Rabat yönetimi Cezayir sınırındaki Doğu Bölgesi’ni kalkındırıyor

Fas Kralı 6. Muhammed’in Ucda Konuşması’nın 20. Yıldönümü Doğu Bölgesi’nde kutlanıyor (Şarku’l Avsat)
Fas Kralı 6. Muhammed’in Ucda Konuşması’nın 20. Yıldönümü Doğu Bölgesi’nde kutlanıyor (Şarku’l Avsat)
TT

Rabat yönetimi Cezayir sınırındaki Doğu Bölgesi’ni kalkındırıyor

Fas Kralı 6. Muhammed’in Ucda Konuşması’nın 20. Yıldönümü Doğu Bölgesi’nde kutlanıyor (Şarku’l Avsat)
Fas Kralı 6. Muhammed’in Ucda Konuşması’nın 20. Yıldönümü Doğu Bölgesi’nde kutlanıyor (Şarku’l Avsat)

Mart 2003’de Fas Kralı 6. Muhammed tarafından yapılan Ucda Konuşması’nın 20. Yıldönümü yurt çapında anıldı. Ucda Konuşması, Cezayir ile temas halinde olan bu hassas bölgenin kalkınması için yol haritasını içeriyor. Fas’ın Cezayir sınırında yer alan Ucda kenti, Ağustos 1994’te bir otelde yaşanan silahlı saldırının ardından Cezayir'in Fas ile kara sınırını kapatma kararından bu yana olağanüstü hâl yaşıyor. Rabat, saldırının arkasında Cezayir istihbaratının olduğunu iddia ediyor.
Fas’ın Doğu Bölge Valisi Muaz Cemai, Fas Kralı'nın Doğu Bölgesi’ni geliştirme girişimini "bölge için tarihi bir atılım ve yeni bir doğum belgesi" olarak nitelendirerek, iş fırsatları yaratmak ve bölge sakinlerinin yaşam koşullarını iyileştirmek adına bölgeyi gelecek vaat eden bir gelişme direği ve yatırımları çekmek için teşvik edici bir alan haline getirdiğini söyledi.
2003 Ucda Konuşması’nın kutlandığı Şarkiyat gösterisinin açılış oturumunda konuşan Cemai, Kral’ın konuşmasında ağırlıklı olarak yatırım, altyapı, büyük ekonomik projeler ve insan unsurunun oluşumunda temsil edilen bölgede bir kalkınma hamlesi için yol haritasının ana yönlerinin özetlediğini belirtti. Ayrıca, Doğu Bölgesi’nin getirdiği ve bölgenin dahil olduğu yapılanma projelerinin yanı sıra büyük atölye çalışmaları, bölgenin kentsel, ekonomik ve sosyal manzarasının önemli ölçüde değişmesine ve yeni gelişme ufuklarının oluşmasına katkı sağladığını söyledi.
2003 Kraliyet Girişimi öncelikleri arasında Fez ve Ucda’yı birbirine bağlayan otoyol ile Taourirt ile Nador birbirine bağlayan tren, kuzey sahil yolunun hızla tamamlanması, Nador, Icda ve Figig’i birbirine bağlayan yolların genişletilmesi, Ucda ve Taourirt’de içme suyunun sağlanmasına yönelik projenin tamamlanarak bölgedeki tüm kasaba ve vadilere dağıtılması, Nador’da serbest bölge oluşturulması, imanın yanı sıra doğu bölgesinin kalkınmasına bir Akdeniz kapısı açmayı amaçlayan ekonomik, ticari, endüstriyel ve turistik alanlar, Fas ekonomisinin ilerlemesine katkıda bulunulması, yerli ve yabancı yatırımı çekmek amacıyla Saidia’nın kıyı bölgesinin hazırlanması gibi projeler yer alıyor.
Öte yandan Şarku’l Avsat.’a konuşan Doğu Konseyi Başkanı Abdulnabi Baivi, Ucda Konuşması’ndan bu yana geçen yirmi yılda birçok başarıya ulaşıldığını belirtti. Baivi, kapsamlı bir dinamizmin yaratıldığına değinerek, bunun özellikle 2005 yılında Ulusal İnsani Gelişme Girişimi'nin başlatılmasından sonra, doğu bölgesindeki kalkınma yoluna güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi.
Kral 6. Muhammed’in liderliğindeki büyük reformların çeşitli alanları içeren derin ve yapısal dönüşümlere yol açtığını ve bölgesel yönetim ilkelerini pekiştirmeyi amaçlayan stratejik bir seçenek olarak gelişmiş bölgeselleştirme çalıştaylarının başlatılmasını sağladığını dile getiren Baivi, bu kapsamda, seçilmiş yetkililere ve bölge işlerinden sorumlu olanlara "bölgesel kalkınma programı ve toprağın hazırlanması için bölgesel tasarımı hazırlama" fırsatı verildiğini aktardı.
Doğu Kalkınma Ajansı Genel Müdürü Muhammed Mübareki, bölgenin kalkınmasına yönelik Kraliyet Girişimi’nin, bölgenin niteliklerine ve kendi yeteneklerine dayanan önemli büyük projelerle geldiğini söyleyerek, bu girişimlerin tüm bölgeler üzerinde doğrudan etki sağladığını aktardı. Ayrıca bu projelerin bölgenin "ulusal düzeyde diğer kuruluşlarla rekabete girmesini" sağladığına atıfta bulundu.
Doğu'daki Programlama, Planlama ve Çevre Dairesi Başkanı İlham Mahrezi ise en az 28 bin 600 istihdamın sağlandığı 1,9 milyar dirhem (190 milyon dolar)  bütçeyle bölgedeki yatırım programlarının doğru yolda olduğunu doğruladı.  Mahrezi, başkanı olduğu dairenin ise 280 milyon dirhem ( 28 milyon dolar) olduğunu söyledi.
Mahrezi, yetkili makamın şu anda 316 milyon dirhem (31,6 milyon dolar) bütçe ve Silvan'daki sanayi bölgesini iyileştirmeye yönelik projelerle ekonomik altyapıyı güçlendirdiğine değinerek, çeşitli sanayi bölgelerinde 79 milyon dirhemli yatırım olduğunu vurguladı. Doğu bölgesindeki köylerde mekansal ve sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik programın uygulanmasının hızlandırılması (2017-2023) ve Ulusal İnsani Gelişme Girişiminin üçüncü aşamasının (2019-2023) tamamlanması bağlamında,  bölgesel şlerden sorumu genel sekreter Raşid ez Zenati, bu iki programın temel olarak, kırsal alanların kalkınması için ana stratejik yönlerle ilgili yönetim çerçevesine dayandığını söyledi.



