Amr Musa, Şarku'l Avsat'a konuştu: Saddam Kuveyt’ten sonra Suriye’yi işgal edecekti

Amr Musa Şarku'l Avsat'a konuştu: Yara henüz iyileşmedi ve Irak'ın düşüşünün arkasında siyasi yanlış hesap var

Amr Musa (Getty Images)
Amr Musa (Getty Images)
TT

Amr Musa, Şarku'l Avsat'a konuştu: Saddam Kuveyt’ten sonra Suriye’yi işgal edecekti

Amr Musa (Getty Images)
Amr Musa (Getty Images)

Kıdemli diplomat Amr Musa ile yapılan görüşme, her zaman canlı bir tarihin köşelerini aydınlatan detaylar taşıyor. Musa, ister Mısır diplomasisinin başında olduğu on yıl (1991-2001) ister Arap Birliği Genel Sekreteri olduğu fırtınalarla dolu başka bir on yıl (2001-2011) olsun, onlarca yıldır Arap siyasetinin gidişatının yapıcısı ve tanığıydı. Amr Musa, Şarku’l Avsat ile yaptığı bu röportajda, ABD'nin Irak'ı işgalinden (2003) yirmi yıl sonra, zamanın penceresinden bakıyor. “Yaraları henüz iyileşmedi” dediği o belirleyici olay, işgale giden yola ve bu nedenle Arap yapısını etkileyen çatlaklara yansıyor. Politikacının becerisi ile diplomatın bilgeliğini, bir entelektüelin akılcılığı ile Arap vatandaşının coşkusu ve acısını karıştırarak olayı yeniden okuyor.
Amr Musa, ABD'nin Irak'ı işgaliyle ilgili hatıralarında, olayların gelişimini doğru okumak için gerekli gördüğü bir önceki işgalden, Irak'ın Kuveyt'i işgalinden (1990-1991) yola çıkıyor. Bu işgal, “Saddam Hüseyin'in yayılmacı projesi hakkındaki gerçeği ortaya çıkardı. Arap sistemi açıkça dengesizdi ve Saddam'ın yayılmacı emellerine bir Arap kılıfı oluşturmak için çekmeye çalıştığı ülkeler arasında bile bir şüphecilik durumu yaydı. Bunların başında Mısır geliyordu” dedi.
Musa, Kuveyt'i özgürleştirmek için kurulan Arap ve uluslararası ittifakın “bölgenin güvenliği konusunda yeni bir gerçeklik oluşturduğuna ve Saddam'ın emellerine son verdiğine” inandığını ifade ediyor. Musa bu emellerin “Kuveyt'le sınırlı kalmadığını, Baas hareketinin hakimiyetine bağlı nedenlerle genişleme planının bir sonraki durağının Suriye olduğunu ve siyasetçilerle diplomatlar arasında Baas'ın daha sonra tüm Körfez ülkelerine doğru hareket edeceğine dair ortak varsayımlar bulunduğunu” vurguladı.

Derin dönüşümler
Musa, Kuveyt'in işgalinden ABD'nin Irak'ı işgaline kadar olan dönemin getirdiği bazı değişiklikler karşısında duraksıyor ve şöyle diyor: “11 Eylül 2001 olayları, ‘o sırada Irak rejiminin okuyamadığı’ bu dönüşümlerin ön saflarında yer aldı. Söz konusu olay ABD politikasının gidişatını değiştirdi ve ABD'yi güç kullanımına başvurmaya yöneltti.”
Arapların ABD işgalinden önceki durumun ciddiyetinin ne kadar farkında olduğu konusunda Musa, “Arap karar merciinin önünde net bilgiler vardı. Hatta ABD'nin işgali tamamlamaya hazırlandığı, Iraklı muhalif liderlerin ABD ile koordinasyon içinde olduğu gibi bilgiler kamuoyuna da yansıdı. Arap istihbarat servisleri de bu yönde faaliyet gösteriyordu” ifadelerini kullandı.
“Saddam Hüseyin'in o dönemde bağımlı hale geldiğini ve Washington'ın askeri müdahalesini gerçekleştirmeyeceğine inandığını düşünüyorum. Bu garip bir konu. Bir halkın ve kadim bir ülkenin kaderi için bir risk” ifadelerini kullanan Musa, buna mukabil “Arap liderlerinin çoğunun ya Saddam'ın kaderini umursamadıkları ya da onun başına gelecekleri hak ettiğini gördükleri ve bekledikleri de açıktı” dedi.

