Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Bağdat, askıdaki sorunların çözümlerini görüşmek üzere Beyrut’a bir hükümet heyeti gönderdi.

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da güvenlik güçleri ile Iraklı öğrenciler arasındaki gerilim kontrol altına alınmaya çalışılıyor

Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)
Başbakan Necib Mikati, Irak Eğitim Bakanlığı’ndan bir heyetle 10 Mart’ta bir araya geldi. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Irak, Lübnan güvenlik güçlerinin perşembe günü Lübnan Eğitim Bakanlığı binasında Iraklı öğrencilere saldırmasından kaynaklanan sorunu kontrol altına almaya çalışıyor. İki taraf, Lübnan’da eğitim alan Iraklı öğrencilerin diplomalarının geçerliliği sürecini kolaylaştırmayı da içeren, ‘daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdirici’ onaylanmış bir mekanizma ortaya koydu.
Lübnan güvenlik güçleri ile işlemlerini tamamlamak için Eğitim Bakanlığı’na gelen çok sayıda Iraklı öğrenci arasında yaşanan sorunu gözler önüne seren görüntüler yayınlandı. Videoların birinde Lübnanlı bir güvenlik görevlisinin, elinde metal bir sopa tuttuğu ve bir öğrenciden geri çekilmesini istediği görülüyor. Diğer bir videoda ise bakanlık binasından bağırış sesleri geldiği duyuluyor.
Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına rağmen videolar, Iraklı ve Lübnanlı sosyal medya öncüleri arasında yaygın bir öfkeye yol açtı. Öyle ki Lübnan hükümetine harekete geçme çağrıları yapıldı. Diğer yandan Iraklı yetkililer, Lübnan hükümetine Iraklı öğrencilerin işlerini takip etmek ve Lübnan’daki yetkili kurumlarda öğrencilerle ilgilenme prosedürlerini incelemek amacıyla bir bakanlar komitesi oluşturma çağrısı yaptı.
Bu çerçevede Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’ndan bir heyet dün (Cuma) Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi.
Irak Büyükelçiliği Misyonu Başkanı Emin en-Nasravi, “Görüşmede Iraklı öğrencilerin Lübnan’da karşılaştıkları birçok sorun dile getirildi ve bu sorunların çözümüne yardımcı olacak çözüm ve mekanizmalar ele alındı” dedi.
Heyette yer alan Iraklı akademisyen Dr. Ala el-Zogbi, “Mikati’ye birçok öneri sunduk. Bu önerilerin, iki ülkedeki en üst düzey makamların imzaladığı resmi bir mekanizmaya dahil edilmesi için onay alındı” açıklamasında bulundu. Zogbi, iki gün içerisinde bu protokolün hazırlanacağını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce meydana gelen tüm sorunları sona erdiren onaylanmış bir mekanizma olması için iki taraf arasında imzalanacak. Diploma denklik süreci kolay olacak ve öğrencinin bakanlığa müracaatını gerektirmeyecek. Ancak öğrenci ile okuduğu üniversite arasında doğrudan temas ve inceleme olacaktır.”
Yüzlerce Iraklı, Lübnan üniversitelerinde öğrenimlerine devam ediyor. Lübnan Eğitim Bakanlığı’ndaki Üniversite Öncesi Denklik Departmanı, bir yıl boyunca Irak’tan yaklaşık altı bin denklik başvurusu aldığını belirtti. Bakanlık, işlemlerini tamamlamaları için idari kolaylıklar sağladığını belirtti. Denklik Komitesi, 200’ü Iraklılar ve geri kalanı Lübnanlılar ve diğer milletlerden olmak üzere yaklaşık 500 başvuruya karar vermek üzere haftalık olarak toplanıyor.
