Malezyalı liderlerin davaları tartışmalı "siyasi anlaşmazlıkları" yeniden gündeme getiriyor

Bazı adli yargı organlarının taraflı olduğunu veya iktidardakilerin çıkarları doğrultusunda çalıştığını ifade eden açıklamalar yapıldı

Davalar yalnızca Malezya başbakanlarıyla sınırlı kalmadı, çeşitli parti liderleri de yargılandı / Fotoğraf: AFP
Davalar yalnızca Malezya başbakanlarıyla sınırlı kalmadı, çeşitli parti liderleri de yargılandı / Fotoğraf: AFP
TT

Malezyalı liderlerin davaları tartışmalı "siyasi anlaşmazlıkları" yeniden gündeme getiriyor

Davalar yalnızca Malezya başbakanlarıyla sınırlı kalmadı, çeşitli parti liderleri de yargılandı / Fotoğraf: AFP
Davalar yalnızca Malezya başbakanlarıyla sınırlı kalmadı, çeşitli parti liderleri de yargılandı / Fotoğraf: AFP

Muhammed Garavi 
Birkaç gün önce Malezya Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu (MACC), eski başbakan ve Bersatu Partisi'nin Genel Başkanı Muhyiddin Yasin'i kara para aklama ve rüşvet alma da dahil olmak üzere, çeşitli suçlamalardan dolayı tutukladı.
Ertesi gün iki milyon Malezya ringgiti kefaletle serbest bırakılan Yasin'in dava oturumu için yeni bir tarih belirlendi.
Eski başbakanın yargılanması, özellikle Malezya'daki siyasi parti liderlerine yönelik karşılıklı suçlamalarla birlikte, muhalifler arasında geleneksel bir siyasi silah olan Malezya'daki liderlerin yargılanmasını yeniden gündeme getirdi.
Onlarca yıl önce, dönemin Başbakanı Mahathir Muhammed'in yönetimi sırasında, şu anki Başbakan Enver İbrahim'in liderliğindeki önde gelen siyasi isimler de dava girdabına atıldı. Yürütme ve yargı erkleri arasında bir ayrım var mı?
Liderlerin davaları hesaplaşma için bir fırsata ve muhalefet hareketini engellemek için ölümcül bir silaha mı dönüştü?

Başbakana yönelik suçlamalar
Ağustos 2021'de iktidardan ayrılışı ve geçen yılın sonunda birlik hükümetinin iktidara gelmesinin ardından MACC, eski Malezya Başbakanı Muhyiddin Yasin hakkında, görevini kötüye kullanarak partisi Bersatu'ya 52 milyon dolar rüşvet almak ve yasadışı faaliyetlerden 43 milyon dolar sağlamak suçlamasıyla soruşturma açtı.
Yasin için iddia edilen başka bir kara para aklama suçlamasında da bir milyon doları aşan rakamlar konuşuluyor. Suçlamalar 25 Şubat 2021'den Temmuz 2022'ye kadar uzanıyor.
Bu suçlamalar nedeniyle birçok kişi Muhyiddin Yasin'in Bersatu Partisi Genel Başkanlığı görevinden istifasını talep ederken, parti içindeki siyasi analistler, kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle Yasin'in istifasının gerekli olup olmadığı konusunda fikir ayrılığına düştüler.
UMNO Partisi Genel Başkanı Ahmed Zahid Hamidi ve bazı parti üyelerine benzer suçlamalar yöneltildiği için bir grup, Yasin'in istifasının adil olmayacağına inanıyor.
Diğer bir grup ise Muhyiddin Yasin'in Bersatu Partisi Genel Başkanlığı'ndan istifasının parti için iddia edilen suçlamaların sorumluluğunu tek başına üstlenmesini sağlayacağına inanıyor.
Böylece parti içindeki diğer üyelerin söz konusu suçlamalara karıştıkları şüpheleri boşa çıkabilir.
Ancak parti üyeleri, analistlerin görüşlerini pek umursamadılar. Oybirliğiyle Muhyiddin Yasin'in Bersatu Partisi Genel Başkanı olarak kalması yönünde oy kullandılar ve onu savunmak için yanında olduklarını vurguladılar.
Eski Başbakan ve Ulusal İttifak'ın lideri Muhyiddin Yasin, kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor.
Yasin, yaptığı açıklamada, söz konusu suçlamaların arkasında duran siyasi muhaliflerin kendisini, ailesini ve partisini yok etmeye çalıştığını ima ederek, kolluk kuvvetlerinin yetkilerini siyasi amaçlar için kullandığını ifade etti.
Muhyiddin Yasin, kendisinin ve partisinin her türlü yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılmasıyla mücadele etmek için çalıştığını ve şu anda “siyasi zulme” maruz kaldıklarını belirtti.

