Trablus’ta milisler arasında gerginlik yaşanıyor

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi,, İngiltere Büyükelçisi Hurndall ile Trablus’ta bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi,, İngiltere Büyükelçisi Hurndall ile Trablus’ta bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)
TT

Trablus’ta milisler arasında gerginlik yaşanıyor

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi,, İngiltere Büyükelçisi Hurndall ile Trablus’ta bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi,, İngiltere Büyükelçisi Hurndall ile Trablus’ta bir araya geldi. (Başkanlık Konseyi)

Libya’nın başkenti Trablus’ta cumartesi akşamı silahlı milisler arasında çıkan ani çatışmaların ardından gergin bir atmosfer yaşandı. Süreci yakından takip eden Mısırlı ve Libyalı kaynaklar, Şarku’l Avsat’a Kahire’nin, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri arasında yeni bir çözüm girişiminde yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapacağını aktardı. Söz konusu adım, ertelenen seçimler için anayasal zeminde aralarındaki öne çıkan anlaşmazlıkları gidermek için yeni bir girişim çerçevesinde atıldı.
Birleşmiş Milletler (BM) misyonu başkanı Abdullah Bathiliy’nin önerdiği girişime göre kaynaklar, Mısır’ın iki konseyin seçimlerle ilgili tartışmalı maddeleri tamamlaması gerektiğine yönelik arzusunu ortaya koydu. İsimlerinin verilmesini istemeyen kaynaklar, bu görüşmelerin başlama tarihini belirtmezken, Kahire’nin geçmişte ev sahipliği yaptığı anayasal süreci yeniden canlandırmayı hedeflediklerini vurguladı. Kaynaklar, yaklaşan toplantıların tarih ve mekanının, Kahire’nin yerel ve uluslararası düzeyde krizle ilgili tüm taraflarla yürüttüğü ilan edilmemiş istişarelere tabi olduğunu dile getirdi.
Diğer yandan Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki geçici hükümet, Beşir Halefallah liderliğindeki 51. Piyade Tugayı ve her ikisi de Savunma Bakanlığı’na bağlı Tacura Aslanları Taburu’nun üyelerinin başkent Trablus’un doğusundaki Tacura banliyösünde, yerel medya tarafından izlenen askeri yığınaklarla ilgili konuşmaları görmezden geldi. Yerel kaynaklar, geçen cumartesi akşamı bölgedeki ani silahlı hareketlere ve güvenlik gerginliği ortasında silahlı araçların toplandığına değindi.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’ye göre İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, 12 Mart’ta Trablus’ta yaptıkları görüşme sırasında ülkesinin, Başkanlık Konseyi’nin ülkede istikrarı sağlamaya yönelik çabalarını destekleme taahhüdüne ve demokratik sürece verdiği desteğe dikkat çekti. Menfi’nin ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre konseyin BM Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin bu yıl sonlanmadan önce parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini gerçekleştirerek, ulusal mutabakata ulaşma planını desteklediğini söyledi.
