Suriye ekonomik çöküş sebebiyle ramazana buruk giriyor

Şam’ın en ünlü çarşılarında yüksek fiyatlar ve yoksulluk nedeniyle her zamanki ramazan hazırlıkları yok

Müşterilerin olmadığı el-Meydan semt çarşısı (Şarku’l Avsat)
Müşterilerin olmadığı el-Meydan semt çarşısı (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye ekonomik çöküş sebebiyle ramazana buruk giriyor

Müşterilerin olmadığı el-Meydan semt çarşısı (Şarku’l Avsat)
Müşterilerin olmadığı el-Meydan semt çarşısı (Şarku’l Avsat)

Fiyatların çılgınca artması ve vatandaşların satın alma gücünü kaybetmesi, Şam’daki piyasalarda benzeri görülmemiş bir durgunluk hali oluşturdu ve mübarek Ramazan ayı gelirken halkın büyük bir çoğunluğu her zamanki sevincinden mahrum kaldı.
Şarku’l Avsat, Suriye başkentinin en ünlü çarşılarından biri olan Şam el-Meydan mahalle çarşısında (el-Cezmatiye) günlerce sabah, akşam ve gece turları yaparak, Ramazan ayı için yapılan hazırlıkları inceledi.
El-Cezmatiye çarşısı, en ünlü şekerleme ve geleneksel Suriye yemekleri dükkanları, sokak yemekleri dükkanları ve diğer gıda ürünleri satan dev dükkanları içeriyor ve günün 24 saati açık oluyor. Her yıl Ramazan ayının gelişine bir haftadan daha fazla bir süre kala, acele içerisinde yürümeyi zorlaştıracak şekilde büyük bir alışverişçi kalabalığının Ramazan erzaklarını tedarik etmesine tanık olurdu. 
Ancak bu yıl ramazan süsleri de bu çarşıda çok az görüldü. Önceki yıllarda dükkanlarının önünde satışa sunmak için büyük miktarlarda malzeme getiren gıda dükkanları ve şekerleme dükkanları sahiplerinin Ramazan ayı hazırlıkları oldukça azdı. Hatta süpermarketlerin arz ettikleri ürün miktarında normal günlere göre bir düşüş olduğu kaydedildi. Sunulan ürünler daha önce ellerinde var olan malzemelerle sınırlıydı. Kaldırımlardaki büyük tezgahlarda satışa sunulan tatlılarda da gözle görülür bir azalma vardı.
Her türlü gıda malzemesi ve tatlının sergilendiği vitrinlerin önünde duran insanları içeri davet eden dükkan sahiplerinin ve çalışanlarının yoğun beklentisine karşı, çarşılardaki insan sayısının ve çeşitli dükkanlardaki müşterilerin az olması dikkat çekti. Var olan müşterilerin çoğu da fiyatları görünce satın almayı reddediyor ve çok azı da küçük miktarlarda satın alıyordu.
Büyük bir yiyecek dükkanının sahibi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, dükkan sahiplerinin büyük çoğunluğunun önceki Ramazan aylarında yaptıkları hazırlıkları bu defa yapmadıklarını ve fazladan üzün getirmemeyi tercih ettiklerini belirtti.
Dükkan sahibi “Alım talebi olmayacağı öngörüldü. Zira insanlar maddi olarak çok yorgun oldukları için zar zor geçinebiliyorlar” ifadelerini kullandı. Ardından ‘basit bir sahur yemeğinin aileye günde 75 bin liradan fazlaya mal olduğunu ve çalışanın aylık maaşının en iyi ihtimalle 150 bin lirayı bulmadığını’ belirtti. Ayrıca, 250 gramlık Lurpak tereyağ kalıbının fiyatı 20 bin lira, bir kilo peynir 38 bin lira, helva 40 bin lira, labne 20 bin lira, bir yumurta 800 lira, bir kilo kaliteli zeytinyağı 35 bin liradan fazlaya çıktığına dikkat çekti.
Bir başka dükkan sahibi, Şarku’l Avsat’ın vatandaşların satın alma sürecine ilişkin sorusuna “Bakın, çarşıda kimse yok. Sahipleri ve çalışanları dışında dükkanlar bomboş. Teraziler nadiren hareket ediyor” ifadeleri ile yanıt verdi. Sonrasında “Fiyatlar her an yükseliyor ve insanların satın alma gücü düşüyor. Yüksek maliyet insanları ve esnafı katletti. 12 yıl önce savaşın başlamasından bu yana, Suriye lirasının döviz kuru dolar karşısında kötüleşiyor. Bununla birlikte insanların satın alma gücü bozulmakta ve satın alma talepleri her yıl bir önceki yıla göre azalıyor. Öyle ki bu durum ülke tarihinin en kötüsü olarak, tam durgunluk durumuna ulaşıyor” dedi. Dükkan sahibi bu yıl Ramazan öncesinde satış yüzdesinin önceki yıla göre yüzde 5’e ulaşmadığını vurguladı.
Adam “Ramazan ayının ilk günü öncesinde alışveriş olabilir ancak çok zayıf olacak” dedi. Pek çok dükkanın satış olmadığı için akşam saat 20:00’de dükkanlarını kapandığını ve dükkan sahiplerinin çoğunun kalıcı olarak kapatmayı düşündüğü zira durumun zor ve kayıplar büyük olduğunu, kimilerinin işyerlerinin, dükkanlarının kirasını, vergilerini ve işçi maaşları dışındaki giderlerini karşılamaz hale geldiğini belirtti.
Gıda mağazalarındaki durum, Suriye lirasının ABD doları karşısındaki rekor düşüşü ve hammadde fiyatlarının yüksek olması nedeniyle fiyatları fırlayan şekerleme dükkanlarına da yansıyor. Savaştan önce bir dolar 45-50 liraya denk gelirken bugün dolar 7 bin 500 liraya ulaşıyor.
Bir kilo tatlı 200 bin liraya, bir kilo baklava 150 liraya, bir kilo kurabiye 60 bin liraya, bir kilo Harise tatlısı 50 bin liraya ulaştı. Ayrıca bir adet şöbiyet fiyatı 5 bine, küçük bir içli köftenin fiyatı ise 3 bin 500’e yükseldi.
Yakındaki halk çarşılarında, gıda ve sebze ürünleri satan dükkanların sahipleri tarafından Ramazan ayının gelişi için az miktarda bir hazırlık olduğu görüldü aynı zamanda birçoğu, fiyatların yüksek olması nedeniyle vatandaşların satın alma konusunda isteksiz davranmasına yönelik şikayetlerini dile getirdi.
Aişe Nehri çarşısında sebze satan bir tezgahın sahibi durumu ‘trajik’ olarak nitelendirirken, Şark’ul Avsat’a “Satış yok ve biri alsa da çok az alıyor” ifadelerini kullandı. Çarşıda dolaşan bir kadın ise, “Basit bir kahvaltı ya da bir kilo pirinç, bir kilo süt ve bir kilo salatalık, bir aylık maaşa denk geliyor. İnsanlar bir tabak mercimek çorbası bile yapamayacak” ifadelerini kullandı.
Kesilmiş tavuğun bir kilo fiyatı 25 bin lirayı, bir kilo pirincin fiyatı 10 bin liraya ulaşırken, bir kilo kuzu etinin fiyatı 100 bine, kuru fasulyenin fiyatı 15 bine, taze fasulyenin fiyatı 5 bine çıktı. Hurmanın bir kilosu ise cinsine ve kalitesine göre 10 bin lira ile 40 bin lira arasındaydı.



Sudan’a komşu ülkelerden savaşın durdurulması yol haritası

Sudan'a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının ikinci toplantısı, Mısır'ın Birleşmiş Milletler nezdindeki misyonunun New York'taki merkezinde gerçekleşti. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Sudan'a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının ikinci toplantısı, Mısır'ın Birleşmiş Milletler nezdindeki misyonunun New York'taki merkezinde gerçekleşti. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Sudan’a komşu ülkelerden savaşın durdurulması yol haritası

Sudan'a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının ikinci toplantısı, Mısır'ın Birleşmiş Milletler nezdindeki misyonunun New York'taki merkezinde gerçekleşti. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Sudan'a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının ikinci toplantısı, Mısır'ın Birleşmiş Milletler nezdindeki misyonunun New York'taki merkezinde gerçekleşti. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Sudan'ın komşu ülkeleri, ülkedeki savaşı durdurmak için siyasi, güvenlik ve insani boyutları da kapsayan bir yol haritası oluşturduklarını duyurdu. Açıklamada yol haritasının, Sudan’ın egemenliğine saygı ve istikrarı sağlayacak şekilde uygulamaya başlandığı vurgulandı.

