Lübnan’daki binlerce Suriyeli çocuğun kimliği yok

Lübnan’daki Suriyelilere yönelik yardımlar tartışmalara yol açıyor: Sosyal İşler Bakanlığı çocukların nüfus kaydı için bir plan üzerinde çalışıyor

Lübnan'ın kuzeyindeki Akkar’da yerinden edilmiş insanlara yönelik bir kamptaki Suriyeli çocuklar (AFP)
Lübnan'ın kuzeyindeki Akkar’da yerinden edilmiş insanlara yönelik bir kamptaki Suriyeli çocuklar (AFP)
TT

Lübnan’daki binlerce Suriyeli çocuğun kimliği yok

Lübnan'ın kuzeyindeki Akkar’da yerinden edilmiş insanlara yönelik bir kamptaki Suriyeli çocuklar (AFP)
Lübnan'ın kuzeyindeki Akkar’da yerinden edilmiş insanlara yönelik bir kamptaki Suriyeli çocuklar (AFP)

16 yaşındaki Sara, eşinin onu terk edip çocuğu kendi nüfusuna kaydettirmeyi reddetmesinin ardından iki buçuk yaşındaki oğlu Muhammed’i büyütmek için temizlikçi olarak çalışıyor. Sara’nın eşi, daha önce evliliğini kaydettirmeyi de reddetmiş ve şeyhlerden birinin kitabına yazdırmakla yetinmişti. Sonrasında Sara hamileyken sözlü olarak onu boşadı. Ancak asıl orun, Muhammed’in doğmasının ve babasının onu nüfusuna almamasının ardından başladı. Sara’nın babası, torununu kendi nüfusuna kaydettirmeyi seçti ve resmi kayıtlara göre, Sara oğlunun ‘kız kardeşi’, dedesi çocuğun ‘babası’ oldu.
Kısaca anne oğlun durumu zor olsa da, özellikle çocuğun eğitim, sağlığı ve diğer haklarını elde edebilmesi açısından daha iyi bir karar olabilir. Lübnan’daki binlerce Suriyeli çocuk nüfusa kayıtlı değil sonuç olarak da kimlikleri, vatanları, hakları bulunmuyor. Lübnanlılar arasındaki yoksulluk oranı görülmemiş bir düzeye ulaştığı için Suriyeliler geniş çapta tartışmalara neden olan yardımlarla yaşıyorlar.
Baalbek-Hermel Valisi Beşir Hadar tarafından gündeme getirilen Suriyeli çocuklarla ilgili bu sorun, özellikle Suriye savaşının başlamasından bu yana Lübnan’da doğanları içeriyor. Ayrıca diğer ülkelerde de tam sayılarını gösteren doğru istatistikler de bulunmuyor. Çocuklar kayıtlı ve kayıtsız olarak ikiye ayrılıyor. Sosyal İşler Bakanlığı, çocukları kaydetmek ve bu konuya çözüm bulmak için başta UNHCR olmak üzere uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde çalışıyor.
Sorun, bu çocukların çoğunun kayıtlı olmamasından kaynaklanırken, Hadar, dolaylı da olsa kayıtlı olamayan çocuk sayısının artmasından Suriyelilere yardım sağlayan dernekleri sorumlu tutuyor. Baalbek bölgesinde Dar el-Fetva tarafından çağrılan derneklerin koordinasyon toplantısında, Arsal bölgesinde mülteci kampları koordinatörünün mültecilere yönelik yardımları artırma çağrısına yanıtıyla, tartışmaları ateşleyen bir açıklama yayınladı. Hadar’ın yanıtı, yerinden edilmiş Suriyelinin aldığının, vali olarak aldığı maaştan daha yüksek olduğunu belirtti. Bu bağlamda “Lübnan devletindeki en yüksek idari pozisyonlardan biri yani bir vali olarak maaşım, Lübnan’da mülteci Suriyelinin maaşından daha az. Suriyeliler, Lübnanlıların sahip olmadığı avantajları elde ediyor ve bu göç asla ırkçılıktan ayrı olamaz” ifadelerini kullandı. 
Sosyal İşler Bakanlığı’ndaki ilgililer, Bakan Hector Haccar’ın kararıyla bu konuda herhangi bir bilgi vermeyi reddederken, konuyla ilgili olan kaynaklar Şarku’l Avsat’a sonuçları haftalar içinde açıklanacak şekilde, iki ana bölüme ayrılan eksiksiz bir plan üzerinde çalışmanın gerekli olduğunu vurguladılar. Söz konusu iki ana bölümün hala kayıtsız olan çocukların sayılarının ve doğum kayıtlarını içermesi gerektiğini belirtti.
