Amr Musa, Şarku'l Avsat'a konuştu: Saddam Kuveyt’ten sonra Suriye’yi işgal edecekti

Amr Musa Şarku'l Avsat'a konuştu: Yara henüz iyileşmedi ve Irak'ın düşüşünün arkasında siyasi yanlış hesap var

Amr Musa (Getty Images)
Amr Musa (Getty Images)
TT

Amr Musa, Şarku'l Avsat'a konuştu: Saddam Kuveyt’ten sonra Suriye’yi işgal edecekti

Amr Musa (Getty Images)
Amr Musa (Getty Images)

Kıdemli diplomat Amr Musa ile yapılan görüşme, her zaman canlı bir tarihin köşelerini aydınlatan detaylar taşıyor. Musa, ister Mısır diplomasisinin başında olduğu on yıl (1991-2001) ister Arap Birliği Genel Sekreteri olduğu fırtınalarla dolu başka bir on yıl (2001-2011) olsun, onlarca yıldır Arap siyasetinin gidişatının yapıcısı ve tanığıydı. Amr Musa, Şarku’l Avsat ile yaptığı bu röportajda, ABD'nin Irak'ı işgalinden (2003) yirmi yıl sonra, zamanın penceresinden bakıyor. “Yaraları henüz iyileşmedi” dediği o belirleyici olay, işgale giden yola ve bu nedenle Arap yapısını etkileyen çatlaklara yansıyor. Politikacının becerisi ile diplomatın bilgeliğini, bir entelektüelin akılcılığı ile Arap vatandaşının coşkusu ve acısını karıştırarak olayı yeniden okuyor.
Amr Musa, ABD'nin Irak'ı işgaliyle ilgili hatıralarında, olayların gelişimini doğru okumak için gerekli gördüğü bir önceki işgalden, Irak'ın Kuveyt'i işgalinden (1990-1991) yola çıkıyor. Bu işgal, “Saddam Hüseyin'in yayılmacı projesi hakkındaki gerçeği ortaya çıkardı. Arap sistemi açıkça dengesizdi ve Saddam'ın yayılmacı emellerine bir Arap kılıfı oluşturmak için çekmeye çalıştığı ülkeler arasında bile bir şüphecilik durumu yaydı. Bunların başında Mısır geliyordu” dedi.
Musa, Kuveyt'i özgürleştirmek için kurulan Arap ve uluslararası ittifakın “bölgenin güvenliği konusunda yeni bir gerçeklik oluşturduğuna ve Saddam'ın emellerine son verdiğine” inandığını ifade ediyor. Musa bu emellerin “Kuveyt'le sınırlı kalmadığını, Baas hareketinin hakimiyetine bağlı nedenlerle genişleme planının bir sonraki durağının Suriye olduğunu ve siyasetçilerle diplomatlar arasında Baas'ın daha sonra tüm Körfez ülkelerine doğru hareket edeceğine dair ortak varsayımlar bulunduğunu” vurguladı.

Derin dönüşümler
Musa, Kuveyt'in işgalinden ABD'nin Irak'ı işgaline kadar olan dönemin getirdiği bazı değişiklikler karşısında duraksıyor ve şöyle diyor: “11 Eylül 2001 olayları, ‘o sırada Irak rejiminin okuyamadığı’ bu dönüşümlerin ön saflarında yer aldı. Söz konusu olay ABD politikasının gidişatını değiştirdi ve ABD'yi güç kullanımına başvurmaya yöneltti.”
Arapların ABD işgalinden önceki durumun ciddiyetinin ne kadar farkında olduğu konusunda Musa, “Arap karar merciinin önünde net bilgiler vardı. Hatta ABD'nin işgali tamamlamaya hazırlandığı, Iraklı muhalif liderlerin ABD ile koordinasyon içinde olduğu gibi bilgiler kamuoyuna da yansıdı. Arap istihbarat servisleri de bu yönde faaliyet gösteriyordu” ifadelerini kullandı.
“Saddam Hüseyin'in o dönemde bağımlı hale geldiğini ve Washington'ın askeri müdahalesini gerçekleştirmeyeceğine inandığını düşünüyorum. Bu garip bir konu. Bir halkın ve kadim bir ülkenin kaderi için bir risk” ifadelerini kullanan Musa, buna mukabil “Arap liderlerinin çoğunun ya Saddam'ın kaderini umursamadıkları ya da onun başına gelecekleri hak ettiğini gördükleri ve bekledikleri de açıktı” dedi.