Tarih tekerrür ediyor
Geçen yıl, Malezya siyaset tarihinde türünün ilk örneği olan bir emsal yaşandı. Ağustos ayında, Malezya Federal Yüksek Mahkemesi eski başbakanı hapis ve para cezasına çarptırma kararını onayladı. 
Malezya mahkemeleri, Kuala Lumpur Yüksek Mahkemesi'nin Temmuz 2020'de Necip Rezak'ı SRC International fonlarını zimmete geçirmek suçundan 12 yıl hapis cezasına ve yaklaşık 47 milyon dolar para cezasına çarptırması kararının geçerliliğini kabul etti.
Necip Rezak'ın 2020 yılında karara itiraz etmesine rağmen mahkeme, Necip'in mahkûmiyet ve cezayı bozmak için yaptığı itirazı reddetti ve Aralık 2021'de Temyiz Mahkemesi'nin Yargıtay'ın kararını onamasının ardından kararı bozmadı.
Yargıçlar, önlerindeki davada en küçük ayrıntıları incelediler ve yedi maddede mahkûmiyet kararının doğru olduğunu ve cezanın abartılmadığını teyit ederek hapis cezasını onayladılar.
Sonrasında, UMNO Partisi'nin Genel Başkanı Ahmed Zahid Hamidi, Necip Rezak'ı siyasi zulüm ve seçici kovuşturmanın kurbanı olarak nitelendirerek onun için adil yargılanma talep etti.
Ocak ayında Necip, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'ne hapishaneden salıverilmesi ve yeniden yargılanması çağrısında bulundu.
Çünkü yaptığı açıklamaya göre Malezya makamları, kendisine adil bir yargılama yapmamıştı.

