Mısır, Nahda Barajı konusunda uluslararası alandan daha fazla baskı talep ediyor

Nahda (Rönesans) Barajı. (Reuters)
Nahda (Rönesans) Barajı. (Reuters)
TT

Mısır, Nahda Barajı konusunda uluslararası alandan daha fazla baskı talep ediyor

Nahda (Rönesans) Barajı. (Reuters)
Nahda (Rönesans) Barajı. (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin Nahda Barajı konusunda yakın zamanda yaptığı güçlü uyarının ardından, ülkesinin Etiyopya’nın baraj rezervuarnı dördüncü doldurma aşaması öncesinde su anlaşmazlığıyla ilgili tüm  seçeneklerin masada olduğunu söyledi. Etiyopya’nın son adımının Mısır ve Sudan tarafında gerilimi daha da artırabileceği belirtiliyor.
Mısır, Etiyopya'nın 2011'den bu yana Nil Nehri’nin ana kolu üzerine inşa ettiği barajın Nil suyundaki payının etkilenmesinden endişeli. Bu nedenle Hartum ile barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşma çağrısında bulunuyor. Addis Ababa ise kalkınma hakkı gerekçesiyle su kaynaklarının işletilmesi yoluyla ‘hidroelektrik’ barajının inşasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Etiyopya, bir sonraki yağmur mevsiminde Nahda Barajı'nın rezervuarını dördüncü kez doldurmaya hazırlanırken Mısır ise Addis Ababa'ya baskı yapmak amacıyla, herhangi bir tarafın bir anlaşmaya varmadan ‘tek taraflı adım atmaması’ çağrısında bulunuyor. Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, alınan diğer tedbirlere ek olarak davadaki mevcut krizi kırmak için Kahire'nin konuyu Arap Birliği'ne sunmasının ‘tekrar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) gitmeyi de içerebilecek uluslararası bir gerilimin’ başlangıcı olduğunu belirtti.
Mısır on yılı aşkın bir süredir, Etiyopya ile Sudan'ın dahil olduğu müzakereler yürütüyor. Ancak anlaşmaya varma girişimleri sonuçsuz kaldı. Afrika Birliği'nin çatışmaya bir çözüm bulmakta başarısız olmasının ardından bu durum, anlaşma girişiminin Nisan 2021'den bu yana askıya alınmasına yol açtı. Mısır ise müzakereleri hızlandırma ve tüm tarafları tatmin eden bir anlaşmaya varma çağrısında bulunan bir ‘başkanlık kararı’ yayınlayan BMGK’ya gitme çağrısı yaptı.
Arap Birliği Bakanlar Konseyi geçtiğimiz hafta, Arapların Nil Nehri’nin aşağı havzasındaki ülkelerin haklarını korumaya yönelik taahhüdünü vurgulayan bir kararı kabul etti ve bu dosyada Etiyopya tarafını ‘olumlu etkileşim ve esneklik göstermeye’ çağırdı. Bu durum Addis Ababa'yı kızdırdı. Addis Ababa dosyayı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi veya Arap Birliği yerine ‘Afrika mekanizmaları’ yoluyla çözme çağrısında bulundu.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Nahda Barajı’nın, Mısır ve Sudan'daki su güvenliği üzerindeki olumsuz etkisini vurgulayarak, sorunun ele alınmasının hızlandırılması çağrısı yaptı.
Mısır resmi açıklamalarında, Etiyopya ile çatışmayı, özellikle Mısır'ın Nil sularına yüzde 97'den fazla bağımlı olması nedeniyle, ‘varoluşsal bir sorun’ olarak tanımlıyor. Mısır Dışişleri Bakanı’na göre Kahire, halkının yeteneklerini ve çıkarlarını savunma hakkına sahip. Şukri dün akşam televizyondan yaptığı açıklamada, ülkesinin tutumlarıyla disiplinle tüm hususları dikkate aldığına işaretle “Tüm seçenekler masada… Mısır'ın kendi imkanları, dış ilişkileri ve kabiliyetleri var” dedi. Ayrıca Mısır'ın çıkarlarına hizmet edecek her türlü alternatifin mevcut olduğunu vurguladı.
Mısır’ın Etiyopya ile uzlaşmazlığa yönelik kararlı tavırlar aldığına dikkat çeken Şukri, Etiyopya tarafında benzer bir esneklik olmamasına rağmen ülkesinin halen yardım etmeye çalışan tüm taraflarla etkileşime devam ettiğini vurguladı.
Şukri’nin bu açıklamaları, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin önceki gün Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile gerçekleştirdiği görüşmedeki uyarıların ardından geldi.
Sisi yaptığı uyarıda şu ifadelere yer verdi:
“Arıtım, geri dönüşüm, Akdeniz ve Kızıldeniz’den elde edilen suların tuzunun arındırılması hususunda çalışmalar yapan Mısır, suyun her damlasından faydalanmak için büyük bir çaba harcıyor. 10 yıldır müzakere yoluyla uygun bir çözüm bulmak için titiz bir şekilde çaba sarf ediyoruz. Her fırsatta söylediğimiz gibi; Etiyopya'nın gelişme arzusuna saygı duyuyoruz. Mısır vatandaşını hiçbir şekilde etkilemeyen konularda kendileriyle iş birliğine hazırız. Binlerce yıldır Nil üzerinde az veya çok olsun suyu etkileyen herhangi bir baraj olmamıştır. Zorluklar olsa dahi Mısır'ın su üzerindeki payı sabittir.”
Dışişleri, Arap ve Afrika İşleri Komitesi Müsteşarı Dr. Sema Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Mısır’ın bu sürekli devam eden uzlaşmazlık karşısında halkının çıkarlarını korumak için birçok araca ve siyasi seçeneğe sahip olduğunu söyledi.
Süleyman, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi liderliğindeki tüm uluslararası kuruluşlara başvurmak, Mısır haklarını kanıtlamak için kalıcı bir seçenek olmaya devam ettiğine değinerek, Kahire'nin ABD yönetiminden birden fazla kez Arap koordinasyonuna ek olarak çatışmaya doğrudan müdahale etme talebinde bulunmasına atıfta bulundu.
Etiyopya'nın mevcut hazırlıklarını ‘uluslararası anlaşmaların ve normların ihlali’ olarak değerlendiren Mısırlı su uzmanı Dr. Abbas Şeraki de Etiyopya’nın ağustos ayında dördüncü dolum aşamasına hazırlandığını ve yıllık dört depolamanın toplamının 30 milyar metreküp olduğunu bildirdi.
Şeraki resmi Facebook sayfasından yaptığı açıklamada önümüzdeki dönemde yaşanacak çatışmalara ilişkin iki senaryo sundu. Birincisi, Komorlar liderliğindeki Afrika Birliği'ni, barajın dördüncü doldurma işlemi başlamadan önce bir anlaşmaya varmak için müzakereleri mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatma sorumluluklarını yerine getirmek. Şeraki’nin ikinci senaryosunda ise Mısır ve Sudan üçüncü kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gitmesi var. Ancak bu sefer su sorunu nedeniyle değil, güvenlik ve barışa yönelik bir tehdit sorunu.
20 milyon Sudanlının, Nahda Barajı’nın çökmesi halinde sular altında kalabileceği belirtiliyor.
Etiyopya, Nahda Barajı meselesinin uluslararası arenaya taşınmasına karşı. Uluslararası kamu hukuku Profesörü Dr. Muhammed Mehran, Addis Ababa’nın üzerinde uluslararası baskı istemediğini, özellikle de uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek  iki ülkeye karşı keyfi davranışlar sergilediği görüşünde.
Şarku’l Avsat’a konuşan Mehran, ‘Mısır'ın dosyayı uluslararası hale getirmeye yönelik çabalarının, Etiyopya tarafında büyük bir baskıya yol açabileceğini ve dosyayı gerçek haliyle göstererek uluslararası hukuk kurallarının ihlal edildiğini doğrulayabileceğini’ vurguladı.



