Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için 338 milyon dolar ayıracak

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
TT

İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için 338 milyon dolar ayıracak

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)

İsrail’de yerleşim karşıtı faaliyetleriyle bilinen Barış Şimdi (Peace Now) hareketi, İsrail hükümetinin Perşembe günü Batı Şeria’daki yeni yerleşim birimlerinin inşası ve mevcut yerleşimlerin altyapıya bağlanması amacıyla 1 milyar şekel (337,8 milyon dolar) tahsis edilmesini onaylamasının beklendiğini açıkladı.

Söz konusu plan, İsrail’de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich tarafından destekleniyor. Yerleşimlerin genişletilmesinin güçlü savunucularından biri olan Smotrich, daha önce Filistin devletinin kurulması fikrini “gömmek” istediğini ifade etmişti.

Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığındaki Güvenlik Kabinesi’nin gündemine göre bakanların, Batı Şeria’da daha önce onaylanmış geçici yerleşim noktalarının kurulmasını görüşmesi bekleniyor. Ancak gündemde yeni bir finansman paketinin onaylanıp onaylanmayacağına ilişkin açık bir ifade yer almıyor.

Barış Şimdi hareketine göre ayrılması planlanan kaynak, yol, su ve diğer temel altyapı projeleri için kullanılacak. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci yaşarken, bölgede yaklaşık 2,7 milyon Filistinli bulunuyor.

İsrail, Doğu Kudüs’ü 1980 yılında ilhak ettiğini ilan etmiş olsa da bu adım uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tanınmadı. İsrail ayrıca Batı Şeria üzerinde resmî egemenlik ilan etmiş değil. Birleşmiş Milletler organları ve dünyanın büyük kısmı, uluslararası hukuka atıfta bulunarak Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini yasa dışı kabul ediyor.

Barış Şimdi hareketi yaptığı açıklamada, Güvenlik Kabinesi’nde yapılacak oylamanın yerleşim projeleri için uygulanan olağan planlama süreçlerini aşacağını belirtti. Hareket, Netanyahu hükümetinin son üç yıl içinde söz konusu yerleşim projelerine zaten onay verdiğini kaydetti.

Barış Şimdi ve Axios haber sitesi tarafından yayımlanan karar taslağına göre finansman; ulaşım yollarının yapımı, arazi hazırlığı, kanalizasyon şebekeleri, su bağlantıları ve ilgili altyapı çalışmalarının yanı sıra geçici konut alanlarının kurulmasını da kapsıyor.

Smotrich’in sözcüsü ayrıntılı bilgi vermekten kaçınırken, Güvenlik Kabinesi’nde yapılacak oylamanın İsrail yerleşimlerini güçlendireceğini söyledi. Sözcü, bunların yeni yerleşimler değil, hâlihazırda mevcut olan yerleşim noktaları olduğunu savundu.

Smotrich geçen hafta da Batı Şeria’daki üç Yahudi yerleşiminde 2 binden fazla yeni konut biriminin inşasını öngören kapsamlı bir genişleme planını duyurmuştu.

Filistinliler ve birçok ülke, yerleşim faaliyetlerini barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor. Bu çevreler, yerleşimlerin gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin topraklarını giderek daralttığını savunuyor.

Son yıllarda yerleşimlerin ve küçük yerleşim karakollarının genişlemesiyle birlikte İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olaylarında da artış yaşandı. Yerleşimcilerin düzenlediği bazı saldırılar can kayıplarıyla sonuçlanıyor.


Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer

Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer
TT

Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer

Büyük Kudüs savaşındaki son çadır: Han el-Ahmer

Batı Şeria’nın kalbinde yer alan yoksul bedevi yerleşkesi "Han el-Ahmer"e giden yol üzerinde, yüksek ve geniş bir alana yayılan lüks İsrail yerleşimi "Maale Adumim" göze çarpıyor. Bugün aşırı sağcı İsrail hükümeti artık bununla da yetinmiyor. Hükümet, tartışmalı "E1" projesi kapsamında Maale Adumim, Han el-Ahmer ve çevrelerindeki tüm bölgeyi Kudüs’e bağlamayı planlıyor. Diğer amaçlarının yanı sıra "Büyük Kudüs" hayalini gerçekleştirmeyi hedefleyen bu proje, Batı Şeria’nın çehresini değiştirme planındaki en kritik adımı oluşturuyor. Plan, Batı Şeria'yı bir yerleşim kuşağıyla ikiye bölerek yeni "yerleşimci devletindeki" Yahudi nüfusunu ve yerleşim yerlerini pekiştirmeyi, coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devleti hayalini bitirmeyi ve başkent olması hedeflenen Kudüs’ü Batı Şeria'dan tamamen yalıtmayı amaçlıyor.

