Mısır’dan ‘Yeni İdari Başkent’e prestij sağlama hamlesi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün Yeni İdari Başkent’te hükümet kabinesi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün Yeni İdari Başkent’te hükümet kabinesi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır’dan ‘Yeni İdari Başkent’e prestij sağlama hamlesi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün Yeni İdari Başkent’te hükümet kabinesi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün Yeni İdari Başkent’te hükümet kabinesi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır’da bakanlıklar, yasama ve güvenlik kurumları gibi önemli kurumların kademeli olarak taşındığı Yeni İdari Başkent’e manevi ve siyasi prestij sağlamaya yönelik adımlar atılıyor. Mısır hükümeti, burada büyük bir İslami kültür merkezi açarak Stratejik İdare Merkezi’nde kapsamlı bir hükümet toplantısı gerçekleştirecek.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün, Yeni İdari Başkent'teki Stratejik İdare Merkezi’nde Başbakan Mustafa Medbuli ve bakanlar ile bir araya geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Müsteşar Ahmed Fehmi’nin ifade ettiğine göre, toplantıda bakanlıkların, çeşitli devlet kurum ve kuruluşlarının Yeni İdari Başkent’e nakli planı gözden geçirildi.
Sözcü tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, Yeni İdari Başkent’e geçişin, idareye kapsamlı ve niteliksel yönde gerçek bir gelişim sağlaması amacıyla yürütülen çabaların yoğunlaştırılmasını istiyor. Bu yönde sadece binaların ve tesislerin modernizasyona değil, aynı zamanda çalışanların kalifiye edilmesi, hükümet kadrolarının yönetimde modern bilimsel yöntemleri kullanmaları için eğitim verilmesi, verimli ve etkili bir idari aygıtın kurulması hedefleniyor.
Cumhurbaşkanı, söz konusu toplantıda ülkenin kırsal bölgelerini kalkındırmayı amaçlayan ‘Onurlu bir Yaşam’ girişiminin ilk aşamasının uygulanmasına ilişkin gelişmeler ve ikinci aşamaya başlama hazırlıkları hakkında bilgi aldı. İdari tutumun saha takibinin düzenli olarak yürütülmesi ile devletin ilgili kurumları arasında iş birliği ve koordinasyonun sürdürülmesine yönelik talimat verdi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Sisi, Ramazan Ayı’nın gelişini Yeni İdari Başkent’te Mısır İslam Kültür Merkezi’nin açılışıyla karşıladı. Bir dizi üst düzey yetkili Yeni İdari Başkent’teki Mısır Camii’nde dün sabah namazını kıldı.
Mısır İslam Kültür Merkezi’nin açılışında tasarıma dair ayrıntılar hakkında bilgi verildi. Merkezde bir halk kütüphanesi, Kur'an-ı Kerim hafızlık kursu, 160 farklı dükkan ve 55 bin kişi kapasiteli bir yüksek avlu bulunuyor. Buradaki camide yaklaşık 12 bin kişi, kuzeydeki ve aşağıdaki avluda ise yaklaşık 61 bin kişi ağırlanabilecek. İslami Kültür Camii dahilinde 2 bin, caminin tamamında ise toplamda 130 bin kişi ibadetlerini edâ edebilecek.
Mısır İslam Kültür Merkezi’nde yaklaşık 6 bin 800 metrekarelik bir alanda 30 farklı bölüme ayrılmış Dar’ül Kur’an Merkezi yer alıyor. Her bir bölüm, Kuran-ı Kerim’in bir cüzünü temsil ediyor. Araştırma ve seminerler için iç mekanların bulunduğu merkezde, sahabe Osman bin Affan'ın bin 87 sayfalık mushafından nadir bir parça da yer alıyor.
Mısır Başbakanı Medbuli, aralarında siyasetçilerin ve gazetecilerin de bulunduğu bir Fransız heyetiyle Yeni İdari Başkent’teki hükümet merkezinde bir araya geldi. Fransız heyetiyle Yeni İdari Başkent’te dair bilgi veren Medbuli şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada gördükleriniz yaklaşık altı yılda gerçekleştirildi. Bu topraklar tamamen çöldü. Bu, Mısır topraklarında meydana gelen kapsamlı gelişmeyi yansıtıyor. Hükümetin üzerinde çalıştığı önemli başlıklardan biri de mevcut kentsel alanın geliştirilmesidir. Mısır, güvensiz bölgeler sorunuyla karşı karşıyaydı. Bu bölgelerde yaklaşık bir milyon aile yaşıyordu. Bu bölgelerdeki halk, daha iyi yaşam standartlarına sahip yeni yerlere taşındı.
Mısır devletinin son dönemde benimsediği projelerden bahsederken ‘büyük projeler ekseni’ ifadesini kullanan Başbakan Medbuli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkedeki kayda değer nüfus artışı ışığında yeni şehirlerin inşasını yaygınlaştırmaktan başka şansımız yoktu. Bu kapsamda kanalizasyon planlaması, tarımsal drenaj sularının geri kazanımı tesisleri ve deniz suyu arıtımı tesislerinin inşası yapıldı. Zira sınırlı doğal su kaynaklarımız mevcut. Nil Nehri, Mısır için ana su kaynağıdır.”



