Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



Suriye'nin yeni eğitim politikasında Kürtçe için tarihi adım

Suriye'de Kürtçe eğitimi (SANA)
Suriye'de Kürtçe eğitimi (SANA)
TT

Suriye'nin yeni eğitim politikasında Kürtçe için tarihi adım

Suriye'de Kürtçe eğitimi (SANA)
Suriye'de Kürtçe eğitimi (SANA)

Kürtçe, Suriye'de 2026-2027 eğitim-öğretim yılından itibaren okullarda ilk kez resmi bir ders olarak okutulacak. Eğitim ve Öğretim Bakanlığı'nın uygulama talimatları doğrultusunda Kürtçe, haftada iki ders saati olmak üzere seçmeli ders kapsamında müfredata dahil edilecek.  Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre uygulama, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın 2026 tarihli 13 sayılı kararnamesi ile Eğitim ve Öğretim Bakanlığı tarafından yayımlanan uygulama talimatları doğrultusunda hayata geçirilecek.

Adımın, kültürel ve dilsel hakların korunmasının yanı sıra Suriye'nin ortak ulusal kimliği çerçevesinde çeşitliliğin güçlendirilmesini amaçladığı belirtildi.

Kürtçenin okutulması, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın 16 Ocak 2026'da yayımladığı 13 sayılı kararnameye dayanıyor. Kararnamenin birinci maddesinde, Suriyeli Kürtlerin Suriye halkının asli ve temel bir parçası olduğu, kültürel ve dilsel kimliklerinin ise çoğulcu ve birleştirici Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu ifade edildi.

Kararnamenin üçüncü maddesinde ise Kürtçenin ulusal dil olarak kabul edilmesi ve Kürtlerin nüfusun kayda değer bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde devlet okulları ile özel okullarda okutulmasına izin verilmesi öngörüldü. Kürtçe, seçmeli ders kapsamında ya da eğitsel-kültürel etkinlik olarak öğretilebilecek.

Yarım asrı aşan ayrımcılık politikaları

Suriye'deki Kürtler, yarım yüzyılı aşkın süre boyunca ayrımcılık ve dışlama politikalarına maruz kaldı. Bu politikalar, özellikle 1962 yılında Haseke vilayetinde gerçekleştirilen nüfus sayımının ardından belirginleşti. Sayımın sonucunda binlerce kişi Suriye vatandaşlığından mahrum bırakılırken, Kürtlerin medeni ve siyasi haklarını kullanmalarına yönelik kısıtlamalar getirildi.

Bu politikalar, feshedilen Baas Partisi'nin 1963'te iktidarı ele geçirmesinin ardından daha da ağırlaştı. Özellikle Hafız Esad'ın 1970'te gerçekleştirdiği darbenin ardından hukuki, kültürel ve dilsel dışlama onlarca yıl boyunca kalıcı hale geldi.

zsvf
Şam Üniversitesi Yüksek Diller Enstitüsü'nde Kürtçe dil kursları düzenleniyor (SANA)

Geçen 26 Ocak'ta Eğitim ve Öğretim Bakanlığı, 13 sayılı kararnamenin uygulanmasına ilişkin talimatları yayımladı. Eğitim planında Kürtçenin, tüm sınıf seviyelerinde haftada iki ders saati olmak üzere öğrencilere seçmeli ders olarak okutulması kararlaştırıldı.

Dersin notu genel başarı puanına dahil edilecek ancak öğrencinin dersten aldığı sonuç, sınıf geçme veya kalma durumunu etkilemeyecek. Böylece öğrencilerin Kürtçeyi öğrenmesine olanak sağlanırken dersin ilave bir akademik baskı unsuruna dönüşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Müfredatın hazırlanması için altı ay süre

Talimatlar kapsamında Ulusal Eğitim Müfredatlarını Geliştirme Merkezi, tüm eğitim kademeleri için Kürtçe ders müfredatını en fazla altı ay içinde hazırlamakla görevlendirildi. Müfredatların hazırlanması, onaylanması ve basımının 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başlamadan önce tamamlanması öngörüldü.

Eğitim ve eğitim denetimi müdürlükleri de gerekli öğretmen kadrolarını kurum içinden veya dışından temin etmekle görevlendirildi. Başvuranlar, Kürtçeye hâkimiyetlerini ölçmek amacıyla yazılı ve sözlü sınavlara tabi tutulacak. Ayrıca Kürtçe derslerini verecek öğretmenler için eğitim ve mesleki yeterlilik programları düzenlenecek.

