İsrail ve Filistin Yönetimi’nin başı yeni direnişçiler ile dertte

Filistin halkına ait bu kadere karşılık verecek olan, sahadaki kahramanlıkların bedelini ödeyecek farklı bir direnişe öncülük eden yeni nesil direnişçilerden başkası değildir.

Filistin halkı, siyasi bir sonuç elde etmeksizin birçok fedakârlık yaptı (AFP)
Filistin halkı, siyasi bir sonuç elde etmeksizin birçok fedakârlık yaptı (AFP)
TT

İsrail ve Filistin Yönetimi’nin başı yeni direnişçiler ile dertte

Filistin halkı, siyasi bir sonuç elde etmeksizin birçok fedakârlık yaptı (AFP)
Filistin halkı, siyasi bir sonuç elde etmeksizin birçok fedakârlık yaptı (AFP)

Refik Huri
Filistin trajedisinin bir asır boyunca aralıksız devam etmesi zulmün doruk noktası oldu. İsrail’in, Oslo Anlaşması ve “iki devletli çözüme” göre oyunu kurallarıyla oynamaya istekli olduğuna dair hiçbir emare yok. Filistin halkının da oyunun kurallarının dışına çıkmaktan başka seçeneği yok. Yahudi devletinin başı dertte, Filistin Yönetimi darda, Hamas yönetimi altındaki Gazze de sıkıntıda.
Benyamin Netanyahu-Ben Gvir-Smotrich üçlüsünün aşırı sağcı hükümeti, İsrail’in içinde bulunduğu çıkmazın ileri bir aşamasını teşkil ediyor. Hükümet, yedek güçlerin eğitim ve çalışmaya karşı isyan ettiği bir orduyla üç cephede savaşıyor: haftada 500 bin gösterici karşısında yargıya karşı darbe ve yargı darbesine karşı hizmete bir tür “darbe” cephesi, Batı Şeria ve Gazze cephesi, İranlı nükleer ve bölgesel proje cephesi.
Ramallah’taki Filistin Yönetimi, elde edemedikleri ve elde etmek istedikleriyle tehdit ediyor. BM Güvenlik Konseyi’ni ve büyük güçleri, 1947’de Filistinliler ve Araplar tarafından reddedilen ve Filistin topraklarının yüzde 44’ünü Filistinlilere veren taksim kararını uygulamaya sevk edecek güce sahip değil. Elinde, herkesin eşit haklara sahip olduğu tek devlet ve elbette iki devlet seçeneği de yok. İsrail’in tanınmasını durdurmak, onunla güvenlik iş birliğini iptal etmek, anahtarları işgale teslim etmek gibi, uygulama olmaksızın tehdit ettiği seçenekleri de uygulamak istemiyor.
Hamas, İslami Cihad ve Filistin’i denizden nehre kadar özgürleştirme konusundaki ısrarın yurdu Gazze’ye gelince; coğrafi konum, İsrail’in daha yıkıcı bir bombardımanla karşılık verdiği bir füze saldırısından fazlasına müsaade etmiyor, ardından Mısır bir ateşkes ayarlamak için müdahale ediyor… birçok kez tekrarlanan bir döngü.
Lenin’in şu klasik sorusundan kaçış yok: “Ne yapmak lazım”? Nablus, Cenin ve Tel Aviv’in dahil olduğu diğer yerlerde sahada başlayan cevap, silahlı direniş şeklinde. Ancak yeni nesil direnişçilerle farklı direnişin yeni bir aşamasına ihtiyaç var. İsrail’i, genel düzeyde olduğu gibi bireysel düzeyde de güvenliğini ve istikrarını sarsmaktan başka hiçbir şey caydıramaz. İsrail’in doğumundan önce el-Hac Emin el-Hüseyni önderliğindeki ve 1967 yenilgisinden sonra da Fetih ile Ürdün, Lübnan ve kısmen Batı Şeria’dan birkaç grubun yönettiği silahlı mücadelenin yaptıklarını tekrarlamanın bir faydası yok. Filistin halkı, birçok fedakârlık yaptı, bu askerî ekimden hiçbir siyasi hasat almaksızın çok kan döktü. Sebep; grupların, liderlerinin ve şu veya bu ülkeyle olan bağlantılarının hesaplarına boyun eğmeden, faaliyetlerin aşamalar halinde yürütüldüğü kapsamlı stratejinin yanı sıra, zamanla hafiflemek ve azalmak yerine artan ve birbiriyle ilişkili olan süreçlerin sürekliliği ile titiz organizasyonun da yitirilmiş olmasıdır.
Direniş bir eylemdir, tepki değil; operasyonların işgal operasyonlarına bir karşılık olduğunu ilan etmeye lüzum yok. İşgal, daimi bir temel sorundur. Gerçekliği ve koşulları dikkate alarak işgalle yüzleşmeye devam etmekse ilerlemeye götürür.
Düşman zaman zaman “çim biçme stratejisi” dediği şeyi uyguluyor, doğru ama çim yeniden çıkıp büyüyor, o da doğru. Sonra düşman ile direniş arasındaki güç dengesinin eşit olmadığı da doğru ama “asimetrik savaş” direnişçilerin elinde İsrail’in güçlerini tüketip direnişe yeni bir ivme kazandıran önemli bir silahtır, bu da doğru.
Filistin Yönetimi’nin elde edemeyeceği şeyi, yani “Filistin halkına uluslararası korumayı” talep etmekten vazgeçmesinin zamanı geldi. Şimdi İsrail’in, Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Enstitüsü’nün raporunda uyarıda bulunulan duruma düşmesinden, yani “tutarlı bir stratejik doktrinin yokluğu ve kamu politikalarında yapılan hatalardan” faydalanma vaktidir.
Tarihçi Bernard Lewis, yıllar önce Ürdünlü bir kişiyle yaptığı diyaloğu anlatıyor: Ürdünlü ona, “Zamanımız var. Haçlılardan, Osmanlılardan, Britanyalılardan kurtulduk, Yahudilerden de kurtulacağız” demiş. Lewis de ona, “Tarihi yanlış okuyorsun; Osmanlılar Haçlılardan, İngilizlerden  Osmanlılardan, Yahudiler de Britanyalılardan kurtuldu. Peki sırada kim var?” karşılığını vermiş.
Filistin halkına ait bu kadere karşılık verecek olan, sahadaki kahramanlıkların bedelini ödeyecek farklı bir direnişin öncülük eden yeni nesil direnişçilerden başkası değildir.