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Meys el-Cebel, Ayta eş-Şaab ve el-Hıyam'daki Hizbullah hedeflerini bombaladı

Lübnan'ın güneyindeki Ayta eş-Şaab köyünde düzenlenen cenaze töreninde iki Hizbullah komutanının tabutlarını taşıyan Hizbullah yanlıları (AP)
Lübnan'ın güneyindeki Ayta eş-Şaab köyünde düzenlenen cenaze töreninde iki Hizbullah komutanının tabutlarını taşıyan Hizbullah yanlıları (AP)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Meys el-Cebel, Ayta eş-Şaab ve el-Hıyam'daki Hizbullah hedeflerini bombaladı

Lübnan'ın güneyindeki Ayta eş-Şaab köyünde düzenlenen cenaze töreninde iki Hizbullah komutanının tabutlarını taşıyan Hizbullah yanlıları (AP)
Lübnan'ın güneyindeki Ayta eş-Şaab köyünde düzenlenen cenaze töreninde iki Hizbullah komutanının tabutlarını taşıyan Hizbullah yanlıları (AP)

İsrail ordusu bugün (Salı) yaptığı açıklamada, uçaklarının Lübnan'ın güneyindeki Meys el-Cebel’de bir silah deposunun yanı sıra Ayta eş-Şaab ve el-Hıyam bölgelerindeki askeri binaların da aralarında bulunduğu Hizbullah hedeflerini bombaladığını duyurdu.

Telegram üzerinden yapılan açıklamada, “Kısa bir süre önce üç tanksavar füzesinin Lübnan topraklarından İsrail'in kuzeyindeki Shtula bölgesine geçtiği gözlemlendi. Herhangi bir yaralanma bildirilmedi” ifadeleri yer aldı.

Diğer yandan Hizbullah, yaptığı açıklamada savaşçılarının bugün “er-Ramiye mevzisini, garnizonunu, teçhizatını ve askerlerin mevzilerini hedef alan güdümlü füzeler, top mermileri ve silahlarla kısa mesafeden yoğun ateş açıldığını ve yaralanmalar meydana geldiğini” bildirdi.

Daha önce bir tanık Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP), İsrail'in Meys el-Cebel kasabasının batı mahallesini hedef alan bombardımanının neden olduğu büyük bir yangının söndürüldüğünü söyledi.

Görgü tanığı yangının bir binayı tamamen tahrip ettiğini ve çevredeki binalara zarar verdiğini, ancak herhangi bir can kaybı rapor edilmediğini bildirdi.

Bir yandan İsrail ordusu, diğer yandan Lübnan'daki Hizbullah ve silahlı Filistinli gruplar arasında 7 Ekim'de Gazze Şeridi'ne yönelik İsrail saldırılarının başlamasından bu yana neredeyse her gün sınır ötesi bombardıman yaşanıyor.


İsrail'in Refah'ın batısına düzenlediği bombardımanda 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde İsrail hava saldırısında yıkılan çadırlarını inceleyen Filistinliler (DPA)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde İsrail hava saldırısında yıkılan çadırlarını inceleyen Filistinliler (DPA)
TT

İsrail'in Refah'ın batısına düzenlediği bombardımanda 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde İsrail hava saldırısında yıkılan çadırlarını inceleyen Filistinliler (DPA)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde İsrail hava saldırısında yıkılan çadırlarını inceleyen Filistinliler (DPA)

Filistin medyası bugün (Salı), İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ın batısına düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının yediye yükseldiğini bildirdi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA, İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’ndaki bir eve düzenlediği saldırıda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin öldüğünü, bazılarının da yaralandığını duyurdu.

Diğer yandan Gazze şehrindeki ed-Darac mahallesindeki bir eve düzenlenen saldırıda ise en az iki kişi yaşamını yitirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre, İsrail topçusu Refah kentinin batısındaki Tel es-Sultan mahallesine yoğun ateş açtı ve mahalledeki Endonezya Hastanesi’nin en üst katını hedef aldı.

İsrail güçlerinin sığınak olarak kullanılan okulları, Tel es-Sultan kliniğini ve Endonezya Hastanesi’ni bombalamasının ardından onlarca aile yerinden edildi.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı dün (Pazartesi), İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 36 bin 50’ye, yaralı sayısının ise 81 bin 26’ya yükseldiğini açıkladı.


Filistin Başbakanı: 5 Avrupa ülkesi yakında Filistin devletini tanıyacak

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Pazar günü Brüksel'de düzenlenen Filistin konulu uluslararası ortaklar bakanlar toplantısında konuşuyor. (DPA)
Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Pazar günü Brüksel'de düzenlenen Filistin konulu uluslararası ortaklar bakanlar toplantısında konuşuyor. (DPA)
TT

Filistin Başbakanı: 5 Avrupa ülkesi yakında Filistin devletini tanıyacak

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Pazar günü Brüksel'de düzenlenen Filistin konulu uluslararası ortaklar bakanlar toplantısında konuşuyor. (DPA)
Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Pazar günü Brüksel'de düzenlenen Filistin konulu uluslararası ortaklar bakanlar toplantısında konuşuyor. (DPA)

Filistin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Mustafa, yakında beş Avrupa ülkesinin daha Filistin devletini tanıyacağını açıkladı. Şarku'l Avsat'a özel açıklamalarda bulunan Mustafa, “Bu ülkeleri, kendileriyle görüşülmekte olan diğer önemli ve uluslararası açıdan dengeli Avrupa dışı ülkeler izleyecek. Bunlar da yakında Filistin devletini tanıyacak, bazıları için süreç birkaç ay sürebilir” dedi.

Mustafa, “Suudi Arabistan’ın rolü hayati ve çok önemli. Bu sebeple Suudi Arabistan'daki kardeşlerimizle koordinasyonumuz en üst düzeyde. Suudi Arabistan, Riyad'daki İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Zirvesi'nin sonuçlarından biri olarak herhangi bir bölgesel barışı bağımsız bir Filistin devletinden geçmesi koşuluna bağlamıştır” ifadelerini kullandı.

sxdvfrb
Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Ortak Zirvesi tarafından görevlendirilen bakanlar komitesi heyeti Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi ile bir araya geldi. (SPA)

Mustafa, Suudi liderliğinin “Filistin hükümetinin reform programını desteklediğini ve Filistin halkının İsrail tarafından tutulan fonlarının serbest bırakılması için uluslararası baskıda ve hükümetin Gazze'ye yönelik saldırının sona ermesinden sonraki gün için planlarını ve acil yardım planlarını desteklemede önemli bir diplomatik rol oynadığını” da sözlerine ekledi.

