Daha fazla Borgen, daha az Sherlock: AB'den Britanya yapımları için dikkat çeken adım

Avrupa Birliği, çevrimiçi yayın platformları için yeni bir düzenleme hazırlıyor.

Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman'ın başrolde yer aldığı Sherlock, dünya çapında en çok izlenen Britanya yapımlarından biri (BBC One)
Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman'ın başrolde yer aldığı Sherlock, dünya çapında en çok izlenen Britanya yapımlarından biri (BBC One)
TT

Daha fazla Borgen, daha az Sherlock: AB'den Britanya yapımları için dikkat çeken adım

Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman'ın başrolde yer aldığı Sherlock, dünya çapında en çok izlenen Britanya yapımlarından biri (BBC One)
Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman'ın başrolde yer aldığı Sherlock, dünya çapında en çok izlenen Britanya yapımlarından biri (BBC One)

Avrupa Komisyonu, Britanya menşeili yapımları kısa süre içinde "Avrupa içeriği" kategorisinden çıkarmak için hazırlık yapıyor.
Düzenlemenin çevrimiçi yayın platformlarının Birleşik Krallık yapımı dizi ve filmleri listelerinden çıkarmasıyla sonuçlanabileceği belirtiliyor.
Yürürlükte olan mevcut düzenlemeye göre Netflix ve Amazon Prime gibi AB'de yayın yapan çevrimiçi yayın platformları, içeriklerinin yüzde 30'unun Avrupa yapımı olmasını garanti ediyor. Ayrıca yayıncılardan Avrupalı dizi ve filmler için belli bir oranda fon sağlaması isteniyor.
Şimdiye kadar Birleşik Krallık yapımları da bu kotanın içine dahil ediliyordu ancak Avrupa Komisyonu yeni düzenlemeyle bu durumu değiştirmeyi planlıyor.
Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı politika raporunda konuyla ilgili, "Brexit'in ardından Avrupalı işler konseptini yeniden tanımlama ihtiyacı oluştu. Birleşik Krallık artık bir AB üyesi olmadığı için, BK yapımı işler artık Avrupalı olarak kabul edilmemeli" ifadeleri yer aldı.
Raporda ayrıca benzer şekilde İsviçre yapımı içeriklerin de Avrupalı sayılmaması önerisinde bulunuldu.
"Avrupalı işler" tanımlaması bugüne kadar AB üyesi ülkelerin vatandaşları ile Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'ne taraf olan Birleşik Krallık, Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerin vatandaşları tarafından üretilen işler için kullanılıyordu. 
Bu ülkelerle ilgili nasıl bir çerçeve çizileceği ve değişikliklerin nasıl yapılacağı konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor.
Avrupa Görsel İşitsel Gözlemevi'nin raporuna göre, Birleşik Krallık yapımları platformdaki Avrupalı içeriğin yüzde 28'ini oluşturdu. Bu oran Alman yapımları için yüzde 21, Fransız yapımları için ise yüzde 15 seviyesinde.
Avrupa Parlamentosu Kültür ve Eğitim Komitesi'ne başkanlık eden Sabine Verheyen, konuyla ilgili olarak, "Yanlış zamanda yanlış tartışma" ifadelerini kullanırken, Birleşik Krallık gibi önemli bir ortağın artık birlik üyesi olmasa bile Avrupalı olmaktan çıkarılmaması gerektiğini söyledi.
Independent Türkçe, Politico, The Guardian
 



Emmy'nin gözdesi Widow's Bay'i bitirenlere 5 dizi önerisi

Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
TT

Emmy'nin gözdesi Widow's Bay'i bitirenlere 5 dizi önerisi

Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)

Apple TV'nin yeni fenomeni Widow's Bay'in tam 19 Emmy adaylığıyla televizyon tarihine adını yazdırması muhtemelen hiçbirimiz için sürpriz olmadı. Yine de ofisteki kahve sohbetlerinin yönünü bir anda değiştirmeye yetti.

Dizi, ilk sezonu 17 Haziran'da final yapmadan önce, ikinci sezon onayını kapmıştı bile. Şimdiyse sabırsızlıkla yılın en çok konuşulan dizisinin yeni sezonunu bekliyoruz. Ama tahmin edersiniz ki vuslata kadar önümüzde epey uzun bir bekleyiş var.

