Mesut Özil, futbola veda etti

Faal futbol hayatı boyunca 4 farklı ligde 6 takımda forma giyen Mesut Özil, 645 maçta 114 gol ve 222 asistlik bir performans sergiledi

Yeşil sahalara veda eden Mesut Özil, arkasında başarıyla dolu bir kariyer bıraktı.
Yeşil sahalara veda eden Mesut Özil, arkasında başarıyla dolu bir kariyer bıraktı.
TT

Mesut Özil, futbola veda etti

Yeşil sahalara veda eden Mesut Özil, arkasında başarıyla dolu bir kariyer bıraktı.
Yeşil sahalara veda eden Mesut Özil, arkasında başarıyla dolu bir kariyer bıraktı.

Futbol hayatı boyunca 4 farklı ligde 6 takımda forma giyen Mesut, attığı goller ve yaptığı asistlerle dünya futbolunda adından sıklıkla söz ettirdi. Yıldız oyuncu, Almanya'da Schalke 04 ile Werder Bremen, İspanya'da Real Madrid, İngiltere'de Arsenal ve Türkiye'de Fenerbahçe ile Medipol Başakşehir formalarını giydi.
Kariyerinde toplamda 645 maça çıkan Mesut, 114 gol ve 222 asistlik performans ortaya koydu. Yıldız oyuncu, birer Dünya Kupası, İspanya Ligi, İspanya Kral Kupası, İspanya Süper Kupası, Almanya Kupası ile 2 Community Shield ve 4 FA Cup zaferine imza attı.
Profesyonel kariyerine 17 yaşında doğduğu ve büyüdüğü Almanya'da başlayan Mesut, Schalke 04 ile Werder Bremen'de 4 sezon boyunca gösterdiği gelişimle ön plana çıktı.

- 21 yaşında 15 milyon avroya transfer oldu
Milli takım tercihini Almanya'dan yana kullanan ve 2010 FIFA Dünya Kupası'nda sergilediği performansla göz dolduran yıldız futbolcu, 21 yaşında yaklaşık 15 milyon avro karşılığında dünyanın en köklü kulüplerinden Real Madrid'e transfer oldu.
İspanya'da oynadığı futbolla yükselen bir grafik çizen ve eflatun-beyazlı takımın vazgeçilmez oyuncuları arasında yer alan Mesut Özil, 2013'te 42,4 milyon sterlinlik yüksek bir bonservis bedeliyle Arsenal'in yolunu tuttu.
Kuzey Londra ekibinde özellikle Fransız teknik adam Arsene Wenger döneminde attığı gollerle takımına önemli katkı sağlayan 32 yaşındaki orta saha oyuncusu, İngiltere'de geçirdiği 7,5 yılın ardından taraftarı olduğu Fenerbahçe ile sözleşme imzaladı.
Sarı-lacivertli kulüp, bonservis bedeli ödemeden kadrosuna kattığı ve 3,5 yıllık sözleşme imzaladığı Mesut Özil'in maliyetiyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.

- Profesyonel kariyerine Schalke 04'te başladı
Almanya'nın Gelsenkirchen kentinde 15 Ekim 1988'de dünyaya gelen Mesut Özil, profesyonel kariyerine Schalke 04'te adım attı.
Zor şartlar altında bir çocukluk geçiren Mesut, Schalke 04'ün altyapısına seçilebilmek için büyük çaba gösterdi.
Girdiği seçmelerde tercih edilmeyen Mesut Özil, pes etmedi ve 2005'te Schalke 04'ün altyapısına kabul edilerek hayallerine kavuştu.
Schalke 04 ile Bundesliga'da ilk resmi maçına 2006-2007 sezonunda henüz 17 yaşında çıkan Türk asıllı Alman futbolcu, mavi-beyazlı takımda 1,5 sezon forma giydikten sonra yaklaşık 5 milyon avro bonservis bedeli karşılığında Werder Bremen'in yolunu tuttu.

