binanın da adını geometrik tasarımından aldığı görülüyor. Oktagon sekiz kenarlı, Pentagon ise beş kenarlı anlamına geliyor. Her iki sözcük de Yunancadan türetilmiştir. ‘Okta’ sekiz, ‘Penta’ ise beş sayısını ifade ediyor.

Pentagon, iç avluyu çevreleyen beş eş merkezli kenardan oluşuyor ve adını da bu tasarımdan alıyor. 1941'de inşaatına başlanan Pentagon, 1943'te resmi olarak açılmış ve o günden bu yana ABD Savunma Bakanlığı'nın simgesi hâline gelmiştir.


Mısır, Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nda Filistin Yönetimi için uluslararası destek sağlanmasının önemini vurguladı

Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
TT

Mısır, Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nda Filistin Yönetimi için uluslararası destek sağlanmasının önemini vurguladı

Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Kahire ile Ramallah dün, gelecek hafta düzenlenecek ‘Uluslararası Bağışçılar Konferansı’ kapsamında Filistin Yönetimi'ne uluslararası destek sağlanmasına yönelik sürdürülen hazırlıkları ele aldı.

Mısır Dış İşler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Büyükelçi Muhammed Hicazi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede bu istişarelerin, ‘İsrail’in devam eden saldırılarına rağmen Filistin Yönetimi'ne yalnızca finansman düzeyinde değil, Filistin'in gelecekteki bağımsız bir devlet olarak varlığını pekiştirme konusunda da uluslararası destek oluşturma’ hedefini taşıyan Mısır-Avrupa görüşmeleriyle eş zamanlı gerçekleştiğini söyledi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde iki tarafın Gazze Şeridi'ndeki son gelişmelere ilişkin görüşlerini paylaştığını bildirdi. Görüşmede aynı zamanda bu ay Brüksel'de yapılması planlanan Uluslararası Bağışçılar Konferansı'na yönelik hazırlıklar da ele alındı.

Abdulati, ‘Mısır'ın Filistin hükümetine tam desteğini ve Filistin Ulusal Yönetimi'ne sorumluluklarını yerine getirebilmesi, Filistin halkına temel hizmetler sunabilmesi ve direnişini güçlendirebilmesi ile Filistin topraklarındaki istikrara katkıda bulunabilmesi için uluslararası mali destek sağlanmasının önemini’ vurguladı.

Hicazi ise ‘Brüksel'deki Filistin Yönetimi'ne uluslararası destek sağlamaya yönelik toplantı hazırlıklarının, Gazze'deki ateşkes süreçlerinin, yeni güvenlik ve bölgesel düzenlemeler başlatmaya yönelik Amerikan çabalarının ve Filistin davasını bölgesel istikrarın gerçek kapısı olarak yeniden öne çıkarmaya yönelik Arap girişimlerinin iç içe geçtiği Orta Doğu gelişmelerinde kritik bir dönüm noktasında gerçekleştiğini’ vurguladı.

Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nı salt Filistin Yönetimi'ne mali yardım sağlama fırsatı olarak görmenin, konferansın stratejik anlamından büyük ölçüde yoksun kılacağını söyleyen Hicazi, Brüksel’deki konferansın öneminin finansmanın çok ötesine geçtiğini belirtti. Konferansın aynı zamanda uluslararası toplumun Filistin Yönetimi'ni Filistin topraklarını yönetme kapasitesine sahip meşru kurum olarak görmeye devam ettiğini ortaya koyan açık bir siyasi mesaj niteliği taşıdığını ifade eden Hicazi, bunun İsrail'e yönelik Filistin Yönetimi'ni zayıflatmanın artık kabul edilebilir bir seçenek olmadığını ilan eden paralel bir mesajla da örtüştüğünün altını çizdi.

Yaklaşık bir hafta önce Avrupa Birliği (AB) Kudüs Sözcüsü Şadi Osman, ‘Filistin'in Sesi’ radyosuna verdiği demeçte iki devletli çözüme destek sağlamak ve Ulusal Yönetimi mali açıdan desteklemek amacıyla bu ayın 12 Temmuz'unda Uluslararası Donörler Konferansı düzenlenmesine yönelik hazırlıkların başladığını açıkladı.

