Sudan ordu komutanı Burhan: "Zorba bir yönetimin kurulmasını engellemek için çalışıyoruz"

AA
AA
TT

Sudan ordu komutanı Burhan: "Zorba bir yönetimin kurulmasını engellemek için çalışıyoruz"

AA
AA

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, ülkede sivil yönetimin kurulması ve gelecekte zorba bir yönetimin kurulmasını engellemek için çalıştıklarını söyledi.
Egemenlik Konseyinden yapılan açıklamaya göre Burhan, ülkenin kuzeyindeki Nil Nehri eyaletinin Meravi kentinde toplu nikah merasimine katıldı.
Burhan, burada yaptığı konuşmada, "Silahlı Kuvvetlerin ve halkın desteğine ihtiyaç duyan sivil bir yönetim oluşturmak ve bu yönetimin düzeltilmesi ve doğru yoldan sapmasını engellemek ve herhangi bir zorba yönetimin kurulmasını engellemek için çalışıyoruz.” dedi.
Ordunun devletin omurgasını oluşturduğunu belirten Burhan, "Her zaman vatandaşların yanında yer alacağız." diye konuştu.
Sudan ordusunun 25 Ekim 2021'deki askeri darbesinden bu yana sivil yönetime geçilmesi amacıyla uluslararası tarafların da desteğiyle asker ve sivillerin görüşmeleri sürüyor.



4 soruda İran'ın İsrail saldırısı

Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)
Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)
TT

4 soruda İran'ın İsrail saldırısı

Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)
Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)

Beklenen oldu ve Suriye'deki diplomatik temsilciliğine düzenlenen saldırıya yanıt vermek isteyen İran, İsrail'e füze ve kamikaze insansız hava aracı gönderdi. Böylece İran ilk kez kendi topraklarından İsrail'e saldırı düzenlemiş oldu. 

Saldırıların devamının gelip gelmeyeceği, Gazze Savaşı'yla büyüyen gerginliğin tüm bölgeyi sarsacak bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği tüm dünyada merak ediliyor.

Gerekçe neydi? 

Peki tüm bu saldırılar neden yaşandı? 1 Nisan'da İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına hava saldırısı düzenlenmişti.

İsrail'in resmen üstlenmediği olayda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan ikisi general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

Tahran, konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve İsrail'e misillemede bulunacaklarını duyurmuştu.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 2 Nisan'daki açıklamasında İsrail'e karşı misillemenin meşru müdafaa haline geldiğini savunarak "Gerekli karşılığı vereceğiz. Onları cezalandıracağız" demişti. 

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, cuma günkü toplantısında tüm olasılıklara karşı tedbir aldıklarını belirterek "Savunmanın yanı sıra saldırıya geçmeye de hazırız" ifadelerini kullanmıştı. 

İsrail'in aldığı hasar ne oldu?

İsrail ordusu, topraklarına fırlatılan nesne sayısının 300'ü aştığını bildirirken bunların 170'inin insansız hava aracı ve en az 120'sinin de balistik füze olduğunu duyurdu. 

Saldırıda kullanılanların yüzde 99'unun İsrail ve ortaklarının hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirildiği ve altyapının hafif hasarlar aldığı belirtildi. Yalnızca 7 yaşındaki bir kız çocuğunun İsrail'in attığı önleme füzesi kaynaklı şarapnelden ağır yaralandığı bildirildi. 

CNN'e konuşan ABD'li yetkililer, İran'dan fırlatılan en az üç balistik füze ve 70 kamikaze drone'u kendi gemileri ve uçaklarının etkisiz hale getirdiğini söyledi. ABD donanması, iki muhribini İsrail'e konuşlandırmıştı. Gemilerden birinde Amerikalı teknoloji devi Lockheed Martin'in ürettiği Aegis füze savunma sistemi de yer alıyor.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssüyle Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi. Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Kim, nasıl tepki gösterdi?

İran'ın İsrail'e yönelik düzenlediği hava saldırılarının ardından birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepkiler geldi.

ABD Başkanı Joe Biden, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını en güçlü şekilde kınadığını belirtti. Ortak diplomatik tepki için G-7 liderlerini toplayacağını bildirdi. Yaptığı yazılı açıklamada, "İran'la onun Yemen, Suriye ve Irak'taki bağlantılı örgütleri, bugün İsrail'deki askeri tesislere yönelik benzeri görülmemiş bir hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıları en güçlü şekilde kınıyorum" ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Dennis Francis, tüm taraflara itidal çağrısı yaptı ve olayların bölgesel bir savaşa dönüşmemesi uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını kınarken tüm taraflara bölgede saldırganlığın derhal son bulması yönünde çağrı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada İran'ın İsrail'e düzenlediği hava saldırılarının ardından bölgede gerilimin yükselmesinden duyulan endişe dile getirildi ve taraflara itidal çağrısı yapıldı. Gerilimin Gazze'deki çatışmanın yayılma etkisi olduğu kaydedilerek, savaşa derhal son verilmesi gerektiği belirtildi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da itidal çağrısında bulundu ve bölge devletlerinin mevcut sorunları siyasi ve diplomatik yollarla çözmesini umduklarını bildirdi.

İran'ın bu saldırıları Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nün 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde ve Şam'daki Büyükelçiliğine yönelik saldırılara cevap olarak gerçekleştirdiğini duyurduğu hatırlatılan açıklamada, 1 Nisan'da İsrail'in Şam'daki bu saldırısını Rusya'nın şiddetle kınadığı ifade edildi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Batılı üyelerinin tutumu nedeniyle bu saldırıya uygun yanıt verilemediğine dikkat çekildi.