- Werder Bremen'de büyük aşama kaydetti
Mesut Özil, Werder Bremen'de sergilediği performansla futbol kamuoyunun dikkatini çekmeye başladı.
Genç yaşına rağmen oynadığı futbol ve yeteneğiyle adından söz ettiren Mesut, Werder Bremen'de oynadığı süreçte milli takımda forma giymesi için Türkiye ile Almanya'dan teklif aldı. Annesi ve amcasının Türkiye'yi, babası ile abisinin ise Almanya'yı seçmesini istediği Mesut Özil, 2009 Şubat'ta tercihini doğduğu ülkeden yana kullandı.
Türk asıllı Alman futbolcu, 2008-2009 sezonunda Werder Bremen'de daha fazla süre almaya başladı. Mesut Özil, aynı sezon Bayer Leverkusen'i 1-0 yendikleri Almanya Kupası finalinde attığı golle takımının şampiyonluğa ulaşmasında başrol oynadı.
Ertesi sezon Diego Ribas'ın Juventus'a transfer olmasıyla Werder Bremen'in en önemli oyuncusu olarak kabul edilmeye başlayan Mesut, 2010 FIFA Dünya Kupası'nda sergilediği performansla büyük takımların dikkatini çekti.
Barcelona, Arsenal ve Manchester United'ın da kadrosuna katmak istediği yıldız oyuncu, FIFA Dünya Kupası'nın ardından 2010 Ağustos'ta yaklaşık 15 milyon avro karşılığında Real Madrid'e transfer oldu.

- Real Madrid'de 3 kupa kaldırdı
Mesut Özil, Real Madrid'de görev yaptığı dönemde form grafiğiyle vazgeçilmez oyuncular arasında yer aldı.
İspanya temsilcisine imza atmasının ardından "Şampiyonluklar kazanmak için Real Madrid'e transfer oldum." ifadesini kullanan Türk asıllı Alman oyuncu, forma giydiği 3 sezonda bu hedefine ulaşmayı başardı.
Portekizli teknik direktör Jose Mourinho'nun en fazla güvendiği isimler arasında yer alan Mesut, İspanyol basını tarafından Real Madrid'in efsane oyuncularından Guti'nin halefi olarak kabul edilmeye başlandı. Portekizli yıldız futbolcu Cristiano Ronaldo ile iyi bir ikili olan Mesut Özil, Madrid ekibinde forma giydiği 159 maçta 27 gol attı ve çok sayıda gol pası verdi.
Real Madrid'de La Liga, İspanya Kral Kupası ve İspanya Süper Kupası'nı kazanan 32 yaşındaki oyuncu, 2013'te yaz transfer döneminin son gününde 42,4 milyon sterlin bonservis bedeli karşılığında Arsenal'e transfer oldu.

- Arsenal'e rekor bonservis bedeliyle transfer oldu
Mesut Özil, yaklaşık 7,5 sezon oynadığı Arsenal'de özellikle Fransız teknik adam Arsene Wenger döneminde sergilediği performansla adından sıkça söz ettirdi.
Türk asıllı Alman futbolcu, başka takımlardan aldığı tekliflere karşın Wenger ile yaptığı görüşmenin ardından kulüp tarihinin rekor bonservis bedeliyle Arsenal'e transfer oldu.
Arsene Wenger ile çalıştığı süreçte 3 İngiltere Federasyon Kupası ile bir Community Shield şampiyonlukları yaşayan 32 yaşındaki oyuncu, attığı goller ve verdiği gol paslarıyla takımına önemli katkı sağladı. Mesut, 2015-2016 sezonunda Arsenal'in en değerli futbolcusu ödülüne layık görüldü.
Deneyimli oyuncunun Arsenal'deki kariyeri, Wenger'in 2018'de görevinden ayrılmasının ardından düşüşe geçti. Mesut Özil, Arsene Wenger'den sonra Londra temsilcisinde teknik direktörlük yapan Unai Emery ve Mikel Arteta ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle son 2,5 sezonda bekleneni veremedi.
Mesut Özil, fazla forma şansı bulamadığı bu süreçte geçen sezon İngiltere Federasyon Kupası şampiyonluğu yaşadı. Deneyimli oyuncu, bu sezon ise sürpriz bir şekilde Premier Lig ve UEFA Avrupa Ligi kadrosuna alınmadığı için hiçbir resmi maçta forma giyemedi. Mesut, son karşılaşmasına ise 7 Mart 2020'de çıktı.
Arsenal'de 250'nin üzerinde maçta görev yapan Mesut Özil, 44 gol kaydetti.