*Şarku’l Avsat okuyucuları için Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir



Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
TT

Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)

Askerî kaynaklar, Pakistan’ın Sudan ile yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde bir silah anlaşmasını sonuçlandırmanın son aşamasına geldiğini açıkladı.  Sudan’daki kriz, askerî ve diplomatik cephelerde hızlanan gelişmelerle yeni bir aşamaya girerken, özellikle Darfur ve Kordofan bölgelerinde savaşın yıkıcı biçimde sürmesi, uluslararası toplumun insani felaketin derinleştiğine yönelik uyarılarını artırdı. Çatışmaların bölgesel boyut kazanabileceğine dair endişeler de giderek güçleniyor.

Anlaşmanın, Sudan ordusuna hafif saldırı uçakları, keşif ve taarruz amaçlı insansız hava araçları ile gelişmiş hava savunma sistemlerinin tedarikini kapsadığı belirtildi. Eski bir üst düzey hava kuvvetleri yetkilisi ile Reuters’a konuşan kaynaklara göre pakette yaklaşık 10 adet “Karakoram-8” tipi uçak, 200’den fazla insansız hava aracı ve “Super Mushshak” eğitim uçakları yer alıyor. Çin ile ortak geliştirilen “JF-17” savaş uçaklarının da anlaşmaya dahil edilmesi ihtimali bulunuyor; ancak teslimat takvimi ve kesin sayılar konusunda bilgi verilmedi.

vfedv
Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Pakistan Hava Kuvvetleri’nde daha önce üst düzey görevlerde bulunan emekli Mareşal Amir Masood, söz konusu anlaşmanın “fiilen tamamlandığını” belirterek, bu satışın, Sudan ordusunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanmaya başlamasıyla kaybettiği hava üstünlüğünü yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Buna karşın, Pakistan ve Sudan hükümetlerinden şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı.

