Reuters: Credit Suisse'in çöküşü İsviçre'nin servet yönetimi krallığını tehdit ediyorhttps://turkish.aawsat.com/home/article/4230391/reuters-credit-suissein-%C3%A7%C3%B6k%C3%BC%C5%9F%C3%BC-i%CC%87svi%C3%A7renin-servet-y%C3%B6netimi-krall%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-tehdit
Reuters: Credit Suisse'in çöküşü İsviçre'nin servet yönetimi krallığını tehdit ediyor
Credit Suisse, geçen hafta rakibi UBS tarafından 3,25 milyar dolara satın alınmıştı (Reuters)
İsviçre'nin en büyük ikinci bankası Credit Suisse'in satışının ardından finans sistemi ve İsviçre'nin bankacılık sistemi ile ilgili tartışmalar devam ediyor.
Son olarak Reuters haber ajansı konuyla ilgili olarak, "Credit Suisse'in çöküşü İsviçre'nin servet yönetimi krallığını tehdit ediyor" başlıklı bir analiz yayımladı.
Analizde yaşananların İsviçre'nin istikrar, düzenleme ve kurumsal yönetim konusundaki itibarını sorgulanabilir bir pozisyona ittiğine dikkat çekildi.
Peş peşe gelen skandallar ve kayıpların ardından, aylar süren bir güven bunalımıyla mücadele eden Credit Suisse, nihayet geçen hafta İsviçre hükümetinin arabuluculuğunda daha büyük rakibi UBS tarafından satın alınmıştı.
UBS'in kendisi de 2008'deki finansal kriz sırasında hükümet tarafından kurtarılmıştı.
Rakip finansal merkezler öne çıkabilir
Lozan'daki Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü'nde (IMD) finans profesörü olarak görev yapan Arturo Bris, Credit Suisse'in çöküşü ve sonrasında yaşananların "tahrip edici" olacağını söyledi ve rakip finansal merkezlerin bundan fayda sağlayabileceğini vurguladı.
2021'de Deloitte'nin yaptığı çalışmaya göre İsviçre, 2,6 trilyon dolar varlığı yönetiyor. Bu rakam ülkeyi, Britanya ve ABD'nin önünde en büyük finansal merkez haline getiriyor.
Ancak İsviçre'nin tahtı için Britanya ve ABD dışında, son yıllarda hızla büyüyen Lüksemburg ve Singapur gibi adaylar da var.
Credit Suisse'deki tahvil sahiplerinin varlıklarının silinmesi gibi kararların İsviçre'nin güvenilirliğini alt üst edeceğini belirten Bris, "Singapur'daki bankacılar şampanya şişelerini patlatacaktır" ifadelerini kullandı. Bris ayrıca Singapur'un yeni finans merkezi olmasının "sadece zaman meselesi" olduğunu söyledi.
Satın alma anlaşması kapsamında Credit Suisse'deki AT1 tahvillerine sahip kişilerin varlıkları silinmiş, tazminat konusunda genelde tahvil sahiplerinden sonra gelen hisse sahiplerine ise ödeme yapılması kararı alınmıştı.
İsviçre'de bankaların sayısı azalıyor
İsviçre Bankacılar Birliği, kriz döneminde hükümet ve merkez bankasını da yanına alarak kurtarma operasyonuna öncülük etmişti.
Eski UBS CEO'su Marcel Rohner, "İsviçre finans sektörü önemli bir kurumun yaşadığı büyük probleme yanıt verebilecek güçteydi. Bu bağlamda, finans merkezi için başarılı bir gelecek öngörüyorum. Çünkü çok iyi şekilde sermayelendirilmiş yüzlerce bankamız var ve servet yönetimi konusunda çok başarılılar" dedi.
Ancak İsviçre'deki bankaların ve bankacıların sayısı giderek azalıyor.
2002'de 356 bankası bulunan ülkede bu rakam 2021'de 239'a kadar düşmüştü. Benzer şekilde 2011'de 108 bin olan banka çalışanlarının sayısı da 91 bine kadar geriledi.
Bu gerilemede diğer ülkelerin vergi kaçırma vakalarına yönelik denetimleri sıklaştırmasının da payı olduğu tahmin ediliyor.