- Türkiye'deki döneminde beklentileri karşılayamadı
Mesut Özil, Türkiye'deki döneminde beklentilerin oldukça uzağında kaldı.
Türkiye kariyerine Fenerbahçe'de başlayan yıldız oyuncu, sarı-lacivertlilerle 1,5 yıllık dönemde sadece 26 kez ilk 11'de forma giyebildi.
Söz konusu maçların büyük çoğunluğunu tamamlayamayan yıldız isim, transferinden sonra Fenerbahçe'de 37 karşılaşmaya çıktı ve 9 gol attı.
Mesut, Medipol Başakşehir'de de Fenerbahçe performansının üzerine çıkamadı.
Turuncu-lacivertli kulüple sözleşme imzaladıktan sonra büyük bölümünde sakatlık problemi yaşayan Mesut, yalnızca 8 maçta forma giydi ve gol sevinci yaşayamadı.

- Irkçılığa ve ayrımcılığa sessiz kalmadı
Mesut Özil, 2014 FIFA Dünya Kupası'nı kazandığı Almanya Milli Takımı'nı ırkçı ve ayrımcı saldırıların hedefi olması nedeniyle 30 yaşında bıraktı.
İngiltere'nin başkenti Londra'da bir araya geldiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile fotoğraf çektiren Mesut, maruz kaldığı ırkçı saldırılar ve haksız eleştirilerin ardından milli takım kariyerini noktaladı.
Ayrılık kararını 22 Temmuz 2018'de sosyal medya hesaplarından duyuran Mesut Özil, "Irkçılık ve saygısızlığa maruz kalmış hissederken, artık Almanya'yı uluslararası düzeyde temsil edemem. Almanya Futbol Federasyonunun üst düzey yöneticilerinin Türk kökenime saygı göstermemeleri ve beni bir siyasi propaganda aracına dönüştürmeleri, işleri dayanılmaz noktaya getirdi. Arkama yaslanıp öylece duracak değilim. Ayrımcılık asla kabul edilemez." ifadelerini kullanmıştı.
Deneyimli futbolcunun ayrılık kararı, takım arkadaşları ve futbol kamuoyu tarafından büyük destek bulmuştu.



Gökyüzünde takım oyunu: Paraşüt formasyonu ve wingsuit şampiyonaları

Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)
Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)
TT

Gökyüzünde takım oyunu: Paraşüt formasyonu ve wingsuit şampiyonaları

Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)
Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta rotamızı hava sporlarına çevirip Dünya Kanopi Formasyonu ve Wingsuit Uçuşu Şampiyonaları'nı inceliyoruz.

Paraşütçülerin gökyüzünde birbirlerinin paraşütlerine tutunarak oluşturduğu şekiller, ilk bakışta havada sergilenen tehlikeli bir gösteriyi andırabilir.

Oysa bu hareketlerin arkasında sıkı bir takım çalışması, hassas zamanlama ve ileri düzey paraşüt kontrolü var. Gökyüzünde hızla ilerleyen sporcuların birbirleriyle kurduğu bağlantılar, saniyeler içinde tamamlanması gereken bir yarışın parçası.

Hava sporlarının bir başka dalında ise sporcular, kolları ve bacakları arasındaki özel kumaş yüzeyler sayesinde düşüşlerini kontrollü bir süzülüşe dönüştürüyor. 

Paraşüt formasyonu ve wingsuit uçuşu, insanın gökyüzündeki hareket kabiliyetini farklı biçimlerde sınayan iki ayrı disiplin.

Her iki sporun en iyi isimleri, 8-14 Ekim'de ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Lake Elsinore kentinde düzenlenen 22. FAI Dünya Paraşüt Formasyonu Şampiyonası ve 6. FAI Dünya Wingsuit Uçuşu Şampiyonası'nda bir araya geliyor. 

Şampiyonaların son günü olan 14 Ekim, Uluslararası Hava Sporları Günü kutlamalarına da denk geliyor. FAI'nin resmi programı, iki disiplinde toplam 5 yarışma kategorisi bulunduğunu gösteriyor.

Paraşütler birbirine nasıl bağlanıyor?

İngilizcede Canopy Formation adı verilen paraşüt formasyonu, geçmişte Canopy Relative Work veya kısaca CRW olarak da biliniyordu. 

Bu disiplinde sporcular, uçaktan atladıktan hemen sonra paraşütlerini açıyor ve havada birbirlerine yaklaşarak paraşütleriyle bağlantı kuruyor. 

Sporun 1980'lerde gelişmeye başladığını belirten Dünya Hava Sporları Federasyonu (FAI), zamanla bu becerilerin resmi yarışma disiplinine dönüştüğünü aktarıyor. 

Formasyon oluşturmanın temelinde, sporcuların birbirlerinin paraşüt iplerine veya bağlantı noktalarına tutunarak kontrollü bir düzen kurması yatıyor. 