Cehennemin kapıları
ABD işgalinden kaçınmaya çalışmak için ‘zamana karşı yarışta’ Arap Birliği Genel Sekreteri olarak oynadığı rol hakkında, “Bu konudaki kararın Washington'da çoktan alındığını” gördüğünü söyleyen Musa “O gergin atmosferde, Arap Birliği rolünden ve kapsamlı Arap çıkarlarını savunma misyonundan kaynaklanan mülahazalara göre hareket etti. Birçok uluslararası medyada yer alan ünlü bir açıklamamda dedim ki, Irak'ın işgali cehennemin kapılarını açacaktır.”
İkinci yol, işgalden 14 ay önce harekete geçmekti. Ocak 2002'de Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile “Irak'ın kitle imha silahlarına veya nükleer reaktörlere sahip olmadığının doğrulandığı” ve Irak'ın herhangi bir şekilde hedef alınmasını önlemek için uluslararası müfettişlerin ziyaretlerini sürdürme ihtiyacının vurgulandığı bir toplantıda bir araya geldim. Saddam bana, “Amr kardeş, senin milliyetçiliğine ve Araplığına ve Irak'a karşı komplo kurmayacağına güveniyorum” dedi. O sırada kendisine (Saddam'a) bu mesajı (Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olmadığı mesajını) Arap Birliği Genel Sekreteri sıfatıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'ne ileteceğimi söyledim. O dönemde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dı. Saddam bana “Irak adına konuşmaya yetkin var” dedi.
Musa'nın dediği üçüncü yol, ABD’liler dünya kamuoyunu savaş kararına hazırlama yolunda ilerlerken, 2002 sonbaharında durumu kurtarmak için bir dizi Arap ve uluslararası istişarelerin ve hamlelerin uygulanmasına dayanıyordu. Musa, “Bu çabalar sayesinde tehlikeyi bitirmeyi değil savuşturmayı başardık” diyor.
19-20 Mart 2003 gecesi işgal başladığında Arap Birliği içindeki atmosferle alakalı olarak Musa şunları söyledi: “Arap Birliği Konseyi benim isteğim üzerine daimî toplantı halindeydi ve işgal günü biz de farklı duygularla gelen haberleri takip ediyorduk. Direniş haberi orada bulunanlarda heyecan uyandırırken, Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Said es-Sahaf'ın açıklamaları onları güldürdü. Ancak hepimiz olanların, Bağdat'ın düşmesinden yaklaşık iki hafta sonra olan tek bir kadere yol açacağını hissettik.”
Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden bahsederken Haziran 1967'deki gerilemenin yıldönümü olarak anılmasının nedeni hakkında şunları söylüyor: “Aralarındaki ortak nokta siyasi hesap hatası. 1967'deki yanlış hesap, Ekim 1973 savaşı için iyi bir hazırlık ve planlamayla giderildi. Oysa Saddam Hüseyin davasındaki siyasi yanlış hesap baştan beri mevcuttu.”

ABD askerleri, 14 Nisan 2003'te rejim devrildikten sonra Saddam Hüseyin'in resmiyle Bağdat havaalanında (AFP)