Üstelik içimizdeki o bitmek bilmeyen "tekinsiz kasaba" açlığı iyice körüklendi. Bu da bize küçük bir bahane verdi: Uzun zamandır aklımızda olan "benzer diziler" listesini hazırlamanın tam zamanı dedik.

Basiretsiz Belediye Başkanı Tom'un tüm efsaneleri hiçe sayıp turizme açmaya çalıştığı o New England adasında yaşananları, ustalıkla işlenmiş kara mizahı ve adayı saran lanetin sırlarını en az bizim kadar özleyeceğinizi tahmin ediyoruz.

Bu yüzden, Widow's Bay'in çok sayıda ödülle dönmesini beklediğimiz Emmy töreni ve ikinci sezon gelene kadar, bizi ekrana kilitleyen o klostrofobik ve puslu atmosferi aratmayacak bir seyir rehberi hazırladık.

Küçük kasabaların karanlık yüzünü keşfetmeyi ve doğaüstü olayların peşinden gitmeyi sevenlerin bu listede aradığını bulacağına eminiz.

Listenin açılışında o meşhur Kırmızı Oda'ya, yani türün atası sayılan İkiz Tepeler'e selam duruyoruz. Ardından Stephen King evreninin en ürpertici karakterlerini aynı hikayede buluşturan Castle Rock'a uğruyor, gündüzü de gecesi de ayrı bir hayatta kalma mücadelesine dönüşen Nereden Nereye'nin çaresiz atmosferine dalıyoruz. Sonrasında rotayı Idaho'nun buz gibi coğrafyasındaki Wayward Pines'a çeviriyor, finali ise bir animasyonun ne kadar derin bir mitoloji kurabileceğini kanıtlayan, izlemesi son derece keyifli Gravity Falls'la yapıyoruz.

Widow's Bay bizde olduğu gibi sizde de doldurulması zor bir boşluk hissi bıraktıysa, sıradaki durağınızı burada bulabilirsiniz.

İkiz Tepeler (Twin Peaks / 1990–1991)

Gözlerden uzak bir kasaba, sorumlusu aranan gizemli bir cinayet ve yüzeyin hemen altında bekleyen karanlık... Modern televizyonculuğun miladı sayılan İkiz Tepeler, bugün izlediğimiz pek çok gizem ve gerilim dizisinin genetik kodunu oluşturan mutlak bir başyapıt. 

Vizyoner yönetmen David Lynch ve Mark Frost'un imzasını taşıyan dizi, genç Laura Palmer'ın nehir kenarında ölü bulunmasıyla başlıyor ve bu cinayeti çözmek için kasabaya gelen eksantrik FBI Ajanı Dale Cooper'ın hikayesini anlatıyor. 

İlk bakışta sıradan bir polisiye gibi görünse de İkiz Tepeler'in hikayesi derinleştikçe, bu cinayetin devasa bir buzdağının sadece görünen kısmı olduğu anlaşılıyor. 

Kasabanın huzurlu görünen yüzünün altında saklanan sırlar, korku ve mizahı aynı potada eriterek her bölümde yeni bir katman açıyor.

axscdfvg
Kyle MacLachlan'ın canlandırdığı özel Ajan Dale Cooper, kahve sevgisi, ses kayıt cihazı ve mistik yöntemleriyle televizyon tarihinin en ikonik karakterlerinden biri (ABC)

Angelo Badalamenti'nin hem huzur veren hem de içinizi ürperten o meşhur, hipnotize edici müzikleriyse izleyiciyi kasabanın sisli atmosferine tamamen hapsediyor.

Lynch'in alametifarikası olan rüya sekansları, gerçeküstü unsurlar ve absürt mizah, diziyi sıradan bir suç draması olmaktan çıkarıp televizyon tarihinde eşi benzeri az bulunan bir deneyime dönüştürüyor.

Widow's Bay de tıpkı İkiz Tepeler gibi küçük bir kasabayı gizemli doğaüstü olayların merkezine yerleştiriyor. Ancak İkiz Tepeler, çok daha deneysel anlatımı ve kendine özgü mitolojisiyle izleyiciyi gerçeklik algısını sorgulamaya davet ediyor.