Mısır, Çad, Orta Afrika, Etiyopya, Eritre, Libya ve Güney Sudan’dan oluşan Sudan'a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının ikinci toplantısı dün Mısır’ın New York'taki Birleşmiş Milletler’in genel merkezinde gerçekleşti. Toplantıya Arap Birliği ve Avrupa Birliği temsilcileri de katılım sağladı. Toplantı, Kahire'nin temmuz ayı ortasında ev sahipliği yaptığı Sudan'a Komşu Ülkeler Zirvesi çerçevesi, geçtiğimiz yıl 7 Ağustos'ta Encemine’de yapılan ilk bakanlar toplantısında yayınlanan açıklamanın uygulanması kapsamında gerçekleşti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre ikinci toplantıda, Encemine toplantısı sırasında geliştirilen ‘yol haritasının’ benimsenmesi, Sudan'ın komşu ülkelerinin mevcut krizle başa çıkmak için siyasi, güvenlik ve insani boyutları içeren özel önlemlerin alınmasına yönelik ortak çabalar yoluyla toplantı sonrası alınan kararların hükümlerinin uygulanması, istikrarın sağlanması ve Sudan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi konuları ele alındı.

scdf
Geçtiğimiz temmuz ayında Kahire'de düzenlenen Sudan’a Komşu Ülkeler Zirvesi’ne katılanların çektirdiği grup fotoğrafı. (Mısır cumhurbaşkanlığı)

Toplantıda Sudan'a komşu ülkelerin krizi çözme çabaları, Sudan'daki çeşitli taraflarla temasları ve komşu ülkeler ile Sudan'daki krize yönelik diğer mekanizmalar arasındaki mevcut koordinasyon gözden geçirildi. Ayrıca istişareler yapılarak bir sonraki aşamadaki eylem öncelikleri konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Diğer yandan Sudan'da sürdürülebilir bir ateşkese ulaşmak için pratik önlemlerin alınması, sayıları giderek artan Sudanlıya ev sahipliği yapan komşu ülkelere gerekli desteğin sağlanması da dahil olmak üzere insani duruma müdahale etmek için uluslararası çabaları yoğunlaştırmaya yönelik fikir birliğine varıldı. Dışişleri bakanları, uygulanan yol haritasını değerlendirmek üzere, diplomatik kanallar aracılığıyla üzerinde anlaşmaya varılacak üçüncü bakanlar toplantısının yakın bir tarihte Kahire'de düzenleneceğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri salı günü New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths ile yaptığı görüşmede, Sudan krizini ve bunun Sudan ve komşu ülkelerdeki insani durum üzerindeki yansımalarını ele aldı. Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd'in aktardığına göre Şükri krizin başlangıcından bu yana Mısır'ın Sudanlı kardeşlere insani yardım sağlama çabalarını gözden geçirirken, ülkesinin yaklaşık 58 ülkeden 9 milyondan fazla göçmen ve mülteciye ev sahipliği yapmanın yanı sıra 300 binden fazla Sudanlıyı da kabul ettiğini bildirdi.

Sözcü, Griffiths’in, Mısır’ın Sudan halkına insani destek sağlama konusundaki kararlılığına dikkat çekerek ‘Mısır'ın krizi çözme ve Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve halkının refahını koruma yönündeki çabalarını’ övdüğünü bildirdi. Zeyd, toplantıda Sudan'dan komşu ülkelere gelenlerin gıda, sağlık, kalkınma ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası desteğin harekete geçirilmesinin önemi vurguladı.

Şükri, Sudan ve bölgede geçtiğimiz haziran ayında, insani müdahale çalışmalarını desteklemek için açıklanan 1,5 milyar dolarlık mali yardım taahhüdü ve bakanlar toplantısında üzerinde anlaşılan başlıkların uygulanması çağrısında bulundu. Ayrıca Sudan'ın 2,6 milyar dolara ihtiyacı olduğu yönünde uluslararası alanda yapılan tahminlere rağmen, bu meblağın yüzde 30'una denk gelen, yalnızca 761 milyon doların mevcut olduğuna dikkat çekti.


Libya Ulusal Ordusu: Uluslararası kurtarma ekiplerinin Derne’deki çalışmaları devam ediyor

Etkilenen bölgeleri desteklemek için Trablus’ta dörtlü toplantı (Başkanlık Konseyi)
Etkilenen bölgeleri desteklemek için Trablus’ta dörtlü toplantı (Başkanlık Konseyi)
TT

Libya Ulusal Ordusu: Uluslararası kurtarma ekiplerinin Derne’deki çalışmaları devam ediyor

Etkilenen bölgeleri desteklemek için Trablus’ta dörtlü toplantı (Başkanlık Konseyi)
Etkilenen bölgeleri desteklemek için Trablus’ta dörtlü toplantı (Başkanlık Konseyi)

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), uluslararası kurtarma ekiplerinin felakete uğrayan Derne şehrindeki çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Ayrıca uluslararası kuruluşların ve Batı medyasının bazı temsilcilerinin engellendiklerini ve kendilerinden şehri terk etmelerinin istendiğini belirtmesine rağmen Hafter, hiçbir medya unsurunun bölgeden uzaklaştırılmadığını belirtti. Başkanlık Konseyi ise zarar gören bölgelere mali destek konusunu görüştü.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Daniel Fırtınası’nın ardından Libya’da yaşanan felaketin boyutunu tahmin etmenin hâlâ mümkün olmadığını açıkladı. Libya’da arama kurtarma çalışmaları devam ederken, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) hastanelerde 400’den fazlası göçmen olmak üzere yaklaşık 4 bin ölüm kaydettiğine dair raporlar aldığını belirtti. Rapora göre fırtına nedeniyle selden etkilenen bölgelerde yaklaşık 37 bin kişi yerinden edildi.

xcsdf
Yardım ve kurtarma ekipleri, Derne’nin yıkıntıları arasında hayatta kalanları aramaya devam ediyor (Reuters)

Ancak Hafter’in sözcüsü Tümgeneral Ahmed el-Mismari, salı akşamı Bingazi şehrinde düzenlediği basın toplantısında, kurbanlara ilişkin belgelenen resmi istatistiklerin 3 bin 332 kişinin öldüğünü doğruladığını söyledi. Mismari, “Kimliği belirlenmeden gömülen cesetler var. Kayıplar olabilir. Diğerlerinin cesetleri ise sel nedeniyle onlarca kilometre sürüklendi” dedi. Green Mountain Operasyon Odası’na 35 kayıp ihbarı yapıldığını söyleyen Mismari, sel nedeniyle Derne şehir merkezinin deniz suları altında kaldığına dikkati çekti. Ahmed el-Mismari, yalan söyleme ve milli birliği bozmaya yönelik girişimlerin olduğunu belirtirken, bu felaketin, ülkenin her yerinden vatandaşların katıldığı büyük bir ulusal ses oluşturduğunu vurguladı.

Öte yandan 166. Misrata Taburu Komutanı Muhammed el-Hussan, Batı bölgesindeki bölüklerin şu anda ülkenin doğusunda bulunduğunu ve orada temizlik, elektrik ve diğer konularda çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi. Arama kurtarma faaliyetlerine ve cesetlerin doğrudan çıkarılması çalışmalarına 10 binin üzerinde astsubay ve askerin katıldığına dikkati çeken Mismari, “Felaketin ardından hava, deniz ve kara kuvvetlerinden tüm askeri birlikler görevlendirildi” dedi. Ordu komutanlığının, maddi ve ayni yardımların alınması ve dağıtılması görevini, malzeme ve ayni yardımların alınıp dağıtılması ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması amacıyla karargâhını Sirte’de kuran Libya Kızılayı’na devrettiğini ifade etti.

Öte yandan ordu medya bölümü, yerel ve uluslararası kurtarma ekiplerinin, yıkılan evlerin enkazını kaldırmak, yolları açmak ve bölgedeki tüm şehirlere gıda, tıbbi ve insani yardım malzemeleri ulaştırmak için çalışan ordu birimleriyle birlikte arama ve kurtarma operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı.