Açıklamada, Caroline’ın Menfi’ye güvenlik ve askeri izleme komitesi başkanlığını İngiltere’ye taşıyan 5+5 Ortak Askeri Komite’nin bir sonraki toplantısının yapılması için devam eden düzenlemeler hakkında brifing verdiği belirtildi. Menfi ayrıca, Başkanlık Konseyi’nin ateşkesi istikrara kavuşturmayı ve askeri teşkilatı birleştirmeyi amaçlayan komitenin çalışmalarına verdiği desteğin devam ettiğini vurguladı. İngiltere Büyükelçisi ise Bathiliy’nin girişimine destek verdiğini söylerken, yaptığı kısa bir açıklamada Libya’daki seçimlerin başarısının, tüm yasaların uygulanmasına ek olarak, ana konularda daha geniş bir siyasi ve toplumsal mutabakat gerektirdiğini dile getirdi. Caroline Hurndall ayrıca, “Libyalı liderleri, BM temsilcisiyle yapıcı bir şekilde ilişki kurmaya çağırıyorum” diyerek, İngiltere’nin Bathiliy’nin çabalarına tam destek verdiğine dikkat çekti.
Menfi, Libya’daki zorlu görevi için adaylığından bu yana Bathiliy’e tam ve sürekli destek verdiğini söylerken, BM Temsilcisi’nin parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini bu yıl bitmeden gerçekleştirme yönündeki samimi çabalarına övgüde bulundu. Muhammed el-Menfi, Twitter üzerinden şu açıklamayı yaptı:
“Yol haritasını, Berlin çıktılarını ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) tavsiye ve kararlarını Libya’nın egemenliğini, güvenliğini ve petrol istikrarını garanti eden, egemen ve ekonomik kurumlarını birleştiren, özgür ve adil seçimler gerçekleştirmek için ayrılmaz olarak siyasi tarafsızlığını garanti altına alacak şekilde tam olarak uygulamaya kararlıdır.”
Menfi ayrıca uzlaşı, kurumların birleşmesi ve adalet, şeffaflık ve tarafsızlık ilkeleri temelinde ön aşamadaki yetkilerin tamamlanması için uluslararası toplum, komşu ülkeler ve tüm Libya siyasi güçleri ve ilgili kurumlarla koordinasyonun sürdürüldüğüne dikkat çekti.
Diğer yandan Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Bileyhik, Dibeybe hükümetini 2021’in sonunda yapılması planlanan seçimlerin gerçekleştirilememesinden sorumlu olmakla suçladı. Cumartesi akşamı yaptığı açıklamalarda, meclisin Libya krizini çözmek için geniş hatlar çizme çabalarını bir kez daha savunan Bileyhik, uluslararası toplumun cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin aynı anda yapılması konusunda anlaşmaya varması gerektiğine dikkat çekti.
Almanya’nın Trablus Büyükelçisi Michael Unmacht de siyasi partilere yönelik ‘Batili’nin seçim önerisine olumlu yaklaşma’ çağrılarına dahil oldu. Twitter üzerinden açıklamada bulunan Unmacht, Batili’nin Libya halkının özlemlerini yerine getirmeye yönelik açık mesajına tam desteğini ifade etti. Unmacht ayrıca, Libyalıların ve uluslararası aktörlerin, Libyalılara haklarını, meşru kamu kurumlarını, istikrar, barış ve refahlarını geri vermenin bir yolu olarak seçimlere ulaşmak için Libya’ya tam destek sağlamaları gerektiğini kaydetti. Söz konusu çağrı öncesinde de ABD büyükelçisi ve Libya Özel Temsilcisi Richard Norland, Libya siyasi partilerine Bathiliy’i dinleme ve ‘siyasi çıkmazı kıran bir çözümün nasıl parçası olabileceklerine odaklanma’ çağrısı yaptı.



Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
TT

Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk dün, Sudan'daki çatışmada her iki tarafın da toplumu giderek daha fazla militarize ettiğine dair uyarıda bulunarak, Kordofan şehirlerinde el Faşir senaryosunun tekrarlanmasından endişe duyduğunu ve Sudan halkının "dehşet ve cehennem" içinde yaşadığını belirtti.

Türk, savaşın başlamasından bu yana ilk kez Sudan'ın çeşitli şehirlerini ziyaret ettikten sonra hükümetin geçici karargahı olan Port Sudan'da düzenlediği basın toplantısında, "Özellikle insansız hava araçları (İHA) olmak üzere gelişmiş askeri teçhizatın yaygınlaşması, hem Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) hem de ordunun askeri yeteneklerini artırdı; bu da çatışmaları uzatarak siviller için krizi derinleştirdi" ifadelerini kullandı.

BM yetkilisi, savaş suçlarının faillerinin hangi örgüte bağlı olduklarına bakılmaksızın adalete teslim edilmesinin sağlanması çağrısında bulundu. Türk, Sudan'daki ofisinin hesap verebilirliğin yolunu açmak için bu ihlalleri ve suistimalleri belgelemek ve raporlamak üzere çalıştığını ifade etti.


Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı el-Habbaş, Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze’deki konseyler ve yapılar geçici durum, sürmesini kabul etmiyoruz

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
TT

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı el-Habbaş, Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze’deki konseyler ve yapılar geçici durum, sürmesini kabul etmiyoruz

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)

Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın Danışmanı Dr. Mahmud el-Habbaş, Gazze Şeridi’nde bu aşamada şekillenen yapıların (Barış Konseyi ve ona bağlı organlar) Filistin’in tercih ettiği bir seçenek olmadığını belirterek, bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisi kapsamında geçici bir durum olduğunu ve Filistin liderliğinin hiçbir koşulda kalıcı hâle gelmesini kabul etmeyeceğini söyledi. El-Habbaş, bunun kötünün iyisi olarak benimsendiğini ifade etti.

El-Habbaş, pazar günü Ramallah’tan Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Filistin liderliğinin Gazze’de “en iyisi acı olan” seçeneklerle karşı karşıya kaldığını ve bu düzenlemeyi “katliamı durdurabilecek, Filistin devletine giden bir süreci açabilecek geçici bir çözüm” olarak tercih ettiğini kaydetti.

Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki durumu denetleyecek ve kendisine bağlı bir icra konseyi ile Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteyi kapsayan “Barış Konseyi”nin kurulduğunu duyurmasının ardından geldi.

“Bu durumun nedeni biz değiliz”

El-Habbaş, “Net ve sabit tutumumuz şudur: Bu gerçeklik bizim eserimiz değil. Bunun iki nedeni var: İsrail’in saldırganlığı ve barış sürecinden doğan yükümlülükleri inkârı; ikincisi ise Hamas’ın yaptığı pervasız macera. Bu adım, İsrail’in Filistin davasını tasfiye etme iştahını kabarttı; hareketin silahı gibi gerekçeler de buna eklendi” dedi.

Filistin liderliğinin tüm seçeneklerin kötü olduğu bir ortamda “daha az zararlı olanı” seçtiğini vurgulayan el-Habbaş, geçiş düzenlemesinin Filistinlilerin Gazze’de kalmasını, zorunlu göçün engellenmesini ve saldırıların hızının düşürülmesini sağladığını; bunun tam anlamıyla gerçekleşmemiş olsa bile “kötüler arasında en az zararlı” tercih olduğunu ifade etti.

vf
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndaki yıkıntılardan bir kare (AFP)

Trump, geçen hafta sonu Barış Konseyi’ni açıkladı. Konseyde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner yer alıyor. Konseyin icra kurulunda ise Kushner ve Witkoff’un yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, BAE Devlet Bakanı Rîm el-Haşimi, Katar Başbakanı’nın Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zevadi, Kıbrıs vatandaşı İsrailli emlak iş insanı Yakir Gabay ve Gazze için “yüksek temsilci” rolüyle Nikolay Mladenov bulunuyor. Mladenov’un, Barış Konseyi ile “Gazze’yi Yönetme Ulusal Komitesi” arasında saha bağlantısını yürüteceği belirtildi.

15 kişiden oluşan Ulusal Komite’nin başkanlığına ise Ramallah’ta yaşayan, Gazzeli inşaat mühendisi Ali Şa‘at getirildi.

“Gazze Komitesi siyasi bir alternatif değil”

El-Habbaş, Barış Konseyi ve icra kurulunun oluşumunun Filistin Yönetimi’ni tamamen dışladığı eleştirilerine, “Savaşın durdurulmasını ve insanların kurtarılmasını, siyasi temsile tercih ettik” yanıtını verdi. “Ne kadar geri plana itilsek de sahneden tamamen çıkmış değiliz; Filistin Kurtuluş Örgütü’nü kimse aşamaz” dedi.

dfrgty
Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin Ramallah’ta başlayan 32. olağan dönemi – 23 Nisan 2025 (EPA)

Filistin Yönetimi ve hükümetinin Gazze Yönetim Komitesi’ni memnuniyetle karşıladığını belirten el-Habbaş, bunun “teknik ve yürütmeye dönük” bir yapı olduğunu, siyasi bir alternatif teşkil etmediğini vurguladı. Bu geçici idari çerçevenin kabul edilme gerekçesinin, “en azından nispeten katliamı durdurması, insanların yerinde kalmasını ve temel ihtiyaçların karşılanmasını sağlaması” olduğunu söyledi.

