Amr Musa, Şarku'l Avsat'a konuştu: Saddam Kuveyt’ten sonra Suriye’yi işgal edecekti

Amr Musa Şarku'l Avsat'a konuştu: Yara henüz iyileşmedi ve Irak'ın düşüşünün arkasında siyasi yanlış hesap var

Amr Musa (Getty Images)
Amr Musa (Getty Images)
TT

Amr Musa, Şarku'l Avsat'a konuştu: Saddam Kuveyt’ten sonra Suriye’yi işgal edecekti

Amr Musa (Getty Images)
Amr Musa (Getty Images)

Kıdemli diplomat Amr Musa ile yapılan görüşme, her zaman canlı bir tarihin köşelerini aydınlatan detaylar taşıyor. Musa, ister Mısır diplomasisinin başında olduğu on yıl (1991-2001) ister Arap Birliği Genel Sekreteri olduğu fırtınalarla dolu başka bir on yıl (2001-2011) olsun, onlarca yıldır Arap siyasetinin gidişatının yapıcısı ve tanığıydı. Amr Musa, Şarku’l Avsat ile yaptığı bu röportajda, ABD'nin Irak'ı işgalinden (2003) yirmi yıl sonra, zamanın penceresinden bakıyor. “Yaraları henüz iyileşmedi” dediği o belirleyici olay, işgale giden yola ve bu nedenle Arap yapısını etkileyen çatlaklara yansıyor. Politikacının becerisi ile diplomatın bilgeliğini, bir entelektüelin akılcılığı ile Arap vatandaşının coşkusu ve acısını karıştırarak olayı yeniden okuyor.
Amr Musa, ABD'nin Irak'ı işgaliyle ilgili hatıralarında, olayların gelişimini doğru okumak için gerekli gördüğü bir önceki işgalden, Irak'ın Kuveyt'i işgalinden (1990-1991) yola çıkıyor. Bu işgal, “Saddam Hüseyin'in yayılmacı projesi hakkındaki gerçeği ortaya çıkardı. Arap sistemi açıkça dengesizdi ve Saddam'ın yayılmacı emellerine bir Arap kılıfı oluşturmak için çekmeye çalıştığı ülkeler arasında bile bir şüphecilik durumu yaydı. Bunların başında Mısır geliyordu” dedi.
Musa, Kuveyt'i özgürleştirmek için kurulan Arap ve uluslararası ittifakın “bölgenin güvenliği konusunda yeni bir gerçeklik oluşturduğuna ve Saddam'ın emellerine son verdiğine” inandığını ifade ediyor. Musa bu emellerin “Kuveyt'le sınırlı kalmadığını, Baas hareketinin hakimiyetine bağlı nedenlerle genişleme planının bir sonraki durağının Suriye olduğunu ve siyasetçilerle diplomatlar arasında Baas'ın daha sonra tüm Körfez ülkelerine doğru hareket edeceğine dair ortak varsayımlar bulunduğunu” vurguladı.

Derin dönüşümler
Musa, Kuveyt'in işgalinden ABD'nin Irak'ı işgaline kadar olan dönemin getirdiği bazı değişiklikler karşısında duraksıyor ve şöyle diyor: “11 Eylül 2001 olayları, ‘o sırada Irak rejiminin okuyamadığı’ bu dönüşümlerin ön saflarında yer aldı. Söz konusu olay ABD politikasının gidişatını değiştirdi ve ABD'yi güç kullanımına başvurmaya yöneltti.”
Arapların ABD işgalinden önceki durumun ciddiyetinin ne kadar farkında olduğu konusunda Musa, “Arap karar merciinin önünde net bilgiler vardı. Hatta ABD'nin işgali tamamlamaya hazırlandığı, Iraklı muhalif liderlerin ABD ile koordinasyon içinde olduğu gibi bilgiler kamuoyuna da yansıdı. Arap istihbarat servisleri de bu yönde faaliyet gösteriyordu” ifadelerini kullandı.
“Saddam Hüseyin'in o dönemde bağımlı hale geldiğini ve Washington'ın askeri müdahalesini gerçekleştirmeyeceğine inandığını düşünüyorum. Bu garip bir konu. Bir halkın ve kadim bir ülkenin kaderi için bir risk” ifadelerini kullanan Musa, buna mukabil “Arap liderlerinin çoğunun ya Saddam'ın kaderini umursamadıkları ya da onun başına gelecekleri hak ettiğini gördükleri ve bekledikleri de açıktı” dedi.

