Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?

Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?
TT

Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?

Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?

Rusya, Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından yalnızca 60 gün süreyle tahıl ihracatına izin verecek olan Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye tarafından desteklenen bir girişimi yenilemeyi teklif etti. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Tahıl anlaşmasını 120 gün daha uzatmak için müzakerelere başladık. Rusya ve Ukrayna taraflarıyla teknik düzeyde görüştük, bakanlar düzeyinde görüşmelerimizi sürdürüyoruz” dedi. Akar yaptığı açıklamalarda, sözleşmenin geçerlilik süresinin kısa sürede uzatılması konusunda uzlaşma sağlanmasını umduğunu dile getirdi. Akar ayrıca, “Fiyat istikrarını ciddi şekilde etkilediği için uluslararası ve bölgesel barış açısından önemli olan bu anlaşmayı 60 gün yerine 120 gün uzatmak için görüşüyoruz. İki taraf (Rus ve Ukrayna) bu teklifi değerlendirecek ve kararını verecek. Umarım en kısa sürede bu sorunu çözeriz” ifadelerini kullandı. Akar, ilgili tarafların uzatma konusunu görüşmeye başladığını, gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra konuyla ilgili kararlarını açıklayacaklarını ifade etti. 22 Temmuz 2022'de İstanbul'da imzalanan ve ilk kez 18 Kasım'da uzatılan anlaşmanın süresi 18 Mart'ta sona eren anlaşma kapsamında bugüne kadar 24 milyon tondan fazla tahıl sevk edildiğine dikkat çekti. BM Sözcüsü Stephane Dujarric, uluslararası örgütün tahıl anlaşmasının uygulanması, Rus gıda ve gübre ihracatıyla ilgili kısmın uygulanması için çağrı yapmaya devam ettiğini söyledi.
Daha önce Rusya Dışişleri Bakanlığı, Batılı ülkeleri, anlaşmanın sadece Ukrayna tahıl ve gıda ürünlerinin ihracatıyla ilgili kısmı olan şartlarının bir bölümünü uygulayarak tahıl anlaşmasını sabote etmeye çalışmakla suçlamıştı.
İstanbul Anlaşması, Ukrayna'nın tahıl, gıda ve gübrelerinin Karadeniz'deki 3 Ukrayna limanından taşınmasını ve Rus tarım ürünleri ve gübrelerinin ihracatına uygulanan yaptırımların kaldırılmasını öngörüyor. Rusya, ürünleriyle ilgili kısmın uygulanmadığını söylüyor. Anlaşma, önemli bir tahıl ve yağlı tohum üreticisi olan Ukrayna'daki üç limandan ihracatın yeniden başlamasına izin vererek küresel gıda kıtlığını azaltmak amacıyla tahıl taşıyan gemiler için güvenli geçiş sağladı.

Hangi ürünler ihraç ediliyor?
Gemilerin geçişine güvenli geçiş sağlanmasını öngören anlaşma kapsamında 12,2 milyon tonu mısır olmak üzere yaklaşık 24,6 milyon ton tarım ürünü sevk edildi. Buğday sevkiyatları yaklaşık 6,7 milyon tona ulaşırken, diğer emtialar arasında kolza tohumu, Ayçiçek yağı, Ayçiçek unu ve arpa yer aldı. Bu sevkiyatların çoğu Çin'e (5,4 milyon ton), İspanya'ya (4,3 milyon ton) ve Türkiye'ye (2,7 milyon ton) gitti.