Batı Şeria’da bugüne kadar Han el-Ahmer sakinleri kadar yıkım emri ve tehdidiyle karşı karşıya kalan başka kimse olmadı. Kendilerini, boylarını aşan bir savaşın içinde bulan bölge halkı, yıllar boyunca toprağına ve çadırlarına tutunarak çok sayıda hukuki mücadele verdi, sahada çatışmalara girdi ve zaferden hep emin oldu. Ancak bu inanç, İsrail’in 7 Ekim’den beri Filistin’e dair her şeye karşı başlattığı topyekûn ve amansız saldırılarla sarsıldı.

Durum bu sefer farklı

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in kararından günler sonra Han el-Ahmer’de gergin bir hava hâkimdi. Bedevi Meclisi Başkanı Eid el-Cahalin (Ebu Hamis), geçici çadırlar ve tesislerin içinde ve çevresinde yaşananları belgelemek için bölgeye gelen yüzlerce gazeteci, aktivist ve sivil toplum kuruluşunun sorularına net cevaplar vermekte zorlanıyordu. Şarku’l Avsat’a konuşan Ebu Hamis, "Tam olarak ne olacağını bilmiyorum" dedi.

cdfvbrf
Han el-Ahmer topluluğu, Batı Şeria'nın kalbinde yer almaktadır (B'Tselem, İsrail'in sivil toplum kuruluşu insan hakları bilgi merkezi).

İngilizce ve İbranice dahil birkaç dil bilen Ebu Hamis, bu basit ve yoksul yerin yıkılmasının, Batı Şeria’daki en tehlikeli plan olan "Büyük Kudüs" projesinin önünü açacağı mesajını iletmek için yoğun çaba sarf ediyor. Diğer çadırların arasındaki mütevazı çadırında çok sayıda harita, mırra (acı kahve) cezvesi, gazeteciler, ziyaretçiler, aktivistler ve yabancı heyetler bulunuyor. Bu durum, Han el-Ahmer’e yönelik her İsrail tehdidinde alışık olduğu bir manzara, ancak Ebu Hamis bu kez her zamankinden daha endişeli.

Ebu Hamis, "Bu sefer durum tamamen farklı ve çok tehlikeli... 2018’de bütün Filistin arkamızdaydı; hükümet ve sivil toplum burada geceliyordu, yanımda 5 bin kişi vardı. Güçlü bir uluslararası baskı mevcuttu ve davamız Ortadoğu gündeminin ilk sıralarındaydı. Bugün ise durum çok başka" ifadelerini kullandı.

Endişelerinin gerekçesini ise şu sözlerle açıkladı: "İsrail 7 Ekim’den sonra pervasızlaştı ve Batı Şeria’yı bir yerleşimci devletine dönüştürdü. Bu, bireylere karşı değil, bir devletin bize karşı yürüttüğü bir savaş. Batı Şeria’da artık bin tane Han el-Ahmer var; ölüm, tehcir ve yangın Batı Şeria’nın her köşesini yutuyor ve Filistin’in gücü bölünmüş durumda. Uluslararası alanda da gündem Gazze savaşı, Lübnan’daki savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimle meşgul ve bölünmüş vaziyette. Amerika’da, İsrail’de ve diğer yerlerde hükümetler değişti. İşgal yönetimi bu dönemi en uygun zaman olarak görüyor."

Ebu Hamis’e göre Smotrich’in son kararı "fiilen uygulanmak üzere alındı ve bunu gerçek uluslararası baskıdan başka hiçbir şey engelleyemez."

Tahliye emri ve ilan edilen savaş

İsrail’de Batı Şeria’daki statüyü değiştirmek için bir "devrim" yürüttüğü belirtilen Smotrich, geçen ay Filistin Yönetimi’ne karşı "savaşın başlangıcı" olarak Han el-Ahmer için tahliye emri imzaladı. Smotrich, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kendisi hakkında çıkardığı öne sürülen gizli tutuklama kararının arkasında Filistin Yönetimi’nin olduğunu iddia etmiş, ancak UCM daha sonra bu iddiaları yalanlamıştı.

sdvefrtb
Geniş açıdan çekilmiş bir fotoğrafta, arka planda Batı Şeria'daki Beytüllahim şehri görünürken, Gush Etzion bloğundaki İsrail yerleşimi Efrat gösteriliyor (Reuters).