Finans sektörünün İsviçre ekonomisine katkısı da son yıllarda düşüşe geçmiş durumda. 2002'de gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 9,9'u finans sektöründen geliyordu ancak bu rakam 2022'de 8,9'a kadar düştü.
Aynı süreçte ilaç sektörü gibi bazı sektörlerin ülke için daha önemli bir konuma gelmesi de finans sektörünün gerilemesini hızlandırdı. Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal
Boeing: Suudi Arabistan’ı havacılık ve turizm alanında küresel merkez haline getirmek için stratejik bir ortaklık kuruyoruzhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5271672-boeing-suudi-arabistan%E2%80%99%C4%B1-havac%C4%B1l%C4%B1k-ve-turizm-alan%C4%B1nda-k%C3%BCresel-merkez-haline
Boeing: Suudi Arabistan’ı havacılık ve turizm alanında küresel merkez haline getirmek için stratejik bir ortaklık kuruyoruz
(foto altı) Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Havayolları’na ait Boeing 787-9 Dreamliner uçağı (Arşiv – Riyad)
Boeing, Suudi Arabistan’daki varlığını güçlendirmeyi hedeflediğini ve bölgede büyüme için önemli fırsatlar gördüğünü açıkladı. Şirket, Suudi Arabistan ile iş birliğinin artık yalnızca uçak tedarikiyle sınırlı olmadığını, Krallık’ın havacılık ve turizm alanında küresel merkez olma hedefini destekleyen uzun vadeli bir ortaklığa dönüştüğünü belirtti.
Boeing’in Ortadoğu Satış ve Ticari Pazarlama Başkan Yardımcısı Omar Arekat yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan pazarının ABD dışındaki en önemli pazarlardan biri olduğunu ifade etti. Arekat, ülkede artan filo yenileme ihtiyacı ve hava taşımacılığı ağlarının genişlemesinin talebi yükselttiğini, bunun da Suudi pazarını şirket için stratejik bir konuma taşıdığını vurguladı.
Dönüşümü desteklemek
Arekat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın havacılık sektöründe yürüttüğü dönüşüme destek verdiklerini ve ülkeyle uzun yıllara dayanan iş birliğinin artık daha derin ve stratejik bir aşamaya geçtiğini bildirdi. Şirket, yaklaşık 80 yılı aşan ortaklığın, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerinin hız kazanmasıyla yeni bir evreye girdiğini ifade etti.
Açıklamada, farklı model uçakları kapsayan ve 140’tan fazla uçağı içeren siparişlerin bu büyümenin önemli bir göstergesi olduğu belirtildi. Bu siparişler arasında Boeing 787 Dreamliner ve Boeing 737-8 modellerinin yer aldığı aktarıldı. Boeing yetkilileri, söz konusu genişlemenin Suudi Arabistan’ın küresel hava bağlantılarını güçlendirdiğini ve daha düşük yakıt tüketimi ile emisyon sağlayan uçaklar sayesinde sürdürülebilirlik hedeflerini desteklediğini vurguladı.
Boeing’in Ortadoğu Satış ve Ticari Pazarlama Başkan Yardımcısı Omar Arekat (Boeing)
Ayrıca Vizyon 2030 kapsamında havacılık sektörünün artık entegre bir stratejik sistem haline geldiği, ekonomik çeşitlendirme ve yerel içerik artırma hedefleri doğrultusunda yeniden yapılandırıldığı ifade edildi. Bu dönüşümün bakım ve onarım hizmetlerine olan talebi artırdığı, aynı zamanda havacılıkla bağlantılı yerel tedarik zincirleri ve sanayi alanlarının gelişmesine de katkı sağladığı belirtildi.
Bakım hizmetlerinin yerelleştirilmesi
Boeing, bu kapsamda yerel ortaklıklarını genişlettiğini ve bakım ile motor onarım süreçlerinin Suudi Arabistan içinde yürütülmesi yönünde adımlar attığını açıkladı. Şirket ayrıca, sektörde kullanılan alüminyum ve titanyum gibi temel malzemelerin üretimine yönelik ilk aşama imalat fırsatlarını da Suudi şirketleriyle birlikte değerlendirdiğini bildirdi. Bu adımların, sanayi alanında daha yüksek öz yeterlilik ve sürdürülebilir yerel kapasite oluşturmayı hedeflediği belirtildi.