Filistin reform programına uluslararası övgü

Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Ortadoğu Dörtlüsü'ne reform planını sunduğu, kötüleşen ekonomik koşulları ve insani muameleyi değerlendirdiği Brüksel toplantısını yorumlayan Mustafa, “tüm ortakların hükümetin reform programını ve Filistin'in durumunu ilerletme planlarını övdüğünü ve özellikle Dünya Bankası, IMF, Birleşmiş Milletler (BM), Ortadoğu Dörtlüsü, AB ve ABD temsilcileri tarafından açıklanan destekleyici pozisyonlar başta olmak üzere bu zor koşullarda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın ve liderliğinin akıllıca politikasını desteklediğini” belirtti.

sxdcvfbr
İki devletli çözümün uygulanması ve Filistin devletinin tanınmasına yönelik çabalar konusunda Suudi Arabistan ve Norveç'in başkanlığında Brüksel'de düzenlenen toplantıdan (SPA)

Öte yandan bir AB yetkilisi Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Nisan sonundaki Riyad toplantısı ve Brüksel toplantısıyla aynı formatta başka toplantıların da yapılmasının beklendiğini söyledi. AB'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika Sözcüsü Luis Miguel Bueno, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanlarıyla Brüksel'de yapılacak toplantıya ve Riyad toplantısının ardından bakanlar düzeyinde yapılacak AB dışişleri bakanları toplantısına atıfta bulundu.

Avrupa, Suudi Arabistan'ın çabalarını takdir ediyor

AB'nin Suudi Arabistan'ın barış sürecini canlandırma çabalarını takdir ettiğini kaydeden Bueno, aynı bağlamda ‘özellikle Suudi Arabistan'ın bu savaşı sona erdirmek ve İsrail devleti ile yan yana yaşayan bir Filistin devletinin kurulmasından bahsetmek için gösterdiği katılım ve liderliği’ övdü. Bueno Brüksel'deki yoğun diplomatik hamlelere atıfta bulunarak, bunların ‘AB ve Arap ortaklarımızın iki devletli bir çözüme doğru ilerlemek için ortak bir vizyonu ifade ettiğini’ belirtti.

Avrupa'da ‘Filistin devleti’ konusunda görüş birliği

Filistin devletinin Avrupa ülkeleri tarafından tanınmasına ilişkin olarak Bueno, “AB üyelerinin başka bir devleti tanıması hakkında konuşma yetkisi olmadığını, bunun Avrupa ülkelerinin kendilerine ait ulusal bir yetki olduğunu, bir Filistin devletinin şimdi tanınması gerektiğine inanan ülkeler olduğu gibi, bu tanımanın taraflar arasındaki müzakere ve siyasi sürecin bir parçası olması ve bu nedenle beklenmesi gerektiğine inanan ülkeler de olduğunu” belirtti. Bueno, AB'nin bu konudaki rolünün “Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell aracılığıyla bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik çabaların koordinasyonu olduğunu, çünkü iki devletli çözümün AB ve uluslararası toplum için sürdürülebilir bir çözümün ayrılmaz bir parçası olduğunu” söyledi.

Bueno sözlerini şöyle sürdürdü: “AB'nin ve bölgedeki ortaklarımızın inancı odur ki, Filistinliler ile İsrailliler arasındaki çatışmayı sona erdirmek üzere bir Filistin devletinin kurulması ve iki devletli bir çözümle sürdürülebilir bir çözümün alternatifi yoktur.”

fggf b
Geçen ayın sonlarında Riyad'da yapılan toplantıdan (SPA)

Bueno, “Şu andaki öncelik Gazze'deki savaşı ve masum Filistinlilerin çektiği acıları sona erdirmek, İsrail'in Refah'taki askeri operasyonunu uluslararası hukuk ve İsrail dahil tüm taraflar için bağlayıcı olan Uluslararası Adalet Divanı (UAD) kararları uyarınca durdurmak ve diğer taraftan Hamas'ın İsrail şehirlerini ve sivilleri hedef alan roket atışlarını durdurmasıdır” ifadelerini kullandı.

İsrail üzerinde baskı ve teşvikler

“Savaşın ertesi günüyle ilgili diplomatik çabalara gelince, bunlar devam ediyor” diyen Bueno, AB ve Avrupa ülkelerinin İsrail'e askeri operasyonunu durdurması ve bu görüşmelere katılması için baskı yaptığını açıkladı. Bueno, “Mevcut İsrail hükümetinin açık bir reddi söz konusu, ancak Avrupalılar müzakere masasına her iki tarafın da yararına olacak teşvikler koymaya çalışıyor, özellikle de İsrail'in barış sürecine dahil olmasını cazip kılmak için güvenlik, ekonomik ve mali düzeylerde” dedi. Bueno, Borrell'in bu yolun açılması gerektiği ve bu dosyada ilerlemek için ahlaki ve gerekli bir görev olduğu yönündeki ifadesini yineledi.


