Türkiye, EURO 2024 eleme grubuna galibiyetle başladı

Fotoğraf: Arif Hüdaverdi Yaman - AA
Fotoğraf: Arif Hüdaverdi Yaman - AA
TT

Türkiye, EURO 2024 eleme grubuna galibiyetle başladı

Fotoğraf: Arif Hüdaverdi Yaman - AA
Fotoğraf: Arif Hüdaverdi Yaman - AA

UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) Elemeleri D Grubu ilk maçında deplasmanda 1-0 geriye düştüğü maçta Ermenistan'ı 2-1 mağlup eden Türkiye, gruba iyi bir başlangıç yaptı.
UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubunda Türkiye, ilk maçında Ermenistan'ı deplasmanda 2-1 yendi.
10. dakikada Ermenistan öne geçti. Sağ kanattaki Barseghyan, ceza sahasına hareketlenen Hovhannisyan'a pasını verdi. Hovhannisyan'ın altı pas içine yerden sert çevirdiği topu Ozan Kabak ters bir vuruşla kendi ağlarına gönderdi: 1-0
19. dakikada gelişen ev sahibi takımın atağında, Barseghyan ceza sahasına giren Spertsyan'a pasını attı. Bu oyuncunun bekletmeden sağ çaprazdan şutunu kaleci Mert kontrol etti.
27. dakikada milli takım beraberlik golüne yaklaştı. Hakan Çalhanoğlu'nun sağ kanattan altıpas önüne kullandığı kornerde iyi yükselen Merih Demiral kafayı vurdu, kaleci ayağının dibine meşin yuvarlağı yatarak kontrol etti.
28. dakikada ay yıldızlı ekip yine etkili geldi. Hakan'ın pasıyla topla buluşan Cengiz, Ermenistan ceza sahasına yaklaştı. Cengiz'in ceza yayı önünden ayak içiyle yaptığı plase vuruşta, meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.
35. dakikada A Milli Takım beraberliği yakaladı. Onur Bulut'un pasıyla Ermenistan ceza sahası önünde topla buluşan Orkun Kökçü'nün sağ ayağıyla köşeye yaptığı vuruşta meşin yuvarlak köşeden ağlara gitti: 1-1.
64. dakikada milli takım öne geçti. Enes Ünal'ın hızlı kullandığı serbest vuruşta savunma arkasına sarkan ve kaleciyle karşı karşıya kalan Kerem Aktürkoğlu, plase bir vuruşla meşin yuvarlağı kalecinin solundan ağlara gönderdi: 1-2.
70. dakikada gelişen Ermenistan atağında Barseghyan'ın arka direğe gönderdiği topu Zelarayan'ın altıpasa çevirdiği topa Haroyan kafayı vurdu, meşin yuvarlak az farkla dışarıya çıktı.
73. dakikada Ermenistan'ın sol kanattan gelişen atağında Bayramyan'ın ceza sahasına yaptığı ortayı Barseghyan'ın kafayla indirdiği topa Briasco sert vurdu, kaleci Mert sağına yatarak meşin yuvarlağı iki hamlede kontrol etti.
Karşılaşmayı Türkiye 2-1 kazandı.
Türkiye bu galibiyete ilk maçında puanını 3'e yükseltti.
Ay yıldızı ekip gruptaki ikinci maçını 28 Mart salı günü Bursa'da Hırvatistan ile oynayacak.

Türkiye, Ermenistan karşısında 3'te 3 yaptı
A Milli Futbol Takımı, Ermenistan ile tarihinde oynadığı 3. maçı da kazandı
Ay yıldızlı ekip, Ermenistan ile oynadığı 3. karşılaşmayı da 2 gol atarak galip bitirdi.
Türkiye ile Ermenistan 2010 Dünya Kupası Avrupa Elemelerinde aynı grupta yer aldı. 6 Eylül 2008'de Ermenistan'ın Hrazdan şehrinde oynanan maçı ay yıldızlı ekip, Tuncay Şanlı ve Semih Şentürk'ün golleriyle 2-0 galip tamamlamıştı.
Milli takım 14 Ekim 2009'da Bursa Atatürk Stadı'nda oynanan mücadeleyi de Halil Altıntop ve Servet Çetin ile bulduğu gollerle 2-0 kazanmayı bilmişti.
A Milli Takım, Ermenistan ile oynadığı 3. maçta kalesinde ilk kez gol gördü. Ermenistan'ın Türkiye karşısında ilk golü milli futbolcu Ozan Kabak'ın ters vuruşuyla geldi.