Ulusal Eğitim Müfredatlarını Geliştirme Merkezi, 29 Ocak'ta farklı eğitim kademelerine yönelik Kürtçe müfredatların hazırlanması ve yazılması çalışmalarına başladı. Bunun için farklı vilayetlerden dil ve eğitim uzmanlarının yer aldığı özel bir komite oluşturuldu.

Merkez, 5 Mart'ta kurum içinden ve dışından Kürtçe müfredatların hazırlanmasına katkıda bulunmak isteyen çalışanların başvurularını kabul etmeye başladı. Başvuru koşulları arasında üniversite diploması, pedagojik formasyon, Kürtçeyi okuma, yazma ve dilbilgisi kurallarına hâkimiyetin yanı sıra eğitim müfredatı hazırlama konusunda deneyim bulunması yer aldı.

cs
Haseke'de bir okulda Kürtçe dersi sırasında derse katılan öğrenciler (Arşiv - Şarku’l Avsat)

Eğitim ve Öğretim Bakanlığı da 17 Ağustos'ta İdari Kalkınma Müdürlüğü aracılığıyla, ihtiyaç doğrultusunda kurum içinden veya dışından gerekli şart ve niteliklere sahip Kürtçe öğretmenlerini görevlendirmek istediğini duyurdu.

Eğitim ve Öğretim Bakanı Muhammed Abdurrahman Türko, 13 sayılı kararnamenin Suriye'deki Kürt meselesine ilişkin tarihsel yaklaşımda niteliksel bir dönüşüm anlamına geldiğini belirtti. Türko, kararnamenin yeni Suriye'nin inşasında hak ve sorumluluklara dayalı vatandaşlık ilkesini pekiştirdiğini söyledi.

Türko, bakanlığın kararnamenin uygulanmasına müfredatların hazırlanması ve öğretmen kadrolarının temin edilmesiyle başladığını belirterek, sürecin Doğu Suriye de dahil olmak üzere ülkenin farklı bölgelerini kapsayacağını ifade etti. Bakanlığın okulun ayrımcılık ve dışlamanın değil, ulusal aidiyetin alanı olması için çalıştığını vurguladı.

Ana dili öğrenmek bir haktır

Kürt meselesi araştırmacısı Muhammed Süleyman ise SANA'ya yaptığı açıklamada, toplumun herhangi bir bileşeninin ana dilini öğrenmesinin, o topluluğun çocuklarına dili okuma, yazma ve dilbilgisi kurallarıyla öğrenme, ayrıca edebiyatını tanıma ve bu dilde üretme imkânı sağlayan bir hak olduğunu söyledi.

Süleyman, dilin atasözleri, hikâyeler, şiirler, gelenek ve görenekleriyle birlikte kültürü ve hafızayı taşıdığını belirtti. Kürtçenin, eski rejimin izlediği dışlayıcı politikalar nedeniyle tehdit altında kaldığına işaret etti.

Kürtçenin resmi olarak okutulmasının dile, yok olmasını önleyecek hukuki bir statü kazandıracağını belirten Süleyman, bunun aynı zamanda Kürtçenin gelişmesi ve ilerlemesi için alan açacağını, bu dilde yazma ve edebi üretimi güçlendireceğini ifade etti.

Müfredat ve öğretmen kadrosu uygulamanın önündeki başlıca zorluklar

Kürtçenin okullarda okutulmasının karşı karşıya olduğu zorluklara ilişkin değerlendirmesinde Süleyman, öncelikli sorunun ortak ve standart bir müfredat hazırlanması olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra uzman öğretmen kadrosunun sınırlı olmasının da önemli bir sorun oluşturduğunu belirtti.

Süleyman, başlangıçta ilkokul kademesine yönelik müfredatların kademeli biçimde uygulanmasını ve daha sonra geliştirilmesini önerdi. Bununla birlikte Kürtçe eğitim verebilecek nitelikli öğretmen kadrolarının yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kürtçenin okutulmasının kültürel ve dilsel kimliği ve ulusal aidiyeti güçlendireceğini belirten Süleyman, okul içinde dil ve kültür için alan oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Süleyman ayrıca erken yaşta ek bir dil öğrenmenin dil edinimini desteklediğini, dilsel ve kültürel çeşitliliğin de Suriye'nin ortak ulusal kimliğini güçlendiren bir unsur haline gelebileceğini ifade etti.


Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu

Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu
TT

Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu

Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu

Mazh­lum Abdi, bugün (Salı) Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yaptığı açıklamada, liderliğini yürüttüğü Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) “görevini tamamlamasının” ardından feshedildiğini ve bağımsız bir askeri güç olarak faaliyetlerine son verdiğini duyurdu. Bu adım, savaş yıllarında ABD’nin desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden Kürtlerin tarihinde önemli bir dönemin kapanması anlamına geliyor.

Abdi, devlet televizyonunda yayımlanan basın açıklamasında, “Bugün Suriye Demokratik Güçleri’nin görevini tamamladığını ve sorumlu bir şekilde bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini ilan ediyoruz” dedi.

Abdi, hedeflerinin Araplar, Kürtler, Türkmenler ve Süryaniler de dahil olmak üzere Suriye’de yaşayan herkes için yeni bir ülke inşa etmek olduğunu belirtti. Suriye’nin birlik içinde kalması, vatandaşlarının geleceğini güvence altına alması ve çocuklara onurlu bir yaşam sunması gerektiğini vurgulayan Abdi, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın ana dilde eğitim hakkına ilişkin yaklaşımının olumlu olduğunu söyledi.

Abdi, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı Şara ile varılan anlaşma ve güçlerimizin Suriye ordusu tugaylarına katılım sürecinin tamamlanmasının ardından, bugün itibarıyla Demokratik Suriye Güçleri’nin görevinin sona erdiğini ilan ediyoruz. DSG’nin bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini tam bir sorumlulukla duyuruyoruz.”

DSG’nin kuruluşundan bu yana Suriye şehirlerini önce Baas yönetiminden, ardından IŞİD teröründen kurtarmak için büyük sorumluluk üstlendiğini ve binlerce canını yitirdiğini belirten Abdi, sürecin yeni bir aşamaya evrildiğini söyledi:

“Bugün Suriye tarihinde önemli bir sayfayı kapatıyor; barış, istikrar ve vatanın yeniden inşası için yeni bir sayfa açıyoruz. Savaşçılarımız, Suriye’nin çocuklarına güvenli bir gelecek sunmak için canlarını feda ettiler. Bugün, savaş meydanlarından inşa meydanlarına, silah zamanından barış zamanına, Suriye’yi savunma aşamasından Suriye’yi inşa etme aşamasına gerçek bir geçişin başlangıcı olmasını istiyoruz.”

Kürtçe eğitim hakkı

Konuşmasında Kürtçe eğitim hakkına da değinen Mazlum Abdi, Şam yönetimiyle bu konuda sağlanan mutabakata ilişkin şunları kaydetti:

“Kürtçe eğitim hakkı, halkımızın on yıllardır uğrunda çabaladığı en önemli haklardan biridir. Sayın Cumhurbaşkanı, bu hakkın korunacağını çeşitli vesilelerle ifade etmiştir. Kendisinden anadilde eğitim hakkı ve bu kararın gelecekte geliştirilmesi konusunda açık fikirli bir yaklaşım talep etti. Bu kararı bu yıl içinde uygulamaya koymak için çalışacağız ki gelecekte bunun üzerine daha fazlasını inşa edebilelim.”

Resmi kaynaklar daha önce El-İhbariye kanalına yaptıkları açıklamada, Mazlum Abdi’nin bu gece SDG’nin feshedildiğini duyuracağını bildirmişti.

Resmi olarak doğrulanmayan iddialara göre Abdi’nin Kürt İşlerinden Sorumlu Danışman görevine atanması, Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) ise İçişleri Bakanlığı bünyesine dahil edilmesi konusunda da anlaşmaya varıldı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, 4 Ağustos’ta SDG lideri Mazlum Abdi’yi Şam’daki Halk Sarayı’nda kabul etmişti. Görüşmede Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad eş-Şeybani ile Deyrizor Valisi Ziyad el-Ayiş de hazır bulunmuştu.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığına göre görüşmede, SDG ile 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın uygulanmasının tamamlanması ve SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin takip edilmesi ele alınmıştı.


Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
TT

Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)

ABD dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

Darfur'a yönelik yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunun, yeni bir karar alınmadığı takdirde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) oylama yapılmasını gerektiriyor. Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos toplantıda yaptığı konuşmada, BMGK’nın, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmanın içine çekme tehdidi oluşturduğu bir ortamda, çatışmayı körükleyen unsurları sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.