Arekat, Boeing 787 Dreamliner uçaklarının Riyad Havayolları (Riyadh Air) filosuna teslim edilmesini, Suudi Arabistan’ın gelecekteki havacılık ağının inşasında kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Arekat, bu uçakların uzun menzilli uçuş kapasitesi ve yüksek operasyon verimliliği sayesinde Riyad’dan farklı kıtalara doğrudan seferlerin mümkün hale geldiğini ve şehrin küresel bir havacılık merkezi olma hedefini desteklediğini ifade etti.
Boeing 737 model uçak (Boeing)
Arekat ayrıca, hava bağlantılarındaki genişlemenin ekonomik açıdan önemli bir kaldıraç etkisi oluşturduğunu vurguladı. Buna göre artan bağlantı ağı; turizmin canlanmasına, yatırımların çekilmesine, ticaretin kolaylaşmasına ve yolcu ile iş trafiğinin artmasıyla birlikte doğrudan ve dolaylı istihdam olanaklarının büyümesine katkı sağlıyor.
Küresel merkez
Boeing, Suudi Arabistan’ın havacılıkta küresel merkez olma hedefini hızlandıran unsurlardan biri olarak Riyad Havayolları ile kurulan ortaklığı gösterdi. Şirket, bu iş birliğinin altyapı geliştirme, nitelikli insan kaynağı temini ve düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi gibi bazı zorluklara rağmen stratejik önem taşıdığını belirtti. Söz konusu alanlardaki eksikliklerin, kamu ve özel sektör ile akademik kurumlar arasında daha güçlü bir iş birliği için fırsat oluşturduğu ifade edildi.
Arekat, jeopolitik gelişmelere rağmen Suudi Arabistan ve bölgedeki hava yolu talebinin güçlü bir şekilde artmaya devam ettiğini söyledi. Bu büyümenin, büyük ölçekli altyapı yatırımları ve uzun vadeli kalkınma stratejileriyle desteklendiğini, sektörün ekonomik temellerinin ise küresel dalgalanmalara rağmen sağlam kaldığını vurguladı.
Arekat ayrıca, bu ivmenin Boeing’i Suudi pazarındaki varlığını genişletmeye yönelttiğini belirtti. Şirketin, taşıma kapasitesinin artırılması ve yerel yetkinliklerin geliştirilmesine destek vererek Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda daha esnek ve çeşitlendirilmiş bir havacılık sektörü oluşmasına katkı sağlamayı amaçladığı ifade edildi.
İnsan faktörü
Boeing, yetenek geliştirme alanında insan kaynağına yapılan yatırımın şirket stratejisinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Arekat, şirketin akademik iş birlikleri ve yerel eğitim programları aracılığıyla eğitim ve bilimsel araştırmaları desteklediğini belirtti. Ayrıca 2012 yılından bu yana toplumsal girişimlere yapılan yatırımın 60 milyon riyali aştığını ifade etti.
Boeing, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
Arekat, Suudi hava yolu şirketleriyle kurulan ortaklıkların, ülkenin küresel tedarik zincirleri içindeki konumunu güçlendirmede kritik rol oynadığını söyledi. Bu kapsamda dijital çözümler, veri analitiği ve operasyonel uzmanlıkların kullanılmasıyla verimliliğin artırıldığı ve yolcu deneyiminin iyileştirildiği belirtildi. Arekat, bu çalışmaların Suudi Arabistan’ın bölgesel bir havacılık hizmetleri ve sanayi merkezi olma hedefini desteklediğini ve Vizyon 2030 doğrultusunda sektörün dönüşümüne katkı sağladığını bildirdi.
Katar, savaşın başından bu yana Hürmüz Boğazından ilk LNG sevkiyatını yaptıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5271587-katar-sava%C5%9F%C4%B1n-ba%C5%9F%C4%B1ndan-bu-yana-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1ndan-ilk-lng-sevkiyat%C4%B1n%C4%B1-yapt%C4%B1
Katar, savaşın başından bu yana Hürmüz Boğazından ilk LNG sevkiyatını yaptı
Katar’daki Ras Laffan limanında yüklenen “Al Kharaitiyat ” adlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankeri. (X)
Katar’dan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyan bir tanker, İran ile savaşın başlamasından bu yana bölgeden gerçekleştirilen ilk sevkiyat olarak Hürmüz Boğazı’nı geçti.
Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten derlediği gemi takip verilerine göre ayın başlarında Katar’daki Ras Laffan ihracat terminalinde yüklenen Al Kharaitiyat adlı tanker boğazı terk etti ve şu anda Umman Körfezi’nde bulunuyor.
Veriler, geminin bir sonraki varış noktasının Pakistan olduğunu gösteriyor.
Görünüşe göre tanker, İran tarafından onaylanan ve Hürmüz Boğazı’ndan İran kıyısı boyunca uzanan kuzey rotasını kullandı.
London Stock Exchange Group verilerine göre Katar LNG tankeri Al Kharaitiyat, Katar’daki Ras Laffan limanından ayrıldıktan sonra Cumartesi günü Pakistan’ın Qasim Limanı’na doğru Hürmüz Boğazı’na yöneldi.
Bu geçiş, İran ile savaşın başlamasından bu yana bir Katar LNG tankerinin boğazdan yaptığı ilk geçiş olarak kaydedildi.
Reuters’a konuşan kaynaklar, Katar’ın bu LNG kargosunu Pakistan’a sattığını ve işlemin iki ülke hükümetleri arasında yapılan bir anlaşma kapsamında gerçekleştiğini söyledi.
Kaynaklara göre İran, Katar ve Pakistan arasındaki güveni artırmak amacıyla sevkiyata onay verdi.
Anlaşmaya yakın bir kaynak, Reuters’a Pakistan’ın gaz sıkıntısını hafifletmek için sınırlı sayıda LNG tankerinin boğazdan geçişine izin verilmesi konusunda İran ile görüşmeler yürüttüğünü aktardı.
Ayrıca İran’ın bu süreçte yardım sağlamayı kabul ettiği ve tarafların ilk geminin güvenli geçişi için koordinasyon içinde olduğu belirtildi.
Katar, Pakistan’ın başlıca LNG tedarikçileri arasında yer alıyor.
London Stock Exchange Group verilerine göre, Marshall Adaları bayraklı ve “Qatar Gas Transport Company (Nakilat)” tarafından işletilen tankerin kapasitesi 211 bin 986 metreküp.
Reuters’a konuşan bir kaynak, daha önce İran Devrim Muhafızları’nın 6 Nisan’da Hürmüz Boğazı’na doğru ilerleyen iki Katar LNG tankerini—“Al Thumama” ve “Rasheeda”—durdurduğunu ve gemilerin herhangi bir açıklama yapılmadan oldukları yerde beklemeleri emrini aldığını söyledi.
Katar, dünyanın en büyük ikinci LNG ihracatçısı konumunda olup sevkiyatlarının büyük kısmı Asya’daki alıcılara gidiyor.
İran saldırılarının Katar’ın LNG ihracat kapasitesinin yüzde 17’sini aksattığı, onarım çalışmalarının ise yıllık 12,8 milyon tonluk üretimde 3 ila 5 yıl sürecek kesintilere yol açmasının beklendiği bildirildi.
Aramco beklentileri aştı: İlk çeyrekte düzeltilmiş gelir 33,6 milyar dolara ulaştıhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5271556-aramco-beklentileri-a%C5%9Ft%C4%B1-i%CC%87lk-%C3%A7eyrekte-d%C3%BCzeltilmi%C5%9F-gelir-336-milyar-dolara-ula%C5%9Ft%C4%B1
Aramco beklentileri aştı: İlk çeyrekte düzeltilmiş gelir 33,6 milyar dolara ulaştı
Suudi ve yabancı yatırımcılar, 10. Küresel Rekabetçilik Forumu sırasında “Aramco” logosunun önünde görülüyor (Arşiv - AFP)
Saudi Aramco, 2026 yılının ilk çeyreğinde güçlü operasyonel esnekliği ve küresel dalgalanmalara karşı yüksek hazırlık seviyesi sayesinde analist beklentilerini belirgin şekilde aşan olağanüstü bir finansal performans sergiledi.