Lübnan Eğitim Bakanlığı perşembe sabahı Iraklı öğrencilere ‘saldırı’ gerçekleştirildiği haberini yalanladı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halabi şu açıklamada bulundu:
“Perşembe günü sabah saat beş buçukta bakanlık binasının güvenlik görevlileri bir gürültüyle şaşkınlık yaşadı. Gürültünün kaynağını görmek için dışarı çıktılar ve yüzden fazla Iraklı öğrencinin orada olduğunu gördüler. Şafakta kapılar hala kapalıyken içeri giriş konusunda aralarında anlaşmazlık yaşandı. Mahalle sakinlerinin, çevredeki binaların balkonlara çıkması üzerine güvenlik görevlileri onları sakinleştirmeye çalıştı. Bakanlık, sabah sekizde vatandaşları ve denetçileri kabul etmek üzere kapılarını açtığında çok sayıda Iraklı öğrenci bir anda içeriye akın etti. İlgililerin girişleri düzenleme çabaları ortasında Denklik Departmanı’nın önü Iraklılarla doldu. Müracaat eden genç bir Iraklı, bayılarak yere yığıldı. Öncelikli giriş mücadelesi devam etti. Bazı Iraklı öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri ve binanın güvenlik görevlileri ile iş birliği yaparak, diğer öğrencileri genç Iraklıyı ayağa kaldırmak için geri çekilmeye ikna etti. Ancak geri adım atmadılar. Bunun üzerine güvenlik güçleri, onları geri adım atmaya ikna etmek için sesini yükseltti. Bu hareketin ardından ayağa kaldırılan gencin astım hastası olduğu anlaşıldı. Genç, Kızılhaç tarafından tedavi altına alındı.”
Yaşanan sorunun ardından Eğitim Bakanlığı medya ofisi, sosyal medyada yayınlanan videoların gerçeği yansıtmadığını, güvenlik güçleriyle bir tartışmayı gösterdiğini açıkladı. Ofis tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Gerçek şu ki güvenlik güçleri, bayılan Iraklıyı arkadaşlarının ayaklarının altıdan kurtarmak ve ona ilk müdahaleyi yapmak için hassas davrandı” ifadesine yer verildi.
Bağdat’ta Irak hükümeti, Iraklı öğrencilere yönelik ‘saldırının’ ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Lübnan’a gitmek üzere bir bakanlar komitesi oluşturmaya karar verildi. Lübnan’ın Bağdat Büyükelçiliği, şu özür açıklamasını yayınladı:
“Lübnan’ın Irak Büyükelçiliği, Beyrut’ta Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı binası önünde aralarında değerli Iraklı öğrencilerin de bulunduğu kız ve erkek öğrenciler arasında meydana gelen izdihama açıklık getirmek istiyor. Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar nedeniyle genel grev sonrası bakanlık çalışanlarının işe dönmesinin ardından yaşananlar kabul edilemez.  Başbakan, bakanlar ve üst düzey yöneticiler tarafından en üst düzeyde takip ediliyor ve soruşturuluyor. Bu çerçevede Lübnan Çalışma Bakanı aracılığıyla Başbakan Necib Mikati tarafından büyükelçiliğe, ‘onurlarının korunduğunu ve gözetildiklerini bildirmek, maruz kaldıkları şeyin kabul edilemez olduğunu ve yaşananların tekrarlanmasının önüne geçileceğini ifade etmek üzere’ önümüzdeki birkaç saat içinde Iraklı öğrencilerin Hükümet Sarayı’nda kabul edileceği bilgisi verildi. Ayrıca öğrencilere işlemlerinin tamamlanıp, diploma denkliklerinin en iyi koşullarda ve mümkün olan en kısa sürede takip edileceğini bildirilecek.”