Anlaşmada hangi noktalar değiştirilebilir?
Anlaşmadaki en büyük potansiyel değişiklik, Rusya'nın desteklediği ancak Ukrayna'nın karşı çıktığı yenileme süresinin 120 günden 60 güne düşürülmesi olarak görülüyor. Sürenin kısalması önemlidir. Çünkü anlaşmanın çökmesi olasılığı nedeniyle tahıl sevkiyatları genellikle yenileme tarihine kadar ertelenir ve bu gerçekleşirse bölgedeki birçok gemiyi karaya oturtur. Reuters’in haberine göre endüstri kaynakları Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği Şubat 2022'de mahsur kalan ve çoğu gıda kargosu taşıyan 90'dan fazla gemiye kıyasla, yaklaşık 60 ticari gemi hala Ukrayna limanlarında mahsur kaldığına dikkat çekti. Kaynaklara göre bu nedenle, anlaşmanın yenilenme süresinin kısaltılmasının, Ukrayna'yı su yolu ile terk eden tahıl ve yağlı tohum sevkiyatlarının hacminde önemli bir düşüşe yol açması muhtemel. Çünkü şirketler sevkiyatların akıbetinden endişe duyuyor. Ticaret kaynakları, nakliye şirketlerinin, anlaşmayla ilgili devam eden müzakerelerin sonucu belli olana kadar gemilerinin koridordan geçmesine izin vermeyi reddettiğini söyledi. Kaynaklar, Ukrayna’nın, anlaşmayı en az bir yıl uzatmak ve Mykolaiv limanını girişimin kapsadığı limanlar listesine eklemek istediğini bildirdi. Anlaşmanın kapsadığı üç limanın, ayda yaklaşık üç milyon ton toplam nakliye kapasitesiyle Odessa, Çornomorsk ve Pivdenny olduğu biliniyor.
2021 yılı nakliye verileri, Mykolaiv'in Ukrayna'daki en büyük ikinci tahıl limanı olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle anlaşmaya girmesinin daha fazla miktarda tahıl ve yağlı tohum nakliyesine olanak sağlaması bekleniyor. Rusya, tarımsal ihracatı üzerindeki yasağı kaldırmak için somut adımlar atılana kadar anlaşmayı daha uzun bir süre için yenilemeyi reddettiğini söyledi. Yaptırımlar Rusya'nın tarımsal ihracatını açıkça hedef almıyor. Ancak Moskova ödemeler, lojistik ve sigorta şirketlerine getirilen yasağın tahıl ve gübre ihracatına engel teşkil ettiğini söylüyor. Bazıları, Rusya'nın Batı'dan Rusya'nın ihracatını kolaylaştıracak devlet tarım bankası Rosselkhozbank üzerindeki kısıtlamaları hafifletmesini isteyeceğini de iddia ediyor.

Anlaşma gıda krizini hafifletmeyi başardı mı?
Chicago Ticaret Odası buğday fiyatları, 24 Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra fırladı. Ukrayna'nın su yoluyla milyonlarca ton buğday ihraç etmesi nedeniyle fiyatlar düştüğü için buğday fiyatları şu anda çatışma öncesi seviyelere ulaştı. Fiyatların düşmesine yol açan diğer faktörler arasında, küresel ekonomilerin karamsar beklentileri ve doların değer kazanmasına ek olarak, geçen yıl Rusya'nın buğday rekoltesinin artarak rekor seviyelere ulaşması yer alıyor.
Chicago vadeli işlemlerindeki düşüşe rağmen, ekmek ve makarna gibi buğdaya dayalı temel gıda fiyatları, birçok gelişmekte olan ülkede işgal öncesi seviyelerin oldukça üzerinde kalıyor.

Peki ya sigorta?
Anlaşmaya nezaret eden İstanbul merkezli Ortak Koordinasyon Merkezi, sigorta şirketleri ve armatörlerin endişelerini gidermek amacıyla nakliye kanalına ilişkin prosedürleri Ağustos ayında yayınladı. Bu merkez, Rus, Türk ve Ukraynalı yetkililerin yanı sıra BM yetkililerinden oluşuyor. Sigorta şirketleri başlangıçta, koridordan geçen gemilere eşlik edecek düzenlemelerin yanı sıra deniz mayınlarıyla başa çıkmak için net bir strateji varsa koruma sağlamaya istekli olduklarını söylediler.
O zamandan beri sigorta şirketleri, gemilerin geçiş halindeyken şerit içinde kalması veya sözleşmelerinin iptal edilme riskiyle karşı karşıya kalması da dahil olmak üzere teminat sağlamak için koşullar koydu. 22 Temmuz anlaşmasının ardından, Lloyd's of London'ın bir yan kuruluşu olan Ascott ve sigorta komisyoncusu Marsh, seyahat için devreye alınan 50 milyon dolarlık sigorta kapsamı ile Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından ayrılan tahıl ve gıda ürünleri için bir deniz kargo savaş sigortası tesisi kurdu. Ukrayna limanlarına giden gemilerin sigortalarının toplam maliyeti, özel sigorta sınıfları içermesi nedeniyle halen çok yüksek. Bu yılın başında reasürans şirketlerinin Belarus, Rusya ve Ukrayna'yı hariç tutmasının ardından sigorta şirketlerinin daha fazla risk üstlenmesi nedeniyle bu maliyet artmış, bu da sigorta şirketlerinin riskini artırmakta ve sevkiyatlar için sigorta teminatı sağlama isteklerini azaltıyor. Gemi sahipleri, anlaşmada yer alan üç Ukrayna limanından herhangi birine sefer yapan gemiler için yedi günde bir yenilenen ve binlerce dolara mal olan savaş risklerine karşı ek sigorta bedelleri ödemekle yükümlü. Anlaşmanın yenilenmesi 60 gün ile sınırlı kalırsa yüksek maliyetler ve gemilerini denizin ortasında karaya oturtma ihtimalleri nedeniyle daha fazla armatörün gemilerini kiralama konusunda isteksiz olmasına yol açabilir.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.