Irak'ın ‘kaçırılması’
Arap Birliği eski Genel Sekreteri, işgalin ardından Irak'ın içine girdiği ‘topyekûn kaos durumuna’ değinerek, bunun “Irak'ı kaçırma planı olduğundan emin olduğunu” ifade etti. Musa, “Benim için kesin olan şey, Irak'ı kaçırma ve Arap kimliğini elinden alma girişiminin, Irak'ın içinden ve Irak'ın komşularından bazı siyasi unsurların ellerinde güç ve zulümle gerçekleştiğidir. Burada İran'ı kastediyorum. Irak'ın başka bir Irak haline gelmesi ve İran'ı Irak'tan güçlendirmek büyük bir stratejik hataydı” dedi.
“Iraklıların işgalden sonra karşılaştıkları ilk şey kimlik oldu. Arap birliği o dönemde, Irak'ın tüm bileşenlerinin ilk kez bir araya getirilmesinde çok önemli bir rol oynadı” diyen Musa bu bağlamda, o dönemde tartışılan Irak anayasasında Arap kimliğini korumak için yaptığı kişisel müdahaleyi hatırlıyor. “Irak'ın Arap yüzünü koruma” konusundaki siyasi akımları ve mezhepsel eğilimleri ne olursa olsun “Irak'ın yeni liderleri” ile koordinasyon sağlamadaki başarısı ve “hepsinin Arap aidiyetini kabul ettiğini ve onu reddetmenin veya yok etmenin çıkarlarına olmadığına inandıklarını” kaydediyor.
Amr Musa, “ABD işgalinin yaralarının” 20 yıl sonra iyileşip iyileşmediği konusunda ise kararlı bir şekilde, “Kesinlikle hayır” yanıtını veriyor. “Irak, kurumlarının yıkılmasına ve bileşenlerinin yırtılmasına maruz kaldı ve yeniden inşa etmek için zaman gerekiyor. Irak bugün net bir yolda ilerliyor ve ciddi bir reform arzusu var. Bu reformun temel direklerinden biri de kendisini Arap dünyasının bir parçası olarak görmektir.”
Musa, “21. yüzyılın değişikliklerine uygun ve ortak çıkarlara dayalı yeni bir Arap milliyetçiliği vizyonu sunma” çağrısında bulunuyor. Musa, “Gördüğüm şey, sona geldiğimiz ve duyguların, tezahüratların, sloganların ve sokak ajitasyonunun geçmişte kaldığı, geleceğin ortak çıkar ve Arap vatandaşlarının koşullarında reform ve iyi yönetim gibi sütunlara dayanması gerektiğidir. İyi yönetimin yokluğu, Arap dünyasını yaratıcı kaos yaratmak için verimli bir zemin haline getirdi.”
Arap Birliği'nin eski Genel Sekreteri, Batı ile İran arasındaki mevcut gerilimler ışığında Irak işgalinin bölgesel olarak tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusunda şunları söylüyor: “Siyasi yanlış kararlar aynı sonuçlara yol açar. Birinin aynı hataları yapıp olumlu sonuçlar beklemesi düşünülemez.”
“İran şimdi mercek altına alındı ​​ve İsrail hükümetinin ve aynı yönde hareket eden bazı çevrelerin İran'a müdahale çağrıları var” diyen Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden çıkan dersin “herkes için halen geçerli” olduğuna inandığını ifade ederek, “Yine de herkes için iyidir. Yani hiçbir hükümdarın veya devletin gücünü abartmaması ve zor kullanarak kibirden kaçınılması gerekir. Büyüklerle oynamak tehlikelidir ve kararlılık anlarında, yalnızca anavatanınızdaki ve bölgenizdeki genel kabul sizi koruyacaktır” dedi.
Musa sözlerine şöyle devam etti: “İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışı kabul edilemez. İranlıların dört Arap başkentini yönetmekten bahsetmeleri Araplara karşı kabul edilemez bir hakarettir ve şimdiye kadar kimse bunun için özür dilemedi. Tahran'dan yönetilecek beşinci bir Arap başkenti olacağını düşünmüyorum.”
Musa, ABD'nin Irak'ı işgalinden 20 yıl sonra bölgesel ve uluslararası arenayla ilgili olarak şunları söylüyor: “Gelmekte olan bir soğuk savaş var. Bir Batı-Rusya savaşı, bir ABD-Çin savaşı ve çeşitli savaşlar. Arap ülkeleri şu anda küresel siyasi ağırlık açısından zayıf. Biz daha büyük bir küresel hareketin, Küresel Güney (Global South) hareketinin parçası olmalıyız. Bu yolda yanımızda Hindistan, Brezilya ve diğer ülkeleri bulacağız. Bu da bu grupların henüz olgunlaşma aşamasında olduğunu gösteriyor.”



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.