Filistin medyası: İsrail'in Refah'ın kuzeyindeki bir eve düzenlediği saldırıda 7 kişi öldü, 6 kişi yaralandı

İsrail'in Refah'ın kuzeyindeki bir evi bombalaması sonucu 7 kişi öldü, 6 kişi yaralandı (AP)
İsrail'in Refah'ın kuzeyindeki bir evi bombalaması sonucu 7 kişi öldü, 6 kişi yaralandı (AP)
TT

Filistin medyası: İsrail'in Refah'ın kuzeyindeki bir eve düzenlediği saldırıda 7 kişi öldü, 6 kişi yaralandı

İsrail'in Refah'ın kuzeyindeki bir evi bombalaması sonucu 7 kişi öldü, 6 kişi yaralandı (AP)
İsrail'in Refah'ın kuzeyindeki bir evi bombalaması sonucu 7 kişi öldü, 6 kişi yaralandı (AP)

Filistin El-Aksa televizyonu dün (Pazartesi) Gazze Şeridi'ndeki Refah'ın kuzeyinde bir evi hedef alan İsrail bombardımanında 7 kişinin öldüğünü ve 6 kişinin yaralandığını bildirdi.

Arap Dünyası Haber Ajansı'nın (AWP) haberine göre El Aksa TV, İsrail ordusunun Refah merkezine baskın düzenlediğini bildirdi.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in önceki gece Refah'ta yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını bombalaması sonucu ölenlerin sayısının 45'e, yaralıların sayısının ise 249'a yükseldiğini açıkladı.


Refah katliamının ve sınırda bir Mısır askerinin öldürülmesinin ardından Gazze'de ateşkes iki senaryoya bağlı hale geldi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda nöbet tutan Mısırlı askerler (DPA)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda nöbet tutan Mısırlı askerler (DPA)
TT

Refah katliamının ve sınırda bir Mısır askerinin öldürülmesinin ardından Gazze'de ateşkes iki senaryoya bağlı hale geldi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda nöbet tutan Mısırlı askerler (DPA)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda nöbet tutan Mısırlı askerler (DPA)

Gazze’de ateşkes müzakereleri son 24 saat içinde yaşanan bazı gelişmelerin ardından ‘yeni bir tünele’ girdi. Bu gelişmeler arasında, İsrail'in Filistin'in Refah kentinde yerinden edilenlerin sığındığı çadırları hedef alan bombardımanı, ardından Hamas'ın ‘görüşmelere katılmama’ niyetinde olduğuna dair sızıntılar ve Mısır-Gazze Şeridi sınırında patlak veren çatışmada bir Mısır askerinin öldürülmesi olayı yer aldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan iki eski diplomat ve bir askeri uzmanın anlattıklarına göre hız kazanan gelişmeler, Gazze'de olası ateşkes müzakerelerinin ertelenmesi ya da zorla yeniden toplanması seçenekleriyle karşı karşıya bırakıyor.

İsrail Yayın Kurumu (IBA), cumartesi günü Tel Aviv'in Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanmasını ve Hamas ile esir takası anlaşmasına varılmasını amaçlayan müzakerelere yeniden başlamayı kabul ettiğini aktarmıştı. Ancak İsrail'in pazar akşamı Refah'ta yerinden edilen Filistinlilerin çadırlarını hedef alan bombardımanı, Arapların gerilimi reddeden tepkilerine neden oldu. Filistin Sivil Savunması'na göre bombardımanda en az 40 Filistinli öldü, 65 Filistinli de yaralandı.

Öte yandan Mısır, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve etkili uluslararası tarafları Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanması ve Filistin'in Refah şehrindeki askeri operasyonların sona erdirilmesi için derhal müdahale etmeye çağırdı. Katar ise bombardımanın devam eden arabuluculuk çabalarını zorlaştırmasından ve Gazze Şeridi'nde acil ve kalıcı bir ateşkes ile esir takası için anlaşmaya varılmasını engellemesinden duyduğu endişeyi’ dile getirdi.

Arap basınında yer alan haberlere göre Hamaslı kaynaklar, arabuluculara, Refah’taki katliamdan sonra İsrail ile herhangi bir müzakere masasına oturmayacaklarını bildirdiler.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin pazartesi günü ABD Kongresi’nden bir heyeti ‘durumun kontrol altına alınması ve savaşın durması için çabaların yoğunlaştırılması gerektiği’ konusunda uyarmasından bir saat sonra IBA, ‘Refah Sınır Kapısı’nda İsrail ordusu ile Mısır ordusu arasında çıkan çatışmada, Mısırlı bir askerin öldüğünü’ duyurdu.

Mısır ordu tarafından yapılan açıklamada, ‘Refah sınırında meydana gelen ve bir güvenlik personelinin şehit olmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı olayının Mısır Silahlı Kuvvetleri tarafından soruşturulduğu’ bildirildi.

bgnhmö
Mısır, Gazze Şeridi halkına acil insani yardım sağlamaya devam ediyor (Mısır Ordu Sözcülüğü)

Mısır, Katar ve ABD'nin Kasım ayında sadece bir hafta süren geçici ateşkes için arabuluculuk yapmayı kabul etmesinden bu yana defalarca kez tıkanan Gazze’de ateşkes için yapılan dolaylı müzakerelerin geleceği belirsizliğe gömülmüş durumda.

Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Reha Ahmed Hasan, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Mısır'ın soruşturmalarının sonucuna bağlı olarak, sınırdaki olayın ardından müzakerelerin önünde iki seçenek olduğunu söyledi. Hasan’a göre bunlardan birincisi, bunun münferit bir olay olduğu ve kontrol altına alınabileceği sonucuna varılabilir. İkinci olarak ise olayın kasıtlı olduğu sonucuna varılabilir. Bu durumda müzakereler etkilenir ve belki de ertelenebilir. Mısır, resmi bir tutum sergileyecektir. Ardından her olayın tartışılması gerekecek.