Örneğin dikey bir dizilimde bir paraşütçü, ayaklarıyla altındaki sporcunun paraşütünün üst bölümüne tutunabiliyor. Böylece paraşütler üst üste sıralanarak gökyüzünde hareket eden bir kule görünümü ortaya çıkıyor.

Ancak formasyonu kurmak tek başına yeterli değil. Sporcuların bağlantıları doğru sırayla oluşturması, hareketlerini takım arkadaşlarının hızına göre ayarlaması ve dizilimi bozmadan manevra yapması gerekiyor. 

Hatalı bir hareket, hem takımın puan kaybetmesine hem de tehlikeli bir duruma yol açabiliyor.

Zamana karşı yarış

Paraşüt formasyonunda üç temel yarışma türü var: İkili sıralı formasyon, dörtlü sıralı formasyon ve dörtlü rotasyon.

İkili sıralı formasyonda iki sporcu, önceden belirlenen şekilleri bir dakika içinde tamamlamaya çalışıyor. Dörtlü sıralı formasyonda ise 4 kişilik ekipler, önceden belirlenen formasyon dizisini 2 dakika içinde mümkün olduğunca çok kez doğru biçimde tamamlayarak puan topluyor.

Her iki kategoride de takımın performansı, iniş sonrasında hakemlere sunulan video kayıtları üzerinden değerlendiriliyor.

Dörtlü rotasyonda amaç, paraşütçülerin oluşturduğu dikey dizilimi sürekli hareket halinde tutmak. 4 kişilik ekip başlangıç formasyonunu kurduktan sonra en üstteki sporcu bağlantıyı bırakıp dizilimin altına geçiyor. 

Ardından sıradaki sporcu aynı hareketi tekrarlıyor. Her başarılı rotasyon takıma puan kazandırıyor. Bu kategoride ekiplerin başlangıç formasyonunu kurmak için 30 saniyesi, puan toplamak için de 90 saniyesi bulunuyor.

Bu nedenle paraşüt formasyonu yalnızca cesaretle ilgili değil. Sporcuların birbirlerinin hareketlerini okuyabilmesi, doğru anda bağlantı kurması ve formasyonun devamını önceden planlaması gerekiyor. Gökyüzünde birkaç saniye süren bir hareketin arkasında uzun bir eğitim ve tekrar süreci bulunuyor.

Bir kıyafet insanı nasıl süzülür hale getiriyor?

Wingsuit uçuşu, paraşüt formasyonundan farklı bir beceriye dayanıyor. İngilizcede "kanat kıyafeti" anlamına gelen wingsuit, kollarla gövde ve bacaklar arasında gerilen özel kumaş yüzeylerden oluşuyor. 

Bu yüzeyler hava akımıyla dolarak vücudun havayla temas eden alanını artırıyor ve kaldırma kuvveti oluşturuyor.

Böylece sporcu, geleneksel paraşüt atlayışındaki gibi büyük ölçüde dikey düşmek yerine ileri doğru hareket ederek daha yavaş irtifa kaybediyor. Bu, bir uçağın yaptığı gibi yukarı doğru uçmak anlamına gelmiyor; kontrollü bir süzülüşten söz ediliyor. 

Uygun koşullarda deneyimli bir wingsuit sporcusu, dikey yönde 1 metre alçalırken yatayda yaklaşık 3 metre ilerleyebiliyor. Bu oran, uçuş tekniğine ve koşullara göre değişebiliyor.

Wingsuit uçuşunun kökleri 20. yüzyılın başlarına uzanıyor. Avusturya doğumlu terzi Franz Reichelt, 1912'de kendi tasarladığı paraşüt benzeri bir kıyafetle Eyfel Kulesi'nden atlayarak insanın süzülmesini sağlayacak bir tasarımı denedi. 

Deneme başarısız oldu. Sonraki yıllarda farklı kumaş ve kanat tasarımları geliştirildi ancak ilk örneklerin kontrol edilmesi son derece zordu.

1990'larda Fransız paraşütçü Patrick de Gayardon'un geliştirdiği tasarımlar daha kontrollü uçuşun önünü açtı. 1999'da Fin Jari Kuosma'yla Hırvat tasarımcı Robert Pečnik'in ticari wingsuit modellerini piyasaya sürmesi ve eğitmenlik programlarının gelişmesiyle spor daha geniş bir çevreye yayıldı.

Hız, mesafe ve akrobasi

Wingsuit yarışmalarında iki ana kategori bulunuyor: Performans uçuşu ve akrobatik uçuş. 