Arap zamkı, nasıl Sudan iç savaşının fon kaynağına dönüştü?

Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)
Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)
TT

Arap zamkı, nasıl Sudan iç savaşının fon kaynağına dönüştü?

Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)
Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)

Amerikan gazetesi Wall Street Journal (WSJ), gıdadan kozmetiğe çeşitli ürünlerde kullanılan Arap zamkının, Sudan'daki iç savaşın fon kaynaklarından birine dönüştüğünü yazdı.

Haberde, Arap zamkından elde edilen gelirin hem Sudan ordusuna hem de onlara karşı savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) önemli gelir kaynağı sağladığı belirtildi. 

Kamyonuyla Arap zamkı taşıyan Muhammed Caber, El Ubeyd şehrinden geçerken kontrol noktalarındaki HDK savaşçılarına yaklaşık 330 dolar ödediğini söyledi. 

Caber, ayrıca kendisi gibi Arap zamkı taşıyan birçok şoförün, konvoylara eşlik eden HDK savaşçılarına 60 ila 100'er dolar ödediğini belirtti. 

Şoför, HDK'nin istenen miktarları ödemeyenlerin mal ve araçlarına el koyduğunu savundu. Paramiliter oluşum, haziranda El Ubeyd'in kontrolünü ele geçirmişti.

Dünyadaki Arap zamkının yaklaşık yüzde 80'i Sudan'daki akasya ağaçlarından elde ediliyor. 

Ülkenin başlıca gelir kaynaklarından biri konumundaki Arap zamkı birçok yiyecek, içecek, kozmetik ürün ve ilaçta stabilizatör, kıvam arttırıcı ya da emülgatör olarak kullanılıyor. 

Zamkın elde edildiği akasya ağaçları da Sudan'ın batıdaki Çad sınırından doğuda Etiyopya'yla sınırına kadar uzanan yaklaşık 520 bin kilometrekarelik çöl kuşağında yetişiyor. 

Sudan, 2022'de yaklaşık 183 milyar dolar değerinde Arap zamkı ihraç etmişti. Zamkın ticaretiyle uğraşanlar, ürünün fiyatının yaklaşık üçte iki oranında artarak ton başına 5 bin dolara kadar yükseldiğini söyledi.

Haberde, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdülfettah Burhan komutasındaki yönetimin, Arap zamkı ihracatından aldığı vergiyle HDK gibi kendisine bir gelir kapısı oluşturduğu belirtildi. 

Sudanlı akademisyen Rabie Abdelaty, "Arap zamkı ihracatından elde edilen gelir doğrudan bu savaşı finanse ediyor" dedi.

WSJ, buna rağmen çok az şirketin Sudan'dan zamk tedarikini durdurmaya yönelik adım attığına dikkat çekti. 

İsviçre merkezli gıda devi Nestle, zamkların Sudan'dan değil Çad, Nijer ve Mali'den alındığını savundu. İtalyan çikolata şirketi Ferrero ise "tüm tedarik sürecinin sıkı denetimden geçirildiğini" bildirdi. 

Bitkisel ürün ve gıdaya odaklanan Fransız firması Nexira ise zamk tedarikinin geçen yıl üç aylığına durdurulduğunu fakat daha sonra devam edilmesi kararı alındığını belirtti.