Cehennemin kapıları
ABD işgalinden kaçınmaya çalışmak için ‘zamana karşı yarışta’ Arap Birliği Genel Sekreteri olarak oynadığı rol hakkında, “Bu konudaki kararın Washington'da çoktan alındığını” gördüğünü söyleyen Musa “O gergin atmosferde, Arap Birliği rolünden ve kapsamlı Arap çıkarlarını savunma misyonundan kaynaklanan mülahazalara göre hareket etti. Birçok uluslararası medyada yer alan ünlü bir açıklamamda dedim ki, Irak'ın işgali cehennemin kapılarını açacaktır.”
İkinci yol, işgalden 14 ay önce harekete geçmekti. Ocak 2002'de Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile “Irak'ın kitle imha silahlarına veya nükleer reaktörlere sahip olmadığının doğrulandığı” ve Irak'ın herhangi bir şekilde hedef alınmasını önlemek için uluslararası müfettişlerin ziyaretlerini sürdürme ihtiyacının vurgulandığı bir toplantıda bir araya geldim. Saddam bana, “Amr kardeş, senin milliyetçiliğine ve Araplığına ve Irak'a karşı komplo kurmayacağına güveniyorum” dedi. O sırada kendisine (Saddam'a) bu mesajı (Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olmadığı mesajını) Arap Birliği Genel Sekreteri sıfatıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'ne ileteceğimi söyledim. O dönemde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dı. Saddam bana “Irak adına konuşmaya yetkin var” dedi.
Musa'nın dediği üçüncü yol, ABD’liler dünya kamuoyunu savaş kararına hazırlama yolunda ilerlerken, 2002 sonbaharında durumu kurtarmak için bir dizi Arap ve uluslararası istişarelerin ve hamlelerin uygulanmasına dayanıyordu. Musa, “Bu çabalar sayesinde tehlikeyi bitirmeyi değil savuşturmayı başardık” diyor.
19-20 Mart 2003 gecesi işgal başladığında Arap Birliği içindeki atmosferle alakalı olarak Musa şunları söyledi: “Arap Birliği Konseyi benim isteğim üzerine daimî toplantı halindeydi ve işgal günü biz de farklı duygularla gelen haberleri takip ediyorduk. Direniş haberi orada bulunanlarda heyecan uyandırırken, Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Said es-Sahaf'ın açıklamaları onları güldürdü. Ancak hepimiz olanların, Bağdat'ın düşmesinden yaklaşık iki hafta sonra olan tek bir kadere yol açacağını hissettik.”
Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden bahsederken Haziran 1967'deki gerilemenin yıldönümü olarak anılmasının nedeni hakkında şunları söylüyor: “Aralarındaki ortak nokta siyasi hesap hatası. 1967'deki yanlış hesap, Ekim 1973 savaşı için iyi bir hazırlık ve planlamayla giderildi. Oysa Saddam Hüseyin davasındaki siyasi yanlış hesap baştan beri mevcuttu.”

ABD askerleri, 14 Nisan 2003'te rejim devrildikten sonra Saddam Hüseyin'in resmiyle Bağdat havaalanında (AFP)