Lübnan'dan İsrail'e düzenlenen füze saldırısında bir kişi öldü

İsrail'in dünkü bombalamasının ardından Lübnan'ın güneyindeki Arab Al-Luize köyünden dumanlar yükseliyor (AP)
İsrail'in dünkü bombalamasının ardından Lübnan'ın güneyindeki Arab Al-Luize köyünden dumanlar yükseliyor (AP)
TT

Lübnan'dan İsrail'e düzenlenen füze saldırısında bir kişi öldü

İsrail'in dünkü bombalamasının ardından Lübnan'ın güneyindeki Arab Al-Luize köyünden dumanlar yükseliyor (AP)
İsrail'in dünkü bombalamasının ardından Lübnan'ın güneyindeki Arab Al-Luize köyünden dumanlar yükseliyor (AP)

İsrail'in 'I24 News' kanalı Pazartesi günü, kuzey sınırına düzenlenen füze saldırısında bir kişinin öldüğünü, yedi kişinin de yaralandığını aktardı.

Kanal, saldırıya ilişkin daha fazla ayrıntı paylaşmadı.

Lübnan Hizbullahı dün gece, Güney Lübnan'daki Katamun Vadisi bölgesine sızmaya çalışan İsrail kuvvetini füzelerle hedef aldığını duyurdu.

Hizbullah ayrıca, İsrail Zarit kışlasını top atışlarıyla hedef aldığını açıkladı.


İsrail savaş kabinesinin Netanyahu'nun ateşkes şartlarını reddettiği iddiası

 Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)
Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)
TT

İsrail savaş kabinesinin Netanyahu'nun ateşkes şartlarını reddettiği iddiası

 Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)
Netanyahu ve Benny Gantz (İsrail medyası)

İsrail savaş kabinesinin, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze'de ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması müzakerelerine devam etmek için Hamas'tan yerine getirmesini istediği "Gazze'de hayattaki İsrailli esirlerin ve birinci turda serbest bırakılacakların listesini teslim etmesi" şartını reddettiği bildirildi.

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, savaş kabinesi, Netanyahu'nun müzakerelere devam etmek için Hamas'a koyduğu şartları reddetti.