FAI, performans kategorisinde sporcuların havada kalma süresini, yatayda katettikleri mesafe ve hızlarını ayrı ayrı ölçüyor. GPS kayıtlarıyla yapılan bu ölçümler bir araya getirilerek genel performans değerlendiriliyor.

Süre kategorisinde belirlenen irtifa aralığında daha uzun süre kalmak, mesafe kategorisinde daha fazla yatay mesafe katetmek, hız kategorisinde ise mümkün olan en yüksek ortalama yatay hıza ulaşmak hedefleniyor. 

Böylece yalnızca hızlı uçmak değil, hava akımını kullanarak verimli bir süzülüş gerçekleştirmek de önem kazanıyor.

Akrobatik uçuşta ise iki kişilik ekiplerin performansları, kendilerine eşlik eden bir kamera pilotunun çektiği görüntüler üzerinden hakemler tarafından değerlendiriliyor.

Takımlar belirli hareketleri tamamlamanın yanı sıra dönüşler, taklalar, birbirlerine yaklaşma ve kontrollü bağlantılar gibi manevralarda da becerilerini gösteriyor. Hareketlerin düzgünlüğü, yaratıcılık ve ekip üyelerinin birbirleriyle uyumu puanlamada rol oynuyor.

Wingsuit uçuşunda mesafe ve hız rekorları dikkat çekse de bu rakamlar tek başına başarıyı açıklamıyor. Hava koşullarının, uçuş rotasının ve irtifanın doğru değerlendirilmesi gerekiyor.

Sporcular uçuş öncesinde rüzgarı, araziyi, atlayış yüksekliğini ve paraşütün hangi noktada açılacağını planlıyor. Wingsuit kıyafeti, güvenli iniş için yeterli yavaşlamayı sağlayamadığından sporcular yere ulaşmadan önce ayrıca paraşüt açmak zorunda.

Gökyüzünde iki farklı mücadele

Paraşüt formasyonuyla wingsuit uçuşu, dışarıdan benzer görünse de farklı beceriler üzerine kurulu. İlkinde başarı, sporcuların birbirleriyle doğru bağlantıları kurmasına ve takım halinde hareket etmesine bağlı.

İkincisinde ise vücut pozisyonu, hava akımını kullanma, hız ve mesafe kontrolü ön plana çıkıyor.

İki disiplinde de hata payı sınırlı. Paraşüt formasyonunda sporcuların birbirine çok yakın hareket etmesi, wingsuit uçuşunda ise yüksek hızlarda araziye ve diğer sporculara göre konum belirlenmesi ciddi dikkat gerektiriyor.

Bu nedenle her iki dal da ileri düzey eğitim, planlama ve güvenlik prosedürlerine dayanıyor.

Lake Elsinore'deki dünya şampiyonaları, hava sporlarının yalnızca yükseklikten atlamakla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Bir tarafta açılmış paraşütlerle havada kurulan ve saniyeler içinde değişen geometrik şekiller, diğer tarafta kumaş kanatlarla gerçekleştirilen kontrollü uçuşlar var. İkisinin ortak noktası ise gökyüzünde hareket etmenin, cesaretin ötesinde teknik bilgi ve kusursuz zamanlama gerektirmesi.

Kaynaklar: FAI, Red Bull, USPA


TFF resmen açıklad: Montella dönemi sona erdi

İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)
İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)
TT

TFF resmen açıklad: Montella dönemi sona erdi

İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)
İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)

Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA Uluslar Ligi’nde alınan üst üste mağlubiyetlerin ardından İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella ile yollarını ayırdı. Son dönemde taraftarların ve yerel medyanın Montella’ya yönelik tepkilerinin artması da ayrılık kararında etkili oldu.

Türkiye Futbol Federasyonu, cuma günü X platformundan yaptığı açıklamada, “Teknik direktörümüzle yola devam etmeme kararı alınmıştır” ifadelerini kullandı.

Eski milli futbolcu Montella, Eylül 2023’te göreve getirilmişti. İtalyan teknik adam, Türkiye’yi Avrupa’nın önde gelen milli takımlarıyla birlikte UEFA Uluslar Ligi’nin en üst seviyesine taşıyarak önemli başarılara imza atmıştı.

Türkiye, 2024 yılında Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselerek tarihinin en önemli başarılarından birine imza atmış.  Çeyrek finalde Hollanda’ya 2-1 mağlup olarak turnuvaya veda etmişti.

