Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?

Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?
TT

Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?

Küresel gıda krizinin çözüm modeli Ukrayna tahıl koridoru mu?

Rusya, Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından yalnızca 60 gün süreyle tahıl ihracatına izin verecek olan Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye tarafından desteklenen bir girişimi yenilemeyi teklif etti. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Tahıl anlaşmasını 120 gün daha uzatmak için müzakerelere başladık. Rusya ve Ukrayna taraflarıyla teknik düzeyde görüştük, bakanlar düzeyinde görüşmelerimizi sürdürüyoruz” dedi. Akar yaptığı açıklamalarda, sözleşmenin geçerlilik süresinin kısa sürede uzatılması konusunda uzlaşma sağlanmasını umduğunu dile getirdi. Akar ayrıca, “Fiyat istikrarını ciddi şekilde etkilediği için uluslararası ve bölgesel barış açısından önemli olan bu anlaşmayı 60 gün yerine 120 gün uzatmak için görüşüyoruz. İki taraf (Rus ve Ukrayna) bu teklifi değerlendirecek ve kararını verecek. Umarım en kısa sürede bu sorunu çözeriz” ifadelerini kullandı. Akar, ilgili tarafların uzatma konusunu görüşmeye başladığını, gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra konuyla ilgili kararlarını açıklayacaklarını ifade etti. 22 Temmuz 2022'de İstanbul'da imzalanan ve ilk kez 18 Kasım'da uzatılan anlaşmanın süresi 18 Mart'ta sona eren anlaşma kapsamında bugüne kadar 24 milyon tondan fazla tahıl sevk edildiğine dikkat çekti. BM Sözcüsü Stephane Dujarric, uluslararası örgütün tahıl anlaşmasının uygulanması, Rus gıda ve gübre ihracatıyla ilgili kısmın uygulanması için çağrı yapmaya devam ettiğini söyledi.
Daha önce Rusya Dışişleri Bakanlığı, Batılı ülkeleri, anlaşmanın sadece Ukrayna tahıl ve gıda ürünlerinin ihracatıyla ilgili kısmı olan şartlarının bir bölümünü uygulayarak tahıl anlaşmasını sabote etmeye çalışmakla suçlamıştı.
İstanbul Anlaşması, Ukrayna'nın tahıl, gıda ve gübrelerinin Karadeniz'deki 3 Ukrayna limanından taşınmasını ve Rus tarım ürünleri ve gübrelerinin ihracatına uygulanan yaptırımların kaldırılmasını öngörüyor. Rusya, ürünleriyle ilgili kısmın uygulanmadığını söylüyor. Anlaşma, önemli bir tahıl ve yağlı tohum üreticisi olan Ukrayna'daki üç limandan ihracatın yeniden başlamasına izin vererek küresel gıda kıtlığını azaltmak amacıyla tahıl taşıyan gemiler için güvenli geçiş sağladı.

Hangi ürünler ihraç ediliyor?
Gemilerin geçişine güvenli geçiş sağlanmasını öngören anlaşma kapsamında 12,2 milyon tonu mısır olmak üzere yaklaşık 24,6 milyon ton tarım ürünü sevk edildi. Buğday sevkiyatları yaklaşık 6,7 milyon tona ulaşırken, diğer emtialar arasında kolza tohumu, Ayçiçek yağı, Ayçiçek unu ve arpa yer aldı. Bu sevkiyatların çoğu Çin'e (5,4 milyon ton), İspanya'ya (4,3 milyon ton) ve Türkiye'ye (2,7 milyon ton) gitti.