Bölgede bir başka tehlikeli gerilimin tırmanmasından Rusya'nın büyük endişe duyduğu vurgulanan açıklamada, Ortadoğu'da özellikle de Filistin-İsrail çatışması alanında "sorumsuz eylemlerle körüklenen krizlerin gerilimi artıracağı" belirtildi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell sosyal medya platformu X'ten yaptığı paylaşımda, "AB, İran'ın İsrail'e kabul edilemez saldırısını şiddetle kınıyor. Bu benzeri görülmemiş bir gerilim, bölgesel güvenliğe yönelik ciddi bir tehdittir" dedi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de "İran'ın İsrail'e yönelik bariz ve haksız saldırısını şiddetle kınıyorum. İran ve vekillerine de bu saldırılara derhal son vermesi çağrısında bulunuyorum. Artık tüm aktörlerin gerilimi daha da artırmaktan kaçınması ve bölgede istikrarın yeniden sağlanması için çalışması gerekiyor" mesajını paylaştı.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola da mesajında, saldırıların Orta Doğu'da daha fazla kaosu tetikleme riski taşıdığına dikkati çekerek, "AB, saldırıyı mümkün olan en güçlü şekilde kınıyor ve gerilimi azaltmak, durumun daha fazla kan dökülmesine dönüşmesini durdurmak için çalışmaya devam edecek" ifadesine yer verdi.

Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Yunanistan, Polonya, Belçika ve Hollanda'dan gelen mesajlarda da İran kınandı ve ortamın daha fazla gerilmemesi istendi.

Hamas'tan yapılan açıklamada, "İran'ın işgalci Siyoniste karşı yürüttüğü askeri operasyonu doğal bir tepkidir. Şam'daki İran konsolosluğunun hedef alınması ve burada bazı Devrim Muhafızları liderlerinin öldürülmesi suçuna karşı hak edilmiş bir yanıt olarak görüyoruz" ifadelerine yer verildi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bölgedeki askeri gerilimin tırmanması ve tehlikeli yansımalarından "büyük endişe duyulduğu" belirtilerek, tüm taraflara azami itidal göstermeleri, bölgeyi ve halklarını savaşın tehlikelerinden uzak tutmaları çağrısında bulunuldu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd de "Mısır, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla saldırı başlatmasından ve son dönemde iki ülke arasındaki tehlikeli tırmanıştan derin endişe duymaktadır" ifadesini kullandı.

Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bölgedeki durumla ilgili derin endişe duyulduğu belirtilerek, tüm taraflardan gerilimi durdurmaları ve azami itidal göstermeleri talep edildi.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının ardından taraflara itidal çağrısında bulundu. KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, yaptığı yazılı açıklamada, Ortadoğu'da son dönemde yaşanan gelişmeler çerçevesinde bölgesel ve küresel güvenlikle istikrarın korunmasının önemini vurguladı.

Hindistan, İran'la İsrail arasındaki gerilimin azaltılması ve diplomatik yöntemlere dönülmesi için çağrı yaptı.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı, bölgede artan gerilimin düşürülmesi için uluslararası toplumdan çaba göstermesini istedi. Brezilya'nın, Gazze Şeridi'nde çatışmaların başlamasından bu yana, husumetin Batı Şeria, Lübnan, Suriye ve şimdi de İran gibi ülkelere yıkıcı şekilde yayılabileceği konusunda uyarıda bulunduğu da hatırlatıldı.

Venezuela Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, çatışmalara BM'nin işlevsiz kalmasının, Filistin'de yaşanan soykırımın ve İsrail rejiminin mantıksızlığının yol açtığı kaydedildi.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin sosyal medya hesabından paylaştığı Başkanlık Bildirisi'nde, ülkenin İsrail'le dayanışması ve "sarsılmaz bağlılığı" vurgulandı.

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, "Tahmin ediliyordu, şu anda insanlık hızlı şekilde iklimi karbondan arındırma hedefine doğru gitmesi gerekirken, III. Dünya Savaşı'nın eşiğindeyiz. ABD'nin pratik olarak soykırıma destek vermesi dünyayı ateşledi" ifadelerini kullandı.

Bundan sonra ne olması bekleniyor?

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İsrail'e düzenledikleri askeri operasyonun başarıyla sonuçlandığını öne sürerek devamını amaçlamadıklarını söyledi.

İran'ın BM Daimi Temsilciliği, X hesabından yaptığı açıklamada BM Anlaşması'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını uyguladıklarını savunurken "Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. Eğer İsrail bir hata daha yaparsa İran'ın karşılığı daha ağır olacaktır. ABD bundan uzak durmalı" ifadelerini kullandı.

CNN'in isim vermeden Beyaz Saray'daki üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı habere göre ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla gece yaptığı telefon görüşmesinde bir yandan "ABD'nin İsrail'e desteği tamdır" mesajı verirken diğer yandan da İsrail'in İran'a yönelik herhangi bir karşı saldırısına destek olmayacaklarını belirtti.

Haberde Biden'ın, İran'ın İsrail'e kayda değer bir zarar veremediğini ve İsrail'in kazandığını söylediği aktarıldı.

Bu tabloda iki tarafın da çatışmayı büyütmemesi muhtemel görünüyor. Diğer yandan aşırı sağcı görüşleriyle bilinen İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Şimdi ezici bir saldırıya ihtiyacımız var" çağrısını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Independent Türkçe, CNN, Haaretz, AA


Hizbullah İsrail'in Golan Tepelerindeki askeri karargahını hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Hizbullah İsrail'in Golan Tepelerindeki askeri karargahını hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Lübnan'daki Hizbullah Hareketi, İsrail'in Golan Tepelerindeki askeri üssüne onlarca katyuşa füzesi fırlattığını bildirdi.

Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail'in işgali altındaki Golan Tepelerinde yer alan Keyla askeri üssündeki hava ve füze savunma karargahının vurulduğu belirtildi.

Saldırıda onlarca katyuşa füzesinin kullanıldığı kaydedildi.

Açıklamada, saldırının, Lübnan'ın güneyi ya da Suriye üzerinden mi gerçekleştirildiğine dair detaylı bilgi verilmedi.


ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Suriye-Ürdün sınırındaki iki üste konuşlanan ABD güçleri, yüzlerce hava savunma füzesi ile onlarca insansız hava aracını (İHA) hedef aldı.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi.

Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Hedef alınan İHA'lardan bazı parçaların, Suriye-Ürdün sınır hattındaki sivil yerleşimlere düştüğü öğrenildi.

Ayrıca Beşşar Esed rejimine yakın sosyal medya hesapları, Suriye'nin Şam, Humus, Dera ve Süveyda illerinde patlama sesleri duyulduğunu iddia etti.

Paylaşımlarda, patlama seslerinin üzerine Humus'un batı kırsalındaki rejime ait hava savunma sistemlerinin devreye sokularak, bazı füzelerin havada imha edildiği ileri sürüldü.

- İran, İsrail'e İHA saldırısı başlatmıştı

İran, dün akşam İsrail'e insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlatmıştı.

İran devlet televizyonunun haberinde, "Devrim Muhafızları Ordusunun, işgal altındaki bölgelerdeki hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonu birkaç dakika önce başladı." ifadesine yer verilmişti.

İsrail basını, İran'ın İsrail'e gönderdiği 100'den fazla insansız hava aracına (İHA) ABD ve İngiltere'nin müdahalede bulunduğunu iddia etmişti.

Ürdün'ün kuzeydoğusundaki Kule-22 üssüne ocak ayında düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 3 ABD askeri ölmüş, 25 kişi de yaralanmıştı. 


Irak, Ürdün ve Lübnan, İran-İsrail geriliminin ardından hava sahalarını yeniden açtı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Irak, Ürdün ve Lübnan, İran-İsrail geriliminin ardından hava sahalarını yeniden açtı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Irak, Ürdün ve Lübnan, dün gece İran'dan İsrail'e yönelik başlatılan kamikaze insansız hava araçları (İHA) saldırısı nedeniyle tüm uçuşlara kapattıkları hava sahalarını yeniden açtı.

Irak Sivil Havacılık Otoritesi tarafından yapılan açıklamada, "Irak'ta sivil havacılığın güvenliğini ve emniyetini etkileyen tüm risklerin aşılmasının ardından hava sahası, gelen, giden ve geçen tüm uçaklara yeniden açıldı." denildi.

Ürdün Sivil Havacılık Düzenleme Kurumu da Ürdün'ün hava sahasının yerel saatle 08:15'te (5:15 GMT) hava trafiğine yeniden açılacağını duyurdu.

Lübnan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da, bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle kapatılan hava sahasının gelen, giden ve transit geçen tüm uçaklara yeniden açıldığı belirtildi.

İsrail de İHA saldırıları nedeniyle 7 saat kapalı kalan hava sahasının sivil havacılık trafiğine yeniden açıldığını duyurmuştu.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı.

İran, bazı askeri hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.


Hamduk: Sudan etnik ve ırksal bölünme tehlikesiyle karşı karşıya

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)
Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)
TT

Hamduk: Sudan etnik ve ırksal bölünme tehlikesiyle karşı karşıya

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)
Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk, Sudan'ın etnik ve ırksal bölünme riskiyle karşı karşıya olduğunu ve bunun tamamen çökme tehdidi yarattığını söyledi.

Hamduk, Sudan'daki savaşın birinci yıldönümü münasebetiyle Facebook'ta yayınlanan bir video konuşmasında, “Ülkemizi parçalayan savaş birinci yılını dolduruyor. Ölüm ve yıkımla geçen 12 ay ve her geçen gün halkımızın çektiği acılar artıyor. On binlerce sivil ve askeri personel hayatını kaybetti, milyonlarcası da çeşitli kentler ve ülkeler arasında yer değiştirdi” ifadelerini kullandı.

Hamduk açlık, hastalık ve yoksulluğun milyonları öldürdüğüne, Sudan devletinin parçalandığına, halkın emeği ve parasıyla kurulan altyapının çöktüğüne, insanların mallarını ve paralarını kaybettiğine, yağmalandığına ve talan edildiğine dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığı habere göre Hamduk, “Bu savaş aniden patlak vermedi. Patlak vermesinin nedenleri gün geçtikçe birikiyordu. Yaklaştığı an konusunda uyarılarda bulunuyor ve ülkemize getireceği felaket ve musibetlerden bahsediyorduk” dedi.

Hamduk, “Tüm şiddete, inatçılığa ve komplolara rağmen barışçıl kalan büyük devrimimizden ilham alarak diyalog ve barışçıl yollara başvurulmalı” çağrısında bulundu.

Hamduk sözlerini şöyle sürdürdü: “Pusulamız halkımızın emniyeti ve güvenliğine odaklanmaya devam etti. Durumun patlamasını önlemek için diğer vatanseverlerle birlikte her türlü çabayı gösterdik. Dış ve iç temaslar durmadı. Ancak bazılarının amacı, sonuçları ve ülke üzerindeki etkileri dikkate alınmadan bir savaşı ateşlemekti.”

Hamduk, “O günden bu yana sivil güçlerin savaşı durdurma çabaları durmadı. Savaşın iki tarafı olan Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) yanı sıra bölgesel ve uluslararası güçler ve kuruluşlarla temaslar devam etti. Aynı zamanda savaşı reddeden tüm güçleri istisnasız birleşik bir cephede birleştirmeyi savunduk. Motivasyonumuz halkımızın bu acısını durdurmak ve her türlü çabayı göstermekti. Ekim 2023'te Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu'nun (Tekaddum) kurulmasıyla sonuçlanan bir toplantı düzenleyerek yolculukta önemli bir adım attık” ifadelerini kullandı.