Irak'ın ‘kaçırılması’
Arap Birliği eski Genel Sekreteri, işgalin ardından Irak'ın içine girdiği ‘topyekûn kaos durumuna’ değinerek, bunun “Irak'ı kaçırma planı olduğundan emin olduğunu” ifade etti. Musa, “Benim için kesin olan şey, Irak'ı kaçırma ve Arap kimliğini elinden alma girişiminin, Irak'ın içinden ve Irak'ın komşularından bazı siyasi unsurların ellerinde güç ve zulümle gerçekleştiğidir. Burada İran'ı kastediyorum. Irak'ın başka bir Irak haline gelmesi ve İran'ı Irak'tan güçlendirmek büyük bir stratejik hataydı” dedi.
“Iraklıların işgalden sonra karşılaştıkları ilk şey kimlik oldu. Arap birliği o dönemde, Irak'ın tüm bileşenlerinin ilk kez bir araya getirilmesinde çok önemli bir rol oynadı” diyen Musa bu bağlamda, o dönemde tartışılan Irak anayasasında Arap kimliğini korumak için yaptığı kişisel müdahaleyi hatırlıyor. “Irak'ın Arap yüzünü koruma” konusundaki siyasi akımları ve mezhepsel eğilimleri ne olursa olsun “Irak'ın yeni liderleri” ile koordinasyon sağlamadaki başarısı ve “hepsinin Arap aidiyetini kabul ettiğini ve onu reddetmenin veya yok etmenin çıkarlarına olmadığına inandıklarını” kaydediyor.
Amr Musa, “ABD işgalinin yaralarının” 20 yıl sonra iyileşip iyileşmediği konusunda ise kararlı bir şekilde, “Kesinlikle hayır” yanıtını veriyor. “Irak, kurumlarının yıkılmasına ve bileşenlerinin yırtılmasına maruz kaldı ve yeniden inşa etmek için zaman gerekiyor. Irak bugün net bir yolda ilerliyor ve ciddi bir reform arzusu var. Bu reformun temel direklerinden biri de kendisini Arap dünyasının bir parçası olarak görmektir.”
Musa, “21. yüzyılın değişikliklerine uygun ve ortak çıkarlara dayalı yeni bir Arap milliyetçiliği vizyonu sunma” çağrısında bulunuyor. Musa, “Gördüğüm şey, sona geldiğimiz ve duyguların, tezahüratların, sloganların ve sokak ajitasyonunun geçmişte kaldığı, geleceğin ortak çıkar ve Arap vatandaşlarının koşullarında reform ve iyi yönetim gibi sütunlara dayanması gerektiğidir. İyi yönetimin yokluğu, Arap dünyasını yaratıcı kaos yaratmak için verimli bir zemin haline getirdi.”
Arap Birliği'nin eski Genel Sekreteri, Batı ile İran arasındaki mevcut gerilimler ışığında Irak işgalinin bölgesel olarak tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusunda şunları söylüyor: “Siyasi yanlış kararlar aynı sonuçlara yol açar. Birinin aynı hataları yapıp olumlu sonuçlar beklemesi düşünülemez.”
“İran şimdi mercek altına alındı ​​ve İsrail hükümetinin ve aynı yönde hareket eden bazı çevrelerin İran'a müdahale çağrıları var” diyen Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden çıkan dersin “herkes için halen geçerli” olduğuna inandığını ifade ederek, “Yine de herkes için iyidir. Yani hiçbir hükümdarın veya devletin gücünü abartmaması ve zor kullanarak kibirden kaçınılması gerekir. Büyüklerle oynamak tehlikelidir ve kararlılık anlarında, yalnızca anavatanınızdaki ve bölgenizdeki genel kabul sizi koruyacaktır” dedi.
Musa sözlerine şöyle devam etti: “İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışı kabul edilemez. İranlıların dört Arap başkentini yönetmekten bahsetmeleri Araplara karşı kabul edilemez bir hakarettir ve şimdiye kadar kimse bunun için özür dilemedi. Tahran'dan yönetilecek beşinci bir Arap başkenti olacağını düşünmüyorum.”
Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden 20 yıl sonra bölgesel ve uluslararası arenayla ilgili olarak şunları söylüyor: “Gelmekte olan bir soğuk savaş var. Bir Batı-Rusya savaşı, bir ABD-Çin savaşı ve çeşitli savaşlar. Arap ülkeleri şu anda küresel siyasi ağırlık açısından zayıf. Biz daha büyük bir küresel hareketin, Küresel Güney (Global South) hareketinin parçası olmalıyız. Bu yolda yanımızda Hindistan, Brezilya ve diğer ülkeleri bulacağız. Bu da bu grupların henüz olgunlaşma aşamasında olduğunu gösteriyor.”



Washington, Abbas’ın Genel Kurul’a katılmasını ikinci kez engelledi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
TT

Washington, Abbas’ın Genel Kurul’a katılmasını ikinci kez engelledi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Eylül 2025’te BM Genel Kurulu’na video yoluyla hitap ediyor (EPA)

ABD yönetimi, üst üste ikinci yıl Filistin Yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkililerine gelecek hafta New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmaları için vize vermeyi reddetti. Bu karar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Genel Kurul’a bizzat katılmasını engelliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, “ABD, verdikleri taahhütlere rağmen gerekli reformları gerçekleştirmemeleri ve barış perspektiflerini zayıflatan faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle, FKÖ üyeleri ve Filistin Yönetimi yetkililerine vize verilmesini engelleyen yaptırımları uzatacaktır” ifadelerini kullandı.

Filistin Yönetimi ise kararı reddederek, uygulamayı “haksız” olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Genel Kurul’a video yoluyla hitap edecek.