Pakistan’ın savunma sanayii hamlesi

Pakistan’ın savunma alanındaki hedefleri, son yıllarda büyüme kaydeden askerî sanayisini güçlendirmeye odaklanıyor. Yetkililere göre bu sektör, özellikle geçen yıl Hindistan’la yaşanan gerilimde Pakistan uçaklarının kullanılması sonrasında artan ilgi ve yatırımlarla daha da öne çıktı. İslamabad, geçen ay Doğu Libya’daki Libya Ulusal Ordusu ile değeri 4 milyar doları aşan büyük bir silah satış anlaşması imzaladı. Anlaşma, “JF-17” savaş uçakları ile eğitim uçaklarını kapsıyor.

Pakistan ayrıca, Dakka ile ilişkilerin iyileşmesiyle birlikte Bangladeş ile de “Super Mushshak” eğitim uçakları ve “JF-17” savaş uçaklarını içerebilecek bir savunma anlaşması konusunda görüşmeler yürütüyor. Hükümet, büyüyen savunma sanayiinin uzun vadeli ekonomik istikrar için önemli bir itici güç olabileceğini değerlendiriyor.

Sahada çatışmalar sürüyor

Sahada ise Sudan ordusu, Darfur ve Kordofan eyaletlerinde, ayrıca Güney Libya’dan gelen ikmal hatlarını hedef alan yoğun hava ve kara saldırıları düzenlediğini açıkladı. Ordu Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, operasyonlarda “Hızlı Destek Kuvvetleri”ne ait 240’tan fazla savaş aracının imha edildiği, yüzlerce unsurun öldürüldüğü, ayrıca Nyala Havalimanı’ndaki insansız hava araçları, askerî depolar ve operasyon merkezlerinin hedef alındığı bildirildi. Nyala, Güney Darfur’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri, Nyala üzerinde uçan bir insansız hava aracını düşürdüklerini duyurdu. Grup, Sudan ordusunu sivilleri ve altyapıyı, özellikle de sağlık tesislerini hedef alan hava saldırıları düzenlemekle suçladı ve hava savunma unsurlarının olası yeni saldırılara karşı hazır olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin daha önce Sudan-Libya-Mısır sınırındaki üçgen bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Kahire’nin olası güvenlik sonuçlarına dair artan kaygılarıyla birlikte yaşanıyor. Sudan’da iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden savaş, dünyadaki en ağır insani krizlerden birine yol açarken, ülkenin stratejik konumu, Kızıldeniz kıyıları ve önemli altın üretimi nedeniyle dış aktörlerin de çatışmaya dahil olmasına neden oluyor.

İngiltere-Almanya girişimi

Siyasi cephede ise İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İngiltere’nin Almanya ile birlikte Nisan ayında Berlin’de Sudan konulu bir uluslararası konferans düzenleyeceğini açıkladı. Konferansın, savaşın üçüncü yıl dönümüne denk geleceğini belirten Cooper, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başkanlığını, Sudan dosyasının uluslararası gündemdeki önceliğini korumak için kullanacağını ifade etti.

sdfvgt
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper (AP)

Cooper, Şarku’l Avsat’ta yayımlanan makalesinde, Londra’nın Sudan’da işlenen ihlalleri gündemde tutmayı ve 2026’da barışa yönelik yeni bir ivme oluşturmak için uluslararası desteği seferber etmeyi sürdüreceğini kaydetti. ABD’nin, ABD-Suudi Arabistan-Mısır-BAE’den oluşan dörtlü mekanizma aracılığıyla ateşkes sağlanmasına yönelik girişimlerine de değinen Cooper, Washington’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Donald Trump’ın üst düzey danışmanlarıyla görüşmeler yaptığını aktardı. Cooper, Sudan’daki savaşın artık yerel bir kriz olmaktan çıktığını, bölgesel ve küresel bir nitelik kazandığını ve uluslararası toplumun etkili ittifaklar kurma kapasitesi açısından ciddi bir sınav teşkil ettiğini vurguladı.


Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
TT

Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı SANA’nın bir güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göre bugün (Cuma) Halep’in kuzeyinde Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı 100 unsurun saf değiştirdiğini, iç güvenlik güçlerinin söz konusu kişileri koruma altına aldı.

Olay, İçişleri Bakanlığı’nın, SDG’ye bağlı silahlı grupların çekilmesinin ardından devlete devredilen mahallelerde güvenliğin yeniden sağlanması planı çerçevesinde Eşrefiye Mahallesi’nde iç güvenlik güçlerinin görevlendirildiğini duyurmasından saatler sonra gerçekleşti.