Vali Hadar Twitter’da yaptığı bir paylaşımda, “Baalbek-Hermel’de doğmuş, 12 yaşın altındaki Suriyelilerin yüzdesi, yerinden edilen toplamın yüzde 48’ini oluşturuyor” ifadelerine yer verdi. Derneklerden birinin iki gün önce bir kasabada 720 hamile mülteci kadını desteklemeye yönelik bir projeyi onaylatmak için yetkili mercilere başvuru yaptığına dikkat çekildi.
Kaynak, sorunun Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne kayıtlı olmayan çocukların sayısından kaynaklandığını belirtti. Ayrıca Sosyal İşler Bakanlığı'nın kayıt altına alınan Suriyeli yenidoğanlara kimlik vermek için iki yıldır istatistiksel ve elektronik arşivleme süreci yürüttüğünü vurguladı. Bu adım ile, çocukların daha sonra çeşitli açılardan Lübnan’a ek yük oluşturabilecek kayıt dışı kişiler arasında kalmamalarını amaçladığı belirtildi.
Kaynak, 2011 yılından bugüne kadar 814 bin çocuktan 221 bininin kayıtlı olduğunu belirtirken, “Temel hedef, daha sonra çocukların büyükelçilikte veya ülkelerinde kayıt altına alınması böylece maruz kalacakları risklerden korunmalarının sağlanması için gerekli adımlar atılması amacıyla yabancıların kayıt makamlarına teslim etmek için kimlik belgelerini gerekli tüm yasal prosedürleri tamamlamaktır” ifadelerini kullandı.
Suriyelilere yapılan yardımı ve bunun doğurganlığı artırdığını düşünenlere cevap olarak kaynak, “Lübnan Kriz Müdahale Planı kapsamında sağlanan yardımlar ve uluslararası toplum örgütleriyle iş birliği içinde sağlanan yardımlar, Suriyeli ailelerin yalnızca 5 üyesine yani baba, anne ve üç çocuğa veriliyor.  Lübnanlı yoksul ailelere yapılan yardımda 6 aile üyesi hedefleniyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca Yardım sunmanın, ev sahibi toplulukların üzerindeki yükün kaldırılmasına katkıda bulunduğunu ve yoksul Suriyelileri para elde için suç, hırsızlık veya başka şeyler yapmaktan uzaklaştırdığını vurguladı.
Çocuk koruma çalışmalarıyla ilgilenen “Beyond” Derneği İcra Direktörü Maria Assi, Suriyeli çocukların yaşadığı sorunlardan bahsederken, çocukların büyük bir kısmının çeşitli nedenlerle, özellikle de ekonomik duruma bağlı olarak kayıtlı olmadığını belirtti.
Assi Şarku’l Avsat’a kayıt dışı çocukların çoğunun kamplarda doğduğunu ve bu nedenle kayıtsız kaldığını, kayıtsız kalmalarının onları eğitim ve tıbbi tedavi hakkından mahrum bıraktığını, iş piyasasına erken girmekten başka çarelerinin kalmadığını sonuç olarak, insan ticareti de dahil olmak üzere çeşitli risk türleri ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
UNHCR, Suriyeli mülteci kadınların doğum masraflarının sorumluluğunu üstlenirken, Assi kadınların hastaneye gitmemelerinin nedeninin, doğumdan sonra çok masraf çıkaracağından korkmaları olduğunu, bu nedenle evde doğum yaptıklarını ve çocuklarının resmi olarak nüfusa kaydettirmediklerini belirtiyor. Assi çocukların kayıt dışı kalmasına yol açan başka bir soruna daha değindi. Bunun anne ve babanın ilk etapta evliliklerini tescil ettirmeleri ve sonrasında çocukları kaydettirme sorunun artırdığını belirti.
Assi Lübnan’da 14 yaşının altında yaklaşık 600 bin çocuğun olduğunu, bunların arasında en az 200 binin okula gitmediğini işgücü piyasasına erken giriyor ve istismarın en kötü biçimlerine maruz kaldığını önce sürdü. Erken yaşta çalışmalarının sebeplerinden birinin de kayıtlarının olmaması ve kendilerine ait herhangi bir kimlik belgesinin bulunmaması olduğunu anlattı.
Assi, diğer dernek ve kuruluşların yanı sıra Beyond derneğinin kadınları doğum kaydının önemi konusunda bilgilendirdiğini söyledi. Ayrıca “Mültecilerin çeşitli bölgelere yayılması ve bilinen kamplarda sınırlı kalmamaları nedeniyle, zor bir görev olduğunu belirtti.



Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.