Hamduk, Tekaddum liderliğinin Aralık sonunda Addis Ababa'da HDK Komutanı ile görüştükten sonra, savaşı sona erdirmenin yollarını görüşmek üzere Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya gelmeyi dört gözle beklediğini söyledi.


Rehineler İsrail'in "vatandaşlık sözleşmesini" teste tabi tutuyor

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
TT

Rehineler İsrail'in "vatandaşlık sözleşmesini" teste tabi tutuyor

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)

İsrail-Filistin çatışması tarihi, İsrail toplumu üzerinde derin etkisi olan eylemlerde hem sivil hem de askerlere yönelik rehin almalar ve saldırılar ile dolu.

Einat Avni Levy, "Orduma ve hükümetime güvenmiyorsam burada yaşayamam" diye vurguluyor ve pek çok İsrailli gibi o da Gazze'de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasının devlet ile vatandaşları arasındaki ahlaki bir sözleşmenin çerçevesine girdiğine inanıyor.

40 yaşındaki bu kadının yaşadığı Kibutz Nirim'de, 7 Ekim'de İsrail'in güneyine Hamas tarafından düzenlenen şiddetli saldırı sırasında 5 bölge sakini öldürüldü ve 5 kişi de rehin alındı. Bunlardan ikisi halen Gazze'de rehin bulunuyor.

Burada yaşamak

İsrail’in Kanal 12 kanalının geçen hafta yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre, saldırıdan 6 ay sonra İsraillilerin çoğunluğu, hükümetlerinin Gazze'de hâlâ rehin tutulan 129 kişiyi kurtarmak için yeterince çaba göstermediğine inanıyor.

Levy, bu bitmek bilmeyen trajedinin çok önemli bir şeyi, yani "İsrail devleti ile halkı arasındaki bağı" bozduğuna inanıyor. "Kaçırılırsam ordumun ve hükümetimin beni aramaya geleceğine güvenmezsem burada yaşayamam" diyor.

Yaklaşık bir haftadır İsrail ve Hamas yetkilileri, Filistinli tutuklular ile İsrailli rehinelerin takasını da içeren bir ateşkes teklifi üzerinde çalışıyor ancak şu ana kadar cesaret verici bir ilerleme kaydedilemedi.

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu Cumartesi akşamı Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi.

İsrail-Filistin çatışması tarihi, İsrail toplumu üzerinde derin etkisi olan eylemlerde hem sivil hem de askerlere yönelik rehin almalar ve saldırılar ile dolu.

Gazze'deki rehineleri desteklemek için düzenlenen yürüyüşe katılan bir BT uzmanı Şimon Atal, "Büyüyüp orduda görev yaptığımda, her zaman beni geri almak için her şeyin yapılacağını biliyordum" diyor. "Bu sayede kendimizi güvende hissediyoruz" diye ekliyor.

7 Ekim’de bu kadar çok sayıda kişinin rehin alınması bir dönüm noktası mı oluşturuyor?

Çağdaş ultra-Ortodoks hareketin sembollerinden biri olan Haham Benny Lau, "İsrail'de devlet ile vatandaşlar arasında kimseden vazgeçilmeyeceğine dair bir anlaşmanın olduğunu” düşünüyor ve ekliyor: "Liderlerinizin sizi geri getirmek için her türlü çabayı göstereceğinden eminsinizdir."

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre bu prensibin "kutsal" olduğuna inandığını söyleyen Haham Lau, “Hayatı koruma fikri o kadar güçlü ki Tevrat'ta defalarca geçiyor" dedi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise, "ahlaki bir yükümlülük"ten söz ederek, "İsrail'in, oğullarının ve kızlarının geri dönüşünün bedelini ödemeye hazır olduğunu" vurguladı.

Beni tutuklular ile takas etmeyin

2011 yılında dönemin Başbakanı Binyamin Netanyahu, bir İsrail askeri Gilad Şalit’e karşılık 1.027 Filistinli tutukluyu serbest bırakmıştı. Bu, bazılarının çok yüksek bir bedel olarak değerlendirdiği bir tavizdi.

Bugünse Netanyahu Gazze'deki rehineleri "terk etmek" ile suçlanıyor.

Geçen hafta cesedi bulunan rehine Elad Katzir'in kız kardeşi Carmit Palty Katzir, vatandaşlar ile devlet arasındaki sözleşmenin rehineler dönmedikçe yenilenemeyeceğini vurguladı.

Yaklaşık 15 yıl önce Gilad Şalit karşılığında serbest bırakılan Filistinli tutuklulardan biri, 7 Ekim saldırısının beyni olarak kabul edilen Gazze'deki Hamas hareketinin lideri Yahya Sinvar'dı.

Bu, en büyük oğlu Eitan'ın Gazze'de Hamas tarafından rehin tutulduğu Zvika Mor için acı verici bir hatırlatma. Sekiz çocuk babası bunu vurgulayarak: "Rehinelerin ne pahasına olursa olsun serbest bırakılmasını istemiyoruz."

Daha muhafazakar rehine ailelerinin yer aldığı "Tikva" (Umut) formunu kuran Mor, "Bu, oğlumun hayatıyla ilgili değil, Yahudi devletinin varlığıyla ilgili. Büyük tehlike altındayız" diye ekliyor. Oğlunu Filistinli bir tutuklu ile takas etmektense feda etmeyi tercih edeceğini vurguluyor.