Klasik suçlamalar
Malezya'da siyasetçilere yönelik suçlamalar ve davalar yeni bir konu değil. Ancak ülkenin eski üst düzey liderlerinin yargılanması türünün ilk örneği olabilir.
Eski Başbakan Mahathir Muhammed döneminde, Mahathir ile yardımcısı Enver İbrahim (Malezya'nın şu anki Başbakanı) arasında 1998 Asya mali kriziyle nasıl başa çıkılacağı konusundaki anlaşmazlığın ardından, iktidar partisi içinde Enver İbrahim'e karşı yolsuzluk suçlamaları yükseldi.
Yaşanan hadise iki lider arasındaki ilişkileri gerginleştirdi ve Enver İbrahim'in görevden alınmasına yol açtı.
Enver İbrahim birkaç yıl hapis yattıktan sonra tekrar muhalefet saflarına döndü ve geçtiğimiz Kasım ayında Malezya Başbakanlık makamına seçildi.
Necip Rezak'ın Malezya Başbakanı olarak görev yaptığı dönemde eski Başbakan Mahathir Muhammed, Malezya Kalkınma Fonu (1Malaysia Development Berhad – 1MDB) konusundaki soruşturmalar Malezya'da gündem ve manşet haline gelmeden önce, Necip'e iktidarın kötüye kullanılması ve yolsuzluk nedeniyle dava açtı.
14'üncü genel seçimlerde Ulusal Cephe'nin yankılanan düşüşünün ve Mahathir Muhammed liderliğindeki Umut İttifakı'nın iktidara gelmesinin ardından, 2018'de SRC fonlarının zimmete para geçirilmesi vakasına ilişkin ciddi bir soruşturma başlatıldı.
Necip 1MDB ile ilgili yolsuzluk davalarında resmen suçlandı. Bu davalar arasında, güveni kötüye kullanma, kara para aklama ve iktidarın kötüye kullanılması gibi yedi ayrı suç bulunuyordu. Söz konusu suçlardan biri de SRC'den yaklaşık 42 milyon dolarlık zimmete para geçirme vakasıydı.
Malezya'da başbakanlık görevine geldikten sonra Enver İbrahim, geçen aralık ayında eski Başbakan Muhyiddin Yasin'e hakaret davası açarak tazminat talep etti.
Eski Başbakan Muhyiddin Yasin, Başbakan Enver İbrahim yönetiminin dikkatli gözleri altında soruşturuluyor ve her ikisi de büyük ölçüde siyasi rekabet içinde.
UMNO Partisi Genel Başkanı Ahmed Zahid Hamidi'nin eski Başbakan Mahathir Muhammed'e yönelik hakaret davası halen mahkeme koridorlarında iken, Malezya'daki en büyük partinin başkanının, 2013-2018 yılları arasında içişleri bakanı olarak görev yaptığı süre boyunca yolsuzluk, kara para aklama ve rüşvet alma davalarına karışmasıyla ilgili yargılanması da halen devam ediyor.

Yargı taraflılığı
Davalar sadece Malezya başbakanları ile sınırlı kalmadı. Aynı zamanda partilerin liderleri arasında da karşılıklı davalar söz konusu.
Yargılamaların, özellikle son dönemde tekrarlaması ile Malezyalı liderlere, parti yöneticilerine ve önde gelen üyelere karşı kullanılan geleneksel siyasi silahlardan biri olduğuna inanılıyor.
Özellikle parti liderlerinin seçim kavgalarında birbirlerine karşı suçlamalarda bulunmaları veya birbirlerinin görüşlerine karşı çıkmaları nedeniyle, çeşitli yönlerden, bazı denetim ve yargı organlarını taraflı veya ülkedeki iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda çalıştıkları yönünde açıklamalar geliyor.
Eski Başbakan Necip Rezak aleyhindeki nihai kararın ardından, destekçileri ve avukatları, Başyargıcın Necip'e karşı olası bir önyargısı olduğunu iddia etti.
Necip'in avukatı, müvekkiline yönelik suçlamaların öncelikle siyasi amaçlı olduğunu belirtti.
Demokratik Hareket Partisi Genel Sekreteri Lim Guan Eng, MACC'ın siyasi bir araç olarak kullanılmasını eleştirirken, Umut İttifakı geçen yıl MACC'ın yönetiminde değişiklik çağrısında bulundu.
Umut İttifakı MACC'ın yöneticilerinin değişmesi halinde ona olan güvenin geri kazanılabileceği görüşünde.
MACC ise, hükümetler tarafından siyasi bir silah olarak kullanılmaya devam edildiğini reddediyor ve herhangi bir siyasi eğilim olmaksızın yasayı uygulamak için çalışan bağımsız bir soruşturma organı olduğunu vurguluyor.
Ancak Muhyiddin Yasin hakkında devam eden soruşturmalarla birlikte bu suçlamalar yeniden gündeme geldi.
Eski başbakan, MACC tarafından kendisine yöneltilen soruşturma sürecini taraflı olmakla suçluyor.
Zira gözetim organı, diğer parti başkanlarının geri kalanına finansman kaynakları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı.
Yasin ayrıca, mevcut hükümetin, Ulusal İttifak liderlerine yönelik bir dizi suçlamanın ardından UMNO Partisi'nin liderlerine yönelik davalara benzer yeni bir 'mahkeme grubu' oluşturmaya çalıştığını da söyledi.
Ayrıca, birbirini takip eden bu davalar, yargının kırılganlığını, bağımsızlığını ve iktidar başkanının görüşlerine meylettiğini gösterebilir.