Hamaslı bir yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze yönetimini Filistinli bir yapıya devretmeye hazırız

Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)
Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)
TT

Hamaslı bir yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze yönetimini Filistinli bir yapıya devretmeye hazırız

Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)
Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)

Hamaslı bir yetkili, İsrail’in Gazze’de ateşkesin sürdürülmesi ve sürecin ikinci aşamasına geçilmesi yönündeki niyetlerinden kuşku duyduklarını dile getirdi. Hamaslı yetkili, ikinci aşamanın yeni bölgelerden çekilme ve Refah Kapısı’nın açılmasını öngördüğünü anımsatarak, hareketin Gazze yönetimini Filistinli bir yapıya devretme, direniş silahlarına ilişkin bir formül üzerinde çalışma ve diğer şartları yerine getirme konusunda yükümlülüklerini koruduğunu vurguladı.

Görüşme sürecini yakından takip eden Hamaslı yetkili, Şarku’l Avsat’a, İsrail’in yıl başından itibaren benimsediği stratejiyle Gazze’de kalıcı bir saha istikrarsızlığı yaratmayı amaçladığını, yeni angajman kuralları dayatmaya çalıştığını ve bunu yoğun ateş gücüyle desteklediğini belirtti.

defrgt
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, İsrail ateşiyle hayatını kaybeden bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinliler (AP)

Yılbaşından bu yana geçen son 8 günde İsrail ihlalleri ve 3 hedefli saldırı sonucu, Hamas’tan 3 aktivistin de aralarında olduğu yaklaşık 21 Filistinli öldü. Böylece 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkesten bu yana ölenlerin sayısı yaklaşık 431’e ulaştı.

Perşembe akşamı gerçekleşen son suikastta, Han Yunus’ta Hamas’ın askerî kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan öne çıkan bir aktiviste ait çadıra düzenlenen İHA saldırısında 3’ü çocuk 4 kişi öldü. Çarşamba akşamı ise Kassam Tugayları’nda “Tuffah ve Derec” taburunu yöneten bir saha komutanı, Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde ailesine ait evin bombalanmasıyla hedef alındı. Operasyonun akıbetine ilişkin belirsizlik sürerken, çok sayıda yaralı olduğu ve enkaz altında kayıplar bulunduğu bildirildi. İsrail ordusu, saldırının kuzeydeki birliklerine açılan ateşe yanıt olarak düzenlendiğini öne sürdü.

Başarısız roket atışı iddiası

Perşembe öğle saatlerinde, Han Yunus’un doğusundaki Beni Süheyla beldesinde bir İHA’nın Filistinlilerin bulunduğu bir gruba bomba atması sonucu bir Filistinli hayatını kaybetti. Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliya’da ise bir kız çocuğu İsrail İHA’sından açılan ateşle öldürüldü.

frgt
Geçen kasım ayında Gazze kentinde İsrail askerî operasyonlarının ardından yıkılmış binaların yanında kurulan çadırlar (Reuters)

İsrail ordusu, Gazze’nin kuzeyinden başarısız bir roket atışı tespit edildiğini, roketin Gazze Şeridi’nin içine düştüğünü ve atışın yapıldığı noktanın vurulduğunu açıkladı. Ancak sahadaki kaynaklar, Şarku’l Avsat’a, patlamanın Gazze kentinin kuzeybatısında çocukların savaş kalıntılarıyla oynaması sonucu meydana geldiğini söyledi.

Hamaslı yetkiliye göre İsrail, aylardır sürdürdüğü yöntemle Gazze üzerinde fiilî bir güvenlik kontrolü oluşturmayı amaçlıyor. Yetkili, “sarı hat” yakınında birliklerine ateş açıldığı iddialarının direniş mensuplarını hedef almak için kullanıldığını, buna karşın aynı hat üzerinde ve özellikle batı kesimlerinde sivillerin hedef alındığını ve gerçek bir tehdit olmamasına rağmen 200’den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü; hattı aşan vakaların ise sınırlı sayıda kaldığını belirtti.

Hamaslı yetkili, İsrail’in güvenliğin normale dönmesini ve ateşkesin korunmasını istemediğini, Filistinlilere karşı dilediği zaman ve yöntemle güç kullandığını ileri sürdü. Halkın, savaşın her gün devam ettiği ve bitmeyeceği algısıyla baskı altında tutulduğunu söyleyen kaynak, Gazze’de çatışmaların “Lübnan senaryosu” da dâhil olmak üzere farklı yollarla sürdürüldüğünü dile getirdi.

İsrail’in yalnızca askerî saldırılarla değil, insani alanda da baskıyı sürdürdüğünü belirten kaynak, yardımların düzenli bir şekilde girişinin engellendiğini, birçok ticari ürünün geçişine izin verilmediğini, bazı ürünlerin ise kısa süreliğine izin verildikten sonra yeniden yasaklandığını söyledi.

Kaynak, “İsrail, Gazze’yle ilgili her şeyi kontrol ediyor ve sınırsız ABD desteğini kullanarak ateşkesin birinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerden kaçıyor” dedi.