Yaklaşık 10 gün önce, UCM'nin Lahey'de kendisi hakkında gizli bir tutuklama emri talep ettiğine dair haberlerin ardından bir basın toplantısı düzenleyen Smotrich, "Eller Lahey’in eli, ancak ses, yanlışlıkla Filistin Yönetimi olarak adlandırılan terör örgütünün sesidir" demişti.

Smotrich; Başbakan Binyamin Netanyahu, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant ve kendisi hakkında tutuklama emri çıkarılmasını bir "savaş ilanı" olarak nitelendirerek şunları ifade etti: "Bu savaş ilanına karşı acımasız bir savaşla karşılık vereceğiz. Ben boyun eğecek bir Yahudi değilim. Filistin Yönetimi bir savaş başlattı ve karşılığını alacaktır. Bugünden itibaren, Maliye Bakanı ve Savunma Bakanlığı bünyesindeki bir bakan olarak yetki alanım dahilinde olan ve zarar verebileceğim her türlü ekonomik veya diğer hedeflere saldırılacaktır. Artık söz ve sloganlar değil, eylemler konuşacak."

Konuşmasının devamında, "Burada ilk hedefi ilan ediyorum. Konuşmam biter bitmez, Savunma Bakanlığı'ndaki yetkim uyarınca Han el-Ahmer’in tahliyesi için bir emir imzalayacağım. Bütün düşmanlarımıza söz veriyorum: Bu sadece başlangıç" demiş ve hemen ardından Han el-Ahmer’in tahliye kararını imzalayarak yıkım için "gerekli tüm önlemlerin alınmasını" istemişti.

sdwvrgth
Geniş açıdan çekilmiş bir fotoğrafta, arka planda Batı Şeria'daki Beytüllahim şehri görünürken, Gush Etzion bloğundaki İsrail yerleşimi Efrat gösteriliyor (Reuters)

Bu karar, Smotrich’in yıllardır Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı yürüttüğü; geniş arazilere el koyma, mülkiyet ve toprak kaydı yasalarını değiştirme, kolluk kuvvetleri yetkilerini devralma, Filistin Yönetimi’ni zayıflatıp çökertme ve büyük yerleşim planlarını devreye sokarak Batı Şeria'yı bir yerleşimci devletine dönüştürme kampanyasının bir parçası olarak görülüyor.

Ancak Han el-Ahmer’in önemi istisnai bir nitelik taşıyor; çünkü burası, çevredeki devasa İsrail yerleşim birimlerini Kudüs ile birbirine bağlayarak "Büyük Kudüs"ü oluşturmayı hedefleyen devasa "E1" yerleşim projesinin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem'e göre bu plan, Kudüs şehrini Batı Şeria’nın merkezindeki devasa Maale Adumim yerleşimine bağlayacak. Bu durum, gelecekte bir Filistin devletinin kurulma olasılığını ciddi şekilde tehdit ederken, iki uluslu bir apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimini pekiştiriyor.

sdcvfrg
 İsrail'in çoğunlukla Arap nüfusun yaşadığı Doğu Kudüs'ün bir banliyösünde, İsrail ayırma duvarının arkasında 16 Şubat'ta inşa ettiği Pisgat Ze'ev yerleşimi (solda), (AFP)

Ulusal Bilgi Merkezi, tarihi olarak ilan edilen Maale Adumim'i Kudüs’e bağlama ve Filistin mahallelerini doğal gelişim alanlarının dışına itme hedefinin yanı sıra, bu projenin daha geniş bir boyutta yollar, sanayi bölgeleri ve yeni mahalleler aracılığıyla Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 10'una tekabül eden 600 kilometrekarelik bir alanda "Büyük Kudüs" vizyonuna hizmet ettiğini belirtiyor. Planın uygulanması, Filistinlilerin ulaşımını Batı Şeria'nın merkezinden ayırmak için "Hayat Bağı" adı verilen yerleşimci yollarına ve alternatif güzergahlara dayanıyor.