Independent Türkçe



Çin, İran savaşını sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırırken, Trump ile sorunsuz bir zirve yapmayı umuyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
TT

Çin, İran savaşını sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırırken, Trump ile sorunsuz bir zirve yapmayı umuyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)

Çin, diplomatik olarak ince bir denge ile İran'la olan savaşı sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırıyor. Ülke, önümüzdeki ay ABD Başkanı Donald Trump ile düzenlenecek zirveye hazırlanırken, aynı zamanda Tahran'ın hoşnutsuzluğunu kışkırtmamaya çalışıyor.

Analistlere göre, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan ve enerji ihtiyacının yaklaşık yarısını Ortaoğu’dan karşılayan Çin, bu süreçte enerji arzını güvence altına almaya çalışıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Trump arasında mayıs ortasında yapılması planlanan görüşme, Pekin’in Ortadoğu’daki çatışmaya yönelik yaklaşımını etkiliyor.

Çin’in savaş karşısındaki temkinli yaklaşımı, arka plandaki nüfuzunu korumasına yardımcı oldu. Nitekim Trump, İran’ın geçtiğimiz hafta Pakistan’da düzenlenen barış görüşmelerine katılmasında Pekin’in rol oynadığını belirtti.

Ortadoğu’da diplomasi trafiği

Çin'in gelişmekte olan ülkelerle ilişkilerini analiz eden bağımsız bir kuruluş olan Çin ve Küresel Güney Projesi'nin (China Global South Project) baş editörü Eric Olander değerlendirmesinde, "Başkan Trump'ın Çinlilerin İranlılarla nasıl görüştüğünü defalarca dile getirdiğini duymuşsunuzdur... Bu, masada yer almasalar bile, onları müzakerecilerle aynı sürece yerleştiriyor" ifadelerini kullandı.

Çin'in düşünce yapısına yakın kaynaklar Reuters'e, Pekin'in zirvede ticaret ve Tayvan ile ilgili hedeflerine ulaşmayı umduğunu söylediler. Ayrıca Çin yönetimi, Trump'ın iltifatlardan etkilenen ve anlaşma odaklı bir lider olduğunu değerlendiriyor.

Kaynaklardan biri, Pekin’de hâkim görüşün “Onu övün, sıcak bir karşılama yapın ve stratejik istikrarı koruyun” yönünde olduğunu ifade etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı, sekiz yıl sonra bir ABD başkanının gerçekleştireceği ilk ziyarette yer alacak zirve öncesindeki diplomatik çabalarına ilişkin sorulara yanıt vermedi. Trump, zirvenin 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde yapılacağını söyledi.

ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının artan tehdidi karşısında Çin, diplomatik faaliyetlerini artırdı. Analistlere göre Pekin, zirvenin sorunsuz geçmesi için Trump yönetimine yönelik sert eleştirilerden kaçınıyor. Zirve daha önce savaş nedeniyle ertelenmişti.

Şi Cinping, salı günü krize ilişkin sessizliğini bozarak; barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve kalkınma-güvenlik dengesi vurgularını içeren dört maddelik bir barış planı açıkladı.

Trump’ın İran’ı “ülkenin tamamen yok edilebileceği” yönünde uyarmasının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, doğrudan bir kınama yapmadan yalnızca “derin endişe” duyduklarını belirtti ve tüm tarafları “gerilimi azaltacak yapıcı rol oynamaya” çağırdı.

Trump-Şi zirvesinin kapsamı sınırlı

Bazı analistler, İran'ın Çin'e daha çok ihtiyacı olduğunu, bunun da Pekin'in ateşkesi zorlarken aynı zamanda Trump ile yapacağı zirveyi de korumasına imkân sağladığını söylüyor.