Savaş kabinesi, Netanyahu'nun Hamas'tan "Gazze Şeridi'nde hayattaki İsrailli esirlerin ve ilk turda serbest bırakılacak her İsrailli esire karşılık İsrail hapishanelerindeki hangi Filistinli esirin serbest bırakılacağına ilişkin liste talep etmesine" itiraz etti.

Netanyahu'nun talebinin "daha önce olduğu gibi görüşmelerin başında değil ilerleyen bölümünde müzakere edilebileceğini" vurgulayan İsrail savaş kabinesi, serbest bırakılacak her İsrailli esir için hangi Filistinli esirin bırakılacağına ilişkin liste talebinin bu aşamada görüşmeleri zora soktuğunu belirtti.

İsrail Başbakanlık Ofisi ise henüz konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Mısır basınına göre, Mısır, ABD, Hamas ve Katar'ın katılımıyla Kahire'de yürütülen müzakerelerin ilk günü dün sona erdi ve görüşmelere bugün devam edilecek.

İsrail ve uluslararası basına göre, ara bulucular taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını bu sürede gidermeyi amaçlıyor.

İsrail, Hamas'tan talep ettiği "serbest bırakılacak İsrailli esirler listesi" şartını sağlamadığı gerekçesiyle Kahire'ye heyet göndermeyeceğini açıklamıştı.

Kassam Tugayları, İsrail'in abluka altındaki Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda öldürdüğü İsrailli esir sayısının 70'i aştığını duyurmuştu. İsrail'in açıklamalarına göre, Gazze Şeridi'nde bazıları hayatta bazıları hayatını kaybetmiş toplamda 136 İsrailli esir bulunuyor.

ABD medyasının resmi kaynaklara dayandırdığı haberlerde, Joe Biden yönetimi ile İsrail'in, rehinelerin serbest bırakılması dahil 6 haftalık ateşkes şartları konusunda anlaşmaya vardığı, Hamas tarafından cevap beklendiği ifade edilmişti.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 534 Filistinli öldürüldü, 71 bin 920 kişi yaralandı.

Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.


İran'ın Sudan'da deniz üssü kurma talebine ilişkin haberler anlaşmazlıkları artırdı

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz ay Tahran'da Sudan Dışişleri Bakanı Ali es-Sadık ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz ay Tahran'da Sudan Dışişleri Bakanı Ali es-Sadık ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran'ın Sudan'da deniz üssü kurma talebine ilişkin haberler anlaşmazlıkları artırdı

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz ay Tahran'da Sudan Dışişleri Bakanı Ali es-Sadık ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz ay Tahran'da Sudan Dışişleri Bakanı Ali es-Sadık ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Medyada yer alan ‘İran'ın Sudan ordusundan Kızıldeniz kıyısında bir askeri üs kurmak için izin istediği’ yönündeki haberler Sudanlı çevrelerde tartışmalara yol açtı.

Wall Street Journal, dün (pazar) Ahmed Muhammed Hasan adlı bir istihbarat yetkilisi ve ordu komutanı danışmanına dayandırdığı haberinde ‘Sudan'ın, daha fazla destek ve silahlanma karşılığında İran'ın askeri üs kurma teklifini reddettiğini’ yazdı. Ancak Sudan’daki yerel medya Sudan Ordu Sözcü’sünün böyle bir teklifin varlığını yalanladı. Sudan yaklaşık bir yıldır Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki ordu ile Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında şiddetli bir savaş yaşıyor.

Geçtiğimiz Ocak ayında, Sudan ordusunun HDK’ye karşı savaşında konumunu güçlendirmek için İran'dan insansız hava araçları (İHA) aldığı ortaya çıktı. Bu durum, Sudan ordusu tarafından da inkâr edilmeyen raporlar aracılığıyla doğrulandı. Bunun ardından Sudan Dışişleri Bakanı Ali es-Sadık İranlı yetkililerle istişarelerde bulunmak üzere Tahran'ı ziyaret etti. Bu ziyaret iki ülkenin ilişkilerini onarma sürecini hızlandırma çabaları çerçevesinde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre Sudanlı istihbarat yetkilisi, “İran, isyancılara karşı savaşında kullanması için Sudan ordusuna İHA’lar verdi. İran, üs kurma izni verilmesi halinde helikopter taşıyan bir savaş gemisi vermeyi da teklif etti” ifadelerini kullandı. Ancak Sudan merkezli yerel haber siteleri Sudan ordusunun böyle bir teklifin varlığını reddettiğini aktardı.

Sudan ordusunun askeri istihbarat servisiyle yakından bağlantılı kaynaklar da böyle bir teklifin varlığını reddetti. Bunu, Burhan’ın bir hamlesi olarak değerlendiren kaynaklar, Burhan’ın ülkesinde devam eden çatışma konusunda tarafsız bir pozisyon aldığına ve barışçıl bir çözüm çağrısında bulunduğuna inandığı bölgesel ve uluslararası pozisyondan duyulan memnuniyetsizliği ifade ettiğini açıkladı.