Paris’te Lübnan’a destek için diplomatik ve askeri hareketlilik

Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
TT

Paris’te Lübnan’a destek için diplomatik ve askeri hareketlilik

Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)
Lübnan ve Fransa cumhurbaşkanları ile Ürdün Kralı, dün öğle saatleri öncesinde Lübnan konulu toplantının düzenlendiği Les Invalides Sarayı önünde (AP)

Paris’te Lübnan’a destek amacıyla diplomatik ve askeri hareketlilik yaşandı. 17 ülke ve kuruluşun liderleri, genelkurmay başkanları ve üst düzey askeri yetkililerinin katılımıyla Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerine destek amacıyla uluslararası hazırlık toplantısı düzenlendi. Toplantı öncesinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir araya geldi. Ardından Avn, Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah’ın katıldığı üçlü zirvede Lübnan ve bölgedeki gelişmeler ele alındı.

Macron, devletin egemenliğinin güçlendirilmesi amacıyla Lübnan ordusuna destek verdiğini vurgularken, Avn da askeri ve güvenlik kurumlarına yardım edilmesinin ve Fransa’nın Lübnan’la iş birliğini sürdürmesinin önemine dikkat çekti.

Öte yandan, Roma’da İsrail’le yapılacak sekizinci tur müzakerelere hazırlık sürerken Lübnan, “pilot bölge” olarak belirlenen alanın Ali et-Tahir tepelerini ve çevredeki yerleşimleri kapsayacak şekilde genişletilmesini değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu kapsamda, ABD’nin desteğiyle uluslararası bir gözlem noktası kurulması ve aynı anda Lübnan ordusunun bölgede konuşlandırılması planlanıyor.

Bu düzenlemenin, ordunun bölgedeki kontrolünün ve bölgenin “Hizbullah” silahlarından arındırılmış olduğunun doğrulanmasına yönelik bir mekanizmanın parçası olması öngörülüyor. Lübnan ise ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve İsrail’in ihlallerine son verilmesi konusunda ısrarcı.


Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
TT

Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, sübvansiyonlu motorinin litre fiyatının 115 Suriye lirası (0,94 dolar)  olarak belirleneceğini açıkladı. Beşir, bakanlığın vatandaşların üzerindeki ekonomik yükü hafifletirken akaryakıt arzının sürekliliğini güvence altına alacak alternatifler üzerinde çalıştığını söyledi.

Beşir, Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ile birlikte bugün (Perşembe) düzenlediği basın toplantısında, petrol sektöründeki son gelişmeler ve mevcut dönemde alınan tedbirler hakkında bilgi verdi. Beşir, vatandaşların geçim yükünü hafifletmek amacıyla farklı fiyat ve özelliklere sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulacağını belirtti. Bakan ayrıca Suriye Petrol Şirketinin yönetim ve denetiminde, ham petrol işleme kapasitesi günlük 35 bin varile ulaşan bir dizi yerel elektrikli rafinerinin yeniden faaliyete geçirileceğini söyledi.

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, geçen pazar günü petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı. Suriyeliler, bölgesel ve küresel gelişmelerden etkilenen karar kapsamında fiyatların yüzde 25 ila 40 arasında artırılmasına şaşırmıştı.

Karar, özellikle ekonomik, idari, güvenlik ve yaşam koşullarına ilişkin karmaşık sorunlarla karşı karşıya bulunan Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı halk tepkisine yol açtı. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın zaten ağır olan günlük yaşam maliyetlerine yansıması endişesi tepkileri daha da artırdı.

dfvbgh
Suriye'nin kuzeyindeki El Bab kentinde protestocular, artan yakıt fiyatlarını protesto etti. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın SANA'dan aktardığı habere göre  basın toplantısında konuşan Beşir, çarşamba günü Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldiğini ve vatandaşların üzerindeki yükü hafifletecek bir dizi uygulanabilir alternatifin ele alındığını söyledi. Beşir, kullanım alanına göre farklı özellik ve fiyatlara sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulması yönündeki önerinin kabul edildiğini belirterek, böylece piyasadaki tek bir yüksek özellikli ve yüksek maliyetli ürüne olan bağımlılığın sona erdirileceğini ifade etti.

Enerji Bakanı, “Enerji fiyatlarındaki artışın vatandaşların yaşamına, tarım, üretim ve hizmet sektörlerine doğrudan yansıdığının farkındayız. Sorumluluğumuz yalnızca petrol ürünlerini temin etmekle sınırlı değil, aynı zamanda yükleri hafifletecek ve arzın sürekliliğini koruyacak çözümler aramayı da kapsıyor” dedi.