Ordunun güvenlik birimleri, Mareşal Hafter’in oğlu Genelkurmay Başkanı Halid’in, Mısır kurtarma ekiplerinin Derne şehrindeki karargâhını ziyaret ettiği açıklandı.

Öte yandan Ulusal Güvenlik Otoritesi, şehirde arama kurtarma çalışmalarına katılan ekiplerin görevlerini ‘mükemmel’ bir şekilde tamamlayarak dün dönüş yolculuğuna başladığını dile getirdi. Şehir genelinde iletişimin kesildiğine dikkat çekilirken, Hava Ambulans Servisi Genel Müdürü ise yabancı kurtarma ekiplerinin Derne’den ayrıldığı iddialarını yalanladı. Arama çalışmalarının devam ettiğini, can kurtarma ve enkaz altından ceset çıkarma çalışmalarının sürdüğünü vurgulayan Genel Müdür, kuruluşun kolaylıklar sağlama ve mevcut ekiplere destek verme konusunda çalışmalarını sürdürdüğüne dikkati çekti.

Ancak OCHA Sözcüsü Nacva Mekki, Libyalı yetkililerin, ülkede yaşanan en kötü doğal felaketin etkileriyle yüzleşmek için şehre gitmesi planlanan uluslararası organizasyon ekibinin girişine izin vermediğini söyledi.

Reuters’ın haberine göre Mekki, halihazırda Derne’de bulunan arama kurtarma ve acil sağlık ekipleri ile Birleşmiş Milletler’den (BM) meslektaşlarının çalışmaya devam ettiğini, ancak Bingazi’den Derne’ye gitmesi planlanan BM ekibine izin verilmediğini açıkladı. Mekki ayrıca, ekiplerin engelsiz erişimine izin verilmesi çağrısı yaptı.

Günlerdir şehirden canlı olarak olayları aktaran gazeteciler ve medya kuruluşları, kendilerine ‘şehri terk etme emri verildiğini’ söyledi. Doğu Libya yönetimindeki yetkililer ise bu iddiaları yalanladı.

Birlik hükümetine bağlı Libya Haber Ajansı, acil durum ekiplerinin çaba ve çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Hayatta kalanları bulma şansının sona ermesi nedeniyle, hayatta kalanları arama konusunda uzmanlaşmış ekipler haricinde, yerel ve uluslararası kurtarma ve yardım ekiplerinin ve misyonlarının çalışmalarının durdurulduğunu yalanladı. Derne şehrinde yetkililerin zarar gören bölgenin çevresine acil olarak çit çekmeye başladıkları açıklandı. Yetkili kaynakların aktardığına göre bu adımın amacı, ekiplerin cesetleri kurtarma çalışmalarını kolaylaştırmak ve vatandaşları bazı hastalık veya virüslere yakalanma olasılığından korumak için bölgeyi kapatmak ve bölgeye girişi engellemek. Öyle ki özellikle hala molozların altında olan ölü hayvanlardan ve çürüyen cesetlerden kaynaklanan böcekler tarafından hastalık ve virüs taşınması muhtemel. Libya Ulusal Ordusu’nun askeri enformasyon yetkilisi ise çitin salgın hastalıkların yayılmasını durdurmak ve kurtarma ekiplerinin performansını artırmak için kurulacağını söyledi.

zxcsdvfg
Derne halkına yapılan yardım kapsamında bir çocuğa gıda yardımı yapılıyor (AFP)

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçtiğimiz salı akşamı Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir’in de katılımıyla Geçici Birlik Hükümeti’nin Başkanı Abdulhamid Dibeybe ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı ile bir araya geldiğini söyledi. Menfi, görüşmede Libya’nın doğusundaki felakete uğramış şehirlere destek sağlamanın ve mali ödeneklerin hak edenlere ulaşmasını sağlamanın yollarını ele aldıklarını belirtti. Görüşmede ayrıca, yasal merciiler çerçevesinde etkilenen şehirlere verilen desteğin ele alındığına ve mali tahsislerin son derece şeffaf bir çerçevede sağlandığına dikkat çekildi. Menfi, Yüksek Finans Komitesi’ni acil toplantıya çağırmayı düşündüğünü söylerken, komitenin, Libya ve uluslararası toplumun desteği ve güveni çerçevesinde sorumluluklarını üstleneceğini dile getirdi.

Dibeybe, hükümetin etkilenen bölgelerdeki insani krizle mücadele etme çabalarına değindiğini belirtirken, sahada çalışan uluslararası destek ekiplerinin karşılaştığı engellerin üstesinden gelme yollarının incelendiğine ve bazı dost ülkelerin sunduğu destek taleplerinin incelendiğine dikkati çekti.

Sıddık el-Kebir ile yaptığı görüşme sırasında ise Dibeybe, Birlik Hükümeti’nin ülkenin doğusundaki etkilenen bölgelere desteğini, bölge sakinlerinin isteklerini gerçekleştirme taahhüdü olarak nitelendirdi. Ayrıca Derne’de ve ülkenin doğusundaki etkilenen tüm bölgelerde yaşanan insani krizle mücadele çabalarının tartışıldığına, bunun devamlılığının sağlanması ve acil ihtiyaçların karşılanması için koordinasyonun önemine dikkat çekildi.

Geçtiğimiz salı günü Dibeybe, selden zarar gören bölgelerin ihtiyaçlarını belirlemek için tıbbi tesisi denetledi ve etkilenen bölgelerin ilaç ve tıbbi malzeme ihtiyacı hakkında bilgi edinmek için kuruluşun doğu bölgesi şubesinin müdürüyle iletişime geçti. Kuruluştan, selden etkilenen bölgelere gönderilen sevkiyat miktarının doğu bölgesindeki tüm hastanelere yetecek miktarda kara ve hava yoluyla beş aşamada taşınan 99 konteyner ilaç ve tıbbi malzemeyi bulduğu bildirildi.


New York’taki görüşmelerin gündeminde Yemen’de barışın sağlanması var

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan ile New York’ta bir araya geldi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan ile New York’ta bir araya geldi. (SABA)
TT

New York’taki görüşmelerin gündeminde Yemen’de barışın sağlanması var

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan ile New York’ta bir araya geldi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan ile New York’ta bir araya geldi. (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’taki yıllık toplantısına katılımında ülkesindeki krizi anlatmaya, üzerinde anlaşmaya varılan görev tanımına uygun olarak kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için Husilere baskı yapmak üzere uluslararası arenadan destek çekmeye odaklandı.

Konsey’in hareketliliği

Yemen kaynaklarının bildirdiğine göre Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Arap Birliği Genel Sekreteri, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerinin de yer aldığı toplantılarına New York’ta da devam etti.

Görsel kaldırıldı.
Alimi, BM toplantılarının oturum aralarında düzenlenen iklim zirvesine katıldı. (SABA)

Kaynaklar, Alimi’nin konsey üyesi Aidaoos ez-Zubeydi’nin de katılımıyla Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt’ı New York’taki evinde kabul ettiğini aktardı. Kaynakların belirttiğine göre Zubeydi, Yemen’deki durumun bir tablosunu, ateşkesi yenilemek ve BM himayesinde kapsamlı bir siyasi süreç başlatmak için Suudi Arabistan ve Umman’ın övgüye değer arabuluculuk çabalarını sundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Alimi, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan ile de bira araya geldi. BAE’li Bakan, Yemen’deki en son gelişmeler, İran tarafından desteklenen Husi milislerinin uzlaşmazlığı ortasında ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde mutabakata varılan ilkeler uyarınca adil ve kapsamlı bir barışa ulaşma fırsatları hakkında bilgi aldı.

İklim zirvesine de katılan Alimi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Achim Steiner ile görüştü. Resmi Yemen medyasına göre görüşme sırasında çeşitli alanlardaki uluslararası kalkınma müdahaleleri ve daha sürdürülebilir ve etkili programlar için daha fazla fonun harekete geçirilmesi amacıyla uluslararası toplumla yürütülen koordineli çabalar ele alındı.

SABA haber ajansının aktardığına göre Reşad el-Alimi, yardım aşamasından sürdürülebilir kalkınma aşamasına geçme yönündeki uluslararası eğilimlere övgüde bulundu. Ayrıca mayınlarla mücadele alanında Husilere yönelik desteğin durdurulması gerekliliği de dahil olmak üzere BM’nin bazı müdahalelerine ilişkin gözlemlerini dile getirdi.

