Abdullahiyan, Şemhani’nin bölgesel göreviyle ilgili anlaşmazlık olduğu iddialarını reddediyor

Cuma imamları Suudi Arabistan-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladı. Kum Cuma İmamı, Washington’ın ‘mantıklı bir yol izlemesi’ halinde Tahran’ın Washington ile ilişkileri normalleştirmeye sıcak bakabileceğini söyledi.

Geçen ağustos ayında nükleer anlaşmayla ilgili bir parlamento oturumuna katılan Şemhani ve Abdullahiyan (Cameran)
Geçen ağustos ayında nükleer anlaşmayla ilgili bir parlamento oturumuna katılan Şemhani ve Abdullahiyan (Cameran)
TT

Abdullahiyan, Şemhani’nin bölgesel göreviyle ilgili anlaşmazlık olduğu iddialarını reddediyor

Geçen ağustos ayında nükleer anlaşmayla ilgili bir parlamento oturumuna katılan Şemhani ve Abdullahiyan (Cameran)
Geçen ağustos ayında nükleer anlaşmayla ilgili bir parlamento oturumuna katılan Şemhani ve Abdullahiyan (Cameran)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İran'ın dış politikası ile ilgili anlaşmazlıklar olduğunu yalanlayarak İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin gözetiminde bir koordinasyon olduğunu vurguladı. Devlet medyası, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin Irak ve İran arasında bir güvenlik anlaşması imzalamak üzere Bağdat'ı ziyaret edeceğini duyurmasının ardından Abdullahiyan, Şemhani’nin yakın zamanda Irak'ı ziyaret edeceğini doğruladı.
Abdullahiyan’ın yönetim organının bölümleri arasında koordinasyonun olduğuna ilişkin açıklamasını, özellikle Suudi Arabistan ve İran'ın diplomatik ilişkileri yeniden başlatma kararı almasından bir hafta sonra Şemhani’nin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gitmesiyle Dışişleri Bakanlığı'nın komşu ülkelerle müzakerelerde yer almamasına ilişkin sorular üzerine yaptı.
Abdullahiyan, Twitter üzerinden Arapça yaptığı paylaşımda, “Amiral Şemhani’nin BAE ve Irak ziyaret mevcut güvenlik ilişkileri çerçevesinde geliyor, yeni bir olgu değil” ifadelerini kullanarak ‘ziyaretlerinde kendisine Dışişleri Bakanlığı’ndan bir temsilcinin refakat ettiğini’ belirtti.
İranlı bakan, ‘dış politikada koordinasyonun olduğunu ve her şeyin bir nizam içinde Cumhurbaşkanı’nın gözetiminde yapıldığını’ vurguladı. İngilizce ve Farsça olarak da paylaştığı mesajını “Düşmanlar bilsin ki, anlaşmazlık yoktur” sözleriyle noktaladı.
Abdullahiyan’ın Twitter paylaşımından saatler önce İran haber ajansları, detay vermeden Şemhani’nin ‘bir güvenlik anlaşması imzalamak üzere’ gelecek hafta Bağdat’a gideceğini bildirmişlerdi.
Suudi Arabistan-İran anlaşmasının ardından İran ile Körfez ve Arap ülkeleri arasındaki yakınlaşma arttı. Yakın bir zamanda Suudi Arabistan ve İran'ın üst düzey güvenlik yetkilileri arasında Pekin'de dört gün süren gizli görüşmeler yapılmıştı. Suudi Arabistan tarafını Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu üyesi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid bin Muhammed el-Ayban temsil ederken, İran heyetine Şemhani başkanlık etmişti.
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Halkla İlişkiler Sorumlusu Sepehr Halaci, ‘İran Cumhurbaşkanı’nın, hükümetin, komşu ülkelerle ilişkileri ve bağları destekleme ve güçlendirme politikasını sürdürmek için Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri’ni BAE’yi ziyaret etmesi için görevlendirdiğini’ duyurdu.
Halaci, İran’da yasak olan Twitter platformu üzerinden yaptığı paylaşımda “Şemhani'nin Cumhurbaşkanlığı temsilcisi olarak diplomatik heyet eşliğinde Pekin'deki görevinin ardından bölgedeki diğer ülkelere de ziyaretleri devam edecek” ifadelerini kullandı.
Reuters Haber Ajansı’nın perşembe günü geçtiği haberde iki İranlı yetkili, Dini Lider Ali Hamaney'in Tahran’ın Suudi Arabistan ile ilişkileri düzeltme çabasının üzerinden iki yıl geçmesinin ardından ikili görüşmelerin temposunun yavaşlığından ötürü geçen eylül ayında sabrının tükendiğini ve süreci hızlandırmanın yollarını görüşmek üzere ekibini topladığını, bunun ise Çin’in müdahalesi ile sonuçlandığını belirtti.
Hamaney’in yakın çevresinden bölgesel bir kaynak İran’ın, üst düzey ulusal güvenlik yetkilisi Ali Şemhani’yi Arap azınlığa mensup olduğu için müzakerelere liderlik etmek üzere seçtiğini söyledi.
Bu arada dün reformist Telegram kanalları, Şemhani’nin komşu ülkelerle olan görevini açıklayan iç ve dış kanıtları gösteren bir mesaj paylaştı. İç kanıt hakkında ‘müesses nizamın, artık Dışişleri Bakanlığı ekibinin sürdürülebilir bir anlaşma sağlamak için gerekli etkinliğine sahip olmadığı sonucuna vardığı’ belirtildi. Dış kanıtla ilgili olarak ‘bölge ülkelerinin, yeni cumhurbaşkanı döneminde devam edeceğinden emin olmadıkları için Reisi hükümetinden yeterince garanti görmedikleri’ ifade edildi.