Eski ve yenilenen plan

İsrail, 2009 yılından bu yana bölgeyi yıkmaya çalışıyor ancak her girişiminde Filistin, Arap dünyası ve uluslararası arenadan gelen sert tepkiler ve eleştirilerle karşılaştı. Han el-Ahmer bu süreçte direnişin sembolü haline geldi ve İsrail mahkemeleri yıkım için yeşil ışık yakmasına rağmen, hükümet uluslararası tepkilerden çekinerek yıkımı erteledi. Hükümet, mahkemenin yıkımın neden gerçekleştirilmediğine dair her açıklama talebine farklı bir diplomatik gerekçe sundu. Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, küresel bir sembol haline gelen Han el-Ahmer'in tahliyesi, uluslararası kamuoyu nedeniyle hükümet için diplomatik bir baş ağrısına dönüştü.

dgthy
Batı Şeria'da, Kudüs dışındaki "Maale Adumim" yerleşim yeri yakınlarındaki "E1" bölgesinde iki İsrail polisi, (Arşiv- AFP)

Bu kez de ABD Temsilciler Meclisi'nin 85 üyesi, Donald Trump yönetimine çağrıda bulunarak, İsrail’in E1 olarak bilinen sömürgeci inşaat projesini durdurmak için mevcut tüm diplomatik araçları kullanmasını istedi. Milletvekilleri, projenin hayata geçirilmesinin sahada kalıcı bir gerçeklik yaratacağı ve iki devletli çözüm şansını baltalayacağı uyarısında bulundu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderilen mektupta milletvekilleri, Kudüs’ün doğusunda yaklaşık 12 kilometrekarelik bir alana yayılan E1 bölgesinin, Batı Şeria’nın en hassas bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Buradaki yerleşim faaliyetlerinin Batı Şeria’nın kuzeyini güneyinden ayıracağına ve Kudüs ile Maale Adumim arasındaki coğrafi bağı güçlendirerek İsrail'in bölgedeki stratejik kontrolünü pekiştireceğine vurgu yapıldı.

Daha önce de 400’den fazla Avrupalı bakan, büyükelçi ve yetkili, AB liderlerine açık bir mektup yazarak, İsrail’in E1 projesiyle Batı Şeria’da yürüttüğü "yasa dışı ilhak" faaliyetlerine karşı "hemen harekete geçilmesi" çağrısında bulunmuştu. Eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Belçika eski Başbakanı Guy Verhofstadt'ın da aralarında bulunduğu 448 imzacı, AB ve üye ülkelerin yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karışan kişilere karşı vize yasağı ve ticari engelleri içeren hedefli yaptırımlar uygulaması gerektiğini belirtmişti. Bu uluslararası tepkiler, İsrail'in Han el-Ahmer'i yıkma planlarını şu an için karmaşıklaştıran en büyük unsur.

defrgt
İsrail'in ayırma duvarı, 16 Şubat 2026'da Kudüs'ün dışındaki Batı Şeria'da bulunan El-Ram köyünden çekilen bir fotoğrafta görülüyor (AFP)

Yedioth Ahronoth’a göre yıkım kararı sadece Smotrich’in elinde olmayabilir; bu karar Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz ve İsrail Ordusu ile koordineli bir şekilde alınmak zorunda ve siyasi riskleri nedeniyle kabinenin onayını gerektiriyor. Ancak Smotrich’in kurucusu olduğu "Regavim" hareketinin Genel Müdürü Meir Deutsch, "Şu an durum farklı ve bir fırsat var" değerlendirmesinde bulunarak, hukuki süreçlerin işletilmesi ve Filistin Yönetimi'nin planlarının boşa çıkarılması gerektiğini savunuyor.

Jeopolitik önem

Bedu savunma örgütü "El-Beyder"in Genel Koordinatörü Avukat Hasan Melihat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Anlaşılması gereken şey, Han el-Ahmer’in jeopolitik açıdan son derece kritik bir bölgede yer aldığıdır; işgal altındaki Kudüs’ün kuzeydoğusunda, Kudüs ile Eriha’yı birbirine bağlayan hayati yol üzerinde bulunuyor" dedi. Melihat, bu bölgenin taşıdığı büyük tehlikenin, çatışma tarihinin en riskli projesi olan E1 yerleşim planı içinde yer almasından kaynaklandığını ifade etti.