Diğer yandan haberde, zamk alımının durdurulmasının geçimlerini buna bağlayan birçok Sudanlı çiftçiyi zor durumda bırakabileceğine de işaret edildi. 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'ndan Rachid Amui, zamk alımıyla ilgili kararların küresel piyasalara doğrudan yansıyacağını belirterek, "Dünya pazarında büyük bir Arap zamkı kıtlığı yaşanırsa bu, çok ciddi etkileye yol açabilir" dedi. 

Sudan iç savaşı

Burhan yönetimiyle General Muhammed Hamdan Dagalo liderliğindeki HDK arasında yaşanan anlaşmazlıklar, geçen yıl nisanda sıcak çatışmaya dönüşmüştü.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 50 milyon nüfusa sahip Sudan'da iç savaş nedeniyle en az 8,5 milyon kişi yerinden edilirken, çatışmalarda yaklaşık 14 bin kişi yaşamını yitirdi. 

Independent Türkçe


İsrail Lübnan’ın Nebatiye şehrinde bir aracı hedef aldı: Bir kişi öldü, üç öğrenci yaralandı

İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)
İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)
TT

İsrail Lübnan’ın Nebatiye şehrinde bir aracı hedef aldı: Bir kişi öldü, üç öğrenci yaralandı

İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)
İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)

Lübnan basını, İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) bu sabah saat 7.30 sularında ülkenin güneyindeki Nebatiye şehrindeki Kefer Deccal yolu üzerinde bir aracı hedef aldığını ve saldırı sonucunda aracın alev aldığını bildirdi.

dfrgth5
Yanan aracı söndürmeye çalışan Sivil Savunma ekipleri (AlJadeed Tv)

İsrail'in aracı hedef aldığı sırada aynı noktadan geçmekte olan bir okul otobüsünde üç öğrenci yaralandı.

Hava saldırısı sonucu araç alev alırken Sivil Savunma, Kızıl Haç, İslami Sağlık Kurumu ve Lübnan Risala İslami İzcilik Derneği’nden ekipler yangına müdahale ederken yaralıları tedavi altına alınmak üzere derhal en yakın hastanelere taşıdılar.

tyhnju
İsrail’in düzenlediği hava saldırısında yaralanan öğrencilerden biri (AlJadeed Tv)

 


ABD, Yemen'deki Husilere ait 4 insansız hava aracını vurduğunu duyurdu

Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)
Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)
TT

ABD, Yemen'deki Husilere ait 4 insansız hava aracını vurduğunu duyurdu

Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)
Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Komutanlığı (CENTCOM) bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, kuvvetlerinin dün Yemen'de kontrolü altındaki bölgelerden Husi grubu tarafından fırlatılan dört insansız hava aracını başarıyla engellediğini duyurdu.

CENTCOM açıklamasında, güçlerinin Husi saldırılarını kendilerine, koalisyon güçlerine ve ticari gemilere yönelik yakın bir tehdit olarak değerlendirdiği belirtildi.


İsrail güçleri Cenin'de bir otelde gazetecileri kuşattı

Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)
Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)
TT

İsrail güçleri Cenin'de bir otelde gazetecileri kuşattı

Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)
Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)

Filistin Haber Ajansı’nda bugün (Perşembe) yer alan haberde, bir İsrail kuvvetinin, İsrail ordusunun şu ana kadar en az 11 Filistinlinin ölümüne neden olan askeri operasyon yürüttüğü Cenin kentinde çalışan basın ekiplerine ateş açtığını bildirdi.

Ajans, salı sabahından bu yana Cenin'de bulunan İsrail güçlerinin, kentte çalışan gazetecilerin haberlerini hazırlamak için bir odasını kullandıkları oteli kuşattığını belirtti.

İsrail güçlerinin otele takviye birlikler gönderdiği belirtilen haberde, İsrail askerlerinin ateş açması sonucu otel çalışanlarından birinin yaralandığı kaydedildi.


İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti
TT

İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti

Filistin'den yayın yapan Şihab Haber Ajansı (Shehab News Agency) bugün (Perşembe) İsrail'in Gazze Şehri'nin merkezindeki bir evi bombalaması sonucu çoğu çocuk 16 kişinin öldüğünü bildirdi.

Ajans, bombardımanın el-Derac mahallesindeki bir evi hedef aldığını ve ölenler arasında 10 kişinin bulunduğunu söyledi.

Ajans daha önce de İsrail'in Gazze'de bir caminin içindeki Kuran okulunu hedef alan saldırısında çoğu çocuk 10 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurmuştu.

Ajans, El Sahaba mahallesindeki Fatima El Zehraa camisine yapılan bombardımanın kurbanları olduğunu belirttiği çocukların fotoğraflarını yayınladı.


İran, Sadr'ı Irak'ın siyasi istikrarını bozmak için mi destekliyor?

Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)
Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)
TT

İran, Sadr'ı Irak'ın siyasi istikrarını bozmak için mi destekliyor?

Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)
Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)

Rüstem Mahmud

Iraklı üst düzey bir siyasi kaynak Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada, İran'ın Irak’taki Şii siyasi güçlere yönelik stratejisinde köklü değişiklikler olduğunu söyledi. Kaynak, bu değişikliklerin, ülkedeki siyasi istikrarı ve güvenliği bozmak ve geçmiş dönemde İran’ın nüfuzundan göreceli de olsa bağımsızlaşan bazı Iraklı Şii siyasetçi ve güçlerin ‘gücünü budamak’ için Sadr Hareketi’ne yönelik üstü kapalı desteğini önümüzdeki dönemde de sürdürmesi anlamına geldiğini ifade etti.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, 2022 yılının haziran ayı ortalarında Irak’taki siyasi süreci tamamen boykot ettiğini açıklamış ve yaklaşan genel seçimlere ‘hiçbir şekilde’ katılmama kararı almıştı. Bu karar öncesinde, 2021 yılının ekim ayında yapılan milletvekili seçimlerinin ardından ülkede ciddi bir siyasi kriz yaşandı. Sadr Hareketi, Temsilciler Meclisi’ndeki 325 sandalyeden 73'ünü kazanarak en büyük blok oldu. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve (Sünni) Tekaddum Partisi ile üçlü bir ittifak kurdu. Ancak Hukuk Devleti Koalisyonu lideri ve eski Başbakan Nuri El Maliki öncülüğünde Koordinasyon Çerçevesi çatısı altında bir araya gelen Şii güçler, Üçlü Koalisyon’un cumhurbaşkanı seçmesine ve yeni bir hükümet kurmasına izin vermedi. Yeni cumhurbaşkanını seçmek için üçte ikilik yeter sayıya ulaşılamaması, ülkede ciddi bir siyasi krize neden oldu. Sadr taraftarları ile Koordinasyon Çerçevesi destekçileri arasında 2022 yılının Ağustos ayı sonlarında çıkan silahlı çatışmalarda 30'dan fazla kişi öldü, aralarında onlarca askerin ve güvenlik görevlisinin de bulunduğu en az 700 kişi yaralandı.

xsdvfbgn
Mecf kentinde aralık ayındaki yerel seçimleri boykot eden pankartlar taşıyan Mukteda es-Sadr destekçileri (AFP)

Al-Majalla’ya konuşan kaynak, Irak'ta son iki ay içinde meydana gelen üç siyasi gelişmenin İran'ın ‘Irak'taki iç durumun istikrarına ilişkin endişelerini’ artırdığını söyledi. Kaynak, söz konusu gelişmelerin Irak'ın istikrarının İran'ın kontrolünden çıkmasını mümkün kıldığını ve bazı noktalarda Irak'ın stratejik siyasi kararlarının 2003 yılından bu yana ilk kez İran nüfuzundan bağımsız olabileceğini gösterdiğini vurguladı.

İran şimdi siyasi süreç üzerinde baskı ve gerilim yaratarak söz konusu Iraklı Şii isimleri İran'ın Irak’taki ve bölgedeki rolüyle yeniden ilişkilendirmek istiyor.

Örneğin, ABD'nin baskısı ve yerel diplomasi, Bağdat ile Erbil arasında çözüm bekleyen meselelerde, özellikle de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) memurların maaşları konusunda siyasi bir uzlaşıya varılmasını sağladı. Irak hükümeti, ülkenin başlıca siyasi güçleriyle uzlaşarak, silahlı grupları ve milisleri dizginlemeyi ve özellikle Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin ABD ziyaretinden sonra, ABD’nin Irak'taki ve bölgedeki askeri üslerine daha fazla saldırı düzenlemelerini önlemeyi de başardı. Irak hükümeti ayrıca ABD askerlerinin Irak’tan bir an evvel çıkması ve Irak'taki askeri üslerinin lağvedilmesi yönündeki hem siyaset çevrelerinden hem de halktan gelen çağrılara yanıt vermek yerine, konuyu uzun soluklu Irak-ABD müzakerelerine bıraktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz ay Irak'a gerçekleştirdiği olağanüstü ziyaret sırasında Ankara ile hem Bağdat hem de Erbil arasında, Irak ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasında köprüler kuracak onlarca stratejik ekonomik anlaşma imzalandı. Anlaşmaların Türkiye'nin Irak'taki etkisini artırması ve böylece İran'ın rolünün azalmasına neden olacağı tahmin ediliyor.

Bundan kısa bir süre önce Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu (UNAMI) Başkanı Jeanine Hennis-Plasschaert, BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği son brifingde, UNAMI’nin Irak'ta seçimler, siyasi çalışmalar ve insan hakları alanlarındaki çalışmalarını tamamen sona erdireceğini ve Irak hükümetinin talebi üzerine Irak'ta sadece bir BM koordinatörü bulunduracağını açıklamıştı. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre bu adım, Irak'taki siyasi sahnesini ve genel atmosferi uluslararası kurumlardan, özellikle de BMGK’dan dışlamak için İran'ın baskısıyla atıldı. UNAMI Başkanı, BMGK’ya düzenli olarak brifing verdi ve her seferinde İran bağlantılı milislerin ülkenin siyasi istikrarının bozulmasındaki olumsuz rolüne dikkati çekerek, Irak hükümetini ve siyasi güçleri uluslararası topluma karşı tamamen sorumlu tuttu.