Singapur'daki S. Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda araştırmacı olan Drew Thompson, "Pekin için ideal sonuç, İran gibi Batı karşıtı devletlerle koşulsuz ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ile bir tür birlikte yaşama zeminini korumaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Çin, İran'ı ABD ile görüşmeye teşvik etmede rol oynamış olsa da Ortadoğu'da bu tür girişimlere desteğini garanti altına alacak askeri bir varlığı olmadığı için kararları etkileme ygücünün sınırlı olduğu değerlendiriliyor.

Bazı gözlemciler ise Çin’in Ortadoğu’daki aktif diplomasisinin daha çok “gösteri” niteliği taşıdığını savunuyor.

Brookings Enstitüsü’nden Patricia Kim, İran’ın Çin ile ilişkisini öne çıkarmak istediğini ve Pekin’den ateşkes için garanti talep ettiğini, ancak Çin’in bu rolü üstlenmeye istekli görünmediğini ifade etti. Kim’e göre Pekin, ABD’nin baskının büyük kısmını üstlenmesinden memnun bir şekilde arka planda kalmayı tercih ediyor.

Öte yandan Çin, Trump ile yapılacak zirvede uzun süredir ertelenen ve tarihteki en büyük uçak siparişi olabilecek Boeing uçaklarının satın alınması konusunda anlaşmaya varabilir; ayrıca büyük ölçekli tarım ürünlerinin alımları da söz konusu olabilir.

Analistler, toplantının kapsamının sınırlı olacağını ve yapay zeka yönetimi, pazar erişimi ve aşırı üretim kapasitesi gibi iddialı konuların ele alınmasının beklenmediğini ifade ediyor.

Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Scott Kennedy, "Çin'in Amerika Birleşik Devletleri ile herhangi bir büyük anlaşmaya varma şansının hiç olmadığı" değerlendirmesinde bulundu.


Grossi: Kuzey Kore, nükleer silah üretme yeteneğinde "tehlikeli bir ilerleme" gösteriyor

KCNA tarafından yayınlanan fotoğrafta, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Mart 2022'de kıtalararası balistik füzenin yanında görülüyor (AP)
KCNA tarafından yayınlanan fotoğrafta, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Mart 2022'de kıtalararası balistik füzenin yanında görülüyor (AP)
TT

Grossi: Kuzey Kore, nükleer silah üretme yeteneğinde "tehlikeli bir ilerleme" gösteriyor

KCNA tarafından yayınlanan fotoğrafta, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Mart 2022'de kıtalararası balistik füzenin yanında görülüyor (AP)
KCNA tarafından yayınlanan fotoğrafta, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Mart 2022'de kıtalararası balistik füzenin yanında görülüyor (AP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi bugün Seul'de yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin nükleer silah üretme kapasitesinde “çok ciddi bir ilerleme” gösterdiği uyarısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Grossi basın toplantısında, “Periyodik değerlendirmelerimizde, Yongbyon nükleer reaktöründe faaliyetlerde hızlı bir artış olduğunu teyit edebildik” dedi.

Sözlerine şöyle devam etti: "Bütün bunlar, Kuzey Kore'nin resmi adını kullanarak, Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin nükleer silah üretimi alanındaki yeteneklerinde çok tehlikeli bir ilerlemeye işaret ediyor; bu yeteneklerin onlarca savaş başlığına ulaştığı tahmin ediliyor."

Görsel kaldırıldı.Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi (AP)

Bu bağlamda, Kuzey Kore bugün, Tokyo'nun yıllık diplomatik raporunda Pyongyang'ın nükleer programına karşı çıktığını belirtmesinin ardından, Japonya'yı «ciddi bir provokasyon» yapmakla suçladı.

