Washington’dan Pekin ve Moskova arasındaki ilişkiye ‘çıkar evliliği’ benzetmesi

Ruya ve Çin, yeni dünya düzeni için sözleşiyor. ‘Yoldaş Şi’ ayrılırken ‘aziz dost Putin’e “Şu an dünyada 100 yıldır olmayan değişiklikler söz konusu. Birlikte bu değişimi yönlendirelim” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i Moskova'dan şahsen uğurladı. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i Moskova'dan şahsen uğurladı. (AFP)
TT

Washington’dan Pekin ve Moskova arasındaki ilişkiye ‘çıkar evliliği’ benzetmesi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i Moskova'dan şahsen uğurladı. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i Moskova'dan şahsen uğurladı. (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Moskova’da ‘aziz dostu’ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği üç günlük zirvenin ardından Moskova'dan ayrılmaya hazırlanırken Ukrayna'nın başkenti Kiev'de ve ülkenin kuzeyi ile doğusunda sirenler çalıyor, insansız hava aracı (İHA) saldırılarına ilişkin haberler geliyordu. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Moskova'dayken Rusya ordusunun bir gece büyük bir hava saldırısı başlattığı ve HESA Şahid-136 kamikaze İHA’lar kullandığı belirtildi.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü Kirby yaptığı açıklamada “Çin, bu çatışmada (Ukrayna savaşında) yapıcı bir rol oynamak istiyorsa, Rusya’ya askeri güçlerini Ukrayna'dan ve Ukrayna egemen topraklarından çekmesi için baskı yapmalı” ifadelerini kullandı. Kirby, Şi'nin Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüşmesi gerektiğini söyledi. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Çin'i diyaloga ‘davet ettiğini’ ve Pekin'den ‘yanıt beklediğini’ açıklamıştı. Zelenskiy, düzenlediği basın toplantısında, “Çin'e Ukrayna’daki çatışmaya çözüm arayışında ortak olmasını teklif ettik” dedi. Çinli yetkililere seslenen Zelenskiy, “Sizi diyaloga davet ediyoruz, yanıtınızı bekliyoruz. Birtakım sinyaller alıyoruz, ama şu an somut bir şey yok” şeklinde konuştu.
Çin Devlet Başkanı, Moskova’ya yaptığı ziyaret sırasında Batı karşısında Rusya Devlet Başkanı ile büyük bir dayanışma içinde olduklarını gösterdikten sonra dün Rusya’nın başkentinden ayrıldı. Ziyaret, iki liderin yeni bir dünya düzeni oluşturmak için birlikte çalışma sözü vermesiyle sona erdi.
Şi ile Putin arasında birkaç saat süren zirvede enerji ve ticaret konuları öne çıktı. Şi, Moskova’dan ayrılırken Putin'e şunu söyledi:
“Şu an dünyada 100 yıldır olmayan değişiklikler söz konusu. Birlikte bu değişimi yönlendireceğiz.”
Putin de “Size katılıyorum” diyerek yanıt verdi.
Şi de bunun üzerine “Lütfen kendine iyi bak aziz dostum” dedi.
Ancak Putin'in tutumu ‘aziz dost’ ve ‘yoldaş Şi’ diye hitap ettiği konuğuyla tamamen farklıydı. Hatta iki lider Kremlin’de verilen bir resepsiyonda Rus ve Çin halklarının ‘refahı ve esenliği’ için kadeh kaldırdılar. Putin yemekte Rusya-Çin iş birliğinde ‘sınırsız bir potansiyel’ gördüğünü söyledi.
Ziyaret sırasında Çin tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Her iki ülke de aralarındaki ilişkinin ikili kapsamının çok ötesine geçtiği ve küresel sahne ve insanlığın geleceği için son derece önem kazandığı görüşündeler.”