Trajedinin sorumlusu Husiler

Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek, ülkesindeki gıda güvensizliğinin Husilerin yaklaşık dokuz yıldır yürüttüğü savaşın sonucu olduğunu açıkladı. Bin Mübarek, bu krizin ve ülkede temel hizmetlerin bozulmasının nedenlerinin anlaşılmasının, çözüm bulunmasında önemli unsurlar olduğuna dikkat çekti.

Görsel kaldırıldı.
Yemen Dışişleri Bakanı, New York’ta gıda güvenliği konulu BM toplantısına katıldı. (SABA)

Bakan, New York’ta düzenlenen ‘Küresel Gıda Güvensizliği Karşısında Dayanıklılığın Desteklenmesi’ konulu üst düzey toplantı sırasında, insanların yaşam masraflarını ve yüklerini kaldıramadıklarını, Husilerin açlığı bir savaş silahı olarak kullanarak özellikle 4 milyondan fazla insanın yaşadığı Taiz olmak üzere şehirleri kuşattığını vurguladı.

Ülke ekonomisinin yarı yarıya daralması nedeniyle hükümetin kapasitesinin tükendiğini söyleyen Ahmed bin Mübarek, Husilerin petrol tesislerine ve limanlara yönelik saldırılarının geçen yılın ortasından bu yana ülkeye, yaklaşık bir milyar dolara mal olduğunu kaydetti. Belirtilene göre bu miktar, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve çalışanların maaşlarının ödenmesi için tahsis edilmişti.

Bin Mübarek, ülkesindeki kırılgan durumun, dünyadaki jeopolitik gerginlikler sonucunda ithalat zincirleri ve küresel ticarette karşılaşılan zorluklardan etkilendiğini vurguladı. Ayrıca istenmeyen sonuçlara yol açacak kıtlık ve felaketlerin önlenmesi için gıda güvensizliği çeken ülkelerin dikkate alınması ve küresel pazarda onlara öncelik verilmesi çağrısında bulundu.

Görsel kaldırıldı.
ABD-Suudi Arabistan ve BAE heyetleri New York’ta Yemen konulu görüşme gerçekleştirdi. (X-eski adıyla Twitter)

Diğer yandan geçen çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Suudi mevkidaşı Faysal bin Farhan ve BAE’li mevkidaşı Abdullah bin Zayed ile Yemen’de barışın sağlanmasına yönelik pozisyonları koordine etmek için bir toplantı yaptığını açıkladı.

Blinken, X (eski adıyla Twitter) platformu üzerinden yaptığı açıklamada, toplantıyı verimli olarak nitelendirdi ve Yemen’deki çatışma için kalıcı bir çözüme yönelik acil ihtiyaç ve diğer öncelikleri ele aldıklarını belirtti.

Blinken açıklamasında ayrıca, “Yemen ve bölgesel zorluklar konusunda ortaklarımızla koordinasyon; barış ve istikrarın sağlanması açısından hayati öneme sahiptir” dedi.


Faslı muhalif lider: Macron’un depremle ilgili olarak Fas halkına doğrudan hitap etmesi diplomatik normlara aykırı bir davranış

Muhammed Ouzzin Faqih Tetouani Vakfı’nın etkinliğinde konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Muhammed Ouzzin Faqih Tetouani Vakfı’nın etkinliğinde konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Faslı muhalif lider: Macron’un depremle ilgili olarak Fas halkına doğrudan hitap etmesi diplomatik normlara aykırı bir davranış

Muhammed Ouzzin Faqih Tetouani Vakfı’nın etkinliğinde konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Muhammed Ouzzin Faqih Tetouani Vakfı’nın etkinliğinde konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Fas’ta muhalefetteki Fas Halk Hareketi Partisi Genel Sekreteri Muhammed Ouzzin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un depremle ilgili olarak Fas halkına doğrudan hitap etmesinin ‘uygunsuz ve diplomatik normlara aykırı bir davranış’ olduğunu söyledi.

Faqih Tetouani Vakfı’nın dün Sale şehrinde düzenlenen etkinliğinde konuşan Ouzzin, Faslıların Macron’un bu davranışını kabul etmediğini vurgulayarak, Macron’un doğrudan halka değil, Kral 6. Muhammed’e hitap etmesi gerektiğini belirtti.

Macron, Fransa’nın Fas’ta meydana gelen depremin etkileriyle mücadele çabalarını desteklemek için ayırdığı yardımla ilgili olarak Fas halkına doğrudan hitap etmişti.

Faslı yetkililer, iki ülke arasındaki siyasi gerginlik nedeniyle Fransa’dan yardım alma konusunda isteksiz davranırken, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İspanya ve İngiltere’den kurtarma ekiplerinin gelmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Ouzzin, Fransız medyasında ‘yardımları kabul etmeyen’ Fas’a yönelik yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi;

“Yardım meselesi yüzünden, Fransız medyasındaki bu eleştirilere anlam veremedim. ABD gibi yardım teklifinde bulunan birçok ülke var, ancak hiçbiri Fransa gibi tepki vermedi” dedi.

Ouzzin, partileri depremden etkilenenlere yardım ve destek sağlamada başarısız olmakla suçlayanlara dair bir soruya da yanıt verdi.

Faslı siyasetçi, “Felaket zamanlarında devlet birincil aktör oluyor. Bir parti yetkilisi, mağdurları siyasi olarak istismar etmek amacıyla yardım sağlamak için köylere gidemez ve mağdurlarla fotoğraf çekilemez” diye konuştu.

Ouzzin’e göre, Fas Halk Hareketi Partisi kendisine üye milletvekillerinden, bu bölgelerde kurtarma çalışmaları ve yardımlarda bulunan partinin seçilmiş yetkilileri dışında deprem bölgelerine gitmemelerini istedi.


Uluslararası Göç Örgütü: Libya’da meydana gelen sel nedeniyle 43 binden fazla kişi yerinden edildi

Libya’nın doğusundaki Derne şehrinde enkaz arasında oturan insanlar (AFP)
Libya’nın doğusundaki Derne şehrinde enkaz arasında oturan insanlar (AFP)
TT

Uluslararası Göç Örgütü: Libya’da meydana gelen sel nedeniyle 43 binden fazla kişi yerinden edildi

Libya’nın doğusundaki Derne şehrinde enkaz arasında oturan insanlar (AFP)
Libya’nın doğusundaki Derne şehrinde enkaz arasında oturan insanlar (AFP)

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Libya’nın kuzeydoğusunda meydana gelen şiddetli sel nedeniyle 43 binden fazla kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l-Arabi Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığı habere göre, IOM tarafından bugün yapılan açıklamada, temiz su kaynaklarının olmaması nedeniyle, yerinden edilmiş pek çok insanın Derna şehrinden ülkenin doğu ve batısındaki diğer bölgelere gitmek zorunda kaldığı ifade edildi.

Söz konusu açıklamada, “Yerinden edilmiş kişiler Derne’yi terke ederek, Tobruk (bin 320 kişi) ve Bingazi (730 kişi) gibi ülkenin doğusundaki bölgelere gitmeye devam ediyor ve bunların çoğu akrabalarının yanında kalıyor” denildi.

IOM, sahadaki gözlemcileri aracılığıyla, bu ailelerin Derne’dan Trablus, Endülüs mahallesi ve Misrata dahil Libya’nın batısındaki bölgelere hareketini izledi.

IOM, yerinden edilenlere acilen gıda, içme suyu ve psikolojik destek sağlanması çağrısında da bulundu.

Daniel Kasırgası, Libya’nın doğusundaki bazı bölgeleri vurarak binlerce kişinin ölümüne ve birçok bölgede büyük yıkıma yol açtı. Sağanak yağışlar nedeniyle iki barajın çökmesinin ardından en çok Derne etkilendi.