İsrail, Gazze’de saha komutanlarına yönelik suikastları artırıyor

 Filistinliler, Cuma günü Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (EPA)
Filistinliler, Cuma günü Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (EPA)
TT

İsrail, Gazze’de saha komutanlarına yönelik suikastları artırıyor

 Filistinliler, Cuma günü Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (EPA)
Filistinliler, Cuma günü Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (EPA)

İsrail, Gazze Şeridi’nde Filistinli grupların silahlı kanatlarında görev yapan saha komutanları ve önde gelen üyelerine yönelik suikastlarını artırıyor. Bu operasyonlar, son dönemde birkaç haftalık süreyle sınırlandırılan ateş açma talimatlarının ardından, “Sarı Hat” çevresinde sivillere yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde meydana geliyor.

Suikastlar

İsrail’e ait bir insansız hava aracı cuma günü öğleden sonra, Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi’nde bisiklet kullanan bir kişiyi doğrudan füzeyle hedef aldı. Saldırıda, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu bir saha üyesi öldürüldü.

Ndjd
25 Ağustos 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail'in hava saldırısına hedef olan Ebu Salim Camii'nde meydana gelen yıkım (AP)

Aynı sırada, Gazze Şeridi’nin güneyinde “Sarı Hat” yakınlarında düzenlenen hava saldırısında aynı aileden üç sivil hayatını kaybetti.

Perşembe günü ise İsrail savaş uçaklarının düzenlediği saldırılarda Hamas’ın İzzeddin el-Kassam Tugayları ile İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları’ndan aralarında  komutan ve milislerin bulunduğu 4 kişi öldü.

Saha kaynakları, öldürülen kişilerden bazılarının, son dönemde bağlı bulundukları silahlı kanatların saflarını yeniden düzenleme çalışmalarında görev alan önemli saha komutanları olduğunu belirtti.

Gazze kentinin batısındaki Ensar Kavşağı’nda bulunan bir çadırın İsrail tarafından hedef alınması sonucu perşembe akşamı İbrahim el-Bess hayatını kaybetti. Saha kaynaklarına göre el-Bess, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı Cibalya Mülteci Kampı’ndaki Halife Taburu’nun “Nuhbe” bölüğünün komutanıydı.

Bundan kısa süre önce ise Gazze kentinin güneyindeki Sanayi Bölgesi’nde kullandığı elektrikli bisikletin hedef alınması sonucu Hamdi Kahil öldürüldü. Saha kaynaklarına göre Kahil, İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları bünyesindeki “istihbarat biriminin” komutanlarından biriydi. Kahil’in, Kudüs Tugayları yönetimi ve İslami Cihad’ın siyasi kanadı için istihbarat bilgileri topladığı belirtildi.

Bundan önce de Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un kuzeyinde, Mevasi el-Karara bölgesindeki bir çadır hedef alındı. Saldırıda İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu İzzam el-Abadele öldürüldü.

Perşembe günü öğle saatlerinde ise Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda ailesinin evinin girişinde düzenlenen saldırıda ağır yaralanan Bilal er-Rukay'i, aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.

Saha kaynakları, Rukay’i’nin Kassam Tugayları’na bağlı Şati Taburu’ndaki “zırhlı birlik” komutanı olduğunu bildirdi. İsrail ordusu ise Rukay’i’nin “topçu birliği” komutanlarından biri olduğunu açıkladı.

İsrail son günlerde özellikle Kassam Tugayları mensuplarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. Operasyonların odağında, özellikle 7 Ekim 2023 saldırısına katılan ve İsrailli rehineleri elinde tutan “Nuhbe” mensupları ile saha komutanları bulunuyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de Gazze Şeridi’ndeki birliklerini ziyareti sırasında bu yönde talimat vermiş; Hamas’ın silahsızlandırılması ve saldırıya katılanların takip edilerek etkisiz hale getirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.

Son günlerde Filistinli gruplar da İsrail’in suikast operasyonlarını artırması konusunda kendi komutanlarını ve militanlarını uyardı. Özellikle ekim ayının sonunda yapılması planlanan Knesset seçimleri öncesinde saldırıların artmasından endişe eden gruplar, liderlerine ve mensuplarına güvenlik önlemlerini artırmaları yönünde talimatlar gönderdi.

Sarı Hat

İsrail’in Filistinli sivillere yönelik saldırılarını Sarı Hat çevresinde yoğunlaştırması da suikast operasyonlarına eşlik ediyor.

Cuma sabahı İsrail’e ait küçük bir “quadkopter” tipi insansız hava aracı, Han Yunus’un kuzeyindeki el-Karara bölgesinde bulunan değirmenler civarında Abidin ailesinden üç kişinin üzerine bomba attı. Aralarında iki kardeşin de bulunduğu üç kişi saldırıda olay yerinde hayatını kaybetti.

Dkkfk
Filistinliler, 24 Ağustos 2026'da Gazze Şeridi'ndeki Şeyh Radvan mahallesine İsrail'in düzenlediği hava saldırısı sonucu çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA).