SANA’nın bir askeri kaynağa dayandırdığı habere göre SDG, Cuma günü İran yapımı insansız hava araçlarıyla Halep’in kuzeyindeki sivil ve güvenlik noktalarını hedef alarak saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı.

Ajans, kaynaklarına dayanarak, PKK mensuplarının hükümet güçlerine karşı çatışmalara katılmayı reddeden dört Kürt’ü öldürdüğünü aktardı. Aynı kaynak, PKK’nın SDG unsurlarının da yardımıyla Halep’teki Şeyh Maksud Mahallesi’nden ayrılan sivillere ait evleri ateşe verdiğini ileri sürdü.

dfvg
Halep kentindeki Şeyh Maksud Mahallesi’nden sivillerin insani bir koridor üzerinden tahliyesi (SANA)

Suriye basınında yer alan haberlerde, Şeyh Maksud Mahallesi’nde SDG’ye ait büyük bir mühimmat deposunun imha edildiği bildirildi. Suriye Savunma Bakanlığı ise SDG’nin Halep’te bir hastanenin hedef alındığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, vurulan hedefin bir mühimmat deposu olduğunu açıkladı.

Günün erken saatlerinde Suriye ordusu, ateşkes ilanından kısa süre sonra, Halep’teki Kürt mahallesinde bazı bölgelerin bombardıman öncesinde boşaltılması çağrısında bulunarak, SDG’yi bu alanları askerî amaçlarla kullanmakla suçladı. SANA, ordunun hedef alınması planlanan noktaları gösteren haritalar yayımladığını, sivillerden bu bölgeleri “derhal terk etmelerini” istediğini ve SDG’nin buraları “Halep kentinin mahallelerini ve sakinlerini hedef almak için askerî mevzi olarak kullandığını” ileri sürdüğünü aktardı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığı habere göre askeri bir kaynak yaptığı açıklamada, orduya ait insansız hava araçlarının, SDG’nin Şeyh Maksud Mahallesi’nde yolları kapattığını, halkı korkutarak mahalleden çıkmalarını engellediğini ve sivilleri, ordu ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar sırasında “canlı kalkan” olarak kullanmayı amaçladığını belirtti.

Suriye televizyonu, ordunun harekât birimine dayandırdığı haberinde, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “kapalı askerî bölge” ilan edildiğini ve saat 18.30’dan itibaren “ikinci bir duyuruya kadar” tam sokağa çıkma yasağı uygulandığını bildirdi. Harekât birimi, mahalledeki sivillere pencerelerden uzak durmaları, alt katlara inmeleri ve SDG mevzilerine yaklaşmamaları yönünde uyarıda bulundu.

Öte yandan SDG, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “Suriye hükümetine bağlı gruplar tarafından yoğun ve şiddetli bombardımana maruz kaldığını”, hükümet güçlerinin tanklarla ilerlemeye çalıştığını ve buna karşı “şiddetli ve sürekli bir direniş” gösterdiklerini savundu.

Ordu daha önce, sivillerin Şeyh Maksud’dan çıkışı için yerel saatle 16.00–18.00 (13.00–15.00 GMT) arasında bir geçiş noktası açıldığını, SDG savaşçıları ise “silah bırakma” çağrısı yapıldığını duyurmuştu. AFP muhabiri, Şeyh Maksud yakınlarında bazı sivillerin mahalleden ayrıldığını gözlemledi.

SDG güçleri, günün erken saatlerinde, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini açıklamıştı. Yetkililer, ateşkes kapsamında bu bölgelerin saatler içinde tahliye edileceğini duyurmuştu.

Suriye Savunma Bakanlığı, Cuma günü şafak vakti yaptığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini, silahlı grupların bu saatten itibaren en geç 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri gerektiğini bildirdi. Açıklamada, militanların yalnızca hafif bireysel silahlarını taşıyabilecekleri, Suriye ordusunun ise “güvenli şekilde refakat ve kuzeydoğu bölgelerine ulaşana kadar tam güvenlik sağlama” taahhüdünde bulunduğu belirtildi.