İki ülke arasında resmi diplomatik ilişkiler bulunmuyor ve Pyongyang, İkinci Dünya Savaşı ile sona eren Kore Yarımadası'ndaki sömürge yönetimi nedeniyle Tokyo'yu sık sık eleştiriyor.

Japonya Dışişleri Bakanlığı, geçen hafta Tokyo’nun resmi diplomatik görüşlerini ayrıntılı olarak ortaya koyan ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlara sahip olmasına yönelik muhalefetini yineleyen yıllık “Mavi Kitap”ı yayınladı.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı'ndan ismi açıklanmayan bir yetkili, resmi Kore Merkez Haber Ajansı'nda (KCNA) yer alan açıklamasında, bu tutumun “kutsal devletimizin egemenlik haklarını, güvenlik çıkarlarını ve kalkınma haklarını ihlal eden ciddi bir provokasyon” olduğunu söyledi.

Görsel kaldırıldı.Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kızı Kim Ju Ae, 27 Ocak 2026'da Kuzey Kore'de belirtilmeyen bir yerde füze sistemi fırlatma denemesini izledi (EPA)

Açıklamada ayrıca, «Kuzey Kore’nin savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik adımları, meşru müdafaa hakkı kapsamındadır» ifadeleri yer aldı.

Beyaz Kitap'ın “geleneksel çete mantığı ve absürtlük mekanizmasıyla örüldüğü” belirtildi.

Japonya Beyaz Kitabı'nda, Kuzey Kore'nin Ukrayna'ya karşı savaşında Rusya'ya yardım etmek için asker ve mühimmat göndermesinden duyduğu endişeyi dile getirdi.

Tokyo ayrıca, on yıl içinde ilk kez değerlendirmesinde Çin'i düşürerek, Pekin'i "Japonya'nın en önemli ortaklarından biri" yerine "önemli bir komşu" olarak nitelendirdi.

Bu durum, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin geçen kasım ayında Tokyo'nun Çin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak ilhak edeceğini belirttiği Tayvan'a yönelik bir saldırı durumunda askeri müdahalede bulunabileceğini belirtmesinden bu yana Pekin ile ilişkilerde daha da kötüleşmeyi işaret etti.


Kuzey Kore lideri Çin'in "çok kutuplu bir dünya" çabasına destek verdi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'yi kabul etti (AFP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'yi kabul etti (AFP)
TT

Kuzey Kore lideri Çin'in "çok kutuplu bir dünya" çabasına destek verdi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'yi kabul etti (AFP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'yi kabul etti (AFP)

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile yaptığı görüşmede, Çin'in "çok kutuplu bir dünya" kurma çabalarına destek verdiğini belirtti ve iki geleneksel müttefik arasında daha derin bağlar kurulması çağrısında bulundu.

Resmi Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı'na (KCNA) göre, dün yapılan görüşmede Kim, hükümetinin Çin'in "tek Çin ilkesi" temelinde toprak birleşmesini sağlama çabalarını tam olarak destekleyeceğini söyledi; bu Pekin'in, Tayvan'ın Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğu yönündeki resmi görüşüne atıfta bulunuyordu.

Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre Kim ayrıca, Kuzey Kore'nin "karşılıklı ilgi alanı" olan bölgesel ve uluslararası konulardaki tutumunu açıklığa kavuşturdu ve mevcut jeopolitik ortamda iki ülke arasındaki ilişkilerin sürekli gelişiminin daha da önem kazandığını söyledi.

Kuzey Kore'ye iki günlük bir ziyaret gerçekleştiren Wang, Kim ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında geçen yıl yapılan zirvenin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin "yeni bir aşamaya" girdiğini söyledi.

“Yeni Soğuk Savaş” ve “çok kutuplu dünya” fikirlerini benimseyen Kim, uluslararası izolasyondan kurtulmayı ve Amerika Birleşik Devletleri ile çatışma halinde olan hükümetlerle bağlarını genişleterek daha iddialı bir dış politika izlemeyi hedefledi.