Putin, Kremlin’in resmi internet sitesi üzerinden yayınlanan açıklamasında, “Birleşmiş Milletler’in (BM) ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) merkezi rolüne, uluslararası hukuka ve BM Şartı'nın amaç ve ilkelerine dayalı daha adil ve demokratik çok kutuplu bir dünya düzeni oluşturmak amacıyla dayanışma içinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü Kirby tarafından Putin ile Şi arasındaki zirvenin ardından yapılan açıklamaya göre Washington, Pekin-Moskova ilişkilerini gerçek bir ittifaktan çok bir ‘çıkar evliliği’ olarak gördü. Çin Devlet Başkanı Şi, üç günlük resmi ziyaretinin ikinci gününde Kremlin'de yapıcı görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Şi, özellikle Rusya ile ekonomik iş birliğini artırmayı istediklerini belirtti.
Putin ve Şi zirvenin ardından, ülkeleri arasındaki ‘özel’ ilişkinin ‘yeni bir aşamaya’ girdiğinin sinyallerini verdiler. Şi’nin Moskova ziyareti, geçtiğimiz hafta Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Ukraynalı çocukların yasa dışı bir şekilde Rusya’ya nakledildiği suçlamasıyla hakkında yakalama kararı çıkarılan Putin’e verilen önemli bir destek olarak değerlendirildi. Çin ve Rusya arasında stratejik ortaklığın artırılmasına yönelik anlaşmaların imzalandığı üç günlük ziyaretin ardından, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine dair herhangi bir gelişmenin işareti ise görülmedi. Saatler süren görüşmelerde enerji ve ticaret konuları öne çıktı. Putin ile Şi arasındaki görüşmede, stratejik konuların yanı sıra özellikle petrol ürünleri konusunda iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın güçlendirilmesine de değinildi.
Çin Devlet Başkanı’nın Rusya ziyareti, Moskova’nın Batı tarafından uygulanan ciddi yaptırımlar karşısında ekonomisini büyük ölçüde Çin’e yönlendirmesi üzerine gerçekleşti. Putin bu bağlamda, Pekin ve Moskova’nın Sibirya’yı kuzeybatı Çin'e bağlayacak olan dev proje ‘Sibirya'nın Gücü 2’ doğalgaz boru hattının inşaatına hız vermeyi hedeflediklerini söyledi. 
Projeyle ilgili bütün anlaşmaların imzalandığını belirten Putin, “Rusya'nın Çin'e olan sevkiyatını önemli ölçüde artırmayı amaçlayan bu boru hattından projenin hizmete girmesiyle birlikte 50 milyar metreküp doğalgaz taşınacak” şeklinde konuştu. Putin, daha önce Çin Devlet Başkanı Şi’ye ülkesinin Çin’in enerji kaynaklarına yönelik ‘artan talebini’ karşılayabileceğine dair güvence vermişti. Rus enerji devi Gazprom’un salı günü, Rusya'nın uzak doğusundan Çin'in kuzeydoğusuna uzanan Sibirya'nın Gücü Boru Hattı aracılığıyla pazartesi günü Pekin’e günlük olarak rekor seviyedeki sevkiyatların yapıldığını duyurması bunun bir kanıtıydı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Şi, üç günlük ziyareti boyunca Ukrayna’daki çatışmadan neredeyse hiç bahsetmedi. Çin'in ‘tarafsız bir tutuma’ sahip olduğunu söyledi. Beyaz Saray ise buna Çin'in tutumunun tarafsız olmadığını söyleyerek yanıt verdi. Beyaz Saray, Pekin'i Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük çatışmayı sona erdirmesi için Rusya'ya baskı yapmaya çağırdı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken pazartesi günü, Pekin’in Ukrayna’da ‘barış’ için yaptığı önerilere dair şüphelerini dile getirdi. Blinken, “Dünya, Çin ya da başka bir ülke tarafından desteklenen Rusya’nın savaşı kendi şartlarına göre dondurma kararına aldanmamalı” dedi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise dün yaptığı açıklamada, “Pekin, Ukrayna krizinden kaynaklanan gerilimlerin yatıştırılmasını ve bunu çözmek için barış görüşmelerinin yapılmasını destekliyor. Pekin, yangına körükle gidilmesine karşı” ifadesini kullandı. Sözcü, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Rusya’nın bir yılı aşkın süre askeri operasyon önce başlattığı Ukrayna ile ilgili Çin'in ‘bencil çıkarları’ olmadığını belirterek, “Taraf tutmadık, yangına körükle gitmedik. Durumdan bencil çıkarları için yararlanmadık. Barış görüşmelerini desteklemekten başka bir şey yapmadık” dedi.