Bu gelişmelerden sadece iki hafta önce, IKBY’nin Kormor Gaz Tesisi’ne insansız hava aracıyla (İHA) dört işçinin ölümüne ve bölgenin enerji şebekesine zarar vererek, büyük bir bölümünün enerji kesintisine uğramasına neden olan beklenmedik bir saldırı düzenlendi. Bu ani saldırı, Erbil ile Bağdat arasında birtakım uzlaşıların sağlandığı ve bu uzlaşıları bozmak isteyen tarafların suçlamalarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşti.

zhumöı
Iraklı Şii din adamı Mukteda es-Sadr Kufe Camii'nde vaaz verirken, 4 Kasım 2022 (AFP)

Irak'taki Hizbullah yapılanmasının üst düzey liderlerinden din adamı Muhammed el-Kevserani’nin son iki haftadır İran'a bağlı birçok Iraklı silahlı grupla temaslarını yoğunlaştırdığını ve bu gruplarla, başta silahlı kanadı Mehdi Ordusu olmak üzere Sadr Hareketi arasında ortak bir zemin bulmaya çalıştığını söyleyen Iraklı kaynak, “Kevserani, İran ve Hizbullah tarafından geleneksel olarak Irak'taki silahlı grupların yönetiminin denetçisi olarak kabul ediliyor” dedi. Kaynak, söz konusu grupların, Sadr ve destekçilerinin Irak hükümetinin stratejisine aykırı olsa bile ülkede gerçekleştirebilecekleri herhangi bir siyasi ya da halk hareketine karşı çıkmamaları gerektiğini de belirtti.

Irak'taki Hizbullah yapılanmasının üst düzey liderlerinden din adamı Muhammed el-Kevserani, son iki haftadır İran'a bağlı birçok Iraklı silahlı grupla temaslarını yoğunlaştırırken, bu gruplarla Sadr Hareketi arasında ortak bir zemin bulmaya çalıştı.

Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr, geçtiğimiz nisan ayı ortalarında hareketin adını ‘Şii Ulusal Hareketi’ olarak değiştirdiklerini açıkladı. Gözlemciler, Sadr'a yakın isimlerin Irak basınında boy göstermeye başlamasıyla birlikte isim değişikliğini, Mukteda es-Sadr’ın Irak siyaset sahnesine dönüşünün sinyali olarak değerlendirdi. İsim değişikliğinin, Sadr Hareketi’nin Mukteda es-Sadr'ın genel himayesi ve rehberliği altında siyasi sürece katılımının bir devamı olacağını söyleyen kaynak, ancak bu katılımın ayrıntılı bir örgütsel katılım olmayacağını, sadece Sadr'ın yaklaşık iki yıldır süren ‘siyasi tecridinin’ kırılmış olacağını belirtti. Sadr, isim değişikliği duyurusundan sadece birkaç gün önce, Irak'taki en büyük Şii dini merci olarak kabul edilen Ayetullah Sistani’yi ziyaret etmiş, yerel ve bölgesel olaylara ilişkin siyasi ve sahadaki tutumlarını açıklamaya başlamıştı.

Mukteda es-Sadr, isim değişikliği açıklamasından birkaç gün sonra siyasi tecridi çerçevesinde son yıllarda yapmadığı bir şekilde, babası Muhammed Sadık es-Sadr'ın şehit edilişini anacağını duyurdu. Sadr, bu vesileyle destekçilerine siyasi bir konuşma yaparak ilan ettiği yeni siyasi hareketin kimliğini ve siyasi görevlerini açıkladı. 

Iraklı kaynağa göre İran, Sadr'ın iki yıl önce siyasi süreçten aniden çekilmesinin yarattığı travma nedeniyle ne KDP'nin ne de Tekaddum Partisi'nin Sadr ile gelecekte, özellikle de yaklaşan seçimlerde herhangi bir siyasi ittifaka katılmayacağına emin. Sadr'ın iki yıl önce siyasi süreçten aniden çekilmesi, KDP ve Tekaddum Partisi'nin zayıf konuma düşmelerine, Koordinasyon Çerçevesi güçleriyle müzakerelere gitmek zorunda kalmalarına ve onların Muhammed Şiya es-Sudani liderliğinde Irak hükümetinin kurulması için Devleti Yönetme İttifakı’nın oluşturulması konusundaki dayatmasını kabul etmelerine yol açmıştı.