Hamas'ın müzakere oturumlarına katılmayacağına dair basına sızan haberleri doğal bir tutum ve bir tür medya baskısı olarak değerlendiren Hasan, ancak ilk müzakere turu sonuç verirse Hamas’ın müzakerelere katılacağını belirtti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ali el-Hefni de İsrail'in yerinden edilenlerin sığındığı kampı hedef alan bombardımanının önümüzdeki müzakereleri etkileyeceğine şüphe olmadığını, çünkü herhangi bir müzakere süreci öncesinde gerginliğe değil, sakin bir atmosfere ihtiyaç olduğunu söyledi.

İsrail'in düzenlediği bombardımanın iki amacı olabileceğini düşünen Hefni’ye göre bunlardan ilki, arabuluculara bazı şeyleri dayatma, ikincisi, müzakerelerin diğer tarafı olan Hamas'ı uzlaşmazlığa itme çabası. Hefni, mevcut atmosferin bir sonraki müzakere turunun başarısı için elverişli bir ortam sağlamadığının da altını çizdi.

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınırda meydana gelen olayın ardından ‘müzakerelerin ertelenmesini’ bekleyen Hefni, bu noktada Mısır ordusunun olayla ilgili başlattığı soruşturmanın sonucunu beklemenin önemini vurguladı.

Şarku'l Avsat'a konuşan Mısırlı stratejist Tümgeneral Samir Ferec ise çadır kampının bombalanması ve sınırdaki olayın müzakereleri etkilemeyeceğini düşünüyor. Tümgeneral Ferec, bu görüşünün gerekçesi olarak; İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) kararları, içeride düzenlenen protesto gösterileri ve Avrupa ülkelerinin Filistin devletini tanımasının ardından en kötü dönemini yaşaması olduğunu söyledi.

Tümgeneral Ferec’e göre Refah'ta yerinden edilenlerin kaldığı çadır kampının bombalanması, Hamas'a yaklaşan müzakereler sırasında daha fazla taviz vermesi için baskı yapmayı, sınırdaki olay ise İsrail kamuoyuna Tel Aviv'in güçlü olduğu mesajını vermeyi amaçlıyor. Tümgeneral Ferec, müzakerelerin ertelenmeyeceğini ve ABD’nin garantörlüğünde ateşkese varılacağını vurguladı.


Batı, kan dökerek UAD'ye "meydan okuyan" İsrail'e tepkili

Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)
Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)
TT

Batı, kan dökerek UAD'ye "meydan okuyan" İsrail'e tepkili

Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)
Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Refah'a yönelik saldırıları durdurma kararı almasına rağmen dün bölgeye saldırı düzenleyen İsrail, en az 45 Filistinliyi öldürdü. 

Filistin haber ajansı WAFA'ya göre savaş uçakları, Gazze Şeridi'ndeki Refah'ın kuzeybatısında yerinden edilmiş Filistinlilere ayrılan, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) depolarının bulunduğu bölgenin yakınındaki çadırları bombaladı.

Görgü tanıkları, "İsrail ordusunun bombardımanı kamptaki çok sayıda çadırın yıkılmasına ve yanmasına neden oldu. Bu kamp, binlerce yerinden edilmiş Filistinlinin yaşadığı Refah kentinde İsrail ordusunun boşaltılmasını istediği bölgede yer almıyor" dedi.

Filistin Kızılayı, sağlık ekiplerinin aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıdaki kişinin cenazesiyle yaralıları hastanelere götürdüğünü belirtti.

Hamas'ı hedef aldığını söyleyen İsrail, yangını işaret etti

İsrail ordusu da Refah'taki hava saldırısında sivillerin öldüğünü doğruladı ancak "savaş uçaklarının üst düzey Hamas liderlerinin kaldığı Refah'taki bir yerleşkeye saldırdığını ve Hamas'ın Batı Şeria ofisi yöneticisi Yasin Rabi ve Halid en-Neccar adlı başka bir liderini öldürdüğünü" iddia etti. 

Olayla ilgili soruşturma yürütüldüğünü duyuran İsrail ordusu, sivillerin saldırı sonucu çıkan yangında öldüğünü savundu. 

Bu saldırı, dünyanın farklı bölgelerinden tepkilerin yükselmesine neden oldu. Tel Aviv'in UAD'yi dinlemeyerek uluslararası hukuka meydan okuduğu yorumları yapıldı. Türkiye'nin yanı sıra Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Katar, İrlanda da resmi açıklamalarla saldırıyı kınadı.

AB'den sert açıklama 

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, bugün X hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Refah'tan gelen, İsrail saldırılarının aralarında küçük çocukların da olduğu yerinden edilmiş onlarca kişiyi öldürdüğü yönündeki haberler dehşete düşürdü. En güçlü ifadelerle kınıyorum. Gazze'de güvenli yer yok. Bu saldırılar derhal durmalı. Tüm taraflar Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne ve uluslararası insani hukuka uymalı.

İsrailli milletvekilinden yakalama kararına destek

İsrail Parlamentosu'ndaki muhalif Ortak Liste Partisi'nden milletvekili Ofer Cassif, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han'ın 20 Mayıs'ta, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında "yakalama kararı" çıkartılması istediğini hatırlatarak sorumluların yargılanmasını talep etti.

Gazze'yi kontrol etmeyen Filistin Devlet Başkanlığı, saldırının "tüm sınırları aşan bir katliam" olduğunu bildirdi. Filistin Enformasyon Bakanı ve Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne şu ifadeleri kullandı:

İsrail işgal güçlerinin bu iğrenç katliamı gerçekleştirmesi, Uluslararası Adalet Divanı'nın, Refah'ın hedef alınmaması ve Filistin halkına koruma sağlamanın gerekliliği konusundaki açık ve net kararı başta olmak üzere uluslararası meşruiyete sahip tüm kararlara bir meydan okumadır.