cdfgt
Smotrich (ortada), 19 Ocak 2026'da Batı Şeria'daki Filistin kenti Beyt Sahur'un bitişiğindeki yeni yasallaştırılmış "Yatsiv yerleşiminde" yürürken, (AP)

Melihat, projenin Batı Şeria’nın kalbinde 12 bin dönümlük bir alanı kontrol ederek Kudüs, Maale Adumim ve Ölü Deniz (Lût Gölü) arasında kesintisiz bir coğrafi bağ oluşturduğunu ve bunun "Büyük Kudüs" projesinin fiili uygulaması olduğunu ifade etti. Projenin Filistinlileri yerinden ederek yerleşimcileri konuşlandırmayı amaçladığını, Batı Şeria’yı kuzey ve güney olarak ikiye böleceğini ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin devletinin kurulmasını imkânsız hale getireceğini kaydetti.

Savaşta yapayalnızız

Han el-Ahmer’de okul, cami ve sağlık ocağının da bulunduğu alanda yaklaşık 300 bedevinin sorumluluğunu üstlenen Ebu Hamis, çocukların oynadığı basit okula bakarak, "Bu savaşta yapayalnızız" diyor.

Ebu Hamis, "Bugün savaş doğrudan Bedevilere karşı yürütülüyor. Bu durum, Oslo Anlaşması'nın ve toprakların A, B, C bölgelerine ayrılmasının bir sonucudur. C Bölgesi, Batı Şeria’nın yüzde 62’sini oluşturuyor ve burada kim yaşıyor? Bedeviler. Han el-Ahmer’in sorunu, Eriha'dan Ölü Deniz sınırına kadar uzanan bu geniş alanda hiçbir Filistin köyü veya kampının bulunmaması, sadece Han el-Ahmer'in olmasıdır" şeklinde konuştu.

sdvfv
Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarındaki Filistinli yerleşim biriminin arkasında kurulan yeni yerleşim yerinde İsrail bayrağı, (Reuters)

Bölge sakinlerinden 56 yaşındaki Şeyh Muhammed Ebu Dahuk ise "büyükbabam ve babam buradaydı, ben burada doğdum, çocuklarım ve torunlarım da burada doğdu" diyerek her an yıkım beklentisine rağmen hiçbir yere gitmeyeceklerini, İsrail'in gösterdiği "alternatif yerleşim alanlarını" reddettiklerini vurguladı.

ascd
Filistinli Bedeviler, geçen ocak ayında İsrailli yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen şiddetin ardından Batı Şeria'daki Eriha yakınlarından zorla tahliye edilmeden önce eşyalarını topluyor (Reuters)

Han el-Ahmer sakinleri, uluslararası aktivistler ve yerel yetkililerle temaslarını sürdürürken, Bedevi Meclisi Başkanı Ebu Hamis (Eid el-Cahalin) durumu şu sözlerle özetliyor: "Ben bir bedeviyim ve ömrümün yüzde 60’ını güneşin altında geçirdim, yüzde 100’ünü geçirsem de bana zarar gelmez... Burada ya da Han’a en yakın noktada olacağım. Gök ile yer arasında asılı kalsam bile, gitmeyeceğim."


Haseke’de SDG’ye tepki büyüyor: Kurumlar ve müfredat protestoların hedefinde

Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)
Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)
TT

Haseke’de SDG’ye tepki büyüyor: Kurumlar ve müfredat protestoların hedefinde

Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)
Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)

Suriye hükümeti, Haseke’deki tarım sektörünü desteklemek ve bölgedeki halk protestolarına yanıt vermek amacıyla subvansiyonlu fiyatla yaklaşık bir milyon litre mazot temin etti.

Haseke Vali Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali, ilde birikmiş sorunların çözülmesinin, entegrasyon sürecinin tamamlanması ve devlet kurumları ile müdürlüklerinin tam kapasiteyle işler hale getirilmesiyle bağlantılı zorlukların yaşandığı bu aşamada ‘büyük kurumsal çaba’ gerektirdiğini söyledi.

Haseke kırsalındaki Tel Hamis'te bir grup vatandaş dün, bölgedeki yaşam ve hizmet koşullarının iyileştirilmesi, temel hizmetlerin sağlanması talebiyle oturma eylemi düzenledi. Eylemciler, hizmet sektörünü desteklemek ve halkın geçim yükünü hafifletmek amacıyla Haseke’de bir petrol rafinerisi kurulması çağrısında bulundu.