Şemhani’nin ziyaretlerinin hedefleri
İranlı yetkililerin tepkileri, Şemhani’nin Abu Dabi'ye yaptığı sürpriz ziyaretin ertesi günü geldi. Şemhani, Abu Dabi’de BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi. Görüşmede ‘ikili ilişkiler ve iki ülke arasında iş birliği köprüleri kurmanın yolları’ ele alındı. İran resmi medyasına göre Şeyh Muhammed bin Zayed, ülkesinin ‘İran ile olan yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmaya çalıştığını’ söyledi.
Şemhani ayrıca BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnun bin Zayed ile görüştü. Devlete bağlı İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı’na (IRNA) göre Şemhani görüşme esnasında, “Bölgede düşmanlık ve ayrışmanın yerini iş birliği ve yakınlaşma almalı” ifadelerini kullandı. İranlı yetkili ziyaretini, BAE Devlet Başkan Yardımcısı ve Dubai Hükümdarı Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum ile istişarelerde bulunarak noktaladı. IRNA’nın aktardığına göre Şeyh Muhammed bin Raşid ‘ülkesinin değişmez politikasının, üçüncü bir ülkenin İran ile BAE arasında ayrılık çıkarmasına veya BAE topraklarının İran'a karşı kullanılmasına izin vermemek’ olduğunu söyledi.
Bu bağlamda IRNA’da yer alan bir analizde, hükümetin dış politikasını savunularak “Komşularla ilişkilerdeki düğümler, hükümetin dinamik ve dengeli diplomasisi ışığında yavaş yavaş çözülüyor” ifadeleri kullanıldı.
İmzasız analizde “Suudi Arabistan ile yedi yıllık gerginliğin çözülmesi, bölgedeki diğer ülkelerle yaşanan birçok gerginliğin sona ermesi ve yanlış anlaşılmaların ortadan kalkmaya başlamasının anahtarıdır. Şemhani, komşu ülkeler merkezli diplomasiyi istikrara kavuşturmaktan sorumludur” ifadeleri kullanılmakla birlikte şöyle devam edildi: “Anlaşmanın başarılarından uygulanıncaya kadar bahsetmek uygun olmasa da başarıları görünen ve gizli olarak ikiye ayırırsak, bölgede ilişkileri düzeltmeye başlayan domino etkisini Tahran-Riyad anlaşmasının gizli kazanımlarından sayabiliriz.”
IRNA, Şemhani’nin yeni görevi için bir dizi hedef belirleyerek ilk hedefi şöyle açıkladı:
“Hükümetin diplomasi politikası bu alanda oyalanmamak ve durgunluğa yer vermemektir. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, gereken her yerde ulusal çıkarlar gözetilecektir. Bu strateji kapsamında Viyana, Brüksel ve New York kapıları kapalı kalmayacaktır.”
İkinci hedefe gelince, IRNA, ‘başta Suudi Arabistan olmak üzere bölge ülkeleri ile ilişkilerde dış değişkenleri ortadan kaldırıp bunları tekrar mantık, iyilik, komşuluk ve ulusal çıkarları garanti altına alma düzeyine çıkararak rasyonel davranışa ulaşma olasılığından’ bahsetti. Şemhani’nin gezisinin bu yönde olduğuna dikkat çekti.
Bu bakımdan IRNA, dünyanın bu bölgesindeki ülkeler arasında artan yapıcı etkileşimle birlikte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu ‘bir bardak zehir’ ile tehdit etti.
Şemhani’nin İran’ın diplomatik etkinliklerinde görünmesi, İran nükleer müzakere ekibinde değişiklik yapılma, özellikle de Başmüzakereci Ali Bakıri Kani'nin görevden alınma olasılığına ilişkin bilgilerin dolaşmasının ardından yaşandı.
Bakıri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi tarafından bu ayın başlarında yapılan görüşmelerde yer almamasına rağmen, görünüşe göre ABD ile mahkûm takası odaklı bir görüşme için Maskat’a gitti.
Yine de Şemhani’nin sahneye çıkışı, nükleer dosya ile ilgili müzakere yetkilerinin Dışişleri Bakanlığı'ndan alınarak nükleer dosya hakkında nihai kararı verecek olan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne havale edilmesi olasılığını artırabilir. Konsey, Dini Lider’in yetkisi altına giriyor.