Maruni Patriği Rai’nin diyalog konusundaki tutumuna Lübnanlılardan farklı tepkiler

Maruni Patrikhanesi’nin X platformu üzerinden paylaştığı, Rai’nin (ortada) Avustralya’da çekilmiş bir fotoğrafı
Maruni Patrikhanesi’nin X platformu üzerinden paylaştığı, Rai’nin (ortada) Avustralya’da çekilmiş bir fotoğrafı
TT

Maruni Patriği Rai’nin diyalog konusundaki tutumuna Lübnanlılardan farklı tepkiler

Maruni Patrikhanesi’nin X platformu üzerinden paylaştığı, Rai’nin (ortada) Avustralya’da çekilmiş bir fotoğrafı
Maruni Patrikhanesi’nin X platformu üzerinden paylaştığı, Rai’nin (ortada) Avustralya’da çekilmiş bir fotoğrafı

Maruni Patriği Beşara er-Rai’nin son açıklamaları Lübnan’da farklı tepkilere yol açtı. Öyle ki son açıklamalar, Lübnan’da Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin diyalog girişimine saldırı olarak yorumlanırken, muhalif güçlerin tutumuyla tamamen tutarlıydı. Bazı güçler, bu konuda yorum yapmadan önce Patrik’in seyahatinden dönmesini ve bu konuyu açığa kavuşturmayı beklemeyi tercih etti. Zira, bir aydan kısa bir süre içerisinde Patrikhane, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi diyalog konusunda farklı tutumlar sergiledi.

Rai, Avustralya’nın Sidney şehrinde düzenlediği basın toplantısında “Söylediklerimizle ilgili bir kafa karışıklığı var. Ben her zaman Meclis Başkanı Berri’nin daveti öncesinde diyaloğun mecliste oylamayla ilgili olduğunu söylüyorum. Diyalog bir seçimdir, uzlaşma ise başka bir seçimdir. Diyaloğu desteklediğimi söylemedim. ‘Eğer diyalog, herkes kabul ettikten sonra gerçekleşirse desteklerim’ dedim. Bugün Meclis seçim sürecinde ve seçimlerde de diyalog içerisindeler” açıklamasında bulundu.

Rai’nin bu tutumu, başta Lübnan Kuvvetleri ve Ketaib olmak üzere muhalefet güçlerinin tavırlarıyla büyük ölçüde tutarlı.

Güçlü Cumhuriyet Bloğu üyesi Milletvekili George Okais, Rai’nin yaptığı açıklamanın, ‘bulanık sularda balık tutmaya çalışanların ve Maruni Kilisesi ile egemen Hıristiyan muhalefeti arasındaki anlaşmazlıklar hakkında konuşanların önünü kapattığını’ söyledi. Okais, “Patrik, özellikle Lübnan’daki bir önceki vaazında sarf ettiği sözlerin Meclis Başkanı Berri’nin diyalog girişimini benimsediği şeklinde yorumlanıp tasvir edilmesinden sonra, tüm bu insanları hayal kırıklığına uğrattı” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Okais, “Bu sayfanın çevrilmiş olması gerekiyor. İster içeride ister dışarıda diyalog çağrısı yapan tarafların, bu diyaloğun gerçekleşmeyeceğini, yapılması durumunda direniş partileri arasında olacağını anlamaları gerekiyor. Çünkü bu ülkeyi kurtarmak, kurumlar düzenli çalışmadan ve başka hiçbir şey yapmadan, açıklanan adaylardan birine oy vermedikçe gerçekleşemez. Bu noktada adayımız eski Bakan Cihad Azur’a ya da Fransız Temsilci Jean-Yves Le Drian’ın son ziyaretinde önerdiği, kapıyı açık bıraktığımız üçüncü seçeneğe bağlılığımızı teyit ediyoruz. Ancak ne yazık ki diyalog çağrısı yapan muhalefet grubu, şimdi üçüncü bir seçeneğe yönelme ihtimalini baltalayan, adayına bağlılığını ilan eden, dolayısıyla çağrısını yaptığı diyaloğun yapılabilirliğini inkâr eden gruptur” ifadelerini kullandı.

Okais: “Diyalog tamamen dağıldı”

Okais, “Bazılarının diyalogu reddederek engellemeden muhalefeti sorumlu tutma girişimi tamamen başarısız oldu. Cumhurbaşkanının seçilmesi için art arda açık oturum çağrısı yapmaktan başka çözüm yok. Aksi takdirde cumhurbaşkanının seçilmesi sürecini engelleyen Meclis Başkanı Berri olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı seçilmesine yönelik dış girişimler hakkında ise George Okais, “Başından beri, cumhurbaşkanı seçimine katkıda bulunmak için tüm diplomatik görevlere temkinli yaklaştık. Bu noktada iki görüş var. Birincisi; başkanlık seçimlerinin İranlılar ile Amerikalılar arasında büyük bir çözümün parçası olacağı yönünde. Bu talihsiz bir durum ve biz buna karşı çıkıyoruz. Çünkü konuşmamızın başından beri cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Lübnan’ın bir iç meselesi olduğunu vurguluyoruz. Bir diğer görüş ise Lübnan’daki mevcut durum ve ciddi krizlerin, cumhurbaşkanlığı seçimlerini uluslararası anlaşmalara bağlamayan bir anlayışla ve bölge için yeni bir haritayla gerçekleştirmemizi gerektirdiği eğilimidir. Bir noktada iki görüş arasında şanslar eşitti. Daha sonra bugün ilk görüş ortaya koyulmadan önce Le Drian’ın misyonuyla ilgili ikinci görüş ortaya koyuldu ve bu çok tehlikeli” dedi.

Şii İkili

Şii İkili’nin kaynakları, Rai’nin diyalogla ilgili çelişkili tavırları karşısında şaşırdıklarını söylerken, “Bazı veriler, onun konuşmasında bir değişiklik olduğunu ve onu söylediklerini söylemeye iten özel bir bağlam olduğunu söylüyor. Bu da onun gerçek tavrını öğrenmek için Lübnan’a dönüşünü beklemeyi gerektiriyor” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Sonuçta Patrik, bir parlamento bloğunun başkanı değil. Meclis Başkanı Berri’nin davetine yanıt verecek temsilci ve blokların çoğunluğunu elde edersek diyalog oturumları önümüzdeki ay yapılacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Berri’ye yakın kaynaklar, girişimine bağlı olduğunu belirtirken, “Bunun esasen yurt içi ve yurt dışında var olan tek ciddi girişim olduğunu göz önünde bulundurarak, Beşli Komite’den güçlü bir ekibin bu girişimi ve cumhurbaşkanı seçimine yönelik diyaloğu desteklediğini ekliyorum” dedi. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada “Moderatörlüğünü Meclis Başkanı ve yardımcısının üstleneceği bu diyaloğun tamamlanması için bugün iki kat çaba sarf ediliyor” dedi. “Mekanizmaya gelince, blokların ve mezheplerin tam temsili garanti altına alınacak. Gündem, bilindiği üzere, cumhurbaşkanlığı seçimleri olan tek bir maddeyi içerecek. Süre, 7 günü geçmeyecek, ardından birbirini takip eden oturumlarda cumhurbaşkanının seçilmesi için açık bir oturum izlenecek” diyen kaynaklar, katılımcı blokların çoğunluğunun diyaloğu kabul etmesi durumunda, yani yaklaşık 100 temsilcinin diyaloğu kabul etmesi halinde, bunun gerçekleşeceğine dair hiçbir şüphenin kalmadığını dile getirdi.

Kaynaklar, diyaloğa Beşli Komite’den dengeli bir ekibin destek vereceği yönündeki konuşmalarını, ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland’ın geçici Başbakan Necib Mikati ile yakın zamanda yaptığı görüşme sonrasında belirttiği iddiaya dayandırıyor. Nuland, “Washington, bir cumhurbaşkanının seçilmesine yönelik her türlü Lübnan- Lübnan diyaloğunu destekliyor” dedi.

Özgür Yurtsever Hareket’in tavrı

Özgür Yurtsever Hareket’in Berri’nin diyaloğuna katılım konusundaki tavrı hâlâ kararsız. Hareketin siyasi organı, dün yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleşmesi için, cumhurbaşkanlığı meselesi, dönemin programı ve cumhurbaşkanının özellikleri ve belirli bir zaman ve mekân açısından sınır olmalı. Bu, alışılmışın dışında, bir başkan ve bir ast olmadan bunun yerine tarafsız bir yönetimle yapılmalı. Üzerinde mutabakata varılan reform programı temelinde reformist bir cumhurbaşkanının seçimine ulaşmak için karar alıcı partilerin liderleri arasında ikili, üçlü ve çok taraflı istişareler ve tartışmalar şeklini almalı. Diyaloğun sonucunu, üzerinde anlaşmaya varılan kişinin ya seçileceği ya da önerilen adaylar arasında demokratik bir şekilde rekabet edeceği, tek kayıtlı açık bir seçim oturumu izlemeli” dedi. Bu tutum, Berri’nin başkanlığını yaptığı genişletilmiş diyalog yerine ikili ve üçlü diyalog çağrısında bulunan muhalefetin tutumuna daha yakın görünüyor.