Bu açıklamalar, Avrupa Komisyonu Akdeniz İşlerinden Sorumlu Üyesi Dubravka Suica'nın Avrupa-Filistin ortaklığını ve Gazze ile Batı Şeria'daki mevcut durumu ele alan bölgesel turunu Ramallah ziyaretiyle tamamlamasının hemen ardından yapıldı.

efrthyjy
Han Yunus’un Nehir el-Berd bölgesindeki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta, bir kız çocuğu, çadırı sabitleyen ipin üzerinde dinleniyor (AFP)

Filistin Başbakanı Mustafa, o sıra Suica'ya, Filistin kurumlarının varlığını sürdürmesini ciddi biçimde tehdit eden mali ve ekonomik ambargo konusundaki kaygılarını aktardı. İsrail'in yasadışı biçimde alıkoyduğu Filistin vergi gelirlerinin yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını, İsrail Merkez Bankası'nın teslim almayı reddetmesi nedeniyle Filistin bankalarına ait yaklaşık 5 milyar dolarlık fonun ise dondurulduğunu vurgulayan Mustafa, bu durumun Filistin ekonomisine yılda 11 milyar dolar kayba yol açtığını belirtti.

Filistin meselesi, Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın dün açıklamasına göre Dışişleri Bakanı Abdulati ile AB Akdeniz Komiseri Suica arasındaki siyasi istişarelerde de gündemin merkezinde yer aldı.

Abdulati, ‘uluslararası çabaların Filistin meselesi üzerinde yeniden yoğunlaştırılmasının önemini, 7 Ekim 2023'ten sonra başlayan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planının birinci aşama yükümlülüklerinin tam olarak uygulanmasını, ardından da ikinci aşamaya geçişi sağlayacak koşulların oluşturulması açısından önemine’ dikkati çekti.

Hicazi ise Mısır ve Avrupa'nın hareketliliğinin Filistin Yönetimi'ne desteğin salt bir mali krize verilen tepkiden öte, bölgenin yeniden inşası denkleminin bir parçası haline geldiğini teyit ettiğini düşünüyor. Filistin kurumları çöküşe geçmişken daha istikrarlı bir Orta Doğu'dan söz etmenin yanı sıra Gazze yerle bir olmuşken uzun vadeli ekonomik ve güvenlik ittifakları kurmanın mümkün olamayacağını söyledi.

Mısır'ın rolü, bu aşamanın gerekliliklerine en tutarlı biçimde yanıt veren taraf olarak öne çıkıyor. Kahire, savaşın başlamasından bu yana insani boyutu siyasi süreçten ayrı tutmayı reddediyor. Ateşkesin yeniden yapılanma planı, Filistin Yönetimi'nin güçlendirilmesi, Batı Şeria ile Gazze'nin birliğinin korunması, göçün reddedilmesi ve bağımsız Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak ciddi bir siyasi sürecin başlatılmasıyla eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Hicazi'ye göre Mısır bugün aynı doğrultuda ilerleyerek Brüksel Konferansı'nı ateşkesin kalıcı hale gelmesinin ardından Gazze'nin yeniden yapılanmasına yönelik daha kapsamlı bir uluslararası konferansa zemin hazırlayan kurucu bir adım olarak destekliyor.

Hicazi, asıl zorluğun milyarlarca dolar toplamak değil, bu kaynakları Filistin ulusal projesini yeniden başlatmak, iki devletli çözümü diriltmek ve Filistin meselesini yeni bölgesel güvenlik düzenlemelerinin merkezine yeniden taşımak için tarihsel bir fırsata dönüştürecek uluslararası bir irade inşa etmek olduğunu vurguladı.

Hicazi, yapılacak konferansın ya çatışma yönetiminden barışın inşasına, geçici yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya ve tepkisel tutumdan bütüncül bir stratejik vizyona geçişin başlangıcı olacağını ya da tekrarlayan krizler silsilesinde geçici bir mali duraktan ibaret kalacağını da belirtti.