Cenazeler Nasır Tıp Kompleksi’ne götürülürken, aileleri tarafından düzenlenen cenaze törenine yoğun üzüntü ve öfke hâkim oldu.

Son günlerde Sarı Hat çevresinde can kayıpları ve yaralanmaların belirgin biçimde arttığı gözleniyor. Gazze’deki saha değerlendirmelerine göre İsrail, son dönemde ateşkes ihlallerini sınırlamak amacıyla uyguladığı ateş açma talimatlarında değişikliğe gitmiş olabilir.

İsrail medyası daha önce yayımladığı haberlerde, sahadaki askerlerin ateş açma talimatlarının kendilerini kısıtladığından şikâyet ettiğini aktarmıştı. Askerler, Sarı Hat'a yaklaşan kişilerin Hamas mensupları olduğunu öne sürüyor. Hamas ve çeşitli kaynaklar ise bu iddiayı reddediyor.


Silah ambargosu... Washington, Sudan’daki savaşın duvarında bir gedik mi açıyor?

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
TT

Silah ambargosu... Washington, Sudan’daki savaşın duvarında bir gedik mi açıyor?

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP

ABD, iki yılı aşkın süredir devam eden Sudan savaşında durgunlaşan tabloyu değiştirecek bir adım atarak, Darfur’a yönelik 20 yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunu Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletme niyetini açıkladı. Bu girişim, Washington’ın sınırlı yaptırım politikasından, savaşan tarafların çatışmayı sürdürme kapasitesini doğrudan azaltmaya ve askeri zaferin maliyetini yeniden hesaplayarak müzakere masasına dönmelerini sağlamaya yönelik bir politikaya geçme arayışına işaret ediyor. Riskli görünen bu adım, aynı zamanda Washington’ın dünyanın en büyük ve en ağır insani krizlerinden biri olarak nitelendirilen savaşın önünü açmak için bir gedik oluşturma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, birkaç gün önce Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada, ABD’nin önerisinin insansız hava araçları (İHA), bunların teknolojileri ve parçalarının yanı sıra ihlalleri izlemekle görevli yaptırım uzmanları komitesinin çalışmalarının güçlendirilmesini de kapsadığını söyledi.

Darfur’a ilişkin mevcut silah ambargosu rejiminin süresi 12 Eylül’de sona eriyor. Bu durum, önümüzdeki haftaları Washington’ın ambargonun kapsamının genişletilmesi konusunda BM Güvenlik Konseyi içinde uzlaşı oluşturma kapasitesi açısından bir sınav haline getiriyor. Ancak Rusya, Sudan ordusunun kapasitesini etkileyebilecek hiçbir önlemi kabul etmeyeceğini açıklarken, Çin de yaptırımların genişletilmesine temkinli yaklaşıyor. Bu nedenle tasarının mevcut haliyle kabul edilmesi garanti görünmüyor.

Washington, önerilen ambargoyu yalnızca cezalandırıcı bir önlem değil, daha çok bir baskı aracı olarak değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre ABD yönetimi, savaşan tarafların silahlara erişiminin kısıtlanmasının onları yeniden müzakere masasına dönmeye zorlayabileceği görüşünde. BM Siyasi İşlerden Sorumlu Yetkilisi Rosemary DiCarlo ise tarafların askeri çözüme bel bağlamayı sürdürmesi ve gelişmiş silahların bölgeye kesintisiz akışının devam etmesi konusunda uyarıda bulundu.

Fkkd
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Buna karşılık, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın açıklamaları, savaşta askeri zafer elde etme hedefinin sürdüğünü gösteriyor. Burhan, olası yaptırımların etkisini küçümseyerek, yaptırımlara ilişkin tartışmaların Sudan’ı etkilemeyeceğini veya silahlı kuvvetlerin mücadele azmini zayıflatmayacağını söyledi. Burhan ayrıca ordunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolündeki tüm bölgeleri geri alana kadar savaşmayı sürdüreceğini vurguladı.

Bu görüş ayrılığı, ABD’nin önerisi etrafında yürütülen siyasi mücadelenin özünü ortaya koyuyor. Washington, savaşan tarafları silah akışının süresiz olarak devam etmeyeceğine ikna etmeye çalışırken, Sudan’daki askeri yönetim hâlâ toprakları askeri yöntemlerle geri alma söylemini sürdürüyor. Aynı durum, mevzilerini güçlendirmeye ve ikmal, silah, insansız hava araçları ile diğer destek ağlarına dayanmaya devam eden HDK için de geçerli.