Öte yandan Hizbullah Merkez Konseyi üyesi Şeyh Nebil Kavuk, “Meclis Başkanı Berri’nin girişimi, ülkeyi kurtarmak ve başkanlık yetkisini kurtarmak için gerçek bir fırsatı temsil ediyordu. Onlar bunu engellemek için çalışmaktan gurur duyuyorlar” ifadelerini kullandı.

Kavuk, “İç ve dış girişimlerin başarısızlığı bir meydan okuma ve yüzleşme başarısı değil, bir kınama ve milli bir günahtır” dedi.


Husi Heyeti Riyad’da: Yemen barış görüşmeleri olumlu ilerliyor

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Sana heyetiyle bir araya geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Sana heyetiyle bir araya geldi. (SPA)
TT

Husi Heyeti Riyad’da: Yemen barış görüşmeleri olumlu ilerliyor

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Sana heyetiyle bir araya geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Sana heyetiyle bir araya geldi. (SPA)

Suudi Arabistan İletişim ve Koordinasyon Heyeti ve Umman heyetinin de katıldığı Yemenli taraflar arasındaki müzakerelerin ilk turu başarıyla sonuçlandı.

Sana’dan Riyad’a gelen Husi heyeti ile yapılan ilk turunda olumlu sonuçlar alındı. Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan aktardığı açıklamada “Yemen’deki barış sürecini destekleyecek bir yol haritasına ulaşmada olumlu ve ciddi ilerleme sağlanması” Riyad tarafından memnuniyetle karşıladı.

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman Sana Heyeti ile yaptığı görüşmede, Suudi Arabistan’ın Yemen halkının yanında durduğunu, Yemenli partileri Yemen’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde kapsamlı ve kalıcı bir siyasi çözüme ulaşmak için diyalog masasına oturmaya teşvik etme konusundaki kararlılığına vurgu yaptı.

Selman sosyal medya platformu X aracılığıyla yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Görüşmelerin amacına ulaşmasını, Yemenli tarafların bir araya gelerek konuşup birleşmesini, böylece Yemen’in siyasi istikrar ve kalıcı çözüme ulaşmasını umuyoruz”

BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, Husi heyetinin Riyad ziyaretini memnuniyetle karşıladı. Suudi Arabistan ve Umman’ın siyasi bir sürecin yeniden başlamasını kolaylaştırmak için bir dizi tartışmalı konuya çözüm bulma çabalarından dolayı teşekkürlerini dile getirdi.


Filistin'de "işkence yasası" yürürlükte: Ölümle sonuçlanan davalarda müebbet verilecek

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'nun yıllık raporunu aldı (Vefa Ajansı)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'nun yıllık raporunu aldı (Vefa Ajansı)
TT

Filistin'de "işkence yasası" yürürlükte: Ölümle sonuçlanan davalarda müebbet verilecek

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'nun yıllık raporunu aldı (Vefa Ajansı)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'nun yıllık raporunu aldı (Vefa Ajansı)

Halil Musa 

Filistin Devleti'nin Uluslararası İşkenceye Karşı Sözleşme'ye katılmasından 7 yıl sonra, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin güvenliğinin yaptığı işkenceyi suç sayan kararnameler ve yasalar çıkardı.

Gözlemciler, bu adımı "doğru yönde bir adım" olarak değerlendirdi ve söz konusu sorunu ortadan kaldırmak adına pratik bir önlem alındığı yönünde yorum yaptı.

Filistin Devlet Başkanı'nın hamlesi, BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi'nden bir heyetin Filistin güvenlik ve gözaltı merkezlerini denetlemek üzere Batı Şeria'ya yaptığı ziyaretle aynı zamana denk geldi.

Filistin Devlet Başkanı, İşkencenin Önlenmesine Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'ne uyumlu hale getirmek için Filistin'de uygulanan üç yasayı değiştirdiğini ilan etti.

Filistin Devlet Başkanı, Batı Şeria'da uygulanan 1960 Ürdün Ceza Kanunu, 1979 Devrim Kanunu ve Gazze Şeridi'nde uygulanan 1936 İngiliz Mandası Ceza Kanunu'nda değişiklikler yaparak Filistin yasalarını İşkencenin Önlenmesine Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne uygun hale getirdi.

Geçici veya kalıcı sakatlıklar

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, işkenceyi önleme anlaşmasını ve anlaşmanın ek protokolünü Filistin Resmi Gazetesi'nde yayınlama kararı aldı.

Yeni değişiklikler, işkence suçunu işleyenler, bu suçu emredenler, engellemeyenler veya sessiz kalanlar için üç yıldan müebbet hapse kadar değişen hapis cezası öngörüyor.

Yasa, kamu görevlilerinin kişisel olarak işkence emri verdiği, işkenceyi kendisi uyguladığı veya işkencenin gerçekleştiğini bildiği halde durdurmaktan kaçındığı durumda, üç ila yedi yıl hapis cezasını veriyor.

İşkencenin geçici bir engelliliğe yol açtığı durumda, ceza beş ila yedi yıl hapis cezasını içerirken, kalıcı bir engellilik durumunda hapis cezasının süresi yedi ila on yıl arasında değişebilir.

Yeni yasaya göre işkencenin ölümle sonuçlanması halinde cezası müebbet hapis olacak.

Yeni düzenlemeler, Filistin güvenlik güçlerinin Filistin vatandaşlarına uyguladığı işkence şekillerini, zaman aşımı olmaksızın ağır bir suç olarak görüyor ve İşkencenin Önlenmesine Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde yer alan işkence tanımını da benimsiyor.

Sınırlı cezai sorumluluk

Bağımsız İnsan Hakları Kurumu, bu değişiklikleri büyük bir memnuniyetle karşıladı ve değişikliklerin Filistin Yönetimi'nin anayasa ve yasalara saygı gösterme ve insan haklarını koruma görevine uygun bir şekilde düzenlendiğini belirtti. 

Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu Direktörü Ammar ed-Duveyk, yeni değişikliklerle ilgili şu açıklamada bulundu:

İşkenceyi suç saymak ve buna karışanlara karşı cezai sorumluluğu harekete geçirmek, işkencenin ortadan kaldırılmasında belirleyici faktörlerdir. Bu değişiklikler işkence ve kötü muamele suçunun sınırlı cezai sorumluluğuna son verecektir. Savcılığın, yetkili mahkemelerin ve kolluk kuvvetlerinin bu değişiklikleri uygulaması gerekiyor. Yerel yasaları uluslararası anlaşmalara uygun hale getirme çabalarına katılmak için 2022'de kurulan Ulusal İşkenceyi Önleme Komitesi'nde yer aldım ve işkenceyi suç olarak tanımlamayı amaçladım ve nihayet bu gerçekleşti. Bu arada denetim sürecini bağımsız olarak yürütmek amacıyla 2022 yılında kurulan İşkenceyi Önleme Ulusal Komitesi'nin yeniden yapılandırılması için yakında yeni bir yasa çıkarılacak.

Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu, geçen yıl fiziksel güvenlik hakkıyla ilgili olarak 264'ü Batı Şeria'da ve 278'i Gazze Şeridi'nde olmak üzere 542 şikâyet aldı.

Filistin İçişleri Bakanı Ziyad Heb er-Rih şunları vurguladı:

Filistin, 7 insan hakları anlaşmasına özgür iradesiyle katıldı ve bunu, bu anlaşmaların eki olan protokollere çekincesiz olarak art arda katılım izledi. Bu adım, Filistin'in Bağımsızlık Bildirgesi ve Filistin Temel Yasasından kaynaklanan yönelimleri yansıtmaktadır.