Eğer Widow's Bay'in tekinsiz atmosferi ve yavaş yavaş büyüyen gizem duygusu ilginizi çektiyse, televizyon tarihinin sınırlarını esneten, her köşesinden ayrı bir sır fışkıran ve her karakteriyle hafızanıza kazınacak bu kült diziyi kesinlikle ıskalamayın.

IMDb: 8,7
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Nereden Nereye (From / 2022–)

İkiz Tepeler'in gizemli dünyasından sonra listenin ikinci sırasına klostrofobik bir hayatta kalma mücadelesini, Nereden Nereye'yi ekliyoruz. Bu kez bir girenin bir daha çıkamadığı küçük bir Amerikan kasabasıyla karşı karşıyayız. Burası, yolu düşen herkesi gizemli bir şekilde esir alıyor, tüm yollar dönüp dolaşıp yine aynı yere çıkıyor. 

Son yılların en sürükleyici bilimkurgu ve gizem dizilerinden biri olan Nereden Nereye'de gündüzleri çıkış yolu arayan kasaba sakinleri, geceleri ise katı ve ezoterik kurallara uyduklarında hayatta kalabilecekleri, insan suretine bürünen ölümcül yaratıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. 

dfrgthy
Nereden Nereye'de Harold Perrineau, çıkışı olmayan gizemli bir kasabada mahsur kalanların lideri ve şerifi Boyd Stevens rolünde (MGM+)

Dizinin en büyük başarısı, her bölümde yeni sorular ortaya atarken gerilimi ve merak duygusunu hiç düşürmemesi. Lost'taki Michael rolüyle tanıdığımız Harold Perrineau'nun canlandırdığı Şerif Boyd Stevens'ın kasabayı bir arada tutma çabası da hikayeye güçlü bir duygusal omurga kazandırıyor. 

Widow's Bay gibi Nereden Nereye de küçük bir kasabanın karanlık sırlarını ve açıklanamayan olaylarını merkeze alıyor. Ancak Nereden Nereye, doğaüstü korkuyu çok daha yoğun kullanan, hayatta kalma mücadelesini ön plana çıkaran ve temposu daha yüksek bir anlatı benimsiyor. 

Eğer Widow's Bay'in tekinsiz atmosferi hoşunuza gittiyse, Nereden Nereye sizi katlanarak büyüyen sırlarıyla her bölüm sonunda yeni teoriler kurmaya davet ediyor.

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: TV+

Castle Rock (2018–2019)

Stephen King evreninden ilham alan Castle Rock, korku üstadının külliyatındaki farklı roman ve öykülerindeki karakterleri, mekanları ve fikirleri alıp tek bir kasabada buluşturan özgün bir korku antolojisi. 

Sam Shaw ve Dustin Thomason'ın yarattığı dizinin her iki sezonunda da bilimkurgu, dram ve psikolojik gerilim unsurları ustalıkla harmanlanırken, meşhur Shawshank Hapishanesi'nin derinliklerinden Sadist'teki (Misery) meşhur Annie Wilkes'in gençliğine uzanan geniş bir referans ağı örülüyor.

Doğrudan tek bir kitabı uyarlamak yerine King evrenindeki karakter ve mekanları bir araya getiren dizi, izleyiciyi her adımda tanıdık bir detayla selamlıyor. 

gthyj
35 yaşındaki İsveçli yıldız Bill Skarsgård, korku sineması sözkonusu olduğunda Hollywood'un en aranan yüzlerinden (Hulu)

Doğaüstü olayları yalnızca korkutmak için değil, karakterlerin geçmişleri ve travmalarıyla yüzleşmelerini sağlayan bir araç olarak kullanması dizinin en güçlü yönlerinden biri. 

King hayranları için sayısız gönderme ve sürpriz barındırsa da kaynak eserleri bilmeden de rahatlıkla takip edilebiliyor. 