Kaynağa göre İran, bu doğrultuda Sadr'ın içeride kendisine siyasi müttefikler edinmesini sağlamaya çalışıyor. İran, Sadr'ın baskıları ve sokak hareketleriyle, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin ne pahasına olursa olsun ikinci bir dönem daha başbakanlık yapma arzusunun, özellikle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleriyle yaşadığı anlaşmazlıkların ardından Sadr ve Sudani'yi önümüzdeki yıl yapılması planlanan genel seçimlerde bir araya getirebileceğini ve siyasi bir ittifak oluşturmalarını sağlayabileceğini düşünüyor.

zxcfvgbh
Başkent Bağdat'ta Temsilciler Meclisi’ndeki bir oturuma katılan Iraklı milletvekilleri, 3 Eylül 2018 (AP)

Öngörülen ittifak, parlamenter blok ve siyasi ağırlık açısından Koordinasyon Çerçevesi güçlerine paralel olacağından tarafların hiçbiri ne yeni bir cumhurbaşkanı seçebilecek ve yeni bir hükümet kurabilecek bir parlamento bloğu oluşturabilecek. Elbette Sadr, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin gelecekteki herhangi bir Irak hükümetinde yer almasını kabul etmeyecektir. Zira son dönemdeki tüm siyasi tercihini bu ret üzerine inşa etti. Ancak bunun yanında hiçbir zaman tek başına bir hükümet kuramayacağı gibi, eskisi gibi istediğinde de siyasi süreçten ayrılamayacak.


Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanımaları Filistin’in devletleşme sürecini canlandırdı

Başbakan Sanchez, İspanya Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ülkesinin Filistin devletini tanıdığını açıkladı (DPA)
Başbakan Sanchez, İspanya Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ülkesinin Filistin devletini tanıdığını açıkladı (DPA)
TT

Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanımaları Filistin’in devletleşme sürecini canlandırdı

Başbakan Sanchez, İspanya Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ülkesinin Filistin devletini tanıdığını açıkladı (DPA)
Başbakan Sanchez, İspanya Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ülkesinin Filistin devletini tanıdığını açıkladı (DPA)

Avrupa ülkeleri; İrlanda, İspanya ve Norveç, 28 Mayıs'tan itibaren geçerli olacak bir kararla Filistin devletini tanıdıklarını açıklayarak Filistinlilerin bağımsız devlet kurma çabalarına açık bir şekilde destek verdiler. Ancak üç Avrupa ülkesinin Filistin devletini tanıma kararı İsrail'i kızdırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu kararları ‘terörizm için bir ödül’ olarak nitelendirirken ABD Başkanı Joe Biden'ın Sözcüsü, ABD'nin Filistin devletinin ‘tek taraflı olarak tanınmasına’ karşı olduğunu açıkladı.

İrlanda, İspanya ve Norveç eşzamanlı olarak yaptıkları açıklamalarda, aldıkları kararla Gazze'de ateşkese ulaşma çabalarını hızlandırmayı amaçladığını belirttiler. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İspanya Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, “Umarız bizim (Filistin devletini) tanınmamız ve gerekçelerimiz diğer Batılı ülkelerin de aynı şeyi yapmasına katkıda bulunur. Çünkü ne kadar çok olursak, ateşkesi uygulamak, Hamas'ın elindeki rehineleri kurtarmak ve bir barış anlaşmasına ulaşılmasını sağlayacak siyasi bir süreci yeniden başlatmak için o kadar çok güce sahip oluruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Norveç Başbakanı Jonas Gahr Stoere, hem İsrailliler hem de Filistinliler için siyasi çözüm sağlayan tek alternatifin iki devletin barış ve güvenlik içinde yan yana yaşaması olduğunu belirtti. İrlanda Başbakanı Simon Harris ise ülkesinin ‘İsrail'in komşularıyla barış içinde var olma hakkını tam olarak tanıma konusunda kararlı olduğunu’ söyledi.

Diğer taraftan Filistin Devlet Başkanlığı, Avrupa ülkelerinden üçünün Filistin devletini tanımalarının Filistin halkının kendi toprakları üzerinde kendi kaderini tayin etme hakkının güvence altına alınmasına katkıda bulunduğunu açıkladı. Filistin Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, geçtiğimiz kasım ayında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi’nde alınan kararla kurulan Bakanlar Komitesi'ne teşekkür edilirken komitenin bu yöndeki çabalarını, temaslarını ve ziyaretlerini sürdürdüğü belirtildi. Filistin Devlet Başkanlığı, Riyad’daki zirvede görevlendirilen Bakanlar Komitesi’nin çabalarına övgüde bulunurken Suudi Arabistan, üç Avrupa ülkesinin Filistin devletini tanıma kararı almasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Suudi Arabistan, diğer ülkeleri de bir an önce aynı kararı almaya çağırdı. Arap dünyasından başka ülkeler de üç Avrupa ülkesinin kararına övgüler yağdırdı.

Buna karşın İsrail, İrlanda, İspanya ve Norveç'teki büyükelçilerini acil istişareler için geri çağırdı.