Son birkaç gün içinde Arap nüfusun yoğun olduğu Haseke'nin güney ve doğu kırsalında, Hol, Şeddade, Tel Brak ve başka yerleşim birimlerinde protesto gösterileri düzenlendi. Bu protestolar sırasında ana yollar trafiğe kapatıldı ve Suriye'nin iç bölgelerine doğru yol alan akaryakıt tankerlerinin geçişi engellendi.

dfgthyju
Dün Haseke kırsalındaki Tel Hamis sakinlerinin düzenlediği oturma eylemi (Haseke Gözlemevi)

Cumhurbaşkanlığı Ekibi, Haseke'deki protestoları ‘büyük bir ilgiyle’ takip ettiğini açıklarken protestocuların hizmet alanındaki taleplerini meşru olarak nitelendirdi. Ahmed el-Hilali, Haseke İl Basın Müdürlüğü'nün yayımladığı açıklamada “Protestocu vatandaşların talepleri ve gözlemleri doğrudan liderliğe ve ilgili hükümet kurumlarına iletilmektedir” ifadelerini kullandı.

Hilali, ilin birikmiş sorunlarının çözülmesinin; özellikle birleştirme sürecinin tamamlanması ve devlet kurumları ile müdürlüklerinin tam kapasiteyle işler hale getirilmesiyle bağlantılı zorlukların yaşandığı mevcut geçiş döneminde ‘büyük kurumsal çaba’ gerektirdiğini vurguladı. Ayrıca aşılması ve hızlandırılması için çalışılan bazı bürokratik ve idari engellerin de söz konusu olduğunu ekledi.

Entegrasyon öfkeye yol açtı

Haseke ili sakinleri arasındaki protestocular, Şam ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanma biçimine çekinceli yaklaşıyor. Haseke’nin ileri gelenlerinden Mudar Hammad el-Esad, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada Hasekelilerin ‘bölgeyi güvenlik ve istikrara kavuşturacak ve toplumun tüm kesimlerini memnun edecek birleştirme kararını’ desteklediğini belirtti. Ancak Araplar, Hristiyanlar, Süryani, Türkmen ve diğer grupların aleyhine yürütüldüğü izlenimi veren entegrasyonun uygulamasından kaynaklanan genel bir ‘mağduriyet’ duygusu yaşandığına dikkati çeken Esad, Haseke'deki durumu ‘çok kötü’ olarak nitelendirirken siyasi ve güvenlik nedenlerinin yanı sıra kötüleşen geçim koşullarından kaynaklanan derin bir gerilim biriktiğini vurguladı.

Geçtiğimiz dönemde ‘kurumların yeniden inşası ve işler hale getirilmesi yolunda önemli adımların atıldığını’ belirten Hilali, bu adımların en önemlisi olarak Haseke İl Yürütme Ofisi'nin düzenlemelerinin tamamlandığını ve ofisi yakında resmen ilan edilerek hizmet ve kalkınma dosyalarını takip etmek ve ildeki hükümet performansını yükseltmek amacıyla görevine başlayacağını aktardı.

Hilali, vatandaşın yaşam ve hizmet koşullarının iyileştirilmesinin temel öncelik olduğunu; birleştirme sürecinin başarısı ve devlet kurumlarının etkinleştirilmesinin insanların hayatına, hizmetlere ve kalkınma fırsatlarına doğrudan yansıması gerektiğini vurguladı.

sdfghy
Dün Haseke kırsalındaki Tel Hamis sakinlerinin düzenlediği oturma eylemi (Haseke Gözlemevi)

Tüm bunlar, halkın acil çözüm taleplerinde bulundukları bir dönemde yaşandı. Bu talepler arasında en öne çıkanı, güvenlik ve askeri alanda açıklığın sağlanması ile SDG ile varılan anlaşmanın uygulanmasındaki bazı boyutları saran belirsizliğin giderilmesi ve özellikle de Devrimci Gençlik örgütünün toplumun tüm kesimlerine yönelik yıldırma uygulamalarının önüne geçilmesi yer aldı.