Anlaşmada hangi noktalar değiştirilebilir?
Anlaşmadaki en büyük potansiyel değişiklik, Rusya'nın desteklediği ancak Ukrayna'nın karşı çıktığı yenileme süresinin 120 günden 60 güne düşürülmesi olarak görülüyor. Sürenin kısalması önemlidir. Çünkü anlaşmanın çökmesi olasılığı nedeniyle tahıl sevkiyatları genellikle yenileme tarihine kadar ertelenir ve bu gerçekleşirse bölgedeki birçok gemiyi karaya oturtur. Reuters’in haberine göre endüstri kaynakları Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği Şubat 2022'de mahsur kalan ve çoğu gıda kargosu taşıyan 90'dan fazla gemiye kıyasla, yaklaşık 60 ticari gemi hala Ukrayna limanlarında mahsur kaldığına dikkat çekti. Kaynaklara göre bu nedenle, anlaşmanın yenilenme süresinin kısaltılmasının, Ukrayna'yı su yolu ile terk eden tahıl ve yağlı tohum sevkiyatlarının hacminde önemli bir düşüşe yol açması muhtemel. Çünkü şirketler sevkiyatların akıbetinden endişe duyuyor. Ticaret kaynakları, nakliye şirketlerinin, anlaşmayla ilgili devam eden müzakerelerin sonucu belli olana kadar gemilerinin koridordan geçmesine izin vermeyi reddettiğini söyledi. Kaynaklar, Ukrayna’nın, anlaşmayı en az bir yıl uzatmak ve Mykolaiv limanını girişimin kapsadığı limanlar listesine eklemek istediğini bildirdi. Anlaşmanın kapsadığı üç limanın, ayda yaklaşık üç milyon ton toplam nakliye kapasitesiyle Odessa, Çornomorsk ve Pivdenny olduğu biliniyor.
2021 yılı nakliye verileri, Mykolaiv'in Ukrayna'daki en büyük ikinci tahıl limanı olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle anlaşmaya girmesinin daha fazla miktarda tahıl ve yağlı tohum nakliyesine olanak sağlaması bekleniyor. Rusya, tarımsal ihracatı üzerindeki yasağı kaldırmak için somut adımlar atılana kadar anlaşmayı daha uzun bir süre için yenilemeyi reddettiğini söyledi. Yaptırımlar Rusya'nın tarımsal ihracatını açıkça hedef almıyor. Ancak Moskova ödemeler, lojistik ve sigorta şirketlerine getirilen yasağın tahıl ve gübre ihracatına engel teşkil ettiğini söylüyor. Bazıları, Rusya'nın Batı'dan Rusya'nın ihracatını kolaylaştıracak devlet tarım bankası Rosselkhozbank üzerindeki kısıtlamaları hafifletmesini isteyeceğini de iddia ediyor.

Anlaşma gıda krizini hafifletmeyi başardı mı?
Chicago Ticaret Odası buğday fiyatları, 24 Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra fırladı. Ukrayna'nın su yoluyla milyonlarca ton buğday ihraç etmesi nedeniyle fiyatlar düştüğü için buğday fiyatları şu anda çatışma öncesi seviyelere ulaştı. Fiyatların düşmesine yol açan diğer faktörler arasında, küresel ekonomilerin karamsar beklentileri ve doların değer kazanmasına ek olarak, geçen yıl Rusya'nın buğday rekoltesinin artarak rekor seviyelere ulaşması yer alıyor.
Chicago vadeli işlemlerindeki düşüşe rağmen, ekmek ve makarna gibi buğdaya dayalı temel gıda fiyatları, birçok gelişmekte olan ülkede işgal öncesi seviyelerin oldukça üzerinde kalıyor.

Peki ya sigorta?
Anlaşmaya nezaret eden İstanbul merkezli Ortak Koordinasyon Merkezi, sigorta şirketleri ve armatörlerin endişelerini gidermek amacıyla nakliye kanalına ilişkin prosedürleri Ağustos ayında yayınladı. Bu merkez, Rus, Türk ve Ukraynalı yetkililerin yanı sıra BM yetkililerinden oluşuyor. Sigorta şirketleri başlangıçta, koridordan geçen gemilere eşlik edecek düzenlemelerin yanı sıra deniz mayınlarıyla başa çıkmak için net bir strateji varsa koruma sağlamaya istekli olduklarını söylediler.
O zamandan beri sigorta şirketleri, gemilerin geçiş halindeyken şerit içinde kalması veya sözleşmelerinin iptal edilme riskiyle karşı karşıya kalması da dahil olmak üzere teminat sağlamak için koşullar koydu. 22 Temmuz anlaşmasının ardından, Lloyd's of London'ın bir yan kuruluşu olan Ascott ve sigorta komisyoncusu Marsh, seyahat için devreye alınan 50 milyon dolarlık sigorta kapsamı ile Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından ayrılan tahıl ve gıda ürünleri için bir deniz kargo savaş sigortası tesisi kurdu. Ukrayna limanlarına giden gemilerin sigortalarının toplam maliyeti, özel sigorta sınıfları içermesi nedeniyle halen çok yüksek. Bu yılın başında reasürans şirketlerinin Belarus, Rusya ve Ukrayna'yı hariç tutmasının ardından sigorta şirketlerinin daha fazla risk üstlenmesi nedeniyle bu maliyet artmış, bu da sigorta şirketlerinin riskini artırmakta ve sevkiyatlar için sigorta teminatı sağlama isteklerini azaltıyor. Gemi sahipleri, anlaşmada yer alan üç Ukrayna limanından herhangi birine sefer yapan gemiler için yedi günde bir yenilenen ve binlerce dolara mal olan savaş risklerine karşı ek sigorta bedelleri ödemekle yükümlü. Anlaşmanın yenilenmesi 60 gün ile sınırlı kalırsa yüksek maliyetler ve gemilerini denizin ortasında karaya oturtma ihtimalleri nedeniyle daha fazla armatörün gemilerini kiralama konusunda isteksiz olmasına yol açabilir.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.