Beşir, bakanlığın başta ısınma, tarım ve destekten yararlanması gereken kesimler olmak üzere belirlenen alanlarda kullanılmak üzere sübvansiyonlu motorini litre başına 115 Suriye lirasından satışa sunacağını açıkladı. Bakan ayrıca ulaştırma ile üretim ve hizmet sektörlerindeki kullanımlar için uygun özelliklere sahip motorinin litre başına 150 liradan piyasaya sunulacağını bildirdi.

Beşir, bakanlığın günlük 35 bin varile kadar ham petrol işleme kapasitesine sahip bir grup elektrikli rafineriyi yeniden faaliyete geçirme kararı aldığını belirtti.

xcdfgh
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Çarşamba akşamı Enerji Bakanı ile sektörün durumu ve yakıt dosyası hakkında görüştü (SANA)

Bakan, ham petrol ürünlerinin maliyetinin hazır petrol ürünlerine kıyasla daha düşük olduğunu ifade ederek elektrik üretiminde kullanılmak üzere aylık yaklaşık 140 milyon dolar tutarında gaz satın alındığını kaydetti.

Suriye'nin çeşitli ülkelerden günlük 5 milyon 300 bin metreküp gaz ithal ettiğini belirten Beşir, elektrik üretimi için gaz alımının aylık 140 milyon dolara mal olduğunu ve hazineye ilave yük getirilemeyeceğini söyledi.

Beşir, elektrik borçlarının birikmesi ve petrol ürünlerinden kaynaklanan zararların yatırım projeleri ile yatırım harcamalarını etkilediğini belirterek elektrik faturalarının ödenmemesi ve şebekeye yönelik usulsüz müdahalelerin Suriye Elektrik Şirketinin zararlarını artırdığını ifade etti.

Bakan, “Devlet, sosyalist ekonomi sisteminden serbest piyasa sistemine geçiş politikası benimsedi. Bunun beraberinde getirdiği zorlukların farkındayız” dedi.

Beşir, “Banyas Rafinerisinin yeniden faaliyete geçmesi ve yerli üretimin artırılması, petrol ürünleri fiyatlarına olumlu yansıyacak” ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

Rafinerilerden çıkan ürünler belirli istasyonlarda satılacak

Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ise Enerji Bakanlığı ile uygulama mekanizmalarını görüştükten sonra söz konusu tedbirlerin hayata geçirilmesine yönelik uygulama planını hazırlamaya başladıklarını söyledi.

Kablaavi, geçen dönemde teknik ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların incelendiğini, sürecin sorunsuz şekilde yürütülmesi ve hedeflenen sonuca ulaşılması için karşılaşılabilecek engellerin aşılması üzerinde çalışıldığını belirtti.

bghju
Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, Perşembe günü Suriye Petrol Şirketi CEO'su Yusuf Kablavi ile basın toplantısı düzenledi (Bakanlık hesabı)

Teknik ve idari hazırlıkların tamamlanma durumuna bağlı olarak uygulama adımlarının önümüzdeki günlerde başlamasını umduğunu ifade eden Kablaavi, uygulamanın ayrıntılarının aşamalı olarak açıklanacağını kaydetti.

Kablaavi, rafinerilerde işlenen petrol ürünlerinin illerde belirlenen akaryakıt istasyonları tarafından satılacağını doğruladı.

Yeni fiyat listesi 13 Eylül'de yayımlandı

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, 13 Eylül'de petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı.

Enerji Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada, Suriye'de petrol ürünleri fiyatlarının yükselmesinin, Banyas Rafinerisinin bakıma alınmasıyla eş zamanlı olarak bu ürünlerin küresel piyasalardan temin maliyetinde yaşanan olağanüstü artıştan kaynaklandığını bildirdi. Bakanlık, fiyat değişikliğinin geçici olduğunu ve arzın sürekliliğini sağlamakla birlikte ürünlerin iç piyasada bulunabilirliğini güvence altına almayı amaçladığını belirtti.

Bakanlık, Suriye piyasasının benzin, motorin ve fuel oilin küresel tedarik maliyetlerindeki artıştan etkilendiğini açıkladı. Banyas Rafinerisinin yaklaşık iki ay sürecek kapsamlı bakıma alınmasının ise hazır petrol ürünlerinin ithalatına olan ihtiyacı geçici olarak artırdığı kaydedildi.