Ancak kaynaklar daha sonra Şarku’l Avsat’a şu açıklamayı yaptı: “İran, bu teklifi Sudan Dışişleri Bakanı'nın geçtiğimiz Şubat ayında Tahran'a yaptığı ziyaret sırasında gündeme getirmiş olabilir. Ancak mevcut Sudan yönetimi bunun bölgede düşmanlıklara yol açacağının farkında.”

Kaynaklar, Sudan Dışişleri Bakanı'nın Tahran’a yaptığı ziyareti başlı başına Sudan ordusunun bir hamlesi olarak gördü. Bu ziyaretle, HDK’yi destekleyen bölge ülkelerine uyarı mesajları göndermek isteyen Sudan ordusunun, Kızıldeniz'deki gerginlikler göz önüne alındığında kartları karıştırabilecek bir manevra alanı var.

Kaynaklar, Sudan ordusu liderlerinin İran'ın kendilerine karşılıksız sınırsız destek sağlayamayacağının farkında olduklarını dile getirdi. Kaynaklar ayrıca, Sudan ordusunun, bu dönemde İran'la ilişkileri yeniden tesis ederek, kendilerine askerî açıdan destek vermeye hazır bir ülke olmadığı düşüncesi ışığında bölgede bir denge durumu yaratmak istediklerini belirtti.

Ocak ayı sonlarında üç İHA düşürdüğünü duyuran HDK, Sudan ordusunun kullandığı bu İHA’ların İran yapımı Muhacir 6 modeli olduğunu bildirdi.


CENTCOM Komutanı Kurilla, Ortadoğu'daki ABD ve koalisyon güçlerinin üslerini ziyaret etti

SDG unsurları Suriye turu sırasında General Kurilla'ya harita kullanarak açıklama yaptığı arşiv görüntüleri
SDG unsurları Suriye turu sırasında General Kurilla'ya harita kullanarak açıklama yaptığı arşiv görüntüleri
TT

CENTCOM Komutanı Kurilla, Ortadoğu'daki ABD ve koalisyon güçlerinin üslerini ziyaret etti

SDG unsurları Suriye turu sırasında General Kurilla'ya harita kullanarak açıklama yaptığı arşiv görüntüleri
SDG unsurları Suriye turu sırasında General Kurilla'ya harita kullanarak açıklama yaptığı arşiv görüntüleri

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral Michael Erik Kurilla, Ürdün, Mısır, İsrail ve Suriye'nin kuzeyindeki ABD ile koalisyon güçlerinin bulunduğu üsleri ziyaret etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) X sosyal medya platformundan yapılan açıklamada, Kurilla'nın, Orta Doğu'daki güvenlik ve insani durum hakkında bilgi edinmek, ABD güçleri ve güvenlik ortaklarıyla görüşmek için bölgeye ziyarette bulunduğu bildirildi.

Açıklamada, Kurilla'nın Ürdün, Mısır, İsrail ve Suriye'nin kuzeyinde CENTCOM ve koalisyon güçlerine ait üs ziyaretlerini kapsayan programının ilk ayağında Mısır'daki Refah Sınır Kapısı'nı ve el-Ariş kentini ziyaret ettiği kaydedildi.

Refah Sınır Kapısı ziyareti kapsamında Kurilla'nın birçok uluslararası organizasyon ve sivil toplum kuruluşu, Mısırı ordusu ve ABD büyükelçiliği yetkilileriyle bir araya geldiği belirtilen açıklamada, görüşmelerde Mısır'dan Gazze'ye gönderilecek insani yardımların detaylarının da ele alındığı ifade edildi.

Açıklamada, Kurilla'nın, ziyaretlerin Ürdün ayağında Genelkurmay Başkanı Yusuf el-Huneyti ile bir araya geldiği, İsrail'de de Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ile görüştüğü belirtildi.

CENTCOM'un açıklamasına göre Kurilla, Suriye'nin kuzeyindeki ABD üslerine de gitti.

Suriye'de "SDG" adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'li yöneticilerle görüşen Kurilla, DEAŞ mensupları ve ailelerinin tutulduğu Hol Kampı'na da uğradı.

Terör örgütü PKK/YPG, Hol beldesinde Nisan 2017'de kurduğu kampta Deyrizor'daki terör örgütü DEAŞ mensupları ve aileleriyle çatışmalardan kaçan sivilleri tutuyor.

Kampta örgütün alıkoyduğu siviller, insanlık dışı şartlarda barındırılıyor.

Hol Kampı'nda onlarca ülkeden birkaç bin yabancı terörist savaşçının yanı sıra çok sayıda Suriyeli ve Iraklı terörist bulunuyor.


Mısır medyası: Kahire’deki ateşkes görüşmelerinde dikkate değer ilerleme kaydedildi

Filistinli kadınlar, İsrail’in Refah’a saldırısında ölenler için ağlıyor (Reuters)
Filistinli kadınlar, İsrail’in Refah’a saldırısında ölenler için ağlıyor (Reuters)
TT

Mısır medyası: Kahire’deki ateşkes görüşmelerinde dikkate değer ilerleme kaydedildi

Filistinli kadınlar, İsrail’in Refah’a saldırısında ölenler için ağlıyor (Reuters)
Filistinli kadınlar, İsrail’in Refah’a saldırısında ölenler için ağlıyor (Reuters)

Mısırlı bir yetkili, AlQaheraNews kanalına yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmelerde ‘dikkate değer ilerleme’ kaydedildiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre söz konusu yetkili, Mısır, Hamas, Katar ve ABD’nin katıldığı görüşmelerin bugün de devam edeceğine dikkati çekti.