Kolombiya Ramallah'ta büyükelçilik açıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Nakba'nın 76. yıldönümünü anmak için düzenlenen yürüyüşe katılan Filistinliler (Reuters)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Nakba'nın 76. yıldönümünü anmak için düzenlenen yürüyüşe katılan Filistinliler (Reuters)
TT

Kolombiya Ramallah'ta büyükelçilik açıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Nakba'nın 76. yıldönümünü anmak için düzenlenen yürüyüşe katılan Filistinliler (Reuters)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Nakba'nın 76. yıldönümünü anmak için düzenlenen yürüyüşe katılan Filistinliler (Reuters)

Devlet Başkanı Gustavo Petro'nun İsrail'in Gazze'deki savaşını "soykırım" olarak değerlendirdiği Kolombiya, dün (Çarşamba) Filistin topraklarındaki Ramallah'ta bir büyükelçilik açacağını duyurdu.

Kolombiya Dışişleri Bakanı Luis Murillo gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sert bir şekilde eleştiren Devlet Başkanı Petro'nun, Kolombiya'nın Batı Şeria'da "Ramallah'ta bir büyükelçilik açması" talimatını verdiğini söyledi.

Açıklama, Gazze'deki kanlı savaştan yedi aydan fazla bir süre sonra İrlanda, Norveç ve İspanya'nın Filistin devletini tanıdığı gün geldi.

Kolombiya cumhurbaşkanının Netanyahu'yu "soykırım faili" olarak tanımlamasının ardından Kolombiya, İsrail ile ilişkilerini kesti.

Petro, bu ayın başında Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne, Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması çağrısında bulunmuştu.

AFP'nin İsrail'in resmi rakamlarına dayandırdığı haberine göre savaş, Hamas'ın İsrail'e düzenlediği ve 1.170'den fazla kişinin ölümüne yol açan bir saldırı ile başladı.

İsrail ordusuna göre saldırı sırasında 252 kişi kaçırıldı, bunlardan 124'ü halen Gazze Şeridi'nde tutuluyor, 37'si ise hayatını kaybetti.

Sağlık Bakanlığı'nın dün açıkladığı bilgiye göre Hamas'ı ortadan kaldırmaya yemin eden İsrail, buna yıkıcı bombalamalarla karşılık verdi ve ardından Gazze Şeridi'ne kara operasyonları yaparak son 24 saatte 62'si sivil olmak üzere, çoğu sivil 35 bin 709 kişinin ölümüne neden oldu.


Filistin Yönetimi Norveç'in kararını memnuniyetle karşılarken, İsrail büyükelçiyi çağırdı

Barselona'da Filistinlilere destek vermek ve Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes talep etmek üzere düzenlenen protesto gösterileri sırasında bir çocuk Filistin bayrağı sallıyor. (AP)
Barselona'da Filistinlilere destek vermek ve Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes talep etmek üzere düzenlenen protesto gösterileri sırasında bir çocuk Filistin bayrağı sallıyor. (AP)
TT

Filistin Yönetimi Norveç'in kararını memnuniyetle karşılarken, İsrail büyükelçiyi çağırdı

Barselona'da Filistinlilere destek vermek ve Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes talep etmek üzere düzenlenen protesto gösterileri sırasında bir çocuk Filistin bayrağı sallıyor. (AP)
Barselona'da Filistinlilere destek vermek ve Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes talep etmek üzere düzenlenen protesto gösterileri sırasında bir çocuk Filistin bayrağı sallıyor. (AP)

Filistin Yönetimi, Norveç Başbakanı'nın Filistin devletini tanıdığını ve tanıma kararnamelerinin çıkarılmasına ilişkin prosedürlerin bu ayın 28'inde tamamlanacağını açıklamasını memnuniyetle karşıladı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA tarafından bugün yayınlanan basın açıklamasında Filistin Yönetimi, Norveç'in bu kararının Filistin halkının kendi toprakları üzerinde kendi kaderini tayin etme hakkını yüceltme ve iki devletli çözümün uygulanmasını desteklemek için somut adımlar atma konusundaki katkısını takdir etti.

Norveç’in geçmiş yıllarda Filistin halkının haklarını tutarlı bir şekilde desteklediğini ve uluslararası forumlarda bu haklar lehinde oy kullandığını belirten Filistin Yönetimi, dolayısıyla bu ilkeli kararın bu tutumların bir sonucu olduğunu ve halkların sömürgecilik ve baskıdan kurtulma ve özgürlük, adalet ve bağımsızlık içinde yaşama hakkını tanıyan uluslararası hukuk ilkeleriyle uyumlu olduğunu yineledi.

 Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Norveç'in Filistin'i bağımsız bir devlet olarak tanıdığını açıkladığı basın toplantısı sırasında (AFP)Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Norveç'in Filistin'i bağımsız bir devlet olarak tanıdığını açıkladığı basın toplantısı sırasında (AFP)

Açıklamanın devamında “Halkların kendi kaderlerini tayin hakkı, uluslararası hukuk kapsamında köklü ve tanınmış bir haktır. Filistin Yönetimi, Filistin devletini henüz tanımamış olan ülkelere sorumluluklarını yerine getirmeleri, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını tanımaları ve yeryüzündeki tüm halklar için kurallara ve eşit haklara dayalı bir dünya düzenine olan güveni yeniden tesis etmeleri yönündeki sürekli çağrısını yinelemektedir” ifadeleri yer aldı.