Sudan ordusu Etiyopya sınırındaki Karmak şehrine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)
Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)
TT

Sudan ordusu Etiyopya sınırındaki Karmak şehrine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)
Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)

Sudan ordusu, ülkenin güneydoğusunda yer alan Mavi Nil bölgesi cephesindeki askeri operasyonlarını sürdürüyor. Sudan ordusu geçtiğimiz mart ayından bu yana Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolünde bulunan Etiyopya sınırı yakınlarındaki stratejik öneme sahip Karmak şehrine doğru artan bir tempoyla ilerlemeye çalışıyor.

Sahadaki kaynakların art arda gelen raporları, ordunun son iki gün içinde bölgenin ikinci büyük kenti Karmak'ın çevresindeki HDK'nın ileri savunma mevzileri ve hatlarını hedef alan yoğun insansız hava aracı (İHA) ve ağır topçu saldırıları düzenlediğine işaret ediyor. Ordu ve müttefik kuvvetlerin yürüttüğü askeri operasyonlar şehrin yaklaşık 15 kilometre gerisindeki Barka bölgesinden başlatılıyor.

Sudan ordusu mensupları, kuvvetlerinin Karmak'a yönelik ileri hatlar boyunca ilerleyişini gösteren video kayıtları yayımladı. Ordu son günlerde Mavi Nil cephesinde kayda değer bir ilerleme kaydederek Nil bölgesinin başkenti Damazin ile Karmak şehri arasındaki ana yolu üzerindeki Kili, Makce ve Sarkam kasabalarının kontrolünü yeniden ele geçirdi. Bu durum HDK'yı bölgenin daha iç kesimlerine doğru geri çekilmeye zorladı.

Öte yandan Nil Nehri eksenindeki HDK komutanı Tuğgeneral Hamuda el-Bişi, Sudan ordusunun Karmak şehrine doğru ilerlediğine dair haberlerin doğru olmadığını, bunların ‘asılsız iddialar’ olduğunu belirtti. Bişi, resmi Facebook hesabından yaptığı paylaşımda şehrin tamamının HDK’nın kontrolü altında kalmaya devam ettiğini vurguladı.

9l0ş
Hartum'daki bir meydanda kurşun izleri bulunan araçlar, 11 Haziran 2026 (Reuters)

Mavi Nil bölgesi, son iki ay içinde Sudan ordusunun ve HDK'nın çeşitli küçük kasabalar üzerinde kontrolü birbirinden defalarca kez devraldığı belirgin bir askeri tırmanmaya sahne oldu.

Karmak şehri, Etiyopya sınırındaki konumu nedeniyle stratejik önem taşımakta olup aylarca önce HDK'nın Abdulaziz Adem el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi – Kuzey (SPLM-N) ile koordineli biçimde yürüttüğü Sudan Kurucu (Te’sis) İttifakı kuvvetlerinin eline geçmişti.

Sudan Kurucu İttifakı kuvvetleri, Karmak vilayetinin Dukan, Keren Keren ve Hur el-Hasan bölgeleri ile Kaysan şehrine uzanan diğer bölgelerde büyük sayılarla konuşlanmaya devam ediyor.

Sudan ordusu ise daha önce HDK’nın kontrolündeki bölgelerin tamamını geri almak amacıyla Mavi Nil bölgesine ek kuvvetler ve takviye güçler sevk ettiğini açıklamıştı.

Omdurman'a İHA saldırısı

Hartum eyaletindeki yerel kaynaklar, Sudan ordusuna ait hava savunma sistemlerinin cumartesi günü Omdurman şehrindeki konumları hedef almaya çalışan ve HDK'ya ait olduğu değerlendirilen insansız hava araçlarını püskürttüğünü bildirdi.

Hartum'un ikinci büyük kenti Omdurman sakinleri de şehrin kuzeybatısında art arda patlama sesleri duyduklarını ve bunların hava savunma sistemlerinin bir dizi insansız hava aracını engellemesinden kaynaklandığını, ancak hedef alınan yerlerin niteliğinin doğrulanamadığını aktardı.

Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında patlak veren savaşın başından bu yana Hartum eyaleti sürekli İHA saldırılarına maruz kalıyor. Bu saldırıların sıklığı, eyalete geri dönen binlerce vatandaşla eş zamanlı olarak son dönemde belirgin biçimde artıyor.