Mısırlı, Katarlı ve ABD’li arabulucular, Hamas Hareketi ile İsrail arasında 7 Ekim’den bu yana devam eden savaşta ateşkes anlaşmasına varmak için haftalardır çalışıyor.

Ateşkesin Gazze’de tutulan rehineler ve İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını da içermesi bekleniyor.


İtalya, Husi saldırılarıyla mücadele eden üçüncü Avrupa ülkesi oldu

Yemen hükümeti, Batı’nın Husilere yönelik saldırılarının faydasız olduğunu ve Yemen güçlerini sahada desteklemenin en iyi çözüm olduğunu söylüyor (Reuters)
Yemen hükümeti, Batı’nın Husilere yönelik saldırılarının faydasız olduğunu ve Yemen güçlerini sahada desteklemenin en iyi çözüm olduğunu söylüyor (Reuters)
TT

İtalya, Husi saldırılarıyla mücadele eden üçüncü Avrupa ülkesi oldu

Yemen hükümeti, Batı’nın Husilere yönelik saldırılarının faydasız olduğunu ve Yemen güçlerini sahada desteklemenin en iyi çözüm olduğunu söylüyor (Reuters)
Yemen hükümeti, Batı’nın Husilere yönelik saldırılarının faydasız olduğunu ve Yemen güçlerini sahada desteklemenin en iyi çözüm olduğunu söylüyor (Reuters)

İtalya, Avrupa Birliği’nde (AB) Fransa ve Almanya’nın ardından Husilerin deniz saldırılarına karşı koyma hattına giren üçüncü ülke oldu.

İtalya Savunma Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, donanmaya ait bir muhribin, Yemen’deki İran destekli Husiler tarafından Kızıldeniz’e doğru gönderilen bir silahlı insansız hava aracını (SİHA) etkisiz hale getirdiği ifade edildi.

Husi grubu ise, İngiliz kargo gemisi Robimar’ın batırılmasının ardından Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yönelik daha fazla saldırı düzenleme tehdidinde bulundu.

Öte yandan, Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir yetkili, batık gemideki gübre ve yağ yükünün deniz ortamına yönelik felaket riskleri konusunda uyardı.

Yemen Çevre Koruma Genel Otoritesi Başkanı Faysal Thalabi ise yaptığı açıklamada, batan gemide yaklaşık 200 ton petrol ve yaklaşık 80 ton dizel oluşan petrol türevleri bulunduğunu bildirdi.

Thalabi, bunların çok tehlikeli maddeler olduğuna dikkat çekerek, Kızıldeniz’in biyolojik çeşitliliği üzerinde çok uzun vadeli olumsuz etkilere sahip olduğunu da ekledi.

Diğer yandan, Sudanlı üst düzey istihbarat yetkilisi Ahmed Hasan Muhammed, ülkesinin İran’ın Kızıldeniz kıyısında bir deniz üssü kurma talebini reddettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal gazetesinden aktardığına göre Muhammed konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi;

“Tahran, üssü inşa etme izni karşılığında, Sudan’a helikopter taşıyan bir savaş gemisi de dahil olmak üzere gelişmiş silahlar teklif etti. İranlılar üssü istihbarat toplamak için kullanmak istediklerini söyledi. Oraya savaş gemileri de yerleştirmek istediler. Ancak Hartum, İran’ın bu teklifini reddetti.”


Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'nda susuzluk had safhada

AA
AA
TT

Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'nda susuzluk had safhada

AA
AA

İsrail'in yoğun saldırı ve ablukasını sürdürdüğü Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki Filistinliler, bir yudum su bulabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor ancak çoğu zaman su alamadan elleri boş dönüyor.

Gazze'nin kuzeyindeki yaklaşık 700 bin Filistinli, insani yardım, ilaç ve yakıt girişi olmadığı için açlık ve susuzlukla mücadele ediyor.

İsrail saldırılarında zarar gördüğü ya da yakıt olmadığı için kuzeydeki çoğu su kuyusundan su çekilemiyor. Kalan birkaç su kuyusunun suyu ise insani yardımın neredeyse hiç girmediği kuzeydeki halka yetmiyor.

Kuyulardan pompalarla ya da ilkel yollarla çekilen sular tankerlere doldurularak okullara ya da barınma merkezlerindeki Filistinlilere dağıtılıyor ancak bazıları saatlerce beklese de susuz kalıyor.

Su kuyruğundan eli boş döndü

Cibaliya Mülteci Kampı'nda bir okula sığınan Nesrin Tafiş (44), AA muhabirine, uzun saatler kuyrukta beklemesine rağmen elindeki su bidonunu dolduramadığını söyledi.