Mısır’da görüşmeler

Hamas liderliğinin, ihlaller, insani protokole uyulmaması ve ikinci aşamaya geçiş konularını arabulucularla yakından takip ettiğini belirten kaynak, bu kapsamda Kahire’de ve önümüzdeki günlerde diğer başkentlerde görüşmeler yapılacağını aktardı.

Mısır’ın başkenti Kahire, gelecek hafta Hamas liderliğinden bir heyeti ağırlayacak. Bu arada Gazze’de yaşayan bazı Hamas yöneticilerinin günler önce Mısır’a ulaştığı ve hem iç toplantılar hem de Filistinli gruplarla görüşmeler yaptığı öğrenildi.

edrt
Geçen kasım ayında Gazze kentinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binalar arasında yürüyen Filistinliler (Reuters)

Öte yandan Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ile İstihbarat Başkanı Macid Ferac’ın da kısa süre önce Kahire’yi ziyaret ederek ikinci aşamaya geçiş, Refah Kapısı’nda Filistin Yönetimi’nin rolü ve teknokratlar komitesinin oluşturulması konularını görüştüğü bildirildi. Bu adımların, ikinci aşamanın tam uygulanmasının ardından Filistin Yönetimi’nin Gazze’de yeniden görev almasına zemin hazırlaması hedefleniyor.

Hamas idari düzenlemelerin dışında

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Gazze’nin tüm alanlarını kapsayacak şekilde yönetmek üzere bağımsızlardan oluşan bir komitenin kurulmasını beklediklerini ve Hamas’ın bu süreci kolaylaştıracağını söyledi. Kasım, “Hareketimiz daha önce de açıkladığı gibi, idari düzenlemelerin bir parçası olmayacak” dedi.

Yedioth Ahronoth gazetesi ise İsrail’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci aşamaya geçişi ilan etmesinin muhtemel tarihi olan ayın 15’ine kadar Refah Sınır Kapısı’nı iki yönlü açmaya hazırlandığını yazdı. Gazete, İsrail’in kapıyı, Gazze’de kalan son İsrailli rehinenin naaşı iade edilmese bile açabileceğini; ancak günde yalnızca birkaç düzine kişinin, sıkı güvenlik denetimi altında geçişine izin verileceğini öne sürdü.


Yemen Liderlik Konseyi Başkanı el-Alimi, Savunma Bakanı’nı görevden aldı

Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı el-Alimi, Savunma Bakanı’nı görevden aldı

Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, yayımlanan başkanlık kararıyla Savunma Bakanı Korgeneral Muhsin ed-Daari’yi görevden alarak emekliye sevk etti.

Siyasi ve askeri kaynaklara göre ed-Daari’nin görevden alınması, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin başta Hadramut ve Mehra olmak üzere kurtarılmış bazı vilayetlerde gerçekleştirdiği asker gerilim karşısında yetersiz kaldığı ve birlikleri disiplin altına almak, devlet otoritesi dışında fiilî durumlar oluşturulmasını engellemek için kararlı adımlar atamadığı gerekçelerine dayandırdı.

Kararın, kurtarılmış vilayetlerde devlet otoritesini güçlendirmek ve askerî ile güvenlik alanlarında düzeni yeniden tesis etmek amacıyla, hızlanan siyasi ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alınan bir dizi önlemin parçası olduğu belirtildi.

El-Alimi, çarşamba akşamı da GGK’nin isyan girişimlerine destek verdikleri gerekçesiyle Hadramut, Mehra ve Aden’de bazı askerî ve sivil yetkilileri görevden almıştı.

Bu kapsamda Aden Valisi ve Devlet Bakanı Ahmed Lamlis görevden alınarak soruşturmaya sevk edilirken, yerine Abdurrahman el-Yafii atandı. Ayrıca İkinci Askerî Bölge Komutanı Korgeneral Talib Bargash ile Mehra’da el-Ghayda Ekseni Komutanı ve askerî polis tugayı komutanı Tümgeneral Muhsin Mersaa görevden alınıp soruşturmaya gönderildi.

Kararlarda, Tümgeneral Muhammed el-Yemini’nin İkinci Askerî Bölge Komutanlığına, Tuğgeneral Salim Baslum’un aynı bölgenin kurmay başkanlığına, daha önce Mukalla’daki askerî polis şubesinin komutanı olan Albay Murad Bahila’nın rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek İkinci Bölge askerî polis tugayı komutanlığına atanması yer aldı. Ayrıca Salim Kedde el-Ghayda Ekseni Komutanlığına rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek atanırken, Tuğgeneral Halid el-Kathami de Cumhurbaşkanlığı Özel Muhafızları 2. Tugayı Komutanlığına getirildi.