ABD’nin yaklaşımının temelindeki varsayım, yeniden silahlanma kapasitesinin savaşın ömrünü uzattığı yönünde. Taraflardan her biri kayıplarını telafi edebileceğine, daha fazla İHA, mühimmat, yakıt ve finansman sağlayabileceğine inandığı sürece taviz verme motivasyonu sınırlı kalıyor. Buna karşılık, ikmal faaliyetlerinin daha zor ve maliyetli hale gelmesi durumunda, askeri hesapların zamanla siyasi uzlaşı lehine değişebileceği değerlendiriliyor.

Kfkdk

Sudan’daki savaşta son aylarda İHA’ların kullanımında büyük bir artış yaşandı. İHA’lar artık yalnızca cephe hatlarını hedef almakla kalmıyor, kentlere, pazar yerlerine, elektrik ve su tesislerine ve sağlık merkezlerine kadar ulaşıyor. DiCarlo, İHA’lar da dahil olmak üzere gelişmiş silahların, savaşın siviller üzerindeki maliyetini artıran temel unsurlardan biri haline geldiğini söyledi.

Bu açıdan bakıldığında, İHA’lar ile bunların parçalarının yanı sıra mühimmat ve ağır silahların akışının kısıtlanması, uzun menzilli saldırıların sayısını azaltarak, sivil kayıpları düşürerek, yeni göç dalgalarını sınırlayarak ve hastaneler ile elektrik ve su şebekelerindeki aksamaları azaltarak doğrudan insani kazanımlar sağlayabilir. Bunun yanı sıra insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının önündeki engellerin azaltılmasına da katkı sunabilir. Ancak ABD planının başarısı uygulamaya bağlı kalmaya devam ediyor. Zira 2005’ten bu yana Darfur’a uygulanan ambargo, bölgeye silah akışını engelleyemedi. Bu durum, etkili denetim ve uygulama mekanizmalarıyla desteklenmediğinde BM kararlarının ne ölçüde sınırlı kalabileceğini ortaya koyuyor.

Sudan’daki muhalif sivil güçler, öneriyi kapsamlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesi gerektiğini vurgulayarak memnuniyetle karşıladı. Sumud İttifakı’nın önde gelen isimlerinden Halid Ömer Yusuf, savaşın tarafları üzerindeki baskının, çatışmaları sona erdirmeyi ve sivil süreci yeniden tesis etmeyi amaçlayan ‘bütünleşik bir paketin’ parçası olması gerektiğini, bunun tek başına uygulanan cezalandırıcı bir tedbirle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi - Demokratik Devrimci Akım’ın lideri Yasir Arman ise kısmi önlemlerin ‘savaşı sona erdirmek yerine yönetilmesine’ yol açabileceği uyarısında bulunarak, çatışmaları durduracak ve Sudan’ın birliğini koruyacak şekilde Afrika Birliği (AfB) ile BM arasında ortak bir yol haritası oluşturulması çağrısında bulundu.

Washington’ın ciddiyetinin gerçek sınavı, BM Güvenlik Konseyi’nde alınacak bir kararın ötesine geçerek, silahların satın alınmasını ve Sudan’a taşınmasını kolaylaştıran hava seferleri, kara yolları, aracılar, şirketler ve kişiler de dahil olmak üzere ikmal ağlarının takibine geçebilme kapasitesi olacak.