Eitan (23 yaşında), 364 kişinin öldürüldüğü müzik festivalinde güvenlik görevlisiydi. Babası, "Her zaman 'Beni Filistinli tutuklular ile takas etmeyin' derdi" diyerek, "Umarım fikrini değiştirmemiştir" diye vurguladı.


Beyrut Havalimanı uçuşlara yeniden başlıyor

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
TT

Beyrut Havalimanı uçuşlara yeniden başlıyor

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)

Lübnanlı yetkililer, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nın, İran'ın iki hafta önce Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırıya misilleme olarak İsrail'e verdiği askeri cevabın bir parçası olarak altı saatlik ihtiyati kapatmanın ardından bugün (Pazar) yeniden açıldığını ve uçuşların öğleden sonra yeniden başladığını duyurdu.

Lübnan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nın bugün sabah saat 7'de ‘geliş-gidiş tüm uçuşlar için’ yeniden açıldığını duyurdu.

Müdürlük, söz konusu kapatma kararının ‘Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'nın Lübnan hava sahasını Cumartesi gecesi saat 1’den Pazar sabahı saat 7'ye kadar hava trafiğine kapatma kararına uygun olarak’ alındığını belirtti.

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda incelemelerde bulunan Lübnan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ali Hamiye, “Havaalanı kapatıldı. Tüm faktörleri ve yolcuların emniyet ve güvenliğini dikkate aldık” dedi.

Hamiye, basın mensuplarına verdiği demeçte “Havacılığın güvenliğini sağlamak amacıyla ihtiyati bir tedbir alındı ve hava sahası gece 1'den sabah 7'ye kadar kapatıldı. Bugün öğlen saat 1'de hava sahasının kapatılmasını askıya aldık. Böylece hava sahası tüm uçuşlara açık hale geldi. Uçuşlar kademeli olarak normal seyrine dönecek. Bu durumda karışıklık gayet normal. Çalışanlar ve güvenlik hizmetleri yolculara kolaylık sağlamak için tam güçle buradalar” ifadelerini kullandı.

Karışıklık

Havalimanının geçici olarak kapatılması yolcuların hareketini aksattı. Bazı uçuşlar iptal edilirken yolcular havalimanında mahsur kaldı. Sosyal medya platformlarında paylaşılan videolarda, uçuşlarının iptal edilmesi nedeniyle havalimanında mahsur kalan yolcular ve havalimanı lobilerindeki kalabalık görüntülendi. Bazı yolcuların uçuşlarının ertelenmesinin ardından havalimanında bekleme koltuklarında yattıkları görüldü.

Lübnan havayolu şirketi Middle East Airlines, bu sabah uçuşlarını ‘daha sonra belirlenecek tarihlere’ erteledi. Ancak uçaklarının öğleden sonra operasyonlarına devam edeceğini duyurdu. Beyrut'tan Londra'ya giden bir uçağın bugün öğleden sonra kalkacağı belirtildi.

İsrail'i çevreleyen kentlerin hava sahasındaki askeri gerilimin sona ermesinin ardından havayolu şirketlerinin Beyrut'a gidiş-dönüş uçuşlarının yeniden başladığını kademeli olarak duyurması bekleniyor. EgyptAir bugün yaptığı açıklamada, Ürdün, Irak ve Lübnan hava sahasının trafiğe yeniden açılmasıyla bu ülkelere gidiş-dönüş uçuşlarını yeniden başlatma kararı aldığını duyurdu.


İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
TT

İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)

Macid Keyali

İsrail'in Gazze Şeridi'ne karşı altı aydır sürdürdüğü imha savaşında, askeri gücüne, teknolojik imkânlarına, Batı'dan aldığı desteğe ve Gazze Şeridi'ni yaşanmaz hale getirecek yeteneğe sahip olmasına rağmen ağır kayıplar verdiğini söylersek abartmış olmayız. Filistinlilerin verdiği kayıpların ise çok daha büyük ve ölçülemeyecek kadar korkunç olduğunu söylersek de ne abartmış ne de yanılmış oluruz.

Her şeyden önce İsrail geçtiğimiz yıl 7 Ekim’de güvenlik, askeri ve moral bakımından hiç beklemediği bir darbe aldı. İsrail’in savaşı kısa sürede sonuçlandıramaması, Hamas savaşçılarının çatışmaya ve füze fırlatmaya devam etmeleri ve İsrail ordusunun altı aydır tek bir rehineyi bile kurtaramamasının da gösterdiği üzere bu savaş İsrail’in tarihinin en uzun ve en maliyetli savaşı haline geldi.

sxdvfbrgnty
İsrail'in Gazze şehrindeki Firas Pazarı bölgesini bombalaması sırasında kendilerini korumaya çalışan Filistinliler, 11 Nisan 2024 (AFP)

Savaş, İsrail'in tüm alanlarda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen güvenliğini ve niteliksel üstünlüğünü garanti altına almak için ABD'ye (ve Batılı ülkelere) ihtiyaç duyduğunu, gösterdi. Çünkü bu ülkeler, İsrail’in akciğerleri olduğu yahut bir başka deyişle göbeğinin bu ülkelere bağlı olduğu söylenebilir. Yani bu ülkeler olmasaydı İsrail farklı bir durumda olacak, sürekli risk altında ve tehditlere maruz kalacaktı. Bu durum, İsrail'in bir ‘muz cumhuriyeti’ olmadığını, demokratik ve egemen bir devlet olduğunu ve sanki 7 Ekim'den bu yana Akdeniz'de demirli ABD, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden haberdar değillermiş ya da bu ülkeler deniz ve hava filolarıyla İsrail'e silah sevkiyatında bulunmuyormuş yahut ABD İsrail’e 14 milyar dolar değerinde acil yardım göndermemiş, kısacası bu savaş İsrail'in ABD ile olan yakın bağlarını hiç olmadığı kadar derinleştirmemiş gibi ABD'ye hiçbir şey borçlu olmadığını söyleyerek övünen milliyetçi ve dinci Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcıların gördüğü halüsinasyonların tam tersi bir tablo çiziyor.