Şirketin pazar günü yayımladığı mali sonuçlar açıklamasına göre, düzeltilmiş net gelir yaklaşık yüzde 26 artarak 33,6 milyar dolara (126 milyar riyal) yükseldi. Böylece analistlerin 109 milyar riyal seviyesindeki ortalama beklentisi aşılmış oldu. Geçen yılın aynı döneminde şirketin düzeltilmiş net geliri 99,8 milyar riyal seviyesindeydi.
Şirket ayrıca, sürdürülebilir ve artan getiri sağlama stratejisi doğrultusunda 21,89 milyar dolar (82,08 milyar riyal) tutarında temel temettü dağıtımını onayladı. Bu adım, nakit akışlarına ve finansal yapısının gücüne duyulan güveni yansıtıyor.
Sonuçlar, Aramconun karmaşık jeopolitik koşullara rağmen operasyonel faaliyetlerden 30,7 milyar dolar düzeyinde nakit akışı üretme kapasitesini koruduğunu da ortaya koydu.
Şirketin güçlü büyümesi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığını etkileyen mevcut jeopolitik gelişmelere karşı dayanıklılığını teyit etti. “Doğu-Batı” petrol boru hattının tam kapasiteyle işletilmesi kapsamında yapılan stratejik altyapı yatırımları, küresel piyasalara enerji akışının sürdürülmesinde ve enerji şokunun etkilerinin hafifletilmesinde kritik rol oynadı. Bu durum şirketin küresel enerji güvenliği açısından güvenilir ortak konumunu daha da güçlendirdi.
Cidde’de bulunan ve Saudi Aramco şirketine ait bir petrol tesisi olan Kuzey Cidde Terminali’ndeki depolama tankları (AP)
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine uyguladığı abluka ve ABD-İsrail çatışmasının enerji arzını daraltarak fiyatları yükseltmesi üzerine Aramco, doğu kıyısındaki ham petrol akışını Kızıldeniz’deki Yenbu Limanı’na yönlendirdi.
Aramco Başkanı ve CEO’su Mühendis Amin Nasser, “Günlük 7 milyon varil kapasiteye ulaşan Doğu-Batı boru hattımız, küresel enerji şokunun etkilerini hafifleten hayati bir tedarik damarı olduğunu kanıtladı” dedi. Nasser, “Güvenilir enerji arzı kritik önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Ham petrol fiyatları yılın ilk çeyreğinde şubat başındaki 60 dolar seviyelerinden mart ayında varil başına 100 doların üzerine çıktı. Bu yükselişte İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının küresel enerji krizine yol açması etkili oldu.
Finansal Verilerin Analizi
Ayrıntılara göre düzeltilmiş net gelir 33,6 milyar dolar (125,97 milyar riyal) seviyesine ulaşarak analistlerin 31,16 milyar dolarlık ortalama tahminini geride bıraktı. Bu rakam, tek seferlik kalemler, ikame maliyetleri, bazı türev araçlardaki gerçeğe uygun değer dalgalanmaları ve finansman giderleri gibi toplamda yaklaşık 1,06 milyar dolar (3,96 milyar riyal) tutarındaki muhasebe etkileri hariç tutulduktan sonra şirket operasyonlarının gerçek performansını yansıtıyor. Söz konusu veriler, şirketin Suudi finans piyasası platformunda yayımlanan sonuçlarında yer aldı.
يعكس أداؤنا في الربع الأول مرونة تشغيلية كشركة عالمية رائدة في مجال الطاقة في مواجهة التحديات الجيوسياسية المعقدة، مع الاستمرار في تلبية احتياجات العالم من الطاقة
Net kâr, 2025’in aynı dönemine göre yüzde 25’in üzerinde artarak 25,51 milyar dolardan (95,68 milyar riyal) 32,04 milyar dolara (120,13 milyar riyal) yükseldi. Artışta ham petrol satışlarındaki yükseliş ve fiyat artışları etkili oldu.
Hissedarlara ait net gelir de yıllık bazda yüzde 25,5 artış kaydederek 32,04 milyar dolara ulaştı.
Bu yükselişin temel nedeni, toplam gelirlerin yüzde 7 artarak 115,49 milyar dolara (433,10 milyar riyal) çıkması oldu. Artış; ham petrol, rafine ürünler ve petrokimya ürünlerindeki fiyat yükselişi ile satılan ham petrol ve kimyasal ürün miktarlarındaki artıştan kaynaklandı. Satışlara bağlı diğer gelirler de 34,14 milyar riyale ulaştı.