Fkkfk
 Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Reuters)

Washington’ın savaşı sona erdirmek için yalnızca ambargoya bel bağladığı görülmüyor. Aksine, önerinin, çatışmaların sürdürülmesinin maliyetini artırmaya ve buna paralel olarak müzakere sürecini ilerletmeye yönelik daha kapsamlı bir girişimin parçası olması muhtemel. ABD’li yetkililer, amaçlarının bir tarafın diğerine karşı zafer kazanmasını sağlamak değil, her iki tarafın da sonu görünmeyen açık uçlu bir savaşı sürdürme kapasitesini azaltmak olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, ABD’nin girişiminin ciddiyeti, nihayetinde Sudan’daki savaşan taraflara değil, onlara destek veren aktörlere baskı yapmaya ne ölçüde hazır olduğuyla ölçülecek. Silah akışı devam ettiği takdirde, ambargonun kapsamının genişletilmesi etkisi sınırlı bir hukuki çerçeveden öteye geçemeyecek. Ancak ambargo, denetim mekanizmaları, yaptırımlar ve müzakere kapısını açmaya yönelik eş zamanlı diplomatik baskıyla desteklenirse, savaşın başlamasından bu yana uluslararası toplumun elindeki en güçlü baskı araçlarından birine dönüşebilir.

Özünde ABD’nin önerisi, iki zıt yaklaşımı doğrudan karşı karşıya getiriyor: Washington savaşın sürdürülmesini daha zor ve maliyetli hale getirmek isterken, çatışmanın iki tarafı da tüm toprakların geri alınmasına kadar savaşmayı sürdüreceklerinde ısrar ediyor. Bu iki tutum arasında ise, kapsamlı bir siyasi uzlaşıya ulaşılmasından önce dahi öldürücü silahların akışını fiilen azaltmayı başaracak her türlü tedbirden en fazla fayda sağlayacak kesim siviller olmaya devam ediyor.


Batı Şeria tartışması: Tel Aviv'den Londra'ya sınır dışı tehdidi

Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)
Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)
TT

Batı Şeria tartışması: Tel Aviv'den Londra'ya sınır dışı tehdidi

Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)
Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)

Birleşik Krallık ve İsrail arasında işgal altındaki topraklarda kurulan yasadışı yerleşimlerin genişletilmesiyle ilgili tartışma büyüyor.

Financial Times'ın haberine göre İsrail yönetimi, Britanyalı yetkilileri Gazze Uluslararası Destek Merkezi'nden çıkarmayı değerlendiriyor.

Merkez, ABD'nin arabuluculuğunda İsrail'le Hamas arasında sağlanan ateşkesi izlemek üzere kurulmuştu.

Haberde, Tel Aviv yönetiminin diğer Avrupa ülkelerinden yetkililere karşı da benzer önlemler alabileceği savunuluyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, bu haftaki açıklamasında Kiryat Gat'taki Gazze Uluslararası Destek Merkezi'nde görev yapan Hollandalı yetkililerin sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Karara gerekçe olarak Hollanda hükümetinin İsrail'e karşı attığı adımları göstermişti.

Hollanda yönetimi, İsrail işgali altındaki topraklarda kurulan yasadışı yerleşim birimlerinden ürünlerin ülkeye girişini yasaklamıştı.

Telegraph, BK Başbakanı Andy Burnham'ın da benzer bir adım atarak Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerleriyle ticarete yasak getirmeyi planladığını yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Burnham'ın İsrail'e karşı selefi Keir Starmer'dan daha sert bir tavır takınmak istediğini savunuyor.

Diğer yandan habere göre İşçi Partisi'ndeki İsrail yanlıları Burnham'ın bu planının "fiilen İsrail'in tamamına yönelik bir boykota" varabileceğinden endişeleniyor.  

BK halihazırda İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e yaptırım uyguluyor. Kaynaklara göre Binyamin Netanyahu hükümetinden diğer radikal sağcı bakanlar da yaptırım listesine alınabilir.

Londra yönetimi, ticaret ambargosunu İsrail'in tartışmalı E1 planıyla ilgili gelişmelerin ardından gündeme getirdi.

İsrail'in Batı Şeria'yla Doğu Kudüs'ü ayırmayı hedefleyen yasadışı yerleşimleri genişletme planı kapsamında 1234 konut inşası için geçen hafta ihale ilanı yayımlamıştı.

BK'nin yanı sıra Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç ise ortak açıklamayla karara tepki göstermişti.

Açıklamada, "E1 yerleşimi, Batı Şeria'yı bölerek ve Filistin topraklarının bölgesel bütünlüğüne zarar vererek iki devletli çözüm ihtimalini zayıflatacaktır" ifadeleri kullanılmıştı.

Independent Türkçe, Telegraph, Times of Israel, Financial Times