Tıpkı Widow's Bay gibi izleyiciyi küçük bir kasabanın lanetli geçmişine ve ucu açık gizemlerine hapseden Castle Rock, ondan farklı olarak tek bir hikayeye odaklanmak yerine her sezon farklı King karakterlerinin yollarını kesiştiren bir antoloji yapısı benimsiyor.

Kasaba atmosferinin başrolde olduğu, gizemi ağır ağır büyüten ve psikolojik korkuyu öne çıkaran dizileri sevenler için güçlü bir seçenek.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Wayward Pines (2015–2016)

Blake Crouch'un aynı adlı roman serisinden uyarlanan Wayward Pines, seyircisini ilk bölümünden itibaren sürekli ters köşeye yatıran, gizemini adım adım açan sürükleyici bir bilimkurgu-gerilim dizisi. 

Yapımcılığını, "sürpriz son" diyince hemen akla gelen M. Night Shyamalan'ın üstlendiği Wayward Pines, izleyiciyi neyle karşı karşıya olduğunu uzun süre çözemediği, akıl sınırlarını zorlayan tekinsiz bir kasabaya davet ediyor. 

Hikaye, kaybolan iki meslektaşını aramak için Idaho'daki buz gibi Wayward Pines kasabasına giden Gizli Servis ajanı Ethan Burke'ün (Matt Dillon), kendisini kasabadan çıkamadığı ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı tuhaf bir dünyanın içinde bulmasıyla başlıyor. 

defrty6u7
Wayward Pines'da Oscar adayı Matt Dillon'a (solda) Etgar Keret'in öyküsünden uyarlanan Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikayesi'yle (Wristcutters: A Love Story) tanınan Shannyn Sossamon (sağda)eşlik etmişti (Fox)

Kasaba halkının tuhaf davranışları ve sürekli maruz kaldığı psikolojik manipülasyonlar yüzünden kapana kısılan Ethan'ın gerçeğin peşindeki yolculuğu, peşi sıra gelen hayret verici itiraflarla yön değiştiriyor.

Her bölümde yeni bir sır açığa çıkarırken izleyicinin beklentileri her daim altüst oluyor. 

Widow's Bay gibi küçük bir kasabanın karanlık sırları ve açıklanamayan olayları etrafında şekillense de Wayward Pines, doğaüstü korku ve lanetlerden çok bilimkurgu ve kıyamet sonrası mitolojisine yaslanarak bambaşka bir yöne sapıyor. Sadece iki sezonda kapsamlı bir evren kurmayı başaran dizi, gizem ve atmosfer odaklı yapımları sevenler için ideal.

IMDb: 7,3
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Esrarengiz Kasaba (Gravity Falls / 2012-2016)

Alex Hirsch tarafından yaratılan Esrarengiz Kasaba, her ne kadar bir Disney animasyonu olsa da yaşattığı gizem ve keşif duygusuyla yetişkinler arasında da bir kült haline gelmiş, döneminin en başarılı doğaüstü yapımlarından biri. İkiz kardeşler Dipper ve Mabel'ın, amcaları Stan'in Oregon'daki turistik ve "çakma" müzesinde geçirdikleri yaz tatilini konu alan dizi, kasabanın aslında labirent gibi derin bir mitolojiye ve gerçek canavarlara ev sahipliği yaptığını keşfetmeleriyle başlıyor.

Bölümlük maceralar halinde ilerlese de arka planda devasa bir gizem barındıran yapım, fantastik ve gerilim türlerinin neredeyse tüm alt dallarına muzip ama zekice selam gönderiyor. 

xsdfrgthy
Toplam 41 bölümden oluşan iki Emmy ödüllü Esrarengiz Kasaba, her yaşa hitap etmesiyle animasyon dünyasında birçok seyirci açısından özel bir noktada konumlanıyor (Disney+)

Bu eğlenceli evren, seyirciyi ekrana bağlarken bir yandan da karakterlerin büyüme sancılarını merkezine alan duygusal bir derinlik sunuyor. 

Güçlü mizah anlayışını duygusal karakter gelişimiyle dengelemesi de diziyi yalnızca eğlenceli değil, aynı zamanda etkileyici bir izleme deneyimine dönüştürüyor. 

İzleyiciyi Widow's Bay'de olduğu gibi tuhaf olayların, gizli günlüklerin ve her köşesinden sırlar fışkıran tekinsiz kasaba atmosferinin içine çeken Gravity Falls, karanlık ve kasvetli bir dram yerine rengarenk, mizahı bol ve animasyon formatında bir anlatı benimsemesiyle ondan ayrılıyor.

IMDb: 8,9
Nereden izlenir: Disney+

Indepent Türkçe


Sporcuların kullandığı takviye, kanser tedavisinde umut olabilir mi?

Araştırmacılar bu takviyenin, tümör parçacıklarını yakalayıp öldürücü T hücrelerini saldırmaya yönlendiren dendritik hücreleri güçlendirdiğini keşfetti (Unsplash)
Araştırmacılar bu takviyenin, tümör parçacıklarını yakalayıp öldürücü T hücrelerini saldırmaya yönlendiren dendritik hücreleri güçlendirdiğini keşfetti (Unsplash)
TT

Sporcuların kullandığı takviye, kanser tedavisinde umut olabilir mi?

Araştırmacılar bu takviyenin, tümör parçacıklarını yakalayıp öldürücü T hücrelerini saldırmaya yönlendiren dendritik hücreleri güçlendirdiğini keşfetti (Unsplash)
Araştırmacılar bu takviyenin, tümör parçacıklarını yakalayıp öldürücü T hücrelerini saldırmaya yönlendiren dendritik hücreleri güçlendirdiğini keşfetti (Unsplash)

Bir araştırmaya göre, özellikle kuvvet veren bir spor takviyesi olarak bilinen kreatin, kanserle mücadeleye de yardım edebilir.

Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsünden (UCLA) bilim insanlarına göre bu uygun maliyetli takviye sadece atletik performansı artırmakla kalmıyor, aynı zamanda vücudu kanserle savaşmaya hazırlayıp harekete geçiren bir bağışıklık hücresi grubunu da güçlendiriyor.

Fareler üzerinde yapılan önceki araştırmalarda kreatinin, vücudun kanser hücrelerini ve virüsleri yok etmesini sağlayan beyaz kan hücreleri olan öldürücü T hücrelerini güçlendirdiği saptanmıştı. Artık ekip bu takviyenin, tümör parçacıklarını yakalayarak öldürücü T hücrelerini saldırıya yönelten dendritik hücreleri de güçlendirdiğini keşfetti.

Çoğu immünoterapi, öldürücü T hücrelerini hedef alarak etki ediyor ancak hastaların yarısından azı bu tedaviye yanıt veriyor. Ancak bilim insanları, kreatinin dendritik hücreler üzerindeki etkisinin tedaviyi güçlendirebileceğini öne sürüyor.

UCLA'den mikrobiyoloji, immünoloji ve moleküler genetik alanında öğretim üyesi Lili Yang, kıdemli yazarı olduğu çalışma hakkında "İmmünoterapi son derece umut verici sonuçlar sergilese de sadece bir grup hastada işe yarıyor" diyor.

Bu çalışma, kreatinin sadece T hücrelerinin kanserle savaşmasına yardım etmekle kalmayıp onları destekleyen ve yönlendiren tüm mekanizmaları güçlendirdiğini gösteriyor. Bu da kreatini, modern immünoterapilerin temelindeki bağışıklık tepkisini bütünsel olarak destekleyen umut verici bir takviye haline getiriyor.

Hakemli dergi iScience'ta yayımlanan çalışma kapsamında araştırmacılar, melanomlu farelerde günlük kreatin enjeksiyonlarının tümör büyümesini yavaşlatıp yavaşlatmayacağını test etti.

Kreatinin sadece büyümeyi yavaşlatmakla kalmayıp aynı zamanda tümörlere giren dendritik hücrelerin aktivitesini de artırdığını belirlediler. Tedavi edilen dendritik hücreler, tümöre başka bağışıklık hücrelerini de çeken kimyasal sinyalleri daha yüksek seviyelerde salgıladı.

Bilim insanları ayrıca kreatin takviyesinin, dendritik hücrelerdeki enerji düzeylerini artırdığını buldu.

Araştırmacılar, kreatinin rolünü şarj edilebilir bir bataryaya benzetiyor; bu sayede dendritik hücreler, sınırlı besin maddeleri için hızla büyüyen tümör hücreleriyle rekabet ederken bile enerji depolayıp gerektiğinde salabiliyor.

Öğretim üyesi Yang'ın laboratuvarından lisansüstü öğrencisi ve çalışmanın ortak başyazarı James Elsten-Brown şunları söylüyor: 

Burada kreatinin birbirini tamamlayıcı iki şekilde kullanılabilme potansiyelini görüyoruz: Halihazırda immünoterapi gören hastaların bağışıklık tepkisini güçlendirmek için bir takviye olarak ve dendritik hücre bazlı aşıların uygulanmadan önce kalitesini iyileştiren bir araç olarak kullanılabilir.

Araştırma, bağışıklık sisteminin kansere karşı tepkisini güçlendirmede kreatinin bir araç olarak kullanılabileceğini öne sürüyor. Ancak çalışma hastalar değil, hücreler ve fareler üzerinde yürütüldüğü için henüz bu sonuçlara dayanarak beslenmeyle ilgili veya tıbbi tavsiyeler çıkarılmamalı.

Araştırmacılar, bu takviye onlarca yıldır kullanılıp güvenli kabul edilse de kanser tedavisi gören hastaların tedavilerine bir takviye eklemeden önce doktorlarına danışmaları gerektiği uyarısında bulunuyor.

Independent Türkçe


Japon kadın, ev arkadaşının ağzını diktiği gerekçesiyle gözaltına alındı

Koga polis karakolu (AFP)
Koga polis karakolu (AFP)
TT

Japon kadın, ev arkadaşının ağzını diktiği gerekçesiyle gözaltına alındı

Koga polis karakolu (AFP)
Koga polis karakolu (AFP)

Japon bir kadın, birlikte yaşadığı başka bir kadının dudaklarını dikerek onu yemek yiyemeyecek ve konuşamayacak duruma getirdiği iddiasıyla gözaltına alındı.

49 yaşındaki yarı zamanlı çalışan Masae Sakurai, 42 yaşındaki ev arkadaşına yönelik saldırı iddiası üzerine Tokyo'nun kuzeydoğusundaki Ibaraki prefektörlüğüne bağlı Koga şehrinde pazartesi günü gözaltına alındı.

Polis, Sakurai'nin 29 Haziran'da yerel saatle 13.30 civarında iğne ve iplik kullanarak kadının dudaklarını diktiğini söyledi. Sakurai'nin suçlamaları kabul edip etmediğini açıklamayan polis, saldırının ardındaki neden ve koşulları araştırdıklarını duyurdu. Ayrıca iki kadın arasındaki ilişkiyi de inceliyorlar.

Japan Today'in haberine göre mağdur ertesi gün saat 13.30 civarında, Sakurai dışarıdayken evden kaçmayı başardı. Beyaz bir maske takan kadın, yakındaki bir dükkana koşarak yaraları nedeniyle konuşamadığı için üzerinde "Lütfen bana yardım edin" yazan bir notu bir çalışana uzattı. Çalışan durumu polise ihbar etti.

Kadın daha sonra polise, Sakurai'den korktuğu için daha erken kaçamadığını söyledi. "Sakurai'den korkuyordum, bu yüzden hemen kaçamadım" dedi.

Kyodo News'un aktardığı üzere iki kadın Nisan 2025 civarından beri Sakurai'nin evinde birlikte yaşıyordu. Polis, evde başkalarının da kaldığını ve soruşturma kapsamında bu kişileri de sorguladıklarını açıkladı.

Polis memurları, olay sırasında bu kişilerden bazılarının da evde olabileceği ihtimalini değerlendiriyor.

The Straits Times'ın haberine göre Sakurai'nin tanıdıkları yerel yayıncı TV Asahi'ye, onun evini terk eden kişilere evinde kalma imkanı vererek bazılarının iş bulmasına yardım ettiği bir geçmişi olduğunu söyledi; bu da farklı zamanlarda birkaç kişinin bu evde yaşamış olabileceğini düşündürüyor.

Independent Türkçe