Umut Nayir ilk kez A Milli Takım formasını giydi
A Milli Takım aday kadrosuna ilk kez davet edilen Umut Nayir, ay yıldızlı formayı ilk kez Ermenistan karşısında giydi.
İlk 11'de yer almayan Umut, karşılaşmanın 85. dakikasında sakatlanarak oyundan çıkan Enes Ünal'ın yerine oyuna dahil oldu.

Orkun ikinci, Kerem dördüncü golüne ulaştı
A Milli Takımın, Ermenistan karşısında 1-1'lik eşitliğe taşıyan golü atan Orkun Kökçü, ay yıldızlı forma ile ikinci kez gol sevinci yaşadı. Milli takımın Ermenistan karşısında ikinci golünü atan Kerem Aktürkoğlu ise ay yıldızlı ekipteki gol sayısını 4 yaptı.
Orkun, A Milli Takım'daki ilk golünü Karadağ'a karşı deplasmanda kaydetmişti.
Kerem ise Norveç, Cebelitarık ve Karadağ maçlarında gol sevinci yaşamıştı.

TBMM Başkanı Şentop, A Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu'ndaki ilk maçında Ermenistan'ı deplasmanda 2-1 yenen A Milli Futbol Takımı'nı kutladı.
Şentop, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'ne Ermenistan galibiyetiyle başlayan Bizim Çocuklar'ı tebrik ediyorum." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, A Milli Futbol Takımı'nı kutladı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu'ndaki ilk maçında Ermenistan'ı deplasmanda 2-1 yenen A Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti.
Oktay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu ilk maçına Ermenistan galibiyeti ile başlayan Bizim Çocuklar'ı gönülden kutluyorum." ifadesini kullandı.
A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Kuntz: Hak ettiğimiz bir galibiyet olduğunu düşünüyorum
Republican Stadı'nda oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan A Milli Futbol Takımı'nın teknik direktörü Stefan Kuntz, şunları söyledi:
"Üçlü defanstan yeterince hızlı bir şekilde merkez orta saha oyuncularına topu getiremedik. Beklerin önlerine ya da kenarlarında yeterince opsiyonları yoktu. Ermenistan'ın çok duygusal ve zorlayıcı oynayacağını biliyorduk. Her zaman yeni bir hoca geldiğinde bu sahaya yansır. Gerçekten çok zorlayan ve koşan bir takımdı. Yeterince ikili mücadele kazanamadık, bireysel hatalarımız da çok oldu. İkinci devrede sistemi değiştirdik. Böylece oyun içinde biraz daha kontrol sahibi olabildik. Kolay bir maç olmadı, yine de hak ettiğimiz bir galibiyet olduğunu düşünüyorum. Zor bir deplasmandı. Bunun için de sevinçliyiz."
Kuntz, "Bazı oyuncuları oruç tuttuğu için kadroya dahil etmediğiniz iddia edildi. Bu iddialara yanıtınız nedir?" sorusuna, "Öncelikle karşı bir soru sormak isterim. Kadro tercihimde oruç tutma niteliğine göre karar verdiysem sizler bunu nasıl biliyorsunuz? Doğru olan A Milli Takım'da birçok oyuncu niyetliydi. Yüzde yüz bu konuyu destekliyorum. Kadromu kurarken, o gün performans yönünden oyuncularımla maçı en iyi nasıl oynayabilirsem o yönde 11'imi seçiyorum. Severek buradayım, kültürel değişiklikleri kabul ediyorum, çok büyük saygı gösteriyorum. Bu tarz durumlar, karar vermemde bir rol oynamıyor." yanıtını verdi. 