Cehennemin kapıları
ABD işgalinden kaçınmaya çalışmak için ‘zamana karşı yarışta’ Arap Birliği Genel Sekreteri olarak oynadığı rol hakkında, “Bu konudaki kararın Washington'da çoktan alındığını” gördüğünü söyleyen Musa “O gergin atmosferde, Arap Birliği rolünden ve kapsamlı Arap çıkarlarını savunma misyonundan kaynaklanan mülahazalara göre hareket etti. Birçok uluslararası medyada yer alan ünlü bir açıklamamda dedim ki, Irak'ın işgali cehennemin kapılarını açacaktır.”
İkinci yol, işgalden 14 ay önce harekete geçmekti. Ocak 2002'de Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile “Irak'ın kitle imha silahlarına veya nükleer reaktörlere sahip olmadığının doğrulandığı” ve Irak'ın herhangi bir şekilde hedef alınmasını önlemek için uluslararası müfettişlerin ziyaretlerini sürdürme ihtiyacının vurgulandığı bir toplantıda bir araya geldim. Saddam bana, “Amr kardeş, senin milliyetçiliğine ve Araplığına ve Irak'a karşı komplo kurmayacağına güveniyorum” dedi. O sırada kendisine (Saddam'a) bu mesajı (Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olmadığı mesajını) Arap Birliği Genel Sekreteri sıfatıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'ne ileteceğimi söyledim. O dönemde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dı. Saddam bana “Irak adına konuşmaya yetkin var” dedi.
Musa'nın dediği üçüncü yol, ABD’liler dünya kamuoyunu savaş kararına hazırlama yolunda ilerlerken, 2002 sonbaharında durumu kurtarmak için bir dizi Arap ve uluslararası istişarelerin ve hamlelerin uygulanmasına dayanıyordu. Musa, “Bu çabalar sayesinde tehlikeyi bitirmeyi değil savuşturmayı başardık” diyor.
19-20 Mart 2003 gecesi işgal başladığında Arap Birliği içindeki atmosferle alakalı olarak Musa şunları söyledi: “Arap Birliği Konseyi benim isteğim üzerine daimî toplantı halindeydi ve işgal günü biz de farklı duygularla gelen haberleri takip ediyorduk. Direniş haberi orada bulunanlarda heyecan uyandırırken, Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Said es-Sahaf'ın açıklamaları onları güldürdü. Ancak hepimiz olanların, Bağdat'ın düşmesinden yaklaşık iki hafta sonra olan tek bir kadere yol açacağını hissettik.”
Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden bahsederken Haziran 1967'deki gerilemenin yıldönümü olarak anılmasının nedeni hakkında şunları söylüyor: “Aralarındaki ortak nokta siyasi hesap hatası. 1967'deki yanlış hesap, Ekim 1973 savaşı için iyi bir hazırlık ve planlamayla giderildi. Oysa Saddam Hüseyin davasındaki siyasi yanlış hesap baştan beri mevcuttu.”

ABD askerleri, 14 Nisan 2003'te rejim devrildikten sonra Saddam Hüseyin'in resmiyle Bağdat havaalanında (AFP)