Gazze’deki savaşı, her alanda muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen İsrail'in gücünün sınırlarını ortaya koydu.

Öte yandan Gazze’deki savaş, Filistin'in yüzölçümünün yüzde 1,2'sine (365 kilometre kare) tekabül eden küçük bir bölgede mütevazı bir silahlı milis gücüyle karşı karşıya olan İsrail'in her alanda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen gücünün sınırlarını ortaya koydu. Peki ya daha büyük ve daha güçlü bir orduya karşı bir savaş söz konusu olursa ne olur?

Buradan düzenli bir savaşın hesaplarının, İsrail'i karşı tarafa felç edici darbeler indirebilecek hale getiren asimetrik bir savaşın hesaplarından farklı olduğu anlaşılsa da bu durum, İsrail'in sınırlı insan kaynağına sahip olduğu ve başka bir savaşta, düzenli ya da düzensiz daha büyük bir güçle, istikrarına, güvenliğine ve belki de bekasına yönelik daha fazla riskle karşı karşıya kalacağı gerçeğini gizleyemiyor.

xs dfbgn
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) önünde toplanan ve Filistin bayrağı taşıyan göstericiler, 26 Ocak 2024

İsrail, uluslararası alanda Batılı ülkelerin kamuoyları nezdinde ‘taş atan çocuklar’ intifadasından (1987-1993) bu yana kaybetmeye başladığı mağdur statüsünü tamamen yitirdi ve Filistinlilere karşı soykırım uygulayan, sömürgeci, saldırgan ve ırkçı bir devlet olarak görülmeye başladı. Artık Filistinliler İsrail’in bu uygulamalarından ötürü küresel vicdanda kurban konumundaydı. Bu nedenle Batılı ülkelerin başkentlerinde ve şehirlerinde halk protestoları bazılarının hayal ettiği gibi, gerçeğe aykırı şekilde Hamas'ı desteklemek için değil, Filistinlileri desteklemek için protesto gösterileri başladı.

Söz konusu protesto gösterilerini, Uluslararası Adalet Divanı’nın (ICJ) kararı, dünyanın dört bir yanından edebiyat ve sanat camiasından çok sayıda ünlü sanatçının ortaya koydukları tutumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda 193 ülkeden 153'ünün onayıyla alınan kararlar takip etti. Tüm bunlar, Batılı hükümetlerin tutumlarının değiştirmelerine, İsrail'e baskı yapmaktan yana olmalarına ve İsrail'in Gazze karşı yürüttüğü soykırım savaşını reddetmek de dahil olmak üzere Filistinlilerin acılarını ve haklarını daha anlayışla karşılayan mesajlar göndermelerine yol açtı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi.

İsrail içinde ise savaş, Netanyahu, Smitrich ve Ben-Gvir hükümetinin yargının altını oyma ve İsrail'in (Yahudi vatandaşlarına göre) Yahudi ve dini bir devlet kimliğini laik, liberal ve demokratik bir devlet kimliğinin önüne geçirme girişimi çerçevesinde savaştan önce patlak vermiş olan İsrail'deki iç krizi derinleştirdi.

Bu durum, Hamas’ın 7 Ekim saldırısının İsrailliler arasında varoluşsal bir tehlikeyle karşı karşıya oldukları fikrini uyandırdığı gerçeğini gizlemiyor. İsrail’deki farklı kesimler arasında var olan bölünmelerin ardından, dışarıdan, kendi algılarına göre özellikle de Filistinlilerden gelen bir tehdit karşısında kararlılıkları güçlense de kendi içlerindeki anlaşmazlıklar da bir o kadar güçlendi. Milliyetçi ve dinci aşırı sağın devleti ele geçirip karakterini değiştirmesinin tehlikelerine dikkat çekilerek Binyamin Netanyahu hükümetinin düşürülmesi ve erken seçime gidilmesi çağrıları bunun bir göstergesidir. Aynı zamanda Hamas'ın elindeki İsrailli rehinelerin ailelerinin rehinelerin serbest bırakılmalarını sağlayacak bir anlaşma yapılması taleplerini destekleyen protesto gösterilerindeki artış da bu durumun bir işareti.

sy6mu7ö8ıl
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu haftalık kabine toplantısında Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile konuşurken, 7 Ocak 2024 (AP)

Tüm bunlarla birlikte, savaş nedeniyle laiklere tanınmayan ayrıcalıklardan yararlanan, vergiden ve askerlikten muaf tutulan ve yine de devletin kimliğini kendi lehlerine değiştirmek isteyen ultra Ortodoks Yahudilerin de askere alınmaları çağrıları ülkede bölünme yarattı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, İsrail'in dünya Yahudileri için güvenli bir sığınak olduğu fikrinin sarsılırken tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi. Kendi ülkelerinde daha güvende olan İsrailli Yahudiler, hükümetlerinin Filistinlilere karşı düşman, faşist ve ırkçı politikalarının kurbanı oldular.

İsrail’in, Nekbe'ye rağmen Filistinlilerin varlığının üstesinden gelmesi ve onları siyasi haritadan silmesi mümkün görünmüyor.