Bölgeyi kontrol eden Hamas da İsrail'in UAD'ye meydan okuyarak "korkunç bir savaş suçu" işlediğini bildirdi. Saldırıdan İsrail'in Refah'ı işgaline destek olmakla suçlanan ABD yönetimi ve Joe Biden sorumlu tutuldu.

Hamas, Mısır başta olmak üzere tüm taraflara, İsrail ordusunun Refah sınır kapısından çekilmesi için baskı yapma, sınır kapısındaki ekiplerin çalışmalarını devam ettirebilmesinin sağlanması, yaralı ve hastaların çıkışıyla insani yardımların geçişini kolaylaştırma çağrısı yaptı.

Fransa'da muhalefet de iktidar da çağrıda bulunuyor

Fransız muhalif siyasetçiler de Tel Aviv hükümetine tepki gösterdi. Muhalefet liderlerinden Jean-Luc Melenchon, Refah kampında yaşananları "dehşet verici" olarak nitelendirdi: 

Gazze'de mülteci kamplarındaki çadırlarda yaşanan iğrenç katliam bu savaş suçlularının ordusunun katillerinin ve liderlerinin ne olduğunu özetliyor.

Solcu Boyun Eğmeyen Fransa Partisi (LFI) lideri Melenchon, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, "hiçbir şey yapmamakla" suçladı. İsrail'e her türlü baskının yapılması için çağrıda bulunarak, Fransa'nın İsrail hükümetiyle işbirliğine son vermesini, silah ihracatı konusunda ambargo uygulamasını ve Filistin devletini tanımasını istedi.

Pazartesi açıklama yapan Macron da acil ateşkes çağrısıyla birlikte "Bu operasyonlar durmalı. Refah'ta Filistinli siviller için güvenli alan yok" dedi. 

Belçika Başbakan Yardımcısı Petra de Sutter "Bu savaş suçlarını tamamen durdurmalıyız" ifadesini kullanarak tepki gösterdi.

İtalya: Artık meşrulaştırılamaz

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, durumu çaresizlikle izlediklerini belirtti:

Durum gittikçe daha da güçleşiyor. Hamas'la hiçbir ilgisi olmayan masum Filistinli erkek, kadın ve çocukların haklarına bakılmaksızın sıkıştırılması artık meşrulaştırılamaz.

Almanya'dan sınır yardım misyonuna destek

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, bugün Brüksel'de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulundu.

Baerbock, UAD kararlarının bağlayıcı olduğunu ve uygulanması gerektiğini vurgulayarak, "Uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk herkes için geçerlidir. Bu İsrail'in savaş yapma şekli için de geçerlidir" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı, Alman hükümetinin Refah'taki sınırı korumak için AB'nin sınır yardım misyonunu yeniden faaliyete geçirilmesi düşüncesini desteklediğini söyledi. AB, 2005'te Refah'taki geçiş noktasına sınır yardım misyonu göndermiş, 2007'deyse bu misyon durdurulmuştu.

UAD, 24 Mayıs'ta yeni tedbir kararlarında, İsrail'in Refah'a yönelik saldırılarını derhal durdurmasına, insani yardımları engellememesine ve suçlarını araştıracak BM görevlilerinin Gazze'ye girişine izin vermesine hükmetmişti. UAD, Hamas'ın da elindeki rehineleri derhal bırakması gerektiğini vurgulamıştı.

Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarının ardından Gazze Savaşı başlamıştı. İsrail'in verdiği rakamlara göre Aksa Tufanı operasyonu sırasında çoğu sivil 1170'i aşkın kişi öldürüldü. 252 rehineden 121'inin halen Gazze'de olduğu ve bunlardan 37'sinin öldüğü tahmin ediliyor. 

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 36 bini aşkın Filistinli öldürüldü, yaralı sayısı da 80 bini geçti.
Independent Türkçe,


Refah sınır kapısında Mısır-İsrail çatışması: Bir Mısır askeri öldü

Gazze Şeridi'nin doğu sınırını koruyan Mısır askerleri
Gazze Şeridi'nin doğu sınırını koruyan Mısır askerleri
TT

Refah sınır kapısında Mısır-İsrail çatışması: Bir Mısır askeri öldü

Gazze Şeridi'nin doğu sınırını koruyan Mısır askerleri
Gazze Şeridi'nin doğu sınırını koruyan Mısır askerleri

Mısır Silahlı Kuvvetleri askeri sözcüsü yaptığı açıklamada, Mısır ordusunun "yetkili makamlar aracılığıyla Refah sınır şeridinde meydana gelen ve bir güvenlik personelinin şehit olmasına yol açan silahlı saldırı olayını" soruşturduğunu duyurdu.

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Gazze ile Refah sınır kapısı yakınlarında İsrail ve Mısır askerleri arasında ateş açıldığı yönündeki haberleri araştırdığını bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada "Bugün birkaç saat önce Mısır sınırında bir çatışma yaşandı, olay inceleme altında ve Mısırlılarla görüşmeler devam ediyor” denildi.

İsrail Haaretz gazetesi, bir Mısır askerinin İsrail ordusu ile girdiği çatışmada öldürüldüğünü bildirdi. Gazete İsrail ordu kaynaklarına dayanarak, Mısırlı askerin ateş açtığını aktardı.


İsrail ordusu Lübnan'a saldırıyı simüle eden bir kara tatbikatı gerçekleştirdi

 Kara tatbikatı sırasında bir İsrail askeri (X)
Kara tatbikatı sırasında bir İsrail askeri (X)
TT

İsrail ordusu Lübnan'a saldırıyı simüle eden bir kara tatbikatı gerçekleştirdi

 Kara tatbikatı sırasında bir İsrail askeri (X)
Kara tatbikatı sırasında bir İsrail askeri (X)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, ordunun geçtiğimiz haftalarda Lübnan'a yönelik bir saldırıyı simüle eden kara tatbikatı gerçekleştirdiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığına göre Adraee X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, 146. Tümen ve 205. Yedek Zırhlı Tugay'ın katıldığı tatbikatın ‘kuzey cephesindeki savaş senaryolarını, kuvvetlerin sahada hızla konuşlandırılmasını, tümen ve tugay karargahlarının işlevini ve kuvvetlerin saldırıya hazır olmasını’ simüle ettiğini belirtti.