Öte yandan Mudar Hammad el-Esad, SDG'nin Haseke’de siyasi ve güvenlik alanında kontrolü sürdürmeye devam ettiğini ve tarım, sulama, nüfus, tapu sicili, yargı ve polis karakolları ile günlük işlemlerin yürütülmesiyle ilgili çoğu resmi daire dahil devlet kurumlarının işleyişini engellediğini öne sürdü. Haseke’nin ileri gelenlerinden olan Esad, bu durumun insanların hayatını felç ettiğini ve derin bir gerilime zemin hazırladığını vurguladı.

fgthy
Haseke kırsalının Rumeylan ilçesinde Suriye Petrol Şirketi toplantısından bir kare

Geçim şartları açısından halk, Suriye Petrol Şirketi (SPC) ve yatırımcı şirketlerin yeniden devreye girmesine kadar geçici çözüm olarak yarı otomatik petrol rafinerilerinin akaryakıt sağlamak amacıyla işletilmesini talep ediyor. Esad, yarı otomatik rafinerilerin ilin benzin ve mazot ihtiyacını karşıladığını, faaliyetlerinin durmasının akaryakıt krizine yol açtığını, bunun da kuyu pompalarının devre dışı kalmasıyla su krizini beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu durum içme suyu fiyatlarının ciddi biçimde artmasına neden oldu; metreküp fiyatı satın alma gücünü kat kat aşan 60 bin liraya ulaştı. Üstelik yaz mevsimi daha yeni başlıyor.

Diğer taraftan SPC, Haseke'nin Rumeylan şehrindeki Haseke Saha Müdürlüğü'nde iki gün süren genişletilmiş bir çalışma toplantısı düzenledi. Toplantıya icra başkan yardımcıları ve Amerikan HKN şirketinin temsilcileri katıldı. Petrol sahalarının devralınması ve işletmeye başlanmasına yönelik uygulama adımları ile iki taraf arasında imzalanan anlaşmayla bağlantılı iş planları ele alındı.

Protestoların diğer nedenlerinden de söz etti. Cezire bölgesinde geçiş döneminde adaletin uygulanmasındaki gecikmeye dikkati çeken Esad, “Sivillere yönelik ihlallerin failleri, mağdurların yakınlarının gözü önünde serbestçe dolaşırken ya da yeniden devlet kademelerine atanırken bunu kabul etmek mümkün değil" dedi.

Bununla birlikte eğitim sürecinin siyasi süreçten bağımsız tutulması talebi de gündeme geldi. Haseke’de Kürtler dahil ailelerin büyük bölümünün karşı çıkmasına karşın Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSDÖY) tarafından getirilen eğitim müfredatının önümüzdeki iki yıl boyunca okutulması dayatmasından duyulan hoşnutsuzluk dile getirildi.

Askeri güçlerin entegrasyonu sürecindeki gelişmelere gelince Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesindeki Kamışlı Tugayı’ndan ilk kafile, subaylar ve erlerden oluşacak şekilde, Suriye Savunma Bakanlığı'na entegrasyon süreci kapsamında 21 günlük eğitime katılmak üzere Şam’ın güneybatı kırsalındaki Kalemun bölgesindeki Nebek şehrine hareket etti. Yerel basında yer alan haberlere göre Malikiye ve Haseke tugayları da bu programa dahil olacak ve üç tugay, yaklaşık iki ay sürecek bir uyum programından geçecek.

Şam ile SDG arasında varılan anlaşmanın uygulanması çerçevesinde Afrin'den yerinden edilmiş kişilerin sekizinci ve son kafilesi de dün Haseke ilinden ayrılarak Afrin'deki evlerine geri döndü. Haseke İl İç Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Mahmud Halil (Simand Afrin), sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, “8 bin 720 ailenin dönüşünün ardından yaklaşık bin 300 aile daha bulunduğu bugünde, Afrin sakinlerinin yaklaşık dokuz yıl boyunca yaşadığı en acı yerinden edilme sayfalarından birini kapatan tarihi bir uğrakta bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Geriye kalan aileler konusunda Tuğgeneral Halil, “Çocukları okul yılını ve mevcut yükümlülüklerini tamamlar tamamlamaz ilgili makamlar tarafından geri dönüşleri sağlanacak” diye açıkladı.

Bu arada Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG komutanı Mazlum Abdi'ye ‘anlaşmanın uygulanmasının takibi ve Afrin'in yerinden edilmiş sakinlerinin geri dönüşü dosyasının tamamlanmasındaki belirleyici rolleri ve doğrudan ilgileri’ için teşekkürlerini iletti.