Kremlin’den dün yapılan açıklamada, zirveden sonra Batı’dan gelen ‘düşmanca’ tepkilerin şaşırtmadığı vurgulandı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Batılı ülkelerin toplu tepkisine gelecek olursak, her konuda düşmanca tepki göstermeleri kimseyi şaşırtmıyor” diye konuştu.
Putin, Çin tarafından geçtiğimiz ay önerilen barış planından ötürü Şi’ye övgüde bulunurken Kiev’i ve Batı ülkelerinin başkentlerini bu barış planını reddetmekle suçladı.
Rusya Devlet Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çin’in barış planındaki birçok maddenin Rusya'nın tutumuyla uyumlu olduğuna, Batı ve Kiev buna hazır olduklarında barış anlaşmasının temeli olarak değerlendirilebileceğine inanıyoruz. Ancak şu ana kadar kendi açılarından böyle bir isteklilik görmüyoruz.”
Batı, Çin’in barış planını Putin’e askeri güçlerini yeniden konuşlandırması ve Ukrayna’da işgal ettiği topraklar üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırması için zaman kazandırmak için yapılan bir hile olarak görüyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü Kirby şu açıklamada bulundu:
“Ukrayna'da ateşkesi kabul etmek, Rusya'nın fethini onaylar. Böylece, Rusya'nın kazanımları ve komşusunun topraklarını fethetme girişimleri tanınmış olur. Rusya bu ateşkesi Ukrayna'daki mevzilerini sağlamlaştırmak ve askeri kuvvetlerini güçlendirmek için kullanabilir. Rusya, ateşkesi yeniden kendi seçtiği bir zamanda saldırmak üzere de elinde koz olarak tutar. Açıkça söylemek gerekirse bu, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması için inandığımız bir adım değil.”
Çin’in 12 maddelik barış planında, on binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin ülkelerini terk etmesine yol açan bir yıllık kanlı savaşın nasıl sona erdirileceğine dair detaylar ise yer almadı.
Putin ve Şi tarafından yapılan ortak açıklamada, Washington’ın küresel istikrarı baltaladığı ve NATO’nun Asya-Pasifik bölgesine zorla girdiği şeklindeki Batı’nın aşina olduğu suçlamalar yer aldı. İki lider, ABD’yi ‘askeri üstünlüğünü’ korumak için küresel güvenliği ‘baltalamakla’ suçlayarak Batı'yı şiddetle eleştirirken, NATO'nun Asya’daki artan varlığıyla ilgili ‘endişelerini’ dile getirdiler. Bir nükleer savaşa karşı olduklarını vurgulayan iki lider, Batı ile gerilim zirveye ulaşırken benzer bir çatışmada herkesin kaybedeceğinin altını çizdiler. Ortak deklarasyonda iki ülke, nükleer bir savaşta kazanan olamayacağını ve (böyle bir savaşın) asla olmaması gerektiğini açıkça belirtti. Ortak açıklamada iki ülke, nükleer bir savaşın kazananı olamayacağını ve böyle bir savaşın asla olmaması gerektiğini açıkça ifade ettiler. Putin ve Şi, Kremlin'de yaptıkları ve her şeyden önce iki ülke ile Batı ülkeleri arasında tansiyonun yükseldiği bir dönemde Rusya ile Çin arasındaki ilişkilerin gücünü göstermeyi amaçladıkları ikili görüşmelerin ardından konuştular. Yaptıkları ortak açıklamada Şi, stratejik ortaklığın derinleştirildiğini ve ikili ilişkilerin yeni bir döneme girdiğini söylerken Putin de Batı karşısında Pekin ile Moskova arasındaki ortaklığı gösteren özel ilişkilere övgüde bulundu.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı.