Kendisi kanser hastası olan Tafiş'in kocası da karaciğer hastası ve hareket kabiliyeti kısıtlı. Bu nedenle çocuklarına kendisinin bakmak zorunda olduğunu dile getiren Tafiş, İsrail'in saldırıları ve abluka nedeniyle ailesini geçindirecek imkanı olmadığını vurguladı.

Tafiş, "Kuzeyde suya ve yiyeceğe ihtiyacımız var. Bugün su dolduramadım. Çocuklarım sabırsızlıkla beni bekliyor. Su almadan nasıl geri döneceğim." dedi.

"Açlıktan ve susuzluktan ölüyoruz"

Su almayı beklerken ve eli boş kalan kadınlardan bir diğeri de 69 yaşındaki İnşirah Aseliyye.

Dört katlı evleri İsrail saldırısında yıkılan, erkek çocukları güneye giden ve 75 yaşındaki hasta eşi ve 7 kız çocuğuyla birlikte Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki bir okula sığınan Aseliyye, yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlattı:

"Saatlerce su kuyruğunda bekledim ama tankerdeki su bitti. Susuzluktan ve açlıktan ölüyoruz. Yiyecek yok, su yok, un yok, giysi yok. Savaş başladığından beri aynı kıyafetleri giyiyorum. Hayvan yemlerini un yaptık yedik, mısır yedik, arpa yedik. Artık yiyecek yemek bulamıyoruz. Kanalizasyon suları ise her yerde ve hastalığa neden oluyor."

Eşinin ve çocuklarının uzun süre yemek yiyemedikleri için yetersiz beslenme sorunu yaşadığını, eşinin açlıktan bayıldığını anlatan yaşlı kadın, uluslararası topluma saldırıların durması, sınır kapılarının açılması ve Gazze'ye yardım çağrısı yaptı.

İsrail, yaklaşık 5 aydır Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının yanı sıra abluka altındaki bölgeye su, yiyecek, ilaç, yakıt ve elektrik tedarikini kesmiş durumda. Gazze'de yaklaşık 2,3 milyon Filistinli büyük bir trajediye yol açan insani koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor.

İsrail ayrıca Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile Gazze kentini boğucu bir kuşatma altına aldı. Kuşatma nedeniyle bu bölgelerdeki Filistinlilere gıda yardımlarının ulaşmaması, yiyecek ve içilebilir suyun tükenmesine yol açıyor.


Halbusi, Sunni rakiplerini Irak Meclis Başkanlığı için rüşvet vermekle suçladı

Irak Parlamentosu web sitesinde 28 Şubat’taki parlamento oturumundan yayınlanan bir fotoğraf
Irak Parlamentosu web sitesinde 28 Şubat’taki parlamento oturumundan yayınlanan bir fotoğraf
TT

Halbusi, Sunni rakiplerini Irak Meclis Başkanlığı için rüşvet vermekle suçladı

Irak Parlamentosu web sitesinde 28 Şubat’taki parlamento oturumundan yayınlanan bir fotoğraf
Irak Parlamentosu web sitesinde 28 Şubat’taki parlamento oturumundan yayınlanan bir fotoğraf

Irak eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Tekaddum Partisi, dün yargıya, Başbakana ve diğer denetim organlarına, ‘siyasi sürece zarar veren alım-satım ihalelerini’ durdurma, ülkeye yakışmayan bu davranışlara sessiz kalmama ve üst düzey soruşturma başlatma çağrısında bulundu.

Kasım ayında resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla görevden alınan Halbusi bu ifadeleriyle, boş kalan Temsilciler Meclisi Başkanlığı pozisyonunu ele geçirmek isteyen, Sünni muhaliflerini hedef aldı.

Halbusi ve partisi, diğer Sünni güçlerden muhalifleri, meclis başkanlığını kazanmaya yetecek Sünni parlamento çoğunluğunu elde etmek amacıyla, partiden milletvekilleri ve parlamentodaki bloğu ondan ayrılıp, diğer rakip blok ve partilere gitmeye ikna etmek için rüşvet vermekle suçluyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan, Halbusi’nin partisinden bir kaynak, “Rakip Sünni güçler, Halbusi’yi yok etme ve Tekaddum’un Bağdat’ta önemli bir konum elde etmesini engelleme planını sürdürmek isteyen bazı Şii (Koordinasyon Çerçevesi) güçlere güveniyor” dedi.

Öte yandan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) milletvekili seçimlerinin bir kez daha ertelenerek, 10 Haziran’da yapılmasına karar verildi.


İsrailli bir hakim, İsrail polisini Filistinlileri ‘koşulların insani olmadığı’ eski bir gözaltı merkezinde tutmakla suçladı

İsrail'in Vadi Calut bölgesinde yer alan ve İsrail Cezaevi Servisi'ne (IPS) bağlı olan Gilboa Hapishanesi’nin önünden bir kare (EPA)
İsrail'in Vadi Calut bölgesinde yer alan ve İsrail Cezaevi Servisi'ne (IPS) bağlı olan Gilboa Hapishanesi’nin önünden bir kare (EPA)
TT

İsrailli bir hakim, İsrail polisini Filistinlileri ‘koşulların insani olmadığı’ eski bir gözaltı merkezinde tutmakla suçladı

İsrail'in Vadi Calut bölgesinde yer alan ve İsrail Cezaevi Servisi'ne (IPS) bağlı olan Gilboa Hapishanesi’nin önünden bir kare (EPA)
İsrail'in Vadi Calut bölgesinde yer alan ve İsrail Cezaevi Servisi'ne (IPS) bağlı olan Gilboa Hapishanesi’nin önünden bir kare (EPA)

Kudüs Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Gad Ehrenberg, İsrail Sınır Polisi'nin (Magav) açtığı ve Filistinli tutukluların yerleştirildiği eski gözaltı merkezinde ‘koşulların insani olmadığı’ söyledi. Bunun üzerine Kudüs Emniyet Müdürü, meseleye bir çözüm bulunması ve sorunun derhal ele alınması talimatı verdi.