Ayrıca İsrail'in Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşı, dünya Yahudilerinin bir kısmında Holokost'un (Nazilerin Yahudi soykırımı) hatırlanmasına ve İsrail’in Filistinlilere karşı Nazilerin Yahudilere karşı izlediği politikanın aynısını izlediği, bu devletin kendileri ve yaşadıkları ülkeler için siyasi, ahlaki ve güvenlik yükü haline geldiği izlenimi uyanmasına yol açtı. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'da önde gelen Yahudi isimlerin yanı sıra Yahudi aydınlar, sanatçılar ve akademisyenler tarafından yapılan tarafından açıklamalarda ve Yahudilerin bu ülkelerde Gazze’deki savaşa karşı düzenlenen protesto gösterilerine katılmaları sırasında okunan bildirilerde İsrail'in Yahudileri ya da tek başına Holokost'u temsil ettiği iddiası ve antisemitizmi İsrail karşıtlığıyla bir tutulmasına karşı çıkıldı.

Filistin tarafında ise Nekbe'ye (İsrail güçlerinin Filistinlilere ait yüzlerce köy ve kasabayı yok ettiği Büyük Felaket) rağmen İsrail'in bu halkın varlığının üstesinden gelememiş ve onları siyasi haritadan silememiş gibi görünüyor. Hatta bu savaş Netanyahu hükümetinin isteklerinin aksine, elbette Batı vizyonuna göre olmak kaydıyla bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı verilmesi fikrini, özellikle de sadece Filistin-İsrail çatışmasından çıkış yolları bulmak için değil, aynı zamanda İsrail'in bölgedeki varlığını normalleştirmek için de bir anahtar olarak yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Hatta ve hatta Hamas'ın çabalarının Arap ülkelerinin ve uluslararası kamuoyununun nazarında yeni Nekbe'den sonra Filistin'in durumunu yeniden düzenlemek için en uygun merci haline gelen Filistin Yönetimi'nin konumunu güçlendirdiği ya da başka deyişle normalleştirdiği bile söylenebilir. Hani derler ya: “Bazen rüzgarlar gemilerin istemediği taraftan eser.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğu bildirildi

Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
TT

Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğu bildirildi

Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) göre Lübnan'ın LBCI kanalı bugün (Pazar) Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğunu bildirdi, ancak füzelerin kaynağını belirtmedi.

Bugün erken saatlerde Lübnan'ın Al-Manar televizyonu, doğu ve güney Lübnan'daki Baalbek'ten Lübnan'ın başkenti Beyrut'a kadar birçok Lübnan bölgesinde uzaktan patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) dün (cumartesi) İsrail'e onlarca insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlatarak iki bölgesel düşman arasında büyük bir gerilimi tetikleyebilecek bir saldırı gerçekleştirirken, ABD de İsrail'e destek sözü verdi.

İsrail ordusu, Iraklı güvenlik kaynaklarının ülke üzerinde uçarken görüldüğünü söylediği İran İHA’larının hedeflerine ulaşmasının saatler alacağını söyledi.

İsrail Kanal 12 televizyonu, İran'ın fırlattığı füzelerin İsrail'e ulaşmasının muhtemelen daha kısa süreceğini, ancak bazı füze ve İHA’ların Suriye veya Ürdün üzerinde vurulduğunu açıkladı.


Esed’den ‘mesaj’ var: İran-İsrail gerginliği bizi ilgilendirmiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
TT

Esed’den ‘mesaj’ var: İran-İsrail gerginliği bizi ilgilendirmiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken

Menaf Said

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve Suriye ordusundan bazı komutanlar, Tel Aviv'in bu ayın başlarında İran’ın Şam'daki konsolosluğunu hedef alması ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Suriye’de ve Lübnan'da faaliyetler gösteren komutanı Tümgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile yardımcısı Muhammed Hadi Hacı Rahimi'ye suikast düzenlemesinin ardından bir yanda İran ve vekilleri, diğer yanda ABD, İsrail ve müttefikleri arasında gerilimin tırmandığı ve karşılıklı tehditlerin savrulduğu bir ortamda zamanlarını nasıl geçiriyorlar? Şam, müttefiklerine, muhaliflerine ve Arap ülkelerinden arabuluculara hangi siyasi mesajları vermek istiyor?

Suriye resmi haber ajanslarında yer alan ve Suriyeli yetkililere yakın sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerin ve haberlerin şu beş siyasi ‘mesajı’ içerdiği değerlendirilebilir:

1- İsrail tarafından İran’ın Şam'daki konsolosluğunun hedef alınmasından 12 gün sonra Şam'da hayat normal akışında seyrederken, DMO komutanları İsrail’in suikastlarından kaçınmak için ya Şam'daki gizli karargâhlara sığındılar ya da Tahran'a gittiler.

2- Şam, hükümet güçlerine ve Golan Tepelerine atıfta bulunarak Tahran ve Tel Aviv arasındaki olası askeri çatışmaya ne dahil ne de taraftır. (İran destekli milisler Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD güçlerinin bulunduğu bölgelerin yakınlarında ve Suriye'deki diğer bölgelerde konuşlular.)

3- Arap ülkeleri Şam’a İran ile İsrail arasındaki olası askeri çatışmanın dışında kalması ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden yaklaşımı sürdürmesini tavsiye ettiler.

4- Esed ile İranlı yetkililer arasındaki resmi temasların yoğunluğu azaltırken gerek Ramazan Bayramı vesilesiyle olsun gerek başka vesilelerden dolayı olsun Arap ülkelerinin yetkilileriyle olan temasların sıklığı arttı.

5- İsrail’in Şam ve Suriye topraklarında İranlı yetkilileri hedef almasına misilleme ya da intikam alma tehdidinde bulunan resmi açıklamalar yapılmaması.