“BM süresine bağlılık”

Mladenov’un “yüksek temsilci” olarak adlandırılmasına önem atfetmediklerini belirten el-Habbaş, önemli olanın “BM Güvenlik Konseyi şemsiyesi altındaki geçiş sürecine tanınan zaman sınırına uyum” olduğunu kaydetti. Ayrıca, Gazze’deki yaşamın devlet kurumlarına bağlı olduğunu, bu nedenle komite ile Filistin hükümeti arasında kaçınılmaz biçimde koordinasyon ve iş birliği olacağını ifade etti.

“Bir işgali başka bir işgalle değiştirmeyeceğiz”

El-Habbaş, bu düzenlemenin kalıcı olmasına izin vermeyeceklerini vurgulayarak, “Bir işgali başka bir işgalle değiştirmeyi kabul etmeyiz. Bu sadece geçiş aşamasıdır. Batı Şeria ile Gazze arasında siyasi bir ayrımı ya da FKÖ’nün tecrit edilmesini reddediyoruz” dedi.

df
BM Güvenlik Konseyi üyeleri, Gazze’de istikrarın sağlanması için uluslararası bir güce yetki verilmesini öngören ve ABD tarafından sunulan karar tasarısını oyluyor (DPA)

BM yetkisinin iki yıllık geçiş dönemiyle sınırlı olduğunu belirten el-Habbaş, sonrasında sürecin “bağımsız Filistin devleti” hedefi doğrultusunda doğal seyrine döneceğini söyledi ve “Bu konuda bir kaygımız yok” diye konuştu.


İşte Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes anlaşması

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

İşte Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes anlaşması

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, pazar günü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile hükümet arasında ateşkes ve tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşmanın maddelerini imzaladı.

Suriye resmî haber ajansı SANA’nın yayımladığı anlaşma maddelerine göre; hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cephe ve temas hatlarında kapsamlı ve derhâl yürürlüğe girecek bir ateşkes ilan edilmesi ve buna paralel olarak SDG’ye bağlı tüm askerî unsurların yeniden konuşlanma sürecine hazırlık amacıyla Fırat’ın doğusuna çekilmesi kararlaştırıldı.

Anlaşmanın diğer maddelerinde; Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askerî olarak derhâl ve tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, tüm petrol sahaları ve sınır kapılarının teslim edilmesi, ayrıca Haseke’ye vali atanmasını öngören bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılması ve Haseke’deki tüm sivil kurumların devlet yapısına entegre edilmesi yer aldı.

Metinde, SDG’ye bağlı tüm askerî ve güvenlik unsurlarının, gerekli güvenlik soruşturmalarının ardından bireysel olarak Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıklarının yapısına dâhil edilmesi, askerî rütbe ve mali-lojistik haklarının mevzuata uygun şekilde verilmesi ve Kürt bölgelerinin mahremiyetinin korunması öngörülüyor.

Anlaşma ayrıca; Ayn el-Arab’ın (Kobani) ağır askerî unsurlardan arındırılmasını ve kent sakinlerinden oluşan sivil bir gücün kurulmasını, DEAŞ tutukluları dosyasını yürüten idarenin devlet kurumlarına entegre edilerek hukuki ve güvenlik sorumluluğunun tamamen hükümete devredilmesini içeriyor.

Buna ek olarak SDG, Suriye vatandaşı olmayan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) mensubu tüm lider ve unsurları, ülkenin egemenliği ve komşu ülkelerin istikrarı gerekçesiyle Suriye sınırları dışına çıkarmayı taahhüt ediyor.

Öte yandan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, bugün ilan edilen ateşkes anlaşmasına varılmasında gösterilen “yapıcı çabalar” nedeniyle Suriye hükümeti ile SDG’yi takdir etti. Barrack, X platformundaki paylaşımında, “Bu anlaşma ve ateşkes, bölünme yerine ortaklığı benimseyen taraflar için Suriye’nin birliğine doğru yenilenen diyalog ve iş birliğinin önünü açan kritik bir dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı.