Irak'ın ‘kaçırılması’
Arap Birliği eski Genel Sekreteri, işgalin ardından Irak'ın içine girdiği ‘topyekûn kaos durumuna’ değinerek, bunun “Irak'ı kaçırma planı olduğundan emin olduğunu” ifade etti. Musa, “Benim için kesin olan şey, Irak'ı kaçırma ve Arap kimliğini elinden alma girişiminin, Irak'ın içinden ve Irak'ın komşularından bazı siyasi unsurların ellerinde güç ve zulümle gerçekleştiğidir. Burada İran'ı kastediyorum. Irak'ın başka bir Irak haline gelmesi ve İran'ı Irak'tan güçlendirmek büyük bir stratejik hataydı” dedi.
“Iraklıların işgalden sonra karşılaştıkları ilk şey kimlik oldu. Arap birliği o dönemde, Irak'ın tüm bileşenlerinin ilk kez bir araya getirilmesinde çok önemli bir rol oynadı” diyen Musa bu bağlamda, o dönemde tartışılan Irak anayasasında Arap kimliğini korumak için yaptığı kişisel müdahaleyi hatırlıyor. “Irak'ın Arap yüzünü koruma” konusundaki siyasi akımları ve mezhepsel eğilimleri ne olursa olsun “Irak'ın yeni liderleri” ile koordinasyon sağlamadaki başarısı ve “hepsinin Arap aidiyetini kabul ettiğini ve onu reddetmenin veya yok etmenin çıkarlarına olmadığına inandıklarını” kaydediyor.
Amr Musa, “ABD işgalinin yaralarının” 20 yıl sonra iyileşip iyileşmediği konusunda ise kararlı bir şekilde, “Kesinlikle hayır” yanıtını veriyor. “Irak, kurumlarının yıkılmasına ve bileşenlerinin yırtılmasına maruz kaldı ve yeniden inşa etmek için zaman gerekiyor. Irak bugün net bir yolda ilerliyor ve ciddi bir reform arzusu var. Bu reformun temel direklerinden biri de kendisini Arap dünyasının bir parçası olarak görmektir.”
Musa, “21. yüzyılın değişikliklerine uygun ve ortak çıkarlara dayalı yeni bir Arap milliyetçiliği vizyonu sunma” çağrısında bulunuyor. Musa, “Gördüğüm şey, sona geldiğimiz ve duyguların, tezahüratların, sloganların ve sokak ajitasyonunun geçmişte kaldığı, geleceğin ortak çıkar ve Arap vatandaşlarının koşullarında reform ve iyi yönetim gibi sütunlara dayanması gerektiğidir. İyi yönetimin yokluğu, Arap dünyasını yaratıcı kaos yaratmak için verimli bir zemin haline getirdi.”
Arap Birliği'nin eski Genel Sekreteri, Batı ile İran arasındaki mevcut gerilimler ışığında Irak işgalinin bölgesel olarak tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusunda şunları söylüyor: “Siyasi yanlış kararlar aynı sonuçlara yol açar. Birinin aynı hataları yapıp olumlu sonuçlar beklemesi düşünülemez.”
“İran şimdi mercek altına alındı ​​ve İsrail hükümetinin ve aynı yönde hareket eden bazı çevrelerin İran'a müdahale çağrıları var” diyen Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden çıkan dersin “herkes için halen geçerli” olduğuna inandığını ifade ederek, “Yine de herkes için iyidir. Yani hiçbir hükümdarın veya devletin gücünü abartmaması ve zor kullanarak kibirden kaçınılması gerekir. Büyüklerle oynamak tehlikelidir ve kararlılık anlarında, yalnızca anavatanınızdaki ve bölgenizdeki genel kabul sizi koruyacaktır” dedi.
Musa sözlerine şöyle devam etti: “İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışı kabul edilemez. İranlıların dört Arap başkentini yönetmekten bahsetmeleri Araplara karşı kabul edilemez bir hakarettir ve şimdiye kadar kimse bunun için özür dilemedi. Tahran'dan yönetilecek beşinci bir Arap başkenti olacağını düşünmüyorum.”
Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden 20 yıl sonra bölgesel ve uluslararası arenayla ilgili olarak şunları söylüyor: “Gelmekte olan bir soğuk savaş var. Bir Batı-Rusya savaşı, bir ABD-Çin savaşı ve çeşitli savaşlar. Arap ülkeleri şu anda küresel siyasi ağırlık açısından zayıf. Biz daha büyük bir küresel hareketin, Küresel Güney (Global South) hareketinin parçası olmalıyız. Bu yolda yanımızda Hindistan, Brezilya ve diğer ülkeleri bulacağız. Bu da bu grupların henüz olgunlaşma aşamasında olduğunu gösteriyor.”



Refah sınır kapısı resmen açıldı

1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
TT

Refah sınır kapısı resmen açıldı

1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)

Mısır ve İsrail medyası bugün Refah sınır kapısının resmen yeniden açıldığını bildirdi.

Mısır'ın Kahire Haber Kanalı, Refah sınır kapısının açıldığını bildirdi. Kanal, bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Refah sınır kapısının her iki taraftan da açıldığı ilk gün 50 kişinin Mısır'dan Gazze'ye, 50 kişinin de Gazze Şeridi'nden giriş yaptığını belirtti.

İsrail Yayın Kurumu, "X" kanalında attığı bir tweet'te sınır geçiş noktasındaki operasyonların başladığını doğrulayarak şunları yazdı: "Savaşın büyük bölümünde kapalı kaldıktan sonra: Refah kapısı yeniden açıldı ve yaklaşık 50 Gazzeli Mısır'dan Gazze'ye geri dönüyor."

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrailli bir güvenlik yetkilisi yaptığı açıklamada, sınır kapısının faaliyette olduğunu doğrulayarak şunları söyledi: "Avrupa Birliği adına Avrupa Birliği Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah sınır kapısı artık hem giriş hem de çıkış yapan insanların hareketine açıktır."

Gazze Şeridi'nin İsrail'den geçmeyen tek kara sınır kapısı olan Mısır ile Reah sınır kapısı, İsrail güçlerinin Mayıs 2014'te kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalı kaldı. İsrail kapıyı, 2015'in başlarında kısa bir süreliğine kısmen açtı.