Yasal ilkeler

Filistin Bağımsız Yargı ve Avukatlık Merkezi'nde Hukuki İşler Sorumlusu olan İbrahim el-Berğusi, bu değişikliklere yönelik bazı eleştirilerin olduğunu şu sözlerle belirtti:

Bu eleştiriler yalnızca yasama organı olan Yasama Meclisi'nden kaynaklanmamaktadır. Eleştiriler arasında, işkence suçları için affın yasaklanmamış olması gibi hukuki prensiplerin pratik uygulamayı olumsuz etkilemesi de yer almaktadır. Asıl mesele, hesap verebilirlik prosedürlerinin uygulanma şeklidir, çünkü işkence şikayetleri için gerekli soruşturmalar yapılmamaktadır. İşkence mağdurlarına tazminat sağlama konusuna atıfta bulunuldu, ancak bunun nasıl gerçekleşeceği, hangi standartlara göre olacağı ve kimin tazmin edeceği gibi ayrıntılar belirtilmedi. En önemli şey, işkenceyi teşvik eden ortamın sona erdirilmesi ve hesap verme prosedürlerinin etkinleştirilmesidir. Sonuç olarak, bu değişiklikler İşkenceye Karşı Uluslararası Sözleşme ile uyumlu gerçek bir ilerlemeyi temsil etmemektedir, daha fazla iyileştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır.

Independent Arabia - Independent Türkçe


Fas’ta depremden etkilenen köylerde hayat yavaş yavaş normale dönüyor

Geleneksel ürün satıcısı turistlerin bölgeye dönmesini bekliyor (Reuters)
Geleneksel ürün satıcısı turistlerin bölgeye dönmesini bekliyor (Reuters)
TT

Fas’ta depremden etkilenen köylerde hayat yavaş yavaş normale dönüyor

Geleneksel ürün satıcısı turistlerin bölgeye dönmesini bekliyor (Reuters)
Geleneksel ürün satıcısı turistlerin bölgeye dönmesini bekliyor (Reuters)

Fas’ın bazı bölgelerini vuran depremde hasar gören el-Huz şehrinin Tahnaout bölgesinin çeşitli mahallelerinde hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Tahnaout ve çevresinde yaşayanlar ekonomik ve sosyal faaliyetlerine geri dönerken, insanlar depremin yaralarını sarmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Hizmet sağlamak, deprem sonrası aşamaya ayak uydurmak, toparlanmayı sağlamak ve bu bölgenin özelliği olan turizm sektöründe faaliyetleri normal ivmesine döndürmek amacıyla, çeşitli ekonomik faaliyetlere kademeli bir dönüş kaydedildi.

Merkez üssü El-Huz depreminden etkilenen diğer bölge ve köylerde olduğu gibi, ilgili birimlerin hayatın normale dönmesi için gösterdiği çabalar sayesinde bu doğal afetten en çok etkilenen ilçeler başta olmak üzere Tahnaout’da da yaralar sarılmaya çalışılıyor. Bu kapsamda tüm bölge halkının yanı sıra yerel yetkililerde çalışmalarını sürdürüyor.

gtrh
Talat Yakup beldesindeki dükkânı yıkılan bir berber, açık havada işine devam ediyor (EPA)

Depremden önce, bölgeyi ziyaret edecek kişiler için turizm işletmecilerinden ve bu alandaki yerel aktörlerden rezervasyon yaptıran turizm alanındaki çeşitli taraflar, Fas Krallığı içinden ve dışından gelenleri karşılamaya hazırlanıyor. Bu tür girişimlerin öncesindeki hazırlıkların her yılın Eylül ve Ekim aylarında başladığı belirtiliyor. Bu arada, bölge sakinleri ve özellikle turizm projeleri olmak üzere ekonomik projelerin sahipleri, bölgeyi sağlık ve ekonomik çekiciliğine kavuşturma çabalarını iki katına çıkardı. Tahnaout’tan turizm aktivisti Yasin Eyt Ofkir, “Bölgedeki turizm faaliyetlerini yeniden canlandırmak için hazırlıklar sürüyor” dedi. Depremin etkilerinden kurtulma sürecinin, ‘ekonomik girişimlerin eski günlerine dönmesine yönelik sürekli seferberlik ışığında devam ettiğine’ dikkati çekti. ‘Deprem şoku aşamasının aşıldığını ve turizm faaliyetlerinin yavaş yavaş normal faaliyetlerine dönmeye başladığını’ vurguladı.

Tahnaout’un eteklerinde, es-Sevalic kavşağında turizm alanında faaliyet gösteren Muhammed “Yetkililerin dağıtımını denetlediği yardımların ardından vatandaşlar, iyimserlik ışığında normal faaliyetlerine geri döndü” ifadelerini kullandı. Muhammed, yerel yetkililerin insanların kendi ayakları üzerinde durmalarına ve bölgedeki olağan ekonomik faaliyetlerde ilerlemelerine yardımcı olmak için çaba sarf ettiğini bildirdi.

Tahnaout’ta argan yağı üreten bir kadın kooperatifinin aktivistlerinden Ayşe, bu kooperatifte çalışmaların eski haline döndüğünü belirtti. Kooperatif, insanların, özellikle kadınların istikrarlı bir gelir elde etmesinde etkili bir rol oynaması nedeniyle, gelirlerini ve sosyal statülerini iyileştirmek için işe yeniden başlamalarının gerektiği konusunda ikna olduklarını anlattı.

Bu bağlamda, depremden etkilenen Taroudant’ta bulunan eğitim kurumlarından 630 öğrencinin eğitimlerine devam edebilmeleri için Taliouine kasabasındaki VI. Muhammed Ortaöğretim Yatılı Okulu’na nakledilmesi çalışmaları da devam ediyor. Eğitimlerinin normal seyrini sürdürebilmesi amacıyla denetimleri profesörler, eğitim ve idari personel ile sosyal yardım ve psikolojik destek uzmanları tarafından denetlenecek.

zxs
El-Huz eyaletindeki çocuklar, okulları yıkıldıktan sonra yetkililerin kurduğu çadırlarda eğitimlerine devam ediyor (EPA)

Amizmiz kasabasında, Kraliyet Silahlı Kuvvetleri’nin askeri saha kampı, 2 bin 500 kişi kapasitesiyle, depremden etkilenenlere temel malzeme, tıbbi ve sağlık desteği ile psikolojik destek sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca yaşları 3 ile 5 arasında değişen 80 çocuk için bir kreş de kuruldu.

Bu kampta, 12 bini günlük dağıtılmak üzere 35 bine kadar ekmek üretebilen seyyar mutfak ve fırınlar sayesinde günde 18 bin yemek dağıtılıyor. Bozulabilir ürünler için soğuk zincir depolama kapasitesi 45 tona ulaşabiliyor, gıda ürünleri uzman bir doktor tarafından denetlenirken, bu alandaki en sıkı standartlara da uyuluyor. Gıda maddelerinin mikrobiyolojik uyumluluğunun sağlanması amacıyla Kraliyet Silahlı Kuvvetleri laboratuvarlarıyla da koordinasyon sağlanıyor. Kamptaki sağlık birimi, hastaların tedavilerini gerçekleştirerek, gerektiğinde bölgedeki hastanelere yönlendiriyor, kampta kalan ailelere sosyal yardım da yapılıyor.

xscdvf
Depremden etkilenen insanlara Kraliyet Silahlı Kuvvetleri’nin askeri saha kampında yemek veriliyor (Reuters)

Depremden etkilenenlerin en iyi şartlarda ağırlanması için günlük olarak gösterilen çabaların yanı sıra, yağış veya olası soğuk hava şartlarıyla ilgili ihtiyaçların karşılanması için planlamalar yapıldı.

Bu kampta barınanlardan biri olan Necat, ‘kendileriyle ilgilenen Kraliyet Silahlı Kuvvetlerinin çabaları sayesinde’ kendini güvende hissettiğini söyledi. Ayrıca “Depremden etkilenen nüfusa gösterdiği büyük ilgi için Kral VI. Muhammed’e teşekkürlerimizi sunuyoruz... Diğer yandan Kraliyet Silahlı Kuvvetlerinin bu kampta hiçbir şeye ihtiyacımızın kalmamasını sağlamaya yönelik çabalarını da takdir ediyoruz” dedi.

xascd
Depremin yarattığı yıkıma rağmen futbol oynayan çocuklar (AFP)

Diğer yandan Faslı Ali “Amizmiz bölgesinin depremden büyük ölçüde etkilendiği kesin ancak gösterilen çabalar sayesinde bu sıkıntının üstesinden gelmeyi başardık. Herkes bu doğal felaketin yansımalarıyla etkili bir şekilde yüzleşmek için çok çalıştı. Gerekli tüm hizmetlerin kullanılabilirliğinin yanı sıra, bunların kalitesini sağlamak için sürekli bir izleme süreci yürütülüyor” dedi.