Ancak son aylarda sonuçlar kötüleşmeye devam etti. Türkiye, bu yaz ABD’de düzenlenen Dünya Kupası’nda beklentilerin altında bir performans sergileyerek üç maçta yalnızca bir galibiyet alabildi ve grubunu son sırada tamamladı.

Milli takım, son haftalarda UEFA Uluslar Ligi’nde çıktığı tüm maçları kaybetti. Bu karşılaşmalar arasında Fransa ve Belçika’ya karşı alınan mağlubiyetlerin yanı sıra İtalya karşısında yaşanan iki yenilgi de yer aldı. Kendi sahasında oynadığı iki maçı da kaybeden Türkiye, hayal kırıklığı yaratan kampanyada puan alamadı. Takım, bazı karşılaşmalarda rakibine karşılık vermekte zorlanan ve saha içinde uyum sorunu yaşayan bir görüntü ortaya koydu.

Bazı gözlemciler, Hakan Çalhanoğlu (Inter), Arda Güler (Real Madrid) ve Kenan Yıldız’ın (Juventus) önderliğindeki mevcut kadroyu, 2000’li yılların ilk dönemindeki jenerasyondan bu yana Türkiye’nin yetiştirdiği en umut verici nesillerden biri olarak değerlendiriyor.

Montella’nın, takımın UEFA Uluslar Ligi’nin en üst seviyesinde rekabet edebilmesi için aşması gereken engellere ilişkin açıklamaları ise eleştirileri dindirmeye yetmedi. İtalyan teknik adam, İtalya’ya 3-1 kaybedilen ikinci maçın ardından yaptığı açıklamada, “Birlikte mücadele eden bir takımımız var. Birliğimiz mümkün olan en iyi şekilde devam ediyor” demişti.

Türkiye, Uluslar Ligi’ndeki son iki maçında sahasında Belçika’yı ağırlayacak ve ardından Fransa’ya konuk olacak.

Montella, teknik direktörlük kariyerinde İtalya’da Fiorentina, Sampdoria ve Milan’ın yanı sıra İspanya’da Sevilla’yı da çalıştırdı.

İtalyan teknik adam, 2021-2023 yılları arasında iki sezon boyunca Adana Demirspor’un başında görev yaptı ve takımı Süper Lig’de dördüncü sıraya taşıdı. Montella, Alman teknik direktör Stefan Kuntz’un görevden alınmasının ardından Türkiye Milli Takımı’nın başına getirilmişti.


Al Nassr kazandı, Ronaldo 1000 gol hedefine bir adım daha yaklaştı

Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)
Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)
TT

Al Nassr kazandı, Ronaldo 1000 gol hedefine bir adım daha yaklaştı

Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)
Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)

Cristiano Ronaldo’nun liderliğindeki Al Nassr, millî maç arasının ardından sahalara güçlü bir dönüş yaptı. Suudi Arabistan Pro Ligi’nin sekizinci haftasında Al Diriyah’ı Al-Awwal Park’ta konuk eden Al Nassr, sahadan 3-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı.

Bu sonuçla puanını 19’a yükselten Al Nassr, maç fazlasıyla  lider olan Al Qadsiah ile aynı puana ulaşarak ikinci sıradaki yerini korudu. Al Diriyah ise 11 puanda kalarak dokuzuncu sırada yer aldı.

Al Nassr’ın gollerini 23. dakikada takım kaptanı Cristiano Ronaldo, 35. dakikada Samu Costa ve 77. dakikada Kingsley Coman kaydetti.

Ronaldo, bu golle profesyonel kariyerindeki gol sayısını 980’e çıkardı ve 1000 gol barajına ulaşmasına yalnızca 20 gol kaldı.

Portekizli yıldızın kariyerindeki 980’inci golü, Portekiz Millî Takımı Teknik Direktörü Roberto Martínez ile yaşadığı gerilimin ardından geldi. İkili arasındaki anlaşmazlık, Ronaldo’nun son millî maç arasında millî takım kampından ayrılmasıyla sonuçlanmıştı.

Bu gelişmenin ardından Al Nassr taraftarları, Portekizli yıldızın dönüşünü görkemli bir gösteriyle kutladı. Tribünlerde Ronaldo için dev bir pankart açılırken binlerce taraftar da oyuncunun fotoğraflarını ve özel sloganlarını taşıdı. Ronaldo, karşılaşmanın bitiminde taraftarlarını selamlayarak onların coşkusuna ortak oldu.