Salı günü, Halep’teki Kürt ağırlıklı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde hükümet güçleri ile Kürt güçler arasında çıkan şiddetli çatışmalarda 21 kişi hayatını kaybetmiş, taraflar olayların sorumluluğu konusunda birbirini suçlamıştı. Gelişmeler, Mart ayında imzalanan ve Kürt özerk yönetimine bağlı kurumların Suriye devleti çatısı altında birleştirilmesini öngören anlaşmaya rağmen, Şam ile SDG arasındaki müzakerelerin tıkanması ortamında yaşanıyor.


SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
TT

SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bugün yaptıkları açıklamada, yetkililerin ateşkes kapsamında saatler içinde tahliye edileceklerini duyurmasına rağmen Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini bildirdi. Söz konusu ateşkes, günler süren kanlı çatışmaların ardından sağlanmıştı.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye Halk Meclisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şam hükümeti güçlerinin halkımıza ve güvenlik güçlerimize yaptığı çağrı bir teslimiyet çağrısıdır. Ancak bu mahallelerdeki halkımız, yaşadığı yerlerde kalma ve onları savunma konusunda kararlıdır” denildi. Açıklamada ayrıca, “Mahallelerimizde kalma ve onları savunma yönünde kararımızı aldık” ifadesine yer verildi.

ı8
Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde, Şeyh Maksud mahallesine girmek ve SDG milislerini iki bölgeden tahliye etmek için sıraya giren otobüsler, 9 Ocak 2026... (AFP)

Halep’teki yerel yetkililer bugün erken saatlerde yaptıkları açıklamada, kentte kuşatma altında bulunan SDG  milislerinin saatler içinde Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelere nakledileceğini duyurmuştu.

Halep Valiliği Basın Müdürlüğü tarafından yayımlanan açıklamada, ‘Savunma Bakanlığı’nın günler süren kanlı çatışmaların ardından ateşkes ilan etmesinin akabinde, önümüzdeki saatlerde SDG unsurlarının hafif bireysel silahlarıyla birlikte Fırat’ın doğusuna nakledileceği’ belirtildi. Açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt güçleri ile hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmaların binlerce sivili yerinden ettiği kaydedildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise bugün şafak vakti yayımladığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini bildirdi. Açıklamada, mahallelerdeki silahlı gruplardan ateşkesin başlamasından itibaren cuma sabahı saat 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri istendi. Bakanlık, silahlı unsurların yalnızca hafif bireysel silahlarını yanlarına alarak ayrılabileceklerini belirterek, Suriye ordusunun ‘kendilerine eşlik etmeyi ve ülkenin kuzeydoğusundaki bölgelere güvenli şekilde ulaşmalarını sağlamayı taahhüt ettiğini’ duyurdu.

dfrgthy
Suriye iç güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile şiddetli çatışmaların ardından 8 Ocak 2026 günü geç saatlerde Halep'in Eşrefiye mahallesine girerken sokakları güven altına alıyor. (AFP)

Yetkililer, söz konusu adımın ‘bu mahallelerdeki askerî durumu sona erdirmeyi, hukukun ve resmî kurumların yeniden tesis edilmesini sağlamayı, ayrıca evlerinden zorla ayrılmak zorunda kalan sivillerin geri dönerek güven ve istikrar ortamında normal hayatlarına dönmelerine imkân tanımayı’ amaçladığını açıkladı.

Açıklamada, herkesin güvenliğinin sağlanması ve sahada herhangi bir sürtüşmenin önlenmesi için belirlenen süreye titizlikle uyulması çağrısında bulunulurken, silahlı grupların mahallelerden Suriye’nin kuzeydoğusuna çıkışının, iç güvenlik güçleri ile Suriye ordusundaki operasyonlar biriminin koordinasyonunda düzenleneceği bildirildi.

Öte yandan Suriye ordusuna bağlı birliklerin, açıklamadan saatler önce Halep’te SDG’nin kontrolünde bulunan mahallelerden biri olan Eşrefiye’nin büyük bölümünde kontrolü sağladığı belirtildi. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, Eşrefiye mahallesinin “güvenli hale geldiğini, diğer eksenlerde de ilerlemenin sürdüğünü” söyledi. Sözcü ayrıca, SDG güçlerinin evleri ve iş yerlerini mayınladığını belirterek, bakanlık birliklerinin Eşrefiye mahallesini mayınlardan arındırmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.