Dün haberi Haaretz gazetesinde aktaran İsrailli gazeteci Yehoshua Bryner, şunları söyledi:

“Gözaltı merkezi eski ve yıllardır kapalı haldeydi. Ancak savaş sırasında çok sayıda Filistinli tutuklunun olması ve gözaltı merkezlerinin yetersiz kalması nedeniyle yeniden kullanılmasına karar verildi. Kudüs'ün kuzeyinde yer alan Ofer Gözaltı Merkezi’nde yatağı ve tuvaleti olmayan tutuklular, kalınlığı 5 santimetreyi geçmeyen köpük şiltelerde uyuyor. Mahkeme bir ay önce gözaltı merkezindeki şartların kötüleşmesi nedeniyle buranın kapatılmasına ve kullanılmamasına karar verdi. Ancak polis bu karara uymadı.”

İsrail’deki Aşkelon Merkez Hapishanesi önünde devriye gezen güvenlik güçleri (Shutterstock)
İsrail’deki Aşkelon Merkez Hapishanesi önünde devriye gezen güvenlik güçleri (Shutterstock)

İnsanlık dışı gözaltı koşulları

Geçtiğimiz hafta Batı Şeria'nın Kabalan köyündeki bir karakolda tutuklanan Filistinli bir tutuklu, buradaki şartlar nedeniyle yaşadığı sağlık sorunlarından ötürü şikayetçi olmuş ve dava açmıştı. Dava sırasında Filistinli tutuklu, ‘ailesinin geçimini sağlamak için iş ararken İsrail'de izinsiz bulunduğu gerekçesiyle tutuklandığını, fakat böyle bir ihlalden dolayı bu şekilde işkence görmeyi hak etmediğini’ söyledi. Davaya bakan hakim, polis teşkilatının temsilcisine tutukluların ‘neden bu kadar insanlık dışı koşullar altında tutulduğunu’ sordu.  Temsilci hakime, “Burası geçici bir gözaltı merkezi. Tutukluların burada yalnızca birkaç gününü geçirdiği bir istasyon olarak kullanılıyor” yanıtını verdi.

İnsan hakları örgütleri, özellikle savaş sırasında Filistinlilerin tutulduğu İsrail'deki tüm gözaltı merkezlerindeki ve bir kısmı yer altında, bir kısmı çölde olan, ancak daha önce insani olmayan şartları nedeniyle kapatılan hapishanelerdeki insanlık dışı gözaltı koşullarından şikayetçi oldu.  İnsan hakları örgütleri, ‘vahşice’ olarak nitelendirdikleri böylesi bir muameleyi, ‘bir tür intikam’ olarak değerlendirdiler.

Ateşkes anlaşması kapsamında Filistinli mahkumların serbest bırakılması öncesi Ofer’deki Askeri Cezaevi önünde park halindeki bir İsrail zırhlı aracı (AFP)
Ateşkes anlaşması kapsamında Filistinli mahkumların serbest bırakılması öncesi Ofer’deki Askeri Cezaevi önünde park halindeki bir İsrail zırhlı aracı (AFP)

Filistinli 3 bin 400 mahkum daha

İsrail Adalet Bakanlığı Kamu Savunma Birimi dahi, Filistinli tutukluların gözaltı merkezlerinde ve hapishanelerde içinde bulundukları koşulları ‘insanlık dışı’ olarak nitelendirdi. Birim tarafından geçtiğimiz ay yayınlanan bir raporda, “Binlerce tutuklu, İsrail hapishanelerinde insanlık dışı koşullarda çürüyor. Gazze'deki savaşın ardından durum daha da kötüleşti. Geçtiğimiz 7 Ekim'den bu yana yaklaşık 3 bin 400 Filistinli mahkum daha eklendi” denildi.

Kamu Savunma Birimi avukatının, geçtiğimiz aralık ayında Carmel, Damon ve Eshel hapishaneleri ile Kudüs'teki el-Meskubiyye Gözaltı Merkezi'ne yaptığı ziyaretlerde edindiği gözlemlere dayanan rapora göre hapishanelerdeki aşırı kalabalık, mahkemece suçlu bulunan mahkumların içinde bulundukları şartları da olumsuz yönde etkiliyor.

İsrail parlamentosu Knesset'teki Ulusal Güvenlik Komitesi, geçtiğimiz ekim ayında, Yüksek Mahkeme tarafından kararlaştırılan gözaltı koşullarının ihlalini onaylamış ve ‘cezaevlerinde olağanüstü hal’ ilan etmişti. Bu karar, İsrailli yetkililerin mahkumların temel haklarını ihlal etmesine izin verdi. Kararın ardından binlerce Filistinli mahkum, İsrail hapishanelerindeki aşırı kalabalık hücrelerde yere serilen şiltelerde uyumaya başladı.

Raporda, mahkumların sağlıksız ve kötü hijyen koşullarında, böceklerle dolu hücrelerde, ihtiyaçlarının büyük kısmının karşılanmadığı ve havalandırmanın yetersiz olduğu bir ortamda tutulduğu belirtildi.

Raporda, son aylardaki güvenlik durumuyla ilgili gelişmelere ilişkin olarak ise şu ifadelere yer verildi:

“Kamu Savunma Birimi, tutukluların ve mahkumların, insanlık dışı şartlarda, yerde uyuyacak kadar kalabalık bir ortamda daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir gözaltı krizine tanık oluyor.”

İsrail Aşkelon Merkez Cezaevi önünde devriye gezen güvenlik güçleri (Shutterstock)
İsrail Aşkelon Merkez Cezaevi önünde devriye gezen güvenlik güçleri (Shutterstock)

Rapora şöyle devam edildi:

“İsrail'deki mahkumların neredeyse yarısı, Yüksek Mahkeme'nin (mahkum başına 3 metrekarelik alan tahsisine ilişkin) ilk kararına uymayan aşırı kalabalık koşullarda tutuluyor. Toplam ceza hapishanesi nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan binlerce tutuklu ve mahkum da bu sayıya dahil.”

Raporda, tutukluların ve mahkumların onurunun korunması çerçevesinde yatakta uyuma hakkını öngören yasanın ihlal edildiği de belirtildi. Uluslararası hukuk, bir mahkumun 3 metrekarelik bir alana kapatılması ‘zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı bir ceza’ olarak niteliyor.

İsrail hapishanelerinde savaş öncesi erkek ve kadın 16 bin 353 mahkum vardı. Bu sayı izin verilen sayı olan 14 bin 500’den 2 bin daha fazlaydı. Buna rağmen tutukluların ve mahkumların sayısı savaştan sonra 20 bin 113’e yükseldi. Kamu Savunma Birimi temsilcilerinin Carmel Cezaevi'ni ziyareti sırasında birçok mahkum, aşırı kalabalıktan şikayet etti.

Her bir mahkumun yaşam alanının 2,42 metrekareye düşürüldüğü belirtilen raporda, tutuklularla ilgili olarak ise erkek ve kadın en az 13 tutuklunun aynı tuvaleti paylaştığı, bunun da tutuklular arasında gerilime yol açtığı, geceleri de tutukluların ve mahkumların hücrelerde soğuktan etkilendikleri aktarıldı.

El-Meskubiyye Gözaltı Merkezi'ndeki Filistinli tutuklular, hücrelerinde yemek yerken elektriğin kesildiğinden ve karanlıkta yemek zorunda kaldıklarından şikayet ettiler. Ayrıca Gazze'de savaşın başlamasından bu yana tutukluların avluya çıkmalarının tamamen yasaklandığı ve tutuklulardan bazılarının tutuklu bulundukları günler boyunca gün ışığına hiç çıkamadıkları bildirildi.


İsrail güçleri Batı Şeria'da 16 yaşındaki bir Filistinliyi öldürdü

İsrail'in Ramallah yakınındaki saldırısında öldürülen bir çocuğun cenazesinde yas tutan Filistinliler (AFP)
İsrail'in Ramallah yakınındaki saldırısında öldürülen bir çocuğun cenazesinde yas tutan Filistinliler (AFP)
TT

İsrail güçleri Batı Şeria'da 16 yaşındaki bir Filistinliyi öldürdü

İsrail'in Ramallah yakınındaki saldırısında öldürülen bir çocuğun cenazesinde yas tutan Filistinliler (AFP)
İsrail'in Ramallah yakınındaki saldırısında öldürülen bir çocuğun cenazesinde yas tutan Filistinliler (AFP)

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinde 16 yaşındaki bir Filistinliyi öldürdü.

Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "İsrail güçlerinin Ramallah'ta açtığı ateş sonucu boynundan ve göğsünden vurulan 16 yaşındaki Mustafa Ebu Şelbek isimli Filistinli genç şehit oldu." ifadesi kullanıldı.

Görgü tanıklarının aktardığına göre, Ramallah'ın kuzeyindeki Kalendiye Mülteci Kampı'nda yaşayan Ebu Şelbek, El-Emari Mülteci Kampı yakınlarında çıkan çatışmada İsrail güçlerince vuruldu.

El-Emari Mülteci Kampı'na baskın düzenleyen İsrail askerleri, Filistinlilere ait bir araca el koydu, çok sayıda eve zorla girdi. Bunun üzerine İsrail askerleri ile Filistinliler arasında olaylar çıktı, askerler baskına tepki gösteren Filistinlilere ateş açtı.

Buna göre işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 420'ye yükseldi.