İran’ın Şam konsolosluğunun 1 Nisan’da bombalamasından bu yana Suriye resmi haber ajanlarında ve Şam yanlısı medya organlarında çıkan haberleri ve görüntüleri kronolojik olarak şöyle sıralayabiliriz:

rfgtb
İsrail tarafından İran’ın Şam konsolosluğunun hedef alınması sonrası Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dağıtılan bir fotoğraf

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre Esed, İran Cumhurbaşkanı Reisi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek İran’ın Şam’daki konsolosluğunu hedef alan saldırıda çok sayıda askeri danışmanın vefatından dolayı en derin taziyelerini sundu. Kendisi ve Suriye halkı adına ölenlerin ailelerine ve değerli İran halkına derin üzüntülerini ifade ederek başsağlığı dileğinde bulundu.

ggbth
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed Suriye'nin batısındaki Tartus'ta bir iftar programına katıldılar

Suriye Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabından 7 Nisan’da yapılan paylaşımda, Beşşar Esed ve eşi Esma Esed’in, Tartus'un eski şehir bölgesinde yerel dernekler ve topluluk üyelerinin katılımıyla düzenlenen bir iftara katıldıkları duyuruldu. İsrail'in İranlı bir yetkiliyi hedef alan hava saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınlarında düzenlenen iftar programına katıldıklarını gösteren fotoğraflar ve videolar yayınlandı.

frgbt
Esed Şam'da Şam Alimleri Birliği üyeleriyle bir araya geldi

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, 8 Nisan’da Esed'in Şam Alimleri Birliği'nin bazı üyeleriyle bir araya geldiği haberini yayınladı. Haberde ‘Suriye’nin dini kurumlarından Şam Alimleri Birliği'nin Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Muhammed'in hadislerinin doğru anlaşılması konusunda kararlı olduğu ve İslam dinin insanlara Yüce Allah tarafından gönderildiği şekliyle öğretilmesine büyük katkı sağladığı’ belirtildi.

ju
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Umman’dan Şam'a gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ı kabul etti

Öte yandan 8 Nisan'da Umman Sultanlığı’nın başkenti Maskat'tan Şam'a gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, havaalanında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad tarafından karşılanmadı.

Daha sonra Suriye Cumhurbaşkanlığı Esed'in Abdullahiyan ile bir araya geldiği ve görüşmede İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki sivilleri bombalaması meselesinin ele alındığı açıklandı. Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Bu eşi ve benzeri görülmemiş vahşet ve katliam, İsrail’in askeri hedeflerine ulaşmadaki başarısızlığının kanıtıdır” denildi.

Açıklamada İsrail'in İran’ın Şam’daki konsolosluğunu bombalamasına ya da Tahran'ın buna nasıl karşılık vereceğine dair herhangi bir ifade yer almadı.

yny6n6
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Ramazan Bayramı namazı için geldiği Şam'daki bir camide Şamlı din adamlarıyla sohbet ederken

Suriye Devlet Başkanı Esed, 10 Nisan'da Ramazan Bayramı namazını Şam'daki et-Takva Camii'nde kıldı. Sosyal medya hesaplarından Esed'in Şamlı din adamlarıyla sohbet ederken çekilmiş fotoğrafları ve videoları paylaşıldı.

Suriye resmi haber ajansları daha sonra Esed'in aralarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin de bulunduğu bazı Arap ülkelerinin liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığını ve Ramazan Bayramı tebriklerini ilettiğini aktardı. Esed ile İran Cumhurbaşkanı Reisi arasında bir telefon görüşmesi yapılıp yapılmadığıyla ilgili herhangi bir bilgi aktarılmadı.

dfthy
Suriye Savunma Bakanı General Ali Mahmud Abbas, Ramazan Bayramı vesilesiyle Suriye'nin batısındaki kıyı bölgesine bir saha ziyareti gerçekleştirdi

Suriye Savunma Bakanı General Ali Mahmud Abbas'ın 11 Nisan'da Suriye’nin batısındaki kıyı bölgesinde konuşlu bazı ordu birliklerine bir saha ziyareti gerçekleştirdiği, bu ziyaret sırasında birlik komutanları ve saha komutanlarıyla bir araya geldiği ve Ramazan Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın tebriklerini ilettiği bildirildi.

rtbgyt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, Ramazan Bayramı vesilesiyle Şam'da el-Muberra Kadın Derneği ve Lahn el-Hayat Evleri’ni ziyaret ettiler

Suriye basını, Ramazan Bayramı'nın ilk günü Beşşar Esed ve eşinin Şam’da el-Muberra Kadın Derneği ve Lahn el-Hayat Evleri’nde çocuklarla ve gençlerle bayramlaşırken çekilmiş fotoğraflarını yayınladı.

edvrgt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken

Suriyeli yetkililere yakınlığıyla bilinen haber siteleri ve sosyal medya hesapları, 12 Nisan’da Suriye Devlet Başkanı Esed ve ailesinin Şam’ın eski şehir bölgesinde çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı. Haberde, “Sayın Cumhurbaşkanı Beşşar Esed ve ailesi Ramazan Bayramının üçüncü günü Şam'ın eski şehir bölgesini ziyaret etti” denildi.

dfvrgbt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed arasında 12 Nisan'da gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dağıtılan bir fotoğraf

Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın X platformundaki hesabından yapılan paylaşımda Beşşar Esed ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed'in bir telefon görüşmesi gerçekleştirdikleri ve birbirlerinin Ramazan Bayramı'nı kutladıkları belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın SANA'dan aktardığı habere göre 13 Nisan'da Esed'in bayram tebriğinde bulunduğu liderlerin bir listesini yayınlandı. Listede İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin adı yer almazken, çok sayıda Arap ülkesi liderinin ve yetkilisinin olduğu görüldü.

umujım
Esed'in Ramazan Bayramı vesilesiyle Şam'ın eski şehir bölgesindeki bir restoranı ziyareti sırasında ziyaretçi defterine bıraktığı not