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi: Bundan sonraki maçlarda daha iyi olmaya çalışacağız
Karşılaşmanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi, "Dünden bu yana bize güzel bir ev sahipliği yaptılar. Her türlü koruma önlemlerini almışlardı. Sayın Bakanımız da geldi. Bakanlarına ve federasyon başkanlarına güzel ev sahiplikleri için teşekkür ettik. İlk devre maalesef çok iyi oynayamadık. İkinci devre takım kendine geldi. İnşallah bundan sonraki maçlarda daha iyi olmaya çalışacağız. İlk maçta 3 puanla başlamak son derece önemliydi. Bazen iyi oynamadan da kazanabilmek önemli. Önümüzde Hırvatistan maçı var, bizim için son derece önemli. Hedef o maçta da galibiyetle ayrılmak. İnşallah turnuvanın ikinci maçı ilk ev sahipliğimiz, orada da başarılı bir sonuç alırız. Milletimize 6 Şubat depremlerinden sonra bir nebze de olsun sevinç yaşatabildiysek ne mutlu." ifadelerini kullandı.

Büyükekşi, karşılaşma öncesinde İstiklal Marşı'nın ıslıklanması hakkında ise şöyle konuştu:
"Biliyorsunuz Ermenistan'la yıllardan beri süren problemlerimiz var. Ama yetkililer bize son derece güzel ev sahipliği yaptı. Bunlar sportif mücadeleler, inşallah zaman içinde de sportif mücadelelerle iki halk arasında barış ortamı oluşur. Spor, barış, kardeşlik, dostluk demek. Bunu da bundan sonraki maçlarda hep göstermemiz gerek. Ülkeler arasında 'Soft power' dediğim şey bunlardan bir tanesi. 'Soft power' başta sporla geliyor. Ülkeler arasında vatandaşların kendi hayallerinde problem yaşıyorlar, o problemleri ortadan kaldırmamız gerek." 

Ermenistan Milli Takımı Teknik Direktörü Petrakov: İki taraf da güzel bir maç oynadı
Republican Stadı'nda oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Ermenistan'ın teknik direktörü Oleksandr Petrakov, "İki taraf da güzel bir maç oynadı. Maalesef basit hatalarımız vardı ve sahadan ne yazık ki yenilgiyle ayrıldık. Bunları aramızda konuşacağız. Sonraki maçlarda bu hataları yapmak istemiyoruz. Türkiye maçını tam olarak değerlendirmem için biraz uyumam gerek. Ancak sonra maçla ilgili derin bir analiz yapabilirim." ifadelerini kullandı.
Petrakov, oyuncu tercihleriyle ilgili gelen bir soru üzerine ise "Oyuncu değişikliklerinde geç kaldığımı düşünmüyorum. Yalnızca bir haftadır takımla çalışıyorum, henüz tüm oyucuların potansiyellerine hakim değilim. Mkrtchyan sarı kart alınca 4'lü defansa geçtik, Türkiye de 4'lü defansa geçti. İki takım da karşılıklı değişiklikler yaptı. Takımımda özellikle Iwu'nun oyununu çok beğendim. Tecrübe futbolda çok önemli. Bazı sakatlıklar var onların durumuna bakacağız. Genç oyuncuları da takıma kazandırmaya çalışıyoruz. Oyuncularıma, 'Birbirimize güvenmemiz gerek. Güvenirsek her şey çok daha kolay olur.' dedim. Bavulum hazır her zaman istifa edebilirim ama önümüzdeki maçlara iyi bir şekilde hazırlanmalıyız." şeklinde konuştu.
Taraftarlarının mükemmel bir atmosfer oluşturduğunu aktaran Ukraynalı teknik adam, yenilgi nedeniyle taraftarlarından özür dilediğini belirtti.



Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şey

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
TT

Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şey

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta kış sporlarının en sıradışı ve en yüksek adrenalinli branşlarından biri olan skeletonu inceliyoruz.

Skeleton'da yarışmacı, küçük ve aerodinamik bir kızakla yüzü öne bakacak şekilde buz pistinde kayıyor. Sporcunun başı, pist yüzeyine neredeyse değecek kadar yakın duruyor ve her şey saliselerle ölçülüyor.

Dışarıdan bakıldığında son derece basit gibi görünen bu disiplin, aslında büyük teknik beceri ve cesaret gerektiriyor. Yarışçı başlangıçta kısa bir koşuyla kızağını hızlandırıyor, ardından kızak üzerine atlıyor ve vücudunu tamamen aerodinamik bir pozisyona sokuyor.

Skeleton pistleri genellikle bobsled ve diğer kızak branşlarıyla aynı parkurları kullanıyor. Bu pistler, buzla kaplı beton kanallardan oluşuyor ve virajları, eğimleri ve düz bölümleri çok hassas ölçülerle tasarlanıyor. Sporcu pistte ilerlerken bütün yönlendirmeyi yalnızca vücut ağırlığıyla yapıyor.

Kızaklarda herhangi bir direksiyon, fren ya da mekanik kontrol sistemi bulunmuyor. Bu yüzden en küçük omuz, diz ya da ayak hareketi bile kızakta yön değişimine yol açıyor. Yarışçılar bu kontrolle virajlardan geçerken saatte 130 ila 150 kilometreye ulaşan hızlara çıkıyor.

Bu sporun kökeni 19. yüzyılın sonlarına, İsviçre'nin ünlü kış kasabası St. Moritz'e dayanıyor. 1885'de burada açılan Cresta Run adlı doğal buz pisti, yüzüstü kayma fikrinin doğduğu yer kabul ediliyor.

Başlangıçta bu etkinlik daha çok cesaret meraklılarının eğlencesi olarak görülüyordu. Ancak zamanla düzenli yarışlar organize edilmeye başlandı ve spor kurumsal bir kimlik kazandı.

"Skeletal" yani iskelet kelimesinden türeyen "skeleton" adıysa 1892'de ortaya çıkan yeni metal kızak tasarımlarından geliyor. Bu kızakların ince ve iskelet benzeri yapısı, spora kalıcı ismini kazandırdı.

Skeleton ilk kez 1928 Kış Olimpiyatları'nda olimpik programa girdi. Ardından 1948'de tekrar sahneye çıktı ancak uzun yıllar boyunca olimpiyatlardan uzak kaldı.

Modern dönemle birlikte 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları'nda resmen geri döndü. O tarihten bu yana hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde olimpik bir spor olarak varlığını sürdürüyor.

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları'nda ise skeleton sporuna yeni bir soluk gelecek. Bu oyunlarda programa ilk kez karışık takım yarışı eklenecek. Bir erkek ve bir kadın sporcunun toplam zamanının sonucu belirleyeceği bu format, spora yeni bir heyecan katacak.

Skeleton kızakları dışarıdan basit görünse de her santimetresi hassas mühendislikle tasarlanıyor. Kızak, çelik bir şasi, karbon fiber gövde ve iki özel metal bıçaktan oluşuyor.

Bu bıçaklar "runner" adı verilen kayıcı yüzeyleri oluşturuyor ve buzla doğrudan temas ediyor. Runner'ların keskinliği, eğimi ve ayarı, sporcunun pistteki performansını doğrudan etkiliyor.

Kızakta herhangi bir fren sistemi bulunmuyor. Sporcu yarış bittikten sonra yavaşlamak için ayaklarını buz yüzeyine sürterek duruyor. Bu da yarışın ne kadar katıksız bir fiziksel mücadele olduğunu gösteriyor.

Sporcular yarış sırasında tam koruma sağlayan kasklar, dayanıklı eldivenler ve özel yarış tulumları kullanıyor. Bu ekipmanlar hem güvenliği artırıyor hem de aerodinamik performansı iyileştiriyor.

Bir skeleton pistinin uzunluğu genellikle 1200'le 1650 metre arasında değişiyor. Pist boyunca 15 ila 20 arasında keskin viraj bulunuyor ve bazı virajlarda sporcu neredeyse 5G'ye varan merkezkaç kuvvetlerine maruz kalıyor.

Buz yüzeyi her yarıştan önce özel ekipler tarafından yeniden hazırlanıyor. Pistin sıcaklığı, nem oranı ve buzun sertliği yarış hızlarını doğrudan etkiliyor.

Yarışçılar pisti önceden defalarca yürüyerek inceliyorlar. Viraj açılarını, giriş noktalarını ve en ideal çizgiyi ezberlemek, yarışın belki de en kritik bölümünü oluşturuyor.

Skeleton yarışları tamamen zamana karşı yapılıyor. Sporcular teker teker piste çıkıyor ve her inişte en iyi süreyi elde etmeye çalışıyor.

Olimpiyat formatında genellikle 4 ayrı iniş yapılıyor. Bu 4 turun toplam süresi, nihai sıralamayı belirliyor. En küçük hata bile madalya şansını saniyeler içinde yok edebiliyor.

Başlangıç bölümü yarışın en kritik anı. Sporcu yaklaşık 30 metrelik bir alanda kızağını koşarak itiyor ve hız kazandırıyor.

Bu ilk birkaç saniyede kazanılan momentum, pistin geri kalanında elde edilecek hızı büyük ölçüde belirliyor. Zayıf bir başlangıç, kusursuz bir sürüşle bile telafi edilemiyor.

Skeleton dünya çapında Uluslararası Bobsled ve Kızak Federasyonu (IBSF) tarafından yönetiliyor. Dünya kupaları, kıta şampiyonaları ve dünya şampiyonaları bu kurumun çatısı altında düzenleniyor.

Her sezon farklı ülkelerde yapılan yarışlar, sporcuların dünya sıralamasını şekillendiriyor.

Son yıllarda Büyük Britanya, Almanya, Kanada ve ABD gibi ülkeler skeleton'da büyük başarılar elde ediyor. Pist tecrübesi ve teknik altyapı, bu sporda belirleyici rol oynuyor.

Skeleton'u diğer kış sporlarından ayıran en önemli özellik, sporcuyla pist arasındaki mesafenin neredeyse sıfıra inmesi. Yarışçı buzla kelimenin tam anlamıyla burun buruna kayıyor.

En ufak bir hata, yanlış bir ağırlık transferi ya da milisaniyelik gecikme, saniyelerle ölçülen büyük kayıplara yol açıyor. Bu da skeleton'u gerçek bir sinir, denge ve cesaret sınavına dönüştürüyor.

İzleyenler için birkaç dakikalık bir iniş gibi görünen şey, aslında yıllar süren antrenmanların ve büyük bir teknik disiplinin ürünü oluyor.

Skeleton, basit bir kızak sporu değil. Hızın, cesaretin ve buz üzerindeki ustalığın en saf hali.

Kaynaklar: ESPN, Olympics, IBSF


Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paramount+, UFC'yle yeni yayın anlaşmasının tanıtımında Conor McGregor'ı kullandı ve bu da İrlandalı dövüşçünün olası bir dönüşüne işaret ediyor.

37 yaşındaki McGregor, eski rakibi Dustin Poirier'e karşı üst üste ikinci yenilgisinde bacağının kırıldığı Temmuz 2021'den bu yana dövüşmedi.

Ancak uzun zamandır kafese geri dönmeyi düşünüyor ve yaz aylarında UFC'nin büyük ilgi gören Beyaz Saray etkinliğinde dövüşme arzusunu dile getiriyor.

Ekimde kabul ettiği, üç kez doping testine girmemesi nedeniyle aldığı 18 aylık geriye dönük ceza, bu arayışını engellemeyecek gibi görünüyor. McGregor, 20 Mart'tan itibaren tekrar UFC'de mücadele edebilecek.

"Notorious" (Kötü Şöhretli) lakaplı dövüşçü şimdiyse New York'taki Times Meydanı'nda yer alan reklam panolarında UFC'nin Paramount+'la yaptığı yeni ortaklığın tanıtımında ön planda. Bu ortaklık sonucunda Dana White'ın organizasyonu, izleme başına ödeme modelinden vazgeçip tam erişimli abonelik modeline geçiyor.

McGregor, sosyal medya hesabından reklam panosunun fotoğrafını paylaşıp, "UFC'yi yeniden harika yapmak benim için büyük bir onur olacak! Sadece @paramountplus'ta" diye yazdı.

Eski iki sıklet UFC şampiyonu McGregor, Haziran 2024'te Octagon'a geri dönmeyi planlıyordu ancak ayak parmağının kırılması nedeniyle Michael Chandler'la planlanan dövüşten iki hafta kala çekilmişti.

İrlandalı dövüşçü daha önce, Chandler'la uzun zamandır beklenen son karşılaşmanın Beyaz Saray kartı için "kesinleşmiş bir anlaşma" olduğunu iddia etmişti ancak UFC tarafından henüz hiçbir şey doğrulanmadı.

Son zamanlarda McGregor siyasete de karıştı ancak bu ay İrlanda Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçti. Ülkenin uygunluk kriterlerinin "çok kısıtlayıcı" olduğunu söyledi.

McGregor, son yıllarda çok sayıda yasal sorunla da mücadele ediyor. Kasımdaki bir hukuk davasında jüri, 2018'de kendisine tecavüz suçlamasında bulunan kadın lehine karar verdi. McGregor saldırı suçundan sorumlu bulundu ve karara karşı yaptığı itiraz temmuzda reddedilse de kendisi hakkındaki tüm iddiaları inkar ediyor.

Independent Türkçe


Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
TT

Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)

Adrenalin'den herkese merhaba, kış sporları serimizde bu hafta açık alandan çıkıp salona giriyor, milyonların büyük tutkuyla takip ettiği buz hokeyini inceliyoruz.

Buz hokeyi, izleyenleri sahadaki hızı, sert mücadeleyi ve atak temposuyla ekranlara kilitleyen bir takım sporu. Belki futbol ya da basketbol kadar yaygın bilinmiyor ancak kış sporlarının en heyecan verici ve en fiziksel disiplinlerinden biri. 

Buz hokeyinin bugün bilinen haliyle ortaya çıkışı, 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Kanada, modern buz hokeyinin beşiği olarak kabul ediliyor. Kanada'da uzun kış mevsiminde doğa şartları, donmuş göller ve nehirler üzerinde oynanan çeşitli sopalı top oyunları buz hokeyinin ilk örnekleriydi. 

Bu ilk oyunlar zamanla organize edildi, sahalar çizildi ve belirli kurallar ortaya çıktı. Birçok tarihçi, modern buz hokeyinin ilk resmi maçlarının 1870'lerde Montreal'de oynandığını belirtiyor.

Oyun, başlangıçta topu sopayla hedefe vurma üzerine kurulu basit bir eğlenceyken zamanla bugünkü disiplinli takım sporuna dönüştü. Kısa sürede Kanada'nın ulusal sporu haline geldi ve 20. yüzyıla gelindiğinde spor Kuzey Amerika dışında da hızla yayıldı. 

Bugün buz hokeyi sadece Kuzey Amerika'nın değil Avrupa ve Asya'nın da güçlü ilgi gösterdiği bir spor dalı.

Buz hokeyi, iki takım arasında özel olarak hazırlanmış pistte oynanır. Her takımın sahada 6 oyuncusu oluyor: 5 oyuncu ve bir de kaleci.

Oyuncular, sert zeminde hızla kayarak, üzerinde delikler açılmış kauçuk bir disk olan pakı sopalarını kullanarak rakip takımın kalesine sokmaya çalışıyor. Maç süresince tempo son derece yüksek çünkü oyuncular hem defans hem hücum görevlerini aynı anda yürütür. 

Rakip oyuncularla yapılan fiziksel temas buz hokeyinin ayrılmaz bir parçası. Bu temas sadece güç göstergesi değil aynı zamanda oyunu kazanmak için alan açma ve rakibin hamlelerini engelleme amacıyla kuruluyor. 

Buz hokeyinde temas belirli kurallarla sınırlı ve sporcular çarpışırken güvenlik ekipmanları kullanıyor. Bu ekipmanlar kask, yüz maskesi, dişlik, dirsek ve dizlikler gibi fiziksel darbelerin etkisini azaltmak üzere tasarlandı.

Bir buz hokeyi maçı üç eşit süreye bölünür ve bu süreler profesyonel düzeyde genellikle 20 dakikadır. Oyun durunca süre de durduğundan, yayın ve mola süreleriyle birlikte bir maç genellikle 2 ila 2,5 saat sürer.

Takımlar süre boyunca kaleyi savunma ve hücum etme görevini dengeli biçimde yürütür. Buz hokeyinde amaç rakip kaleye gol atmak ve her gol bir puan olarak kayda geçiyor. 

Maç sonunda en çok gol atan takım kazanıyor. Beraberlik durumunda ekstra süre veya penaltı atışlarıyla kazanan belirlenebiliyor. Bu uygulamalar liglere ve turnuvalara göre değişiyor.

Buz hokeyinde kullanılan pak, sertleştirilmiş vulkanize kauçuktan yapılır ve profesyonel seviyede yaklaşık 170 gram ağırlığındadır. Çapı 7,62 santimetre, kalınlığıysa 2,54 santimetredir. 

xcdfvg
Buz hokeyinde kaleciler sahaya özel koruma ekipmanlarıla çıkıyor (Wendell Cruz-Imagn Images)

Maçlardan önce paklar soğutulur, hatta dondurulur çünkü soğuk pak buz üzerinde daha kontrollü kayar ve zıplama ihtimali azalır. Bu da pasların daha düzgün gitmesini ve şutların daha isabetli olmasını sağlar. 

Paklar son derece serttir ve profesyonel maçlarda saatte 160 kilometreyi aşan hızlara ulaşabildiği için tribünlerde ve oyuncu ekipmanlarında ek güvenlik önlemleri alınır.

Kale, metal bir çerçeveden ve pakın içeri girmesini sağlayan ama geri çıkmasını engelleyen özel bir ağdan oluşur. 

Standart bir buz hokeyi kalesi 1,83 metre genişliğinde ve 1,22 metre yüksekliğindedir. Kale direkleri genellikle çelikten yapılır ve kırmızı renkle boyanır, ağ ise dayanıklı naylon iplerden örülür. 

Oyun sopalarıysa oyuncunun pozisyonuna ve oyun tarzına göre değişir. Sopalar ağırlıklı olarak karbon fiber ve kompozit malzemelerden üretilir, bu da onları hem hafif hem de esnek hale getirir. 

Sopanın "bıçak" olarak adlandırılan düz kısmı genellikle plastikle güçlendirilmiş kompozitten yapılır ve pak kontrolünü artıracak şekilde hafif kavisli olur. Sopaların uzunluğu oyuncunun boyuna göre ayarlanır ve kurallara göre buz üzerinde dururken sopanın omuz hizasını geçmemesi gerekir. 

Buz hokeyinin kuralları oyun akışını hızlı ve adil kılacak biçimde geliştirilmiştir. 

Örneğin, "ofsayt" yani önde olma kuralı, bir oyuncunun paktan önce rakip savunma hattını geçerek avantaj sağlamasını engeller. Bir diğer temel kural "icing"dir. Bu kural, takımın kendi yarı sahasından pakı rakip kale çizgisinin ötesine doğru fırlattığında oyunun durmasına neden olur ve avantajlı pozisyonu engeller. 

Bu kurallar, oyunun kontrolünü sağlar ve stratejik hücumları öne çıkarır. Oyuncular arasında sert temas ve itişmeler sıkça görülse de oyunu düzenleyen kurumlar bu teması belirli sınırlar içinde tutmak için yaptırımlar uygular.

Fauller, duruşlar ve rakibe sopayla müdahale gibi durumlar hakemler tarafından cezalandırılır ve takım kısa süreli oyuncu eksikliğiyle mücadele eder.

Buz hokeyinde kavgalar sahada çok hızlı gelişebilir ve izleyenler için şaşırtıcı görünebilir. Yüksek tempolu maçlarda, özellikle güçlü rakipler karşı karşıya geldiğinde bazen birkaç saniye içinde birden fazla oyuncu arasında fiziksel temas tırmanıp yumruklaşmaya dönüşebilir. 

Bu tip durumlarda hakemlerin hemen araya girmediğini görmek de normaldir. Bunun nedeni, hokey kurallarında kavganın "oyunun akışı içinde" değerlendirilmesi ve bir tür kontrollü istisna olarak kabul edilmesidir. 

Hakemler bir mücadele sırasında yumruklaşmanın başladığını gördüğünde genellikle oyuncular yere düşene veya birbirlerini ayırana kadar bekler; çünkü anında müdahale hem hakemin hem de oyuncuların güvenliği açısından riskli olabilir. 

Ancak bu bekleme kavganın serbest olduğu anlamına gelmez. Buz hokeyi kurallarına göre kavga eden oyuncular otomatik olarak ceza alırlar ve çoğu ligde bu ceza en az 5 dakika olarak uygulanır. 

Eğer bir oyuncu provokasyon yaratır, üçüncü bir oyuncu kavgaya dahil olursa, kask çıkarıp ekstra fiziki temas kurarsa veya kaleci gibi normalde kavgaya dahil olmayan bir oyuncu yumruklaşmaya katılırsa bu cezalar daha da ağırlaşır. Maçtan ihraç veya uzun süreli ceza söz konusu olabilir. 

Hokey kurumları oyuncu güvenliğini ilk sıraya koyduklarından bu tür olaylara uygulanan yaptırımlar her sezon biraz daha sıkılaştırılıyor.

Buz hokeyinin bugün ulaştığı en üst seviye, National Hockey League'dir (NHL).

NHL, 1917'de Kuzey Amerika'da kuruldu ve kısa sürede dünyanın en elit buz hokeyi organizasyonu hâline geldi. 

Bu lig, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nden toplam 32 takımı bir araya getirir. NHL sezonu Ekim ayında başlar ve Nisan ayında normal sezon maçlarıyla devam eder. 

Ardından playofflar gelir ve Stanley Cup için mücadele eden takımlar şampiyonluk kupasını kazanmak için iç saha ve deplasman avantajlarını kullanarak yıllık bir seri yaparlar. 

Stanley Cup, spor dünyasında profesyonel takım sporları arasında en prestijli kupalardan biri olarak kabul edilir.

NHL sadece oyuncuların en üst düzey yeteneklerini sergilediği bir organizasyon değil aynı zamanda buz hokeyinin küresel markası hâline gelmiş bir yapıdır. 

NHL'de izlenen oyun hızı, sertlik seviyesi ve rekabet çıtası, dünyanın diğer bölgelerindeki liglere ve milli takımlar düzeyindeki müsabakalara ilham veriyor. 

Kanada'da özellikle Quebec, Ontario ve Manitoba gibi eyaletlerde genç yetenekler NHL kulüplerinin altyapı sistemlerinde yetiştiriliyor ve buradan profesyonel başarı basamaklarına tırmanıyor. Aynı şekilde ABD'de Minnesota, Michigan gibi eyaletler buz hokeyi altyapısına yatırım yapan önemli merkezler.

NHL dışındaki önemli liglerin başında Avrupa ligleri geliyor. Özellikle Kıtasal Hokey Ligi (KHL), Rusya merkezli olmak üzere Belarus, Çin ve Kazakistan'da da takımların mücadele ettiği, dünyadaki en güçlü ikinci lig olarak kabul ediliyor. 

KHL, yüksek bütçeli takımları, uluslararası oyuncu çeşitliliği ve seyirci ilgisiyle NHL'e ciddi bir alternatif oluşturuyor. 

İsveç, Finlandiya, Çekya ve İsviçre gibi ülkelerde organize edilen ulusal profesyonel ligler de yerel takımların ve genç yeteneklerin gelişimini destekliyor. Bu liglerde oynanan maçlar, Avrupa kupaları gibi turnuvalara katılım ve milli takım konularında sporcular için prestijli bir yarış imkanı sunuyor.

Elbette buz hokeyi yalnızca kulüp düzeyinde değil milli takımlar arasında da büyük bir rekabet sunuyor. Olimpiyat Oyunları ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu tarafından organize edilen Dünya Şampiyonası, sporun uluslararası sahnedeki en önemli organizasyonları arasında. 

Kaynaklar: NHL, TBHF, Red Bull