ABD ile ‘mantığa dayalı’ ilişkiler
Kum Cuma İmamı Haşim Hüseyni Buşehri, Tahran ile ‘mantığa dayalı’ bir yol izlemesi halinde ABD ile ilişki kurmakta ülkesinin bir sorunu olmayacağını söyledi.
Cuma hutbesinde ülkesinin komşularıyla barışmaya kararlı olduğunu belirten muhafazakâr din adamı, “Bir istisnamız var o da Siyonist varlıktır” dedi. Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı’na göre Buşehri, “Dini Lider’in dediği gibi ABD mantıklı olur ve halkın iradesine boyun eğerse onlarla ilişki kurmakta bir sakınca görmeyiz, çünkü dış politikamız duygusal değil gerçekçidir” değerlendirmesinde bulundu.
Üstü kapalı bir yorumda bulunan Hüseyni, “Eylem iyiyse, erken ya da geç fark etmez, komşularla bu yakınlaşmayı sağlamak için tek yürek olmalıyız” diyerek ülke içine işaret etti.
Buşehri'nin yorumları, İbrahim Reisi hükümeti komşu ülkelerle dış politikayı canlandırma önceliği konusunda ısrar ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin diplomatik hareketin ön saflarına dönmesinin ardından İran içindeki siyasi tepkileri yatıştırma girişimi olarak görüldü.
Hüseyni Buşehri, hükümetin dış politika yönelimlerini savunarak “Muhafazakârlar, reformcular ve tüm siyasetçiler, mevcut şartlara ve ülkenin güvenliğine hizmet eden şeyi desteklemeli. Zira insanların sorunları şaka değildir ve şimdi siyasi hesaplaşma zamanı değil” ifadelerini kullandı.
Politikacıları fırsatçılık yapmaktan kaçınmaya çağıran Buşehri, “Yedi yıldır bunu neden yapmadık dememeniz, bugün bir anlaşmaya vardık demeniz gerekiyor” dedi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran'daki Cuma imamları Suudi Arabistan ile yapılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Tahran Cuma İmamı Ali Hac Ekberi, Suudi Arabistan ile yapılan anlaşmanın 'izzet, hikmet ve menfaat ilkesine dayalı temellerin korunması' çerçevesinde geldiğini söyledi. Buşehr Cuma İmamı Gulam Rıza Haşimi, anlaşmanın 'İran için önemli bir olay' olduğunu kaydetti.



Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.


"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
TT

"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)

İran'a yakın Şii partileri de içeren ve Irak parlamentosundaki en büyük bloğu oluşturan "Koordinasyon Çerçevesi", ABD Başkanı Donald Trump'ın Nuri el-Maliki'nin iktidara dönmesi halinde Bağdat'a desteğini kesme tehdidine rağmen, dün Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığına bağlılığını açıkladı.

Koalisyon, yaptığı açıklamada, “başbakan seçiminin tamamen Irak anayasasına ait bir mesele ve dış müdahalelerden bağımsız olduğunu” vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre koalisyon “başbakanlık için adayı Nuri el-Maliki'ye olan bağlılığını” teyit etti.

"Hukuk Devleti" koalisyonunun lideri Nuri el-Maliki, parlamentodaki "en büyük bloğu" oluşturan Şii "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kendisini başbakan adayı olarak seçme onayını almayı başardı. Gözlemcilere göre, parlamentodaki "en büyük blok" olarak, ülkenin en üst düzey yürütme pozisyonunu kazanmak için dikkat çekici bir geri dönüşe imza attı.

Maliki, 2005-2014 yılları arasında iki dönem üst üste başbakanlık yapmış olsa da 2014'ten sonra siyasi kariyerinde bir tür çatlak oluştu; zira o yıl ülkenin topraklarının üçte birinin, özellikle de Musul şehrinin, DEAŞ örgütünün eline geçmesinden sorumlu tutuldu. Koalisyonu 2014 seçimlerinde büyük başarılar elde etmesine rağmen, Necef dini otoritesi iktidara gelmesini engellemek için "veto" koydu. Aynı yıl, "Sadr Hareketi" lideri Mukteda es-Sadr, "Kürdistan Demokratik Partisi" lideri Mesud Barzani ve diğer Sünni güçler ve şahsiyetler tarafından tamamen reddedildi. Bu gelişme, üçüncü bir dönem başbakanlık elde etmesini engelledi.

Nuri el-Maliki (Reuters)Nuri el-Maliki (Reuters)

Ancak ABD Başkanı Donald Trump salı günü, Irak'ı Nuri el-Maliki'yi yeni başbakan olarak seçmemesi konusunda uyardı ve aksi halde ABD’min artık ülkeye yardım etmeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social’de yaptığı bir paylaşımda, “Büyük Irak'ın Nuri el-Maliki'yi Başbakan olarak yeniden seçerek büyük bir hata yapıyor olabileceğini duyuyorum… Maliki döneminde ülke yoksulluğa ve tam bir kaosa sürüklendi. Bunun tekrarlanmaması gerekiyor. Çılgın politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer seçilirse, Amerika Birleşik Devletleri Irak'a hiçbir yardımda bulunmayacaktır” ifadelerini kullandı.