Cumhurbaşkanlığı Medya Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tuğgeneral Ziyad el-Ayeş, SDG ile 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmayı uygulamak ve entegrasyonu sağlamak, böylece devletin varlığını güçlendirmek, engelleri aşmak ve vatandaşlara yönelik hükümet hizmetlerini etkinleştirmek üzere başkanlık elçisi olarak atandı.”

Tuğgeneral Ayeş, geçtiğimiz yıl mayıs ayında İçişleri Bakanı'nın Sivil İşler Yardımcısı olarak atandı. 1987 yılında Haseke ilinin Kamışlı kırsalındaki Arca el-Cavala köyünde doğan Tuğgeneral Ayeş, ‘Ebu Usame el-Az’ künyesiyle biliniyor. Haseke'nin Rumeylan kentindeki Petrol Enstitüsü mezunu olan Tuğgeneral Ayeş, Lübnan'daki el-İmam el-Ouzai Üniversitesi'nden şeri ilimler diplomasına ve İdlib Üniversitesi'nden işletme yüksek lisans diplomasına sahip.

gthyj
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken, 10 Mart 2025 (SANA)

Genel Takip Komitesi üyesi olarak Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) kamplarının yönetiminde önemli bir rol oynayan Tuğgeneral Ayeş, ayrıca İçişleri Bakanlığı'nda sivil işlerin yönetimini devralmadan önce, Genel Güvenlik Ajansı'nda idari memur ve İdlib'deki kontrol noktalarından sorumlu genel memur olarak görev yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 13 Şubat’ta daha önce Haseke’nin kamu güvenliği komutanı olarak atadığı Nureddin Ahmed İsa'yı Haseke ilinin valisi olarak atayan bir kararname yayınladı.

Geçtiğimiz ayın 29'unda imzalanan anlaşma, Suriye hükümetinin SDG güçlerinin bu ayın sonuna kadar tam olarak uygulanması gereken anlaşmayı engellediği yönündeki suçlamalarından dolayı uygulamaya konulamıyor.

Bir başka gelişmede Sivil Havacılık Heyeti, Kamışlı Havaalanı’nın yeniden açılmasının hazırlıkları çerçevesinde havaalanına geldi. Haseke Valisi, Haseke şehrine giden tüm yolların açıldığını ve Haseke ile diğer iller arasındaki karayolu ulaşımının yeniden başladığını duyurdu.

Öte yandan Haseke’deki kaynaklar, bugün SDG’nin kontrolündeki hapishanelerden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.

Haseke vilayetindeki kaynaklar, bugün SDG hapishanelerinden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.


Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
TT

Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)

Suriye TV'nin haberine göre, ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon, dün Haseke kırsalındaki Kasrak üssünü boşaltmaya başladı.

Yerel haber ağları, tahliye operasyonunu gerçekleştirmek amacıyla dün erken saatlerde Irak'a giren ve üsse doğru ilerleyen, askeri araçlara ilave olarak 20'den fazla boş kamyondan oluşan bir Amerikan konvoyunun bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın yerel haber ağlarından aktardığına göre 20'den fazla boş kamyon ve askeri araçtan oluşan bir ABD konvoyu dün erken saatlerde Irak sınırını geçerek tahliyeyi gerçekleştirmek üzere üsse doğru hareket etti.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, Kasrak üssü Suriye'nin Haseke Valiliği'nde, uluslararası karayolunun (M4) güneyinde, Tel Tamir ve Tel Beydar arasında yer almaktadır.

Suriye Savunma Bakanlığı bu ay, ABD güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından eş-Şeddadi ve el-Tanf askeri üslerinin kontrolünü ele geçirdi.