Adraee tatbikatın, ‘muharebe prosedürleri, kuzey cephesinde saldırı planlarının doğrulanması, ikmal, Lübnan'daki zorlukların incelenmesi ve Lübnan'ın derinliklerinde mümkün olduğunca fazla savaş simülasyonu yaparak gündüz, gece ve engebeli alanda operasyonel modelleri’ içerdiğini açıkladı.

Adraee’ye göre İsrail kuvvetleri ayrıca, ‘lojistik, iletişim ve derinlemesine bilgi işlem, engebeli alanlarda hareket etme, dağlık eksende ilerleme, çok dereceli ateş etme ve kuzey sınırındaki hazırlığı artırmanın bir parçası olarak kentsel bir alanda savaşma’ pratiği yaptı.

Lübnan-İsrail sınırı, İsrail'in 7 Ekim'de Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının başlamasından bu yana bir yandan İsrail ordusu, diğer yandan da Lübnan'daki Hizbullah ve silahlı Filistinli gruplar arasında neredeyse her gün karşılıklı bombardımana sahne oluyor.


Refah’ta gerçekleşen katliamda hayatını kaybedenlerin sayısı 45’e yükselirken, savaş kurbanlarının sayısı 36 bini aştı

 İsrail'in Refah’ta yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kampı bombalaması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 45'e yükseldi. (Reuters)
İsrail'in Refah’ta yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kampı bombalaması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 45'e yükseldi. (Reuters)
TT

Refah’ta gerçekleşen katliamda hayatını kaybedenlerin sayısı 45’e yükselirken, savaş kurbanlarının sayısı 36 bini aştı

 İsrail'in Refah’ta yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kampı bombalaması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 45'e yükseldi. (Reuters)
İsrail'in Refah’ta yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kampı bombalaması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 45'e yükseldi. (Reuters)

Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, İsrail'in Refah’ta yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kampı bombalaması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 45'e yükseldiğini duyurdu.

Bakanlık tarafından dün (pazar) Refah'ta yaşanan katliamla ilgili yapılan kısa açıklamada, “23'ü kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere toplam 45 şehit ve 249 yaralı var” denildi.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim'den bu yana İsrail bombardımanında hayatını kaybedenlerin sayısının 36 bin 50'ye, yaralı sayısının ise 81 bin 26'ya yükseldiğini duyurdu.

Bakanlığın bugün yaptığı basın açıklamasında, “İsrail işgali Gazze Şeridi'ndeki ailelere karşı yedi katliam gerçekleştirdi ve son 24 saat içinde 66 şehit ve 383 yaralı hastanelere ulaştı. Gazze Şeridi'nde devam eden İsrail saldırısının 234’üncü gününde, çok sayıda kurban halen enkaz altında ve yollarda. Ambulans ve sivil savunma ekipleri onlara ulaşamıyor” ifadeleri yer aldı.


Suriye: Arap zirvesine katılma, İran cenazesine katılmama

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye: Arap zirvesine katılma, İran cenazesine katılmama

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ölümü, anahtarı Dini Lider Ali Hamaney'de bulunan Suriye ile İran arasındaki stratejik ilişkilerde depreme neden olmadı. Ancak hiç şüphesiz Reisi'nin yokluğu bu ilişkilerin son dönemde girdiği yolu izlemesini destekleyecektir. O yol da Arap kucağında daha fazla sıcaklık, İran ittifakında soğukluk ve Şam-Tahran ilişkisinin yeniden tanımlanmasıdır.

Arap yakınlaşmasının son iki kanıtından ilki, siyasi ve resmi iletişimi geliştirmek amacıyla Suudi Arabistan'ın Suriye'ye büyükelçi atamasıydı. Bu adım, uçuşların yeniden başlatılması, Suriye Vakıflar Bakanlığı aracılığıyla Suriyeli hacıların kabul edilmesi, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için çalışılması gibi atılan diğer adımlar ile birlikte geldi. İkinci kanıt ise Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in bu ayın ortasında Bahreyn'de düzenlenen Arap zirvesine katılmasıydı.

Esed, Şam'ın üyeliğinin dondurulduğu ve Arap ülkelerinin ilişkileri kestiği 10 yılın ardından ilk kez, bir yıl önce Cidde'de düzenlenen bir önceki Arap zirvesine katılmıştı. O zirvede İsrail ile siyasi ilişkilerin kesilmesi çağrısında bulunduğu bir konuşma yapmıştı. Ancak Bahreyn zirvesinde bir konuşma yapmadı. Resmî açıklama bunun sınırlı süreden kaynaklandığı yönünde iken, karşıt açıklama ise normalleşme sürecinin başlamasının üzerinden geçen bir yılın ardından yaşanan hayal kırıklığının sonucu olduğu yönündeydi. Ancak devam eden Suriye-Suudi Arabistan yakınlaşması bu iddiaları çürütüyor. Bu ise sessizliğin ardında, Esed'in kendisi ile stratejik müttefik olan, son 10 yılda her türlü yolla desteklenmesine güçlü katkıda bulunan bir ülkenin liderinin cenazesine katılmamasıyla desteklenen siyasi bir mesajın olduğu olasılığını güçlendiriyor (Esed'in katılmamasının eşi Esma'nın hasta olduğunun ve Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad'ın Moskova'da göz ameliyatı olacağının duyurulması ile bağlantılı bir nedeni daha var. Suriye Devlet Başkanı'nın bu ay sonunda Tahran'a yapması planlanan ziyaretinin düzenlenmesi için temaslar yapılıyor).

Suriye'nin Manama'daki sessizliği ile Tahran'daki yokluğu aynı anlama geliyor, o da Şam’ın, “Arap kucağı” ile “İran ittifakını” temkinli bir şekilde birleştirdiğidir.

Manama'daki katılım ile Tahran'daki yokluk aynı anlama geliyor, o da Şam’ın, “Arap kucağı” ile “İran ittifakını” temkinli bir şekilde birleştirdiğidir. Bunu açıklamak için gelinen aşamada Suriye dosyasındaki ana gelişmelere göz atmak doğru olur.

Şam-Tahran yolunda suyun düzgün ve ılık akmadığı açık. İsrail, Şam hiçbir şey yapmadan İranlı liderleri Suriye topraklarında takip ediyor. Hatta Suriyeli yetkililerin İran'a baskı yapılmasından memnuniyet duyduğunu söyleyenler bile var. Ayrıca Suriye hükümetinin, İran kurumlarıyla ilişkilerin azaltılması yönünde sözlü ve yazılı talimatlar gönderdiği de söyleniyor. Reisi'nin yılın başında gerçekleştirdiği Şam ziyaretinin defalarca ertelenmesinin ardından, iki taraf arasındaki karşılıklı ziyaretlerin düzeyi de son dönemde önemli ölçüde azaldı.

Öte yandan Arap ilişkileri, temasları ve ziyaretlerinde bir artış var. Özellikle Suriye ile Ürdün arasında örtülü bir gerilimin olduğu ve bu durumun, Amman'ın talebi üzerine bu ayın 8'inde Bağdat'ta Suriye tarafıyla yapılması planlanan Arap bakanlar toplantısının iptal edilmesine yol açtığı doğru. Aynı şekilde Suriye ve Ürdün tarafının diplomatik kanallar aracılığı ile birbirlerine sert mesajlar ilettikleri de doğru. Ancak Mikdad ile mevkidaşı Eymen el-Safadi arasında Manama'da yapılan son toplantı, "yol haritası" kapsamındaki karşılıklı yükümlülüklerin uygulanmasına yönelik yeni bir girişim için fırsat sunacaktır. Suudi Arabistan büyükelçisinin atanması adımı da yakınlaşma sürecine yeni bir şemsiye sunmak ve düğümlerini çözmek için atıldı.

Tahran ile yaşanan soğukluk ve Araplarla yaşanan sıcaklık arasında Washington'da önemli bir gelişme yaşandı. ABD Başkanlık Ofisi, Arapların Esed ile normalleşmesine karşı çıkan yasa taslağının geri çekilmesi için Kongre ile temasa geçti.

Tahran ile yaşanan soğukluk ve Araplarla yaşanan sıcaklık arasında Washington'da önemli bir gelişme yaşandı. ABD Başkanı Joe Biden'ın ofisi, Arapların Esed ile normalleşmesine karşı çıkan bir yasa taslağının geri çekilmesi için Kongre ile temasa geçti (Captagon ile mücadeleyle ilgili başka bir yasa taslağı ise kabul edildi). İlk yorum, yasa taslağının Başkanın yetkilerine bir müdahale olduğu ve onaylanmasının yasama ve yürütme erklerinin iç içe geçmesine bir emsal teşkil edeceği yönündeydi. Ancak siyasi açıklama şöyle; Ortadoğu Koordinatörü Brett McGurk, Şam ile müzakerelerde "ellerinin bağlanmasını" ve ABD'nin müttefiklerinin tercihlerine karışmayı istemiyor. Bu nedenle, taslağın geçmesini engellemek için Başkanın adıyla sürece müdahale etti. Diğer yandan, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler “Sezar Yasası” yaptırımlarının sürdürülmesinde bir sakınca görmüyorlar ve yasa büyük olasılıkla yıl sonuna kadar uzatılacak. Ancak Biden ekibi bunu Şam'a baskı yapmanın bir aracı olarak görüyor.

Merkezi Arap ülkeleri Suriye tercihlerini bölgedeki çıkarlarına göre ilerletiyor

Biden yönetiminden gelen yeni sinyallerin yanı sıra, Avrupa'nın Şam meselesinde yaşadığı bölünme de güçlendi. Fransa, Almanya ve İngiltere'nin katılığı ve Suriyeli yetkililerin birçok başkentte yargılanmasına karşılık, İtalya, GKRY ve Yunanistan gibi ülkeler Şam ile diplomatik normalleşme yönünde ilave adımlar attı. Nisan ayının sonunda üst düzey bir Çek yetkili, on yıl aradan sonra ilk kez Şam'ı ziyaret etti. Avrupalı ​​siyasi temsilciler ve istihbarat şefleri de Şam’ı gizlice ziyaret etti.

Bu adımlar çelişkili değil, aksine normalleşme rüzgarlarının birden fazla yönden estiği bölgede görülen uyuma daha yakın. ABD ve Avrupa ülkeleri, artık Şam ile iletişim kanallarını engellemiyor. Arap ülkeleri, Batı yaptırımlarının sınırları dahilinde hareket etmek istiyor. Merkezi Arap ülkeleri Suriye seçimlerini bölgedeki çıkarlarına göre ilerletiyor.

Dolayısıyla zirveye katılma, cenazeye katılmama ile Suriye, Arap kucağı ile İran ittifakı arasında bir yerde duruyor. Manama'daki sessizliği de İsrail'in, Suriye'deki İran çıkarlarını hedef almasına karşı sessizliğinin devamı niteliğindedir.