Sınır geçiş noktası, Gazze'nin Mısır ile olan güney sınırında, İsrail'in ateşkesin ardından çekilmediği ve Gazze Şeridi'nin alanının yarısından fazlasını kapsayan bölgede yer almaktadır.


Savaş nedeniyle üç yıl aradan sonra ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi

Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)
Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)
TT

Savaş nedeniyle üç yıl aradan sonra ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi

Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)
Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)

Sivil Havacılık Otoritesi'ne göre savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı dün, Doğu Sudan'daki Port Sudan şehrinden Hartum Uluslararası Havalimanı'na indi.

Yetkililer yaptıkları açıklamada, Sudan Havayolları'na ait "yolcularla dolu" bir uçağın 1 Şubat 2026'da başkentteki havaalanına indiğini ve bunun "savaş nedeniyle askıya alınan bir dönemin ardından havaalanı operasyonlarının fiilen yeniden başladığının göstergesi" olduğunu belirtti.

Hartum Uluslararası Havalimanı'na bir yolcu uçağı iniş yaptı (AFP)Hartum Uluslararası Havalimanı'na bir yolcu uçağı iniş yaptı (AFP)


Cezayir, bin kilometrelik "stratejik" demiryolu hattını hizmete açtı

Cezayir Devlet Başkanı Abdulmecid Tebboune demiryolu hattının açılışında (Cezayir Televizyonu)
Cezayir Devlet Başkanı Abdulmecid Tebboune demiryolu hattının açılışında (Cezayir Televizyonu)
TT

Cezayir, bin kilometrelik "stratejik" demiryolu hattını hizmete açtı

Cezayir Devlet Başkanı Abdulmecid Tebboune demiryolu hattının açılışında (Cezayir Televizyonu)
Cezayir Devlet Başkanı Abdulmecid Tebboune demiryolu hattının açılışında (Cezayir Televizyonu)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebboune dün, ülkenin güneyinden kuzeyine demir cevheri taşımak için Sahra Çölü üzerinden yaklaşık 1000 kilometrelik bir demiryolu hattının açılışını yaptı.

Tebboune, bu hattı "bağımsız Cezayir tarihinin en büyük stratejik projelerinden biri" olarak nitelendirdi. Cezayir devleti tarafından finanse edilen ve Çinli CRCC grubu tarafından Cezayir şirketleriyle iş birliği içinde hayata geçirilen proje, Cezayir'in güneybatısındaki Tinduf yakınlarında bulunan Gara Cebilet demir cevheri madenini, 950 kilometre kuzeydeki Bechar'a bağlıyor. Buradan demir cevheri, Oran'a (kuzeybatı) ve ardından bir çelik fabrikasına taşınacak.

Proje, Cezayir'in demir cevheri çıkarma kapasitesini artırmayı amaçlıyor; ülke, Afrika'da çelik üretiminde lider rol oynamayı hedefliyor. Ayrıca Tinduf bölgesinin kalkınmasına katkıda bulunması ve istihdam yaratması bekleniyor.

Gara Cebilet demir cevheri madeninin 3,5 milyar ton rezerv içerdiği tahmin ediliyor, ancak coğrafi konumu nedeniyle büyük ölçüde kullanılmamış durumda. Uzmanlar, bu madeni Cezayir'in hidrokarbonlara olan bağımlılığını azaltmayı amaçlayan ekonomik çeşitlendirme çabalarının önemli bir itici gücü olarak görüyor.

Bechar tren istasyonunda düzenlenen ve diplomatlar ile hükümet yetkililerinin katıldığı açılış töreninde, Cumhurbaşkanı Tebboune, "bu dev hattın sadece 20 ay gibi rekor bir sürede tamamlanmasını" memnuniyetle karşıladı. Devlet televizyonunda yayınlanan görüntülere göre, Tinduf bölgesinden gelen ilk yolcu trenini selamladıktan sonra, Gara Cebilet madeninden çıkarılan demir cevheri taşıyan bir trenin kalkış sinyalini verdi.

Bu hat üzerinde, iki yolcu trenine ek olarak, maden malzemesi taşıyan yirmi dört tren her iki yönde günlük olarak sefer yapacak ve azami hızı 160 km/saat olacak.

Ulusal Demir ve Çelik Şirketi'nin (FERAAL) tahminlerine göre madenin ilk aşamasında yıllık dört milyon ton üretim yapması, 2030 yılına kadar yıllık 12 milyon tona ulaşması ve uzun vadede yıllık 50 milyon tona çıkması bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Algiers Today gazetesinden aktardığına göre madenin işletilmesi, Cezayir'in demir cevheri ithalatını önemli ölçüde azaltmasına ve yıllık 1,2 milyar dolar tasarruf etmesine olanak sağlayacak.