Amin Nasser, “Aramco”nun önceki bir etkinliğinde konuşma yaparken (Reuters)
Çeyreklik bazda bakıldığında ise şirketin net kârı 2025’in son çeyreğine göre yüzde 72,9 yükseldi. Kâr 18,53 milyar dolardan 32,04 milyar dolara çıktı. Bu güçlü büyümede kâr marjlarındaki iyileşme ve işletme maliyetlerindeki düşüş etkili oldu. Gelir vergisi ve zekât yükümlülükleri artsa da şirket, arama-üretim ile rafineri ve petrokimya sektörlerindeki verimlilik artışı sayesinde maliyet dalgalanmalarını yönetmeyi başardı.
Finansal yapı açısından Aramco, özkaynaklarını yıllık yüzde 3,9 artırarak 408,46 milyar dolara (1,5 trilyon riyal) yükseltti. Hisse başına kâr 0,13 dolar (0,50 riyal) olarak gerçekleşti. Bu da şirketin sürdürülebilir temettü politikasını sürdürme kapasitesine duyulan güveni artırdı.
Nakit Akışı ve Finansal Yapı
Şirket, faaliyetlerden 30,7 milyar dolar (115,2 milyar riyal) düzeyinde nakit akışı elde etti. Serbest nakit akışı ise geçen yılki 19,2 milyar dolardan 18,6 milyar dolara (69,9 milyar riyal) geriledi. Bu düşüşte, faaliyet sürekliliğini sağlamak amacıyla işletme sermayesinde yapılan 15,8 milyar dolarlık (59,1 milyar riyal) stratejik artış etkili oldu.
Şirket ayrıca güçlü sermaye yapısını koruyarak borçluluk oranını yüzde 3,8’den yüzde 4,8’e çıkardı. Ortalama yatırım sermayesi getirisi yüzde 20,7 olarak gerçekleşti ve bu durum varlık yönetimindeki etkinliği ortaya koydu.
Temettü ve Gelecek Büyüme Planları
Yönetim kurulu, güçlü performans doğrultusunda ilk çeyrek için 21,9 milyar dolar (82,1 milyar riyal) tutarında temel temettü dağıtımını açıkladı. Bu rakam yıllık bazda yüzde 3,5 artış anlamına geliyor. Ödemelerin yılın ikinci çeyreğinde yapılması planlanıyor.
Uzun vadeli büyümeyi güvence altına almak isteyen şirket, ilk çeyrekte üretim kapasitesini artırmak ve kritik altyapısını güçlendirmek amacıyla 12,1 milyar dolar (45,4 milyar riyal) sermaye harcaması gerçekleştirdi.
Operasyonel Esneklik ve Kriz Yönetimi
Sonuçları değerlendiren Amin Nasser, şirketin performansının güçlü operasyonel hazırlığını ve mevcut jeopolitik ortamın karmaşıklığına uyum sağlama kapasitesini ortaya koyduğunu söyledi.
Nasser, günlük 7 milyon varil kapasiteyle çalışan Doğu-Batı boru hattının petrol ve ürün akışını küresel pazarlara ulaştıran hayati bir arter haline geldiğini belirtti. Bu hattın, Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat kısıtlamalarından etkilenen müşterilere destek sağladığını ve küresel enerji şokunun etkilerini hafiflettiğini ifade etti.
“Son gelişmeler, petrol ve doğal gazın enerji güvenliği ile küresel ekonominin sürdürülebilirliği açısından temel önemini açıkça ortaya koyuyor” diyen Nasser, “Tüm zorluklara rağmen ‘Aramco’, gelişmiş yerel altyapısı ve küresel ağı sayesinde stratejik önceliklerine odaklanmayı sürdürüyor” ifadelerini kullandı.
Nasser, Reuters’a yaptığı açıklamada ise dünyanın son iki ayda yaklaşık 1 milyar varil petrol kaybettiğini söyledi. Enerji akışının yeniden başlaması durumunda bile sistemin normale dönmesinin zaman alacağını belirten Nasser, “Hedefimiz basit: Sistem üzerindeki baskıya rağmen enerji akışının sürmesini sağlamak” dedi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة