BDDK'dan 2 bankanın kurulmasına, 1 bankanın faaliyetine izin

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca (BDDK), Hayat Finans Katılım Bankası AŞ'ye faaliyet izni verilmesi, Asır Yatırım Bankası AŞ ile Ziraat Dinamik Banka AŞ'nin kurulmasına izin verilmesi kararı alındı.

AA
AA
TT

BDDK'dan 2 bankanın kurulmasına, 1 bankanın faaliyetine izin

AA
AA

BDDK'nın Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan kurul kararına göre, Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sahipliğine İlişkin Yönetmeliğin 4'üncü maddesi ile Bankacılık Kanunu'nun 7'nci ve 8'inci maddeleri kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, Kanunun 6'ncı maddesi uyarınca kurucu ortaklar Hardan Ayyed, Mohammed Noori Ayyed, Noor Ayyed, Vadeea Ayyed ve Vedat Ayyed tarafından Türkiye'de 600 milyon TL kuruluş sermayeli "Asır Yatırım Bankası AŞ" unvanlı bir yatırım bankası kurulmasına izin verildi.
Söz konusu yönetmelik çerçevesinde, Bankacılık Kanunu uyarınca Dijital Banka Yönetmeliği'nde dijital bankalar için belirtilen faaliyet esaslarına uygun olarak faaliyet göstermek ve faaliyet izni başvurusunu bu çerçevede yapmak üzere, kurucu ortaklar Ziraat Bankası AŞ, Ziraat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ, Ziraat Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı AŞ, Ziraat Yatırım Menkul Değerler AŞ, Ziraat Teknoloji AŞ tarafından Türkiye'de 2 milyar 500 milyon TL kuruluş sermayeli "Ziraat Dinamik Banka AŞ" unvanlı bir dijital banka kurulmasına izin verilmesi kararı alındı.
Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sahipliğine İlişkin Yönetmeliğin 7'nci maddesi ve Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirmeler neticesinde, Kurul'un 21 Nisan 2022'de kuruluş izni verilen Hayat Finans Katılım Bankası AŞ'ye faaliyet izni verilmesine karar verildi.



ABD Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırmasıyla altın, 2008 sonundan bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşama yolunda ilerliyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)
TT

ABD Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırmasıyla altın, 2008 sonundan bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşama yolunda ilerliyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen mücevherler (AFP)

Altın fiyatları, Ortadoğu'daki gerilimlere bağlı endişelerin azalması ve yüksek enflasyonu dizginlemek amacıyla ABD faiz oranlarının artırılacağına dair beklentilerin güçlenmesiyle bugün yüzde 1'den fazla değer kaybetti. Altın böylece, Ekim 2008'den bu yana en büyük aylık kaybını kaydetmeye hazırlanıyor.

Spot altının ons fiyatı, TSİ 05:21 itibarıyla yüzde 1,5 düşüşle 3956,92 dolara geriledi. Bu seyir devam ederse, üst üste dördüncü aylık kaybını yaşayacak olan altın, ay başından bu yana yaklaşık yüzde 12,7 değer kaybetmiş olacak. ABD altın vadeli işlemleri (Ağustos teslimatlı) ise yüzde 1,7 düşüşle 3969,30 dolara geriledi.

Değerli metal, İran ile yaşanan savaşın enerji fiyatlarında keskin bir artışa yol açmasıyla tetiklenen enflasyon endişeleri ve sıkı para politikası beklentilerinin ardından, 2024 yılından bu yana ilk, Haziran 2013'te sona eren çeyrekten bu yana ise en büyük çeyreklik kaybını kaydetmeye doğru gidiyor.

Marex analisti Edward Meir, durumu şu sözlerle değerlendirdi: "Yüksek enflasyon, yüksek faiz beklentileri ve güçlü dolar; altın fiyatlarını normalde yukarı taşıyan tüm pozitif etkenleri gölgede bırakıyor."

Altın geleneksel olarak enflasyona karşı korunma aracı olarak görülse de faiz oranlarının yüksek olduğu ortamlarda getiri sağlamayan bir varlık olması nedeniyle cazibesini yitiriyor. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın (FED) bu yıl üç faiz artırımına daha gitmesini bekliyor. CME FedWatch aracına göre piyasalar, eylül ayı toplantısında faiz artırımı ihtimalini yüzde 64 civarında fiyatlıyor.

Piyasalar, FED'in faiz politikasına dair yeni ipuçları için bu hafta açıklanacak ADP özel sektör istihdam raporu ve tarım dışı istihdam verilerini bekliyor. Bu arada ABD dolarının üst üste ikinci ayda da değer kazanması, altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha pahalı hale getiriyor.

Enerji piyasalarında ise Tahran tarafından herhangi bir görüşme planlanmadığı teyit edilmesine rağmen, ABD ile İran arasında Doha'da yapılabilecek olası görüşmelerin sonuçları beklenirken, petrol fiyatları 2020'den bu yana en büyük çeyreklik kaybını kaydetmeye hazırlanıyor.

Analist Meir, altın fiyatlarının yılın ikinci yarısında 3500 ile 4400 dolar aralığında hareket etmesini beklediğini ifade etti. Diğer değerli metallere bakıldığında; gümüş yüzde 2 düşüşle 57,13 dolara, platin yüzde 1,1 düşüşle 1557,21 dolara, paladyum ise yüzde 0,4 düşüşle 1208,17 dolara geriledi. Her üç metal de hem aylık hem de çeyreklik bazda kayıplarla karşı karşıya.


Bütçe anlaşmazlığı, Erbil ile Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarını tehdit ediyor

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
TT

Bütçe anlaşmazlığı, Erbil ile Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarını tehdit ediyor

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)

Bağdat ile Erbil arasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki petrol sahalarının yönetimine ilişkin olumlu uzlaşı sinyalleri ortaya çıkarken, kriz bu kez federal bütçe ve karşılıklı mali yükümlülükler başlığında yeniden alevlendi. Gerilim, IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin, Bağdat’ın Erbil’den her ay 120 milyar Irak dinarı (91 milyon dolar) tutarında sabit bir ödeme talep etmesinin meşruiyetini ve hukuki dayanağını sert ifadelerle sorgulamasının ardından tırmandı. Bu gelişmeye eş zamanlı olarak IKBY Maliye Bakanlığı, federal hükümetin son yedi yılda IKBY’nin bütçe payından yaklaşık 48 trilyon Irak dinarı (36,6 milyar dolar) kesinti yaptığını açıkladı.

Söz konusu gelişmeler, ABD’nin son dönemde yürüttüğü yoğun diplomatik temasların ardından yaşandı. Kürt siyasetçiler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın haziran ayı ortasında Erbil’e gerçekleştirdiği ziyarette, IKBY ile Ali ez-Zeydi başkanlığındaki yeni federal hükümet arasında uzun süredir devam eden petrol anlaşmazlığının çözüm ihtimalini ele aldığını belirtti. Kaynaklar, uluslararası çevrelerde Bağdat’taki yeni yönetimin kronik sorunları aşabileceğine yönelik temkinli bir iyimserlik bulunduğunu, ancak doğal kaynakların yönetimini düzenleyecek kalıcı bir federal yasanın yakın vadede çıkarılmasının beklenmediğini ifade etti.

‘Sabit kesinti’ tartışması

120 milyar Irak dinarı tutarındaki ödemeye ilişkin hukuki ihtilafın ayrıntılarını değerlendiren IKBY Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Havari Kemal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Bağdat’ın son uygulamalarının taraflar arasındaki anlaşmazlığı daha da derinleştirdiğini ve hem IKBY hem de Irak genelinde çifte ekonomik krize yol açtığını söyledi. Kemal, Ali ez-Zeydi hükümetine, “Taraflar arasındaki çözümsüz dosyaları yeniden ele alması ve anlaşmazlıkların çözümünde anayasayı temel referans olarak esas alması” çağrısında bulundu.

SGBFG
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026 tarihinde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı ağırladı. (Hükümet Basın Bürosu)

Mesrur Barzani de yerel basına yaptığı açıklamada, “120 milyar Irak dinarının federal hükümete iade edilmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını” belirterek, “Yasada yer alan hüküm, petrol dışı gelirlerin yarısının federal hükümete devredilmesini öngörüyor. Söz konusu 120 milyar dinar ise önceki Irak hükümetinin kabinesi tarafından alınmış bir kararla belirlenmişti” dedi. Konunun şu anda yeniden değerlendirildiğini ifade eden Barzani, “Irak genelinde, özellikle de IKBY’de yerel gelirlerin artmasını umuyorum. Gelirler arttıkça IKBY’nin katkısı da artacak” diye konuştu.

Kemal ise 2019 tarihli 6 sayılı Federal Mali Yönetim Kanunu’nun 29. maddesinin bu konuda açık olduğunu vurgulayarak, petrol dışı federal gelirlerin (gümrükler, sınır kapıları ve limanlardan elde edilen gelirler gibi) yarısının, fiilen tahsil edilen tutara göre değişken bir oran üzerinden federal hükümete aktarılacağını, bunun sabit ve önceden belirlenmiş 120 milyar Irak dinarı tutarında bir ödeme anlamına gelmediğini söyledi. IKBY’de iki tür gelir bulunduğunu belirten Kemal, “Yerel gelirler tamamen bölge yönetimine aittir. Federal nitelikteki petrol dışı gelirlerin ise bölgede tahsil edilen kısmının yarısı federal hükümete aktarılır” ifadelerini kullandı.

Petrol dışı federal gelirler, gümrükler, limanlar, sınır kapıları ve benzeri, federal yönetimin yetki alanına giren egemenlik gelirlerini kapsarken; gelir vergileri ve belediye gelirleri ise yerel gelirler arasında değerlendiriliyor.

VBFRBGFRT
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilci Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Arşiv – Kürdistan Demokrat Partisi)

Kürt petrol uzmanı Dr. Govend Şirvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu 120 milyar dinar rakamının kaynağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şirvani, bu tutarın iki yıl önce iki tarafın maliye bakanlıkları arasındaki ön tahminler ve mutabakatlar doğrultusunda belirlendiğini, o dönemde fiilen elde edilen gelirlerin yarısını temsil ettiğini söyledi. Ancak son dönemdeki jeopolitik gerilimlerin bölgedeki ticaret akışını azalttığını ve IKBY ile Irak genelinde gümrük gelirlerinde ciddi düşüş yaşandığını belirten Şirvani, bu nedenle Erbil’in fiilen gerçekleşen gelirlerin yarısını gönderdiğini ifade etti. Buna karşın Bağdat’ın, gerçek gelirlerdeki düşüşü dikkate almadan eski sabit tutarın kesilmesinde ısrar ettiğini aktardı.

Ekonomist Helovan Hasni ise Bağdat’ın sabit mali yükümlülükte ısrar etmesinin son dönemde varılan petrol mutabakatlarını zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Mevcut koşullar altında IKBY’nin bu tutarı aylık olarak karşılamasının mümkün olmadığını belirten Hasni, bunun ancak memur maaşları, kamu çalışanlarının gelirleri ve temel hizmetler pahasına sağlanabileceğini ifade etti.

Hasni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Bağdat’ın bu sabit kesinti ısrarı ikili ilişkileri ciddi şekilde zedeleyecek ve son petrol anlaşmalarını tehlikeye atacak” dedi. Ekonomik bir soru yönelten Hasni, “Eğer bölgesel koşullar düzelir ve IKBY’deki petrol dışı federal gelirler aylık 400 milyar dinar seviyesini aşarsa, Bağdat yine sadece 120 milyar dinarla mı yetinecek, yoksa gelir artışına paralel olarak daha fazlasını mı talep edecek?” ifadelerini kullandı.

Hasni ayrıca, bütçe yasasında yer alan ve fiilen gerçekleşen gelirlerin yarısının devredilmesini öngören düzenlemeye tam uyulmasının her iki taraf için de en adil ve mantıklı çözüm olduğunu vurguladı. Mevcut koşullarda sabit bir rakamın sürdürülmesinin Erbil için sürdürülemez olduğunu belirten Hasni, bunun ancak vatandaşların yaşam giderleri ve temel kamu hizmetlerinden fedakârlık edilerek karşılanabileceği uyarısında bulundu.

‘Gerçek harcama’ tuzağı

Bu bağlamda IKBY Maliye Bakanlığı, net rakamlarla tabloyu ortaya koyarak federal hükümetin son yedi yılda IKBY’nin toplam mali payının yalnızca yüzde 42’sini gönderdiğini açıkladı.

Bakanlığın resmi verilerine göre, egemenlik ve zorunlu harcamalar düşüldükten sonra IKBY’nin hak ettiği bütçe payı 79 trilyon Irak dinarını (yaklaşık 60,3 milyar dolar) aştı. Ancak Bağdat’ın bu tutardan yalnızca 33 trilyon dinarını (yaklaşık 25,2 milyar dolar) gönderdiği ve bu miktarın da yalnızca kamu çalışanlarının maaşları için kullanıldığı belirtildi. Buna karşılık federal hükümetin, IKBY’nin anayasal haklarından 48 trilyon dinardan (36,6 milyar dolar) fazlasını alıkoyduğu ifade edildi. Bakanlık, söz konusu dönemde herhangi bir işletme ya da yatırım harcamasının finanse edilmediğini, ayrıca 2019-2023 yılları arasında gönderilen ödemelerin büyük bölümünün Bağdat tarafından Erbil’in borcu olarak kayda geçirildiğini bildirdi.

SDFBFB
Irak Petrol Bakanlığı (Bakanlığın internet sitesi)

IKBY Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Havari Kemal ise bu rakamlara ilişkin Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Biz bu kesintilerin anayasal güvence altındaki hakkımız olduğunu talep ediyoruz. Şu anda konu federal hükümetin gündeminde ve anayasal yükümlülüklere ne ölçüde uyacağına bağlı” ifadelerini kullandı.

Yapısal bozukluk

Krizin mali kökenlerine ilişkin olarak, IKBY Basın Enformasyon Dairesi tarafından Şarku’l Avsat’a sağlanan analiz raporunda, son yirmi yılın bütçe kalemleri incelenerek hem IKBY hem de ülke genelindeki mali istikrarı tehdit eden ciddi bir yapısal bozukluğa dikkat çekildi. Raporda, söz konusu sorunun temelinde “egemenlik harcamaları” kalemindeki olağanüstü genişleme ve sabit bütçe tahsisleri yerine ‘fiili harcama’ mekanizmasının getirilmesi olduğu ifade edildi.

‘Fiili harcama’ mekanizmasının, IKBY’nin yasal olarak bütçede belirlenmiş payını doğrudan alamaması anlamına geldiği belirtilen raporda, Erbil’e aktarılan tutarın Bağdat’ın sahada gerçekleştirdiği harcamalara göre değiştiği kaydedildi. Buna göre, Basra’da bir yatırım projesinin durması ya da federal hükümetin idari gerekçelerle harcamalarını azaltması halinde IKBY’nin payının da otomatik olarak düştüğü, bunun da bölgenin anayasal haklarını kağıt üzerinde kalan ve fiilen eriyen rakamlara dönüştürdüğü ifade edildi. Bu durumun özellikle kamu çalışanlarının maaşlarını, Erbil’in kontrolü dışında kalan değişkenlere bağımlı hale getirdiği vurgulandı.

Hükümet raporuna göre, egemenlik harcamalarının şişmesi nedeniyle IKBY yılda 8,7 trilyon Irak dinarı (6,59 milyar dolar) tutarında katkı sağlamak zorunda kalıyor. Ayrıca Irak’ın egemen borçlarının ödenmesinde yüzde 12,67’lik payı gereği yıllık 1,6 trilyon dinar (1,21 milyar dolar) daha ödemekle yükümlü tutuluyor. Buna karşılık IKBY’nin dış kredilerden aldığı payın yalnızca 62,4 milyar dinar (47,2 milyon dolar) olduğu belirtilen raporda, ‘çarpıcı bir mali paradoks’ olarak, bölgenin aldığı her 1 dolarlık krediye karşılık federal hükümetin başka bölgelerde yürüttüğü projelerden kaynaklanan borçlar için 26 dolar ödediği ifade edildi.

Siyasi baskının perde arkası

Kürt siyaset ve ekonomi analisti Dr. Saman Şali ise söz konusu karmaşık dosyanın ‘geçici uzlaşmalarla değil, Erbil ile Bağdat arasında kalıcı ve sağlam mutabakatlarla’ çözülmesi gerektiğini vurguladı. Şali, mevcut anlaşmazlıkların, geçmiş federal hükümetlerin bütçe ve maaş dosyalarını IKBY üzerinde siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak kullanmasının bir sonucu olarak biriktiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şali, Erbil’in geçmişte çalışan maaşları ve operasyonel giderlerini karşılamak için bağımsız petrol ihracatına yöneldiğini hatırlatarak, “Ancak 2023’ten itibaren bölge petrolü ve gelirlerini Bağdat’a teslim etme konusunda tam bir uyum gösterdi; buna rağmen federal hükümet karşı yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmedi” dedi.

Yeni Başbakan Ali ez-Zeydi liderliğinde kurulan hükümetle birlikte IKBY bütçe kalemlerine dokunulmayacağı ve maaş kesintilerine gidilmeyeceğine dair olumlu işaretler ve açıklamalar bulunduğunu belirten Şali, buna rağmen 120 milyar dinarlık sabit kesinti kararının derhal gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Şali ayrıca, bu dosyanın karşılıklı inceleme ve denetim mekanizmalarına tabi tutulması gerektiğini, federal gelirlerin gerçek miktarının ve yasal olarak aktarılması gereken yarısının net şekilde belirlenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Federal hükümete, her yıl sonunda denetlenmiş kesin hesaplarını açıklama çağrısı yapan Şali, böylece gelir ve giderlerde şeffaflığın sağlanabileceğini söyledi. Ayrıca, IKBY’ye yönelik biriken mali kesintilerin yapılandırılarak ödenmesini önererek, iki taraf arasında yirmi yılı aşkın süredir devam eden kaynak krizinin sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.


Apple kara listedeki firmadan çip alma peşinde

Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
TT

Apple kara listedeki firmadan çip alma peşinde

Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)

Apple, ABD'nin kara listesindeki Çinli firma CXMT'den çip satın almaya çalışıyor.

Financial Times'ın aktardığına göre teknoloji devi, CXMT'den bellek yongası satın alabilmek için Donald Trump yönetimiyle irtibat halinde.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Apple yetkililerinin yaklaşık bir ay önce ABD Ticaret Bakanlığı'yla temasa geçtiğini, Washington'da lobicilik faaliyetlerine devam ettiğini söylüyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Çinli çip üreticileri CXMT ve YMTC'yi Çin Halk Kurtuluş Ordusu'yla bağlantılı oldukları gerekçesiyle kara listeye almıştı.

ABD ulusal güvenliğini tehdit edebilecek şirketlerin yer aldığı "1260H" diye bilinen bu listenin herhangi bir hukuki bağlayıcılığı yok. Dolayısıyla Apple'ın bu şirketlerden çip almasının önünde yasal bir engel bulunmuyor.

Diğer yandan ABD Ticaret Bakanlığı da geçen yıl CXMT'yi yaptırım listesine almayı planlamış ancak Washington ve Pekin arasındaki ticaret görüşmelerinin etkilenmemesi için karar ertelenmişti. Kaynaklara göre bakanlığın böyle bir adım atıp atmayacağı belli değil. Trump yönetiminin de şirketin listeye alınmayacağına dair Apple'a güvence sunmaya yanaşmayabileceği aktarılıyor.

Kongre'nin de Apple'ın CXMT'yle iş yapmasına tepki gösterebileceğine dikkat çekiliyor.

Temsilciler Meclisi Çin Komitesi'nin Cumhuriyetçi başkanı John Moolenaar, şunları söylüyor:

Apple'ın Çinli bir askeri şirketle ortaklık kurmayı tercih etmesi ciddi bir hata olur.

Yapay zeka veri merkezlerinin yaygınlaşmasıyla artan olağanüstü talep nedeniyle çip fiyatları son dönemde yükselişte. Apple bu hafta iMac, MacBook, iPad, Vision Pro gibi ürünlerin fiyatının yükseltileceğini açıklamıştı.

Apple CEO'su Tim Cook da 17 Haziran'da Wall Street Journal'da yayımlanan röportajında, bellek ve depolama çipi maliyetlerindeki büyük artışa karşı çözüm arayışında olduklarını söylemişti.

Şirket, CXMT'yi bellek tedarikçisi haline getirerek bu yükü hafifletmek istiyor.

Apple'ın Çin'de satılan iPhone'lar için YMTC'den 2022'de çip alma çabaları da tepki çekmişti. Dönemin Senato İstihbarat Komitesi'ndeki en üst düzey Cumhuriyetçi olan Marco Rubio, "Apple ateşle oynuyor" demişti. Çin'e karşı şahin tutumuyla tanınan Rubio, Trump yönetiminde Dışişleri Bakanı. 

Independent Türkçe, Financial Times, Wall Street Journal