– Suriye hükümeti ile SDG arasındaki ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması maddeleri:

Birinci Madde: Suriye hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cepheler ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes sağlanırken, SDG’ye bağlı tüm askeri birimlerin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, yeniden konuşlanma için bir hazırlık adımı olarak gerçekleştirilecektir.

İkinci Madde: Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal ve eksiksiz bir şekilde Suriye hükümetine devredilmesi. Bu, tüm sivil kurum ve tesislerin kontrolünün alınmasını, ilgili Suriye hükümeti bakanlıklarındaki mevcut çalışanların görevlerine iade edilmesi için derhal kararname çıkarılmasını ve hükümetin iki vilayetteki SDG çalışanlarını ve savaşçılarını veya sivil yönetimi hedef almayacağına dair taahhüdünü içermektedir.

Üçüncü Madde: Haseke ilindeki tüm sivil kurumların Suriye devletine bağlı kurum ve idari yapılarla entegrasyonu sağlanacaktır.

Dördüncü Madde: Suriye hükümeti, bölgedeki tüm sınır kapıları ile petrol ve gaz sahalarını devralacak ve bu kaynakların Suriye devletine geri dönüşünü sağlamak amacıyla hükümet güçleri tarafından korunmaları temin edilecektir.

Beşinci Madde: SDG’ye bağlı tüm askeri ve güvenlik unsurlarının, gerekli güvenlik taramasından geçtikten sonra, Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısı içinde bireysel olarak entegrasyonu sağlanacaktır. Bu süreçte, personele askeri rütbeleri ile mali ve lojistik hakları eksiksiz olarak verilecek, ayrıca Kürt bölgelerinin özel yapısı korunacaktır.

Altıncı Madde: SDG yönetimi, devrik rejimin kalıntı unsurlarını kendi saflarına katmamayı taahhüt edecek ve Kuzeydoğu Suriye bölgelerinde bulunan devrik rejim subaylarının listelerini teslim edecektir.

Yedinci Madde: Haseke valiliği için aday atamasını öngören bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılacak; bu adım, siyasi katılım ve yerel temsiliyetin güvence altına alınması amacı taşımaktadır.

Sekizinci Madde: Aynularab/ Kobani şehrinin ağır askeri unsurlardan arındırılması sağlanacak; şehrin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücü kurulacak ve yerel polis gücü, idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterecektir.

 Dokuzuncu Madde: DEAŞ mahkûmları ve kamplarıyla ilgili sorumlu idari birimler ile bu tesislerin korunmasından sorumlu güçler, Suriye hükümeti ile birleştirilecek ve Suriye hükümeti, bu alanların tüm yasal ve güvenlik sorumluluğunu üstlenecektir.

Onuncu Madde: SDG yönetimi tarafından sunulan ve merkezi devlet yapısında üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevleri üstlenecek lider adaylarını içeren liste onaylanacak; bu adım, ulusal ortaklığın güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

On Birinci Madde: 2026 yılına ait 13 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Kürt halkının kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, ayrıca önceki dönemlerden kalan sözleşmelerden kaynaklanan hak kayıplarının ve mülkiyet haklarının geri verilmesini öngören hak ve medeni meselelerin çözülmesini kapsamaktadır.

On İkinci Madde: SDG, egemenliği ve bölgenin istikrarını sağlamak amacıyla, tüm yabancı PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarmayı taahhüt etmektedir.

On Üçüncü Madde: Suriye devleti, DEAŞ’a karşı terörle mücadeleyi sürdürmeyi, bu çerçevede uluslararası koalisyonun aktif bir üyesi olarak ABD ile ortak koordinasyonu sağlayarak, bölgenin güvenliği ve istikrarını garanti altına almayı taahhüt etmektedir.

On Dördüncü Madde: Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerindeki halkın güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönmelerine ilişkin mutabakatlar sağlanması için çalışmalar yürütülecektir.