Libyalı doktorlar: Derne’de sel mağdurları ağır psikolojik travma yaşıyor

Dr. Celal Müftah Ahmed, Derne’deki hastalardan biriyle (Dr. Celal Muftah Ahmed)
Dr. Celal Müftah Ahmed, Derne’deki hastalardan biriyle (Dr. Celal Muftah Ahmed)
TT

Libyalı doktorlar: Derne’de sel mağdurları ağır psikolojik travma yaşıyor

Dr. Celal Müftah Ahmed, Derne’deki hastalardan biriyle (Dr. Celal Muftah Ahmed)
Dr. Celal Müftah Ahmed, Derne’deki hastalardan biriyle (Dr. Celal Muftah Ahmed)

Doğu Libya’yı yöneten İstikrar Hükümeti’ne bağlı Sağlık Bakanı Osman Abdulcelil, Derne kentindeki sağlık durumunun ‘iyileşme’ yolunda ilerlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan doktorlar ise “Durum sakin ancak yine de göz ardı edilmesi mümkün olmayan ve sadece salgın hastalıklar ve içme suyunun kirlenme olasılığıyla sınırlı kalmayan birtakım riskleri de beraberinde getiriyor. Bunun yanı sıra kasırga felaketinin şehirde yarattığı travmaları ve psikolojik etkileri de içeriyor” ifadelerini kullandı.

Trablus Askeri Tabiplik Teşkilatı’nın gönüllü doktorlarından Dr. Celal Muftah Ahmed, “Bir günde en fazla sayıda yaralıyla ilgilenmek için zamana karşı yarışıyorduk. Çocuklarını, kardeşlerini kaybetmiş bir hastamız elimize ulaşır ulaşmaz acı acı ağlayarak isimlerini okumaya başlıyor. O zaman sessizliğe gömülüyoruz. Bazen onların önünde gözyaşı dökmemek için sessizce çekiliyoruz, saniyeler sonra psikolojik olarak ona destek olmak için geri dönüyoruz” dedi.

Ahmed “Felaketin ikinci gününde Derne’ye geldim. O zamanki tıbbi vakalar, sel ve su baskınlarından kaçmaya çalışırken yaralanan birçok kişinin, katı cisimlere çarpması sonucu kırık ya da morlukların oluşması ve suda kalma sonucu boğulma tehlikesi atlatmalarını içeriyordu” dedi. Bu konuda “Ne yazık ki o dönemde sterilizasyon cihazlarının, suni solunum için oksijenin, kırık ve felçleri teşhis edecek çeşitli radyoloji cihazlarının bulunmamasından dolayı sıkıntı çekiyorduk. Bütün bunlar, özellikle doktor ve hemşire sayısının az olması nedeniyle vatandaşlara yardım etme çabalarımızda kendimizi çok çaresiz hissetmemize neden oldu” ifadelerini sözlerine ekledi.

Dr. Muftah Ahmed “Felaketin üçüncü gününden itibaren Libya içinden ve dışından yardıma gelen doktorların sayısı arttı. Birçok kurum tarafından ilaç desteği sağlandı. Sağlık Bakanlığı hızla Trablus’tan röntgen cihazı gönderdi” dedi.

Doktor “Gönüllü doktor arkadaşlarının çalışmaları gün boyu durmadı. Çalıştığımız hastanelerde sade mobilyalarla donatılmış odalarda yaşıyorduk. Günümüz sabah saat 08.00’de vakaların alınmasıyla başlıyordu. Yaptığımız teşhis, tedavi ve ameliyatların yanı sıra çalışanlarımızın ve işçilerin bize gelen gıda ve ilaç yüklü tırları indirip yerlerine yerleştirmelerine de yardımcı olduk. Ayrıca felaketten zarar gören bazı hastaneleri temizliyor, cenazelerin kurtarılmasına yardımcı oluyor ve yardım heyetlerinin hazırladığı yemekleri şehrin yakınında dağıtıyorduk” ifadelerine de yer verdi.

Ürolog Dr. Müftah Ahmed, bağırsak enfeksiyonları ve deri döküntüleri tehlikesi konusunda uyararak, ‘afet kurbanlarının cesetlerinin çürümesi sonucunda içme suyunda kirlenmenin’ muhtemel olduğunu belirtti. Ayrıca, ‘çocukları, kardeşleri, anne-babaları, komşuları olsun çok sayıda akrabasının bir gecede ortadan kaybolması sonucu Derne halkının maruz kaldığı psikolojik travmalar’ konusunda da uyardı.

Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi’nde görevli Dr. Ali Türki de birkaç gün önce Derne’de bulunan ekibiyle birlikte, ‘ishal ve deri döküntüleri vakalarındaki artışın ardından analiz için hem Derne hem de Suse’den su ve bataklık örnekleri aldığını’ belirtti. Göğüs hastalıkları uzmanı Türki, “Şehrin etkilenen kesimine hakim olan ceset kokusunun solunum yolu hastaları için tehlikeli hale geldiğini ve son günlerde bu kişilerin büyük ölçüde etkilendiğinin herkes tarafından fark edilmeye başlandığını’ söyledi. Kendisinin ve ekibinin “Halihazırda, hava kirliliği devam ederken ciddi hastalıklara yakalanmalarını önlemek için işçiler, kurtarma ekipleri ve ordu personeli dahil şehirdeki herkesi aşılamaya başladıklarını’ belirtti. Camilerde, okullarda ve evlerde, kuyudan veya başka bir kaynaktan su içilmemesi, kapalı şişelerin kullanılması konusunda halkı bilinçlendirmek için broşür dağıttıklarını da söyledi.

Türki, sel meydana geldiğinde asıl korkunun ‘su kirliliği, bataklıkların varlığı göz önüne alındığında koleranın yayılması ya da böceklerden ve hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların ortaya çıkması olduğunu’ belirtti.

Türki ve ekibi, ilk günlerde sayılarının yüksek olması nedeniyle çok sayıda hasta ve yaralı vakanın tedavisine de katkıda bulundu. Türki bu hususta “Felaketin hemen ardından gittiğimiz Susah şehrinde evleri ziyaret ederek vatandaşları muayene ettik ve çoğu evlerinin zarar görmesi sonucu psikolojik travmaya maruz kaldığı için ilaç yardımında bulunduk. O dönemde Beyda’dan Suse’ye günlük yolculuğumuzun zor olmasına rağmen bunları yaptık” dedi.

Felaket sonrası bir devlet hastanesinde gönüllü olarak çalışan ve mesaisi sabahtan akşam saat 23:00’e kadar süren Derneli çocuk doktoru Dr. Mona Hamza’nın anlattığı durum da pek farklı değil. Bazı vakaları evlerde ziyaret etmenin yanı sıra, genel hastane ile çeşitli bölgelerde çocuklara bakmak için açılan dispanserler arasında yolculuk yaparken günde yaklaşık 70 vakaya baktığını belirtti.

Derna’nin bazı bölgelerinde birden fazla çocuk, doğum ve cerrahi sahra hastanesinin açıldığını ve tüm özel sektör kliniklerinin kapılarını hastalara ücretsiz açarak katkı sağladığını kabul etmesine rağmen, Hamza hâlâ şehirdeki durumu ‘zor ve acı verici’ olarak tanımlıyor. Bunun hakkında “Çocuklar için antibiyotik ve vitamin gibi bazı ilaçların bulunmaması ve yeni doğanlar için ise solunum cihazının bulunmamasına dayanıyor. Bu durum onları şehir dışına sevk etmek zorunda bırakıyor ve zaman faktörü çocuğun aleyhine olabiliyor, bu da doktorun kendini çaresiz hissetmesine neden oluyor” dedi.

Hamza, burada son zamanlarda alınan vakaların “Deri döküntüleri ve bağırsak enfeksiyonları arasında değiştiğini, suya maruz kalma ve yaralardan kaynaklanan soğuk algınlığı vakalarının ilk günlerde çok olduğunu’ belirtti. Doktor ayrıca “Hayırsever insanların çabaları ve Libya’nın her yerinden ve dışından sağlanan yardımlar, acıların boyutunun azaltılmasına katkıda bulundu” ifadelerini de sözlerine ekledi.