Filistin Yönetimi, dünya ülkelerini, özellikle de Filistin devletini halen tanımayan Avrupa ülkelerini, uluslararası meşruiyet kararlarına ve 1967 sınırlarına dayanan uluslararası kabul görmüş iki devletli çözüme uygun olarak, Filistin devletini tanımaya ve barış ve istikrarı destekleme, uluslararası meşruiyet ve hukuk kurallarını tesis etme yolunu seçen Norveç örneğini takip etmeye çağırdı.

Filistin Yönetimi, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, Filistin büyükelçilikleri ve ilgili tüm Filistin kurumları tarafından sarf edilen çabaları övdü.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, bugün İrlanda ve Norveç büyükelçilerini, bu iki ülkenin Filistin devletini tanıma kararı almasının ardından ‘acil istişarelerde bulunmak üzere’ çağırdı.

İrlanda Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Çevre Bakanı bugün Dublin'de bir basın toplantısı düzenledi. (EPA)İrlanda Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Çevre Bakanı bugün Dublin'de bir basın toplantısı düzenledi. (EPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz yaptığı açıklamada, “Bugün İrlanda ve Norveç'e güçlü bir mesaj gönderiyorum: ‘İsrail sessiz kalmayacak’. Dublin ve Oslo'daki İsrail büyükelçilerine istişarelerde bulunmak üzere İsrail'e dönmeleri talimatını verdim. Söz konusu iki ülkenin aceleci adımlarının ciddi sonuçları olacak. Eğer İspanya bir Filistin devletini tanıma sözünü yerine getirirse, buna karşı da adımlar atılacak. İrlanda ve Norveç, Filistinlilere ve tüm dünyaya terörizmin işe yaradığına dair bir mesaj göndermeyi amaçlıyor. Bu ülkelerin attığı çarpık adım, 7 Ekim kurbanlarının anısına yapılan bir haksızlıktır” ifadelerini kullandı.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin 28 Mayıs itibariyle Filistin devletini tanıyacağını duyurdu.

Diğer yandan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt bugün yaptığı açıklamada, Norveç, İrlanda ve İspanya'nın Filistin devletini tanımasına övgüde bulundu. Ebu Gayt bunu, ‘cesur’ bir adım ve olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.

Ebu Gayt X platformundaki hesabında şu paylaşımı yaptı: “Norveç, İrlanda ve İspanya'nın Filistin devletini tanımak üzere attıkları önemli adımı memnuniyetle karşılıyorum. Bu çatışmada kendilerini tarihin doğru tarafına yerleştiren bu adımdan dolayı üç ülkeyi selamlıyor ve teşekkür ediyorum.”

Genel Sekreter, Filistin devletini henüz tanımamış olan diğer ülkelere de ‘bu cesur ve ilkeli adımlarında üç ülkeyi örnek almaları’ çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde devam eden savaş, 7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'in güneyine eşi benzeri görülmemiş bir saldırı düzenlemesi ve çoğu sivil bin 170’ten fazla kişinin ölümüne yol açmasının ardından patlak verdi.

Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre Gazze'deki bombalama ve kara saldırılarında, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere en az 35 bin 647 kişi hayatını kaybetti.


Hamas, Filistin'in Norveç, İrlanda ve İspanya tarafından tanınmasını memnuniyetle karşıladı: Bağımsız bir devlet kurma yolunda önemli bir adım

Gazze Şeridi'ndeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Hamas, Filistin'in Norveç, İrlanda ve İspanya tarafından tanınmasını memnuniyetle karşıladı: Bağımsız bir devlet kurma yolunda önemli bir adım

Gazze Şeridi'ndeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki Hamas üyeleri (AFP)

Hamas hareketi, Filistin Devleti'nin bugün Norveç, İrlanda ve İspanya tarafından tanınmasını memnuniyetle karşıladı ve bunu başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma yolunda önemli bir adım olarak nitelendirdi.

Hareket yaptığı açıklamada, bunun aynı zamanda "topraklarımız üzerindeki hakkımızı tesis etme yolunda önemli bir adım” olduğunu belirterek, dünya ülkelerine Filistinlilerin meşru haklarını tanıma ve topraklarındaki İsrail "işgalini" sona erdirme çağrısında bulundu.

Hareketin siyasi büro üyesi Basem Naim bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Filistin halkının "yiğit direnişinin" üç Avrupa ülkesini Filistin devletini tanımaya sevk ettiğini söyledi. Naim şunları söyledi: "Ardı ardına gelen bu tanımaların, bu yiğit direnişin ve Filistin halkının efsanevi kararlılığının doğrudan bir sonucu olduğunu vurgulamak isterim." Naim, bu tanımaların "Filistin davasına yönelik uluslararası tutumda bir dönüm noktasını" temsil ettiğini ifade etti.